1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid çok nesneyi bir defada vermek,tartıda tamam olan akçe kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
çok nesneyi bir defada vermek,tartıda tamam olan akçe قَفْلَةٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
bir şeyi çok görmek,çok zannetmek,çok saymak,çok bulmak,çok sunmak,çok yapmak,bir nesneyi çok tutmakإِسْتَكْثَرَ : إِسْتِكْثَاراً
malı çok olmak,çoğaltmak,çok bulmak,çok vermek,teksir etmek,artırmak,çok yapmak,gevezelik etmek,çok söylemekأَكْثَرَ : إِكْثَاراً فِي ، هُ
suyu çok,geniş yer,çok yağmur yağdıran bulut,çok söyleyen,sıçrayarak çabuk giden,memesinin delikleri geniş ve sütü çok olan deve,çok yaş döken,ağlayan gözثَرٌّ ، ثَرَّةٌ (ج) ثُرُورٌ و ثَرَارٌ
çok veren,vergisi ve atası çok olan,çok çok bahşiş verici kişiمِعْطَاءٌ : كثير اإعطاء
onu çok saydı, çok buldu, çok zannetti,çok sunduإِسْتَكْثَرَهُ : عَدَّهُ او وَجَدَهُ او ظَنَّهُ كَثِيراً
çok araştırma yapan,çok araştıran kimse,çok çok araştırıcı,sorağan,deberdegen er ve surucu,araştırmacı,araştırıcıبَحَّاثَةٌ (التَّاءُ للمُبَالَغَةِ ) : الدَّارِسُ المُجْتَهِدُ المُنْصَرِفُ إِلَي البَحْثِ العِلْمِيِّ أَوِ الأَدَبِيِّ
başkasının aleyhinde çok söz söylemek,kadının çocuğu çok olmak,yağmur aralıksız çok yağmak,yerin tahta kurusu,sivri sineği,tatarcığı çok olmak,dere otlanmak,yeşillenmekأَبَقَّ : إِبْقَاقًا ، عَلَي
çoğalmak,üremek,kesret bulmak,artmak,çok sayıda olmak,çok sayıda olmakla birbiriyle övünmek,malları çok olmak,bir nesneyi çok görmekتَكَاثَرَ : تَكَاثُراً
kadının çok evladı,çocukları olmak,birinin alehinde çok söz söylemek,devenin otları bitmeye başlamak,koyun keçi kısmı pek zayıf olmaktan döl dökmek,bir yerin sivri sineği veya tahta kurusu çok olmak,bulut çok yağmur yağdırmak,bir şeyi çok ve bol etmekأَبَقَّ : إِبْقَاقاً عَلَي
çok inam eden,erdem ve fazilet çok olan adam,faziletli,çok erdemli,mifdalمِفْضَالٌ : مِنْعَامٌ
sözü çok, çok söyler sır açıp söyleyen,çok söyleğen yanşak er,bol,bereketliبَذِرٌ
insanları çok lanetleyen kimse,çok lanet savuran,çok beddua edenلُعَنَةٌ (ج) لُعَنٌ : كثير اللعنة
ziyade kerem,merhamet edici olan,çok bağışlayan,çok merhametli,çok esirgeyen,acıyan,rahman,Allahرَحْمَن و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
suyu çok çeşme,pınar çok yağmur yağdıran bulut,yağmuru bol bulut,yaşı bol göz,sütü bol olan deve,koyun,geniş yer,çok söyleyen,lafazan,sıçrayarak yürüyen at,memesinin dedikleri geniş ve sütü çok olan deve,kanı çok yara,çok yaş döken gözثَرٌّ (م) ثَرَّةٌ (ج) ثُرُورٌ و ثِرَارٌ و يقال عَيْنٌ ثَرَّةٌ و سَحَابٌ ثَرٌّ و مَكَانٌ ثَرٌّ اي وَاسِعٌ و رَجُلٌ ثَرٌّ اَيْ ثَرْثَارٌ و إِمْرَأَةٌ ثَرَّةٌ اي ثَرْثَارَةٌ و فَرَسٌ ثَرٌّ و نَاقَةٌ ثَرَّةٌ و شَاةٌ ثَرَّةٌ و طَعْنَةٌ ثَرَّةٌ و عَيْنٌ ثَرَّةٌ
adamın malı çok oldu,çok verdi,çok şey getirdiأَكْثَرَ الرَّجُلُ
nesneyi düzeltti,ıslah etti,nesneyi tamamladı,nesneyi topladı,cem etti,biriktirdiثَبَّي الشَّيْئَ
nesneyi aşırdı,kaptı,çaldı,nesneyi süratle taşıdı,götürdü,ilettiنَدَلَ الشَّيْئَ : إِخْتَلَسَهُ و نَقَلَهُ بِسُرْعَةٍ
nesneyi temizledi,seçti,nesneyi temiz,pak,arı,safi,halis eylediأَنْقَي الشَّيْئَ
nesneyi temizledi,seçti,nesneyi temiz,pak,arı,safi,halis eylediأَنْقَي الشَّئَ : نَظَّفَهُ
nesneyi topladı,devşirdi,nesneyi eliyle sıyırıp giderdiقَشَّ الشَّيْئَ
nesneyi uzattı,nesneyi çekip sündürdüمَدَّدَ الشَّيْئَ : بَسَطَهُ و طَوَّلَهُ
nesneyi uzattı,nesneyi çekip sündürdüمَادَّ الشَّيْئَ : مَدَّهُ
saklamak,bir nesneyi bir nesneyi içine koymak,içine almak,dahil etmek,birleştirmek,kaynaştırmak,teşdid ile iki harfi bir etmek,Tecvitte idgam,gizlenmek,ihfa,bir nesneyi bir yere koymakإِدْغَامٌ (ج) إِدْغَامَاتٌ و إِدِّغَامٌ (ج) إِدِّغَامَاتٌ : إِدْمَاجٌ : وَ فِي عَلْمِ الصَّرْفِ هُوَ إِدْخَالُ حَرفٍ فِي حَرْفٍ مِنْ جِنْسِهِ نَحْوُ فَرَّ أَصْلُهَا فَرر
nesneyi bölük bölük böldü,taksim etti,parçaladı,nesneyi sağlam bağladı ,nesneden bir parça aldıجَزَأَ الشَّيْئَ : قسمه أجزاءً
iğrenmek,bir nesneyi hor ve hakir görmek,horlamak,bir nesneyi beğenmeyip zem etmek,yermekبَذْءٌ : ذمٌّ
nesneyi birbiri arkasında birkaç kere yaptı,tekrar ve iade etti,nesneyi bir kaç kere tekrarladıأَتََارَ الشَّيْئَ : أَعَادَهُ مرة بعد مرّةٍ
nesneyi yerinden ayırıp bertaraf eyledi,nesneyi yerinden kaldırıp izale etti,giderdi ثَأْثَأَ الشيئَ : أزال عن مكانه
nesneyi pekiştirdi,pekiştirip muhkem kıldı,nesneyi kast etti,isabet ettiوَكَدَ الشَّيءَ
nesneyi ucuz addetti, ucuz buldu veya nesneyi ucuz satın aldıإِرْتَخَصَ الشَّيْئَ : عَدَّهُ او وَجدَهُ او إِشْتَرَاهُ رَخِيصاً
devretmek,dönmek ve daim ve baki olmak,nesneyi ıslatmak,nesneyi ıslatmak,sarmakدَوَّمَ : تَدْوِيماً
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
yükü bir defada yüklediإِزْدَمَلَ الحِمْلَ : حَمَلَهُ ِبمَرَّةٍ وَاحِدَةٍ
bir defada,birden yedimأَكَلْتُهُ أَكْلَةً
adam nesneyi bir defada yuttuتَلَهَّمَ : تَلَهُّماً الرَّجُلُ الشَّيْئَ
atiyeyi bir defada vermek,yemeği temiz etmekقَثَمَ ـُِـ قَثْماً
mal ve başka şeyden eniyisini bir defada vermekقَذَمَ ـُـ قَذْماً
alış,tutuş,bir defada alınan ilaç miktarı,dosajıأَخْذَةٌ (ج) أَخْذَاتٌ
çok nesneyi bir defada vermek,tartıda tamam olan akçeقَفْلَةٌ
nesneyi bir defada yutmak,oburca yemek,aşırmak,yutmak,kaplamakإِلْتَهَمَ : إِلْتِهَاماً
ilk defada şiddetle yağan azıcık yağmur,sağanak yağmurغَبْيَةٌ
ikinci defada ikinci defa olarakآخِرُ مَرَّتَيْن او آخِرَةُ مَرَّتَيْنِ
nesneyi bir defada yutmak,bir kerede yutmakaşımak,oburca yemek,yenilen herhangi bir şeyi hızla yutmak,sarmakإِلْتَهَمَ : إِلْتِهَاماً
bölmek,borcu mecmuan eda etmeyip bölük bölük eda etmek,taksit,borcun bir defada eda olunan bölüğüتَقْسِيطٌ (ج) تَقْسِيطاتٌ و تَقَاسِيطُ
mübahale,karının zina ettiğini iddia eden kocanın şeriatte doğru olduğuna dair dört kez yemin etmesi ve beşinci defada yalancı isem Allahın laneti üzerime olsun demesi,sonrada aynı şekilde karı yemin ederلِعَانٌ
cezbe,çekiş,kesilmek,çekmek,cezp etmek,bir şeyin çekilip uzanması,iplik ve teli gibi çekilip uzanan şey,bir defada eğiliğ bükülen iplik miktarı,cüzi şey,bir şeyin diğer bir şey tarafından çekilip ona yaklaşması,tasavvufa kulun Hz.Allaha cezbi,bu saadete nail olanın hali,mesafe,buutجَذْبَةٌ (ج) جَذَبَاتٌ و يقال ما أعطاه جَذْبَة غَزْل
çok nesneyi bir defada vermek,tartıda tamam olan akçeقَفْلَةٌ
biriyle hemseng yani bir tartıda olmak,dengelemek,tartmak,muvazene etmek,karşılaştırmak,mukayese etmek,tartıda eşitlemek,ve iki şeyi birbirine denketmek,bütçe,denge,muvazeneمُوَازَنَةٌ (ج) مُوَازَنَاتٌ
tartıda eksilmekزُلُولٌ
dengelemek,tartmak,muvazene etmek,karşılaştırmak,mukayese etmek,tartıda eşitlemek,iki şeyi eşitlemek,denklemek,dengelemek,tartmak,muvazene etmek,karşılaştırmak,mukayese etmek,tartıda eşitlemekوَازَنَ : مُوَازَنَةً و وِزَاناً بَيْنَ
ölçüyü,tartıyı eksik tarttı,tartıda hile yaptıبَخَسَ الكَيْلَ و المِيْزَانَ ، نَقَصَهُ ، غَشَّ فِيْهِ
izin,destur vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermek,caiz kılmak,destur vermek,mükafaat vermek,sudan,geçmek,geçirmek,uygulamak,icra ve infaz etmek,yerine getirmekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
izin vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
sürgü çekmek,ödünç vermek,avans vermek,borca vermek,borç para vermek,peşin akçe vermek,selem alışverişini yapmak,malı sonra teslim almak üzere bedelini vermek,yerin alçağını ve yükseğini düzeltip beraber etmek,kadın kırkbeş yaşını geçmek أَسْلَفَ : إِسْلاَفاً إِلَي ، فِي ، هُ
birine eziyet vermek,yormak,meşakkat vermek,zahmete düşürmek,bir kimseden sıkıntıyı def etmek,incitmek,acıtmak,sıkıntı vermek,zahmet vermek,eziyet vermekبَرَّحَ : تَبْرِيحاً بِ ، عَنْ ، هُ
ödünç vermek,eğreti olarak vermek,peşin,avans vermek,kredi vermekسَلَّفَ : تَسْلِيفاً
eğreti ve emanet vermek,ödünç vermek,ariyet vermek,geçici olarak bir şey vermek,atı semirtmek,çeşmenin suyuazalıncaya dek toprakla basıp gömmekأَعَارَ : إِعَارَةً و عَارَةً مِنْ ، هُ
yemiş vermek,meyve vermek,fayda vermek,mahsül vermek,yayık tulumunun üzeri köpüklenmek ve kabarcıklanmak ve sirkelenip yağı belirmekإِثْمَارٌ (ج) إِثْمَارَاتٌ : إِنْتَاجُ الثَّمَرِ
sevaplandırmak,ivaz vermek,karşılık vermek,ecir ve ceza ve mesubet vermek,sevap vermekإِثابَةٌ (ج) إِثَابَاتٌ
mükafat ve karşılığını vermek,sevaplandırmak,ivaz vermek,ecir ve ceza ve mesubet vermek,sevap vermek,iade etmek,havuzu doldurmakأَثَابَ : إِثَابَةً ، هُ
yetki vermek,hatunu mehirsiz evlendirmek,bir işi Allaha havale etmek,ihale ve sipariş etmek,hatun,karıyı mihirsiz,başlıksız almak,vekalet vermek,izin vermek,ruhsat vermek,ısmarlamakفَوَّضَ : تَفْوِيضاً ، هًُ
ziyade tamam olan,tamam,daha tam,daha tamamأَتَمُّ
tamamlamak,bütün etmek,tamam etmek,noksanı ikmal etmek,tamam kılmak,tamam etmekتَتْمِيمٌ (ج) تَتْمِيمَاتٌ : تَتِمَّةٌ
kadının gebelik süresi tamam oldu,doğurması için ayı günü tamam olduأَتَمَّتْ المَرْأَةُ
tamam,tamam olmak,hepsiتُمٌّ
tamam olmak,bitmek,sona ermek,nihayet bulmak,hitama ermek ,tamam olmak, bitmek,sona ermek,kemal bulmak,mükemmel olmak,tamam olup bitmek,son dereceye varmak,gitmek,kast etmek,baliğ olmak,devam etmek,sürmek,tamamlamak,itmam etmek,sağlam olmakتَمَّ ـَِـ تَمّاً و تِمّاً و تُمّاً و تَمَاماً و تِمَاماً و تُمَاماً و تَمَامَةً و تِمَامَةً
tam,bütün,tamam olan,som,bitmiş,sona ermiş,payana ermiş,kemal bulmuş,tamam olmuş ,mükemmel,eksik olmayan,nakıs olmayan,her bir cüzü mevcutolanتَامٌّ (م) تَامَّةٌ (ج) تَامَّاتٌ : مُنتهي
kavim hepsi bir araya gelerek tamam olmak,insanlar cümle bir araya gelip tamam olmakتَوَافِي : تَوَافِياً
bir şeyin ardı arkası gelmek,sona ermek,bitmek,ölmek,tükenmek,arkası kesilmek,tamam olmak,yerine getirilmek,son olmak,bir nesne geçip tamam olup tükenmekإِنْقَضَي : إِنْقِضَاءً
tamam,tamam olmak,kamil olmak,bir nesnenin tüm parçaları,eczaları istenildiği gibi mevcut olmak,yay daire ve açının doksan dereceye ikmali için ilave veya tenzili icap eden yay yahut açı,şebi yelda,her yılın en uzun gecesiتَمَامٌ
tam,bütün,tamam olan,som,bitmiş,sona ermiş,payana ermiş,kemal bulmuş,tamam olmuş ,mükemmel,eksik olmayan,nakıs olmayan,her bir cüzü mevcutolan,som,full,dolu,bütün,eksiksiznaksan olmayan,mükemmelتامٌ (م) تَامَّةٌ (ج) تَامَّاتٌ ، كَاملٌ ، كَامِلُ الأَجْزَاءِ ، ملآن و فِي الدُّعَاءِ
bir tam ve düzgün olmak,koordineli,muntazam ve tamam olmak,toplanıp düzene girmek,dizilmek,yeknesak,tekdüzen olmak,birbirine ulaşık olmak,cem olmak,toplanmak,beraber olmak,tamam olmak,düzene girmek,tamamlanmakإِتّسَقَ : إِتِّسَاقاً
bitirmek,hitam vermek,payana erdirmek,ikmal etmek,tamamlamak,bir şeyin tamam ve ikmal edilmesini istemek,bütünlemek,tamam etmek,birinden bel denilen kazma aletini veya balta istemek,dokumasını tamamlamak için yün ve kıt kırpıntısı istemekإِسْتَتَمَّ : إِسْتِتْمَاماً ، هُ و تقول إستتمته فأتمه
arkası kesilmek,tamam olmak,yerine getirilmek,geçmek,bir şeyin ardı arkası gelmek,sona ermek,ölmek,ardı kesilip yok olmak,iş bitmek,bir nesne geçip tamam olup tükenmek,süre tükenmek,vade yetişmek,geçmek,gitmek,إِنْقَضَي : إِنْقِضَاءً
bitmek,tükenmek,vaat gelmek,bir şey tamam olup bitmek,söz kesilmek,ihtiyacı yerine getirmek,tamam olmak,tükenmek,yok olmak,bitmek,tükenmek,yok olmak,kesilmekنَجَزَ ـُـ نَجْزَا و نَجِزَ ـَـ نَجَزاً بِ
tam olmak,tamam olmak,bitmek,tamam,bir nesnenin tüm parçaları,eczaları istenildiği gibi mevcut olmak,yay daire ve açının doksan dereceye ikmali için ilave veya tenzili icap eden yay yahut açı,sağlam olmak,son,nihayet,bir şeyin itmam ve ikmal için ilave olunan şey,miktarتَمامٌ ، تَمَامَةٌ ، تَتِمَّةٌ
yaratılışta mevcut olan,tiynette merkuz olan,hulki,tabii,doğal,doğuşta mevcut olan,doğuştan olan,asıl,yaradılış,sirüşt,hılkat,tabiatta olan,cibilliجِبِلِّيٌّ (م) جِبِلِيَّةٌ
kesat olan,durgun,geçmez olan,revaçsız olan,geçersiz olan,sürümsüz,hareketsiz,durgun,alı satı az olan pazarكَاسِدٌ
çok sahoş olan,fitil gibi olan,mest olan,daima sarhoş olan,ayyaş,harabatiسِكَّيرٌ : كَثِيرُ السَّكْرِ
ümitsiz olan,mahzun olan,meyüs olan,şaşkın olan hüzün ve ümitsizlikten sessiz duranمُبْلِسٌ (ج) مُبْلِسُون: بَلِسٌ
karamtık dudaklı kişi,dudağının içi kara olan kimse,ziyade yoğun ve koyu olan gölge,serin yarlı olan çocuk,etsiz olan diş eti,kanı az ve hoş olan dudakأَلْمَي (ج) لُمْيٌ (م) لَمْيَاءُ : مَنْ كَانَ بِشَفَتِهِ لَمَيً و هُوَ سُمْرَةٌ أَوْ سَوَادٌ فِي بَاطنِهُمَا يُسْتَحْسَن ، رُمْحٌ أَلْمَي : شَدِيدُ السُّمَْةِ و صُلْبٌ ، ظِلٌّ أَلْمَي : كَثِيفٌ أَسْوَدُ ، شَجَرٌ أَلْمَي : كَثِيفُ الظِّلِّ ، وَلَد أَلْمَي : بَارِيدُ الرِّيقِ ، لُثَّةٌ لَمْيَاءُ : قَلِيلَةُ اللَّحْمِ ، شَفَةٌ لَمْيَاءُ : لَطِيفَةٌ قَلِيلَة الدَّمِ
alçak soysuz olan,rezil,deni olan,mağlum ve münhazım olan,yenik olanخَاذِلٌ
kelamı veya işareti hakikatı hale mutabık olan,rastgü,efali akvaline mutabık olan ve ahir muamelesi evvel muamelesine mutabık olan,gerçek olan,sadık,muhabbeti samimi olan,doğru,doğru söyleyenصَادِقٌ (ج) صَادِقُون (م) صَادِقَةٌ و فِي القُرآنِ الكَريم
boynunda eğrilik,çarpıklık ve çöküklük olan,Arap kadınından olan oğlan çocuğu,efendi,köle,boynu yere doğru eğik olan deve,eyerinde sağa sola eğri olanأَهْنَعُ (م) هَنْعَاءُ (ج) هُنْعٌ المُنْحَنِيُ القَامَةِ ، الجَمَلُ المَائِلُ بِعُنْقِهِ إِلَي الأَرْضِ ، المَائِلُ فِي سَرْجِهِ يَمِيناً و شِمَالاً ، إِبْنُ المَرْأَةِ العَرَبِيَّةِ و المَوْلَي
bir nesne üzerinde daima eğilip aılarak meşgul olan ve müdavim olan adam,ziyade eğri olan diş,dişinin ucu eğri olanأَعْصَلُ (ج) عُصْلٌ (م) عَصْلاَءُ : المُعَوَجُّ صَلاَبَةً
alnı dar olan at,perçemin kılı hafif olan at,hızlı,tez ve çabuk olan hayvan,tez yürüyüşlü olan katır,tez yürüyen dişi deve,şiddetli esen yelأَسْفَي (ج) سُفْي (م) سَفْوَاءٌ و سَقْيَاءٌ و مِنَ الخَيلِ الخَفِيف شَعْر النَّاصِيةِ ، و مِنَ الدّوَّابِ السَّرِيع
hüküm vermekte en doğru olan kişi,ziyade hüküm ve fasıl edici olan,fıkıhta daha bilgin olan,daha muktedir olan din adamıأَقْضَي
ziyade selim ve itaatli olan,pek sağlam olan,çok güvenli,pek emin ,daha müslüman olan kimse,esen,afetlerden selim olanأَسْلَمُ (م) سُلْمَي : السَّالِمُ ، السَّلِيمُ مِنَ الآفَاتِ
asıl,yaradılış,sirüşt,hılkat,tabiatta olan,cibilli,doğuştan olan,yaratılıştan var olan,جِبِلِّيٌّ
elde eden,haiz,sahip olan,malik olan,emsalinden mümtaz olanحَائِزٌ
mahir olan,usta,keskin olan,sanatını gereği gibi bilir olanحَاذِفٌ
tartısı tam akçe,tartılmış akçeوِزْنٌ
akçe üzerine akçe yığmakإدخار مال علي المال
göz,çeşme.pınar,ayazma,akmak,bakmak,casus,terazide ayıp,beş veya altı gün yağan yağmur,öküz,kumru,insan ve hayvan gözü,kaynak gözü,kaynak gözü,güneş,sikkeli altın,akçe,mal,altın,delik,mal,akçe,casus,karakol,gözcü,daha iyi,yeğrek,zat,komutan,asker başkanı,asker öncüsü,ayın,iğne deliğiعُيُونٌ و أَعْيُنٌ و أَعْيَانٌ، نَفْس ، مال ، ذهب عيب، ثور ، طَليعة : مَطَرٌ يدومُ خَمْسَةَ أيامٍ أو سِتَّةٍ لا يُقْلع.والعَيْن أيضاً: طائرٌ أصفر البطنِ، أخضرُ الظهَّر، بِعِظَمِ القَمْرِيِّ.والعَيْن في المِيزان عَيْبٌ، وذلك أن تَرْجُعَ إحدى كِفَّتَيْه على الأخرى و فِي القرآنِ الكَرِيم
akçeأَخْشَةٌ (ج) أَخْشَيَاتٌ (تر)
akçe (is)درهم ، درهم أبيض ، ثمن ، دينار ، نقد (ج) نقود ، دراهم ، أخشة ، آخشة ، آقجة ، أخشاية ، درهم ، مال ، عملة ذهبية أو فضية ، سكة ذهبية او فضية ، نقيد ، مال ، فلس ، فضة ، قيمة ، رقن (ج) رقون ، ورقة (ج) ورقات ، مبيض ، مائل للبياض ، كالأبيض ، نقرة
akçeدرهم ، فلس ، مال
akçe veznesiميزان الدراهم
akçe yardımıإعانة مالية
akçe verenمعطي المبلغ
sağ akçeدرهم خالي من العطل ، عملة صاغ
kalp akçeزيف (ج) زيوف ، درهم مزيف ، درهم زائف
akçe tahtasıلوحة الإحصاء
sağ akçeنَقْحٌ
akçe kesesiوَخْفَةٌ
akçe kesesiصرة الدراهم ، كيس الدراهم
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid