1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid açtığı zaman,açtığında/açtığı zaman,açtığında/açtığı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
açtığı zaman,açtığında إِذْ فَتَحَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
elbise,çamaşır,giyilen şey,giyecek,giyilecek yer ve zaman,elbise,çamaşır,giyilen şey,giyecek,giymekمَلْبَسٌ (ج) مَلاَبِسُ، لِبْسٌ
ay ve güneşin doğduğu yer,ay başı,ay ve gün ve yıldız doğmak,yıldızın doğduğu yer,güneşin doğacağı zaman,baş,evvel,,matlaمَطْلَعٌ (ج) مَطَالِع: طُلُوعٌ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,süre vermek,mühlet ve zaman vermek,tecil etmek,sonraya bırakmak,kişiye yumuşak davranmak,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,bekletmek,süre vermek,sonraya bırakmak,tacil etmemek,katlandırmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ و يُقُولُ العَرَبُ
sofradaki yemeğin hepsini çiğnemek,yemek,yumuşatmak,ısırmak,bağlamak,ipi sağlam bükmek,yıl herşeyi yemek,silip süpürmek,yerde kök,dal,ayrıntı bırakmamak hepsini kemirmek;hiçbirşey bırakmamak,zaman,milleti silip süpürerek götürmek,yok etmek,harp,savaş memlekette genç ihtiyar kimseyi bırakmamakأَرَمَ ـِـ أَرْماً عَلَي ، هُ
bir müddet sonra,bir zaman sonra,bir süre sonraبَعْدَ بُرْهَةٍ
ziyade şecaatli,cesur olan,ziyade yiğit,cesur ve şecaatli olan,dilaver,pek yiğit,bahadır,parmak ardlarının siniri,parmağın en alt yani el ayasına yakın olan boğumu,aslan,yılanlardan bir nevi,uzun,zaman,dehir,develerin öncüsü,mnünden gidenأَشْجَعُ (ج) أَشَاجِعُ و أَشْجِعَةٌ الكُرْدُ أَشْجَعُ قَوْمٍ فِي العَالَمِ و فِي المَثَلِ
gelmek,varmak,hazır olmak,zuhur etmek,işlemek,yapmak,irtikap etmek,bitirmek,zaman geçmek,mürür etmek,olmak,bulunmak,varmak,uğramak,zuhur etmek,bulunmak istila etmek,doğurmak,dünyaya getirmek,gidermek,alıp götürmek,helak etmek,cima etmek,karıyla yatmakأَتَي ـِـ أَتْياً و إِتْيَاناً و إِتْيَانَةً و أُتِيّاً و مَأْتَاةً و مَأْتَي و إِتِيّاً بِ (تُر) وَيُقَالُ
yaz mevsiminde esen sıcak rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan avبَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : ريح حَارَّةٌ و فِي المَثَلِ
zaman-ı evvelde zahidler giydiği uzun takiyye,uzun külah,aba veya yağmurluğa bitişik kokulta,kokultalı aba,bornoz,Faslılara mahsus bir nevi elbise,kollu ve başlıklı hamam havlusukavuk,baş bedninden olan ve ona bitişik elbise,cenini ihata eden zar,döl eşi,meşimeبُرْنُسٌ (ج) بَرَانِسُ : قَلَنْسُوَةٌ طَوِيلَةٌ ، ثَوْبٌ رَأْسُهُ مُلْتَصِقٌ بِهِ ، ثَوْبٌ يُلْبَسُ بَعْدَ الإِسْتِحْمَامِ
ecel,ölüm vakti,vade,süre,erte,vakt-i mevudun nihayeti,ömrün sonu,müddet,ömrün bitimi,mühlet,muayyen,bir vakti sonu,evvelce tayin olunmuş vakit,hayatın sonu,ölümün mukadder vakti,zaman,mukadder vakit,vakti tayin etmekأَجَلٌ (ج) آجَالٌ ، مُهْلَةٌ ، مُدَّةٌ ، زَمَانٌ ، وَقْتٌ مُعَيَّنٌ ، حُلُولُ وَقْتِ الدَّيْنِ و نَحْوِهِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ev,konut,ev,durak,orun,menzil,konacak yer,menzil,mertebe,menzil,hane,konak,makam,mevki,orun,konak yeri,yer,mesken,orun,yurt,durak,,inecek yer ve zamanمَنْزِلٌ (ج) مَنَازِلُ : بَيْتٌ
yayılan yer,otluk,mera,oru,otlayacak yer,otlayacak zaman,çayır,çayırlık,yayılan yer,otluk,mera,davar güdecek yer,ürü,örü,yaylımمَرْعَي (ج) مَرَاعِيُ ، رَبِيعٌ ، مَرْجٌ ، و فِي المَثَلِ
ilkbahar geldimi çiçekler açar,ilkbahar geldiği zaman çiçekler açar,ilkbahar geldiğinde çiçekler açarإِذَا جَاءَ الرَّبِيعُ تَفَتَّحَتِ الأَزْهَارُ
ufuk,zaman yahut mekan-ı vahitte nazara münkaşif olan yer ile gök arasında görünen ve birbirine ittisal eyledikleri dairedir,gözün görebildiği yer,ufuk,gök ucu,kıyı,gök kenarı,feleğin kenarı,çevren,gök ucu,kıyı,taraf,nahiye,köşe,kenar,dört cihet,görüş sınırıأُفُقٌ : أُفْقٌ (ج) آفَاقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
yaz mevsiminde esen rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan av,kuş,hayvan,ayrılan,terkeden,giden,بَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : سَانِحٌ و فِي المَثَلِ
elbise,çamaşır,giyilen şey,giyecek,giyilecek yer ve zaman,elbise,çamaşır,giyilen şey,giyecek,giymekمَلْبَسٌ (ج) مَلاَبِسُ، لِبْسٌ
ay ve güneşin doğduğu yer,ay başı,ay ve gün ve yıldız doğmak,yıldızın doğduğu yer,güneşin doğacağı zaman,baş,evvel,,matlaمَطْلَعٌ (ج) مَطَالِع: طُلُوعٌ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,süre vermek,mühlet ve zaman vermek,tecil etmek,sonraya bırakmak,kişiye yumuşak davranmak,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,bekletmek,süre vermek,sonraya bırakmak,tacil etmemek,katlandırmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ و يُقُولُ العَرَبُ
sofradaki yemeğin hepsini çiğnemek,yemek,yumuşatmak,ısırmak,bağlamak,ipi sağlam bükmek,yıl herşeyi yemek,silip süpürmek,yerde kök,dal,ayrıntı bırakmamak hepsini kemirmek;hiçbirşey bırakmamak,zaman,milleti silip süpürerek götürmek,yok etmek,harp,savaş memlekette genç ihtiyar kimseyi bırakmamakأَرَمَ ـِـ أَرْماً عَلَي ، هُ
bir müddet sonra,bir zaman sonra,bir süre sonraبَعْدَ بُرْهَةٍ
ziyade şecaatli,cesur olan,ziyade yiğit,cesur ve şecaatli olan,dilaver,pek yiğit,bahadır,parmak ardlarının siniri,parmağın en alt yani el ayasına yakın olan boğumu,aslan,yılanlardan bir nevi,uzun,zaman,dehir,develerin öncüsü,mnünden gidenأَشْجَعُ (ج) أَشَاجِعُ و أَشْجِعَةٌ الكُرْدُ أَشْجَعُ قَوْمٍ فِي العَالَمِ و فِي المَثَلِ
gelmek,varmak,hazır olmak,zuhur etmek,işlemek,yapmak,irtikap etmek,bitirmek,zaman geçmek,mürür etmek,olmak,bulunmak,varmak,uğramak,zuhur etmek,bulunmak istila etmek,doğurmak,dünyaya getirmek,gidermek,alıp götürmek,helak etmek,cima etmek,karıyla yatmakأَتَي ـِـ أَتْياً و إِتْيَاناً و إِتْيَانَةً و أُتِيّاً و مَأْتَاةً و مَأْتَي و إِتِيّاً بِ (تُر) وَيُقَالُ
yaz mevsiminde esen sıcak rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan avبَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : ريح حَارَّةٌ و فِي المَثَلِ
zaman-ı evvelde zahidler giydiği uzun takiyye,uzun külah,aba veya yağmurluğa bitişik kokulta,kokultalı aba,bornoz,Faslılara mahsus bir nevi elbise,kollu ve başlıklı hamam havlusukavuk,baş bedninden olan ve ona bitişik elbise,cenini ihata eden zar,döl eşi,meşimeبُرْنُسٌ (ج) بَرَانِسُ : قَلَنْسُوَةٌ طَوِيلَةٌ ، ثَوْبٌ رَأْسُهُ مُلْتَصِقٌ بِهِ ، ثَوْبٌ يُلْبَسُ بَعْدَ الإِسْتِحْمَامِ
ecel,ölüm vakti,vade,süre,erte,vakt-i mevudun nihayeti,ömrün sonu,müddet,ömrün bitimi,mühlet,muayyen,bir vakti sonu,evvelce tayin olunmuş vakit,hayatın sonu,ölümün mukadder vakti,zaman,mukadder vakit,vakti tayin etmekأَجَلٌ (ج) آجَالٌ ، مُهْلَةٌ ، مُدَّةٌ ، زَمَانٌ ، وَقْتٌ مُعَيَّنٌ ، حُلُولُ وَقْتِ الدَّيْنِ و نَحْوِهِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ev,konut,ev,durak,orun,menzil,konacak yer,menzil,mertebe,menzil,hane,konak,makam,mevki,orun,konak yeri,yer,mesken,orun,yurt,durak,,inecek yer ve zamanمَنْزِلٌ (ج) مَنَازِلُ : بَيْتٌ
yayılan yer,otluk,mera,oru,otlayacak yer,otlayacak zaman,çayır,çayırlık,yayılan yer,otluk,mera,davar güdecek yer,ürü,örü,yaylımمَرْعَي (ج) مَرَاعِيُ ، رَبِيعٌ ، مَرْجٌ ، و فِي المَثَلِ
ilkbahar geldimi çiçekler açar,ilkbahar geldiği zaman çiçekler açar,ilkbahar geldiğinde çiçekler açarإِذَا جَاءَ الرَّبِيعُ تَفَتَّحَتِ الأَزْهَارُ
ufuk,zaman yahut mekan-ı vahitte nazara münkaşif olan yer ile gök arasında görünen ve birbirine ittisal eyledikleri dairedir,gözün görebildiği yer,ufuk,gök ucu,kıyı,gök kenarı,feleğin kenarı,çevren,gök ucu,kıyı,taraf,nahiye,köşe,kenar,dört cihet,görüş sınırıأُفُقٌ : أُفْقٌ (ج) آفَاقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
yaz mevsiminde esen rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan av,kuş,hayvan,ayrılan,terkeden,giden,بَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : سَانِحٌ و فِي المَثَلِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid