1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid Bu gömlek dar kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
- -
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
bu esnada,bu arada,bu sırada,bu aralıktaفِي أَثْنَاءِ ذَلِكَ
bu gün,bu zaman,bu asır,gök açıktır bugünاليَوْمُ : هَذَا اليَوْم نَحْو السَّمَاءُ مُجلي فِي اليَوْمِ و المُرَادُ بِأَيَّامِ اللهِ اي عُقُوبَاتِ اللهِ
Bu metodla,bu yordamla,bu yöntemleبِهَذِهِ الطَّرِيقَةِ
zaman zarfı olup,şimdi,elan,şimdiki zaman,şimdiki halde,henüz,demin,bu an,bu vakit,bu anda,şimdiki halde anlamında kullanılırالآنُ ، السَّاعَة ، هَذَا الوَقْت ، هَلاَّ ، دُرْكَةٌ ، حالاً: (ظر)
ya bu deveyi güdersin veya bu diyardan göçersinإما أن ترعي هذا الجمل و إما تهجر من هذه الديار
bu iş,bu adam bana el vermediki geleyimهَذَا الأَمْرُ أَوْ هَذَا الرَّجُلُ مَا مَكَّنَنِي مِنَ المَجِيئِ اَي مَا تَمَكَنتُ مِنَ المَجِيئِ بِسَبَبِهِ
onun için,bu yüzden,bundan dolayı,bu sebeple,binaen aleyhإِذْ ذَاكَ
onun bu işte bu meselede parmağı vardıكَانَ لَهُ ضِلْعٌ فِي هَذِهِ المَسْاَلَةِ
tarihte bu gün,bu gibi günde olduحَدَثَ فَي مِثْلِ هَذَا اليَوْمِ
bu iş,bu adam beni ezdiأَزْعَجِنِي أَوْ اَتْعَبَنِي أَوْ أَعْيَانِي هَذَا الأَمْرُ اَوْ هَذَا الرَّجُلُ أَوْ تَحَامَلَ عَلَيَّ فَأَهْلَكَنِي اَوْ كَادَ
bu işin bu yolun boyu uzunهذا الأمر و هذا الطريق أمده بعيد
sizin bu sözünüzle bu iş biterتقضي هذه الحاجة بكلمة منكم
bu ilaç bu koku baygınlık verdiهذا الدواء ، هذه الرائحة كاد أن يغمي عليه منها أورثني الغمّة
bu adam bu adamdan daha siyahtırهَذَا الرَّجُلُ أَشَدُّ سَوَاداً مِنْ هَذَا
bu ilaç bu koku baygınlık verdiهَذَا الدَّوَاءُ و هَذِهِ الرَّائِحَةُ كَادَ أَنْ يُغْمَي عَلَيْهِ مِنْهَا ، أَوْرَثَنِي الغُمَّةَ
kolsuz gömlek,yensiz gömlek ki kadınlar giyerler,önlük,kadınlara mahsus bir gömlek,ferraceبَقِيرَةٌ : إتب
sığır sürüsü,yarık,zor içinde doğan tay,yavrusunu çıkarmak için karnı yarılan gebe hayvan,deve,kolsuz gömlek,yensiz gömlek ki kadınlar giyerler,önlük,kadınlara mahsus bir gömlek,ferraceبَقِيرٌ ، جَمَاعَةُ البَقَرِ مِنَ الأَشْيَاءِ المَشْقُوقِ ، الحَامِلُ الّتِي يُشَقُّ بَطْنُهَا لإخْرَاجِ وَلَدِهَا ، ثَوْبٌ مَشْقُوقٌ لاَ كُمَّ لَهُ تَلْبِسُهُ النِّسَاءُ ويُقَالُ نَاقَةٌ بَقِيرٌ إذَا شُقَّ بَطْنُهَا عَنْ وَلَدِهَا
gömlek koltuğuna koydukları parça,gömlek vesairenin koltuk altı,gömlek yakası,yakalık,çifte,hıştık,gömleğin boyun açıklığı, bazı atların göğsünden yukarıya gerdanlarında bulunan iki kıl dairesinin beheri,ikisine ( بنيقتان) derler,çifteبَنِيقَةٌ (تث ) بَنِيقَتَان (ج) بَنَائِقُ
gömlek koltuğuna koydukları parça,gömlek vesairenin koltuk altı,gömlek yakası,yakalık,çifte,hıştık,gömleğin boyun açıklığı, bazı atların göğsünden yukarıya gerdanlarında bulunan iki kıl dairesinin beheri,ikisine ( بنيقتان) derler,Türkçe çifte derlerبَنِيقَةٌ (تث ) بَنِيقَتَان (ج) بَنَائِقُ : رُقْعَةٌ تُحَاطُ فِي أَعْلَي القَمِيصِ
kolsuz gömlek,yensiz gömlek ki kadınlar giyerler,önlük,kadınlara mahsus bir gömlek,ferrace,yensiz,kolsuz ve yırtık bir elbiseki kadınlar giyerlerبَقِيرَةٌ :إِتْبٌ ، ثَوْبٌ مَشْقُوٌقٌ لاَ كُمَّ لَهُ تَلْبِسِهُ النِّسَاء
küçük Arap kızlarının tene giydikleri kısa ve kolsuz gömlek,küçürek gömlek ki kaftan altına giyerler,içlik,kadın gömleği,zıbın,göğüslükأُصْدَةٌ (ج) أُصَدٌ و إِصَادٌ : مُؤَصَّدَةٌ : ثَوْبٌ لاَ كُمَّ لَهُ تَلْبِسُهُ المَرْأَةُ
eskiden silahtan korunmak demir halkaların birbirine geçirilerek yapılan zırh,kalkan,gömlek,kadın gömleği,önlük,demir gömlek,çukal,plaketدَرْعٌ (ج) دُرُوعٌ ، زَرْدُ الحَدِيدِ
kanadı kırılmış kuş,esvabının kolları veya gömlek vesairesi kısa adam,kanatları kırık,kolları kesik olan gömlek,paçaları kesilmiş tulum,cimri,hasis,bahil,pintiمَجْدُوفٌ و يقال طَيْرٌ مَجْدُوفٌ مَكْسُورُ الجَنَاحِ و رجل مَجْدُوفُ الكَمِينِ و مَجْدُوفُ القَمِيصِ و مَجْدُوفُ الإِزَارِ
elbise altında giyilen entari,iç gömlek,kombinezon,kıçlık,Arap kadınların kıçlarının kaba görünmesi için kıçlarına bağladıkları çaput,örtü,iç gömlek,demir halkanın iki ucunu kavuşturup birleştiren perçin,susuzluk şiddeti,şiddetli susuzlukغُلَّةٌ (ج) غُلَلٌ
padişah,aygır,ölçek,gömlek eğindiriği,erkek,başkan,padişah,astar,gömlek eğindiriği,ölçekقَبٌّ (ج) أَقُبٌّ
gömlek (is)قميص (ج) قمصان ، جلباب ، سربال ، ثوب ، سورية
gömlekسِرْبَانٌ
gömlek yakasıقَبَّةٌ : طَوْقُ الثَّوْبِ
gömlek yakasıلِبْنَةٌ : بَنِيقَةُ القَمِيصِ
gömlek yakasıطَوْقُ القَميصِ يَاقَةٌ
aile ve çoluk çocuğunun nafakasını,geçimini dar gördü,dar etti,dar geçindirdiقَتَرَ عَلَي عِيَالِهِ : قَتَّرَ عَلَي عِيَالِهِ
dar sıkmak,dar bulmak,dar görmek, sıkışmak,darlaşmak,sıkışmaklık,darsıklıkإِسْتِضْيَاقٌ
sıkmak,dar bulmak,dar görmek,sıkışmak,darlaşmak,sıkışmaklık,dar,sıklıkإِسْتِضْيَاقٌ (ج) إِسْتِضْيَاقَاتٌ
dar saymak,dar bulmak,dar görmek,sıkışmak,darlaşmakإِسْتَضَاقَ : إِسْتِضْيَاقاً
iki dağ arasnda olan yol,sık ve dar yer,boğaz,geçit,zaruret,sıkıntı,sıkıştırma,dar yol,geçit,perhizgah,dar yer veya zamanمَأْزَمٌ (ج) مآزِمُ : مَضِيْقٌ
ziyade dar ve tenk olan,pek dar olan,çok dar olanأَضْيَقُ (م) ضُوقَي و ضِِيّقَي
dar yer,darboğaz,dargeçit,harb edilen dar yer,harp meydanı,savaş alanı,çıkmaz,i.nden çıkılmaz durum,kritik,zor,kritik statü,sıkıntılı ve dar geçim,sıkıntılı durumمَأْزِقٌ (ج) مَآزِقُ : مَضِيْقٌ ، حَرِجٌ
çoban yolu,dar yol,dar geçit,çığırمَسْتَلٌ (ج) مَسَاتِلُ، مرتح (ج) مراتح
yer filana dar geldi,dar olduتَأَزَّقَ المَكَانُ لِفُلاَنٍ
fakirlik,yoksulluk,sıkıntı,darlık,parasızlık,ihtiyaç,zaruret,zor durum,darboğaz,dar,güç,dar,sıkıntılıضَنْكٌ (كر) ضَيِّقٌ
ziyade dar,aşırı dar olanضِيْقَي
dar yer,dar boğaz,savaş,harp meydanı ,sıkıntı,darlık,çıkmaz,bela,sıkıntı vaktiمَأْزَقٌ (ج) مَآزِقُ : طَرِيقٌ مَسْدُودٌ و تقول وَقَعْنَا فِي مَأْزَقٍ
dar yol,dar geçitلِزْبٌ
dar ev,dar konakدَارٌ غَادِرَةٌ أَيْ ضَيِّقَةٌ
küçürek dar gözlü adm,gözleri dar ve küçürek olan,boncuk gözlü kişiأَخْزَرُ (ج) خزْرٌ (م) خَزْرَاءُ : الضَّيِقُ العَيْن
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- خرق أو إختراق وقف إطلاق النار - مِحْضَي - بَاشْجَاوِيش - سَبَلَةٌ (ج) سِبَالٌ ، شَارِبٌ - بِعْنَا فَرَساً - إنْضِوَاءٌ تَحْتَ سَقْفٍ وَاحِدٍ - مَغْثٌ - أَمْهَلَ الغَرِيمَ - هَبَيَّخَةٌ - كُرِّمَ البَطَلُ مِنْ قِبَلِ الدَّوْلَةِ - وَكَّسَ : تَوْكِيساً ، هُ - مصافحة - من تحت الأنقاض - عَمَلِيَةُ دِرْعِ الفُرَاتِ - أَبْعَادٌ شَاسِعَةٌ - هَبَطَ المُؤَشِّرُ إِلَي أَدْنَي مُسْتَوِيَاتِهِ - بَنْكُ الأَهْدَافِ - أَزْمَةٌ دَاخِلِيَّةٌ - طَيِّبَةٌ (ج) طَيِّبَاتٌ - كَشَفَ المُؤَامَرَةَ - مجاور، كائن في النواحي ، كائن في الحوالي ، كائن في الجوار و القرب - تَغَزَّلَ : تَغَزُّلاً - منطقة محررة - طربوش اللاز وهم عسكر قديم لهم طرابيش طوال - أَعْلَمْتُهُ - مَافْيَا مَوْقِفُ السَّيَّارَاتِ - بَطٌّ (ج) بِطَاطٌ و بُطُوطٌ (و) بَطّةٌ : طَيْرٌ مَائِيٌّ أَصْغَرُ مِنَ الإِوَّزِ قَصِيرُ العُنْقِ و و الرِِّجْلَين ، قَارُورَةٌ ، كُوزٌ يُتَّخَذُ للبَوْلِ ، مِبْوَلَةٌ ، : شَقٌّ - إِنْفِجَارٌ (ج) إِنْفِجَارَاتٌ : سَيَلاَنٌ : دَوِيٌّ يُرَافِقُهُ إِهْتِزَازٌ عَنِيفٌ و قُوَّة - دَخَلَ رَسْمِيّاً حَيِّزَ التَّنْفِيذِ - أَشْقَحُ (ج) شُقْحٌ (م) شَقْحَاءُ : أَشْقَرُ
ElmaWarid