900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid açtığı zaman,açtığında kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
açtığı zaman,açtığında إِذْ فَتَحَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ziyade şecaatli,cesur olan,ziyade yiğit,cesur ve şecaatli olan,dilaver,pek yiğit,bahadır,parmak ardlarının siniri,parmağın en alt yani el ayasına yakın olan boğumu,aslan,yılanlardan bir nevi,uzun,zaman,dehir,develerin öncüsü,mnünden gidenأَشْجَعُ (ج) أَشَاجِعُ و أَشْجِعَةٌ الكُرْدُ أَشْجَعُ قَوْمٍ فِي العَالَمِ و فِي المَثَلِ ... اَشْجَعُ مِنْ عَنْتَرَةَ و أَشْجَعُ مِنْ لَيْثِ عَرِين ... ، شُجَّاعٌ ، أَسَدٌ ، نَوْعٌ مِنَ الحِيَّاتِ ، طَوِيلٌ ، دَهْرٌ ، المُقَدَّمُ مِنَ الجِمَال
gelmek,varmak,hazır olmak,zuhur etmek,işlemek,yapmak,irtikap etmek,bitirmek,zaman geçmek,mürür etmek,olmak,bulunmak,varmak,uğramak,zuhur etmek,bulunmak istila etmek,doğurmak,dünyaya getirmek,gidermek,alıp götürmek,helak etmek,cima etmek,karıyla yatmakأَتَي ـِـ أَتْياً و إِتْيَاناً و إِتْيَانَةً و أُتِيّاً و مَأْتَاةً و مَأْتَي و إِتِيّاً بِ (تُر) وَيُقَالُ ... لاَ يفْلحُ السَّاحِرُ حَيْثُ اَتَي...
ecel,ölüm vakti,vade,süre,erte,vakt-i mevudun nihayeti,ömrün sonu,müddet,ömrün bitimi,mühlet,muayyen,bir vakti sonu,evvelce tayin olunmuş vakit,hayatın sonu,ölümün mukadder vakti,zaman,mukadder vakit,vakti tayin etmekأَجَلٌ (ج) آجَالٌ ، مُهْلَةٌ ، مُدَّةٌ ، زَمَانٌ ، وَقْتٌ مُعَيَّنٌ ، حُلُولُ وَقْتِ الدَّيْنِ و نَحْوِهِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ...وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا الَّذِيَ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا إِلاَّ مَا شَاء اللَّهُ إِنَّ
yayılan yer,otluk,mera,oru,otlayacak yer,otlayacak zaman,çayır,çayırlık,yayılan yer,otluk,mera,davar güdecek yer,ürü,örü,yaylımمَرْعَي (ج) مَرَاعِيُ ، رَبِيعٌ ، مَرْجٌ ، و فِي المَثَلِ ... كَالمَرْبُوطِ و المَرْعَي خَصِيبٌ ...
ilkbahar geldimi çiçekler açar,ilkbahar geldiği zaman çiçekler açar,ilkbahar geldiğinde çiçekler açarإِذَا جَاءَ الرَّبِيعُ تَفَتَّحَتِ الأَزْهَارُ
ufuk,zaman yahut mekan-ı vahitte nazara münkaşif olan yer ile gök arasında görünen ve birbirine ittisal eyledikleri dairedir,gözün görebildiği yer,ufuk,gök ucu,kıyı,gök kenarı,feleğin kenarı,çevren,gök ucu,kıyı,taraf,nahiye,köşe,kenar,dört cihet,görüş sıأُفُقٌ : أُفْقٌ (ج) آفَاقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم ... و لَقَدْ رَآهُ بالأُفُقِ المُبِينِ ... : الخطُّ الّذِي عِنْدَهُ يَنْتَهِي إِمتِدَاد البَصَرِ و الّذِي عِنْدَهُ تبْدُو السَّمَاءُ و كَاَنَّهَا مُتَّصِلَةٌ بالأَرْضِ أَوِ بالبَحْرِ ، : جَانِبُ ، طَرَفُ ا
yaz mevsiminde esen rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan av,kuş,hayvan,ayrılan,terkeden,giden,بَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : سَانِحٌ و فِي المَثَلِ ... إنَّمَا هُو كَبَارِحِ الإِرْوَي قَليلاَ مَا يَرَي ... و فِي المَثَلِ الآخَرِ ... نَوْآن شَالاَ مُحْقِبٌ و بَارِحٌ ...
yaşamak için sağlanan yiyecek içecek,bunların kazanıldığı yer veya zaman,hayat,yaşama,maaş,maişet,geçinmek,dirilmek,aylık,geçim,geçinme,rızık,pansiyon,hayat,yaşama,maaş,geçinmek ,dirilmek,aylık,geçim,geçinme ,rızıkمَعَاشٌ (ج) مَعَايِشُ
Tembih : İngilizcede müfred sigası mastarın sonuna bir ‘’ s’’ ilave etmekle teşkil olunur,eğer mastar ‘’s,x,sh,z,ch’’ yahut ‘’o’’harflerinden biriyle sona eriyorsa o zaman ‘’es’’ ilave edilir .eüer sonunda ‘’y’’ ve önünde bir sesiz harf bulunan fiillerde ‘’y’’ harfi ‘’i’’ harfine dönüştükten sonra mezkur ‘’es’’ harfleri konulur.تَنْبِيهٌ : فِي الإِنْجِلِيزِيَّةِ صِيْغَةُ المُفْرَدِ الغَائِبِ مِن المَصْدَرِ بِزِيَادَة حَرْف s فِي آخِرِه و إِذَا إِنْتَهَي المَصْدَرِ بأحَدِ الحُرُوفِ s -x-sh-ch-z -o أُضِيف إِلَيْهِ es و الأَفْعَال الّتي فِي خره َ مَسْبُوقاً بِحَرْفِ ساكِن يُسْتَبْدَلُ حَرْف y بِحَرفِ i و فِي آخِرِهِ يُوضَعُ الحَرْفَان المَذْكُورَان es
yurt,barınak,durak yeri,çokça kalınacak yer ve zaman,konak yer,ev,varılacak yer,makam,konak,yer,mekan,misafirhane,ev,menzil,hane,apartman,evbark,konacak yer,durak yeri,hane,duracak yer,durulacak yer,durak yeri,varılacak yerمَثْوَي (المثوي) (ج) مَثَاوٍ (المثاوي) : مَكَانٌ ، مَقَامٌ ، مَنْزِلٌ و يقال نزلوا مَثْوَيً مُبَارَكاً وفِي الدُّعَاءِ يُقَالً جَعَلَ اللهُ مثْوَاهُ الجَنَّة ...
kendisine peygamber gönderilen cemaat, topluluk,alay,ana,aynı dine mensup insanlar topluluğu,çoğu aynı soydan gelen ırsi sıfatları bir olan insanlar topluluğu,ümmet,ulus,halk,yüz,ümmet,millet,ulus,bir bölük zaman,cemaat,ümmet,bölük,millet,ulus,boybos,vakit,dinأُمَّةٌ (ج) أُمَمٌ
akma,cereyan,akım,akacak yer,alçağ,nehir yatağı,mecra ,yol, kanal akmak , cereyan ,su yolu,cetvel,kanal,su yolu,yatak,akış yeri,geminin yolu ve bir günde kat ettiği mesafe,kanalizasyon,menfez,nahivde el mecari irabı mahalli olan kelimelerin son harfleri,hareke,akacak ve yürüyecek yer ve zamanمَجْرَي (ج) مَجَارٍ : جَرَيَانٌ : و فِي القُرْىِنِ الكَرِيمِ ...إِرْكَبُوا فِيْهَا بِسْمِ اللهِ مَجْرَاهَا و مُرْسَاهَا...
bazı spor oyunlarında topun arasından geçirilmesine çalışılan iki direk,kale,nişanın atıldığı yer,nişan tahtası,yön,amaç,اhedef,nişanın atıldığı yer,kale,hedef,yön,atış yapılan yer,atmak,kale,hedef,atış yapılan yer,atmak,atım,target,atacak yer ve zaman,kale,hedefمَرْمَي (ج) مَرَامِيُ
şafak,ilk sabah,fecir,tan,tanyeri,ortalık ağardığı zaman,sabah çağı,fecir,sabah,tan,seher,sabah yerinin aydınlığı,akıtmakyerinin ağarması,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,akıtmak,suyu fışkırtmak,yoldan çıkaramak,meyletmek,doğruluktan sapmak,sövmek,isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,sabah vakti karnılığın açılıp ortalığını aydınlanması,yerden su fışkırıp akması,akıtmak,yarmakفَجْرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ...والفَجْرِ و لَيَالٍ عَشْر...
Tembih : evvela :nakıs mazi ve ism-i mefül mastarın sonra sonuna ‘’ed’’ ilavesiyle teşkil olunur.Eğer mastarın sonunda ‘’y’’ harfi bulunursa ‘’i’’ harfine dönüşür ve ğere kelime bir heceden mürekkep olup sonunda bir sessiz harf ve onun evvelinde sesli bir harf bulunursa sonundaki sessiz harf katlanır.İkinci olarak, İngilizcede fiil ne zaman geçmiş ve tekmil olmuş bir zamana delalet ederse daima mazi nakıs kullanılır.تَنْبِيهٌ : أوّلاً المَاضِيُ النَّاقِصُ و إِسْمُ المفْعُول يَتَشَكَّلُ المَصْدَرِ بِزِيَادةِ ed فِي آخِرِهِ فإن كَانَ المَصْدَر مُنْتَهِياً بِحَرْفِ y وَجَبُ قَلْبُهُ بِحَرْفِ i و إِنْ كَان مُرَكَّباً مِنْ مَقْطَعٍ وَاحِدٍ و آخِرُهُ حَرْفُ سَاكِنٌ مَسْبُوقاً بِحَرْفِ مُتَحَرِّك وَاحِد ضُوعِفَ الحَرْف السَّاكِن الأَخِير ثَانِباً فِي الإنْجِلِيزِيَّةِ يُسْتَعْمَلُ دَائِماً المَاضِيُ النَّاقِصُ مَتَي كَانَ الفِعْلُ دَالاًّ عَلَي حَدَثٍ مَضَي و إِنْقَطَعَ
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- أَسْترَالِيٌّ (ج) أَسْترَالِيُّون (م) أَسْترَالِيَّةٌ (ج) أَسْترَالِيَّاتٌ - العلم حياة - أَبُو مِصْقَار - أَوْفَدَ : إِيْفَاداً إلي ، عَلَي ، هُ - كِبَرٌ فِي السِّنِّ و الجِسْمِ و القَدْرِ - غَدَقٌ - عماء - جُِلْوَةٌ : غُنْجٌ - بَرِئُ اللِّسَانِ - مخالف للأعراف الدبلوماسية - مَنَائِرُ : فَنَارَاتٌ - بَاغَ فُلاَنٌ : هَلَكَ - فُلْكٌ و فِي القُرْآِنِ الكَرِيمِ ... أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِأَمْرِهِ وَيُمْسِكُ السَّمَاء أَن تَقَعَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ ... - مدرسة فتية - لابس ، ملبوس - في الظاهر - خيال ، زعم - حَذَاقَةٌ - عَمَلٌ مَحْمُومٌ - حُكْم (ج) أَحْكَامٌ - فاتر ، دافئ ، قليل الحرارة ، لا بارد و لا حارّ - إِلْتِهَابٌ - أَنَارَ الأَمْرَ : وَضَّحَهُ - ذَهَبَ أَخِي زَيْدٌ - إِبْنُ دَأْبَة : غُرَابٌ - مَضْحُوكٌ مِنْهُ - بُرْكٌ - مسألة قاطرية - أَقْصَرَ مِنَ الصَّلاَةِ : تَرَكَ قِسْماً مِنْهَا - بِئْسَ ، بِئِسَ، بَأْسَ (م) بِئْسَتْ (فِعْلُ الذَّمِّ ِماض غير متصرّف)
ElmaWarid