1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid ����������������������������[el-is����at] (hemzenin kesriyle) Bo��azdan bir nesneyi s��h��letle ge��irmek ma��n��s��nad��r; yuk��lu: �������������� �������������������� ���������� ������������ �������������������� ve tek��lu���l-��Arab: ������������ ������ ���������������� �������� ���������������������� Ya��n�� ���Bana bir mikd��rca m��hlet ver.��� Ve bu ���������������������� ������������ dedikleri gibidir; ve yek��l��ne: �������������� �������������� ������������������ �������� ���������� ���������������� �������� Ya��n�� ���Fil��n me��g��l oldu��u maslahat�� fil��n ile tam��m ve kem��le res��d eyledi.��� Mesel�� bir kimse bir mikd��r adam y��h��d bir mikd��r ak��e saymak mur��d edip sayd��ktan sonra bir t��nesi n��k��s kalmakla o bir t��neye muht��c iken n��g��h zuh��r ile tekm��l-i ma��d��d��t eylese �������������� �������� derler. Ve e��er ��oklar ise ������������������ ������������ derler. kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
ödül,hediye,mükafat,ikramiye,,atiyye,bahşiş,lutuf,ihsan ve güzel ve makbul olan şiir ve darbı mesel,Kürtçe xelat derler,Kürtçe xelat derler,caize جَائِزَةٌ (ج) جَوَائِزُ ، يُرَادُ بِهَا أَيْضاً عَنِ الخَطِّ الّذِي يُوضَعُ عَلَي الأَرْقَامِ و الأَسْمَاءِ إشَارة للقَبُولِ أَوِ المُرَاجَعَةِ أَوْ غَيْرِ ذَلِكَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Birincisinde(أَ بِسَبْع) ve ikincisinde (أ و ذو الشيب) ve üçüncüsünde (أَ بِسَيْف) ise murad olunur,hemzey-i istifham (هَمْزَةُ الإِسْتِفْهَام) ı (هَلْ) soru edatından farkı şudur ki hemzenin kullanımı yaygın olup (هَلْ) edatı tasavvur makamında kullanılmaz ve olumsuz cümle ile şart cümlesine dahil olmazأ الإستفهامية و الفارق بين هل
Tanın kesriyle,esresiyleبِكَسْرِ التَّاءِ
azdan azعلي الأقل ، من باب القليل ، لا أقلّ
azdan azأقل القليل ، لا أقلّ
en azdanلا أقلّ
azdan çok,damladan bir denizفَيْضٌ مِنْ غَيْضٍ
en azında,bari,hiç olmazsa,azdan az,en aşağı,en az,bazıعَلَي الأَقََلِّ ، مِنْ بَابِ القَلِيلِ
nesneyi düzeltti,ıslah etti,nesneyi tamamladı,nesneyi topladı,cem etti,biriktirdiثَبَّي الشَّيْئَ
saklamak,bir nesneyi bir nesneyi içine koymak,içine almak,dahil etmek,birleştirmek,kaynaştırmak,teşdid ile iki harfi bir etmek,Tecvitte idgam,gizlenmek,ihfa,bir nesneyi bir yere koymakإِدْغَامٌ (ج) إِدْغَامَاتٌ و إِدِّغَامٌ (ج) إِدِّغَامَاتٌ : إِدْمَاجٌ : وَ فِي عَلْمِ الصَّرْفِ هُوَ إِدْخَالُ حَرفٍ فِي حَرْفٍ مِنْ جِنْسِهِ نَحْوُ فَرَّ أَصْلُهَا فَرر
nesneyi aşırdı,kaptı,çaldı,nesneyi süratle taşıdı,götürdü,ilettiنَدَلَ الشَّيْئَ : إِخْتَلَسَهُ و نَقَلَهُ بِسُرْعَةٍ
iğrenmek,bir nesneyi hor ve hakir görmek,horlamak,bir nesneyi beğenmeyip zem etmek,yermekبَذْءٌ : ذمٌّ
nesneyi temizledi,seçti,nesneyi temiz,pak,arı,safi,halis eylediأَنْقَي الشَّئَ : نَظَّفَهُ
nesneyi temizledi,seçti,nesneyi temiz,pak,arı,safi,halis eylediأَنْقَي الشَّيْئَ
nesneyi topladı,devşirdi,nesneyi eliyle sıyırıp giderdiقَشَّ الشَّيْئَ
nesneyi uzattı,nesneyi çekip sündürdüمَدَّدَ الشَّيْئَ : بَسَطَهُ و طَوَّلَهُ
nesneyi uzattı,nesneyi çekip sündürdüمَادَّ الشَّيْئَ : مَدَّهُ
nesneyi bölük bölük böldü,taksim etti,parçaladı,nesneyi sağlam bağladı ,nesneden bir parça aldıجَزَأَ الشَّيْئَ : قسمه أجزاءً
nesneyi birbiri arkasında birkaç kere yaptı,tekrar ve iade etti,nesneyi bir kaç kere tekrarladıأَتََارَ الشَّيْئَ : أَعَادَهُ مرة بعد مرّةٍ
nesneyi yerinden ayırıp bertaraf eyledi,nesneyi yerinden kaldırıp izale etti,giderdi ثَأْثَأَ الشيئَ : أزال عن مكانه
bir nesneyi gizlemek,ketm ve ihfa eylemek,bir nenseyi izhar eylemeyip sakit ve hamüş olmak,bir nesneyi tanımayıp süküt eylemek,susmakأَضْبَأَ : إِضْبَاءً عَلَي
bir nesneyi gizlemek,ketm ve ihfa eylemek,bir nenseyi izhar eylemeyip sakit ve hamüş olmak,bir nesneyi tanımayıp süküt eylemek,susmakإِضْبَاءٌ (ج) إِضْبَاءَاتٌ
nesneyi pekiştirdi,pekiştirip muhkem kıldı,nesneyi kast etti,isabet ettiوَكَدَ الشَّيءَ
acele etmek,irmek,acele ettirmek,tezletmekإِسْتَعْجًَلَ : إِسْتِعْجَالاً
Studies on Turkish Arab Relationsدراسات في العلاقات العربية التركية
Arab-ı Aribe akvam-ı kadimesinden bir kavim olup arap yarımadasının kuzeydoğu cihetinde sakin idiجَدِيسٌ
yiğit,cesur,cüretli,yürekli, Arab-ı Aribeden bir taife ki Hz.İsmail onlardan karı almıştıجُرْهُمٌ : جسور ، جرئ و يقال رَجُلٌ جُرْهُمٌ اي جرئ جسور
Arab-ı Aribeden bir kavim ki Salih peygamber bunlara gönderilmiştir,Hicirde sakin olup sularının kıtlığından böyle adlandırıldılar,Semüd kavmiثَمُودُ : قَومُ صَالِح
Bana kızmış bana darılmış,bana dargınغَضْبَانُ عَلَيَّ ، زَعْلاَنُ عَلَيَّ
bana,bana koşun,bana getirin,haydi !إِلَيَّ
acep onun bana ne lüzumu var ne münasebeti var,yahut ondan bana ne hasıl olacaktır demektir.burada (مَا) kelimesi taaccüp içindirما لي شِيئٌ و هي كلمة تعجب بها
bana lütüf et,bana nimet ver!أُرْزُقْنِي النِّعْمَةَ!
bana söyledi,bana dediقَالَ لِيَ
bana yeter,bana kafiبَجَلِي : حَسْبِي
bana zor geliyor,bana zor gelir?يَصْعُبُ عَليَّ ؟
bu bana yakışmaz, bana gelmezلَيْسَ هَذَا مِنْ بَابَتِي
bana elçilik et,bana elçi ol !أَلِكْنِي :
bana mühlet ver azıcık hele bende söyleyeyim diyecek yerde (أبلعني ريقي) derler yani hele bana tükürüğümü yutacak kadar zaman verأَبْلِعْنِي رِيقِي
onu bana sor!سَلْنِيْهَا!
bana ver !أَعْطِنِي !
bana ver !أعطني !
bana su ver !أَعْطِنِي مُويَّ !
bana yazأكتب الي
yayık dedikleri tulum ve turvan dedikleri testiأَبْرِيجٌ
habcebe ağacının bittiği yer dedikleri gibi(بقيع الغرقد) dedikleri gibi,içinde çeşitli ağaçların bulunduğu geniş yer,Medinede El Baki denilen yerبَقِيعُ الخَبْجَبَةِ
habcebe ağacının bittiği yer dedikleri gibi(بقيع الغرقد) dedikleri gibiبَقِيعُ الخَبْجَبَةِ
Taifte bir vadi,yer,bir nevi uçmak,ilaç,kaya kuşu,tütsülenen ağaçlar,eğir dedikleri ot kökü ki yürek sancısı için yerler , süraat etmek ,eğir dedikleri ot kökü ki yürek sancısı için yerler,süraat etmek,yeyni ve yüğrek deve kuşu,uçmakوَجٌّ : وَادِيٌ بالطَّائِفِ
dedikleriمدعو ، مسمي ، مقول له
enir dedikleri otأَيْكَرٌ
pazı dedikleri otبُصَيْلاَء
kerdeme dedikleri otأَبْهَقَان
tuz taşı,nanhava dedikleri otأَمْيُوس
tarhuz dedikleri ufak balıkطِرِّيخٌ
ferfiyon dedikleri ilaç,Fas sakızıتَاكُوتٌ : لُبَانٌ مَغْرِبيٌّ
firika dedikleri loğusa yemeğiحُلُبَةٌ
kibir ağacı,kebere dedikleri otأَصَفٌ
kovalık,hasır otu dedikleri sazlıkحَفَأُ : بَرْدي
sepkün dedikleri yeleksiz uzun okمِعْرَاضٌ
bana karşı aslan gibidir savaşlarda ise deve kuşu gibidirأَسَدٌ عَلَيَّ و فِي الحُرُوبِ نَعَامَةٌ
o insanlar gibidirهُوَ كَمَا النَّاسِ
o hayvan gibidirهُوَ كَالبَهِيمَةِ
Zeyit aslan gibidirزَيْدٌ كالأَسَد
Zeyid bir aslan gibidirكَأَنَّ زَيْداً أَسَدٌ
Saad Sait gibidirسَعْدٍ نَحْوُ سَعِِيدٍ
hırs ateş gibidirكَأَنَّ الحِرْصَ نَارٌ
hemen bunun gibidirإنه مثل هذا تقريباً
halit aslan gibidirخَالدٌ مِثْلَ الأَسَدِ
Halil aslan gibidirخَلِيلٌ كالأَسَدِ
filan aslan gibidirفُلاَنٌ كَالأَسَدِ
dişleri inci gibidirأسنانه كاللؤلؤ
artık sıfır gibidirكالصفر الزائد
denize bir damla su dökmek gibidirكقطرة الماء بالنسبة إلي الدّأماء
Terbiyesiz ruhsuz ceset gibidirالرجل بلا أدب كالجسد بلا روح
adam kambur oldu,kamburlaştı,iki büklüm oldu,sırtı eğri büğrü oldu,yumrulandı,yüksek olduإِحْدَوْدَبَ الرَّجُلُ : صَارَ أَحْدَبَ ، تَحَدَّبَ و إِنْحَنَي
adam delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup oldu,adamın aklı zayıf oldu,ahmak oldu,dalgın olduبَلِهَ الرَّجُلُ : ضَعُفَ عَقْلُهُ و قَلَّ تَمْيِيزُهُ
batıl,mahv oldu,yok oldu,zail oldu,zeval buldu,telef olduزَهَقَ البَاطِلُ
adamın evinde et çok oldu,adam etli oldu, eti çok oldu,et sahibi olduأَلْحَمَ الرَّجُلُ
efendi oldu,hükümran oldu,egemen oldu,başat olduسَادَ الرَّجُلُ
adam herkesin görüşüne uyan zayıf görüşlü kimse oldu,yesman oldu,uysal olduتَأَمَّعَ الرَّجُلُ : صَارَ إِمَّعَاً اَيْ ضَعِيفَ الرَّأْيِ تَابِعاً مُتَرَدِّداً
at kümeyit oldu,karaya okşar kırmızı oldu,atın yelesi ve kuyruğu siyah olduإِكمَوْمَتَ : إِكْمِيمَاتاً الفَرَسُ
iş sağlamlaştı,sağlam oldu,muhkem oldu,kesinleşti,pekişti,doğrulandı,kararlaştırıdı,sabit olduتَأَكَّدَ الأَمْرُ : تَوَكَّدَ
nesne diğerlerinden üstün oldu,seçkin oldu,ayrılıp ayrı durdu,yalnız olduإِمْتَازَ الشَّيْئُ : إِنْفَصَلَ عَنْ غَيْرِهِ و إِنْعَزَلَ
adam zarif,kibar,nazik,edepli,terbiyeli ve uslu oldu,edip oldu,ahlakı güzel olduأَدُبَ الرَّجُلُ : ظَرُفَ و كَانَ ظَرِيفاً و حَسُنَتْ أَخْلاَقُهُ و كَانَ ذَا أَدَبٍ
iş muğlak,kapalı oldu,karmakarışık oldu,çapraşiık ve anlaşılması ve çözülmesi gayet güç olduإِسْتَغْلَقَ الأَمْرُ : صَارَ مُغْلَقاً
ondangam,keder,üzüntü ve sıkıntı def oldu,gitti,bertaraf oldu,zail olduإِنْسَلَي عَنْهُ الغَمُّ و الهَمُّ : إِنْكَشَفَو زَالَ
hak zahir oldu,belirdi,aşikare oldu,yerleşti,hak ortaya çıktı,belli olduحَصْحَصَ الحَقُّ : ظهر
yer mamur oldu,abadan oldu yani onda insan yerleşti,sakin olduأَنُسَ المَكَانُ
adam kaz kafalı,bön,aptal,fehimsiz ve izansız oldu,akılı zayıf oldu,neşatsız oldu,alöaldı,boyun eğdiبَلُدَ الرَّجُلُ : كَانَ بَلِيداً ضَعِيفَ الذَّكَاءِ ، كَانَ قَلِيلَ النَّشَاطِ ، ذَلَّ و خَضَعَ
zor iş,güç maslahatأَمْرٌ عَسِيرٌ
maslahatمصلحة
maslahat,yarar,çıkarمصلحة
maslahat yürütmek,işi ilerletmekتَمْشِيَةٌ
hacet,iş,görev,maslahatشَجَبٌ : حاجة ، مهمة ، مصلحة
hacet ve mühimmat ve maslahat,tasaشَجَبٌ
maslahat içinde dirsek çürüttüأَبْلَي المِرْفَقَ فِي الأُمُورِ
maslahat yürütmek,işi ilerletmek,çok yürümek,geçirmekمَشَّيَ : تَمْشِيَةً
bir ihtiyaç ve maslahat için yerinden kalkıp gittiتَنَشَّأَ : تَنَشُّؤاً لِحَاجَةٍ
iyilik,menfaat bir bakanlığa bağlı genel hizmet gören idare,işletme,daire,maslahat,menfaat,avantaj,çıkar,hane,yarar,iş,büro,çıkar,daire,servis,iyilik,menfaat,bir bakanlığa bağlı genel hizmet gören idare,kazanç,kar,avans,avantaj,iş,fayda,ası,iyi olma sebebi,maslahat,çıkar,idare,işletmek,daireمَصْلَحَةٌ (ج) مَصَالِحُ : سَبَبُ الصَّلاَحِ
vali,amir,yönetici,hakim,muhafız,ilbay,kadı ve bir maslahat üzerine konmuş kimse ve sancak beyi,han,cümleyi bilici,taraftarوَالِيٌ (ج) وُلاَةٌ
birden kalkıp işe başlamak,bir iş ve maslahat için yerinden kalkıp azimet eylemekتَنَشُّؤٌ
a,e ile beraber yürümek,maslahat yürümek,yürünmek,işi ilerlemekتَمَشَّي : تَمًشِّياً مَعَ
ezan,müezzin,kefil,ilim,malumat,kulak,bir kavmin kethüdası ve maslahat güzarı,kapıcı,lider,her taraftan ezan sesi işitilen yerأَذِينٌ : أَذَانٌ : مُؤَذِّنٌ : ضَمِينٌ ، كَفِيلٌ ، زَعِيمٌ ، حاجِبٌ
hususunda : bu maslahat hususunda bana yazmıştırفِي خُصُوصِ نحو : كَتَبَ لِيَ فِي خُصُوصِ هَذِه المَصْلَحِة
soru soran kimse soruda ona ibram ve ilhah eyledi,ısrar eylediأَخْجَأَهُ السّأئِلُ : أَلَحَّ عَلَيْهِ فِي السُّؤَالِ
sulama veya ilkbahar bitkiyi teru taze eyledi,yumuşak eylediأَمْأَدَ : إِمْآداً الرَّيُّ أَوِ الرَّبِيعُ النَّبَاتَ : جَعَلَهُ نَاعِماً
yelip seğirtmekte çabalayıp sarfı makdur eyledi,sürat eylediإِشْتَكَرَتِ فِي عَدْوِهِ : أَسْرَعَ
Allahı takdis etti,tazim eyledi,kendisine yakışmayan sıfatlardan tenzih eylediقَدَّسَ اللهَ
Allah onun başına gelen musibet ile düşmanını şad eyledi,sevindirdi,mesrur eyledi,güldürdüأَشْمَتَهُ اللهُ بِعَدُوِّهِ : جَعَلَهُ يَشمتُ بِهِ أَيْ يُفْرِحُ بِمُصِيبَتِهِ
onu muzzafer kıldı,zaferyap eyledi,nail eylediأَفَازَهُ
işi yapmaya azim ve cezim eyledi,niyet eylediإِعْتَزَمَ الأَمْرَ أَوْ عَلَيْهِ : عَزَمَ ، عَقَدَ النّيَّةَ عَلَي فِعْلِِهِ
hastalık onu acıttı,takatsız eyledi,dertnak eylediأَنْصَبَهُ المَرَضُ أَوْ نَحْوُهُ : آلَمَهُ
kendini filanca şeyde zelil eyledi,hor eylediإِبْتَذَلَ نَفْسَهُ فِي كَذَا
ona himmet eyledi,kalp ve kast eylediهَوِيَ ـَـ هَوَأً إليهِ : هَمَّ
onu derbeder eyledi,yerinden yurdundan eylediأَشْرَدَهُ : جَعَلَهُ طَرِيداً شَرِيداً
nesneyi yok etti,mahv etti,helak etti,tüketti,harap eyledi,fena eylediأَفْنَي الشَّيْئَ : أَعْدَمَ و أَهْلَكَهُ
ona bir şedid ve azim iş,isabet eyledi veya aniden bir emr şedid isabet edip gayet tazyik ve tenkil eylediحَزَبَهُ الأَمْرُ حَزْباً : نابه و إشتدّ عليه او ضغطه فُجأةً
işi aşikar eylediأَجْهَرَ الأَمْرَ و بِهِ : أَعْلَنَهُ ، شَهَرَهُ
suçirtikap eylediأَتَي الجُرْمَ : إِرْتَكَبَهَا
atasözü,ibret verici sözler,güzel sözler,vecize,,hikaye,öykü,masal,mesel,destan,örnek,vecize,ibret verici sözler,güzel sözler,misal,ibret,darb-ı mesel,delil,hüccet,sıfat,destan,benzer,fabl,sözمَثَلٌ (ج) أَمْثَالٌ و في القرآن الكَرِيمِ
iradı meselإِيْرَادُ المَثَلِ
masal,örnek,meselمَثَلٌ
yanıltmaç,bilmece,mesel,hikayetأُدْعِيَّةٌ (ج) أَدَاعٍ :أُحْجِيَّةٌ
yanıltmaç,bilmece,mesel,hikayetأُدْعُوَّةٌ (ج) أَدَاعِي : أُحْجِيَّةٌ وهِيَ يَتَاعَي بِهَا النَّاسُ و يَتَحَاجُّون
ata sözü,darbı mesel,hikmetبِنْتُ الفِكْرِ : مَثَلٌ ، حِكْمَةٌ
ataecize,darbı mesel,tabirقَوْلٌ مَأْثُورٌ
darbı mesel,hikaye söylediإِمْتَثَلَ الحَدِيثَ و بِهِ
ok atmada darb-ı mesel hükmüne geçmiş bir adamın künyesidirأَرْمَي مِنْ إبن تِقْنٍ
muamma,yanıltmaç,bilmece,yanıltmak,mesel,zem etmek,yermekأُحْجِيَّةٌ (ج) أَحَاجٍ وأَحَاجِيُ : لُغْزٌ
meşhur bir hırsızın adı olup ( أَسرق من بُرْجَان ) darb-ı mesel olmuşturبُرْجَانٌ و في المثل
meşhur bir hırsızın adı olup ( أَسرق من بُرْجَان ) darb-ı mesel olmuşturبُرْجَانٌ و في المثل
aslan,cesur,bahadır adam ,güzel yürüyüşlü kadın,öc almakta darb-ı mesel hükmüne geçmiş bir adamın ismiبَيْهَسٌ : أسَد ، جسور و فِي المَثَلِ
aslan,cesur,bahadır adam ,güzel yürüyüşlü kadın,öc almakta darb-ı mesel hükmüne geçmiş bir adamın ismiبَيْهَسٌ : أسَد ، جسور
kaçkın,şiir kısmından bigayet matbu ve nekre olup darb-ı mesel gibi diyar bı diyar şüyü ve iştihar bulmuş olanشَرُودٌ
geda olan kimse,bedhuy ve bed meşrep kimse,kalın gövdeli topaç bodur kimse,başı büyük olup cüsseli hurda ve cüre olan kimse,cüret ve ikdam sahib kimse,sert ve metin nesne,boynu kısave başı saht ve şedid olan kimse,hafif ve temkinsiz olan,yelkovanقَنْدَأَوٌ : قَنْدَأَوة
sık sık ayak yoluna çıkan kimse,sık sık helaya varan kimse,karnı büyük kişi,yanları şişkin kimseأَمْذَرُ (ج) مُذْرٌ (م) مَذْرَاءُ : مَنْ يَكْثُرُ الإِخْتِلاَفَ إِلَي بَيْتِ المَاءِ ، عَظِيمُ البَطْنِ ، المُنْتَفِخُ الجَنْبَينِ
libası hafif olan kimse vegizlenerek gizlice giden kimse ve söylenip yanı üzerine yatan kimseمُتَذَعْلِبٌ
cimri,hayırsız kimse,yaramaz yıldızlı,uğursuz kimse,meşum kimseأَنْكَدُ (ج) نُكْدٌ (م) نَكْدَاءُ : بَخِيلٌ قَلِيلُ الخَيْرِ
bir,biri,tek,yek,eşsiz,ahad,yek,tek,yegane,birisi,bir kimse,hiç kimse,hiçbir kimse,den bir tanesi,haftanın ilk günü,Cumartesi ile Pazartesi arası,Pazar,Yekşembeأَحَدٌ (ج) آحَادٌ و أُحْدَان و أَحَدُون و وُحْدَان (م) إِحْدَي (ج) إِحْدٌ (م) إِحْدَي : فَرْدٌ ، شَخْصٌ مَا ، وَحِيدٌ ، الذِي لاَ مَثِيلََ لَهُ : و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kimse,çölde yola alamet ve işaret olmak üzere dikilmiş taşki ekseriya ad kavminin eserlerindendir,kavminden kalma eski mezar,hiç kimse,kimseيَرَمِيٌّ : أَيْرَمِيٌّ : إِرَمِيٌّ : أَرَمِيٌّ : أَحَدٌ
o kimseki,kim,kim,o kimse ki,şu kimse,kimki,kimse,bir kimse,her kim,kimse kiمَنْ ، أَيٌّ ، أَيَّةٌ : نحو مَنْ يَعْمل عَمَلاً صالحاً فَلِنَفْسِهِ
mest veya sarhoş olan kimse,sabah vaktinde içki içmeğe başlayan kimse,müdavim,içkiye düşkün kimse,ayyaş,erken,bekri,önce,Bekire ait ve mensup,BekirliBekirciبَكْرِيٌّ : سَكْرَي
bir kimse,insanlardan bir kimse,hiç kimse,eser,alamet,nişan,izإِرَمٌ : أَرِمٌ : أَحَدٌ و تقول مَا بالمكان إِرَمٌ اي أحدٌ
solak kimse,şaşı kimse,ahmak kimse,boynuzları dolaşık teke,koç,boynuzları kıvrılmış koyun,şu eli güçlü kimseki tedavi ettiğini kıvırır olaأَلْفَتُ (ج) لُفْتٌ (م) لَفْتَاءُ : الّذِي يَعْمَلُ بِشِمَالهِ، أَحْمَقُ ، التَّيْسُ الّذِي إِلْتوَي أَحَدُ قَرْنَيْهِ ، القَوِيُّ اليَدِ الّذِي يَلْوِي مَا يُعَالِجِهُ ، أَحْوَلُ
bir,tek,yalnız,eşsiz,fert,birey,herhangi bir kişi,şahıs,kimse,biri,biricik,bir kimse,yek,eşsiz,bir kimse,Allahوَاحِدٌ (ج) وُحْدَان و أُحْدَان و آحَادٌ و (م) وَاحِدَةٌ : فَرْدٌ : شَخْصٌ مَا ، لا نَظِير لَهُ :بَعْضُ ، البَعْضُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gözünün kapağı dönük kimse,gözünün kapağı yırtık kimse ki yırtlak,yırtlaz tabir olunur,gözünün alt kapağı devrik olan kişialt dudağı yarık kimse,kendisinde kısur ve ayıp olan kimseأَشْتَرُ (ج) شُتْرٌ (م) شَتْرَاءُ : مَنْ كَانَ جَفْنُ عَيْنِهِ مُنْقَلِباً مِنْ أَعْلَي و أَسْفَلَ او مُنْشَقّاً او مُسْتَرْخِياً أَسْفَلُهُ ، مَا بِهِ شَتَرٌ اَيْ عَيْبٌ و نَقْصٌ ، مَنْ كَانَتْ شَفَتُهُ السُّفلي منشقّة
gözlerini tez tez açıp yumucu ve yılpıtdatıcı kimse,göz kapaklarını tez tez açıp kapayan kimse,göz kapakları çok deprenen kimseأَشْوَصُ (ج) شُوصٌ (م) شَوْصَاءُ : مَنْ تَضطَرِبُ أَجْفَانُ عَيْنَيْهِ كَثِيراً
saçı,kılı az olan,kılsız kimse,otu az olan yer,zalim bedhuy kimse,kapıcı hırsız,kötü huylu,alçak adam,çapkın,yaramaz kimse,adi,habis kişi,kuyuruksuzأَزْعَرُ (ج) زُعْرٌ و زُعْرَان (م) زَعْرَاءُ : زَعِرٌ ، زَعْرَانُ ، عَائِرٌ ، لِصٌّ خَاطِفٌ ، قَلِيلُ الشَّعْرِ ، خَفِيفُ الشَّعْرِ، بِلاَ ذَيْلٍ
cest ve hafif ve çalak adam,cüret ve ikdam sahibi kişi, kısa boylu kimse,yassı başlı hurda cüsseli,cürra kimse,büyük başlı kimse,dişikurtسَنْدٌ (ج) سَنْدَأَوُون
uzun boylu iri adam,ahmak adam,kötü ahlakı adam,fena adamبِرْشَاعٌ : بِرْشِعٌ
uzun boylu iri adam,ahmak adam,kötü ahlaklı adam,fena adamبِرْشِعٌ ، بِرْشَاعٌ
fasık,abdestsiz,sapkın,imansız,azgın,ahlaksız,günahkar,itaat çemberinin dışına çıkan,hakkın emrini tutmayan,abdestsiz,sapkın,fasık adam,hak yoldan çıkan adam,zinakar adam,kafir adam,fasık adam,hak yoldan çıkan adam,zinakar adam,kafir adamفَاسِقٌ (ج) فُسَّاقٌ و فَسَقَةٌ و فَاسِقُون و فِي القُرْآنِ
adam ansızın zuhur edip bastı,adam şer ve husumet peyda etti,adam yalan söylediبَاقَ الرَّجُلُ
şirretli,hilekar,mütekebbir,mağrur,kibirli,mekruh,iğrenç,menfur adam,yaramaz adam,habis adamبِرْدِيسٌ : بِرْدِسٌ
varlıklı adam,zengin adam,servet sahibi hali vakti iyi olan adamرَجُلٌ مُوسِرٌ اي مُيَّسَرٌ
puhu kuşu,erkek baykuş,tüyleri dökülmüş çakır,baykuşa benzer küçürek bir kuştur ki ahmak,akılsız kimseyi ona benzetirler,serseri adam,zayıf güçsüz adam,pek hafif mizaçlı hoppa adam,zayıf güçsüz adam,sebükmağzبُوهٌ : طَائِرٌ يَشْبَهُ البُومَ أَصْغَر مِنْهُ ، بُومٌ ، ذَكَرُ البُومِ ، الصَّقْرُ الّذِي سَقَطَ رِيْشُهُ
şirretli,habis,hilekar ,mütekebbir,mağrur,kibirli,mekruh,iğrenç,menfur adam,yaramaz adam,habis adamبِرْدِسٌ : بِرْدِيسٌ
adam günahkar oldu,adam suç ve yazık işledi,adam suç ve günah sahibi olduأَذْنَبَ الرَّجُلُ : صار ذَا ذَنْبٍ ، إِرْتَكَبَ ذَنْباً
herkesle tarafsızca görüşüp ülfet ve ünsiyet eden adam,ülfet ve ünsiyete ziyade meyyal ve alışık olan,ülfeti ve dostluğu çok kimse,herkesle görüşüp konuşmağa alışık adam,pek alışkın adamأَلُوفٌ (ج) أُلُفٌ : كَثِيرُ الأُلْفَةِ و صَدِيق أَلُوفُ أَيْحَمِيمٌ
kaçkın adam,yemeği doyuncaya dek yiyen adam,kısa bodur kimseبِلاَزٌ
adam hayran oldu,hayrette kaldı,adam sürat ve acele ettiبَلِقَ الرَّجُلُ : تَحَيَّرَو دَهِشَ
adam hayran oldu,hayrette kaldı,adam sürat ve acele ettiبَلِقَ الرَّجُلُ
adam sırtı üzerine yattı,adam arka üstü yatıp uyuduإِسْلَنْقَي الرَّجُلُ : نَامَ عَلَي ظَهْرِهِ
dişlerini temiz tutmamaktan ağzı fena kokan adam,bedhuy adamرَجُلٌ بَشِعٌ
bir şey ile yum tutmak,teberrü etmek,kutlu ve uğurlu saymak,berekete nail olmak,yum ve bereket addetmek,uğur saymak bir şeyle teberrük etmek,kutlu ve uğurlu saymak,kutlu ve uğurlu saymak,hissemend olmak,bir nesne teberrük ve teyemmün etmek,bir nesneyi kendi hakkında sevap ve mübarek ve meymenetli ve aziz add etmekتَبرَّكَ : تَبَرُّكاً بِ
bir şeyi kaba bulmak, sert saymak, sery saymak, uzaklaşmasını istemekإِسْتَجْفَي : إِسْتِجْفَاءً
eğlendirmek,eğlenici saymak,ağır ve yavaş add etmek,saymak,geciktirmek,gecikmesini istemekإِسْتِرَاثَةٌ (ج) إِسْتِرَاثَاتٌ : إِسْتِبْطَاءٌ
eğlendirmek,eğlenici saymak,ağır ve yavaş add etmek,saymak,geciktirmek,gecikmesini istemekإِسْتَرَاثَ : إِسْتِرَاثَةً ، هُ
rezil,alçak saymak,hakir görmek,küçük görmek,küçümsemek,tepeden bakmak,yukarıdan bakmak,rezil ve rüsvan bulmak,alçak ve rezil saymak,bayağı saymak,bir şeyi nahoş görüp rezil ve kerih add etmekإِسْتَرْذَلَ : إِسْتِرْذَالاً، هُ
hesaba koymak,saymak,tadat etmek,kadın kısmını iddet tutmak,avrat iddet çekmek,saymak,tazelenmekإِعْتِدَادٌ (ج) إِعْتِدَادَاتٌ
bir şeyi kaba bulmak,sert saymak,uzaklaşmasını istemek,cefa edici bulmak veeya saymakإِسْتَجْفَي : إِسْتِجْفَاءً ، هُ
bir adamı zelil ve hor görmek,horsunmak,hakir ve zelil saymak,alçak saymak,alçaltmakإِسْتَذَلَّ : إِسْتِذْلاَلاً
bir adamı zelil ve hor görmek,horsunmak,hakir ve zelil saymak,alçak saymak,alçaltmakإِسْتَذَلَّ : إِسْتِذْلاَلاً، هُ
bir şeyi kıymetli saymak,lüks saymak,kıymetli olarak satın almakإِسْتَفْخَرَ : إِسْتِفْخَاراً
hoş,tatlı bulmak,şirin saymak,tuzlu gelmek,tuzlu saymak,beğenmekإِسْتَمْلَحَ : إِسْتِمْلاَحاً ، هُ
rezil ve rüsvan bulmak, alçak ve rezil saymak, bayağı saymakإِسْتَرْذَلَ : إِسْتِرْذَالاً
uyaraktan bir şeyi iyi ve kaliteli bulmak,görmek,saymak,add etmek,iyi olmasını istemek,iyi saymak,cömertlik istemek,cȗd ve kerem ve ihsan talep etmekإِسْتِجَادَ : إِسْتِجَادَةً
bir yemeği lezzetli bulmak,çeşnisini almak,tatlı gelmek,tatlı saymak,iyi saymak,meze bulmakإِسْتَلَذَّ : إِسْتِلْذَاذاً بِ ، هُ
birine şin gerek şeylerini hazırlamak,bir şery devam etmek,sürmek,saymak,vermek,bağışlamak,devam etmek,ele geçirebilecek durumda olmak,muktedir olmak,saymakأَوْهَبَ : إِيْهَاباً لِ
düzeltmek,taslih etmek,artıklardan temizlemek,yeniden gözden geçirmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmak,azaltıp seçmekتَنْقِيحٌ (ج) تَنْقِيحَاتٌ
tahlit edip karışmak,şüpheli kılmak,hile edip aldatmakتَلْبِيسٌ (ج) تَلْبِيسَاتٌ
ihtilatı nasdan mücanebet edip uzlet ve inzivayı ihtiyar etmek,tefrik edip ayırmakتَفْرِيدٌ (ج) تَفْرِيدَاتٌ
ona döndü,ona rücü edip vardı veya sair şey lerden büsbütün inkita edip o nesneye mütehassıs olduبَاَءَ إِليهِ : رجع او إنقطع
ona döndü,ona rücü edip vardı veya sair şeylerden büsbütün inkita edip o nesneye mütehassıs olduبَاَءَ إِليهِ : رجع او إنقطع
giydirmek,kaplamak,tahlit edip karışmak,şüpheli kılmak,hile edip aldatmak,başka surette göstermek,gizlemekتَلْبِيسٌ (ج) تَلْبِيسَاتٌ
kalabalık,çokluk,yoğunluk,izdiham,muzamaha edip sımsıkı olmak,kalabalık edip sıkışmak,itişme,muzamaha edip sımsıkı olmak,kalabalık edip sıkışmak,çoklukإِزْدِحَامٌ (ج) إِزْدِحَامَاتٌ ، إِكْتِظَاظٌ ، زِحَامٌ ، زَحْمٌَ، كَثْرَةٌ
karışmak,karma karışık olmak,kan galebe edip kaynamak,süt çoğalmak,bir kimsenin üzerine hamle edip üstün olmak,kan tutmakتَبَيَّغَ : تَبَيُّغاً
iplik eğirmek,kadınların sobetinden haz edip yanlarından ayrılmamak,kadınlara şaka ve latife etmek,nisvan sohbetinden haz edip latife etmekإِغْزَالٌ (ج) إِغْزَالاَتٌ
lütüf edip sevgi ve sevmeklik göstermek,yaltaklanmak,yağ çekmek,dalkavukluk etmek ,övmek,yağcılık etmek,göklere çıkarmak,telattuf edip arz ve izharı bendeki ve muhabbet etmek,yaltaklanmakتَمَلّقَ : تَمَلُّقاً و تِمْلاَقاً
cima edip inzal olmadan gayri avrata cima edip onada inzal olmakفَهْرٌ
Allaha tevekkül etmek,güvenmek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,Allaha teslim olmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamakAllaha tevekkül etmek,güvenmek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,Allaha teslim olmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamak,Allaha teslim olmak,işini Allaha bırakmak,güvenmek,yetinmek,yorulmak,güç yürümek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamak,vekil olmakوَكَلَ ـِـ وَكْلاً ووُكُولاَ ووَكَالَةً إِلَي ، ب ، عَلَي
bir şeyi tek tek ayrı ayrı yapmak,ibadet için bir köşeye çekilmek,görüşünde tek başına kalmak,despot olmak,müstebit olmak,ihtilatı nasdan mücanebet edip uzlet ve inzivayı ihtiyar etmek,tefrik edip ayırmakفَرَّدَ : تَفْرِيداً
iplik eğirirken iği,kirmeni döndürmek,çevirmek,iplik eğirmek,kadınların sobetinden haz edip yanlarından ayrılmamak,kadınlara şaka ve latife etmek,nisvan sohbetinden haz edip latife etmekاَغْزَلَ : إِغْزَالاً
hayvana eyer vurmak,mum yakmak,nesne tezyin etmek,davarı yabana salıvermek,göndermek,salak edip boşamak,teshil edip kolaylık vermek,taramak,davarı otlamak için meraya salmak ve hatuna talak vermek,ayırmakتَسْرِيحٌ (ج) تَسْرِيحَاتٌ
av avlamak,sayd ve şikar etmekإِقْتِنَاصٌ (ج) إِقْتِنَاصَاتٌ
sonra,dan,den ,sonra,ondan sonra,henüz,daha,iken,esnasında,vaktakiبَعْدَ
sonra,dan,den,sonra,ondan sonra,henüz,daha,iken,بَعْدَ وتَقُولُ العَرَبُ : بَعْدَ القُوَّةِ ضَعْفٌ
sonra,dan,den,sonra,ondan sonra,henüz,daha,ikenبَعْدَ و تقول العرب : بَعْدَ القُوَّةِ ضَعْفٌ :
bir müddet sonra,bir zaman sonra,bir süre sonraبَعْدَ بُرْهَةٍ
sonra,ondan sonra,badehu,sümme,yine,yine,onun üzerine,ondan sonra,o zamanثُمَّ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
batmak,aşağılamak,zengililkten sonra fakir azizlikten sonra zelil olmakبَوْطٌ
batmak,aşağılamak,zengililkten sonra fakir azizlikten sonra zelil olmakبَوْطٌ (تر)
filan zenginlikten sonra fakir veya izzetten sonra zelil oldu,düştüبَاطَ فُلاَنٌ
adam zenginlikten sonra fakir veya izzetten sonra zelil oldu,düştüبَاطَ الرَّجُلُ
serveti,adı sanı batmak,aşağılamak,zengililkten sonra fakir azizlikten sonra zelil olmakبَاطَ ـُـ بَوْطاً (تر)
biraz sonra,yakında,az zaman içinde,birazdan,sonraعَمَّا قَلِيْلٍ ، عَنْ قَرِيْبٍ
dolaysıyla,ondan sonra,sonunda,sonra ikinci derecedeبِالتَّالِي
aslan ve deve bakıp sonra göz yumup sonra baktıأَلْعَفَ الأَسَدُ أَوِ الجَمَلُ : نَظَرَ ثُمَّ أَغْضَي ثُمَّ نَظَرَ
dişi deveye erkek aştıktan sonra bir süre kuyruğunu kaldırıp kendisini gebe gibi gösterdikten sonra boş çıktıكَذَّبَتْ النَّاقَةُ
tedarikten sonra,sonra tedarik etmek,sümmettedarikثُمَّ التَّدَارِك
nesiأي شيئه
nesi var ?ماذا به ، ماذا عنده ، ما له ؟
bunun nesi varما لهذا
nesi varsaما ملك
neyin nesiمن هو
bir kimsenin nesi varsa hep birden çekip toptonalmakإِمْتِسَاءٌ (ج) إِمْتِسَاءَاتٌ
bir kimsenin nesi varsa hep birden çekip toptonalmakإِمْتَسَي : إِمْتِسَاءً
bir elin nesi var iki elin sesi var (ats)ما لليد الواحد شيئ فإن لليدين صوت هذا المثل بمثابة المثل العربي
bir elin nesi`var iki elin sesi varما لِيَدٍ وَاحِدَةٍ شيْئٌ و لِلْيَدَيْنِ صَوْتٌ
bitki susuz kalmakla bitmeyip geciktiكَدَأَ ـَـ كَدْأً النبتُ : أصابه العطش فأبطأ نبته
kan yarada uzun zaman kalmakla karardıأَبَنَ الدَّمُ فِي الجُرْحِ
nesne su içinde uzun bir süre kalmakla bozulduإِنْتَقَعَ الشَّيْئُ : إِنْحَلَّ مِنْ طُولِ بَقَاءِهِ فِي المَاءِ
tencere susuz kalmakla yanıp dibine yemek yapıştıأَرِيَتْ القِدْرُ
otu soğuk çalmakla yere yastayıp öylece yapışı koydu,bitki susuz kalmakla bitmeyip geciktiكَدِئَ النبتُ فِي الأرضِ : أصابه البرد فلبده
deri ıslanmak,yaşlanmak,yaş olmak,ziyafet için nakia denilen kurbanı kesmek,boğazlamak,bir şey su içinde uzun süre kalmakla bozulmak,çözülmekإِنْتَقَعَ : إِنْتِقَاعاً
ip eskiyip pare pare oldu veya toprak altında uzun bir süre gömülü kalmakla çürüyüp yıprandıقَضِئَ الحَبْلُ : أخلق و تقطّع
ateşi alevlendirmek veya içine odun atmak,kuyunun çarhının ipi tekerlek ile ağaçların aralığına düşüp dönmekten kalmakla oradan kurtarıp mecrasına çevirmekإِحْضَابٌ
doğru yoldan sapmak,yoldan çıkmak,vasiyetinden caymak,hükümde hata ve günah etmek,eğilmek,fenaya saymak,göğsün bir tarafı içeri girip diğer tarafı evvelki heyeti üzere doğru kalmakla hasıl olan vucut çarpıklığıجَنَفٌ
taneler kalburlandıktan sonra kalburda kalan tane,maksura denen oda,mahfel,anız,bir kere döküldükten sonra başakta geri kalmakla sonradan çıkan tane veya tanenin üst kabuğu,harman yerinde kalan tanelerقُصَارَةٌ
neye aranızdaki bu anlaşmazlık neye ?إِلاَمَ الخُلْفُ بَيْنَكُمْ إِلاَمَ ؟
neye,nereye,neye kadar?إِلاَمَ ؟
neye ?لأيّ شيئ ؟
neye bakıyorsunإلي مَ تنظر
neye kadarحَتَّامَ ؟
neye oturuyorsunما سبب قعوك او جلوسك
ne ile neye,neden,niçinبَاش (بأي شيئ ) : مستعمل بين العوام فِي الجَزَائِرِ
ne ile neye,neden,niçinبَاش (بأي شيئ ) : مستعمل بين العوام
ne ile,ne hale,neye,niçinبِمَ ؟
ne ile,neye,niçin,ne hal,ne hale ?بِمَ ؟
neye mal olursa olsunمَهْمَا كَلَّفَ
neye mal olursa olsunمهما كلف الثمن
ne üzerine,niçin,neye binaen?عَلاَمَ ؟
ona her neye gücün yetiyorsa getir dedimإِسْتَعْرَضْتُهُ
nereye,nereye kadar,neye,ne vakite dekإِلاَمَ : إِلَي مَا ؟
kurbanı şişman ve genç iken kendisini boğazlama sebep olacak bir hastalık yok iken kesti,boğazladıإِعْتَبَطَ الذَّبِيحَةَ : ذَبَحَها وهِيَ سَمِينَةٌ فَتِيَةٌ لاَ عِلَّةَ بِهَا تَحْملُهُ عَلَي ذَبْحِهَا
yıkılır iken doğrulup kalkmak,hasta yahut menkup iken sıhhat bulmak,canlanmak,yeşermekإِنْتِعَاشٌ (ج) إِنْتِعَاشَاتٌ
bir nesne yakışıksız iken hüsnü heyet ve ziba kiyafete girmek,bir kimse bedhuy iken güzel huylu olmakطَرَزٌ
iken,olduğu halde,halde,o vakit ki,şöyle böyle iken,ansızın,olup dururken,birde oldu,ansızdanبَيْنَا ، بَيْنَمَا ،
iken,ken,halde,olduğu halde,o vakit ki,şöyle böyle iken,olup dururken,birde… oldu,esnada,ansızdanبَيْنَمَا : فِي أَثْنَاءِ ، خِلاَلَ ، أَثْنَاءَ و يُقَالُ
iken,halde,olduğu halde,o vakit ki,şöyle böyle iken,olup dururken,birde… oldu,esnada,ansızdanبَيْنَمَا : فِي أَثْنَاءِ
iken,olduğu halde,halde,o vakit ki,şöyle böyle iken,ansızınبَيْنَا ، بَيْنَمَا ،
hali vakti iyi olmak,dirliği geniş,bol olmak,ahlakı güzel iken kötü olmak,çok cima eylemek,hoş huy iken bedhuy olmak,bir kimsenin mal ve menalı bol olup servet ve saman sahibi olmak,yemek yedirmekأَفْطَأَ : إِفْطَاءً
efendi seyit iken düşkün hale gelmek,bir şey diğerine bitişmek,ulaşmak,düşkün hale gelmek,büyük iken küçülmek,vasi olmakوَصَي ـِـ وَصْياً ب
alçalmak,aşağılamak,yüksek iken alçalmak,yüksek iken düşmek,zelil omakلَشَا ـُـ لَشْواً
muktedir iken ve layik iken yapmamak,muktedir olmamakve üzerine vacip olandan eksik icra etmek,taksir etmek,kısaltmak,kusur,ayıp,ihmal,kısaltmak,kısa etmek,taksir,kusur etmek,,kısaltmak , kusur , nesneden yığlınmak ve nesneyi terketmekتَقْصِيرٌ (ج) تَقْصِيرَاتٌ
sağım vaktinden önce çobanın otlakta kendi yağırı için sağdığı o süte ıtlak olunur,acele iş,kumanya,kısa süre,ütme,buğday henüz taze iken başktayken ateşte ütleyip kuruca yedikleridir,övütme,buğday henüz taze iken ateşte ütüleyip kuruca yerler,çobanın otlaktan koyun sahiplerine götürdüğü süt,kısa süreعُجَالَةٌ
ikenبينما ، حينما ، إذ كان
ikenإِذْ كَانَ
var ikenمع الوجود ، مع ما فيه
inşaallah,Hak teala dilerse ve murat eylese manasında kelime-i tevessüldürإِنْ شَاءَ اللهُ
ödül,hediye,mükafat,ikramiye,,atiyye,bahşiş,lutuf,ihsan ve güzel ve makbul olan şiir ve darbı mesel,Kürtçe xelat derler,Kürtçe xelat derler,caizeجَائِزَةٌ (ج) جَوَائِزُ ، يُرَادُ بِهَا أَيْضاً عَنِ الخَطِّ الّذِي يُوضَعُ عَلَي الأَرْقَامِ و الأَسْمَاءِ إشَارة للقَبُولِ أَوِ المُرَاجَعَةِ أَوْ غَيْرِ ذَلِكَ
bir nevi sinek adıdır ki gece vakti uçar kanatları mum gibi parlar Türkçede ateş böceği ve yıldız böceği,yıldız kurdu derler Kürtçede pewr derler,şahıs isimleridirحُبَاحِبُ
sakız ağacı,yeşil cebe,meneviş ağacı,çitlenbik,baldırda çıkan yara ve çıbanı,yeşil cebe,terementi,Kürte menegiş derler yemişine Arapçada (حَبَّةُ الخَضْرَاء) derler kahvesi hoş kokulu olurبُطْمٌ : بَطْمٌ (و) بَُطْمَةٌ ، تَرَمَنْتِينَا ، شَجَرٌ يَشْبَهُ شَجَرَ الفُسْتُقِ لَهُ صَمْغٌ قَوِيُّ الرَّائِحَةِ و عَنَاقِيد ذَات حَبِّ صَغِيرٍ أَحْمَرَ أَوْ أَزْرَقَ أَوْ اَبْيَضَ و يُسْتَقْطَرُ مِنْهُ دُهْن طَيَّارٌ يُسَمَّي النَّفْطُ الأَبْيَضُ
gömlek koltuğuna koydukları parça,gömlek vesairenin koltuk altı,gömlek yakası,yakalık,çifte,hıştık,gömleğin boyun açıklığı, bazı atların göğsünden yukarıya gerdanlarında bulunan iki kıl dairesinin beheri,ikisine ( بنيقتان) derler,Türkçe çifte derlerبَنِيقَةٌ (تث ) بَنِيقَتَان (ج) بَنَائِقُ : رُقْعَةٌ تُحَاطُ فِي أَعْلَي القَمِيصِ
yarış,yarışmak ,koşu,bağı,kürtçe pışpırk derler,müsabaka,önürdü,önürdüşmek ve seğirdişme,yarışmak,koşu,bağı,künde,Kürtçe pışpırk derlerسِبَاقٌ (ج) سِبَاقَاتٌ
verilen sözde durmamak,suvarmak, yerine halef etmek, kılıç karmak için elini uzatmak, evladı ve malı giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك اي ردّ عليك مثلما ذهب) derler kardeşi, babası ve amcası giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك خليفة ما ذهب ) derlerإِخْلاَفٌ : إِسْقَاءٌ
bağ,asma,boyun bağı,yaş üzüm,üzüm ağacı,teyek,omca,gerdanlık,üzüm bağı,bağ , asma , üzüm ağacı , kürtçe rez derler,yaş üzüm,gerdanlık,mert olmak,Kürtçe rez derlerكَرْمٌ (ج) كُرُومٌ (و) كَرْمَةٌ
burasına ne derler ?ما إسم هذا المكان ؟
hocalar derlerالمُعَلِّمُونَ يَقُولُونَ
yağ,Kürtçe don ve run derlerدُهْنٌ (ج) دِهَانٌ (كُر)
Araplar derlerتَقُولُ العَرَبُ
ok,Kürtçe tir derlerبِنْتُ الكَنَائِنِ : نَبْلَةٌ
burasına ne derler ?مَا إِسْمُ هَذَا المَكَان؟
yel,rüzgar,Kürtçe bad derlerرِيْحٌ (ج) رِيَاحٌ و فِي المَثَلِ
dört,Kürtçe çar derlerأَرْبَعٌ : أَرْبَعَةٌ
oklarأَنْبَالٌُ
oklarسِهَامٌ
oklarنِبَالٌ
oklarسهام
oklar ona yöneldiإِتَّجَهَتِ السِّهَامُ نَحْوَهُ
oklar,tirlerمَجَادِفُ : سِهَامٌ و يقال رماه بالمجادف اي السهام
oklar,tirlerبَنَاتُ العَجْزِ : سِهَامٌ
bir uğurdan atılan oklarبِرِشقٌ
hisseler, paylar, oklar, sehimler, senetlerأَسْهُمٌ
hisseler,paylar,oklar,sehimler,senetlerأَسْهُمٌ
sehimler,esham,oklar,paylar,hisseler,iratlar,kavis ve zaviye sehimlerine tamam ceyiplerle nısıf kurbunda vaki olan tefadülattırأَسْهَامٌ
kumar okları,yeleksiz oklar,fal oklarıأَزْلاَمٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
ödül,hediye,mükafat,ikramiye,,atiyye,bahşiş,lutuf,ihsan ve güzel ve makbul olan şiir ve darbı mesel,Kürtçe xelat derler,Kürtçe xelat derler,caizeجَائِزَةٌ (ج) جَوَائِزُ ، يُرَادُ بِهَا أَيْضاً عَنِ الخَطِّ الّذِي يُوضَعُ عَلَي الأَرْقَامِ و الأَسْمَاءِ إشَارة للقَبُولِ أَوِ المُرَاجَعَةِ أَوْ غَيْرِ ذَلِكَ
bir nevi sinek adıdır ki gece vakti uçar kanatları mum gibi parlar Türkçede ateş böceği ve yıldız böceği,yıldız kurdu derler Kürtçede pewr derler,şahıs isimleridirحُبَاحِبُ
sakız ağacı,yeşil cebe,meneviş ağacı,çitlenbik,baldırda çıkan yara ve çıbanı,yeşil cebe,terementi,Kürte menegiş derler yemişine Arapçada (حَبَّةُ الخَضْرَاء) derler kahvesi hoş kokulu olurبُطْمٌ : بَطْمٌ (و) بَُطْمَةٌ ، تَرَمَنْتِينَا ، شَجَرٌ يَشْبَهُ شَجَرَ الفُسْتُقِ لَهُ صَمْغٌ قَوِيُّ الرَّائِحَةِ و عَنَاقِيد ذَات حَبِّ صَغِيرٍ أَحْمَرَ أَوْ أَزْرَقَ أَوْ اَبْيَضَ و يُسْتَقْطَرُ مِنْهُ دُهْن طَيَّارٌ يُسَمَّي النَّفْطُ الأَبْيَضُ
gömlek koltuğuna koydukları parça,gömlek vesairenin koltuk altı,gömlek yakası,yakalık,çifte,hıştık,gömleğin boyun açıklığı, bazı atların göğsünden yukarıya gerdanlarında bulunan iki kıl dairesinin beheri,ikisine ( بنيقتان) derler,Türkçe çifte derlerبَنِيقَةٌ (تث ) بَنِيقَتَان (ج) بَنَائِقُ : رُقْعَةٌ تُحَاطُ فِي أَعْلَي القَمِيصِ
yarış,yarışmak ,koşu,bağı,kürtçe pışpırk derler,müsabaka,önürdü,önürdüşmek ve seğirdişme,yarışmak,koşu,bağı,künde,Kürtçe pışpırk derlerسِبَاقٌ (ج) سِبَاقَاتٌ
verilen sözde durmamak,suvarmak, yerine halef etmek, kılıç karmak için elini uzatmak, evladı ve malı giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك اي ردّ عليك مثلما ذهب) derler kardeşi, babası ve amcası giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك خليفة ما ذهب ) derlerإِخْلاَفٌ : إِسْقَاءٌ
bağ,asma,boyun bağı,yaş üzüm,üzüm ağacı,teyek,omca,gerdanlık,üzüm bağı,bağ , asma , üzüm ağacı , kürtçe rez derler,yaş üzüm,gerdanlık,mert olmak,Kürtçe rez derlerكَرْمٌ (ج) كُرُومٌ (و) كَرْمَةٌ
burasına ne derler ?ما إسم هذا المكان ؟
hocalar derlerالمُعَلِّمُونَ يَقُولُونَ
yağ,Kürtçe don ve run derlerدُهْنٌ (ج) دِهَانٌ (كُر)
Araplar derlerتَقُولُ العَرَبُ
ok,Kürtçe tir derlerبِنْتُ الكَنَائِنِ : نَبْلَةٌ
burasına ne derler ?مَا إِسْمُ هَذَا المَكَان؟
yel,rüzgar,Kürtçe bad derlerرِيْحٌ (ج) رِيَاحٌ و فِي المَثَلِ
dört,Kürtçe çar derlerأَرْبَعٌ : أَرْبَعَةٌ
Benzer Kelimeler
Benzer kelime bulunamadı!

Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Blog

Çevirmenin Sesi Projesi: Trakya Üniversitesi Çeviri Topluluğu


ÇeviriBlog Tarihçesi


Yeni Normaller: Çeviri Yapan Akıllı Maske


Koronavirüs, Salgınlar ve Tıbbi Çevirmenin Rolü


Google Nasıl Yerelleşiyor?


Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid