1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid çirkin etmek,çirkin,kabih,kötü ve menfur bir iş yapmak,işlemek,kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
çirkin etmek,çirkin,kabih,kötü ve menfur bir iş yapmak,işlemek,kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemek أَقْبَحَ : إِقْبَاحاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
çirkin görmek,çirkin bulmak,çirkin tutmak,kötümsemek,kabih add etmek,çirkin saymak,bir nesneyi yaramaz addetmekإِسْتِقْبَاحٌ (ج) إِسْتِقْبَاحَاتٌ
çirkin kadın,,kötü,kabih,çirkin kadın,çirkin iş, çirkin nesne,sefihقَبِيحَةٌ (ج) قِبَاحٌ و قَبَائِحُ و قَبِيحَاتٌ
işi çirkin gördü,çirkin saydı,çirkin buldu,müstehcen gödü,kınadı,hoş görmedi,nefret ettiإِسْتَهْجَنَ العَمَلَ : إِسْتَقْبَحَهُ
çirkin olmak müstehcen olmak,kabih ve kerih görmek,kötü,çirkin ve na seza add etmek,istihcan,çirkin görme,hoşlanmayışإِسْتِهْجَانٌ (ج) إِسْتِهْجَانَاتٌ
iğrenç,kötü,çirkin,çirkin iş,menfur,menfur,münker şey,çirkin şey,deha,fıtnat,akıllı dahiye zeki kadın,şiddetنَكرَاءُ
bir iş çirkin ve kötü olmak,kadın fahişe olmak,aşırı olmak,çirkin,müstehcen,iğrenç olmak,pek çirkin söz söylemek,haddi aşmak,fahiş olmak,kadın pek çirkin ve büyük olmakفَحُشَ ـُـ فحْشاً و فَحَاشَةً و مَفْحَشاً
ziyade,çirkin,pek,kabih,çok kötü,pek iğrenç,en çirkin,pek çirkin,pek fenaأَبْشَعُ
ziyade çirkin,en çirkin,pek,kabih,çok kötü,pek iğrenç,pek çirkin,pek fenaأَبْشَعُ
bir şey müstehcen,çirkin ve kötü olmak,çirkin bulmak,kınamak,ayıplamak,beğenmemek,çirkin saymak,müstehcen görmek,nefret etmek,kınamak,hoş görmemek,sevmemek,beğenmemek,onur kırıcı saymakإِسْتَهْجَنَ : إِسْتِهْجَاناً ، هُ
çirkin,kabih,kötü bir iş yapmak,işlemek,çirkin bulmakأَقْبَحَ : إِقْبَاحاً
kınamak,çirkin görmek,çirkin bulmak,beğenmemek,nefret etmekإِسْتَنْكَرَ : إِسْتِنْكَاراً
çirkin ve kötü iş işlemek,çirkin söz söylemekأَفْحَشَ : إِفْحَاشاً
çirkin addetti,nahoş tuttu,çirkin ve nahoş buldu,onu tatsız buldu,onu çirkin,kötü,iğrenç,yaramaz,yatlı bulduإِسْتَبْشعَهُ : عَدَّهُ بَشِعاً
çirkin yenilgi,menfur hezimet,çirkin yenilgiye uğramaهِزِّيمَي : هَزِيمَةٌ نَكْراءُ
çirkinleştirmek,çirkin yapmak,çirkin etmek,kötülemek,birinin işini beğenmeyip çirkinlikle vasıflamak,nitelemekقَبَّحَ : تَقْبِيحاً عَلَي ، هُ
çirkin,kötü,iğrenç,rezil,kabih,pek aşırı bed ve kabih ve yakışmaz ve çirkin olan,şeniشَنِيعٌ (ج) شَنَائِعُ
çirkin olmak müstehcen olmak,kabih ve kerih görmek,kötü,çirkin ve na seza add etmek,istihcan,çirkin görme,hoşlanmayışإِسْتِهْجَانٌ (ج) إِسْتِهْجَانَاتٌ
çirkin etmek,çirkin,kabih,kötü ve menfur bir iş yapmak,işlemek,kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemekأَقْبَحَ : إِقْبَاحاً
çirkin,kabih,kötü bir iş yapmak,işlemek,çirkin bulmakأَقْبَحَ : إِقْبَاحاً
çirkin kadın,,kötü,kabih,çirkin kadın,çirkin iş, çirkin nesne,sefihقَبِيحَةٌ (ج) قِبَاحٌ و قَبَائِحُ و قَبِيحَاتٌ
çirkin görmek,çirkin bulmak,çirkin tutmak,kötümsemek,kabih add etmek,çirkin saymak,bir nesneyi yaramaz addetmekإِسْتِقْبَاحٌ (ج) إِسْتِقْبَاحَاتٌ
ziyade çirkin,en çirkin,pek,kabih,çok kötü,pek iğrenç,pek çirkin,pek fenaأَبْشَعُ
ziyade,çirkin,pek,kabih,çok kötü,pek iğrenç,en çirkin,pek çirkin,pek fenaأَبْشَعُ
ziyade kabih ve habis ve ayıp olan,pek çirkin,daha kötü,pek kabih,beterأَقْبَحُ (ج) قُبْحٌ وَ أَقَابِحُ (م) قَبْحَاءُ
çirkin,kabih,kötü olmakقَبُحَ ـُـ قُبْحاً و قَبْحاً و قَبَاحَةً و قُبُوحاً و قُبُوحَةً و قَبَاحَةً
kötü, çirkin ve kabih olmakشَنُعَ ـُـ شَنَاعَةً
çirkin,kötü,kabih,sefih,bedقَبِيحٌ (ج) قِبَاحٌ و قُبَحَاءُ و قَبْحَي و قَبَاحِي
bir nesneyi yaramaz addetmek,çirkin saymak,çirkinsemek,ayıplamak,beğenmemek,kötülemek,çirkin görmek,kötümsemek,kabih add etmek,nefret etmekإِسْتَقْبَحَ : إِسْتِقْبَاحاً ، هُ
ikrar olunmayan ve kabih görülen,kötülük,yaman,hoş,yasal ve makul olmayan nesne,münker,cehalet,makul olmayan şey,doğru aklın ve şeriatın çirkin saydığı amel,kötülük,yaman,ikrar olunmayan ve kabih görülen,yaramaz iş,cehalet,çirkin şey,aklı selimin kötü görüldüğü her şey şeriatın kötü gördüğü veya haram ve mekruh kıldığıمُنْكَرٌ (ج) مُنْكَرَاتٌ و مَنَاكِرُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
birinin aleyinde kötü söz söylemek,bir kimseye kabih ve çirkin şey söylemek,teşni ve takbih eylemek,birine kötü haber vermekأَنْعَي : إِنْعَاءً ، عَلَي ، هُ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
iğrenç,kötü,çirkin,çirkin iş,menfur,menfur,münker şey,çirkin şey,deha,fıtnat,akıllı dahiye zeki kadın,şiddetنَكرَاءُ
menfurمَنْفُورٌ
menfur saldırıهجوم منفور
menfur cinayetجريمة نكراء
menfur cinayetجَرِمَةٌ نَكْرَاءُ
menfur (ar)نكراء ، شنيع
menfur,sevilmeyen,mekruhمَقِيتٌ : مَكْرُوهٌ
nesne menfur,sevilmez olduبَغُضَ و بَغِضَ الشَّيْئُ : صَارَ مَكْرُهاً
nesne menfur,sevilmez olmakبَغُضَ ـُـ بَغَاضَةً و بُغْضاً و بُغْضَةً و بَغِضَ ـَـ بُغْضاً
iğrenç,kerih,çirkin,menfurكَرِهٌ : كَرِيهٌ
iğrenç,kerih,çirkin,menfurكَرِهٌ : كَرِيهٌ
çirkin,menfur,iğrenç olmakكَرُهَ ـُـ كَرَاهَةً و كَرَاهِيَةً
nesne çirkin,menfur,iğrenç olduكَرُهَ الشَّيْئُ
iğrenç,menfur,sevilmeyen, kendisinden hazedilmeyen nefret edilenمَبْغُوضٌ : مُبْغَضٌ
kızıl benizli,güzel olmayan yüz,menfur,iğrençمُقْرِفٌ
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
acayip iş,garip iş,düzme iş,uydurma,karışık işفَرِيٌّ مِنَ الأُمُورِ
şer,kötülük,sevilmeyen iş,ulu iş,büyük iş,iğrenç iş,büyük ve mühim iş, garip ve acayip şey,vahametli ve tehlikeli iş,garip acayip,büyük,vahimkötü musbet,yüksek sert yer,otsuz yer,dolu bavul,çanta,بُجْرٌ (ج) أَبَاجِرُ (جج) أَبَاجِيرُ : شَرٌّ ، عَجَبٌ ، أَمْرٌ عَظِيمٌ ، مُصِيبَةٌ بَجْرَاءُ ، شَيْئٌ عَجِيبٌ ، شَيْئٌ خَطِيرٌ و وخِيمٌ أَرْضٌ صُلْبَةٌ مُرْتَفِعَةٌ ، الأرْضُ الّتِي لاَ نِبَاتَ فِيهَا ، مِنَ الحَقَائِبِ المُمْتَلِئَةُ و يُقَالُ أَتَي بأَمْرٍ بُجْرٍ أَيْ عَظِيم و عَجِيبٍ و وخِيمٍ
güzel iş,büyük iş,kahramanca iş,macera,sergüzeşt,selefin iyi işleriمَأْثَرَةٌ (ج) مَآثِرُ : عَمَلٌ حمِيدٌ ، عَمَلٌ عَظِيمٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ « ألا إن كل مأثرة كانت فى الجاهلية من دم أو مال تذكر وتدعى تحت قدمى إلا ما كان من سقاية الحاج...
bela,musibet,çirkin iş,afet,felaket,dahiye,tuhaf iş,garip şey,güç,kuvvet,zor işإِدٌّ ، إِدَّةٌ (ج) إِدَادٌ وإِدَدٌ : مُصِيبَةٌ ، بَلِيَةٌ ، آفَةٌ ، دَاهِيَةٌ ، حَاجَةٌ غَرِيبَةٌ ، قُوَّةٌ ، أَمْرٌ صَعْبٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
işlemek,iş yapmak,iş düzmek,yapım,yaratmakişlenen bütün iyi ve güzel iş,fiil,amel,eylem,iyilik,davet olunan yemek,eylemekصُنْعٌ
iş bitti,iş tamam oldu,iş tükendiإِنْقَضَي الأَمْرُ
iş,yapılmış,mamül,masnu,fiil,amel,eylem,iş işlemek,içinde yumurta olmayan yuva,işlenen bütün iyi ve güzel iş,iyilik,davet olunan yemekصَنِيعٌ (ج) صَنَائِعُ ، مَصْنُوعٌ
vekil,vis,yadımcı,acenta,temsilcı,milletvekili,koruyucu,bayi,ajenta,alimül efal olan Allah,bakan,yardımcı,muavin,milletvekili,koruyucu,bakan,mümessil,naip,iş sürücü,iş bilici,iş,iş görücü,bayi,kefil,saklayıcıوَكِيلٌ (ج) وُكَلاَءُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
şer,kötülük,sevilmeyen iş,iğrenç iş,büyük ve mühim iş, garip ve acayip şey,vahametli ve tehlikeli iş,garip acayip,büyük,vahimبُجْرٌ (ج) أَبَاجِرُ (جج) أَبَاجيرُ : شَرٌّ ، أمر عظيم ، شيئ عجيب، شيئ خطير ووخيم : يقال: َتَي بِأَمْر بُجْرٍ أي عظيم و عجيب ووخيم
geçmişlerin şanlı ve parlak işi,böyle bir işin yadigar mefharati,işleri değerlisi,ecdattan miras kalan mekremet ve övünecek şey,iyi iş,iyilik,övülmeye değer şey,unutulmaz şey,güzel iş,büyük iş,kahramanca iş,macera,sergüzeşt,selefin iyi işleriمَأْثَرَةٌ (ج) مَآثِرُ : عَمَلٌ حمِيدٌ ، عَمَلٌ عَظِيمٌ
ağaçsız binasız geniş yer,açık iş,ıssız ağaçsız binasız geniş ve bitkisiz yer,çöl,sahra,açık,açık iş,aydın iş,yanlış görüş,çıplak ve açık kır,hali yer,boş yer,rey-i münker,kabul olunmayacak rey,meydanda ve aşikar olan iş,ayrılmak,gizli iş aşikare olmak,bırakmak,terketmek,gitmekبَرَاحٌ : مُغَادَرَةٌ، زَوَالٌ ، ذَهَابٌ ، صَحْرَاءُ ، ظُهُورٌ ، بَيَانٌ ، مِنَ الأَمْرِ البَيِّنِ و الوَاضِحِ ، الرَّأْيُ المُنْكَرُ ، المُتَّسَعُ مِنَ الأَرْض لاَ نَبَاتَ فِيهِ ،
çirkin iş,kötü iş,dahi adam,artık parmaklıأَزْمَعُ (ج) أَزَامِعُ : أَمْرٌ مُنْكَرٌ ، رَجُلٌ دَاهِيةٌ ، زَائِدُ الأَصَابِعِ
iyi iş,güzel iş,kerem,cömertlik,bir failden olan fiil,eylemفَعَالٌ *
iyi iş,güzel iş,kerem,cömertlik,bir failden olan fiil,eylemفَعَالٌ
iş doğru gitti,iş doğruldu,yolunda olduإِتْلأَبَّ الأَمْرُ
hata etmek,yanılmak,kabahat etmek,günah işlemek,kabahat işlemekخَطِئَ ـَـ خَطْأً و خَطَاءً و خَطَأَ
çirkin etmek,çirkin,kabih,kötü ve menfur bir iş yapmak,işlemek,kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemekأَقْبَحَ : إِقْبَاحاً
günah işlemek,suç işlemek,helal olmayan iş yapmakأَثِمَ ـَـ أَثَماً و إِثْماً و أَثَاماً و مَأْثَماً
suç,günah,kabahat,cinayet işlemekجَرَمَ ـِـ جَرِيمَةً إِلَي ، عَلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ :وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلاَّ تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
cürüm,kabahat ve günah işlemek,budamakإِجْتِرَامٌ (ج) إِجْتِرَامَاتٌ
hata işlemek,yanlış yapmak,suç işlemekإِرْتِكَابُ الخَطَأِ
yanılmak,hata etmek,suç işlemek,günah işlemek,yanlışlık etmek,kabahat etmek,hataya düşmek,ok hedefi şaşırmak,yoldan sapmak,rast ve sevab olmayan yola gitmek,sülük eylemek,yanıltmak,bir kimseyi hataya düşürmekأَخْطَأَ : إِخْطَاءً و خَاطِئَةً بَيْنَ ، فِي، هُ
kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemekإِقْبَاحٌ (ج) إِقْبَاحَاتٌ
günah işlemek,günahkar olmak,suç işlemek,kabahat etmek,hata etmek,günah sahibi olmakأَذْنَبَ : إِذْنَاباً
toprağı atmak,savurmak,takdir etmek,kesmek,bir kimsenin işlediği fiili işlemek,benzerini yapmak,işlemek,haris olmak,düşkün olmak,kişinin karşısında oturmak,,eşitlemek,düzeltmekحَذَا ـُـ حَذْواً و حِذَاءً
günah işlemek,suç işlemek,günahkar olmak,haram irtikab etmek,günahkar olmak,helal olmayan iş yapmak,günah etmek,hata etmek,yanılmak,suç işlemekأَثِمَ ـَـ أَثَماً و إِثْماً و أَثَاماً و مَأْثَماً
sokulmak,batmak,girmek,yerin altına geçmek,işlemek,formüle etmek,bir şeyi güzel düzmek,formüle etmek,yazmak,kalıba dökmek,kiplemek,işlemek,kalıba dökmek,formüle etmek,düzmek,bir modele göre yapmak,şekillendirmek,biçimlendirmek,yaratmak,uydurmak,yazmak,işlemek,kalıba dökmek,formüle etmek,düzmek,bir modele göre ,işlemek,formüle etmek,yaratmak,kalıba dökmek,uydurmak,işlemek,kalıba dökmek,formüle etmek,düzmek,bir modele göre yapmak,şekillendirmek,biçimlendirmek,yaratmak,uydurmak,yazmak,işlemek,kalıba dökmek,formüle etmek,düzmek,bir modele göre yapmak,şekillendirmek,biçimlendirmek,yaratmak,uydurmak,yazmakصَاغَ ـُـ صَوْغاً و صِيغَةً و صِيَاغَةً و صَيْغُوغَةً
hurma ağacının meyvesini taze iken tahmin etmek,suç,cürüm,kabahat ve günah işlemek,budamak,kazanmak,kesbü kar etmekإِجْتَرَمَ : إِجْتِرَاماً
fena yapmak,bozmak,kötülük yapmak,arka,yardımcı kılmak,fena yapmak,bozmak,kötülük yapmak,arka,yardımcı kılmak,yardım etmek,zahir olmak,kötü iş işlemekأَرْدَأَ : إِرْدَاءً
suç işlemek,cinayet işlemek,günah işlemek,meyve devşirmek,toplamak,biçmek,vergi tahsil etmekجَنَي ـِـ جَنْياً و جِنَايَةَ عَلَيِ
çirkin etmek,çirkin,kabih,kötü ve menfur bir iş yapmak,işlemek,kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemekأَقْبَحَ : إِقْبَاحاً
ayıplamak,kınamak,ayıp ve kabih add etmek,serzeniş etmek,tayip etmekتَعْيِيبٌ (ج) تَعْيِيبَاتٌ
ayıplamak,kınamak,ayıp ve kabih add etmek,serzeniş etmekتَعْيِيبٌ (ج) تَعْيِيبَاتٌ
ayıp ve kabih add etmek,serzeniş etmekتَعْيِيبٌ (ج) تَعْيِيبَاتٌ
kerih,kabih,çirkin,gayr-i makbul olan,acı ve boğaz yakıcı,sert,nahoş,kabih,hoşolmayan,iğrenç,tatsız,tıkız,tadı yaramaz yemekبَشِيعٌ ، بَشِعٌ ، كَرِيهٌ ، قَبِيحٌ
şeni ve kabih add etmek,ayıplamak,zem etmek,yaramazlık söyleyip sövmek,ayıp görmekتَشْنِيعٌ (ج) تَشْنِيعَاتٌ
kabih ve çirkin add etmek,çirkinleşmekتَقَبُّحٌ (ج) تَقَبُّحَاتٌ
kabih ve çirkin add etmek,çirkinleşmekتَقَبَّحَ : تَقَبُّحاً
ziyade kabih ve habis ve ayıp olan,pek çirkin,daha kötü,pek kabih,beterأَقْبَحُ (ج) قُبْحٌ وَ أَقَابِحُ (م) قَبْحَاءُ
bir nesneyi yaramaz addetmek,çirkin saymak,çirkinsemek,ayıplamak,beğenmemek,kötülemek,çirkin görmek,kötümsemek,kabih add etmek,nefret etmekإِسْتَقْبَحَ : إِسْتِقْبَاحاً ، هُ
kabahat etmek,kabih ve ayıp bir iş işlemekإِقْبَاحٌ (ج) إِقْبَاحَاتٌ
çirkin,kötü,iğrenç,rezil,kabih,pek aşırı bed ve kabih ve yakışmaz ve çirkin olan,şeniشَنِيعٌ (ج) شَنَائِعُ
kabih ve çirkin ve kabahat add etmekle levm ve zem edip azariş etmek,çirkinleştirmek,başa kakmakتقْبِيح (ج) تَقْبيحَاتٌ
çirkin görmek,çirkin bulmak,çirkin tutmak,kötümsemek,kabih add etmek,çirkin saymak,bir nesneyi yaramaz addetmekإِسْتِقْبَاحٌ (ج) إِسْتِقْبَاحَاتٌ
bir kimseye hoşlanmayıp dargın,gamkin olacak iş etmek,kemlik ve kötülük eylemek,bir nesne çirkin ve kabih olmakسَوَاءٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
sözde çierkinlik,noksanlık,nakisa,melezlik,çirkinlik,ayıp,kusur,kabahat,ayıp,kusur,sözü kusurlu kılan mahzur,çirkin konuşmakهُجْنَةٌ : قُبْحٌ و نَقِيصَةٌ فِي الكَلاَمِ
kınama,ayıplama,tenkit etme,takbih etme,kötüleme,yerme,suçlama,kusur,kabahat,eksiklik,ayıp,şuyundan korkulan ayıp ve nakisa ve haslat-ı zemime,ayıp,kusur,kınama,ayıplama,tenkit etme,takbih etme,kötüleme,yerme,suçlama,kusur,kabahat,eksiklik,ayıpمَثْلَبَةٌ ، مَثْلُبَةٌ (ج) مَثَالِبُ عَيْبٌ و يقال فُلانٌ ذُو مَثَالِب
yüksek yer,küçük tepeler,tepecik,yerin inişli yokuşlu engebeli,ve arızalı olması,bir şeyin şekil ve suretindeki ihtilaf,her yeri bir olmaması ,zaaf,zayıf,gevşeklik,eğrilik,çarplık,ayıp noksanlık,boş yer,aralık,eğri büğrülük,ayıp,zayıflık,güzel yol,boşluk,ferağ,şek,şüphe,eğilmekأَمْتٌ (ج) إِمَاتٌ و أُمُتٌ و أُمُوتٌ : ضغن ، وهن ، عيب ، نقصان ، نقيصة ، شك ، شبهة ، محل مرتفع : و يقال بالمكان أَمْتٌ و سرنا سيرا لا أمت فيه و إمتلأ السقاء فما به أمت و إن الله حرم الخمر فلا أمت فيها
eksilmek,eksiltmek,eksiklik,ayıp,kusur,noksan,ayıp,kusur,noksan,noksanlık,eksilme,zaaf,bir şeyden eksilip giden miktar,zaaf,bir şeyden eksilip giden miktarنَقْصٌ
ayıpتَافَه
ayıpذِيْنٌ
ayıpبُلُهٌ
ayıpبُلُلٌ
ayıpشَنَارٌ
ayıpذَامٌ و فِي المَثَلِ
ayıp!يَا لِلْعَارِ !
ayıp sana!عار عليك!
ayıp oluyorيكون عيبا
ayıp bulmakعزو الهجنة
ayıp,kusurعَوَارٌ : عَيْبٌ
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
acayip iş,garip iş,düzme iş,uydurma,karışık işفَرِيٌّ مِنَ الأُمُورِ
şer,kötülük,sevilmeyen iş,ulu iş,büyük iş,iğrenç iş,büyük ve mühim iş, garip ve acayip şey,vahametli ve tehlikeli iş,garip acayip,büyük,vahimkötü musbet,yüksek sert yer,otsuz yer,dolu bavul,çanta,بُجْرٌ (ج) أَبَاجِرُ (جج) أَبَاجِيرُ : شَرٌّ ، عَجَبٌ ، أَمْرٌ عَظِيمٌ ، مُصِيبَةٌ بَجْرَاءُ ، شَيْئٌ عَجِيبٌ ، شَيْئٌ خَطِيرٌ و وخِيمٌ أَرْضٌ صُلْبَةٌ مُرْتَفِعَةٌ ، الأرْضُ الّتِي لاَ نِبَاتَ فِيهَا ، مِنَ الحَقَائِبِ المُمْتَلِئَةُ و يُقَالُ أَتَي بأَمْرٍ بُجْرٍ أَيْ عَظِيم و عَجِيبٍ و وخِيمٍ
güzel iş,büyük iş,kahramanca iş,macera,sergüzeşt,selefin iyi işleriمَأْثَرَةٌ (ج) مَآثِرُ : عَمَلٌ حمِيدٌ ، عَمَلٌ عَظِيمٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ « ألا إن كل مأثرة كانت فى الجاهلية من دم أو مال تذكر وتدعى تحت قدمى إلا ما كان من سقاية الحاج...
bela,musibet,çirkin iş,afet,felaket,dahiye,tuhaf iş,garip şey,güç,kuvvet,zor işإِدٌّ ، إِدَّةٌ (ج) إِدَادٌ وإِدَدٌ : مُصِيبَةٌ ، بَلِيَةٌ ، آفَةٌ ، دَاهِيَةٌ ، حَاجَةٌ غَرِيبَةٌ ، قُوَّةٌ ، أَمْرٌ صَعْبٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
işlemek,iş yapmak,iş düzmek,yapım,yaratmakişlenen bütün iyi ve güzel iş,fiil,amel,eylem,iyilik,davet olunan yemek,eylemekصُنْعٌ
iş bitti,iş tamam oldu,iş tükendiإِنْقَضَي الأَمْرُ
iş,yapılmış,mamül,masnu,fiil,amel,eylem,iş işlemek,içinde yumurta olmayan yuva,işlenen bütün iyi ve güzel iş,iyilik,davet olunan yemekصَنِيعٌ (ج) صَنَائِعُ ، مَصْنُوعٌ
vekil,vis,yadımcı,acenta,temsilcı,milletvekili,koruyucu,bayi,ajenta,alimül efal olan Allah,bakan,yardımcı,muavin,milletvekili,koruyucu,bakan,mümessil,naip,iş sürücü,iş bilici,iş,iş görücü,bayi,kefil,saklayıcıوَكِيلٌ (ج) وُكَلاَءُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
şer,kötülük,sevilmeyen iş,iğrenç iş,büyük ve mühim iş, garip ve acayip şey,vahametli ve tehlikeli iş,garip acayip,büyük,vahimبُجْرٌ (ج) أَبَاجِرُ (جج) أَبَاجيرُ : شَرٌّ ، أمر عظيم ، شيئ عجيب، شيئ خطير ووخيم : يقال: َتَي بِأَمْر بُجْرٍ أي عظيم و عجيب ووخيم
geçmişlerin şanlı ve parlak işi,böyle bir işin yadigar mefharati,işleri değerlisi,ecdattan miras kalan mekremet ve övünecek şey,iyi iş,iyilik,övülmeye değer şey,unutulmaz şey,güzel iş,büyük iş,kahramanca iş,macera,sergüzeşt,selefin iyi işleriمَأْثَرَةٌ (ج) مَآثِرُ : عَمَلٌ حمِيدٌ ، عَمَلٌ عَظِيمٌ
ağaçsız binasız geniş yer,açık iş,ıssız ağaçsız binasız geniş ve bitkisiz yer,çöl,sahra,açık,açık iş,aydın iş,yanlış görüş,çıplak ve açık kır,hali yer,boş yer,rey-i münker,kabul olunmayacak rey,meydanda ve aşikar olan iş,ayrılmak,gizli iş aşikare olmak,bırakmak,terketmek,gitmekبَرَاحٌ : مُغَادَرَةٌ، زَوَالٌ ، ذَهَابٌ ، صَحْرَاءُ ، ظُهُورٌ ، بَيَانٌ ، مِنَ الأَمْرِ البَيِّنِ و الوَاضِحِ ، الرَّأْيُ المُنْكَرُ ، المُتَّسَعُ مِنَ الأَرْض لاَ نَبَاتَ فِيهِ ،
çirkin iş,kötü iş,dahi adam,artık parmaklıأَزْمَعُ (ج) أَزَامِعُ : أَمْرٌ مُنْكَرٌ ، رَجُلٌ دَاهِيةٌ ، زَائِدُ الأَصَابِعِ
iyi iş,güzel iş,kerem,cömertlik,bir failden olan fiil,eylemفَعَالٌ *
iyi iş,güzel iş,kerem,cömertlik,bir failden olan fiil,eylemفَعَالٌ
iş doğru gitti,iş doğruldu,yolunda olduإِتْلأَبَّ الأَمْرُ
suç işlemek,cinayet işlemek,günah işlemek,meyve devşirmek,toplamak,biçmek,vergi tahsil etmekجَنَي ـِـ جَنْياً و جِنَايَةَ عَلَيِ
suç işlemek,günah işlemek,suç irtikab etmek,münasebetsiz iş işlemek,binmek,irtikap etmek,yüklenmek,kötü iş işlemek,süistimal etmek,getirmek,başlamak,Allahtan korkmayıp günah işlemek,bir işe mübaderet ve mübaşeret etmek,bir nesneye yüklenmekإِرْتَكَبَ : إرْتِكَاباً
suç işlemek, günah işlemek, suç irtikab etmek, münasebetsiz iş işlemek, binmekإِرْتَكَبَ : إرْتِكَاباً
suç işlemek,günah işlemek,günah işlemek,günahkar olmakأَذْنَبَ : إِذْنَاباً
günah işlemek,suç işlemek,helal olmayan iş yapmakأَثِمَ ـَـ أَثَماً و إِثْماً و أَثَاماً و مَأْثَماً
günah işlemek,suç işlemek,günaha girmek,günahkar olmakأَثِمَ ـَـ إِثْماً
azmak,yanılmak,hata işlemek,günah işlemek,yoldan çıkmak,kötü yola sapmakغَوِيَ ـَـ غَوَايَةً
üzerine nakış işlemek,süslemek,donatmak,işlemek , nakışlamakزَرْكَشَ : زَرْكَشَةً ، هُ
hata işlemek,yanlış yapmak,suç işlemekإِرْتِكَابُ الخَطَأِ
kesmek,suç,günah işlemek,çoluk çocuğunun rızkını kazanmak,temin etmek,cinayet işlemek,koyunu kırkmak,eti kemikten ayırmak,soymak,yarmakجَرَمَ ـِـ جَرْماً وجِرَاماً إِلي ، علي
kesmek,kırkmak,günah işlemek,hurma ağacının meyvesini toplamak,budamak,günah işlemek,kazanmak,almakجَرْمٌ
günah işlemek,suç işlemek,günahkar olmak,haram irtikab etmek,günahkar olmak,helal olmayan iş yapmak,günah etmek,hata etmek,yanılmak,suç işlemekأَثِمَ ـَـ أَثَماً و إِثْماً و أَثَاماً و مَأْثَماً
tarlayı ekin ekmek için sürmek,yeri sürmek,,işlemek,yarmak,hile ve düen eylemek,işlemekفَلَحَ ـَـ فَلْحاً
açıktan kötü,fahiş iş işlemek,söz söylemek,apacık fahiş işle işlemekتَفَاحَشَ : تَفَاحُشاً
suç işlemek,cinayet işlemekجَرَمَ ـِـ جَرِيمَةً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid