1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid Maroni Hıristiyanlar nezdinde bir nevi ruhbanlık şeref unvanı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
Maroni Hıristiyanlar nezdinde bir nevi ruhbanlık şeref unvanı أُبَاتِيٌّ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Maroni taifesi,Maroni cemaatıطَائِفَةٌ مَارُونِيَّةٌ
Maroniمَارُونِيٌّ (ج) مَوَارِنَةُ
Maroni patrikhanesiبَطْرِيكِيَّةٌ مَارُونِيَّةٌ
Maroni patrikبطريك مارونيّ
Maroni patrikبَطْرِيكٌ مَارُونِيٌّ
Maroni kilisesiكَنِيسَةٌ مَارُونِيَّةٌ
Maroni Hıristiyanمسيحي ماروني
Maroni (öz.is)ماروني
Maroni metropolitler konseyiمَجْلِسُ المَطَارنة المَوَارِنَة
Maroni Hıristiyanlar nezdinde bir nevi ruhbanlık şeref unvanıأُبَاتِيٌّ
bazı Maroni ruhbanlıklarda umumi reis unvanı,rahiplere verilen onursal unvan,lakapأَبَّاتِي
ilk Hırıstiyanlarمَسِيحِيُّون أَوَائِلُ
Hıristiyanlar,tersiyanنَصَارَي
Hırıstiyanlar kulübüنَادِيُ المَسِيحِين
Ehli Teslis : Hırıstiyanlarأَهْلُ التَّثْلِيثِ : نَصَارَي
Ehli Kitap : Yahudiler ve Hıristiyanlarأَهْلُ الكِتَابِ : يَهُودٌ و نَصَارَي
Ehl-i kitap:Yahudiler ile Hırıstiyanlarأَهْلُ الكِتَابِ
Maroni Hıristiyanlar nezdinde bir nevi ruhbanlık şeref unvanıأُبَاتِيٌّ
diyakoz,kilise kayyımı,başının orta yerlerini tıraş eder bir nevi Hiristiyanlar papazıشَمَّاسٌ (ج) شَمَامِسَة
Hırıstiyanlar katında papazlar,diyakozlar ce piskopazlar gibi kilise hizmetçileri,rahipler zümresi,ruhban sınıfıإِكْلِيرِوسُ (يُو) : خَدَمَةُ اللهِ فِي الكَنِيسةِ و الرَّعِيَّةِ كالشَّمَامِسَةِ و الكهَنَةِ و الأَسَاقِفَةِ (عِنْدَ النَّصَارَي)
ikon,suret,put,sanem,ortodoks kilisesine mahsus resim,Hiristiyanlar katında azizin sureti,tasviriأَيْقُونَةٌ (ج) أَيْقُونَاتٌ : صُورَةُ القِدِّيسِ عِنْدَ المَسِيحِيين
Hıristiyanlar suyu kaynatıp domuzu diri diri içine koyup kıllarını soyduktan sonra boğazladılarأَوْغَرَ النَّصَارَي الخِنْزِيرَ : أَغلَوا لَهُ المَاءَ و نَقَّوهُ مِنَ الشَّعِْر و هُوَ حَيٌّ ثُمَّ ذَبَحُوهٌ
İslam devletinin uyruğu olan Hırıstiyanlar,Yahudiler,antlaşma yapılan gayrı Müslümler,haraç verici kafirler,ehl-i zimmet,zimmi,haraç güzarأَهْلُ الذِّمَّةِ (ج) أَرْبَابُ الذِّمَّةِ
boyanmak,Hıristiyanlar arasında vaftiz tabir olunan ayini icra etmek ki yeni doğmuş çocuğu yahut yeni Hırıstiyanlaşan kimsenin alnına su ile haç resmini çekip duayı mahsusa okumaktan ibarettirإِصْطِبَاغٌ (ج) إِصْطِبَاغَاتٌ
ön kişiye baş olan sancak beyi,patrik,Rum zabıtı,penguen,Hıristiyanlar papazı,eski Rum askerinin komutanı,kumandanı hilekar adam,vakar ve azamet sahibi vakur ağır başlı kimse,patrik kuşu,semiz kuş,penguenبَطْرِيقٌ : بِطْرِيقٌ (ج) بَطَارِقُ وبَطَارِقَةُ و بَطَارِيقُ : هربذ ، : رَئِيسُ رُؤَسَاءِ الأَسَاقِفَةِ
ön kişiye baş olan sancak beyi,reis,emir,çavuş,patrik,Rum zabıtı,penguen,Hıristiyanlar papazı,eski Rum askerinin komutanı,kumandanı hilekar adam,şımarık,böbürlenebvakar ve azamet sahibi vakur ağır başlı kimse,patrik kuşu,semiz kuş,penguenبَطْرِيقٌ : بِطْرِيقٌ (ج) بَطَارِقُ وبَطَارِقَةُ و بَطَارِيقُ : هربذ ، رَئِيسُ رُؤَسَاءِ الأَسَاقِفَةِ، القَائِدُ مِنْ قُوَّتد الرُّومِ ، مٌخْتَالٌ مُتَكَبِّرٌ ، سَمِينٌ مِنَ الطَّير، مَاهِرٌ بالشُّؤُونِ الحَرْبِيَّةِ ، طَائِرٌ ظَهْرُهُ أَسْوَدُ الرِّيْشِ و بَطْنُهُ أَبْيَضُ يَعِيشُ فِي المَنَاطِقِ الشَّمَالِيَّةِ البَارِدَةِ ، عَالِمٌ عِنْدَ اليَهُودِ
in,ın,zaman,vakit,katında,yanında,nezdinde,leyin,layın,da,de,nezd,yan,yanında,yanına,yakınında,katında,nezdinde,indinde,esnasında,yan,kat,huzurعِنْدَ
nezdindeلدبه ، عنده ، معه
nezdindeلَدَي: عِنْدَ
onun nezdindeلَدُنْهُ
makamlar nezdindeلدي السلطات
Ankara nezdindeلَدَي أَنْقَرَةَ
Kürt maamları nezdindeلدي السلطات الكردية
birleşmiş milletler nezdindeلدي الأمم المتحدة
Birleşmiş milletler nezdindeلَدَي الأُمَمِ المُتَّحِدَةِ
Allahın nezdinde,katındaعِنْدَ اللهِ
Allahın nezdinde,katındaمِنْ عِنْدِ اللهِ
yanına,yanında,nezdindeعِنْدَ ، عِنْدَهُ ، جنْبٌ ، بِجَانِب
al,yanında,nezdinde,katındaلَدَيْكَ : عِنْدَكَ : خُذْ !
konsolosluk nezdinde sözleşmeyi imzalamakتوقيع علي العقد لدي القنصلية
al,senin yanında,nezdinde !عِنْدَكَ : لَدَيْكَ : خُذْ !
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
kaliteli,özgül,özel,has,hususi,ayni,muayyen,açık,kesin,belirli,nevi,türsel,spesifik,nitelikli,neviنَوْعِيٌّ (م) نَوْعِيَّةٌ ، عَْنِيٌّ ، خُصُوصِيٌّ
renk,boya,çeşit,tür,nevi,ırk,cins,sınıf,güne,beniz,hal,bir nevi hurma,babet,Kürtçe reng derlerلَوْنٌ (ج) أَلْوَانٌ : صِبْغَةٌ نَوْعٌ ، صِنْفٌ ، جِنْسٌ ، عِرْقٌ و فِي القُرآنِ الكَريمِ
bir nevi oturuş,bir çeşit oturuş,bir nevi oturmak,bir oturuş,oturmanın nevi ve haleti,celseجِلْسَةٌ (ج) جِلْسَاتٌ
tavşan,burnun ucu,bir nevi süs,takı,hışır,bir nevi kısa kuyruklu fareأَرْنَبٌ (ج) أَرَانِبُ : نوْعٌ مِنَ الحُلِي ، نَوْعٌ مِنَ الجُرَذِ قَصِيرُ الذَّيْلِ
kaymakla hurmadan oluşan bir nevi tatlı,kaymaktan yapılır bir nevi yemek,kaymakأَلُوقَةٌ : زُبْدَةٌ ، لَوْقَةٌ
hurma dikeni,bir nevi kuş adı,bir nevi ok ve mızrak demreniسُلاَّءٌ : شَوْكُ النَّخْلِ
Yemenli,yemeni,önceleri yemen ülkesinde çıkan bir nevi boyalı kumaştan düzülen mendil ve bir nevi papuçيَمَنِيٌّ (م) يَمَنِيَّةٌ (ج) يَمَنِيَّاتٌ
bir nevi hurma adı,Arap avratlarına ait içi koku ile doldurulup takınılan bir nevi ziynet,süsكَبِيسٌ
siyah ve iri taneli bir nevi üzüm ve Filistinde olur bir nevi erikعُيُونُ البَقَرِ
bir nevi delilik,heves,fazla,düşkünlük,iptila,merak,mani,paranoya,kapris,bir nevi delilik,tutku,delilik eseriهَوَسٌ : أَثَرُ جُنُون
bir nevi nevi okآخْنِيَّةٌ
sığın denilen geyik nevi,yahut bunun erkeği ve yaşlısı,bir nevi yaban tekesi,cüsse ve kalınca kabadayı görünüp yüreği olmayan adam,gemi arslanı,rücüliyeti olmayan erkekثَيْتَلٌ و يقال إنه ثَيْتَلٌ
bir nevi sert ağaçtır ki ondan değnek yaparlar,Şam darısı denilen iri ak darı,acı badem ağacı,bir nevi ak darıأَرْزَنٌ : خَشَبٌ صُلْبٌ تُتَّخَذُ مِنْهُ العِصِّيُّ
çizgili,bir nevi çubuklu kumaş,elbise,hırkaki Araplar katında meşhurdur,Arapların ihram gibi büründükleri bir nevi aba,su nigendeli ince ak kaftan ve car gibi bürünürler dikişsiz bir elbisedir,çubuklu kumaş,giyecek envaından bir şeydir,bir nevi çubuklu kumaş,çubuklu çitari ve kumaş,makulesi,alaca,hırka ,aba,bürde,çizgili elbise,harp,savaş,cenkبُرْدٌ (و) بُرْدَةٌ (ج) بُرُدٌ و أَبْرَادٌ و أَبْرُدٌ بُرْدَةٌ و بُرَد و بَرَدٌ ثَوْبٌ مُخَطَّطٌ يُلْتَحَفُ بِهِ و في المثل
siyah karınca, bir nevi siyah tane,bir nevi sebze kökü,çöl halkı soyup yerler, ziyadesiyle aranlık olan gece,işlek ve açık yol,şahrah bodur bed heykel ve bi endam kişiدُعْبُوبٌ (ج) دَعَابِيبُ
ruhbanlıkرهبانية ، طريقة الرهبان
ruhbanlık,ruhbaniyetرَهْبَانِيَّةٌ
ruhbanlık edip evlenmemekأَبَالَةٌ
ruhbanlık kıyafetine girmekترهّب ، أخذ الكسوة الرهبانية
Maroni Hıristiyanlar nezdinde bir nevi ruhbanlık şeref unvanıأُبَاتِيٌّ
ruhbaniyet,ruhbanlık,dünya işlerinden kesilme,kesilmek,her şeyden kesilip hakka niyaz etmekتَبَتُّلٌ ومنه قوله تعالي
Hak tealaya kemal üzere kulluk etmek,ruhbanlık ihtiyar etmek,zahitlik göstermek,korkmakتَرَهُّبٌ (ج) تَرَهُّبَاتٌ
ma sivadan kesilip Allahu tealaya ihtisas üzere ibadet etmek,ruhbaniyet,ruhbanlık,evlenmemek,dünyadan kesilmek,halktan uzlet etmekتَبَتُّلٌ (ج) تَبَتُّلاَتٌ
şan,şeref sahibi olmak,büyümek,yüksek olmak,şereflenmek,şerefli olmak,şeref ve mertebesi yüce olmak,şeref,onur,izzet,insanlar arasında muteber ve muftehir olmak,bir nesneye pek yaklaşmak ,şan ,şeref sahibi olmak , büyümek , yüksek olmak ,şereflenmekشَرُفَ ـُـ شَرَفاً و شَرَافَةً
anlayış,akıl,zeka,istidat,şöhret,nebahat,şeref,şöhret,zeka,şeref sahibi olmak,şeref sahibi olmak,şerafet,alilikنَبَاهَةٌ
müşerref kılmak,şeref ve ulviyete ve tefevvuka nail eylemek,şeref vermek,onurlandırmak,teşrif etmek,terifتَشْرِيفٌ (ج) تَشْريفَاتٌ
şan,şeref,asalet,cömertlik,itibar,izzet,ululuk,kişizadelik,yüksek yer,atalardan kalma iyi haslet,şeref sahibi olmak,itibarمَجْدٌ (ج) أَمْجَادٌ
mecit olanlar,mect ve şeref ve ibrete malik olanlar,izzet ve şeref sahibi olanlar,şanlar,şerefler,أَمْجَادٌ جَمْعُ مَجْدٍ
yücelmek,ulu olmak,şanlı şerefli olmak,şereflenmek,şan ve şeref kazanmak,şan ve şeref ve kerem ve celal kesp etmek,şan ve şeref ve kerem ve celal kesp etmekتَمَجَّدَ : تَمَجُّداً
dikkatli olmak,dikkat etmek,anlamak,şan ve şeref sahibi olmak,zikri yüce olmak,uyanık olmak,şan ve şeref sahibi olmak,adlı,şanlı,olmakنَبُِهَ ـَـُـ نَبَاهَةً و نُبْهاً لِ
ırz,namus,şeref,haysiyet,dere yamacı,ceset ve koku,namus,şeref,ırz,namus,ceset ve koku,mutlak koku,ağacı ve hurması çok olan vadi,gövdeعِرْضٌ (ج) أَعْرَاضٌ
yükselmek,çıkmak,üstün gelmek,faik olmak,üzerine çıkmak,şeref ve fazilette galebe etmek,üstün gelmek,faik olmak,üzerine çıkmak,şeref ve fazilette galebe etmek,şeref ve fazilette başkasınagalip olmak,serbülent olmak,üstün olmak,ali ve racih olmakفَاقَ ـُـ فَوْقاً و فُوَاقاً
iş,şen,şan,hal,durum,asalet,şeref,makam,mertebe,ihtiyaç,durum,şöhret,namus,ırz,nam,mahiyet,keyfiyet,hal,makam,mertebe,ihtiyaç,şan,şen,şeref,asalet,hacetشَأْنٌ (ج) شُؤُونٌ (جج) شُؤُونَاتٌ : أَمْر
şerefعَلْيَاء : شَرَفٌ
şeref kürsüsüكرسي الشرف
şeref konuklarıضيوف الشرف
şeref konuklarıضُيُوفُ الشَّرَفِ
şeref konuğuضَيْفُ الشَّرَفِ
onur unvanıلقب الشرف
iş unvanıإِسْمُ العَمَلِ
şampiyona unvanıلقب البطولة
lampiyonluk unvanıلقب البطولة
lig unvanıلقب الدوري
Lord ünvanıلقب اللورد
şampiyon unvanıلقب البطل
sezon ünvanıلَقَبُ المَوْسِمِ
olimpiyat unvanıلَقَبٌ أُولِمْبِيٌّ
hilafet unvanıلَقَبُ الخِلاَفَةِ
halifelik ünvanıلقب الخلافة
şampiyonluk unvanıلَقَبُ البُطُولَةِ
asalet ünvanıلقب النبالة ، لقب النبل ، لقب الأصالة
dünyaşampiyonası unvanıلقب بطولة العالم
şampiyonun unvanıلَقَبُ البَطَلِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid