1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamak نَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
erkek çocuk,çocuk,oğlan,küçük çocukصَبِيٌّ (ج) صِبْيَةٌ ة صِبْيانٌ و صِبْوِةٌ (م) صَبِيَةٌ (ج) صَبَايَا ، طِفْلٌ
yeni doğmuş çocuk,bebek,yeni doğan çocuk,küçük çocuk,mevlüt,doğdacı,dünyaya gelen,Mevlütمَوْلُودٌ (ج) مَوَالِيدُ
sütten kesilmemiş oğlan veya kız çocuğu,erkek çocuk,çocuk,sabi,küçük çocuk,oğlan,gözbebeği,kulak yumuşağının alt yanında olan kemik,kolun ağzı,ayağın ucu;çene kemiklerinin ucu,çırak,acemi oğlan,yağmur damlacıklarıصَبِيٌ (ج) صِبْيَةٌ و صَبْيَةٌ و صُبْيَةٌ و صِبْيَان و صُبيَانٌ وصِبْوَانٌ و صُبْوَانٌ و صِبْوَةٌ و أَصْبٍ و أَصْبِيَةٌ (م) صَبِيَةٌ (ج) صَبَايَا
cılız ve sıska çocuk,eksik organlı çocuk,cüce,bodurمُودَنٌ
cılız ve sıska çocuk,eksik organlı çocuk,cüce,bodurمُؤْدَنٌ : مُوْدَنٌ
yeni doğmuş çocuk,oğlan, kul, hizmetçi, köle,küçük çocukوَلِيدٌ (ج) وِلْدَانٌ ووِلْدَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gayrimeşru çocuk,nesebşi gayri sahih çocuk,piçإِبْنُ غَيْرُ شَرْعِيٍّ
çocuk doğunca ağladı,çocuk doğudukta çağırıp bağırdıأَهَلَّ الصَّبِيُّ : رَفَعَ صَوْتَهُ بالبُكَاءِ
yürüteç,çocuk emekleme arabası,çocuk oyuncağıدَاحٌ (و) دَاحَةٌ ، حَالٌ
buluntu,anababası tarafından terkedilip sokakta veya başka bir yerde bulunan bebek,çocuk,cami avlusundan bulunmuş çocuk,cami,kilise köşesine veya yola bırakılmış anası babası bilnmeyen çocuk,sokağa bırakılmış çocuk,düşük,adi,rezil kadın,piç,buluntu,kilise cami duvarına ve avlusuna bırakılan çocuk,anababası tarafından terkedilip sokakta veya başka bir yerde bulunan bebek,çocuk,cami,kilise köşesine veya yola bırakılmış anası babası bilnmeyen çocuk,sokağa bırakılmış çocuk,düşük,adi,rezil kadın,piç,yerden alınıp kaldırılmış şey,aniden üzerine çıka gelen kuyuلَقِيطٌ (ج) لُقَطَاءُ : لَقِيطَةٌ
çocuk buluğa yaklaştı,oğlan boylandı,büyüdü,boybos çekti,erkek çocuk yirmi yaşına yaklaştıأَيْفَعَ الغُلاَمُ : كَبُرَ و تَرَعْرَعَ
çocuk ayağa kalkmazdan yerden sürtünmek,emeklemek,masum çocuk ayağa kalkmadan yerde sürtünmektirحَبْوٌ
kadın çocuklu olmak,çocuk sahibi olmak,çocuk doğurmak,getirmek,güneş batarken kızarmakأَطْفَلَ : إِطْفَالاً و تَقُولُ مَازَالَ يُطْفِلُ عَلَي النَّاسِ حَتَّي نسخ طُفَيل الأَعْرَاسِ
nesneyi kısaltmak,küçültmek,kadın zayıf bir çocuk doğurmak,kısal kollu ve kısa boyunlu çocuk doğurmakأَوْدَنَ : إِيْدَاناً
çocuk boy bos atıp ergin çağına yaklaşmak,erkek çocuk yirmi yaşına yaklaşmak,yükseğe çıkmak,dağaçıkmakيَفَعَ ـَِـ يَفْعاً
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
tıpkı babasına benzerالعرق دساس
onların babasına git !إذهب إلي أبيهم !
ahlak bakımından babasına benzemekتَأَسَّلَ : تَاَسُّلاً
sevgisini babasına hasr ettiحَصَرَ مَحَبَّتَهُ فِي أَبِيهِ
çocuk babasına çekti,benzediنَزَعَ الوَلَدُ نُزُوعاً أَبَاهُ و إِلَيْهِ
babasına karşı darbe yaptıقَامَ بالإِنْقِلاَبِ ضِدَّ أَبِيهِ
babasına benzedi,tıpkı babasıdırتَأَسَّلَ أَبَاهُ
adam babasına nisbet ettiأَنْمَي الرَّجُلَ إِلَي أَبِيهِ : نَسَبَهُ إِلَيْهِ
anne ve babasına isyan ettiعَقَّ وَالِدَيْهِ
ahlak ve şemailde babasına benzemekتَأَسَّلَ : تَأَسُّلاً
ahlak ve şemailde babasına benzemekتَأَسَّلَ : تَأَسُّلاً ، هُ
adam ana babasına karşı geldi,itaat etmediأَعَقَّ الرَّجُلُ : جَاءَ بالعِصْيانِ و العُقُوقِ
çocuk babasına ahlak ve şemailde babasınabenzedi,tıpkı babasıdırتَأَسَّلَ الوَلَدُ أَبَاهُ : أَشْبَهَهُ فِي صِفَاتِهِ و أَخْلاَقِهِ
iyi,iyilik eden,itaatkar ,dindar,sözüne sadık,müttaki,takvalı,iyi,salih,ilahi emirlere itaat eden,iyi,cömert,muhsin,kerim,sadık,doğru,ana babasına ve sair akrabaya karşı görevlerini hüsnü ifa eden,iyi,iyilik eden,itaatkar,dindar,sözüne sadık,iyilik ve ihsan edici,sadık ve dindar ve rastgü olan kimseanasına babasına itaat ve iyilik eden,itaatkarبَارٌّ (ج) أَبْرَارٌ وبَرَرَةٌ :: مُحْسِنٌ ، بَرٌّ ، صَالِحٌ ، صَادِقٌ ، مَنْ يُحْسِنُ وَالِدَيْهِ و يُطِيْعُهُمَا
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
bir nesneye benzemek,birbirine benzemek,benzeşmek,müşabih ve müşakil olmak yumuşak ve kolaylıkla muamele eylemekمُضَاهَاةٌ : مُضَاهَئَةٌ : مُشابَهَةٌ
üstüne almak,deruhte etmek,katlanmak,ıstırap çekmek,cefa çekmek,emek çekmek,müPtela olmak,bir mesafenin büyük kısmını almak,kat etmek,tefrika ve ihtiyar etmek,emek çekmekتَجَشَّمَ : تَجَشُّماً
çekmek,cezp etmek,sofiler katında cenab-ı hakkın bir kulunu hazretine çekmesi,tıpta kalbin aşağı doğru çekildiğini hissettirir bir hastalık çekmek,cezb etmek,cezbe,cezp,kendine doğru çekmek,cazibiyet,cezp etmekجَذْبٌ و يقال أهل الجَذْبِ و جَذْبُ القَلْبِ
bir yana doğru sapıp eğilmek,çekmek,cezb etmek,bir tarafa doğru sapıp meyil etmek,eğilmek,birinin gönlünü kendine çekmek,gönül hoiş etmek,gönlünü çelmek,gönül hoşluğunu vermek,kendi tarafına yetitirmek,çekmek istemek,kabın içndekini almak,bir şeye meyil eإِسْتَمَالَ : إِسْتِمَالَةً بِ، هُ
çevgen yahut eğri ağaç veya gelberi nesne ile bir şeyi çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmek,kanca ile çekmek,kötü beslenmek,gıdasızlıkحَجْنٌ
kolay fark olunmak derecede benzeşmek,şüphelenmek,benzemek,şek ve şüphe,reyb,irtiyab,karışık,muhtelit,benzemek,iltibasإِشْتِبَاهٌ (ج) إِشْتِبَاهَاتٌ :إِلْتِبَاسٌ، مُخْتَلَطٌ
sıyırmak,çekmek,bir nesneyi çekip çıkarmak,hırsızlık,kılıç çekmekسَلٌّ
şek,şüphe,şüphe etmek,kuşku,kuşkulanmak,şüphe etmek,şek,şüphe,kuşku,deve yürürken ön ayağını azacık salmak ve yemelemek,topallamak,hizaya çekmek,babasına çekmek,benzemek,okşamak,kuşku,ikircinlik,güman,bir kavlin sıhatı yakinen bilinmeyip sıhatı ve kizbi arasında tereddit etmek,deve yürürken ön ayağını azacık salmak ve yemelemek,topallamak,ikircinlikشَكٌّ (ج) شُكُوكٌ
birbirini çekmek,her biri bir taraftan çekip münazaa etmek,biribirini çekmek,çekişmek,çekiştirmek,cezbolunmakتَجَاذَبَ : تَجَاذُباً
deveye kolan çekmek,bir nesneyi gizlemek,giyimliğe astar çekmek,kılıcı bele takmak,sırdaş,özel dost edinmekأَبْطَنَ : إِبْطَاناً ، هُ
bir şeye benzetmek,benzemek,benzeşmek,kıyas etmekمَاثَلَ : مُمَاثَلَةً بِ ، هُ
dayanmak,tahammül etmek,bir yerden bir yere göçmek,çekmek,yüklenmek,,ağır bir işe girişmekإِحْتَمَلَ : إِحْتِمَالاً
bir nesneyi uzasın diye çekmek,bir işi şevk ve süratle yapmak,bez yırtmak,saç ve sakal taramak,çabuk olmak,vurmakta acele etmek,yarmak,çekmek,ivmek,bir işi şevk ve süratle yapmak,çabuk olmak,örnek yazı,model,meşkمَشْقٌ
kapıyı tırkazlamak,kapıyı kapamak,bir nesneyi bağlayıp bitiştirmek,bir şeyi bir şeyle yapıştırmak,bir şeye zorlamak,mecbur etmek,kavim birbirini sıkıştırmak,tazyik eder olmak,birini mızrakla sancımak,dürtmek,çekmek,yapıştırmak,toplanmak,sıkışmak,mızrakla dürtmek,sertleşmek,katılaşmak,yaklaştırmak,bağlamak,çekmek,yapıştırmak,toplanmak,sıkışmak,mızrakla dürtmek,sertleşmek,katılaşmakلَزَّ ـ لَزّاً و لَزَزاً و لَزَازاً بِ ، إلي
adam işten geri kaldı,işten usanıp gevşek davrandıبَجِرَ الرَّجُلُ عَنِ الأَمْرِ : تَأَخَّرَ عَنْهُ
işten tembellik eyledi,işten ona futur geldiإِنْفَشَّ عَنِ الأَمْرِ : كَسَلَ عَنْهُ
işten tiksindi,nefret etti,işten çekildiإِشْمَأَزَّ عَنِ الأَمْرِ
birini işten alıkoyup geciktirmek,hayal kırıklığına uğratmak,azmini kırmak,canını sıkmak,üzmek ,caydırmak,ümitlerini boşa çıkarmak,işten alı koymak,dudak şişmekثَبَطَ ـُـ ثَبْطاً و ثَبَطاً
birini bir şeyle çok meşgul etmek,gafil etmek,başına iş çıkarmak,oyalandırmak,işgal etmek,oyalamak,işten alı koymak,avutmak,uğraştırmak,işten bulundurmakأَشْغَلَ : إِشْغَالاً بِ ، هُ ، عَنْ
göbek şişmek,dışarı çıkmak,fırlamak,birinin karnı büyümek,içi şişmek,birinin karnı su ile dolup kanmamak,işten geri kalmak,,göbek fıtığı olmak,karnı büyük olmak,çok içmeden karnı şişmek,bir işten usanıp gevşek davranmakبَجِرَ ـَـ بَجَراً عَنْ
boşaltmak,paydos etmek,tatil etmek,durdurmak,aksatmakk,kadın ziynetsiz,süssüz olmak,durdurmak,aksatmak,arızalandırmak iptal etmek,alı koymak,boşaltmak,işten güçten fariğ kılmak,işten güçten kalınan gün,tatil,paydos,Hak tealanın haşa bütün sıfatını ret ve inkar etmekتَعْطِيلٌ (ج) تَعْطِيَلاَتٌ
istenإختيار
işten korktuأَعْظَمَ الأَمْرَ : هَالَهُ
işten çekildiفَرَدَ عَنِ العَمَلِ
işten korktuإِسْتَوْقَعَ الأَمْرَ : تَخَوَّفَ مِنْهُ
işten kesilmekإنقطاع عن العمل
işten çekilmekإِخْتِلاَءٌ ، إعْتِزَالٌ
işten çıkarmakإخراج من الخدمة ، إعفاء
işten kesildiإِنْقَطَعَ عَنِ العَمَلِ
namazı eda etmekten vaz geçti,namazdan vaz geçti,döndüإِنْفَتَلَ عَنِ الصَّلاَةِ : رَجَعَ
kendi azlini talep etmek,memuriyetten af olunmağı talep etmek,af dilemek,istifa etmek,teklif edilen işten af edilmesini istemek,af dilemek,af istemek,görevden çekilmesini istemek,vaz geçmek,vaz geçilmesini istemekإِسْتَعْفَي : إِسْتِعْفَاءً
karşı koymak , men etmek , engellemek , önlemek, geri püskürtmek,kovmak,tardetmek ,,yüz çevirmek,itmek,def etmek,vaz geçirmek,geridönmek, alıkoymak,durdurmak,yüz çevirmek,men etmek,önlemek,karşı koymak,yüz çevirmek,itmek,def k,karşı koymak,men etmek,engellemek,önlemek,karşı koymak,yüz çevirmek,itmek,def etmek,vaz geçirmek,geri dönmek,geri püskürtmek,kovmak,tartetmek,alıkoymak,durdurmak,vaz geçirmek,def etmek,alıkoymak,engel olmak,vaz geçmekصَدَّ ـُـ صَدَّاً عَنْ
birinin hakkını azaltmak,hakkını eksik vermek,hakkını eksiltmek,tenkis etmek,aldatmak,çok sıcak olmak,vaz geçirmek,hapis etmek,değerini düşürmek,nakıs kılmak,bühtan etmek,iftira etmek,hapis etmek,yemin etmek,hakkının bir miktarını yemek,işinden çevirmek,vaz geçirmek,alıkoymak,mani olmak,and vermek,yemin ettirmek,şahitliğini talep etmek,şahit olmasını teklif etmekأَلَتَ ـِـ أَلْتاً
vaz (far)كف ، ترك ، عدول ، نكص ، مفتوح
statü,durum,koymak,takmak,geçirmek,yerleştirmek,uydurmak,koymak,koymak,vaz etmek,yerleştirmek,doğurmak,basmak,yerleştirmek,takmak,durum,,geçirmek,atmak,yerleştirmek,doğurmak,koşmak,vaz etmek,takmak,akmak,vurmak,durum,vaziyet,hal,pozisyon,statü Kürtçede rewş derlerوَضْعٌ (ج) أَوَْضاعٌ ، تَلْفِيقٌ ، زَخْرَفَةٌ ، تَمْوِيهٌ بالبَاطِلِ ، تَوْفِيقٌ بَيْنَ الشَّيْئَين ، إِلْحَاقُ الشَّيْئِ بالشَّيْئِ و إِتْبَاعِهِ بِهِ ، قِيَاسُ الشَّيْئِ بالشَّيْئِ ، إِبْدَاعٌ ، إِحدَاثٌ
vaz geçmekصَدَفَ ـِـ صَدْفاً
vaz geçmekعَبْهَلَةٌ
vaz geç !أتركه ، فوته !
vaz geçmekسُلَّي
vaz geçmekتخلي عن ، ، تراجع ، رجوع ، رفض ، ترك، ، فراغ ، ، عدول عن ، ترك ، تنازل عن ، كف اليد عن او إنكفاف عن ، توقف عن ، إنقطاع ، نكول ، إقلاع ، هجران ،فوت ، إهمال ، إضراب ، فراغة ، إنصراف عن ،
vaz geçmekتَجَهْجَهَ : تَجَهْجُهاً
vaz geçmekرَعْوَةٌ عَنْ
vaz geçmekفَتَاءٌ
bombalanmak,vaz geçmekإِنْقَصَف : إِنْقِصَافاً
atmak,geçmek,net ve parlak olmak,kılıcı kınından sıyırıp çekmek,çıkarmak,soymak,geçmek,işlemek,rengi gitmekنَضَا ـُـ نَضْواً و نُضُوّاً ونُضِيّاً
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
koparmak,çıkarmak,soyunmak,soymak,koparıp çıkarmak,çekmek,sökmek,almak,kaldırmak,uzaklaştırmakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً مِنْ
soymak,çıkarmak,geçmek,kılıcı kınından sıyırıp çekmek,rengi gitmek,atmakنَضَا ـُـ نَضْواً ونُضِيّاً
çıkarmak,kefen soymak,gömülü nesneyi kazıp çıkarmak,sin açmak,mezar açmak,kefen soymak,kuyu ve kabiri boşaltmak,ölüyü soymakنَبْشٌ
sevinmek,yüzü gülmek,güler yüzle kabul etmek,karşılamak,sıyırmak ,soymak,derinin yüzünü kazımak,soymak,sıyırmak,bıyığı deri görünecek kadar kısa kırpmak,kesmek, çekirge otları tekmil yiyip yeryüzünü çıplak bırakmak,işi kendi eliyle görmek,sıyırmak,soymakبَشَرَ ـِـ بَشْراً و بَشِرَ ـَـ بَشْراً بِ
sevinmek,yüzü gülmek,güler yüzle kabul etmek,karşılamak,sıyırmak ,soymak,derinin yüzünü kazımak,soymak,sıyırmak,bıyığı deri görünecek kadar kısa kırpmak,kesmek, çekirge otları tekmil yiyip yeryüzünü çıplak bırakmak,işi kendi eliyle görmek,sıyırmak,soymakبَشَرَ ـِـ بَشْراً و بَشِرَ ـَـ بَشْراً
çıkarmak,kefen soymak,gömülü nesneyi kazıp çıkarmak,sin açmak,mezar açmak,kefen soymak,kuyu ve kabiri boşaltmak,ölüyü soymak,kefen soymak,çıkarmak,örtülü ve gömülü şeyi açmak,çoluk çocuğu için kazanmak,oku attığı hedefe vurmamak,eşmek,deşelemek,ölüyü mezardan kapıp çıkarmak,yerde hazine bulmak,çıkarmak,sırrı yaymak,ifşa etmek,ailenin rızkını kazanmakنَبَشَ ـُـ نَبْشاً لِ ، عَنْ ، هُ
soymak,almak,sökmek,çekip çıkarmak,alıp götürmek,uzaklaştırmak,kapmak,çekmek,kopup çıkmak,koparmak,koparılmak,yerinden sökülüp çıkmak,alıp kapmak,çekilmek,sökülmek,atmak,vaz geçmekإِنْتَزَعَ : إِنْتِزَاعاً مِنْ ، هُ
atlayıp geçmek,haddi aşmak,geçmek,atlatmak,atlamak,ileri geçmek,atlatmak,tecavüz etmekتَخَطَّي : تَخَطِّياً ، هُ
sebzenin kabuğunu soymak,bir şeyin kabuğunu soymak,derisini yüzmek,yolmakقَشَرَ ـُِـ قَشْراً
düşünmeden,hazırlanmadan şiir ve kelam söylemek,bilbedahe şiir vesair kelam söylemek,fevt olmak,ansızın geçmek,helak olmak,bir şeyi acele ile yapmak,soymak,birden yakalamakإِفْتَلَتَ : إِفْتِلاَتاً عَلَي
galebe çalmak,elbisesini soymak,çıkarmak,düşmanını bozmak,bozuk kıyafette ve durumda olmak,kılık ve kıyafeti perişan ve kötü olmak,üstün gelmek,mağlup etmek,galebe çalmak,geçmek,geride bırakmak,elbisesini soymak,çıkarmak,düşmanını bozmak,bedhal ve pejmurde kıyafet olmak,bozuk kıyafette ve durumda olmak,kılık ve kıyafeti perişan ve kötü olmak olmakبَذَّ ـُـَـ بَذّاً و بَذِيذَةً و بَذَذاً و بِذَاذاً و بَذَاذَةً وبُذُوذَةَ
rüzgarı koparıp estirdiإِسْتَهَبَّ الرِّيْحَ : جَعَلَهَا تَثُورُ و تَهُبُّ
meyveyi koparıp devşirdi,topladıإِقْتَطَفَ الثَّمَرَةَ : قَطَفَهَا و جَنَاهَا و جَمَعَهَا
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
koparmak,çıkarmak,soyunmak,soymak,koparıp çıkarmak,çekmek,sökmek,almak,kaldırmak,uzaklaştırmakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً مِنْ
can çekişmek,çene atmak,koparmak,sökmek,çekmek,çıkarmak,soymak,sıyırmak,almak,azil etmekbozmak,çatışmakنَزْعٌ
sökmek,yolmak,koparmak,kesmek,çıkarmak,çekmek,sökmek,çoban yancığı, torbası,dağarcığıقَلْعٌ
yerinden çıkarmak,sökmek,kökünden koparmak,çekmekقَلَعَ ـَـ قَلْعاً
soymak,almak,sökmek,çekip çıkarmak,alıp götürmek,uzaklaştırmak,kapmak,çekmek,kopup çıkmak,koparmak,koparılmak,yerinden sökülüp çıkmak,alıp kapmak,çekilmek,sökülmek,atmak,vaz geçmekإِنْتَزَعَ : إِنْتِزَاعاً مِنْ ، هُ
sökmek,kılıcı acele kınından çekmek,çıkarmak,koparmakإِمْتَلَخَ : إِمْتِلاَخاً
sökmek,kılıcı acele kınından çekmek,çıkarmak,doğruya yalan karıştırmak,koparmak,إِمْتَلَخَ : إِمْتِلاَخاً
çekmek,seçmek,her şeyin iyisini,güzdesini almak,şahinavın kalbini sökmekنَخَبَ ـُـ نَخْباً
koparmak,çekip almak,sökmek,çıkarmak,sökülmek,yerinden sökülüp çıkmak,alıp kapmak,çekip çıkarmak,alıp götürmek, soymak, uzaklaştırmakإِنْتَزَعَ : إِنْتِزَاعاً مِنْ ، هُ
yerden tane almak,toplamak,devşirmek,çekmek,almak,çekmek,yerden toplamak,devşirip almak,birinin yanına ansızın uğrayıp onun yaptığını ve işlediğini görüp almak,yerden devşirmek,şuradan buradan almak,yayını almakإِلْتِقَاطٌ (ج) إِلْتِقَاطَاتٌ و فِي القرآن المَجِيد ِ
kazmak,ağacı sökmek,çok mal kazanmak,çekmek,sürmek,malı toplamak,biriktirmek,sökmekقَثَّ ـُـ قَثّاً و قِثّيثَيً
yerinden çıkarmak,sökmek,kesmek,yükseltmek,yükselmek,uzaklaştırmak,vurmak,çekmek,kaldırmak,kadınla evlenmek,yaklaşmak,çekirge kuyruğunu yere sokup yumurtlamak,yumurta bırakmakمَتَخَ ـُِـَ مَتْخاً
yolmak,soymak,bir şeyi kökünden kesmek,götürmek,almak,sıyırıp süpürmek,kesmek,koparmak,kökünden sökmek,kılıçla vurmak,bir şeyi kökünden kesmek,götürmek,almak,sıyırıp süpürmek,kesmek,koparmak,kökünden sökmek,kılıçla vurmak,sıyırmak,sökmek,kökünden çıkarmakجَلَفَ ـُـ جَلْفاً
üstüne almak,deruhte etmek,katlanmak,ıstırap çekmek,cefa çekmek,emek çekmek,müPtela olmak,bir mesafenin büyük kısmını almak,kat etmek,tefrika ve ihtiyar etmek,emek çekmekتَجَشَّمَ : تَجَشُّماً
çekişmek,uğraşmak,mücadele etmek,gitmek,çekip yerinden oynatmakجَاذَبَ : مُجَاذَبَةً ، هُ
birbirine karşı çekmek,çekişmek,mücadele etmek,çekip yerinden oynatmak,bir şey için birine karşı münazaa etmek,mücadele etmek,kadın kendisini talep eden erkeği ret etmekجَاذَبَ : مُجَاذَبَةً و جِذَاباً
ayrılmak,bozulmak,çözülmek,dağılmak,yerinden ayrılmak,çıkmak,sökülmek,çözülmek,açılmak,kemik yerinden oynamak,esir kurtarılmak,mafsal eklem yerinden çıkmak,kul kölelikten çıkarılmakإِنْفَكَّ : إِنْفِكَاكاً عَنْ يُقَالُ سَقَطَ فُلاَنٌ فَإِنْفَكَّ قَدَمُهُ و إِصْبَعُهُ
soyunmak,soyulmak,çıkarılıp def olunmak,omuz vesair yerinden kayıp çıkmak,kemik yerinden çıkmak,hul’olunmak,yerinden kaldırmak,bir şey bir şeyden çıkmak,memuriyetten istifa etmekإِنْخَلَعَ : إِنْخِلاَعاً عَنْ
yerinden kaydırmak,ayırmak,gidermek,yerinden uzaklaştırmak,izale etmek,uzaklaşmakزَالَ ـِـ زَيْلاً عَنْ
yerinden kaydırmak,ayırmak,uzaklaşmak,gidermek,yerinden uzaklaştırmak,izale etmekزَالَ ـِـ زَيْلاً عَنْ
gidermek,yerinden uzaklaştırmak,caiz kılmak,yerinden ayırmakزَوَّلَ : تَزْوِيلاً ، هُ
onu yerinden kaldırdı,tedirgin edip yerinden kopardıأَشْخَصَهُ مِنَ المَكَانِ : أَزْعَجَهُ ، قَلَعَهُ
ayrılamk,açılmak,çözülmek,sökülmek,kemik yerinden oynamak,yerinden ayrılıp çıkmak, çıkık olmakإِنْفِكَاكٌ (ج) إِنْفِكَاكَاتٌ : إِفْتِرَاقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ayırılmak,yerinden kaydırmak,ayrılmak,yerinden uzaklaşmakزَحَلَ ـَـ زَحْلاً و زُحُولاً عَنْ
omuz yerinden ayrıldı,yerinden oynadı,çıktıإِنْخَلَعَ المَنْكِبُ : زَالَ عَنْ مَوْضِعِهِ
çekişmek,çatışmak,kavga etmek,mücadele etmek,münakaşa etmek,tartışmak,söz atışmak kavga etmek,münazaa etmek,çekişmek,tutuşmakجَادَلَ : مُجَادَلَةً و جِدَالاً مَعَ
çekişmek,kavga ve muharebe etmek,kavga etmek,çekişmek,boğuşmaتَشَاجُرٌ (ج) تَشَاجُرَاتٌ
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
nesneyi yerinden ayırıp bertaraf eyledi,nesneyi yerinden kaldırıp izale etti,giderdi ثَأْثَأَ الشيئَ : أزال عن مكانه
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
koparmak,çıkarmak,soyunmak,soymak,koparıp çıkarmak,çekmek,sökmek,almak,kaldırmak,uzaklaştırmakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً مِنْ
ırak etmek,uzaklaştırmak,ıraklaştırmak,kaldırmak,gidermek,yerinden ayırmak,izale etmek,kaldırmak,çıkarmakأَزَاحَ : إِزَاحَةً ، هُ
uzaklaştırmak,ıraklaştırmak,kaldırmak,gidermek,çıkarmakأَزَاحَ : إِزَاحَةً ، هُ
koparmak,çekip almak,sökmek,çıkarmak,sökülmek,yerinden sökülüp çıkmak,alıp kapmak,çekip çıkarmak,alıp götürmek, soymak, uzaklaştırmakإِنْتَزَعَ : إِنْتِزَاعاً مِنْ ، هُ
uzaklaştırmak,ırak etmek,azil etmek,kovmak,sürmek,tecrit emek,ayırmak,kaldırmak,taşımak,çıkarmak,yerini değiştirmekأَبْعَدَ : إِبْعَاداً ، هُ
yerinden çıkarmak,sökmek,kesmek,yükseltmek,yükselmek,uzaklaştırmak,vurmak,çekmek,kaldırmak,kadınla evlenmek,yaklaşmak,çekirge kuyruğunu yere sokup yumurtlamak,yumurta bırakmakمَتَخَ ـُِـَ مَتْخاً
açmak,açıklamak,keşif etmekörtüsünü kaldırmak,muayene etmek,açığa çıkarmak,bulmak,aydınlatmak,kapağı kaldırmak,gam ve kederi gidermek,bulmak,kaptan kapağı kaldırmak,bir şeyin örtüsünü,perdesini kaldırmakكَشَفَ ـِـ كَشْفاً و كَاشِفَةً عَنْ
faydalanmak,kendi nefsine kar,fayda ve menfaat çıkarmak,uzun müddet bir şeyden yararlanmak,istifade etmek,asılanmak,temettu etmek,tat çıkarmak,istifade etmek,tat almak,haz almak,zevk almak,hoşlanmak,neşelenmek,neşe almak,eğlenmek,iyi şeylerle kendini doyurmak,tatmak,tadını çıkarmak,temettu haccı yapmakتَمَتَّعَ : تَمَتُّعاً بِ ، عَنْ
ortaya atmak,iskonto,çıkarma,bırakma,indirmek,çıkarmak,ululuk,iskonto,indirim,indirmek,ayırmak,bırakmak,ırak etmek,koymak,kaldırmak,vazetmek,tarh etmek,uzaklaştırmak,sunmakطَرْحٌ (ج) طُرُوحٌ و (جج) طُرُوحَاتٌ : وضع ، رفع ، إبعاد
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
azil etmek,görevli görevinden almak,ayırmak,uzaklaştırmak,akdi,satışı bozmak,kaldırmak,korumak,tutmak,azil etmek,para bozmak,dememiş iken dedin diye iddia etmek,düşürmek,el vermekإِقَالَةٌ (ج) إِقَالاَتٌ : إِسْقَاطٌ ، فَسْخُ العَقْدِ ، فَصْلُ صَاحِبِ مَنْصِبٍ عَنْ مَنْصِبِهِ
öc almak,intikam almak,hıncını çıkarmak,maktulun intikamını almak,katilden intikam almak,katili intikamen öldürmek,katletmekثَأَرَ ـَـ ثَأْراً
defetmek,savmak,ihya etmek,yükseltmek,uzaklaştırmak,ele almak,el uzatıp almak,geciktirmekنَأَشَ ـَـ نَأْشاً
soymak,almak,sökmek,çekip çıkarmak,alıp götürmek,uzaklaştırmak,kapmak,çekmek,kopup çıkmak,koparmak,koparılmak,yerinden sökülüp çıkmak,alıp kapmak,çekilmek,sökülmek,atmak,vaz geçmekإِنْتَزَعَ : إِنْتِزَاعاً مِنْ ، هُ
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
tıpkı babasına benzerالعرق دساس
onların babasına git !إذهب إلي أبيهم !
ahlak bakımından babasına benzemekتَأَسَّلَ : تَاَسُّلاً
sevgisini babasına hasr ettiحَصَرَ مَحَبَّتَهُ فِي أَبِيهِ
çocuk babasına çekti,benzediنَزَعَ الوَلَدُ نُزُوعاً أَبَاهُ و إِلَيْهِ
babasına karşı darbe yaptıقَامَ بالإِنْقِلاَبِ ضِدَّ أَبِيهِ
babasına benzedi,tıpkı babasıdırتَأَسَّلَ أَبَاهُ
adam babasına nisbet ettiأَنْمَي الرَّجُلَ إِلَي أَبِيهِ : نَسَبَهُ إِلَيْهِ
anne ve babasına isyan ettiعَقَّ وَالِدَيْهِ
ahlak ve şemailde babasına benzemekتَأَسَّلَ : تَأَسُّلاً
ahlak ve şemailde babasına benzemekتَأَسَّلَ : تَأَسُّلاً ، هُ
adam ana babasına karşı geldi,itaat etmediأَعَقَّ الرَّجُلُ : جَاءَ بالعِصْيانِ و العُقُوقِ
çocuk babasına ahlak ve şemailde babasınabenzedi,tıpkı babasıdırتَأَسَّلَ الوَلَدُ أَبَاهُ : أَشْبَهَهُ فِي صِفَاتِهِ و أَخْلاَقِهِ
iyi,iyilik eden,itaatkar ,dindar,sözüne sadık,müttaki,takvalı,iyi,salih,ilahi emirlere itaat eden,iyi,cömert,muhsin,kerim,sadık,doğru,ana babasına ve sair akrabaya karşı görevlerini hüsnü ifa eden,iyi,iyilik eden,itaatkar,dindar,sözüne sadık,iyilik ve ihsan edici,sadık ve dindar ve rastgü olan kimseanasına babasına itaat ve iyilik eden,itaatkarبَارٌّ (ج) أَبْرَارٌ وبَرَرَةٌ :: مُحْسِنٌ ، بَرٌّ ، صَالِحٌ ، صَادِقٌ ، مَنْ يُحْسِنُ وَالِدَيْهِ و يُطِيْعُهُمَا
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
kolay fark olunmak derecede benzeşmek,şüphelenmek,benzemek,şek ve şüphe,reyb,irtiyab,karışık,muhtelit,benzemek,iltibasإِشْتِبَاهٌ (ج) إِشْتِبَاهَاتٌ :إِلْتِبَاسٌ، مُخْتَلَطٌ
bir nesneye benzemek,birbirine benzemek,benzeşmek,müşabih ve müşakil olmak yumuşak ve kolaylıkla muamele eylemekمُضَاهَاةٌ : مُضَاهَئَةٌ : مُشابَهَةٌ
ıstırap çekmek,tahammül etmek,katlanmak,dayanmak,zarar çekmek,zor,çetin işe göğüs germek,çekmekقَاسَي : مُقَاسَاةً
iç çekmek,ah çekmek,hasret çekmek,solumakتَنَهَّدَ : تَنَهُّداً
üstüne almak,deruhte etmek,katlanmak,ıstırap çekmek,cefa çekmek,emek çekmek,müPtela olmak,bir mesafenin büyük kısmını almak,kat etmek,tefrika ve ihtiyar etmek,emek çekmekتَجَشَّمَ : تَجَشُّماً
malına karşı ilgi göstermek,üzerine olmak,çile çekmek,sıkıntı çekmek,dert ve kedere uğramak,ıstırap çekmek,mübtela olmak,cefa çekmek,katlanmak,ıstırap çekmek,mübtela olmak,cefa çekmek,katlanmak,sıkıntı çekmek,dert ve kedere uğramak,zahmet ve çile çekmek,çekişmekعَانَي : مُعَانَاةً ، مِنْ ، هُ
Bağdatlı olmak,Bağdatlıyım demek,Bağdatlılık iddiasında bulunmak,Bağdatlıların tavırlarını,hallerini ve kıyafetlerini almak,Bağdatlıları taklit etmek,Bağdata gitmek,Bağdat halıkına benzemek,Bağdatlılaşmak,Bağdat halıkına benzemek,Bağdatlaşmak,Bağdatlı olmakتَبَغْدَدَ : تَبَغْدُداً
şek,şüphe,şüphe etmek,kuşku,kuşkulanmak,şüphe etmek,şek,şüphe,kuşku,deve yürürken ön ayağını azacık salmak ve yemelemek,topallamak,hizaya çekmek,babasına çekmek,benzemek,okşamak,kuşku,ikircinlik,güman,bir kavlin sıhatı yakinen bilinmeyip sıhatı ve kizbi arasında tereddit etmek,deve yürürken ön ayağını azacık salmak ve yemelemek,topallamak,ikircinlikشَكٌّ (ج) شُكُوكٌ
çevgen yahut eğri ağaç veya gelberi nesne ile bir şeyi çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmek,kanca ile çekmek,kötü beslenmek,gıdasızlıkحَجْنٌ
azarlamak,paylamak,kulağını çekmek,tekdir etmek,başa kakmak,kulaklarını çekmek,serzenişte bulunmak,kulaklarını çekmek,serzenişte bulunmakقَرَّعَ : تَقْرِيعاً ، هُ
sıyırmak,çekmek,bir nesneyi çekip çıkarmak,hırsızlık,kılıç çekmekسَلٌّ
şimisek parlamak,çakmak,tel çekmek,telgraf çekmek,tehdit etmekأَبْرقَ : إِبْرَاقاً عَنْ
çekindirmek,uzaklaştırmak,öteye çekmek,alargaya çekmek,kasık taşıجَنَّبَ : تَجْنِيباً ، هُ
nefes almak,solukla içeriye çekmek,içmek,burnuna su çekmek,koklamakنَشَقَ ـَـ نَشْقاً
ensesine vurmak,elini açıp vurmak,tokat atmak,şamar atmakصَفَعَ ـَـ صَفْعاً
vermek,elini uzatmak,el atmakعَطَا ـُـ عَطْواً
filan nesneden elini çekti,elini yumduقَبَضَ يَدَهُ عَنْ كَذَا
kısaltmak,bir kimse namazda elini böğürüne vurmek,özetlemek,ihtisar elemek,özet yapmak,kısa etmek,elini böğrüne koymakإِخْتَصَرَ : إِخْتِصَاراً ، هُ
çocuğu öpmek için bir elini başına ve bir elini çenesinin altına koyduأَقْنَعَ الصَّبِيَ
başını kaldırıp elini gözü üzerine koyup nesneye baktı,elini kaşı üstüne koyup uzaktaki nesneyi gözlediإِسْتَشْرَفَ الشَّيْئَ : رَفَعَ بَصَرَهُ يَنظُرُ إِلَيْهِ
adam güneşten gölgelenir gibi elini kaşının üzerine koydu,gözünün üzerine elini koyarak bir şeye baktıإِسْتَكَفَّ الرَّجُلُ عَيْنَهُ
biriyle ölçü ve tartısız olarak götürü alış veriş etmek,tehlikeye atmak,maceraya atmak,tehlikeye atmak,maceraya atmakجَازَفَ : مُجَازَفَةً و جِزَافاً
eti ateşte kızartmak,kebap ve püryan etmek,ateş üzerinde pişirmek,ateşte yakmak,ateşe atmak,ateş üzerinde alazlamak,elini ısıtmak,devenin doğumu yaklaştığı için beli gevşemekأَصْلَي : إِصْلاَءً ، بِ ، فِي ، عَلَي ، هُ
art,boyun,arka,ense,katı,atmak,taşı uzağa atmak,ırağa atmak,diş,bitki bitmek,çıkmak,kıvama gelmiş penisعَرْدٌ (تر)
gerin dönmek,çevirmek,geri vermek,indirgemek,vazgeçirmek,kazancına bereket vermek,inna lillahi ve inna ilahi raciun demek,bir şey almak için elini arkaya atmak,hayvan terslemek,zayıfladıktan sonra şişmanlamakأَرْجَعَ : إِرْجَاعاً إلَي ، هُ
bir şeyi kesip atmak,ayırmak,kılıcı vurup başını gövdeden ayırıp atmak,dağıtmak,ayyuka çıkarmak,atmak,düşürmek,rüzgar tozu uçurmakأَذْرَي : إِذْرَاء
atmak,oku atmak,fırlatmak,bırakmak,tüfek atmak,fırlatmak,bırakmak,hedeflemek,amaçlamakbir şeyi elinden atmak,bırakmak,iftra etmekرَمَي ـِـ رَمْياً و رِمَايَةً إِلَي ، بِ ، هُ
çamur atmak,karalamak,yalan atmak,leke atmakإِفْتِرَاءٌ عَلَي
az tükürmek,atmak,üfürmek,yılan zehrini soktuktan sıonra dışarı atmak,kalbine bir şey bırakmak,,atmak,üfürmek,yılan zehrini soktuktan sonra dışarı atmak,kalbine bir şey bırakmak,kusmak,üflemek,atmak,fısıldamak,yılan zehir atmak,yazmak,büyü yapmakنَفَثَ ـُِـ نَفْثاً و نَفَاثَاناً
elini cebinden çıkardıنَزَعَ يَدهُ : أَخْرَجَهَا مِنْ جَيْبِهِ
nice krallıklar varki binlerce cumhuriyeti cebinden çıkarırكَمْ مِنَ المَكيَّاتِ تُخْجُ مِنْ جَيْبِهَا آلاَفاً مِنَ الجُمْهُورِيَّاتِ
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
oka,mızrağa demren takmak,oktan,süngüden demreni sökmek,çıkarmak,kılıcı kınından çıkarmak,bir şeyi bir şeyden çıkarmakأَنْصَلَ : إِنْصَالاً
bir şeyin özetini veya özünü çıkarmak,hülasasını almak,,hülasa etmek,özetlemek,seçmek,savuşup kurtulmak,sıyrılıp çıkmak,sıvışmak,ders çıkarmak,maden vesaireyi tortu vesaireden bir şeyi kurtarmak,arıtmak,halas etmek,sonuç veya anlam çıkarmak,kendine seçmekإِسْتَخْلَصَ : إِسْتِخْلاَصاً ، هُ
yürek oynamak,geğirmek,bir yerden çıkmak,hoplamak,gönül bulanmak,gece karanlığı basmak,deniz kararıp karışmak,geğirmek,deniz kalkmak,bir yerdençıkmak,dalgalanmak,kalkmak,koyun boğazından ses çıkarmak,bir yerden bir yere gitmek,yer bütün nebatını çıkarmak,titsinmek,bir kere sıçramakجَشَأَ ـَـ جَشَأً و جُشُوءاً
bir şeyi süratle yerinden söküp çıkarmak,vücüdü sölpümek,sıskalamak,bir şeyi süratle yerinden söküp çıkarmak,eti tencereden kepçesiz elle çıkarmak,çekmekنَشَلَ ـُِـ نَشْلاً
boşaltmak,çıkartmak, kovmak,sürmek,bir halkı memlekinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak,askeri bozmak,kırmak ve çeri sınmak,pası çıkarmak,boşaltma,tahliye etmek,tahliye,tahliye etmek,düşmanı bir yerden çıkarmak,sürmek,sürgün etmekإِجْلآءٌ : إِخْلآءٌ
kopya etmek,fotokopi etmek,nüshasını almak,suretini çıkarmak,örneğini çıkarmak,yazmak istemek,bir kitabın aynısını çıkarmak,nakil etmek,izale etmek,gidermekإِنْتَسَخَ : إِنْتِسَاخاً و يُقَالُ نَسَخْتُ مِنْ كِتَاب فُلاَنٍ و إِنْتَسَخْتُهُ و إِسْتَنْسَخْتُهُ و نَقَلْتُهُ حَرْفاً بِحَرْفٍ
ayırmak,ayrı etmek,ayrı çıkarmak,genel hükümden çıkarmak,genel kuraldan hariç tutmak,kaideden hariç etmek,kural dışı tutmak,hariç tutmak,genel hükümden çıkarmak,bir hükmü öncesindekinden ayırmak ve inşaallah demek,sena eylemek,bir nesneyi bir diğer nesnedإِسْتَثْنَي : إِسْتِثْنَاءً ، عَلَي ، هُ
kemikten ilik çıkarmak,bir şeyi yerinden çekip çıkarmakإِمْتَخَّ : إِمْتِخَاخاً
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
ikamet etmek,oturmak,geçmek,çıkarmak,yürümek,adım atmak,bir şeyi kökünden sökmek,çıkarmakجَحَا ـُـ جَحْواً
kaideden hariç etmek,kural dışı tutmak,hariç tutmak,istisna,müstesna,kural dışı,şaz,genel hükümden çıkarmak,bir hükmü öncesindekinden ayırmak ve inşaallah demek,sena eylemek,bir nesneyi bir diğer nesneden çıkarmak,muafiyet,müstesna etmek,iki kat etmek,birإِسْتِثْنَاءٌ (ج) إِسْتِثْنَاءَاتٌ يُقال الإسْتِثْنَاءَاتُ لاَ تُخِلُّ بِالقَاعِدَةِ و أَمَّا الإِسْتِثْنَاءُ فِي النَّحْوِ فَهُو إِخْرَاجُ الشَّيْئ مِنَ الحُكْمِ الَعَامِّ او مِنَ القَاعِدَةِ العَامَّةِ بِإحْدَي الأَدَوَاتِ نَحْو
yeryüzü bitki bitmek,çıkarmak,bir şey şişmek,kabarmak,ağaç meşre yani yaprak çıkarmak,seğirtmede ileri itilmekأَمْشَرَ : إمْشَاراً
yumurta civciv çıkarmak,yavrulamak,palazlanmak,kuş yavru çıkarmak,ağaç dal budak salmak,iş meydana çıkmak,bir kimsenin korkusu gitmekأَفْرَخَ : إِفْرَاخاً
bir halkı memleketinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak ve askeri kırmak,bozmak,çeri sınmak,uzaklaştırmak,göçetmek,kovmak,çıkmak,düşmanı bir yerden çıkarmak,sürmek,ihraç etmek,tahliye etmek,gidermek,dışarı etmek,kovmakأَجْلَي : إِجْلاَءً مِنْ ، عَنْ ...
bir şeyi çıkarmak,koyunun memesini boşaltıncaya dek sağmak,memedeki tüm sütü sağmak,çıkarmak,rüzgar buluttaki yağmuru boşaltmakإِنْتَجَفَ : إِنْتِجَافاً
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
tanıklamakإستشهاد ، إثبات الشيئ بالشاهد ، إتيان الشاهد لكذا، شهادة بكذا
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
kendini hasta imiş gibi göstermek,hasta görünmek,hastalık izhar etmek,hasta gibi görünmek,temaruzتَمَارُضٌ (ج) تَمَارُضَاتٌ
şerh,açıklama,beyan,tevil,tefsir,izah,yorum,hasta olanın illetini tefhim için tabibin nazar eylediği idrar ve tabip hasta olanın illetini anlama zımnında idrara bakması,hasta idrarı koydukları şişeتَفْسِرَة
hastaymış gibi görünmek,kendini hasta imiş gibi göstermek,hasta görünmek,hastalık izhar etmek,hasta gibi görünmek,numaradan hastalanmakتَمَارَضَ : تَمَارُضاً
hastalığa vurmak,yalandan hastalanmak,yalandan kendini hasta göstermek,yalancıktan hastalanmak,hastayım demek,hastalık izhar etmek,numaradan hastalanmak,hasta gibi görünmek,kendini hasta gibi göstermek,yalandan hasta olmak,hastaymış gibi görünmekتَمَارَضَ : تَمَارُضاَ
hasta etmek,hasta bulmak,hastalıklı olmak,hastalanmak,doğruya yaklaşmakأَمْرَضَ : إِمْرَاضاً ، هُ
hasta ölüme yaklaşacak şekilde ağır hasta oldu,hastalandıدَنَِفَ المَرِيضُ
hasta ölüme yaklaşacak şekilde ağır hasta oldu,hastalandıدَنَِفَ المَرِيضُ دَنَفاً
mutal,illetli,hasta,hasta,kendisinde illet harflerinden biri bulunan fiilمُعْتَلٌّ (م) مُعْتَلَّةٌ
hasta ve alil kılmak,hasta etmek,ilal,ikinci defa su içirmekإِعْلاَلٌ (ج) إِعْلاَلاَتٌ : فِي الصَّرْفِ هُوَ حَذْفُ حَرْفِ العِلَّةِ أَوْ قَلْبِه أَوْ تَسْكِينِهِ كَحَذْفِ الوَاوِ فِي قُمْ و قَلْبِ الوَاو أَلفاً فِي قَامَ أَصْلُهَا قوَم و تٍَْكِين الوَاوِ فِي يَقُولُُ أَصْلُهَا يَقُول
daima hasta olmak,ağır hastalanmak,hasta ağırlaşmakدَنِفَ ـَـ دَنَفاً
hasta iyileşmek,hastalıktan kurtulmak,hasta ifaket bulmak,ayılmak,ayağa kalkmak,yürümeğe başlamakإِطْرَغَشَّ : إِطْرِغْشَاشاً
daima hasta olan kimse,hasta,bitkinدَنِفٌ
Zeyid hasta olarak sabahladı,hasta olduأَصْبَحَ زَيْدٌ مَرِيضاً
hasta ölüme yaklaştı,ölümü yakın oldu,ölüme yüz tuttuأَشْرَفَ المَرِيضُ عَلَي المَوْتِ : أَشْفَي عَلَيْهِ
kendini ölüme ve helaka attı,ölüme cesaret ettiإِسْتَبْسَلَ نَفْسَهُ لِلْمَوْتِ
boynu ölüme meyil etti,ölüme atıldıأَطْلَي : مَالَتْ عُنُقُهُ لِلْمَوْتِ
ölüme kadar,ölüme dekحَتَّي المَوْتِ
asker kendini ölüme attı,ölümden korkmayıp kendini tehlikeye attı,ölmek istercesine savaştı,ölesiye savaştı,gayet çecaatten kendini ölüme,helaka,tehlikeye teslim edip ölmekten acı çekmediإِسْتَقْتَلَ الجُنْدِيُّ : عَرَّضَ نَفْسَهُ لِلْمَوْتِ
ölüme maruzعرضة للموت
haydi ölüme !حَيَّ عَلَي الحيَاةِ !
ölüme doğruنحو الموت
ölüme dekحتي الموت
ölüme yaklaştıأَشْرَفَ عَلَي المَوْتِ
ölüme yaklaşılmakإشراف علي الاموت
ölüme yaklaşmakمُشَارَفَةُ المَوْتِ
ölüme yaklaştıإِمْتَحَقَ : قَارَبَ المَوْتَ
ölüme yaklaştıأَشْفَي عَلَي المَوْتِ : أَشْرفَ عَلَي المَوْتِ
ölüme yaklaştıإِزْدَهَفَ إِلَي المَوْتِ اَوْ لَهُ : قَرُبَ مِنْهُ
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
benzerini yapmakتنظير
su ve benzerini içmekشَرِبَ ـَـ شُِرْباً و مَشْرَباً ، هُ
çocuk boy bos atıp ergin çağına yaklaşmak,erkek çocuk yirmi yaşına yaklaşmak,yükseğe çıkmak,dağaçıkmakيَفَعَ ـَِـ يَفْعاً
ekin hasat mevsimine erişmek,ekininbiçilme vakti yaklaşmak,ekin biçilmeye yaklaşmak,yakın olmak,ekinin biçme zamanı gelmekأَحْصَدَ : إِحْصَاداً
birbirine yaklaşmak,yakın gelmek,bir şey azalmaya ve helaka yüz tutmak,ekinin olma zamanı yaklaşmak,gelmekتَقَارَبَ : تَقَارُباً
amaçlamak,kast etmek,niyet etmek,nişan almak,yakın etmek,yaklaşmak ,atmak,girmek,kırmak,yaklaşmak,üzerine çıkmakهَدَفَ ـِـ هَدْفاً إِلَيَ ، عَلي ، مِنْ
değişmek,değiş tokuş etmek,bir şeyi verip benzerini,mislini almakبَادَلَ : مُبَادَلَةً ، هُ
azar azar yaklaşmak,alçağa inmek,alçak olmak,alçalmak,ayaklanmak,düşmek,azca azca yaklaşmak,denaet kesp etmekتَدَنَّي : تَدَنِيًّا
bir işi yapa yazmak,iş işlemeye yakın olmak,neredeyse yapacaktı,yapmaya teşebbüs etmek ve yaklaşmak,fakat yapamamak,nerdeyse olmak,işlemeye yaklaşmak,az kalmak,gideyazmakكَادَ ـَـ كَوْداً و مَكَاداً و مَكَادَةً
yaklaşmak,ona yaklaşmakقَرُبَ ـُـ قُرْباً
hastalık hastayı arıklatıp ölümlü etmek,hasta fenalaşıp ölüme yaklaşmak,ziyade hasta olmak,hastalığı ağır olmak,güneş batmaya yaklaşmak,bir şeyi yakınlaştırmak,yakın etmekأَدْنَفَ : إِدْنَافاً
yaklaşmak,bir şeyi kökünden koparmak,çıkarmak,havaya uçurmak,yap yap yürümek deve yumuşakça yürümek,itmek,kuş kanatlarını güvercin gibi oynatmak,yaklaşmak,tahrik etmek,itmekدَفَّ ـُـِ دَفّاً
kendini işin içine düşünmeksizin atmak,yaklaşmak,varıp çatmak,yerde duraklamadan,konaklamadan gitmek,düşünmeden kendiniatmak,yaklaşmak,çöllerikatetmek,geçmek,dürmek,çölleri katetmek,geçmek,dürmek,bir işte önünü arkasını düşünmeksizin atılıp girişmekقَحَمَ ـُـ قَحْماً و قُحُوماً إِلَي، فِي
bal ve benzerini parmak ucu ile alıp yemek,çimdiklemek,bir nevi paluze yemeği yemekلَمَصَ ـُِـ لَمْصاً
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
ağırlaştırmak,ağırlık getirmek,ağır yük yükletmek,harfe şedde koymak,harfi şeddelendirmek,şeddeli yapmak,basıklık getirmek,harfi şeddelendirmek,şeddeli yapmak,basıklık getirmekثَقَّلَ : تَثْقِيلاً عَلَي ، هُ
kişinin soyu,nesli kesimek,tükenmek,çocuk gibi sendeleyerek yürümek,az yürümek,gitmek,binayı kat kat yapmak,merdiven yapmak,çocuk gibi sendeleyerek yürümek,az yürümek,gitmek,binayı kat kat yapmak,merdiven yapmak,ölmek,yap yap yürümek,yavaş yavaş yürümek,az yürümek,çocuk gibi sendeleyerek yürümek,gitmek,binayı kat kat yapmak,merdiven yapmak,merdiven çıkmak,binayı üst üste yapmak,ölü arkasından nesil bırakmamak,nesil,soy tükenmek,kitabı katlamak,kapamak,dürmek,kaftanı sarmak,alışmak,arasına sokmak,derc etmek,almak,çocuk gibi sendeleyerek yürümek,gitmek,merdivenden yukarı çıkmak,çalışmakدُرُوجٌ
av şuraya buraya gitmek,yoldan sapmak,eğilmek,meyil etmekav sağa sola gitmek,hilekarlık yapmak,kaçamak yapmak,kaçmak,atlatmak,hile ile sıvışmak,filanca şeye gizlice meyil etmekرَاغَ ـُـ رَوْغاً ورَوَغَاناً عَنْ
emre itaat etmek,buyruk tutmak,buyruğa uymak,itaat etmek,tabi olmak,baş eğmek,yerine getirmek,yapmak,masal ,hikaye söylemek,katili kısas eyleyip öldürmek,bir şeye örnek vermek,emre itaat etmek,bir şeye bakarak aynısını yapmak,yola gitmekإِمْتَثَلَ : إِمْتَثَلَ بِ ، من
uymak,tabi olmak,arkası sıra gitmek,takip etmek,arkadan yetişmek,ardınca gitmek,izince gitmek,uydurmak,tabi kılmak,ardı sıra getirmek,ilhaketmek,ilave etmek,kovalamak,katmakأَتْبَعَ : إِتْبَاعاً و منه قوله تعالي
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
abartmak,kabartmak,artırmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,,aşırı gitmek,uğraşmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,abartmak,aşırı gitmek,,uğraşmak,büyütmek,aşırı gitmek,bir işte kusur bırakmayıp son dereceye kadar cehd ve ikdam etmekبَالَغَ : مُبَالَغَةً و بِلاَغاً فِي
buyruğa uymak,buyruk tutmak,boyun eğmek,gereğini yapmak,muvafakat ve mutabakat etmek,uyulmak,divan durmak,mucibince hareket etmek,bir emri dinlemek,mucibince hareket etmek,tabi olmak,baş eğmek,masal,hikaye söylemek,katili kısas eyleyip öldürmek,yerine getirmek,örnek olmak,bir şeye örnek vermek,emre itaat etmek,bir şeye bakarak aynısını yapmak,yola gitmekإِمْتَثَلَ : إِمْتِثَالاً بِ ، لِ ، مِن ، هُ
nümune,misalsız bir nesne yaratmak,yapmak,örneksiz yaratmak,yapmak,ortaya koymak,bidat,türeç getirmekأَبْدَعَ : إِبْدَاعاً ، بِ ، هُ
toplamak,toparlamak,taşı yuvarlak yapmak,toparlanmak,yuvarlak yapmak,bir araya getirmekلَمْلَمَ : لَمْلَمَةً
azıtmak,ileri gitmek,birine gücü yetmediği şey teklif etmek,olurundan fazla yapmak,ifrat etmek,aşırı gitmekأَبْعَطَ : إِبْعَاطاً ، فِي ، هُ
hatırlatmak,birinin hatırına getirmek,andırmak,kelimeleri eril,müzekker yapmak,birinin hatırına getirmekذَكَّرَ : تَذْكِيراً و تَذْكِيرَةً بِ
kırık kemiği bağlayıp düzeltmek,kırılan kemiği yerine getirmek,kırık kemiği sarmak,iyileşmek,düzeltmek,ıslah etmek,islah ve tamir etmek,fakir ve muhtacın ihtiyacını görmek,ihsanla zengin ve gani etmek,birinin gönlünü almak,gönlnü yapmak,memnun etmek,hatırını yapmak,zorlamak,zorla yaptırmak,icbar etmek,bulmak,rast getirmekجَبَرَ ـِـ جَبْراً و جُبُوراً و جِبَارَةً و يقال قد جَبِرَ الدين الآله فجبر و يقال في الدعاء يا جَابرَ كل كَسِيرٍ
erte tanlacak yemek yemek,erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek,erken gitmek,öğle vakti gitmeغَدْوٌ
işin eri,yetkili olan emir sahibi,işin ehliأَهْلُ الأَمْرِ
işin aslına,hakikatına,gerçeğine vardı,işin hakikat ve mahiyetini anladıإِكْتَنَهَ الأَمْرَ : بَلَغَ كُنْهَهُ أَيْ جَوَْرَهُ و حَقِيقَتَهُ و غَايتَهُ
ışımak,ışın vermek,ışın yaymak,ışık saçmakأَشَعَّ : إِشْعَاعاً
eksilmek;boşuna zeyreklik göstermek,bir işin arkasını araştırmak,işin sonunu beklemek,gözetmekتَأَفَّنَ : تَأَفُّناً
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
normal ışın,bayağı ışınشُعَاعٌ عَادِيٌ
engebe yerden aşağıya su gibi inmek, kaymak,dökmek,sevmek,aşık olmak,yatırmak,kalkan giymek,zırh giymek,istemek,sevmek,arzu etmek,müştak olmak,özlemek,aşık olmak,arzulamak,çekinmek,tutulmak,sevmek,arzu tmek,müştak olmak,özlemek,aşık olmak,aşık olmak,başı aşağı eğmek,üzerine göndermek,teşvik etmek,kışkırtmak,üzerine yağdırmak,bukağıya vurmak,su gibi akıp inmek,dökülmek,arzu etmek,müştak olmak,özlemekصَبَّ ـُـ َ صَبَّاً و صَبِيباً و صَبَابَةً إِلَي ، علي ، في
özlemek,can atmak,şevk göstermek,müştak olmak,arzu etmek,istemek,aşık olmak,kast ve özlemek,müştak olmak,şevk göstermek,müsaraat etmek,sakınmak,hazer etmek,vermek,seda etmek,kurulmuş yayın kirişini kuvvetle çekmek,kumarda istenilen ok çıkmak,göz yaşı menbaından kaynayıp çıkmaتَاقَ ـُـ تَوْقاً و تَوَقَاناً و تُؤُوقاً و تِيَاقَةً إلَي
ana yoldan ayrılan küçürek yollar,caddeden etrafa yayılan küçük yol ve sokakcıklar,işin ekserisi,çoğusu,işin çoğusu,ekserisiبُنَيَّاتُ الطَّرِيقِ ، طُرُقٌ صَغِيرَةٌ مُتَشَعِّبَةٌ مِنَ الطَّرِيقِ الرًّئِيس ، مُعْظَمُ الأَمْرِ و فِي المَثَلِ
ilim,bilgi,ehil,asıl,esas,sahra,çöl,bir işin iç yüzü,hakikat,gerçek,vukuf,malumat,ehil,görüp bilmek,çölde yolu gösteren kılavuz,çöl,toprak,işin gerçeği,hakikatıبَجْدَةٌ ، بُجْدَةٌ ، بُجُدَةٌ : عِلْمٌ ، اَهْلٌ ، دَلِيلٌ هَادِيٌ فِي الصَّحْرَاءِ ، صَحْرَاءُ ، حَقِيقَةُ الأَمْرِ ، تُرَابٌ ، أَصْلٌ ، أَسَاسٌ : كنه الأمر: يقال عنده بَجْدَةُ ذَلِك و يُقَالُ هُوَ إِبْنُ بَجْدَتِهَا اَي عَالِمٌ بالشَّيْئِ مُتْقِنٌ لَهُ و يُقَالُ أَيْضاً عِنْدَهُ بَجْدَةُ ذَلِكَ أَيْ عِلْمُ ذَلِكَ
bir işin çabuk hitampezir olmasına haddenziyade say etmek,acele etmek,bir işin acele yapılmasını istemek,bir işin çabuk hitampezir olmasına haddenziyade say etmek,bir işi acele ile görmeğe çalışmakتَعَجَّلَ : تَعَجُّلاً
özlemekشوق ، إشتياق إلي ، توقان ، حنين ، رغبة في ، إبتغاء ، تمني لنفسه ، ميل، تشهي ، رغبة
özlemekشوق ، إشتياق ، رغبة، ميل
özlemekشوق ، تشوق ، تمني لنفسه
özlemekعَلَزٌ
ilahirihi,ta ahirine,sonuna varıncaya dek,sonuna dek,sonuna kadar,vesaireإِلَي آخِرِهِ
sonuna kadar,sonuna dek,varıncaya dek, nihayetine kadar,ila ahirihi,ta sonuna varıncayaإِلخ : إلي آخِرِهِ او آخِرِهَا
nesnenin başına sonuna çevirip döndürmek,yansımak,aksi,ters,zıddı,nesnenin başına sonuna çevirip döndürmek,aksetmek,yansımakعَكْسٌ
bitirmek,kapamak,son vermek,hitam vermek, son bulmak,kapanmak,bir şeyi bitirip sonuna eriştirmek,kapatmak,bir şeyi bitirip sonuna eriştirmek,kapatmakإِخْتَتَمَ : إِخْتِتَاماً
sonuna gelmekالمجئ إالي النهاية ، إتمام ، إنهاء
sonuna kadarالي النهاية ، الي الإنتهاء، إلي آخره ، إلي نهايته
hayatın sonuna vardıبَلَغَ مَدَي الحَيَاةِ
programın sonuna geldikوصلنا الي نهاية البرنامج
programımızın sonuna yaklaştıkإِقْتَرَبْنَا إِلَي نِهَايَةِ بَرْنَامجِنَا
gecenin sonuna kadarإِلَي آخِرِ اللَّيْلِ
bültenin sonuna gelmekوصول إلي نهاية النشرة
yolun sonuna geldiوَصَلَ إِلَي نِهَايَةِ الطَّرِيقِ
biltenin sonuna vardıkوَصَلْنَا إِلَي نِهَايَةِ النَّشْرَةِ
dizinin sonuna geldiوَصَلَ إِلَي خِتَامِ الحَلْقَةِ
yıl sonuna kadarحتي نهاية السنة
çocuk babasına çekmek,benzemek,bir işten vaz geçmek,soymak,koparıp çıkarmak,sökmek,çekmek,almak,aziletmek,can çekişmek,yerinden çıkarmak,almak,kaldırmak,uzaklaştırmak,anasına babasına çekmek,benzemek,ok atmak,elini cebinden çıkarmak,bir ayetle tanıklamak,hasta ölüme yaklaşmak,benzerini yapmak,getirmek,gitmek,ailesini özlemek,işin sonuna gelmek,bitirmek,yansılamakنَزَعَ ـَِـ نَزْعاً و نُزُوعاً ونِزَاعاً و نَزَاعَةً إليَ ، بِ ، مِنْ ، هُ
gerdanlık takmak,yansılamak,taklit etmek,kılıç kuşanmak,bir makam,mansıba geçmek,işi üstenlemek,yüklenmek,benzetmek,taklidini yapmak,öykünmek,yansılamak,benzetmek,bir kimseyi örnek tutmak,kuşanmak,bir göreve atmak,rütbe vermek,nişan takmak,görev,iş üstlenmek,gerdanlık takmak,kılıç kuşanmak,bir makam,mansıba geçmek,yüklenmek,taklit etmek,aynını yapmak,yansılamak,taktırmak,kuşandırmak,atamak,tayin etmek,bir kimse bir kimseye öykünmek,kılıç kuşamak,kuşanmak,yansılamak,benzetmek,boynuna geçirmek,gerdanlık olan zincir yahut sair nesne ve iltizam edip kendine borç misilli add etmek,asıla imtisal edip benzetmekقَلَّدَ : تَقْلِيداً مِنْ ، هُ
tüketmek,bitirmek,elbise yıpranıncaya kadar giymek,zayıflatmak,aşırı gitmek,yormak,galip gelmek,yenmek,çok yemek,ırzına sayıp sövmek,elbise eskinceye dek giymek,galebe çalmak,işkence yapmak,tesir etmek,bitkin hale getirmek,birine üstün gelmek,sıtma birini pek baygın ve mecalsiz bırakmakنَهَكَ ـَـ نَهْكاً و نَهَاكَةً
gelmek,getirmek,vermek,varmak,işlemek,yapmak,tamamlamak,son vermek,bitirmekأَتَي ـِـ أَتْياً و إِتْيَاناً و إِتِيِّاً و مَأْتِيّاً و مَأْتَاةً إِلَي ، بِ ، عَلَي
yansılamakإقتداء ، تشخيص ، تزوير ، تقليد
taklit,gelenek,görenek,anane,tayin emri,taklit etmek,aynını yapmak,yansılamak,taktırmak,kuşandırmak,adet,örf,atamak,tayin etmek,bir kimse bir kimseye öykünmek,kılıç kuşamak,kuşanmak,yansılamak,benzetmek,boynuna geçirmek,gerdanlık olan zincir yahut sair nesne ve iltizam edip kendine borç misilli add etmek,asıla imtisal edip benzetmek,asıla benzetme olan nesneتَقْلِيدٌ (ج) تَقْليدَاتٌ و تَقَالِيدُ ، مُقَلَّدٌ ، مُزَوَّرٌ ، زَيْفٌ: أَمْرُ التَّعْييِنِ
anlaşmak,uyuşmak,yansılamakوَأَمَ ـَـ وَأْماً ووِئَاماً
taklit etmek,yansılamakبَوَي ـِـ بَيّّاً ، هُ
yansılamak,sıcak,mahfuz evوَأْمٌ
yardım etmek ,hacet bitirmek,ilaçla hastayı tedavi etmek,hastaya ilk yardım yapmak,birinin ihtiyacını gidermek,kolayına gelmek,yaklaşmakأَسْعَفَ : إِسْعَافاً بِ ، عَلَي ، هُ
peyda olmak,meydana gelmek,ileri gelmek,husule gelmek,hasıl olmak,vücüda gelmek,husul,ele getirmekحُصُولٌ
vakit gelip çatmak,vakti gelmek,zaman gelmek,çağ gelmek,vakti olmak,yorulmak,bitkin hale gelmekآنَ ـِـ أَيْناً
yemek,ağızda çiğneyip yutmak,yoğaltmak,harcamak,yiyip doymak,ateş odunu yemek,bitirmek,akrep insanı sokmak,insanları yermek,giybet etmek,haklarında kötü konuşmak,ömrünü bitirmek,sona erdirmek,ömrünü bitirmek,sona erdirmek,bir köy diğerlerini yenip elde etmek,çürütmek,aşındırmak,kemirmekأَكَلَ ـُـ أَكْلاً و مَأْكَلاً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
iki nesnenin arasını birbirine ulaştırmak,son vermek,sona erdirmek,bitirmek,haber vermek,yasaklamak,nehiy etmek,men etmek,tamam etmek,son vermek,bitirmek,ulaştırmak,bitirmek,anlatmak,bildirmek,tamamlamak,sonlandırmak,vazgeçmek,terketmek,ulaştırmak,yetiştirmek,terk etmek,yetinmekأَنْهَي : إِنْهَاءً إِلَي ، عَنْ ، مِنْ ، هُ
yıpratmak,kan kayıpettirmek,çekmek,bitirmek,kanatmak,su,kan gibi sıvıları çekip bitirmek,tüketmek,tükenmekإِسْتِنْزَافٌ (ج) إِسْتِنْزَافَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid