1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid açtığı zaman,açtığında kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
açtığı zaman,açtığında إِذْ فَتَحَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Tembih : İngilizcede müfred sigası mastarın sonuna bir ‘’ s’’ ilave etmekle teşkil olunur,eğer mastar ‘’s,x,sh,z,ch’’ yahut ‘’o’’harflerinden biriyle sona eriyorsa o zaman ‘’es’’ ilave edilir .eüer sonunda ‘’y’’ ve önünde bir sesiz harf bulunan fiillerde ‘’y’’ harfi ‘’i’’ harfine dönüştükten sonra mezkur ‘’es’’ harfleri konulur.تَنْبِيهٌ : فِي الإِنْجِلِيزِيَّةِ صِيْغَةُ المُفْرَدِ الغَائِبِ مِن المَصْدَرِ بِزِيَادَة حَرْف s فِي آخِرِه و إِذَا إِنْتَهَي المَصْدَرِ بأحَدِ الحُرُوفِ s -x-sh-ch-z -o أُضِيف إِلَيْهِ es و الأَفْعَال الّتي فِي خره َ مَسْبُوقاً بِحَرْفِ ساكِن يُسْتَبْدَلُ حَرْف y بِحَرفِ i و فِي آخِرِهِ يُوضَعُ الحَرْفَان المَذْكُورَان es
yurt,barınak,durak yeri,çokça kalınacak yer ve zaman,konak yer,ev,varılacak yer,makam,konak,yer,mekan,misafirhane,ev,menzil,hane,apartman,evbark,konacak yer,durak yeri,hane,duracak yer,durulacak yer,durak yeri,varılacak yerمَثْوَي (المثوي) (ج) مَثَاوٍ (المثاوي) : مَكَانٌ ، مَقَامٌ ، مَنْزِلٌ و يقال نزلوا مَثْوَيً مُبَارَكاً وفِي الدُّعَاءِ يُقَالً جَعَلَ اللهُ مثْوَاهُ الجَنَّة
kendisine peygamber gönderilen cemaat, topluluk,alay,ana,aynı dine mensup insanlar topluluğu,çoğu aynı soydan gelen ırsi sıfatları bir olan insanlar topluluğu,ümmet,ulus,halk,yüz,ümmet,millet,ulus,bir bölük zaman,cemaat,ümmet,bölük,millet,ulus,boybos,vakit,dinأُمَّةٌ (ج) أُمَمٌ
akma,cereyan,akım,akacak yer,alçağ,nehir yatağı,mecra ,yol, kanal akmak , cereyan ,su yolu,cetvel,kanal,su yolu,yatak,akış yeri,geminin yolu ve bir günde kat ettiği mesafe,kanalizasyon,menfez,nahivde el mecari irabı mahalli olan kelimelerin son harfleri,hareke,akacak ve yürüyecek yer ve zamanمَجْرَي (ج) مَجَارٍ : جَرَيَانٌ : و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bazı spor oyunlarında topun arasından geçirilmesine çalışılan iki direk,kale,nişanın atıldığı yer,nişan tahtası,yön,amaç,اhedef,nişanın atıldığı yer,kale,hedef,yön,atış yapılan yer,atmak,kale,hedef,atış yapılan yer,atmak,atım,target,atacak yer ve zaman,kale,hedefمَرْمَي (ج) مَرَامِيُ
üzeri deri ile kaplanmış muska,onulmağa başladığında yara üzerinde peyda olan deri ve pul ve mühür ve zaman şiddetli ve dar olmak,onulmağa başlayan yaranın mühresi,yaranın üzerinde kabuk tarzında oluşan dericik,bulut parçası,moloz,çakıl çığını ki biribiri üzerine birikmiş olmakla hayvanların geçmesine mani olur,bölük bölük bitmiş otlak parçaları,kıtlık ve pahalılık ve şiddet ve sıkıntı,darlıkجُلْبَةٌ و يقال وقعوا في الجُلْبَةِ اي السنة الشديدة و يقال أيضا أصابتنا جُلْبَةُ الزمان اي شِدّته
şafak,ilk sabah,fecir,tan,tanyeri,ortalık ağardığı zaman,sabah çağı,fecir,sabah,tan,seher,sabah yerinin aydınlığı,akıtmakyerinin ağarması,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,akıtmak,suyu fışkırtmak,yoldan çıkaramak,meyletmek,doğruluktan sapmak,sövmek,isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,sabah vakti karnılığın açılıp ortalığını aydınlanması,yerden su fışkırıp akması,akıtmak,yarmakفَجْرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
Tembih : evvela nakıs mazi ve ism-i mefül mastarın sonra sonuna ‘’ed’’ ilavesiyle teşkil olunur.Eğer mastarın sonunda ‘’y’’ harfi bulunursa ‘’i’’ harfine dönüşür ve ğere kelime bir heceden mürekkep olup sonunda bir sessiz harf ve onun evvelinde sesli bir harf bulunursa sonundaki sessiz harf katlanır.İkinci olarak, İngilizcede fiil ne zaman geçmiş ve tekmil olmuş bir zamana delalet ederse daima mazi nakıs kullanılır.تَنْبِيهٌ : أوّلاً المَاضِيُ النَّاقِصُ و إِسْمُ المفْعُول يَتَشَكَّلُ المَصْدَرِ بِزِيَادةِ ed فِي آخِرِهِ فإن كَانَ المَصْدَر مُنْتَهِياً بِحَرْفِ y وَجَبُ قَلْبُهُ بِحَرْفِ i و إِنْ كَان مُرَكَّباً مِنْ مَقْطَعٍ وَاحِدٍ و آخِرُهُ حَرْفُ سَاكِنٌ مَسْبُوقاً بِحَرْفِ مُتَحَرِّك وَاحِد ضُوعِفَ الحَرْف السَّاكِن الأَخِير ثَانِباً فِي الإنْجِلِيزِيَّةِ يُسْتَعْمَلُ دَائِماً المَاضِيُ النَّاقِصُ مَتَي كَانَ الفِعْلُ دَالاًّ عَلَي حَدَثٍ مَضَي و إِنْقَطَعَ
Cemal daha ellerini yıkamadı adil altı ay zarfında İngilizceyi öğrendi fazıl bey öbür gün gelip beni görmeye söz verdi. Evinde birkaç defa onun ile gece yemeğeni yedim. Bugün teyzemizin evinde kahvaltı ettik. Dansözler bütün gece dans ettiler. Bir kereden ziyadesini afettim. Biz amcazadenizi davet ettik,fakat gelmedi. Biz onu sorduk, lakin o cevap vermedi. Biz baba ve anamıza daima itaat ve onları kayıpetmek musibvetine uğrayan çocuklara şefkat ve merhamet ederdik,mektuplarımı postaneye kim götürdü? Komşunuz hep borçlarını tediye etti mi? Zannederim evet. Hocamız her zaman tembel öğrencileri azarlar ve çalışkan olanları mükafatlandırırdı, o dostlarını sever, ve düşmanlarının kabahatını afeederdi.جَمَال مَا غَسَلَ يَدَهُ إلَي الآن ، عَادلُ تَعَلَّمَ الإِنْجِلِيزِيَّةَ فِي مُدّة سِتَّة أَشْهُرٍ ، فَاضِل بَكْ وَعَدَ أَنْ تَجِئَ تَزُورَنِي بَعْدَ غَدٍ ، تَعَشَيْتُ فِي بَيْتِهِ مَعَهُ ، جُملة مَرَّات، فَطضرْنَا اليَوْمَ فِي بَيْتِ (عِنْدَ) خَالَتِنَا ، الرّقَّاصُون رَقَصُوا طُولَ اللَّيْلِ ، عَفَوْتُ عَنْكَ زيَادَةً عَنْ مَرَّةٍ ، نَحْنُ عَزَمْنَا إِبْنَ عَمِّكَ و لَكِنَّهُ مَا أَتَي ، نَحْنُ سَأَلْنَاهُ و لَكِنّ فَمَا أَجَابَ ؟ كُنَّا نُطِيعُ دَائِماً أَبَوَيْنَا و كُنَّا نُشْفِقُ عَلَي الأَوْلاَدِ الّذِينَ حَصَلَ لَهُمْ المُصِيبَة بِفَقْدِهِمَا (بِفَقْدِ أَبَوَيْهِم ) ، مَنْ أَخَذَ خِطَاباتِي إِلَي مَكْتَبِ البَرِيدِ ؟ هَلْ جَارُكُمْ دفَعَ جَمِيعَ دُيُونِهِ ؟ أَيْ نَعَمْ أَظُنُّ ، أُسْتَاذُنَا كَانَ دَائِماً يُوبِّخُ التَّلاَمِيذَ الكُسَالَي و كَانَ يُكَافِئُ مَنْ كَانَ مُجْتَهِداً ، هُوَ كَانَ يُحِبُّ أَصْدِقَاء و يَصْفَح عَنْ أَعْدَاء
Cemal gramer kitabını eğerti bana verdi.Adil bana kuşlarını göstermeyecek(göstermek istemez)Suat bana pe uzun bir mektup yazmıştır.Babn beni görmeyi arzu edermi?O seni gormeyi arzu etmez.Hekim benimle mi konuşmak ister?Evet.Sizinle konuşmak ister.Bana söyleyecek bir şeyiniz yok mu?Size söyleyecek bir şeyim yoktur.Bize ödünç biraz para verebilirmisiniz?Evet ben(ondan) size ödünç verebilirim.Ne zaman saatimi bana göndermek istersiniz?Ben onu size gelecek hafta göndereceğim.Bu çiçekleri amcanmı gönderdi?Evet onları bize o gönderdi.Hanım efendi beni mi söylüyorsunuz?Evet sizin kardeşinizi söylüyorum.Eve gidelim,vakit geçtir,kardeşiniz beraber bulunmamızı isterse bilmem.Zannederim ki hayır.جَمَال سَلّفَنِي أُجْرُومِيَّتَهُ ، عَادِل مَا يُرِيدُ أَنْ يُرِينِي طُيُورِهِ ، سُعَاد كَتَبَتْ لِيَ خِطَاباً طَوِيلاً جِدّاً ، هَلْ أَبُوكَ يَرْغَبُ مُلاَقَاتِي ؟ هَلْ الطَّبيبُ يَرْغَبُ أَنْ يُكَلِّمَنِي ؟ نَعَمْ يَرْغَبُ أَنْ يُكَلِّمُكَ هَلْ عِنْدَكُمْ شَيْئٌ تَقُولُونَهُ لِيَ ؟ لَيْسَ عِنْدِي شَيْئٌ أَقُولُهُ لَكُمْ، هَلْ يُمْكِنُكُمْ أَنْ تُقْرِضُونَا دَرَاهِمَ ؟ نَعَمْ يُمكُنِنِي أَنْ أُقْرَُِكُمْ (ذَلِكَ) ، مَتَي تُرِيدُوا أَنْ تُرْسِلُوا لِيَ سَاعَتِي أُرِيدُ أَنْ أَبْعَثَهَا لَكُم فِي الجمْعَةِ الآتِيَةِ ، هَلْ عَمِّّي أَرْسَلَ هَؤُولاءِ الأَزْهَارِ ؟نَعَمْ هُوَ أَرْسَلَهَا لنَا ، هَلْ تَتَكَلِّمَي عَنِّي يَا سِتِّي ؟ نَعَمْ أَتَكَلَّمُ عَنْكَ و عَنْ أَخِيكَ ، هَيَّأْ بِنَا إَلَي البَيْتِ فَإنَّ الوَقْتَ مَضَي ، لاَ أَعْرِفُ إِنْ كَان أَخُوكُمْ يُرِيد مُرَافَقَتِنَا ، أَظُنُّ أَنَّه لاَ يُرِيدُ ذَلِكِ
Bgün bir çift eyni kunduraya malik olacağım .yarın elma ve armutlara malik olacağız .amcazadem akrabalarının görmesiyle mesrur olur , babam dostundan bir mektup almağa memnun olacak . kızkardeşlerim üç çift çorap ve iki çift eldivene malik olacaklar.eğer fazla çalışkan olmazsak,bir vakit bahtiyar olmayacaksınz.hizmetkarım pek yorgun olacak.babam ve anam sizi gördüklerine memnun ve hoşnut olacaklar.bu akşam amcama bir mektup yazacağım.teyzem hava güzel olursa yazlığa gidecek.biz eve varmazdan pek geç olacak,babanız Adıyaman’a gideceği zaman hangi yoldan gidecek ( yolu tutacak) ümit ederimki dostum hemen şimdi gelecek.babanız bu akşam evde bulunacakmı? Evet saat dokuzda eve gideceğiz yarın güzel havaya malik olacakmıyız? Zannederimki hayırسَأَمْلِكُ اليَوْمَ زَوْجَ جِزْمَةٍ جَدِيدَة ، سَيَكُون لَنَا تُفَّاح و كُمَثْرَي غَداً ،إِبْنُ عَمَّي سَيحْصُلُ لَهُ السُّرُور بِمُشاهَدَةِ أَقَارِبهِ ،أَبِي سَيَكُون مُبْتَهجاً بِأَخْذِ خِطَابٍ مِنْ صَاحِبِهِ ، سَيَكُون لأَخَوَاتي ثَلاَثَةِ أَزْوَاجٍ جَوَارِب و زَوْجاً كُفُوف ، لَنْ تَصِيرُ أَبَداً سَعِيداً إِذَا مَا كُنْتَ أَكْثَر إِجْتِهَاداً ، خَادِمِ سَيَكُون تَعْبَاناً جِدّاً ، أَبِي و أُمّي سَيَفْرَحَان بِمُشَاهَدتِكمْ ، سَأَكْتُبُ خِطَاباً إِلَي عَمِّي هَذِهِ العَشِيَّة ، ستَذْهَبُ عَمَّتِي إِلَي المَصيفَةِ إذَا كَان الوَقْت لَطِيفاً ، سَيَكُون مُتَاخِّراً جِداً قَبْلَ مَا نَكُون فِي البَيْتِ (أَي طَرِيق سَيَأْخُذُ ) مِنْ اَيّ طَرِيق يَذْهَبُ وَالِدُكُمْ عِنْدَمَا يَتَوَجَّهُ إِلَي آدِي يَامَانَ ؟ أُومل أَنّ صَاحِبِي سَيَأْتِي عَمَّا قَلِيل هَلْ تَرَي يَكُون (سَيَكُون) وَالِدِكُمْ فِي البَيْتِ هَذِهِ العَشِيَّةِ ؟ نعَمْ سَنَّْهَب لِلْبَيْتِ السَّاعَةَ التَّاسِعَةِ ، هَلْ تَرَي سيَكُون لَنَا وَقْت لطِيف بُكْرَة ؟ أَظُنُّ لاَ
Dışarıya çıkabilir isiyim? Evet çıkabilirsiniz o burada kalabilir mi?hayır o kadar değil. Sizinle gidebilir miyim? Evet bize eşlik edebilirsin. Bu çiçekleri alabilir miyim? Evet, alabilirsin. Ne zaman alıştırmalarınızı yaparsınız?bahçeye gitmeye ve oynamaya muktedir olacaksınız,istediğinizi yapabilirsiniz(şu şeyki siz isterseniz yapmağa mezunusuz). Şemsiyenizi alınız, bu gece yağmur yağmak ihtimaldir pek çok müddet durmamalısın,hemen akşam olacak, haklı olduğunuzu ikrar etmeye mecburum gelecek hafta Kahire’ye gitmeye mecburum, mutlaka gideceğim. Yarın saat beş buçukta kalkmalıyız kardeşim dostuna her gün bir mektup yazmağa mecburdur kızkardeşini o kadar soğuk su içmemeli istanbuldan erbile gitmek için hangi yolu tutacaksıız m.Efendiye iadey-i ziyaret etmeğe mecbur olacağım Cemal evde kalmaya mecburdu,o alıştırmalarını yapmamıştıهَلْ يُمْكِنُنِي الخُرُوجُ ؟ نَعَمْ يُمْكِنُكمْ ، هَلْ هُوَ يقْدِرُ أَنْ يَبْقَي هَنَا ؟ لاَ هُوَ لاَ يَقْدِرُ ، هَلْ يُمْكِنُنِي التَّوَجُّهَ مَعَكُمْ ؟ نعَمْ يُمْكِنُكُمْ مُرَافَقَتُنَا ، هَلْ تَأْذُونُونَنِي أَنْ أَخذَ هَذِهِ الأَزْهَار ؟ نَعَمْ يُمْكِنُكُمْ أَخْذُهَا ، لما تَعْمَلُوا دُرُوسَكُمْ يُمْكِنُكُمْ أَنْ تَذْهَبُوا و تَلْعَبُوا فِي الجُنَيْنَةِ ، يُمْكِنًُكُمْ إِجْرَاء مَا يُعْجِبُكُمْ (يُرْضِيكُمْ ) خُذُوا شَمْسِيَّتَكُمْ لأَنَّهُ يُمْكِنُ أَنْ تُمْطِرَ مَسَاءً ، لاَ يلزم أنْ تَقِفُوا او تَقْعُدُوا، يَلْزِمنِي التَّوَجُّهُ إِلَي القَاهِرَةِ الجُمْعَةَ الآتِيةَ ، لاَ بُدَّ أَنْ اَتَوَجَّه ، يَلْزِمُنَا أَنْ نَقُومَ السَّاعَةَ الخَمْسَةَ و نِصْفَ غَداً ، أَخِي عَلَيْهِ كِتَابَةُ خِطَاب لِصَدِيقِهِ كُلَّ يَوْمٍ ، أُخْتُكَ لاَ يَلْزِمُهَا أَنْ تَِْرِبَ مَاءً بَارِداً بِهَذَا المِقْدَار، يَلْزِمُكثمْ أَخْذُ أَيِّ طَرِيقٍ لِتَوَجُّهِكُمْ مِن إِسْتَانْبُولَ (مِنَ الآسِتَانَةِ العَلِيَّةِ ) إِلَي أَرْبِيلَ ، سَيلْزِمُنِي إِعَادَةَ زِيَارَةِ م . أَفَنْدِي ، جَمَال كَا،نَ يَلْزِمُهُ أَنْ يَبْقَي فِي البَيْتِ لأَنَّهُ مَا كَانَ عَمَلَ دُروسَهُ
Niye düşünüyorsunuz ? neden gülüyorsunuz ? kurşun kalemimi arıyorum, hangi kitabı okuyorsunuz osmanlı devletinin tarihini okuyorum,ne örüyorsun reca ? küçük kızkardeşim için bir çift çorap örüyorum ,küçük Suat nerededir ? o bahçede oynuyor,kardeşiniz cemal ne yapıyor ? o Fransızca dersini yapıyor,kimi bekliyorsunuz ? babamı bekliyorum,kaput ve çizmesini giyiyor, bu genç adam her vakit tütün içiyor,bütün gün bir düzüye tütün içerdi,siz dersinizi öğreniyorken ben kahvaltımı yiyeceğim (alacağım) bugün seyire gitmeyeceğim bütün gece mektuplar yazacağım,size vedaya geliyorum,söylediğimi anlayabiliyormusunuz ? hayır,Cemal neredeydin ? adil ile beraber dolaştık gezmekteydik,azizim pek çalışkan olmuşsun seni görmeğe uğradığım vakit daim çalışır buluyorum , biz geldiğimiz zaman ziver efendi hemen çıkıp gidiyordu,ben bahçede otururken devamlı bülbül öterdiفِي أَيِّ شَيْئٍ تَتَفَكرون ؟ مِنْ أَيّ شَيْئٍ تَضْحَكُون ؟ عَلَي اَيِّ شَيْئٍ تبْحَثُون ؟ أَبْحَثُ عَلَي قَلَمِي الرَّصَاصِ ، أَيّ كِتَاب تَقْرَؤُن؟ إِقْرَأْ تَأْرِيخَ الدَّوْلَةِ العُثْمَانِيَّةِ ، مَاذَا تحْبَكِين ، تَصْنَعِين يَا رَجَاء ؟ أَحْبِكُ ، أَصْنَعُ جُوز جَوَارِب لأُخْتِي الصَّغِيرَ، أَيْنَ سُعَادُ الصَّغِيرَةُ ؟ هِيَ تَلْعَبُ فِي الجُنَيْنَةِ ، مَاذَا يَفْعَلث أَخُوكُمْ جَمَال؟ هُوَ يَتَعَلّمُ دَرْسَهُ الفرَنْسَاوِيِّ ، مِنْ تَنْتَظِرُونَ ؟ أنْتَظِرُ أَبِي هُوَ يَلْبِسُهَا كَبُّودَهَا و جِزْمَتَهَا هَذَا الشَّابُّ يَشْرِبُ دُخَاناً دَائِماً، كَانَ يَشْرِبُ دُخَاناً طُولَ النّهَارِ ، سَاُفْطِرُ بَيْنَمَا تَتَعَلَّمُون دَرْسَكُمْ (تَمْرِينَكُمْ) لاَ اَذْهَبُ إِلَي القُسْحَةِ اليَوْمِ ، سَأَكْتُبُ خِطَابَات طُولَ النَّهَارِ ، أَنَا جَاءٍ أُوَدِّعِكُمْ ، هَلْ ترَي يُمْكِنُكُمْ أَنْ تَفْهَمُوا مَا اَقُولُ ؟ أيْنَ كُنْتَ يَا جَمَال ؟ كُنْتُ أَتَنَزَّهٌ مَعَ عَادِل ؟ أَنْتَ صِرْتَ مُجْتَهِداً كَثِراً يَا عَزِيزِي تَشْتَغِلُ دَائِمَاً كُالَّمَا أَتَيْتَ لِزَيَارَتِكَ ، كَانَ زِيوَر أَفَنْدِي ذَاهِباً عِنْدَمَا قَدِمْنَا، بَيْنَمَا كُنْتُ قَاعِداً فِي الجُنَيْنَةِ كَانَ البُلْبُلُ يُغَنِّي بِلاَ إِنْقِطَاعٍ
ahit,antlaşma,peyman,yemin,söz,akit,vaat,şart,mukavele,devir,dönem,çağ,ahit,tanımak,bilmek,söz vermek,adamak,ahit,söz,akit,söz vermek,mukavele,devir,dönem,çağ,söz,vaat,and,and içmek,yemin ,peyman,misak,yemin ,ahit,söz,akit,söz vermek,mukavele,devir,dönem,çağ,söz,vaat,and,and içmek,yemin içmek,antlaşma,yemin,bilgi,ilim,vasiyet,antlaşmaiçmek,şart,dönem,devir,zaman,zimmet,vasiyet,ilim,bilgi,ahd etmek,tanımak,bilmek,söz vermek,adamak,yemin etmek,korumakعَهْدٌ (ج) عُهُودٌ : يَمِينٌ ، مِيثَاقٌ، وَدِيعَةٌ
ulus,millet,alay,ümmet,halk,ahali,kendilerine peygamber gönderilen cemaat,kavim,peygamberlere tabi olan halk,topluluk,cemaat,gürüh,topluluk,bölük,taife,her hayvanın cinsi,nesil,kuşak,familya,aile,bir dille konuşup bir ahlakla ahlak edinmiş kavim,kendilerine Allah tarafından peygamberler gönderilen kavim,mezhep,yol,tarikat,din,iman,vakit,zaman,süre,müddet,yüz,çehre,boy bos,ferahlık,topluluk,vakit,peygamberin gönderildiği taife ki içlerinden imana gelenler ümmet-i davet tesmiye olunur,ana, aynı dine mensup insanlar topluluğu,çoğu aynı soydan gelen irsî sıfatları bir olan insanlar topluluğu,keyif,neşat,taat,itaat,inkiyad,çeşitli hayır ve iyilikleri bir arada bulunduran,toplayan kimse,kendisine uyulan,diğer dinlere muhalif olarak hakka dine tabi ve bağlı olan,alim,bilgin,zana,pişdar,önder.أُمَّةٌ (ج) أُمَمٌ ، مِلَّةٌ ، قَوْمٌ ، قَامَةٌ ، دِيْنٌ ، أُمٌّ ، وَالِدَةٌ ، إِمَامٌ ، جماعة مِنَ النَّاسِ يَعِيشُون فِي وَطَنٍ وَاحِدٍ و تَجْمَعُهُمْ رَغْبَةٌ فِي العَيْشِ المُشْتَرَكِ تَدْعَمُهَا وَحْدَةٌ فِي التَأْرِيخِ أَوِ اللُّغَةِ أو الدِّينِ أو الإِقْتِصَادُ أو فِيْهَا جَمِيعاً ، وقت ، حِيْنٌ ، مُدَّةٌ، زَمَانٌ ، كُلّ جِنْسٍ مِنَ الحَيْوَانِ ، جَيْلٌ ، طَرِيقَةٌ و في القرآن " وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ إِلَى أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُ أَلاَ يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ " و أُمَّةٌ (ج) أُمَمٌ و يقال أُمَّةُ محمد و في القرآن الكريم " إنا وجدنا آباءنا علي أمة و اذكر بعد أمتي " اي بعد حين و " إنَّ إِبْرَاهِيمَ كَانَ أُمَّةً "" و كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ" و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ " لَوْلاَ أَنَّ الكِلاَبَ أمَّةٌ مِنَ الأمَمِ لأمَرْتُ بِقَتْلِهَا فَاقْتُلُوا كُلَّ أسْوَدَ بَهِيمٍ"
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid