900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid açtığı zaman,açtığında kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
açtığı zaman,açtığında إِذْ فَتَحَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Cemal daha ellerini yıkamadı adil altı ay zarfında İngilizceyi öğrendi fazıl bey öbür gün gelip beni görmeye söz verdi. Evinde birkaç defa onun ile gece yemeğeni yedim. Bugün teyzemizin evinde kahvaltı ettik. Dansözler bütün gece dans ettiler. Bir kereden ziyadesini afettim. Biz amcazadenizi davet ettik,fakat gelmedi. Biz onu sorduk, lakin o cevap vermedi. Biz baba ve anamıza daima itaat ve onları kayıpetmek musibvetine uğrayan çocuklara şefkat ve merhamet ederdik,mektuplarımı postaneye kim götürdü? Komşunuz hep borçlarını tediye etti mi? Zannederim evet. Hocamız her zaman tembel öğrencileri azarlar ve çalışkan olanları mükafatlandırırdı, o dostlarını sever, ve düşmanlarının kabahatını afeederdi.جَمَال مَا غَسَلَ يَدَهُ إلَي الآن ، عَادلُ تَعَلَّمَ الإِنْجِلِيزِيَّةَ فِي مُدّة سِتَّة أَشْهُلاٍ ، فَاضِل بَكْ وَعَدَ أَنْ تَجِئَ تَزُورَنِي بَعْدَ غَدٍ ، تَعَشَيْتُ فِي بَيْتِهِ مَعَهُ ، جُملة مَرَّات، فَطضرْنَا اليَوْمَ فِي بَيْتِ (عِنْدَ) خَالَتِنَا ، الرّقَّاصُون رَقَصًوا طُولَ اللَّيْلِ ، عَفَوْتُ عَنْكَ زيَادَةً عَنْ مَرَّةٍ ، نَحْنُ عَزَمْنَا إِبْنَ عَمِّكَ و لَكِنَّهُ مَا أَتَي ، نَحْنُ سَأَلْنَاهُ و لَكِنّ فَمَا أَجَابَ ؟ كُنَّا نُطِيعُ دَائِماً أَبَوَيْنَا و كُنَّا نُشْفِقُ عَلَي الأَوْلاَدِ الّذِينَ حَصَلَ لَهُمْ المُصِيبَة بِفَقْدِهِمَا (بِفَقْدِ أَبَوَيْهِم ) ، مَنْ أَخَذَ خِطَاباتِي إِلَي مَكْتَبِ البَرِيدِ ؟ هَلْ جَارُكُمْ دفَعَ جَمِيعَ دُيُونِهِ ؟ أَيْ نَعَمْ أَظُنُّ ، أُسْتَاذُنَا كَانَ دَائِماً يُوبِّخُ التَّلاَمِيذَ الكُسَالَي و كَانَ يُكَافِئُ مَنْ كَانَ مُجْتَهِداً ، هُوَ كَانَ يُحِبُّ أَصْدِقَاء و يَصْفَح عَنْ أَعْدَاء
Cemal gramer kitabını eğerti bana verdi.Adil bana kuşlarını göstermeyecek(göstermek istemez)Suat bana pe uzun bir mektup yazmıştır.Babn beni görmeyi arzu edermi?O seni gormeyi arzu etmez.Hekim benimle mi konuşmak ister?Evet.Sizinle konuşmak ister.Bana söyleyecek bir şeyiniz yok mu?Size söyleyecek bir şeyim yoktur.Bize ödünç biraz para verebilirmisiniz?Evet ben(ondan) size ödünç verebilirim.Ne zaman saatimi bana göndermek istersiniz?Ben onu size gelecek hafta göndereceğim.Bu çiçekleri amcanmı gönderdi?Evet onları bize o gönderdi.Hanım efendi beni mi söylüyorsunuz?Evet sizin kardeşinizi söylüyorum.Eve gidelim,vakit geçtir,kardeşiniz beraber bulunmamızı isterse bilmem.Zannederim ki hayır.جَمَال سَلّفَنِي أُجْرُومِيَّتَهُ ، عَادِل مَا يُرِيدُ أَنْ يُرِينِي طُيُورِهِ ، سُعَاد كَتَبَتْ لِيَ خِطَاباً طَوِيلاً جِدّاً ، هَلْ أَبُوكَ يَرْغَبُ مُلاَقَاتِي ؟ هَلْ الطَّبيبُ يَرْغَبُ أَنْ يُكَلِّمَنِي ؟ نَعَمْ يَرْغَبُ أَنْ يُكَلِّمُكَ هَلْ عِنْدَكُمْ شَيْئٌ تَقُولُونَهُ لِيَ ؟ لَيْسَ عِنْدِي شَيْئٌ أَقُولُهُ لَكُمْ، هَلْ يُمْكِنُكُمْ أَنْ تُقْرِضُونَا دَرَاهِمَ ؟ نَعَمْ يُمكُنِنِي أَنْ أُقْرَُِكُمْ (ذَلِكَ) ، مَتَي تُرِيدُوا أَنْ تُرْسِلُوا لِيَ سَاعَتِي أُرِيدُ أَنْ أَبْعَثَهَا لَكُم فِي الجمْعَةِ الآتِيَةِ ، هَلْ عَمِّّي أَرْسَلَ هَؤُولاءِ الأَزْهَارِ ؟نَعَمْ هُوَ أَرْسَلَهَا لنَا ، هَلْ تَتَكَلِّمَي عَنِّي يَا سِتِّي ؟ نَعَمْ أَتَكَلَّمُ عَنْكَ و عَنْ أَخِيكَ ، هَيَّأْ بِنَا إَلَي البَيْتِ فَإنَّ الوَقْتَ مَضَي ، لاَ أَعْرِفُ إِنْ كَان أَخُوكُمْ يُرِيد مُرَافَقَتِنَا ، أَظُنُّ أَنَّه لاَ يُرِيدُ ذَلِكِ
Bgün bir çift eyni kunduraya malik olacağım .yarın elma ve armutlara malik olacağız .amcazadem akrabalarının görmesiyle mesrur olur , babam dostundan bir mektup almağa memnun olacak . kızkardeşlerim üç çift çorap ve iki çift eldivene malik olacaklar.eğer fazla çalışkan olmazsak,bir vakit bahtiyar olmayacaksınz.hizmetkarım pek yorgun olacak.babam ve anam sizi gördüklerine memnun ve hoşnut olacaklar.bu akşam amcama bir mektup yazacağım.teyzem hava güzel olursa yazlığa gidecek.biz eve varmazdan pek geç olacak,babanız Adıyaman’a gideceği zaman hangi yoldan gidecek ( yolu tutacak) ümit ederimki dostum hemen şimdi gelecek.babanız bu akşam evde bulunacakmı? Evet saat dokuzda eve gideceğiz yarın güzel havaya malik olacakmıyız? Zannederimki hayırسَأَمْلِكُ اليَوْمَ زَوْجَ جِزْمَةٍ جَدِيدَة ، سَيَكُون لَنَا تُفَّاح و كُمَثْرَي غَداً ،إِبْنُ عَمَّي سَيحْصُلُ لَهُ السُّرُور بِمُشاهَدَةِ أَقَارِبهِ ،أَبِي سَيَكُون مُبْتَهجاً بِأَخْذِ خِطَابٍ مِنْ صَاحِبِهِ ، سَيَكُون لأَخَوَاتي ثَلاَثَةِ أَزْوَاجٍ جَوَارِب و زَوْجاً كُفُوف ، لَنْ تَصِيرُ أَبَداً سَعِيداً إِذَا مَا كُنْتَ أَكْثَر إِجْتِهَاداً ، خَادِمِ سَيَكُون تَعْبَاناً جِدّاً ، أَبِي و أُمّي سَيَفْرَحَان بِمُشَاهَدتِكمْ ، سَأَكْتُبُ خِطَاباً إِلَي عَمِّي هَذِهِ العَشِيَّة ، ستَذْهَبُ عَمَّتِي إِلَي المَصيفَةِ إذَا كَان الوَقْت لَطِيفاً ، سَيَكُون مُتَاخِّراً جِداً قَبْلَ مَا نَكُون فِي البَيْتِ (أَي طَرِيق سَيَأْخُذُ ) مِنْ اَيّ طَرِيق يَذْهَبُ وَالِدُكُمْ عِنْدَمَا يَتَوَجَّهُ إِلَي آدِي يَامَانَ ؟ أُومل أَنّ صَاحِبِي سَيَأْتِي عَمَّا قَلِيل هَلْ تَرَي يَكُون (سَيَكُون) وَالِدِكُمْ فِي البَيْتِ هَذِهِ العَشِيَّةِ ؟ نعَمْ سَنَّْهَب لِلْبَيْتِ السَّاعَةَ التَّاسِعَةِ ، هَلْ تَرَي سيَكُون لَنَا وَقْت لطِيف بُكْرَة ؟ أَظُنُّ لاَ
Dışarıya çıkabilir isiyim? Evet çıkabilirsiniz o burada kalabilir mi?hayır o kadar değil. Sizinle gidebilir miyim? Evet bize eşlik edebilirsin. Bu çiçekleri alabilir miyim? Evet, alabilirsin. Ne zaman alıştırmalarınızı yaparsınız?bahçeye gitmeye ve oynamaya muktedir olacaksınız,istediğinizi yapabilirsiniz(şu şeyki siz isterseniz yapmağa mezunusuz). Şemsiyenizi alınız, bu gece yağmur yağmak ihtimaldir pek çok müddet durmamalısın,hemen akşam olacak, haklı olduğunuzu ikrar etmeye mecburum gelecek hafta Kahire’ye gitmeye mecburum, mutlaka gideceğim. Yarın saat beş buçukta kalkmalıyız kardeşim dostuna her gün bir mektup yazmağa mecburdur kızkardeşini o kadar soğuk su içmemeli istanbuldan erbile gitmek için hangi yolu tutacaksıız m.Efendiye iadey-i ziyaret etmeğe mecbur olacağım Cemal evde kalmaya mecburdu,o alıştırmalarını yapmamıştıهَلْ يُمْكِنُنِي الخُرُوجُ ؟ نَعَمْ يُمْكِنُكمْ ، هَلْ هُوَ يقْدِرُ أَنْ يَبْقَي هَنَا ؟ لاَ هُوَ لاَ يَقْدِرُ ، هَلْ يُمْكِنُنِي التَّوَجُّهَ مَعَكُمْ ؟ نعَمْ يُمْكِنُكُمْ مُرَافَقَتُنَا ، هَلْ تَأْذُونُونَنِي أَنْ أَخذَ هَذِهِ الأَزْهَار ؟ نَعَمْ يُمْكِنُكُمْ أَخْذُهَا ، لما تَعْمَلُوا دُرُوسَكُمْ يُمْكِنُكُمْ أَنْ تَذْهَبُوا و تَلْعَبُوا فِي الجُنَيْنَةِ ، يُمْكِنًُكُمْ إِجْرَاء مَا يُعْجِبُكُمْ (يُرْضِيكُمْ ) خُذُوا شَمْسِيَّتَكُمْ لأَنَّهُ يُمْكِنُ أَنْ تُمْطِرَ مَسَاءً ، لاَ يلزم أنْ تَقِفُوا او تَقْعُدُوا، يَلْزِمنِي التَّوَجُّهُ إِلَي القَاهِرَةِ الجُمْعَةَ الآتِيةَ ، لاَ بُدَّ أَنْ اَتَوَجَّه ، يَلْزِمُنَا أَنْ نَقُومَ السَّاعَةَ الخَمْسَةَ و نِصْفَ غَداً ، أَخِي عَلَيْهِ كِتَابَةُ خِطَاب لِصَدِيقِهِ كُلَّ يَوْمٍ ، أُخْتُكَ لاَ يَلْزِمُهَا أَنْ تَِْرِبَ مَاءً بَارِداً بِهَذَا المِقْدَار، يَلْزِمُكثمْ أَخْذُ أَيِّ طَرِيقٍ لِتَوَجُّهِكُمْ مِن إِسْتَانْبُولَ (مِنَ الآسِتَانَةِ العَلِيَّةِ ) إِلَي أَرْبِيلَ ، سَيلْزِمُنِي إِعَادَةَ زِيَارَةِ م . أَفَنْدِي ، جَمَال كَا،نَ يَلْزِمُهُ أَنْ يَبْقَي فِي البَيْتِ لأَنَّهُ مَا كَانَ عَمَلَ دُروسَهُ
Niye düşünüyorsunuz ? neden gülüyorsunuz ? kurşun kalemimi arıyorum, hangi kitabı okuyorsunuz osmanlı devletinin tarihini okuyorum,ne örüyorsun reca ? küçük kızkardeşim için bir çift çorap örüyorum ,küçük Suat nerededir ? o bahçede oynuyor,kardeşiniz cemal ne yapıyor ? o Fransızca dersini yapıyor,kimi bekliyorsunuz ? babamı bekliyorum,kaput ve çizmesini giyiyor, bu genç adam her vakit tütün içiyor,bütün gün bir düzüye tütün içerdi,siz dersinizi öğreniyorken ben kahvaltımı yiyeceğim (alacağım) bugün seyire gitmeyeceğim bütün gece mektuplar yazacağım,size vedaya geliyorum,söylediğimi anlayabiliyormusunuz ? hayır,Cemal neredeydin ? adil ile beraber dolaştık gezmekteydik,azizim pek çalışkan olmuşsun seni görmeğe uğradığım vakit daim çalışır buluyorum , biz geldiğimiz zaman ziver efendi hemen çıkıp gidiyordu,ben bahçede otururken devamlı bülbül öterdiفِي أَيِّ شَيْئٍ تَتَفَكرون ؟ مِنْ أَيّ شَيْئٍ تَضْحَكُون ؟ عَلَي اَيِّ شَيْئٍ تبْحَثُون ؟ أَبْحَثُ عَلَي قَلَمِي الرَّصَاصِ ، أَيّ كِتَاب تَقْرَؤُن؟ إِقْرَأْ تَأْرِيخَ الدَّوْلَةِ العُثْمَانِيَّةِ ، مَاذَا تحْبَكِين ، تَصْنَعِين يَا رَجَاء ؟ أَحْبِكُ ، أَصْنَعُ جُوز جَوَارِب لأُخْتِي الصَّغِيرَ، أَيْنَ سُعَادُ الصَّغِيرَةُ ؟ هِيَ تَلْعَبُ فِي الجُنَيْنَةِ ، مَاذَا يَفْعَلث أَخُوكُمْ جَمَال؟ هُوَ يَتَعَلّمُ دَرْسَهُ الفرَنْسَاوِيِّ ، مِنْ تَنْتَظِرُونَ ؟ أنْتَظِرُ أَبِي هُوَ يَلْبِسُهَا كَبُّودَهَا و جِزْمَتَهَا هَذَا الشَّابُّ يَشْرِبُ دُخَاناً دَائِماً، كَانَ يَشْرِبُ دُخَاناً طُولَ النّهَارِ ، سَاُفْطِرُ بَيْنَمَا تَتَعَلَّمُون دَرْسَكُمْ (تَمْرِينَكُمْ) لاَ اَذْهَبُ إِلَي القُسْحَةِ اليَوْمِ ، سَأَكْتُبُ خِطَابَات طُولَ النَّهَارِ ، أَنَا جَاءٍ أُوَدِّعِكُمْ ، هَلْ ترَي يُمْكِنُكُمْ أَنْ تَفْهَمُوا مَا اَقُولُ ؟ أيْنَ كُنْتَ يَا جَمَال ؟ كُنْتُ أَتَنَزَّهٌ مَعَ عَادِل ؟ أَنْتَ صِرْتَ مُجْتَهِداً كَثِراً يَا عَزِيزِي تَشْتَغِلُ دَائِمَاً كُالَّمَا أَتَيْتَ لِزَيَارَتِكَ ، كَانَ زِيوَر أَفَنْدِي ذَاهِباً عِنْدَمَا قَدِمْنَا، بَيْنَمَا كُنْتُ قَاعِداً فِي الجُنَيْنَةِ كَانَ البُلْبُلُ يُغَنِّي بِلاَ إِنْقِطَاعٍ
ahit,antlaşma,peyman,yemin,söz,akit,vaat,şart,mukavele,devir,dönem,çağ,ahit,tanımak,bilmek,söz vermek,adamak,ahit,söz,akit,söz vermek,mukavele,devir,dönem,çağ,söz,vaat,and,and içmek,yemin ,peyman,misak,yemin ,ahit,söz,akit,söz vermek,mukavele,devir,dönem,çağ,söz,vaat,and,and içmek,yemin içmek,antlaşma,yemin,bilgi,ilim,vasiyet,antlaşmaiçmek,şart,dönem,devir,zaman,zimmet,vasiyet,ilim,bilgi,ahd etmek,tanımak,bilmek,söz vermek,adamak,yemin etmek,korumakعَهْدٌ (ج) عُهُودٌ : يَمِينٌ ، مِيثَاقٌ، وَدِيعَةٌ
ulus,millet,alay,ümmet,halk,ahali,kendilerine peygamber gönderilen cemaat,kavim,peygamberlere tabi olan halk,topluluk,cemaat,gürüh,topluluk,bölük,taife,her hayvanın cinsi,nesil,kuşak,familya,aile,bir dille konuşup bir ahlakla ahlak edinmiş kavim,kendilerine Allah tarafından peygamberler gönderilen kavim,mezhep,yol,tarikat,din,iman,vakit,zaman,süre,müddet,yüz,çehre,boy bos,ferahlık,topluluk,vakit,peygamberin gönderildiği taife ki içlerinden imana gelenler ümmet-i davet tesmiye olunur,ana, aynı dine mensup insanlar topluluğu,çoğu aynı soydan gelen irsî sıfatları bir olan insanlar topluluğu,keyif,neşat,taat,itaat,inkiyad,çeşitli hayır ve iyilikleri bir arada bulunduran,toplayan kimse,kendisine uyulan,diğer dinlere muhalif olarak hakka dine tabi ve bağlı olan,alim,bilgin,zana,pişdar,önder.أُمَّةٌ (ج) أُمَمٌ ، مِلَّةٌ ، قَوْمٌ ، قَامَةٌ ، دِيْنٌ ، أُمٌّ ، وَالِدَةٌ ، إِمَامٌ ، جماعة مِنَ النَّاسِ يَعِيشُون فِي وَطَنٍ وَاحِدٍ و تَجْمَعُهُمْ رَغْبَةٌ فِي العَيْشِ المُشْتَرَكِ تَدْعَمُهَا وَحْدَةٌ فِي التَأْرِيخِ أَوِ اللُّغَةِ أو الدِّينِ أو الإِقْتِصَادُ أو فِيْهَا جَمِيعاً ، وقت ، حِيْنٌ ، مُدَّةٌ، زَمَانٌ ، كُلّ جِنْسٍ مِنَ الحَيْوَانِ ، جَيْلٌ ، طَرِيقَةٌ و في القرآن ... وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ إِلَى أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُ أَلاَ يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ ... و أُمَّةٌ (ج) أُمَمٌ و يقال أُمَّةُ محمد و في القرآن الكريم ... إنا وجدنا آباءنا علي أمة و اذكر بعد أمتي ... اي بعد حين و ... إنَّ إِبْرَاهِيمَ كَانَ أُمَّةً ...... و كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ... و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ ... لَوْلاَ أَنَّ الكِلاَبَ أمَّةٌ مِنَ الأمَمِ لأمَرْتُ بِقَتْلِهَا فَاقْتُلُوا كُلَّ أسْوَدَ بَهِيمٍ...
Yemişi cebine koy evde ye.Lütfen kapıyı kapa ve pencereyi aç.İşimiz bitinceye değin bizimle kal.Cemal çabuk git bana biraz mürekkeb getir.Lütfen kalemini ariyeten bana ver.Lütfen Cemal beyin ikamet yerini bana söyle.Birisi kapıyı çalıyor,git bak kimdir.İşte mektubum,onu oku,ona dair fikriniz nedir bana söyle.Yemek vakti geldiği zaman beni çağır.Saatim işlemiyor,saatçiye götür.Dostlarınızın nasihatlarını dinleyip amel ediniz,lakin düşmanlarınızın nasihatlarını dinlemeyiniz.Azizim icrası zimmetinizin görevi olan cümle işlerinizi hiç unutmayınız.Cemal defol beni rahatsız etme.Sus ol,bu kadar gürültü ve patırtı etme.Cemal yukarıya çık,Adil aşağı in.Haydi gezmeye gidelim zira hava pek güzeldir.Çimenlikte oturalım.Bir şişe limonata içeyim,susuzum.Çocukları bırakınız,içeriye girsinler,onlara bir şey vereceğim.Sabah şerifler hayır olsun efendi,buyurun içeriye giriniz,oturunuz,hayır,teşekkür ederim,kalamayacağım,şimdi içeriye giremem,Allah ısmarladık başka vakit.حُطِّ الفَاكِهَةَ فِي جَيْبِكَ و كُلْهَا فِي البَيْتِ ، أُقْفِلُ البَابَ و إفْتَح الشُّبَّاكَ مِنْ فَضْلِكَ ، أُقْعُدْ مَعَنَا حتَّي يَخْلُصَ شُغْلُنَا ، يَا جَمَالُ إِذْهَبْ هَاتِ (جِبْ ) أَحْضِرْلِي مِقْدَار حِبْرٍ بِكُلِّ سُرْعَةٍ ، إِعْمَلْ المَعْرُوفَ سَلفْنِي َلَمَكَ ، مِنْ فََْضلِكَ قُلْ لِي أَيْنَ سَاكِنُ جَمَال ؟ وَاحِدٌ يَقْرَعُ او يَضْرِبُ البَابَ إِذْهَبْ و أُنْظُرْ مَنْ هُوَ ؟ هَا هُوَ جَوَابِي إِقْرَأَهُ و قُلْ لِي مَا تَتَفَكَّر فِيهِ ، أُدْعُونِي وَقْتَ الغَدَاء ، سَاعَتِي لاَ تَشْتَغِلُ ، خُذْهَا إِلَي السَّاعَاتِيّ ، إِتَّبِعُوا نَصَائِح أَصْدِقائِكُمْ و أُتْرُكُوا نَصَاِئحَ أَعْدَائِكُمْ ، لاَ تَنْسَ ( لاَ تَنْسُوا ) يَا عَزِيزِي كُلَّ الوَاجِبَات الّتِي عَلَيْكَ (عَلَيْكُمْ ) ، أُخْرُجُ بَرَّةً لاَ تُزْعُجْنِي يَا جَمَال ، أُسْكُتْ بَلاَشْ يَا عَادِلُ ، هَيَّأْ بِنَآ نَفْسَح لأَنَّ الهَوَاءَ لَطِيفٌ ، نَجْلِسُ عَلَي الحَشِيش ، أُرِيدُ أَنْ أَشْرِبَ وَاحد قَارورَةٍ لَيْمُونَادَةٍ ، أَنِّي عَطْشَان ، خَلّ الأَْلاَدَ يَدْخُلُون لأَنَّهُ أَعْطي لَهُمْ شَيْئاً ، نَهَارُكَ سَعِيدٌ يَا سَيِّدِي ، صَبَّحَكُمُ اللهُ بالخَيْرِ يَا سَيِّدِي ، تَفَضَّلُوا جوَّه ، إِجْلِسُوا ، لاَ ، كَثُرَ خَيْرُكَ ، شَكَرَ اللهُ فَضْلَكَ ، أَنَا لاَ أَقْدِرُ أَنْ أتَأَخَّرَ ، أَنَا لاَ أَقْدِرُ أَدْخُلَ الآنَ ؟ أَوْدَعْنَاكُمُ اللهُ ...
Ümit ederim ki amcamzademi tiyatrodan görürüm , fakat orada değildi, geçen gece çay içmek için kardeşinizi bekledikse de gelmedi, baloda ne vakite kadar durdunuz? Sabah saat dörde kadar (orada) kaldık,kardeşiniz inanmadıki ben geleceğim ben dahi inanmadımki o gelecek, babam bana izin verdiki haftada İngilizce üç ders okuyum, mektubunuzu ne vakit bitirirsiniz , kapatabilirsiniz,cemal dostunuzu davet ettiniz mi? Evet çay içmeğe davet ettim, komşunuz o derece pintidir ki emsali dünyaya gelmemiştir, hedieysini akbul ve onun için ona beyan-ı teşekkür ettim,bana vad ettiğiniz şeyi düşündünüzmü? Hayır daha , londra’da bulunduğunuz zaman fabrikaları gördünüz mü ? evet gördüm, efendi beni çağırdnız mı ? hayır çağırmadım, şimdi bana bakan efendi kimdir ? tanımıyorum, o sana ne söyledi , hiçbir şey söylemedi, iki saatten ziyade beklediğimizden sonra annem kızkardeşimle arabayla kemali afiyetle geldiler,bu kadar uzak bir yolculukta bulundukları halde üzerlerinde hiç yol meşakkati ve yorgunluk alameti yoktu.تَعَشَمْتُ بأَنْ أَرَي عَمِّي فِي المَسْرَحِ ، لَكِنَّهُ مَا كَان هُنَاكَ ، اللَّيْلَةَ المَاَِيَةَ إِنْتَظَرْنَا أَخَاكُمْ للشَّاي لَكِنَّهُ مَا جَاءَ ، كَمْ مِنَ الزَّمَنِ مَكَثْتُمْ فِي البَالُو ، مَكَثْنَا لِحَدِّ السَّاعَةِ الأَرْبَعَة صَبَاحاً ، أَخُوكَ مَا صَدق بِأَنِّي أَتَيْتُ أَنَا كَذَلكَ مَا صَدَّقْتُ بأَنَّهُ سَيَجِئُ ، أَبِي أَذِنَ لِيَ بِأَنْ آخذَ ثَلاَثَةَ دُرُوسٍ إِنْجِلِيزِيَّةٍ فِي كُلِّ أُسْبُوع مَتَي خَلَّصْتَ (خَلَّصْتُمْ ) جَوابَكَ ؟ كَمْ يُمْكِنُكَ (يُمْكِنُكُمْ ) أَنْ تُطْوِيهُ ؟ هَلْ دَعَوْتُكَ صَدِيقُكَ يَا جَمَالُ ؟ نَعَمْ دَعَوْتُهُ للشَّايِ ، جارُكُمْ بَخِيلٌ بِدَرَجَةٍ مَا جَاءَ مِثْلُهُ إِلَي الدُّنْيَا ، قِبْلْتُ هَدِيَتَه و شَكَرْتُهُ لأَجْلِهَا ، هَلْ تَفَكَّرْتَ فِيْمَا وَعَدْتَنِي بِهِ إِلَي الآن ، لاَ ، هَلْ رَأْيَتَ (رَأَيْتُمْ ) المَعَامِلَ لَمَّا كُنْتَ (كُنْتُمْ ) فِي لُنْدُنَ ؟ نَعَمْ رَأَيْتُ ، هَلْ نَدَيْتَنِي يَا أَفَنْدِي ؟ لاَ مَا نَدَيْتُكَ ، مَنْ ذَاكَ الأَفنْدِي الّذِي نَظَرَنِي الآن ؟ لاَ اَعْرِفُهُ ، مَذَا قَال لَكَ ؟ مَا قَالَ لِيَ شَيْئاً ، بَعْدَمَا إِنْتَظَرْنَا أكْثر مِنْ سَاعَتَيْن و صَلَتْ أَمِّيِ و أُخْتِي عَلَي كَمَالِ الصِّحَّةِ بالعَرَبَةِ، و لَمْ يَظْهَرْ عَلَيْهِمَا قطّ أَثَرَ تَعْبِ السَّفَرِ مَعَ طُولِ سِيَاحَتِهِمَا
Cemal kız kardeşini sever ve onu över.Biz kardeşini severiz ve onu överiz.Siz öğrencilerinizi azarlar ve onları tedipederler.Hizmetcisi onu aldattı,lakin o onu afetti.İşte dostlarım gülüyorlar.Onları görüyormusun?Dizbağlarım nerdedirler?Onları kim aldı?Bu küçük kızı severmisin?Evet ben onu kızkardeşim gibi severim.Bu bira bardağı arabacı içinmidir?Evet o onun içindir?Bu iğneler dikişçi karı içindirler?Evet onlar onun içindirler.Bu mektubu Suattan mı aldın?Evet ondan aldım.Cemal ile okula gidecekmisin?(gitmek istermisin?)Evet ben onun ile gideceğim(Gitme isterim)Komşum çocukları sever fakat yaramaz oldukları zaman onları azarlar.Biz dahi bizimkileri taktir ve tevbih ederiz.Lakin iyi oldukları vakit dahi biz onlara mükafat veririz.Adil saatinizi görmek ister,onu ona gösteriniz.Suat kalemini yitirmiştir,seninkini ona eğerti olarak ver.Rica ederimonu ona ödünç veriniz.Onu ona eğerti veriniz,o yaramz bir kızdır.Terlikeri Cemal’e yahut Mary’ye mi verdiniz?Ben onları ne ona(eril) ve nede ona(dişil) verdim.جَمَالٌ يُحِبُّ أُخْتَهُ و يَمْدَحُهَا ، نَحْنُ نُحِبُّ أَخَاهُ و نَمْدًحُهُ ، أَنْتُمْ تُحِبُّةنَ تَلامِيذَكُمْ و تُعَاقِبُونَهُمْ ، خَادِمُهُ غَشَّاهُ و لَكِنَّهُ صَفَحَ عَنْهُ ، هُنَاكَ أََصْحَابِيِ يَأْتُونَ أَ أَنْتَ رَأَيْتَهُمْ ؟ أَيْنَ أَرْبطَةُ جَوَارِبِي ؟ مَنْ أَخََّهَا ؟ هَلْ تحِبُّ هَذِهِ الصّبِيَّةَ الصَّغِيرَةَ ؟ نَعَمْ أُحِبُّهَا مِثْلَ أُخْتِي ، هَلْ قَدَحُ الجَعَةِ هَذَا لِلْحُوذِيٍّ؟نَعَمْ هُوَ لَهُ ، هَلْ هَؤُلاَءِ الإِبَرُ لِلْخِيَاطَةِ ؟ نَعَمْ هُنَّ لَهَا ، هَلْ أَخَذْتَ هَذَا الخِطَابَ مِنْ سعَادَ ؟ نَعَم أَخَذتُهُ مِنْهَا ، أَتُرِيدُ الذِّهَابَ إِلَي المَدْرَسَةِ مَعَ جَمَالٍ ؟ نَعَمْ أَرِيدُ الذِّهَابَ مَعَهُ، جَارِي يُحِبُّ أَوْلاَدَهُ و لَكِنَّهُ يُعَاقِبُهُمْ عِنْدَ مَا يَتَشَاقُّونَ (عِنْدا يَكُونُوا أَشْقِيَاء ) نَحْنُ كَذَلِكَ نُعَاقِبُ أَوْلاَدَنَا و لَكِنّنَا أَيْضاً نُكَافِئُهُمْ حِيْنَمَا يَكُونُوا عُقَلاَء ، عَادِل يَرْغَبُ الإِطِّلاَعَ عَلَي سَاعَتِكَ فَأَرِهَا لَهُ ، (سُعَاد) فَقَدَتْ قَلمَهَا فَأَعِرْهَا قَلَمَكَ ، أَرْجُوكَ أَنْ تُسْلِفَهَا إِيَّاها ، لاَ تُسْلِفْهَا إِيَّاهَا ، فَلإِنَّهَا صَبِيَّةٌ خَبِيثَةٌ ، هَلْ أَعْطَيْتَ البَابُوجَ لِجَمَالٍ او لِمَارِي ؟ مَا أَعْطَيْتُ لاَ لَهُ و لاَ لَهَا
İnsan menfur olmaktan sevimli olması daha evladır (iyidir).Kardeşine dost olanlar hep onu severler çünkü gönlü iyi ve çalışkandır.O kendi çocuklarını sever ve onlar dahi onu severler.Cemal hep bildikleri yanında itibarlıdır.Yalancı adamı herkes inkar ve nefret eder.Bütün Avrupa meclislerinde Fransızcaya mukamele olunur.Her sabah kahvemi odama getirirler.Cemal hocasından ceza gördü(cezalanmış).Hep paralarımı çaldılar.Eminim ki aldanmamışım.dolu çiçekleri ve ağaçları telef ettin mi?Liverpool’dan gelen iki ticari yolda soymuşlar.Ziver beyin oğlunu halas ettiğim vakit onun tarafından bu saat bana ita olundu.Akşam yemeğine davet olduğumuz zaman Cemal ve Adil daha derslerini bitirmemişlerdir.Cemal eğer rahat durmazsa babası tarafından ceza verilir.Masa üzerinde bulunan mektubu postaya göndermeli.Geçen gece tiyatrodan gördüğünüz oyunu gelecek Pazar gecesi yine oynayacaklar.Bu ev bu kadar pahalı olmamış olsaydı şimdiye değin satılırdı.Bu mektubu kim yazdı?Beni halamın yanında bekliyorlar çalgıya gitmeye izin aldım.Kız kardeşime yasak ettiler ki dışarıya çıkmasın.Hizmetçiler bu çocuklara pek yaltaklanıyorlar.Hep ahbaplarım amca zadenize güldüler.Hain af olunmamalı.Yalınız emrolunduğu şeyi icra etmelisiniz.Hep akrabalarım tarafından o işten dolayı bana teşekkür ettiler.Kendi hekimini aramak için derhal (adam) gönderildi.كَوْنُ الإِنْسَانِ مَحْبُوباً أَحْسنُ مِنْ أَنْ يَكُونَ مَنْفُوراً (مَبْغُوضاً ) أَخِي مَحْبُوبٌ لَدَي إِخْوَانِهِ لأَنَّهُ سَلِيمُ القلْبِ و مُجْتَهِدٌ ، هُوَ يُحِبُّ أَوْلآدَهُ و هُمْ يُحِبُّونَهُ أَيْضاً ، جَمَال مُحْترَمٌ عنْدَ جَمِيع الّذِين يَعْرِفُونَهُ ، كُلُّ النَّاسِ يَنْفُرُ و يُكْرِهُ الرَّجُلَ الكَذَّابَ ، فِي كُلِّ مَجَالِس أَوْرُوبَا تُتَكَلَّمُ باللُّغَةِ الفرَنْسَاوِيَّةِ ، يَأْتُونَ يَجِيئُون قَهْوتِي كُل صَبَاح إِلَي حُجْرَتِي ، جَمَال عُوقِبَ مِنْ مُعَلِّمُهُ ، سرقَ كُلُّ دَرَاهِمِي ، لمْ أُخْدَعْ لأَنِّي مُحَقَّقٌ ذَلِكَ ، هَلْ البَرْدُ أَتْلَفَ الأَزْهَارَ و الأَشْجَارَ ، نَهَبُوا التَّاجِرين الّذِين أَتْيَا مِنْ (لِيوربُول) فِي الطَّريقِ ، هَذِهِ السَّاعَةُ وَرَدَ مِنْ طَرَفِ زِيوَر بَكْ لَمَّا خَلَّصْتُ إِبْنَهُ ، جَمَال و عادِلٌ لمْ يُخلّصَا دُرُوسَهُمْ حِيْنمَا دُوعيْنَا لِلْعشَِاءِ ، إِنْ لَمْ يَسْكُتْ جَمَال يُعَاقِب مِنْ جَانِبٍ أَبِيهِ ، الجَوَابُ الّذي عَلَي الطَّاوْلةِ يَلْزِمُ إِرسَالُهُ إِلَي البَرِيدِ (البُوسْطَة) سَيكُون تَشْخِيص الفَصْلِ الّذي رَاَيْتُ فِي المَسْرَحِ اللَّيْلَة المَاضِية ، لَيْلة الأَحَدِ الآتِي ، لَوْكَانَ هَذَا البَيْتُ لَيس غَلِياً بِهَذَا المِقْدَار لِيَباعُ غلَي الآن ، مَنْ كَتَبَ هَذَا الخِطَاب ، يَنْتَظِرُونَنِي عِِْنْدَ خَالَتِي ، أُذِنْتُ بالذَّهَابِ إِلَي النَّوْبة ، أُخْتِي مُنِعَتْ مِنَ الخُرُوجِ ، الخَدَّامُون يُدَاهِنُون هَؤُلاَءِ الأوْلاَدُ جِداً ، كُلُّ اَصْحَابِي ضَحِكُوا عَلَي إِبْنِ عَمِّكُمْ ، لا تَجُوزُ مُسَامَحَة الخَائِنُ ، إِنَّمَا يَجِبث عَلَيْكَ أَنْ تَفْعَل حَسْبَ أَمْرَهُ فَقَط ، لأَجْلش ذَلِكَ العَمَل كُلُّ أَقَارِبِي قَدْ شَكَرُونِي ، حالاً أُرْسِلَ رَجُلاً لأَجْلِ أَنْ يُحْضِرَ حَكِيمَهُ
Elif veya hemze Arap Alfabesinin ilk harfi olup Türkçede (a,e,ı,i,o,ö,u,ü) seslerini verir,elif gerek harekeli gerek sakin olsun kendi başına okunduğu zaman hemze (هَمْزَةٌ) ve fethayı izhar için yazılıp hareke kabul etmediği vakit (أَلِف) elif denilirsede elif (ألف)ismi yaygın olup (هَمْزَةٌ ) ye dahi ıtlak olunur,hemzeye misal : (أَخَذ ، بِئْرٌ ، جُزْءٌ ، سَئَلَ ، قَرَأَ ، مَأْخُوذٌ ، مُؤْمِنٌ ) gibi. Elife misal(اذَا ، بَاعَ ، قَالَ ، سَالَ )gibi,hemze ekseriya kendisinden önceki harekeye göre(ا،و،ي) harfleri üzerine yazılıp bu harfler okunmaz ve (ي)harfine nokta konmaz misal : (بِئر ، مَأخُوذ، مُؤْمِنٌ) Araplar hemzeyi kelimenin başında dahi meftuh veya mazmum olursa ekseriya bir (ا) in üzerine ve meksür olursa altına yazarlar (إِسْمٌ ، أَمْرٌ ، أَبَدٌ )gibi,hemzeyi elif (أَلِف) taakkup ettiğinde ikisi birlikte (آ) şeklinde yazılır,Arapçada elif (أَلِف) ya asli olur (اذا ، آلم ) ,(لاَيَعْرِفُ اَلأِفَ مِنَ اليَاءِ ) gibi,veya vav (و) ve ya (ي) dan dönmüştür (بَيْعٌ -بَاعَ , قَوْلٌ -قَالَ ) gibi Ya (ي) dan kakp olunan kelimenin sonunda bulunduğu vakit ekseriya yine (ي) şeklinde yazılırsada elifi maksure (أَلِفٌ مَقْصُورَةٌ) sayılıp elif (أَلِف) gibi okunur,(رَمَي ، جَرَي ، دَرَي ، مَرْمَي ، مَجْرَي ، مَعْنَي] )gibi,Elifi memdude (ألِفٌ مَمْدُودَةٌ) dahi altında hemzesi olan ve ziyade temdit olunan eliftir (بَيْضَاءُ ، حَمْرَاءُ ، زَهْرَاءُ ، صَفْرَاءُ )gibi,Hemzeyi katı (هَمْزَةُ القَطْعِ) ki daima okunur (أَزَلٌ ، أَمْرٌ ، أَكْرَمُ) gibi,Hemzeyi vasıl (هَمْزَةُ الوَصْلِ) aşağdaki yerletre mahsusutur: Rübai ve hümasi fiillerinin mazi,mastar ve emirlerinde ve el(أَلْ) harfi tarifinde ve (إِسْمٌ ، إِسْتٌ ، إِبْنٌ ، إإِبْنُم، إِبْنَةٌ ، إٍِثْنَان ، إِثنَتَان ، إِمْرء، إِمْرَأَةٌ) kelimelerinde olduğu gibi,Elif (أَلِف) Arapça kelimelerde bir kaç surette bulunup başlıcaları şunlardır :أَ (١) : الحَرْفُ الأَوَّلُ مِنَ الأَبْجَدِيَّةِ العَرَبِيَّةِ
Demiryoluyla yolculuk adi yolda yolculuk etmekten pek çok süratlidir , sabah erken kalkmak sağlık için pek iyidir , şimdiye değin size (mektup) yazmadığıma affınızı rica ederim , o kemal – i lütüfla benimle konuştu , birisi beni çağırıyor , ben okumak ve yazmakla vakit geçiriyorum, benden darılmanıza bir sebep yoktur , doğru sözden hiç korkma , kardeşim hep ahbalarıyla veda’ etmedikçe yola çıkmaz , cemal , onu ders mütalaasından men etme , dikkatle mütalaa ediniz , çabuk terakki edersiniz , beni bu halde gördüklerinde hep alem taaccüp etti , o ettiğinden pişmandır , komşum parasını sefahate ve lüzumsuz hazz-ı nefs için sarfedeceğine fukaraya sarf etse daha iyidir , lakırdısını bitirmezden evvel herkes odadan dışarıya çıktı , şemsiyesiz dışarı çıkma , zira yağmur yağacak , örmeleri bitirdikten sonra dışarıya çıkabilirsiniz , ne vakit yazılarımı bitirirsem seninle beraber giderim , bir çok müddet beni beklettirdikten sonra bana haber gönderdiki dışarıya çıkmaya kudretim yok , onu bu halde gördüğüm vakit derhal kurtarmasına koştum , aziz evlatlarım geliniz , b. Efendiden izin alınız ve bizi bir hoş güne nail ettiği için kendisine teşekkür ediniz , bunu söyledikten sonra kalkıp çıktı gitti , boyalı resim yapmak pek güzel bir sanattır , cemal efendi ile rakseden genç adam kimdir ? baba sizinle konuşmak isteyen bir adam var ,sizi tekrar görmek şerefine ne zaman nail (malik) olacağız , bir kelime söylemeksizin çıkıp gitti , onları hep kemal-i sıhhatta bulduğumuz taaccüp ettim , geçen hafta size mektup yazmak şerefine mazhar (malik) oldum kemal ta’limlerinizi yapmak yerine bütün sabah oynuyorsunuz , o kardeşimin kızını gücendirdiği için pek mukedder idi , dostlarımızı ve komşularımızı ziyaret etmekle yazı geçirdik , hava (gök) yüzü bütün kapanıktır , zannederimki yağmur yağacak , kardeşimin hasta olan oğlunun ziyaretine gidiyorum , bu faslı (bölümü) okuduktan sonra sizinle gideceğim ve gezeceğim , bu adamı tanıdığım için hakkında bir şey söyleyemem , akşam yemeğini yedikten sonra yattık , (yatağımıza gittik ) , babamı kayıp etmekle her şeyi kayıp ettim , bu efendiye bir iş ve hizmet etmeye bana fırsat verdiğiniz size teşekkür ederim.السّفَرُ فِي سِكَّةِ الحَدِيدِ أَسْرَعُ بِكَثِير مِنَ السَّفَرِ فِي الطَّرِيقِ ، القَيَامُ باكِراً بَدْرِي ) فِي الصَّبَاحِ مُفِيدٌ للصِّحَةِ جِدّاً ، أَرْجُوكُمْ عَفْوَ العَدْم كِتَابَتِي لِحَضْرَتِكُمْ لِحَدِّ الآنَ ، هُوَ تَكَلَّمَ مَعِي بِكَمَالِ اللُّطْفِ ، وَاحِدٌ يَدْعُونِي ، أَنَا أَصْرفُ وقْتِي بالقِرَاءَةِ و الكِتَابَةِ ، لَيْسَ سَبَب بِأَن تَنْكَدِرَ مِنِّي ، لاَ تَخَفْ مِنَ القَولِ الحَقِّ مُطْلَقاً ، أَخِي لاَ يُسَافِرُ بِدُونِ الوَدَاعِ مَعَ كُلِّ أَصْحَابِهِ ، لاَ تَمْنَعهُ يَا جَمَال عَنْ مُطاَلَعَةِ دَرْسِهِ ، طَالِعُوا بالدِّقَّةِ تَتَرقُّوا (تَتَقَدَّمُوا) سَرِيعاً ، كُلُّ النَّاسِ تَعَجّبُوا لَمَّا رَأونِي بِهَذِهِ الحَالَةِ ، هِي نَادِمةٌ عَمَّا فَعَلَتْهُ ، جَارِي صَرَفَ نُقُودَهُ عَلَي الفُقَرَاءِ أَحْسَن مِنْ صَرْفِهِ فِي مَحَلاَّت الحَظِّ ، قَبْلَ أَنْ يُتَمِّمَ كَلاَمَهُ خَرَجَ كُلُّ النَّاسِ مِنْ حُجْرَتِهِ ، لاَ تَّْهَب بِدُون شَمْسيَةٍ لأَنَّ المَطَرَ سَتُمْطِرُ ، يُمْكِنُكَ أَنْ تَخْرُجَ مَتَي أَتْمَمْتَ المَنْسُوجَات ، مَتَي خَلَّصْتَ الكِتَابَةَ أَذْهَبُ مَعَكَ ، بَعْدَ أَنْ جَعَلِنِي مُنْتَظِراً و قَْتاً طَوِيلاً ، أَرْسَلَ إِلَيَّ خَبَراً بِأَنِّي لَسْتُ قَادِراً عَلَ] الخُرُوجِ ، لَمَّا رَأَيْته فِي هَذِهِ الحَالَةِ أَسْرَعْتُ (رَكَضْتُ ) ِنَجَاتهِ ، تَعَالُوا يَا أَوْلاَدِي الأَعِزَّة و إسْتَأَّْنُوا مِنْ ب . و اشْكُرُوا حَضْرَتَهُ لِمُسَاعَدَتِهِ لَكُمْ فِي مِثْلِ هَّذَا اليَوْمِ اللَّطِيفِ لَمَّا قَالَ هَكَذَا قَامَ فَخَرَجَ و ذَهَبَ ، التَّصْوِيرُبالصِّبْغِ فَنٌّ جَمِيلٌ جِدّاً ، مَنْ هُوَ الشّابُّ الّذِي يَرْقُصُ معَ جَمَال ؟ يَا اَبِي رَجُلٌ يرْغَبُ أَنْ يُكَلِّمَكَ ، مَتَي نَتَشَرَّفُ مَرَّةً أُخْرَي بمُلاَقَاتِكُمْ ؟ ذَهَبَ بِدُونِ أَنْ يَقُولَ كَلِمَةً ،تَعَجَّبْتُ لَمَّا وَجَدْتُهُمْ جَمِيعاً فِي صِحَّةٍ جَيِّدَةٍ ، تَشَرَفْتُ فِي الإُسْبُوعِ المَاضِي بِكَاتَبَتِي لَكُمْ ، َاكَمَالُ أَنْتَ تَلْعَبُ طُولَ الصَّبِيحَةِ عِوَضاً عَنْ عَمَل دُروسِكَ ، هُوَ كَانَ مَغْمُوماً جِدّاً ، لِكَوْنِهِ أٍْمَاء بِنْت أَِي ، أَمْضَيْنَاهُ الصَّيْفَ بِزَارَةٍ أَِبَّائِنَا ، و جِيْرَاننَا ، السّمَاء مُغِيمَة جِدّا و أظُنُّ أَنَّهَا سَتُمْطُرُ ، أَنَا ذَاهِبٌ لِعَيَادَةِ إِبْنِ أَخِ] الّذِي هُوَ مَرِيضٌ ، إِذَا فَرِغتُ مِنْ قِرَاءَةِ هَذَا البَابِ أَتَوَجهُ مَعَكمْ للتَّنَزُّهِ ، لِعَدَمِ مَعْرِفَتي هَذَا الرَّجُلُ لاَ يُمْكِنُنِي أَنْ أَقُولَ شَيْئاً فِي حَقِّهِ ، بَعْدَمَا تَعَشَيْنَا ذَهَبْنَا للنَّوْمِ ، لَمَّا فَقِدْتُ أَبِي فَقِدْتُ كُلَّ شَيْئٍ ، أَِْكُرْطكُمْ عَلَي مَا أَعْطَيْتُمونني مِنَ الفُرْصَةِ لأَصْنَعَ جَميلاً لِهَذَا السَّيِّدِ الأَفَنْدِي )
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- شاذّ ، غير قياسي ، غير عادي - تَعْتِيمٌ إِعْلاَمِيٌّ - رُبَّمَا غَادَرُوا المَطَارَ - مِيْشَارٌ : مِنْشَارٌ - شَنَأَنٌ : شَنْآنٌ - نَادِراً و قَلِيلاً و أَحْيَاناً - حَفْصٌ - كِتَابٌ دِرَاسِيٌّ - مُقْتَطِفٌ (ج) مُقْتَطِفُون - قطع الفاتورة للنقابة - إِنْشَمَصَ : إِنْشِمَاصاً فُلاَنٌ : ذُعِرَ - مقطع ، مخاضة، ممر، مجاز ، معبر - أَقَاتَ : إِقَاتَةً ، هُ - مِنَ النّاحِيَّةِ الأَمْنِيَّةِ - إخفاء حقيقي - حالة نفسية أو روحية - خيار شنبر - عِلْمُ المَنَاعَة - أَغَالَ : إِغَالَةً - مُعَمَّي ، لُغْزٌ - لِينُوتِيب : آلة لجمع و صبّ أحرف الطباعة - مقرر المحكمة - تقريب المذاهب - مُعَاهَدَةُ هُدْنَةِ مُوندرُوسَ - مُنْذُورٌ : نَهْرٌ - أَلْمَعتُ بالشَّيْئ : إِخْتَلَسْتُهُ و سَرِقْتُهُ و ذَهَبْتُ بِهِ - إِزْرَاقَتِّ عُيُونُهُ : صَارَتْ زَرْقَاءَ - زَرْعُ الأَعْضَاءِ - من قبل السلطان - بلطو، ثوب إفرنجي أوسع منالساتري يلبس فوق الأثواب ، ساكو ، ثوب واسع يلبس فوق الاثواب الحديثة كالنبش او القباء في القديم ، معطف ، ثوب إفرنجي أوسع من الساتري فوق الأثواب، معطف (ج) معاطف ، ثوب إفرنجي واسع من الساتري يلبس فوق الأثواب
ElmaWarid