1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid Allah için icra olunan ael,hasene,iyilik,sadaka,hasene,hayır,iyi iş,güzel söz kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
Allah için icra olunan ael,hasene,iyilik,sadaka,hasene,hayır,iyi iş,güzel söz حَسَنَةٌ (ج) حَسَنَاتٌ وفي صحيح البخاري وغيره عن أنس قال: كان أكثر دعاء النبي صلى الله عليه وسلم
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Allah seni hayır ile müjdelesin,Allah sana iyilik versin!بَشَّرَكَ اللهُ بِخَيْرٍ !
Allah seni hayır ile müjdelesin,Allah sana iyilik versin!بَشَّرَكَ اللهُ بالخَيْرِ
Allah onu lanet etsin,Allah cezasını versin !قَاتَلَهُ اللهُ : لَعَنَهُ اللهُ !
Allah daha iyi bilir,Allah u alemألله أَعْلَمُ
Allah ona sacayaklarından üçüncüsünü atsın,Yani belasını versin,Allah onu en büyük belaya düçar etsinرَمَاه اللهُ بِثَالِثَة الأَثَافِيِ
Allah Allah mümin pis olmazسُبْحَانَ اللهِ إنَّ المُؤْمِنَ لاَ يَنْجَس
Allah Allah,Sübhanellah,çok şeyسُبْحَانَ اللهِ !
Allah onu muvaffak eylesin,başarıya ulaştırsın,Allah onu iyi bahtlı,mutlu etti,ona mutluluk ve saadet verdiأَسْعَدَهُ اللهُ : وَفَّقَهُ
Allah için kalbini pak eyledi,Allah için namaz kıldıقَدَّسَ لِلَّهِ
Allah ona rahmet eylesin,Allah ona merhamet etsinرَحِمَهُ اللهُ !
Allah seni korusun,Allah seni muhafaza etsinيَا رَعَاكَ اللهُ !
müezzin Allah ekber dir dedi,müezzin Allah büyüktür dedi,tekbir aldıكَبَّرَ المُؤَذِّنُ : قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ
Allah,yaratan,Tanrı,mabut,Çalap,Oğan,Hüda,el (ال) kelimesinden mürekkeptir,Cenab -ı Allah münadası katı veya vasıl ile olur ve şaz olarak olur,lam harfi iceriyle beraber (الله) olurالله جَلَّ جَلاَلُهُ : خالق ، رزّاق ، جبّار ، غفّار ، جليل ، وكيل ، قهّار ، فَتَّاح
Allah onun yüzünü,suretini güzelleştirdi,Allah onun yüzünü ağartsın!,güzelleştirsn !بَيَّشَ : تَبْيِيشاً اللهُ وَجْهَهُ : حَسَّنَهُ
de Allah birdir,söyle Allah birdirقُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ
için,yüzünden,den dolayı,yerine,dan,den dolayı,ötürü,beher,nedeniyle,hatırı için,sebebiyle,mak,mek için,bir süre için,beher : kardeşin içinلأَجْلِ ... مِنْ أَجْلِ ، لِ
için,için ki,diye,amacıyla,nedeniyle ,gayesiyle,sebebiyle,için, taki,diye : öğrenmek için sordumلِكَيْ : لِكَيْمَا : كَيْ نحو سألت لِكَي أتعلّم
1) Geçmiş zaman fiilerinin sonunda: a) Zamir olarak birinci şahıs için( تُ)ikinci şahıs erkek için( تَ) kadın için (تِ ) tesniye için ( تُمَا) gelir,erkek çoğulu için (تم) ve dişi çoğulu için (تُنّ) gelir b) Sonuna da dişilik alameti olarak sakin bir ta gelir (كَتَبَتْ) gibiتَاْتِي فِيْ آخِرِ الأَفْعَالِ المَاضِيَةِ نَحْو :
korkusuyla ,için,taki olmasın,maması için, memesi içinلِئَلاَّ
Cenab-ı hakka yemin ederimki,allahü tealanın hak ve mecd ve şerefi için ,billahi,allaha yeminederim,Allah için,Allahın şerefi için !بِاللهِ
Cenab-ı hakka yemin ederimki,allahü tealanın hak ve mecd ve şerefi için ,billahi,allaha yeminederim,Allah için,Allahın şerefi için !بِاللّهِ
taşın ağırlığını öğrenmek için tartmak,paranın kıymetini öğrenmek için tartmak,adamın yanında ne var ne yok bilmek için yoklamak,denemek,sınamak,tecrübe etmekرَازَ ـُـ رَوْزاً
boyun eğdirmek için devenin burnuna burunsalık geçirme veya süs için kadının burnuna halka takma;bilezik;küpe;süs için arap kadınlarının ayaklarına taktıkları bilezik,halkaبُرَةٌ (ج) بُرَيً و بَرَاتٌ و بُرُونٌ
teke keçiye aşmak için yahut su içmek için çağırmakحَأْحَأَةٌ
şer ve fesat için hazırlanıp ika için vesile arayanمُجْظَئِرٌّ و يقال ما لك مُجْظَئِرّاً
nesnenin içini görmek için aslını öğrenmek için arasına baktıإِسْتَشَفَّ الشَّيْئَ : نَظَرَ خِلاَلَهُ
dşiş deve işemek için veya sağılmak için apışlarını açtıإِنْفَشَخَتِ النّاقَةُ : بَاعَدَتْ مَا بَيْنَ رِجْلَيْهَا لِتُحْلَبَ اَوْ لِتَبُولَ
için,neden,sebep,den dolayı,nedeniyle,hatırı için,hesebiyleلأَجْلِ، منْ أَجْلِ
koşu için atı,av için köpeği ariyet,eğreti olarak vermekأَبْعَي : إِبْعَاءً ، هُ
çoban geri dönmek için veya durmak için hay deyip bağırdıأَهَابَ الرَّاعِيُ بِغَنَمِهِ : صَاحَ بِهَا لِتَقِفَ أَوْ لِتَرْجَعِ
infaz etmek,icra etmek,yürütmek,geçirmek,tenfiz emek,imza ve tesir etmek,içinden geçirip öteye çıkarmak,hüküm ve fermanını icra ettirmek,infaz ve icra etmek,yerine getirmek,uygulamak,tenfiz etmek,yürütme,infaz,icra,yerine getirme,icra,infaz,uygulama, yerine getirme, intaz, icra, ifa, yürütme, tatbi etme, yapma, nüfüz ettirmekتَنْفِيذٌ (ج) تَنْفِيذَاتٌ ، إِنْفَاذٌ : إِجْرَاءٌ ، إِمْضَاءٌ ، تَأْثِيرٌ
tekrarlamak,tekrar,bir husus icra etmiş iken başka bir defa icra etmekتَكْرَارٌ و في المثل التركي
tekrarlamak,bir hususu icra etmişken başka bir defa icra etmek,arıtmak,tekrar etmek,arıtmak,rafine,tasfiye etmek,bir hususu icra etmişken başka bir defa icra etmek,tekrirتَكْرِيرٌ (ج) تَكْرِيرَاتٌ
akıtmak, yürütmek, yapmak, koşturmak, icra etmek, uygulamak,berca etmek,seğirtmek,icra etmek,geçimini temin etmek,devam etmekأَجْرَي : إِجْرَاءً ، هُ
bir işe duruşup çalışmak,yapmak,girişmek,çalışıp duruşmak,eda etmek,icra etmek,işlemek,kullanmak,girişim,mümarese,yapma,alıştırma,icra,girişmek,eda,uygulama,işlemuygulama,alıştırma,girişmek,çalışıp ,duruşmak,işlemek,işletmek,meleke,yapmak,kullanmak,uygulamakgetirmek,girişmek,alıştırma,mümarese,icra,duruşmakمُمَارَسَةٌ (ج) مُمَارَسَاتٌ
borcunu ödemek,borç vermek,yapmak,icra etmek,eda,kaza etmek,naz,şive,tarz,tekebbür,istiğna,vermek,yerine getirmek,davranış,icra,tilavet,harfleri güzelce mahreçlerinden çıkarmak,performans,tediye,ifa,ifade,uslup,mukabele,karşılık,mukabele,mükafat,tapşırmakأَدَاءٌ (ج) أَدَاءَاتٌ : إعطاء ، تأدية ، قضاء ، إِيْفَاءٌ ، إِجْرَاءٌ ، إِيْصَالُ الشَّيْئِ ، قَضاءٌ ، إِخْرَاج الحُرُوفِ مِنْ مخَارِجِهَا ، و يُقَالُ هُوَ حَسَنُ الأَدَاءِ
icra dairesiدائرة التنفيذ
icra gücüقوة تنفيذية
icra fonksiyonuوَظِيفَةٌ تَنْفِيذِيَّةٌ
icra etmekإجراء
icra ediciمنفذ
icra direktörüمدير تنفيذي
icra dairesiدَائِرَةُ التَّنْفِيذِ
icra (ar)إجراء ، إنجاز
icra direktörüمُدِيْرٌ تَنْفِيْذِيٌّ
sevmeyen,hazetmeyen,herkese buğz ve kin bağlayan,kindar,adavet olunmuş,sevilmeyen,buğu olunan,nefret olunan,katı buğuz edilenبَغِيضٌ : بَغُوضٌ ، مَبْغُوضٌ ، الشَّدِيدُ البُغْضِ
cümleden,cümlede,zikir olunan nevinden ve takımından olarak zikir olunan hususattan biri budur ki manalarında mürekkeptirمِنْ جُمْلَةٍ : فِي جُمْلَة
pek yürük olduğu halde yine zem olunan bir atın ismi olup işe yaradığı halde zem olunan adamlar hakkında darb-ı mesel hükmüne geçmekle derlerبُلَيَقٌ و في المثل
pek yüğrük olduğu halde yine zem olunan bir atın ismi olup işe yaradığı halde zem olunan adamlar hakkında darb-ı mesel hükmüne geçmekle (يَجْرِي بُلَيِّقٌ و يُذَمُّ بُلَيِّقٌ ) derlerبُلَيِّقٌ : إِسْمُ فَرَسٍ و في المثل
ziyade istenilecek ve arzu olunacak olan,pek iştahlı olan,pek sevilip rağbet olunan,ziyade arzu olunan şey,yemek v.sأَشْهَي
sevgili ,sevilen , ahbap,maşuk , mahbup,habip,dost,dost,sevgili,muhabbet olunan,sevilir,hoppa,mahbup,dost,sevgili,muhabbet olunan,sevilir,hoppa,sevilen,ahbap,maşuk,mahbup,habip,muhabbet olunan,yar,muhip,seven,Hz.Muhammet ve Habip otuz beş nefer sahabi ismidirحَبِيبٌ (ج) أَحِبَّاءُ و أَحِبَّةٌ و أَحْبَابٌ : مَحْبُوبٌ و في الحديث :
istirham olunanمُسْتَرْحَمٌ
ikrar olunanالمُقَرُّ بِهِ
haset olunanمَأْنُوتٌ : أَنِيتٌ : مَحْسُودٌ
muhtaç olunanمُحْتَاجٌ إِلَيْهِ
tekasül olunanمُتَوَانَي فِيه (المُتَوَانَي فِيهِ)
imdat olunanمُمَدٌّ
temsil olunanمُمَثَّلٌ
temsil olunanممثَّل
işaret olunanمُومَا إِلَيْهِ
Allah için icra olunan ael,hasene,iyilik,sadaka,hasene,hayır,iyi iş,güzel sözحَسَنَةٌ (ج) حَسَنَاتٌ وفي صحيح البخاري وغيره عن أنس قال: كان أكثر دعاء النبي صلى الله عليه وسلم
ana babasına ve sair görevlerin hüsnü ifası,iyilik etmek,iyilik,hayır,hasene,iyilik etmekمَبَرَّةٌ (ج) مَبَرَّاتٌ و مَبَارٌّ
ıslaklık,yaşlık,çiy,rutubet ki sabah vakitlerinde vaki olur Kürtçe ona Xusi derler,aşağı,az,hasis,pinti,rızık,hayır,iyilik,hastalıktan kurtulma,şifa bulma,iyileşme,ıslaklık,hayır,rızık,hasene,iyilik,lisanın talakat ve fasahatle cereyanı,hatıkça,sıhhat ve afiyet velime,şölen,düğünبِلَّةٌ ، نُدُوَّة ، رُطُوبَةٌ ، دُونٌ ، قَلِيلٌ ، خَسِيسٌ ، رِزْقٌ ، خَيْرٌ ، عَافِيَةٌ و شِفَاءٌ مِنَ المَرَضِ
yaşlılık,ıslaklık,hayır,rızık,hasene,iyilik,lisanın talakat ve fasahatle cereyanı,hatıkça,sıhhat ve afiyet velime,şölen,düğünبِلَّةٌ : بلل ، بلال ، بلالة و يقال منه أَصَابَ بِلَّةً كَثِيرَةً
nem,yaşlılık,nemli toprak,yaş toprak,rutubetli toprak,nemnak toprak,yer,sevinmek,yer yaşarmak,ıslanmak,kuraklıktan sonra yumuşamak,yer,hâk,sathın altındaki nemlice toprak veya ıslandıkta yapışkan çamur haline geçmiş hafif toprak ,hayır,hasene,iyilik,iz,eser,nişanثَرَيً (ج) أَثْرَاء (م) ثَرَيَانٌ و ثَرَوَانٌ (ج) أَثْرِياء : تُرَابٌ رَطْبٌ ، أَرْضٌ ، ثَرَاءٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
iyi,hayır,şerrin zıddı,iyilik,seçkin,yeğ,daha iyi,yararlı,hayırlı,en hayırlı,iyi adam,cömertlik,şeref,huy,altın,fayda,altın,yarar,menfaat,iyi olmak,yararlı olmak,iyilik,lezzet,güzel,çok mal,kerem,şerefkerem,seçmek,at sürüsü,yılkı,malخَيْرٌ (ج) خِيَارٌ و أَخْيَارٌ و خُيُور و خَيْرَاتٌ
iyilik,iyilik etmek,ihsan,iyi muamele,lutuf,inam,hediye,bahşiş,atiyye,bağışlama,kerem,inayet,bahş edilen şey,verilen şey,ihlas,mürüvvetten neşet eden hüsnü muamele,sadaka,imanإِحْسَانٌ (ج) إِحْسَانَاتٌ فِعْلُ الخَيْرِ : بِرٌّ ، إِنْعَامٌ و فِي الشَّرِيعَةِ الإِحْسَانُ أَنْ تَعْبُدَ اللّهَ كَاَنَّكَ تَرَاهُ و إِنْ لَمْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
Cehennem veya Cenneti gerektiren büyük günah yahut büyük sevap,hasene,önermeمُوجِبَةٌ (ج) مُوجبَاتٌ
adamın hali vakti,durumu iyi oldu,kendisine hayır ve iyilik isabet edip üzerinde eseri görüldüإِرْتَاشَ الرَّجُلُ : أَصَابَ خَيْراً فَرُئِيَ عَلَيْهِ أَثَرُهُ
iyi,iyilik eden,itaatkar ,dindar,sözüne sadık,müttaki,takvalı,iyi,salih,ilahi emirlere itaat eden,iyi,cömert,muhsin,kerim,sadık,doğru,ana babasına ve sair akrabaya karşı görevlerini hüsnü ifa eden,iyi,iyilik eden,itaatkar,dindar,sözüne sadık,iyilik ve ihsan edici,sadık ve dindar ve rastgü olan kimseanasına babasına itaat ve iyilik eden,itaatkarبَارٌّ (ج) أَبْرَارٌ وبَرَرَةٌ :: مُحْسِنٌ ، بَرٌّ ، صَالِحٌ ، صَادِقٌ ، مَنْ يُحْسِنُ وَالِدَيْهِ و يُطِيْعُهُمَا
iyilik,sadaka,ihsan,nimet,iyilik etmek,ihsan ,lutuf,hediye,efendilik,ihsan,inamإِحْسَانٌ (ج) إِحْسَانَاتٌ : بِرٌّ
hayır cemiyeti,hayır kurumu,hayır derneği,iyilik derneğiجَمْعِيَّةٌ خَيْرِيَّةٌ ، جَمْعِيَّةُ البِرِّ و الإِحْسَانِ
ecir ve sevap talep etmek,ücretle,gündelikle çalışmak,ecri uhreviyi talebiyle sadaka vermek,hayır ve sadaka verip sevap beklemek,tasadduk etmek,ecir ve sevap istemekإِئْتَجَرَ : إِئْتِجَاراً وفِي الحَدِيثِ الشّرِيف :
inam eden,ihsan eden,veren,lütüf ve ihsanda bulunan,Allah,bağışta bulunan kimse,iyilik eden,hayır sahibi,bağışta bulunan kimse,iyilik eden,hayır sahibi,velinimetمُنْعِمٌ : مُحْسِنٌ
hayır dilemek,istihare etmek,hayır dilemek,istihare etmek,yeğlik dilemek,bir maslahatın encamı hayır veya şerre vasıta olacağını bilmek için rüyaya yatmak,hayır talep etmek,istihare,bir nesnenin hayırlısını istemek,iyi fal tutmakإِسْتَخَارَ : إِسْتِخَارَةً ، هُ و يُقَالُ إِسْتَخِر اللهَ يَخِرُ لَكَ
güzel iş,büyük iş,kahramanca iş,macera,sergüzeşt,selefin iyi işleriمَأْثَرَةٌ (ج) مَآثِرُ : عَمَلٌ حمِيدٌ ، عَمَلٌ عَظِيمٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ « ألا إن كل مأثرة كانت فى الجاهلية من دم أو مال تذكر وتدعى تحت قدمى إلا ما كان من سقاية الحاج...
işlemek,iş yapmak,iş düzmek,yapım,yaratmakişlenen bütün iyi ve güzel iş,fiil,amel,eylem,iyilik,davet olunan yemek,eylemekصُنْعٌ
iş,yapılmış,mamül,masnu,fiil,amel,eylem,iş işlemek,içinde yumurta olmayan yuva,işlenen bütün iyi ve güzel iş,iyilik,davet olunan yemekصَنِيعٌ (ج) صَنَائِعُ ، مَصْنُوعٌ
iyi iş,güzel iş,kerem,cömertlik,bir failden olan fiil,eylemفَعَالٌ *
iyi iş,güzel iş,kerem,cömertlik,bir failden olan fiil,eylemفَعَالٌ
geçmişlerin şanlı ve parlak işi,böyle bir işin yadigar mefharati,işleri değerlisi,ecdattan miras kalan mekremet ve övünecek şey,iyi iş,iyilik,övülmeye değer şey,unutulmaz şey,güzel iş,büyük iş,kahramanca iş,macera,sergüzeşt,selefin iyi işleriمَأْثَرَةٌ (ج) مَآثِرُ : عَمَلٌ حمِيدٌ ، عَمَلٌ عَظِيمٌ
güzel işأَمْرٌ بَارِعٌ
güzel işأمر بارع
en güzel,daha güzel,pek güzel,çok güzel ziyade güzel,ziyade hob olanأَجْمَلُ و فِي المَثَلِ
alemde iyilik yapmak gibi güzel bir iş yokturلا يوجد شيئ جميل في العالم كصنع المعروف
acayip iş,garip iş,düzme iş,uydurma,karışık işفَرِيٌّ مِنَ الأُمُورِ
iş birbirine girip karışmak,eti iyice çiğnememek,sözü güzel söylemeyip açıklamamakمَغْمَغَ : مَغْمَغَةً
ilimde akranında ziyade olucu,ilim,fazilet ve şecaat vesair güzel evsafta akranına faik,üstün gelen,faik,üstün gelen ,hüsün ve cemal sahibi,güzel,evsaf-ı hamide sahibi olup faik ve serbülend olan,üstün olan,hünerli,evsafı hamide sahibi olup faik ve serbülent olan,usta,mükemmel,mümtaz,üstün,faik,usta,hünerli,büyük,mahir,süper,parlak,seçkin,güzide,eşsiz,ve mükemmel olan,becerikli,zeki,güzellikte üstün olan,güzel iş,güzel diber olan kadınبَارِعٌ (ج) بَارِعُون (م) بَارِعَةٌ : فَائِقٌ ، مُمتَازٌ ، مُكَمَّلٌ ، مَاهِرٌ ، مُمْتَازٌ ، بِلاَ مَثِيلٍ ، المُتَفَوِّقُ فِي عِلْمِهِ أَوْ جَمَالِهِ أو فَضِيلَتِهِ ، ومِنَ الأُمُورِ الجَمِيلُ ، المَرْأَةُ الجَمِيلَةُ و يُقَالُ قَلَمٌ بَارِعٌ و قَدْ إِطَّلَعْتُ أَخِيراً عَلَي مُحْتَوَي قَامُوسِ البَارِعِ
şer,kötülük,sevilmeyen iş,ulu iş,büyük iş,iğrenç iş,büyük ve mühim iş, garip ve acayip şey,vahametli ve tehlikeli iş,garip acayip,büyük,vahimkötü musbet,yüksek sert yer,otsuz yer,dolu bavul,çanta,بُجْرٌ (ج) أَبَاجِرُ (جج) أَبَاجِيرُ : شَرٌّ ، عَجَبٌ ، أَمْرٌ عَظِيمٌ ، مُصِيبَةٌ بَجْرَاءُ ، شَيْئٌ عَجِيبٌ ، شَيْئٌ خَطِيرٌ و وخِيمٌ أَرْضٌ صُلْبَةٌ مُرْتَفِعَةٌ ، الأرْضُ الّتِي لاَ نِبَاتَ فِيهَا ، مِنَ الحَقَائِبِ المُمْتَلِئَةُ و يُقَالُ أَتَي بأَمْرٍ بُجْرٍ أَيْ عَظِيم و عَجِيبٍ و وخِيمٍ
bela,musibet,çirkin iş,afet,felaket,dahiye,tuhaf iş,garip şey,güç,kuvvet,zor işإِدٌّ ، إِدَّةٌ (ج) إِدَادٌ وإِدَدٌ : مُصِيبَةٌ ، بَلِيَةٌ ، آفَةٌ ، دَاهِيَةٌ ، حَاجَةٌ غَرِيبَةٌ ، قُوَّةٌ ، أَمْرٌ صَعْبٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir adama yahut birbiriyle fuhuş ve naseza söyleşmek,edebe mugayir söz,yaramaz söz,pis söz,kötü söz,hayasızlık,edepsizlikبِذَاءٌ : مُبَاذَاةٌ ، فُحْشٌ ، عَدَمُ الحِيَاءِ
asıl konudan olmayıp söz sırası gelmişken söylenen söz,konuyu değiştirmek,ara sözإِسْتِطْرَادٌ (ج) إِسْتِطْرَادَاتٌ
afet,felaket,yalan söz,anlamsız söz,gecenin ilk yarısı,acayip söz,bela,saçmaهِتْرٌ
söz,gotin,söz söylemek,söz,ifade,laf,demek,beyan,doktorin,görüş,kavil,inançقَوْلٌ (ج) أَقْوَالٌ و أَقَاوِيلُ
tanlayacak iş,bela,afet,felaket,yalan söz,anlamsız söz,gecenin ilk yarısı,acayip sözهِتْرٌ : أَمْرٌ عَجِيبٌ ، شَيْئٌ غَرِيبٌ
kapalı söz,anlaşılmaz söz,güçlükle anlaşılır sözكَلاَمٌ غَامِضٌ
düşük söz,adi söz,bayağı sözكَلاَمٌ مُبْتَذَلٌ
sonu biribirine uyuşan söz,uyaklı söz,manzum kelam,kafiyeli söz,kafiyeli nesir,seci,kafiye,kuş ötmek,,güvercin,horuz ötmekسَجْعٌ (ج) أَسْجَاعٌ و أَسَاجِيعُ : كَلاَمٌ مُقَفَّي
ön dişi ile ısırmak,kararlı,kesin iş,kaba söz,kesin karar,hazm,kaba söz,galiz sözبَزْمٌ : عَضٌّ بشمُقدّمِ الأَسْنَانِ ، قرار قطعيّ
ön dişi ile ısırmak,kararlı,kesin iş,kaba söz,kesin karar,hazm,kaba söz,galiz sözبَزْمٌ : قرار قطعيّ
kovuculuk,söz taşıma,koğuculuk yapmak,söz getirip götürmek,nemime,gıybet,,iftira,dedikodu,söz taşıma,dedi kodu,iftira,fitne,gürültü,yazı,yazı sesiنَمِيمَةٌ (ج) نَمَائِمُ
kelime,söz,konuşma,sözcük,bir söz,söz dizisi,hutbe,nutuk,bir söz,söz dizisi,hutbe,nutuk,makale,kelime,söz,laf,kaside,hutbe,konuşma,laf,kaside,hutbeكَلِمَةٌ (ج) كَلِمَاتٌ و كَلْمٌ
çabukluk,zevzeklik,ahmaklık,boş ve düzensiz söz,yaramaz sözخَطَلٌ
yazdırılan,çizdirilen nesne,efsane,masal,batıl söz,asılsız sözأُسْطَارٌ (ج) أَسَاطِيرُ : مَا يُسَطَّرُ أَيْ مَا يُكَتَّب
tek gözlü kadın,kemlik ve kem söz,yaramaz sözعَوْرَاءُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid