1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid Abes kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
abes عَبَثٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boş şey,herze,boş ve beyhüde şey,abesأُبْطُولَةٌ (ج) أَبَاطِيلُ : إِبْطَالَةٌ
ölçüsüz ve tartısız olarak götürü alım ve satım,düşünmeksizin ve gayrı ihtiyari olarak sadır olan fiil ve hareket veya söz,abesجُزَافٌ : جُزَافَةٌ (فار)
önemsiz,cüzi,az,az şey,hafif,ucuz,ince,zayıf,hafif,ehemmiyetsiz,abes,saçma,az şey,eksik,tam olmayanطَفِيفٌ (م) طَفِيفَةٌ: قليل
batıl,boş,heder,bir katlin intikamsız ve mücazatsız kalması,yoka gitmek,bir nesne abes yere zayi olmak,boşa gitmek,heder olmak,inkar etmekبِطْرٌ ، هَدَرٌ ، بَاطِلٌ ، يُقَالُ ذَهَبَ دَمُهُ بِطْراً اَيْ هَدَراً
sözünde saçmalayarak konuşmak,ozanlık etmek,herze ve hezeyan söylemek,gevezelik etmek,abes ve manasız söz söylemek,saçma sapan söz söylemekأَهْذَرَ : إِهْذَاراً فِي
batıl olmak,zayi olmak,heder olmak,boş ve abes olmak,hükümsüz olmak,butlan,batıl olma,batıl olmak,geçersizlik,hükümsüzlük,beyhüdelik,batıl oluş,batıllık,esas ve hakikatı olmayan şey,yalanبُطْلاَنٌ : هَدَرٌ
batıl olmak,zayi olmak,heder olmak,boş ve abes olmak,hükümsüz olmak,butlan,batıl olma,butlan,batıl olmak,geçersizlik,hükümsüzlükبُطْلاَنٌ : هَدَرٌ
batıl,saçma,herze ve mühmel söz,mealsız manasız kelam,abes,boş laf,boş şey,boş lakırdı,herze,caddeden ayrılan ince yol,ulu yoldan ayrılmış yol,çığır,afet,dahiye,rüzgar,yel, bulut,düz ova,otsuz ve susuz kır,çölتُرَّهَةٌ (ج) تُرَّهَاتٌ و يقال جَاءَ بالترَّهَةِ اي الباطل
yoksulluk,ıssız çöl,otsuz ve susuz çöl,kır,yazı,otsuz susuz yer,kerestesinden deve semeri yapılan bir nevi ağaç,bunun doğrusu (سبسب) olduğu zannedilir,saçma saban sözler,manasız sözler,abes şeyler,boş laflar,münasebetsiz lakırdı,batıl şeylerبَسْبَسٌ (ج) بَسَابِسُ : قَفْرٌ ، تُرَّهَاتٌ ، مُهْمَلاَتٌ
batıl,boş şey,beyhüde,boş,kötü,fena,kalp,sahte mübah,geçmez,abes,batıl nesne,her nesnenin kötüsü,yatlısı,gümüşü kötü olan akçe,dirhem,para,mübah şey,yoldan sapmak,mubah ve korunmasız olan yerبَهْرَجٌ (ج) بَهَارِجُ : رَدِئٌ ، بَاطِلٌ، الدِّرْهَمُ الزَّائِفُ الّذِي فِيهِ غِشٌّ ، مِنَ الأَمَاكِن مَا كَانَ مُبَاحاً غَيْر حِمَيً
aldatma,aldamak,aldanmak,kibir,gurur,mal,şöhret gibi geçici şeylerle kibirlenme,kibirlilik,haddini bilmezlik,gösteriş,caka,boş şey,abes,gurur,mal,şöhret gibi geçici şeylerle kibirlenmeغُرُورٌ
heder,boşa giden,batıl,sakıt şey,boşa giden,batıl,sakıt şey,nafile,bir şeye yaramaz,faydasız,abes,yoğa gitmek,yoka,araya gitmek,heder olmakهَدَرٌ و يُقَالُ ذَهَبُ دَمُه او سَعْيُهُ هَدَراً اي بَاطِلاً
abuk sabuk,saçmalamak,sayıklamak,saçma,boş laf,hezeyan,abes söz söylemek ve sayıklamak,akılsız söz söylemek,saçma,boş laf,hezeyan,yava,herzeهَذَيَانٌ
boş,boş şey,hakkın zıddı,geçersiz,hükümsüz,batıl,kadük,muhal olan,ham,bozuk,o nesnedir ki hak ve doğru olmayan,temelsiz,haksız,zatında hakikat ve sebat olmayan,beyhüde,hakkı olmayan,abes,ham,put,sanem,sihir,afsun,sihirbaz,cadı,kumar,şirk,iblis,şeytan,yalan,şer,kötülükبَاطِلٌ (البَاطِلُ) (ج) بُطُلٌ وأَبَاطِلُ و أَبَاطِيلُ و بَطَلَةٌ : إِبْلِيسٌ ، ضَلاَلٌ ، الضَّائِعُ هَدْراً ، شَرٌّ ، سَاحِرٌ ، كَذِبٌ و في القرآن الكريم
ifsat etmek,abes yere malını sarf etmek,çarçur etmek,malını gereksiz yere harcamak,malını hayırsız yere,boş yere harcamak,mahv etmek,kadın çocuğunu bir et parçası şeklinde doğurmak,koyunun bütün sütünü sağmak,avrat karnındaki uşağı,oğlanı bir aylık iken düşürmek,azası belirmeden düşürmekأَمْصَلَ : إِمْصَالاً
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Günün Kelimesi
Kelime Havuzu
- إِبْرَنْدَعَ الرَّجُلُ عَنِ الشَّيْئِ : تَقَبَّضَ عَنْهُ و إِشْمَأَزَّ - ضغط منخفض - شراء ، أخذ ، قابلية ، مأخذ ، مأخوذية ، شروة ، شراء ، تحصيل ، جذب ، جاذبية ، مأخذ ، ماخوذية ، شروة ، إشتراء، إستلام ، جذب ، إجتذاب ، إفتنان ، فتنة ، سعة ، إستيعاب ، دين - أَشُورِيٌّ - رجل أسيوي - نَفَدَتْ طبْعَتُهُ - مَا أَشَدَّ إِبْيِضَاضَهُ ! - أُمُّ السّمْعِ : دِمَاغٌ - قالب الثلج - العصا و الدانوق من آلات اللعب - أَخْطَرُ و فِي المَثَلِ - دَارْصِينِيٌّ (فار) - تَمَكَ ـُِـ تَمْكاً و تُمُوكاً و يقال قد تَمَكَ فيه الحسن أي كمل - تصليح الآلات الكهربائية - أَطْوَلُ و فِي المَثَلِ - إن كانوا يريدون الذهاب - حَابَ ـُـ حَوْباً و حُوباً وحَاباً وحَوْبَةً و حِيابَةً - هَيْئَةٌ - عَتِيدَةٌ - شَاعِرُ القُطْرينِ - إِسْتِنْصَافٌ (ج) إِسْتِنْصَافَاتٌ - إِنْتِحَارِيٌّ - فَتَّحَ الأَبْوَابَ - بَتَّةً ، بَتَاتاً، أَلْبَتَّة - تسبغة القبعة - مَشْغُولٌ - بَجَعَ الشَّيْئَ : قطعه بالسيف - أَفْرَطَ الشّيْئَ : تَرَكَهُ - هَذٌّ - أَرْكَخَ إِلَي الشَّيْئِ : إَِسْتَندَ إِلَيْهِ
ElmaWarid