1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid açtığı zaman,açtığında/bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmak ظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
açtığı vakitteحِيْنَ فَتَحَ
açtığı zamandaلَمَّا فَتَحَ
açtığı zaman,açtığındaإِذْ فَتَحَ
eğer açsa , açtığı zamandaإِذَا فَتَحَ
sabanın açtığı iz,arkتَلَمٌ (ج) أَتْلاَمٌ
sabanın yerde açtığı ark,hendekتَلَمٌ (ج) أَتْلاَمٌ
su yolu,selin açtığı nehir,çekmeceجَارُورٌ
su olurken akarken yere açtığı çukurثِبجَارَةٌ
oluk suyunun döküldüğü yerde açtığı çukurثِبْجَارَةٌ
oluk suyunun döküldüğü yerde açtığı çukurثِنْجَارٌ : ثِنْجَارَةٌ
içinde havuzu bulunan bahçe,yağmur suyunun açtığı çukurثَجَّةٌ (ج) ثَجَّاتٌ
yar,yalçın dağın yalımı,sarp tarafı,sel suyunun açtığı yar,sahnlıkجُرْفٌ (ج) جِرَفَةٌ و أَجْرَافٌ و أَجْرُفٌ و يُقَالُ فُلاَنٌ يَبْنِي َلَي جُرْفٍ هارٍ
yer yarığı,karık,çukur,kabartma çizgi,sabanın açtığı iz,kırışık,tahta veya maden üstüne kazılan ufak olukأُخْدُودٌ (ج) أَخَادِيدُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gedmek,çentmek,bir nesnenin ağzını yahut kenarını diş diş etmek,çatlatmak,gedik,çentik,saban demirinin yerde açtığı yolثَلْمٌ (ج) أَثْلاَمٌ
açtığı zaman,açtığındaإِذْ فَتَحَ
bir nesnenin zaman,bir süre,bir müddet,kısa veya uzun zaman,müddet,bir parça zaman,süre,vakit,zaman,esnada, müddette,vakitte vaktinde,savaş esnasında ölmüştürمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ : فِي أَثْنَاءَ نحو : مَاتَ مُدَّةَ الحَرْبِ
bir kere,bazen,kimi zaman,bazen,defalarca,bir çok kez,zaman zaman,gibi,olarakتَارَةً ، مَرَّةً ، اَحْيَاناً
zaman,müddet,bir parça zaman,süre,kısa veya uzun zamanمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ
vakit,çağ,zaman,belirsiz bir zaman,hengam,bir vakit,....dığın vakit,......dığın zaman,az veya çok zaman,olduğu vakit,vaktaki,çağ,müddet,ölmek,ne vakit,ne vakitki,ne zaman,olduğu vakit,o vakit,bu esnada,vaktinde,esnasında,az veya çok zaman,olduğu ,çağ,müddet,hin,belirsiz bir zaman حِيْنٌ (ج) أَحْيَانٌ و أَحَايينُ : وقت و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir müddet,bir süre,bir vafir zaman,uzun müddet,bir çok vakit,zamandan bir müddet,çok zaman,uzun vakit,uzun zaman,uzun süre,bir parça,kıtaبُرْهَةٌ (ج) بُرَهٌ و بُرَهَاتٌ: مدة طويلة ، وقت كثير، قِطْعَة ، مُدَّةٌ مِنَ الزَّمَانِ يُقَالُ
bir arkadaşım vardı beni zaman zaman ziyaret ederdiكَانَ لِيَ صَدِيقٌ يَزُورُونِي بَيْنَ حِيْنٍ و حِيْنٍ
an,uzun zaman,zamandan bir parça yahut genel zamanبُرْهَةٌ ، بَرْهَةٌ (ج) بُرَهٌ و بُرَهَاتٌ
vakit,gecenin bir vakitlik saati,gece yarısı veyahut ona ona yakın zaman,hengam, zaman, saatإِنْوٌ (تَث) إِنْوَان (ج) آنَاءٌ : ،وَقْتٌ ، زَمَانٌ ، سَاعَةٌ و يقال مضي إِنْوٌ مِنَ اللَّيْلِ و مَضَي أَنْوَانِ مِنَ اللَّيْلِ أَيْ سَاعَتان و مِنْهُ آنَاءُ اللّيْلِ
yıllanmak,eskitmek,müzminleştirmek,kronikleştirmek,müzmin etmek,bir şey çoktan olmak,uzun zaman kalmak,uzun zaman sürmekأَزْمَنَ : إِزْمَاناً بِ ، علَي ، عَنْ
zaman,vakit,süre,ınca,ince,dığında,dığı,diğinde,bazen,zaman zaman,ara sıra,ne zaman,ne vakit,iken derken,halde,vakitteحِيْنَمَا
mikat,hacıların ihrama girdikleri yer,bir işi görmek için verilen zaman,randevu,tarih,mikat,saat,vakit,ecel,zamanمِيْقَاتٌ (ج) مَوَاقِيتُ و فِي القرآن الكَرِيم
sonsuz ve payansız zaman,zıddına yani başlangıcı olmayan zamana ezel derler,ebet,sınırsız uzun zaman,dehr,kadim,daim,ezeli,bir yaşındaki çocuk,devamأَبَدٌ (1) (ج) آبَادٌ وأُبدُون و أَبَدُون و فِي الدُّعَاء يُقَالُ
olduğu vakitte,zaman,vaktaki,vakit,süre,ınca,ince,dığında,dığı,diğinde,bazen,zaman zaman,ara sıraحِيْنَ
zaman zaman,bir çok kez,defalarca,çok kereتَارَةً بَعْدَ أُخْرَي : تَارَةً بَعْدَ تَارَةٍ
erken gelenin işi asan biter geç kalanın işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
nakış işi,işleme,iğne işiشُغْلُ الإِبْرَةِ : تَطْريز
işi kolay ve sühületli add etmek,işi kolay bulmak,müshil olmakإِسْتَسْهَلَ : إِسْتِسْهَالاً ، هُ
Erken gelenin işi asan biter geç gelenin işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
tacirin işi iyi gitti,işi yolunda gittiأَنْفَقَ التَّاجِرُ
işi tek başına yalnız kaldı,işi kimseden yardım istemeden tek başına yaptıإِفْتَاتَ فِي الأَمْرِ: إِسْتَبَدَّ فِي الأَمْرِ و تَفَرَّدَ
sağlamlaştırmak,işi sağlam ve muhkem etmek,yaptığı işi hakkını vermek,bir nesneyi berkitmek,sabit etmek,mükemmel yapmak,pekiştirmek,iyice bilmek,güzelce öğrenmek,iyi yapmakأَتْقَنَ : إِتْقَاناً ومنه قوله تعالي
geçmek,savuşmak,bir şeyden bazı iyilikler,güzellikler gitmekle kusurlu,ayıplı ve noksanlı olmak,işi kimseye danışmadan yapmak,işi kimseden yardım istemeden yapmak,yalnız başına işlemek,önürtmek,söz uydurmakإِفْتَاتَ : إِفْتِياتاً بِ ، عَلي ، فِي ، هُ
akıllı,zeki,tatlı sözlü,mahir,usta,becerikli,eli her işe yakışan,işi beceri ile başaran,işi yakışığı üzere işler olan uz ve çiredest üstad,mahir,usta,becerikli,eli her işe yakışan,işi beceri ile başaran,işte uta olanلَبِيقٌ : لَبِقٌ
infak etmek,harcamak,sarfetmek,azık ve nafaka vermek,beslemek,geçindirmek,tüketmek,yiyeceği bitmek,fakir düşmek,malını sarf etmek,bitirmek,satacağı değer kazanmak,tacirin işi iyi gitmek,işi yolunda olmakأَنْفَقَ : إِنْفَاقاً عَلَي و فِي المَثَلِ
işi küçümsedi,işi kolay saydı,kolay add etti,kolay buldu,ehven gördü,hafifsedi,hafif gördüإِسْتَهَانَ بالأَمْرِ : إِسْتَسْهَلَهُ
işi şiddetle ele almak,tutmak,sert davranmak,bilmediği halde yapmak,toplantıyı terk emek,istememek,bir şeye nefret etmek,bir işi bilgisi olmadan yapmak,meclisten ayrılııp başka yere gitmekإِعْتَنَفَ : إِعْتِنافاً
iğne işi,nakış,nakış işi,işlemeشُغْلُ الإِبْرَةِ : تَطْرِيزٌ
işi ehline ver,işi ehline bırak !أَعْطِ القَوْسَ بَارِيهَا
itimat etmek,temin etmek,işi sağlam tutmak,emin bir şekilde işi ele almak,bir kimseden belge,vesika,senet almak,istemek,kapıyı sıkı bağlamak,malı sıkı korumakإِسْتَوْثَقَ : إِسْتِيْثَاقاً مِنْ
gündüzün başlangıcı,sabah,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,kandil alevi,ateşi,yakışık,güzel,erte,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,gündüzün başlangıcı,sabah vakti,tanağarma zamanı,erte,tan,gündüzün yarısından evvel vakti,sabah,gündüz,ortalıkصَبَاحٌ : أُصْبُوحَةٌ و في المثل
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
gündüzünفي النهار ، نهارا ، وقت النهار
gündüzün uzantısıبَيَاضُ اليَوْمِ : طُولُهُ و يُقَالُ ظَلَّ يَعْمَلُ بَيَاضَ يَوْمِهِ أَيْ طُولِهِ
gündüzün uzantısıبَيَاضُ اليَوْمِ
gündüzün başlangıcıنَحْرُ النَّهَارِ
gündüzün başlangıcıصَدْرُ النَّهَارِ
gündüzleyin,gündüzünنَهَاراً
gündüzün yazdıظِلَّ يَكْتُبُ
gündüzün ve geceleyinنَهَاراً وَ لَيْلاً
gündüzun kuşlık vakti yükseldiإِزْلأَمَّ النَّهَارُ : إِرْتَفَعَ ضُحَاهُ
gündüzün tozu çok olduقَتَمَ النَّهَارُ : كَثُرَ فِيْهِ القَتَامُ
gündüzün sıcaklığı arttı,şiddetlendiتَأَجَّمَ النَّهَارُ : إِشْتَدَّ حَرُّهُ
gündüzün sıcağı şiddetlendi,arttıتَوَهَّجَ النّهَارُ : إِشْتَدَّ
gündüzün tümü ve aklığıأَدِيمُ النَّهَارِ : كُلُّهُ او بَيَاضُهُ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
suç işlemek,cinayet işlemek,günah işlemek,meyve devşirmek,toplamak,biçmek,vergi tahsil etmekجَنَي ـِـ جَنْياً و جِنَايَةَ عَلَيِ
suç işlemek,günah işlemek,suç irtikab etmek,münasebetsiz iş işlemek,binmek,irtikap etmek,yüklenmek,kötü iş işlemek,süistimal etmek,getirmek,başlamak,Allahtan korkmayıp günah işlemek,bir işe mübaderet ve mübaşeret etmek,bir nesneye yüklenmekإِرْتَكَبَ : إرْتِكَاباً
gündüzün başlangıcı,sabah,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,kandil alevi,ateşi,yakışık,güzel,erte,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,gündüzün başlangıcı,sabah vakti,tanağarma zamanı,erte,tan,gündüzün yarısından evvel vakti,sabah,gündüz,ortalıkصَبَاحٌ : أُصْبُوحَةٌ و في المثل
suç işlemek, günah işlemek, suç irtikab etmek, münasebetsiz iş işlemek, binmekإِرْتَكَبَ : إرْتِكَاباً
suç işlemek,günah işlemek,günah işlemek,günahkar olmakأَذْنَبَ : إِذْنَاباً
günah işlemek,suç işlemek,helal olmayan iş yapmakأَثِمَ ـَـ أَثَماً و إِثْماً و أَثَاماً و مَأْثَماً
günah işlemek,suç işlemek,günaha girmek,günahkar olmakأَثِمَ ـَـ إِثْماً
azmak,yanılmak,hata işlemek,günah işlemek,yoldan çıkmak,kötü yola sapmakغَوِيَ ـَـ غَوَايَةً
üzerine nakış işlemek,süslemek,donatmak,işlemek , nakışlamakزَرْكَشَ : زَرْكَشَةً ، هُ
hata işlemek,yanlış yapmak,suç işlemekإِرْتِكَابُ الخَطَأِ
kesmek,suç,günah işlemek,çoluk çocuğunun rızkını kazanmak,temin etmek,cinayet işlemek,koyunu kırkmak,eti kemikten ayırmak,soymak,yarmakجَرَمَ ـِـ جَرْماً وجِرَاماً إِلي ، علي
kesmek,kırkmak,günah işlemek,hurma ağacının meyvesini toplamak,budamak,günah işlemek,kazanmak,almakجَرْمٌ
günah işlemek,suç işlemek,günahkar olmak,haram irtikab etmek,günahkar olmak,helal olmayan iş yapmak,günah etmek,hata etmek,yanılmak,suç işlemekأَثِمَ ـَـ أَثَماً و إِثْماً و أَثَاماً و مَأْثَماً
tarlayı ekin ekmek için sürmek,yeri sürmek,,işlemek,yarmak,hile ve düen eylemek,işlemekفَلَحَ ـَـ فَلْحاً
kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak ,fazla gelip kalmakبَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
beklemek,bakmak,nazar etmek,gözetmek,hıfız etmek,merhamet etmek,kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak,fazla gelip kalmak,arta kalmak,baki kalmak,devam etmek,sebat etmek,بَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً و قَلَ الطَّبِيبُ
sakin olmak,dinmek,sessiz olmak,oturmak,kalmak,ikamet etmek,sakin olmak,hareket etmez olmak,konuşmamak, durmak,yağmur dinmek,rüzgar yavaşlamak,susmak,bir yerde ikamet etmek,hareket durmak,susmak,bir yerde ikamet ekmek,dinmek,sessiz olmak,oturmak,kalmak,eğleşmek,zavallı olmak,sessiz olmak,dinmek,eğleşmek,zavallı olmakسَكَنَ ـُـ سُكُوناً و سُكْنَي و سَكَناً فِي ...
kalmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,sürmek,devam etmekبَقِيَ ـَـ بَقَاءً و فِي القُْآنِ الكضرِيمِ
ölümsüzleştirmek,ebedileştirmek,ebedi kalmak,ebedi kılmak,durmak,meyil etmek,eğilmek,genç ihtiyar olmak,uzun zaman genç kalmakأَخْلَدَ : إِخْلاَداً إِلَي ، بِ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
durmak,faaliyetten kalmak,kesiklik,ılıklık,ılıcalık,gevşeklik,halsizlik,zayıflık,fütur,durmak,faaliyetten kalmak,kesiklikفُتُورٌ
kalmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmakبَقَاءٌ : بَقْيٌ يُقاَلُ فِي الدُّعَاء البقاء لله وحده
bir yerde oturmak,ikamet etmek,kalmak,beklemek,eğlenmek,sabit olmak,durmak,sabit olmak,eğlemekمَكَثَ ـُـ مَكْثاً و مُكْثاً و مِكْثاً و مَكَثَاً و مِكِّيْثَي و مِكِّيْثَاءً و مُكُوثاً و مُكَثاً بِ
yerinde durmak,bir kol üzerinde devam etmek,karşı gelmek,karşı koymak,yapışıp ayrılmamak,devam etmek,karşı gelmek,karşı koymak,mukavemet etmek,kalmak,durmak,suçu sabit olmak,suçlu bulunmak,gerçekleşmek,sağlam ve muhkem olmakثَبَتَ ـُـ ثَبَاتاً و ثُبُوتاً عَلَي ، عِنْدَ
beka,kalım,kalmak,baki olmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmak,ömür,hayatبَقَاءٌ : بَقْيٌ ، ثَبَاتٌ ، إِستِمْرَارٌ ، دَوَامٌ ، خُلُودٌ
yorulmak kalmak,sıcaklık dinmek,sükünet bulmak,bir kimse bir yerde oturmak,ikamet etmek,durmak,gök açık olmak,bulutsuz olmakأَفْثَي : إِفْثَاءً
yorulmak kalmak,sıcaklık dinmek,sükünet bulmak,bir kimse bir yerde oturmak,ikamet etmek,durmak,gök açık olmak,bulutsuz olmakأَفْثَأَ : إِفْثَاءً
daim olmak,devam etmek,durmak,yerleşmek,kalmak,tutmak,yapışmak,dayamak,yerinde durmak,payidar ve ber karar bulmak,bir halde kalıp gitmek,müdavemet ve muvaza etmek,bir işe yapışıp ayrılmamak tahakkuk etmek,sağlam ve muhakkak olmak,sarfta harf atılmamak,hazif olunmamak,menetmek,ecir ve sevap yazmak,yazılmakثَبَتَ ـُـ ثَبَاتاً و ثُبُوتاً عَلَي
deve misvak ağacı yemeden hasta olmak,deve çok misvak ağacı yemek,misvak ağacını otlayıp durmak,veya bir ağacın yapraklarını otlamada kalmak bir işte ısrar etmek,yaranın şişi inip iyileşmeye yüz tutmak,geri kalmak,bir yerde mukim olmak,ikamet etmek,eğleşmأَرَِكَ ـَـُِـ أُرُوكاً و أَرْكاً وأَرَكاً
ebedi ve daimi olan,daimi olan,ölmez, ölümsüz, edebi, baki, daimi, sonsuz, halit,daim, cavidan,ölmez,ebedi,ölümsüz,baki,sonsuz,baki,yaşayan,cavit,ölümsüz,baki,müebbet,ölümsüz,Halit,Halitخَالِدٌ (ج) خَالِدُون : بَاقٌِ ، مُؤّبَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bırakmak,terk etmek,ibka etmek,baki ve daim kılmak,baki etmek,kaldırmak,alıkoymak,artırmak,yaşatmak,berhayat tutmak,sağ bırakmak,öldürmekten affetmekإِستَبْقَي : إِسْتِبْقَاءً
yerinde bırakmak,alıkoymak,durdurmak,baki kılmak,koymak,bulundurmak,baki etmek,devam ettirmek,yaşatmak,artmak,şefkat etmek,acımak,merhamet etmek,biriyle münasebetleri büsbütün bozmayıp husumette pek ileri varmamakأَبْقَي : إِبْقَاءً عَلَي ، مَعَ ، هُ
baki,ebedi,baki kalan,geri kalan,devamlı,kalan,artan,ebedi,elbaki,Allah,evvel ki haleti üzere mümted ve devam eden,payende,zail ve fani ve kayıp olmayanبَاقِي (ج) بَاقُون و بَواق و بَاقِيَاتٌ : من أسماء الله الحسني
kendi halinde kalmak,kalma,kalım,baki olma,devam,sürmek,ebediyet, sonsuzluk,daim olmak,kalım baki olma,devam,ebediyet,sonsuzluk,niteliğini bilmek için vermeye nazar etmekبَقْيٌ : بَقَاءٌ
yürüyen,gezen,başka,sair,hepsi,hep,bütün,artık,diğer,baki,yürüyücü,sair,kalan,yaygın,giden,seyir eden,hepsi,hep,bütün,artık,baki,diğeriسَائِرٌ (ج) سَائِرُونَ
kalmak,daimolmak,kendi halinde kalmak,kalma,kalım,baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,daim olmak,kalım baki olma,devam,ebediyet,sonsuzluk,niteliğini bilmek için vermeye nazar etmek,bakmak,bekleyip yol gözlemekبَقْيٌ : بَقَاءٌ ، نَظَرٌ و يُقَالُ بَقَيْتُهُ أَي نَظَرْتُهُ و تَرَقَّبْتُهُ
beklemek,bakmak,nazar etmek,gözetmek,hıfız etmek,merhamet etmek,kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak,fazla gelip kalmak,arta kalmak,baki kalmak,devam etmek,sebat etmek,بَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً و قَلَ الطَّبِيبُ
bakı (is)معرض تفتيش ، فأل ، تفتيش ، فحص ، معاينة
Cennetül bakiجَنَّةُ البَقِيعِ
baki (ar)باقي ، دائم ، خالد ، سرمدي ، ثابت ، أزلي ، أبدي ، لا يموت ، الله
baki eserlerآثار باقيّة
beka,kalım,kalmak,baki olmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmak,ömür,hayatبَقَاءٌ : بَقْيٌ ، ثَبَاتٌ ، إِستِمْرَارٌ ، دَوَامٌ ، خُلُودٌ
geri kalan,bakiمُتَبَقٍّ
dünya baki değildirمَا الدّنْيَا بَاقِيَةٌ ، مَا الدُّنْيَا بِبَاقِيَةٌ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
geride kalmak,gerilemek,sonraya kalmak,geri kalmak,geç kalmak,gecikmek,eğleşmek,sona kalmak,eğleşmek,sona kalmak,rötar yapmakتَأَخَّرَ : تَأخُّراً عَنْ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
geride kalmak,gerilemek,sonraya kalmak,geri kalmak,geç kalmak,gecikmek,eğleşmek,sona kalmak,eğleşmek,sona kalmak,rötar yapmakتَأَخَّرَ : تَأخُّراً عَنْ
geç kalmak,geri kalmak,sonraya bırakmak,ertelemek,sona almak,gerilenmek,geride kalmak,sonraya kalmak,tehir etmek,sona kalmak,sona bırakmak,gecikmekإِسْتَأْخَرَ : إِسْتِئْخَاراً عن ..
bir şeyden hoşlanmayıp iğrenmek,tiksinmek,korku,öfke ve endişeden konuşmamak,göğsüne vurmak,sessiz kalmak,suskun kalmak,susmak,sessiz kalmak,suskun kalmakوَجَمَ ـِـ وَجْماً و وُجُوماً
bir yerde devam üzere mukim olmak,o yeri belde ve memleket edinmek,ittihaz etmek,yurt tutmak,yerleşmek,harekete muktedir olamamak ,dermansız kalmak,hareketsiz kalmak,dermansız kalmak,bir yerde ikamet etmek,hareketsiz kalmak,dermansız kalmakبَلَدَ ـُـ بُلُوداً بِ و قال الشاعرُ
bir yerde eğlenip kalmak,oturup kalmak,adam oğullarına yiyecek toplamak,aramak,geri kalmak,tehir etmek,balarısı bal yapmakتَأرَّي : تَأَرِّياً بِ ، عَنِ ، هُ
bir yerde devam üzere mukim olmak,bir yeri belde ve memleket edinmek,ittihaz etmek,yurt tutmak,yerleşmek,harekete muktedir olamamak ,dermansız kalmak,hareketsiz kalmak,dermansız kalmak,bir yerde ikamet etmek,hareketsiz kalmak,dermansız kalmakبَلَدَ ـُـ بُلُوداً بِ و قال الشاعرُ
yalan söylemek,ansızdan çıka gelmek,bir şeyi almak,tutmak,şaşmak,galebe etmek,hayret etmek,şaşırtmak,dehşete düşürmek,affalamak,şaşa kalmak,şaşmak,dehşet içinde kalmak,donakalmak,renk soluk ve donuk olmak,dehşet içinde kalmak,şaşkın olma,şaşa kalmak,dona kalmak,kızmış devenin kükremesiبَهِتَ ـَـ و بَهَتَ ـُـ و بَهُتَ ـُـ بَهْتاً و في القرآن
kalmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmakبَقَاءٌ : بَقْيٌ يُقاَلُ فِي الدُّعَاء البقاء لله وحده
nabız atmak,kaymak,geri kalmak,gecikmek,geri kalmak,arkada kalmakأَزَحَ ـَِـ أُزُوحاً
beklemek,bakmak,nazar etmek,gözetmek,hıfız etmek,merhamet etmek,kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak,fazla gelip kalmak,arta kalmak,baki kalmak,devam etmek,sebat etmek,بَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً و قَلَ الطَّبِيبُ
beka,kalım,kalmak,baki olmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmak,ömür,hayatبَقَاءٌ : بَقْيٌ ، ثَبَاتٌ ، إِستِمْرَارٌ ، دَوَامٌ ، خُلُودٌ
kalmak,baki kalmak,geri kalmakتَلِيَ ـَـ تَلَيً مِنْ ، لِ
affalamak,şaşa kalmak,şaşmak,dehşet içinde kalmak,donakalmak,renk soluk ve donuk olmak,dehşet içinde kalmak,şaşkın olmakبَهُتَ ـُـ بَهْتاً و بَهَتاً
devam,sürmek,devam etmek,devam,istidamet,beka,daim olmak,istimrarإِسْتِمْرَارٌ (ج) إِسْتِمْرَارَاتٌ : دَوَامٌ ، بِلاَ إِنْقِطَاعٍ ، إسْتِدَامَةٌ، بَقَاءٌ
bir şeyin devam etmesini,sürmesini istemek,kuş havaya yükselmek için dönerek uçmak devam etmek,sürmek,devamlılık istemek,devamını istemek,devam talep etmek,acele etmemek,aşırı gitmek,beklemekإِسْتَدَامَ : إِسْتِدَامةً فِي
daim olmak dilemek,devam,devam etmek,sürmek,baki olmak,devam talep etmek ve acele etmemek,daimlik,beka,zevalsızlık,süreklilik,bekaإِسْتِدَامَةٌ (ج) إِسْتِدَامَاتٌ : بَقَاءٌ ، دَوَامٌ
devamlı,devam eden,süren,sürekli,kesintisiz,,devam ediyorمُسْتَمِرٌّ (ج) مُسْتَمِرُّون: دَائِمٌ
daim,süren,devam eden,sürekli,devam etmesini isteyen,acele etmeyenمُستَدِيمٌ : دَائِمٌ
devam etmek,bir şeyi daima yapmak,azim, ısrar devam ,sebatمُوَاظَبَةٌ
işi devam ettirdi,sürdürdü,işe devam ettiمَضَي عَلَي الأَمْرِ : دَاوَمَهُ
devam etmek,çalışıp duruşmak,bir şeyi daima yapmak,azim,ısrar,devam,sebatمُوَاظَبَةٌ (ج) مُوَاظَبَاتٌ
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
dayanık,dayanıklık,metanel,sarsılmaz delil ve burhan,fihrist,cetvel,güvenilen,ileri gelen,devam,beka,doğrusunu anlama,inceleme,sebat,azimle devamثَبْتٌ (ج) أَثْبَاتٌ
çalışmayı sürdürdü,çalışmaya devam etti,işe devam etti,ara vermediوَاصَلَ العَمَلَ و فِيهِ : دَاوَمَ او وَاظَبَ عَلَيْهِ
adam işe devam etti,ısrarlaya işlemeye ve yapmaya devam ettiوَاظَبَ الرَّجلُ عَلَي الأمْرِ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
onu incimekte devam etti,eziyet etmeye devam ettiأَطَلَّ عَلَيْهِ بالأَذَي : دَامَ عَلَي إِيْذَائِهِ
adet edinmek,işte çalışmak,çabalamak,bir şeyden ayrılmayarak devam etmek,sebat etmek,emek çekmek,gayret etmek,didinmek,işe devam etmek,davarı şiddetli sürmekدَأَبَ ـَِـ دَأْباً و دَأَباً و دُؤُوُباً عَلَي ، فِي
gölgeliمظل
gölgeli haneمربع مظلل
gölgeli etekسفح ظليل اي مظلل
gölgeli olduأَظَلَّ : صَارَ ذَا ظِلٍ
gölgeli camزُجَّاجٌ مُظَلَّلٌ
gölgeli,abajurluمُظَلَّلٌ
gölgeli haneمُرَّبَعٌ مُظَلَّلٌ
gölgeli,sayedarظَلِيلٌ
gölgeli bir yerمحل مظلل
gölgeli,yapraklı ve meyveli ağaçشجرة ذات ظل و ورق و ثمر
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
uzun ve geniş gölge,gölgeli,yeşil,yeşillikli,taze,toy,çok bol,tahıl evsecek tabakوَارِفٌ : ظَلِيلٌ ، نَضِيرٌ
cennet,göreni delirtecek büyük bahçe ve bostan,behişt,uçmak,ağaçlı gölgeli bahçe,kıyametten sonra salih mümin olanların ilelebet saadet ile iskan eylemeleri Allahtan mevud olan yer,cennet,uçmak,ağaçlı gölgeli bahçe,kıyametten sonra salih mümin olanların ilelebet saadet ile iskan eylemeleri Allahtan mevud olan yerجَنَّةٌ (ج) جَنَّاتٌ و جِنَانٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
güneş görmez yer,güneş görmeyen yer,gölgeli yerمَفْيَأٌ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
gece uyummamak , uykusuz olmak , uyuyamamak,uyanık kalmak,uyumak,gece uyumamak,yatmamak,uykusuz olmak,uyuyamamak,gece uykusu kaçmak,gece oturmak,uyanık kalmak,gece misafir olmak,uyanık kalmak,gece uykusu kaçmakسَهِرَ ـَـ سَهَراً عَلَي
gece kararmak,karanlık artmak,karanlık iyice basmak,kapkaranlık olmak,gece pek karanlık olmak,örtmek,gömmek,saklamak,gizlemek,aralarını bulmak,gizlice öldürmekدَمَسَ ـُِـ دَمْساً و دُمُوساً
gece çok karanlık olmak,gece pek karanlık olmak,kararmak,ay tutulmakغَسَقَ ـُِـ غَسْقاً و غَسَقاً وغَسَقَاناً وغُسُوقاً
gece yarı olmak yahut pek karalık olmak veya büyük kısmı ve sülüsü geçmek,gece çok uzamak veya pek uzun görünmekإِبْهَارَّ : إِبْهِيرَاراً عَلَي
gecelemek,geceyi geçirmek,geceleyin olmak,evlenmek,evlendirmek,bir yerde geceyi geçirmek,gece bir işle meşgul olmak,geceleyin bir iş işlemek,gece vakti iş işlemek,geceyi bir işle geçirmek,bir işi gece yapmak,yatmak,konmak,konaklamak,tünemek,durmak,bulunmak,kalmak,ekmek vesaire bayat olmakبَاتَ ـَِـ بَيْتاً و بَيَاتاً و بَيْتُوتَةً و مَبَاتاً و مَبِيتاً فِي ، هُ و في القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kimsenin gece uykusu kaçmak,uykusuzluk,uyuyamamazlık,gece uyuyamamak,uyanıklık,uykusuz olmakأَرَقٌ : سَهَرٌ ، سُهَادٌ : ذَهَابُ النَّوْمِ لَيْلاً
hiddetlendirmek,öfkelendirmek,öfkelenmek,hiddetten kabarmak,gece pek karanlık olmak,kızmak, kin bağlamak, gece kararmakبَرْطَمَ : بَرْطَمَةً ، هُ
gece ile gitmek,gece yürümek,gece yürütmek,gece götürmek,bir şeyi söküp atmakأَسْرَي : إِسْرَاءً بِ
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,gece vakti saldırmak,hücüm etmek,şebhün,musiki nağmelerinden biri,beyat makamıبَيَاتٌ : اَلهُجُومُ لَيْلاً ، نَغَمٌ مِنْ أَنْغَامِ المُوسِيقِيَ و يُقَالُ البَيَاتُ وَقْعُ البَلاَءِ مِنَ الأَعْدَاءِ لَيْلاً و يُقَالُ أَيْضاً جَاءَهَا بَيَاتاً اَيْ لَيْلاً
sabaha sabaha ulaşmak,gece yarısı uyanmak,sabaha dahil olmak,belirmek,girmek,sabahlamak,sabah olmak,olmak,bir nesne olmak,ortaya çıkmak,zahir olmak,kandili,ampülü yakmakأَصْبَحَ : إِصْبَاحاً وَ فِي القُرْآنِ الكَرَيمِ : فَأَخَذَتهُمُ الرَّجفَةُ فَأَصبَحُوا في دارِهِم جاثِمينَ
itaat etmemek,gözü zayıf olmak,kör olmak,gece pek karanlık olmak,yatmakإِطْرَخَمَّ : إِطْرِخْمَاماً
gece pek karanlık olmak,örtmek,gömmek,saklamak,gizlemek,aralarını bulmak,gizlice öldürmek,gece kararmak,karanlık artmakدَمَسَ ـُِـ دَمْساً ودُمُوساً
sabaha girmek,sabahlamak,sabah olmak,bir nesne olmak,ortaya çıkmak,zahir olmak,kandili,ampülü yakmak,sabahleyin olmak,sabaha dahil olmak,sabaha girmek,sabaha vasıl olmak,sabaha ulaşmak,gece yarısı uyanmak,oldu,belirmek,başlamak,bir nesne olmakأَصْبَحَ : إِصْبَاحاً وَ فِي القُرْآنِ الكَرَيمِ : فَأَخَذَتهُمُ الرَّجفَةُ فَأَصبَحُوا في دارِهِم جاثِمينَ
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,şebhün,musiki nağmelerinden biriبَيَاتٌ
kör olmak,gece pek karanlık olmak,yatmakإِطْرَخَمَّ : إِطْرِخْمَاماً
gündüz yürüyüp gece konmak,gündüz yürümekآوَبَ : مُؤَاوَبَةً ، أَوَّبَ : تَأْوِيباً
güpe gündüz,pek aydın gündüzنَهَارٌ أَنْهَرُ : شَدِيدُ النُّورِ
gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmekظَلَّ ـَـ ظُلُولاً
dernek,toplantı yeri,insanların gündüz biriktikleri meclis,kulup,aşiret,dernek,toplantı yeri,encümen,kulüp,lokal,kişinin ailesi,aşireti,halkı,nsanların gündüz biriktikleri meclis,dernek,toplantı yeri,insanların gündüz biriktikleri meclis,kulup,aşiret,dernek,toplantı yeri,encümen,kulüp,lokal,kişinin ailesi,aşireti,halkı,nsanların gündüz biriktikleri meclis,ehil ve oturanları olan meclisنَادِيٌ (ج) أَنْدِيَةٌ و نَوَادِيُ : مَحْلِسُ
gündüzإِبْنُ الحُبَارِي
gündüzوَجْهُ النَّهَارِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ آمِنُواْ بِالَّذِيَ أُنزِلَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُواْ آخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
gündüzنهار ، صباح
gündüz ortasındaفي وسط النهار ، في جم الظهيرة
gece gündüzليل و نهار ، ليلا و نهارا
gece gündüzلَيْلٌ نَهَارٌ
gece gündüzقَرَّتَان
gündüz ortaokuluإعدادية نهارية
gündüz okuluمدرسة نهارية
gündüz okuluمَدْرَسَةٌ نَهَارِيَّةٌ
gündüz nüfusuسكان النهار
herhangi işi yapmaya çalışmak,say etmek,seğirtmek,uğraşmak,ara bozmak,yorulmak,çocuğuna kazanmak,süratli yürümek,herhangi işi yapmaya çalışmak,yorulmak,çoluk çocuğunun rızkını kazanmak,süratli yürümek,çabalamak,başarmak,işlemek,iş görmek,koşmak,say etmek,arayı bozmakسَعَي ـِـ سَعْياً و مَسْعَيً فِي
şeriat,yasa,kanun yapmak,vaaz etmek,batılı yok yola yaklaşmak,yapmaya başlamak,girişmek,yol etmek,dini açıklamak,etmek,ev cadde üstün olmak,yol açmak,yola yaklaşmak,yapmaya başlamak,yol açmak,yasamak,meşru kılmak,dini açıklamak,girişmek,yol etmekشَرَعَ ـَـ شَرْعاً و شُرُوعاً بِ ، لِ
iyilik yapmaya başladıأَخَذَ يَفْعَلُ الخَيْرَ
şöyle yapmaya başladıطَفِقَ يَفْعَلُ كَذَا
yapmaya devam ettiمَافِتِئَ
yapmaya,işlemeye başladıأَنْشَأَ يَفْعَلُ
şöyle yapmaya,işlemeye başladıأَنْشَأَ يَفْعَلُ كَذَا : شَرَعَ ، أَخَذَ
ilaç yapmaya dair kitapكتاب تركيب الأدوية
filan şeyi yapmaya başladıأَوْشَمَ يَفْعَلُ كَذَا
filanı iş yapmaya zorladıغَصَبَ فُلاَناً عَلَي الأَمْرِ
a, e..yapmaya başlamakطَفَقٌ
nesneyi kastetti,onu yapmaya çalıştıتَاقَ إِلَي الشَّيْئُ : قَصَدَهُ و هَمَّ بِفْعْلِهِ
a, e..yapmaya başlamak,girişmekطَفَقَ ـَـ طَفَقاً وطَفْقاً وطُفُوقاً
istemek,dilemek,bir işi yapmaya sevketmekشَاءَ ـَـ شَيْئاً و مَشِيْئَةً و مَشَاءَةً و مَشَائِيَةً و يَقُولُ العَرَبُ
bir işi yapmaya yönelmek,kast etmekحَدَّي : تَحْدِيَةً
devam,sürmek,devam etmek,devam,istidamet,beka,daim olmak,istimrarإِسْتِمْرَارٌ (ج) إِسْتِمْرَارَاتٌ : دَوَامٌ ، بِلاَ إِنْقِطَاعٍ ، إسْتِدَامَةٌ، بَقَاءٌ
bir şeyin devam etmesini,sürmesini istemek,kuş havaya yükselmek için dönerek uçmak devam etmek,sürmek,devamlılık istemek,devamını istemek,devam talep etmek,acele etmemek,aşırı gitmek,beklemekإِسْتَدَامَ : إِسْتِدَامةً فِي
daim olmak dilemek,devam,devam etmek,sürmek,baki olmak,devam talep etmek ve acele etmemek,daimlik,beka,zevalsızlık,süreklilik,bekaإِسْتِدَامَةٌ (ج) إِسْتِدَامَاتٌ : بَقَاءٌ ، دَوَامٌ
devamlı,devam eden,süren,sürekli,kesintisiz,,devam ediyorمُسْتَمِرٌّ (ج) مُسْتَمِرُّون: دَائِمٌ
daim,süren,devam eden,sürekli,devam etmesini isteyen,acele etmeyenمُستَدِيمٌ : دَائِمٌ
devam etmek,bir şeyi daima yapmak,azim, ısrar devam ,sebatمُوَاظَبَةٌ
işi devam ettirdi,sürdürdü,işe devam ettiمَضَي عَلَي الأَمْرِ : دَاوَمَهُ
devam etmek,çalışıp duruşmak,bir şeyi daima yapmak,azim,ısrar,devam,sebatمُوَاظَبَةٌ (ج) مُوَاظَبَاتٌ
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
dayanık,dayanıklık,metanel,sarsılmaz delil ve burhan,fihrist,cetvel,güvenilen,ileri gelen,devam,beka,doğrusunu anlama,inceleme,sebat,azimle devamثَبْتٌ (ج) أَثْبَاتٌ
çalışmayı sürdürdü,çalışmaya devam etti,işe devam etti,ara vermediوَاصَلَ العَمَلَ و فِيهِ : دَاوَمَ او وَاظَبَ عَلَيْهِ
adam işe devam etti,ısrarlaya işlemeye ve yapmaya devam ettiوَاظَبَ الرَّجلُ عَلَي الأمْرِ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
onu incimekte devam etti,eziyet etmeye devam ettiأَطَلَّ عَلَيْهِ بالأَذَي : دَامَ عَلَي إِيْذَائِهِ
adet edinmek,işte çalışmak,çabalamak,bir şeyden ayrılmayarak devam etmek,sebat etmek,emek çekmek,gayret etmek,didinmek,işe devam etmek,davarı şiddetli sürmekدَأَبَ ـَِـ دَأْباً و دَأَباً و دُؤُوُباً عَلَي ، فِي
gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmekظَلَّ ـَـ ظُلُولاً
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
gündüz yürüyüp gece konmak,gündüz yürümekآوَبَ : مُؤَاوَبَةً ، أَوَّبَ : تَأْوِيباً
güpe gündüz,pek aydın gündüzنَهَارٌ أَنْهَرُ : شَدِيدُ النُّورِ
düşmana saldırmak,hücum etmek,basmak,hamle etmek,tecavüz etmek ,düşmana salırıp üzerine çökmek,geri dönmek,gece gündüz tekrar etmek,geri çevirmek,döndürmek,gidip gelmek,düşmana saldırmak,hücüm etmek,düşmana salırıp üzerine çökmek,geri dönmek,gece gündüz tekrar etmek,dönmek,geri çevirmek,döndürmek,gidip gelmekكَرَّ ـُِـ كَرّاً و كُرُوراً و تَكْرَاراً عَلَي
bakıp görmek,Basraya gelmek,küfrü bırakıp iman etmek,kapıya perde takmak,gündüz aydınlık olmak,yol açık ve belli olmak,kulak vermek,dikkat etmek,görmek,görebilmek için bakmak,bilmekأَبْصَرَ : إِبْصَاراً إِلَي ، هُ
bir kimseye akşam yemeği vermek,Allah bir kimseyi gündüz görüp gece görmemek hastalığına müptela etmek,yani aşa kılmak,vermekأَعْشَي : إِعْشَاءً ، هُ
dernek,toplantı yeri,insanların gündüz biriktikleri meclis,kulup,aşiret,dernek,toplantı yeri,encümen,kulüp,lokal,kişinin ailesi,aşireti,halkı,nsanların gündüz biriktikleri meclis,dernek,toplantı yeri,insanların gündüz biriktikleri meclis,kulup,aşiret,dernek,toplantı yeri,encümen,kulüp,lokal,kişinin ailesi,aşireti,halkı,nsanların gündüz biriktikleri meclis,ehil ve oturanları olan meclisنَادِيٌ (ج) أَنْدِيَةٌ و نَوَادِيُ : مَحْلِسُ
gündüzإِبْنُ الحُبَارِي
gündüzنهار ، صباح
gündüzوَجْهُ النَّهَارِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ آمِنُواْ بِالَّذِيَ أُنزِلَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُواْ آخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
gündüz ağardıإِبْيَضَّ النَّهَارُ
gündüz sıcaklığıحرارة النهار
güpe gündüzجِهَاراً نَهَاراً
gündüz sırasındaأثناء النهار
devam,sürmek,devam etmek,devam,istidamet,beka,daim olmak,istimrarإِسْتِمْرَارٌ (ج) إِسْتِمْرَارَاتٌ : دَوَامٌ ، بِلاَ إِنْقِطَاعٍ ، إسْتِدَامَةٌ، بَقَاءٌ
bir şeyin devam etmesini,sürmesini istemek,kuş havaya yükselmek için dönerek uçmak devam etmek,sürmek,devamlılık istemek,devamını istemek,devam talep etmek,acele etmemek,aşırı gitmek,beklemekإِسْتَدَامَ : إِسْتِدَامةً فِي
daim olmak dilemek,devam,devam etmek,sürmek,baki olmak,devam talep etmek ve acele etmemek,daimlik,beka,zevalsızlık,süreklilik,bekaإِسْتِدَامَةٌ (ج) إِسْتِدَامَاتٌ : بَقَاءٌ ، دَوَامٌ
devamlı,devam eden,süren,sürekli,kesintisiz,,devam ediyorمُسْتَمِرٌّ (ج) مُسْتَمِرُّون: دَائِمٌ
daim,süren,devam eden,sürekli,devam etmesini isteyen,acele etmeyenمُستَدِيمٌ : دَائِمٌ
devam etmek,bir şeyi daima yapmak,azim, ısrar devam ,sebatمُوَاظَبَةٌ
işi devam ettirdi,sürdürdü,işe devam ettiمَضَي عَلَي الأَمْرِ : دَاوَمَهُ
devam etmek,çalışıp duruşmak,bir şeyi daima yapmak,azim,ısrar,devam,sebatمُوَاظَبَةٌ (ج) مُوَاظَبَاتٌ
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
dayanık,dayanıklık,metanel,sarsılmaz delil ve burhan,fihrist,cetvel,güvenilen,ileri gelen,devam,beka,doğrusunu anlama,inceleme,sebat,azimle devamثَبْتٌ (ج) أَثْبَاتٌ
çalışmayı sürdürdü,çalışmaya devam etti,işe devam etti,ara vermediوَاصَلَ العَمَلَ و فِيهِ : دَاوَمَ او وَاظَبَ عَلَيْهِ
adam işe devam etti,ısrarlaya işlemeye ve yapmaya devam ettiوَاظَبَ الرَّجلُ عَلَي الأمْرِ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
onu incimekte devam etti,eziyet etmeye devam ettiأَطَلَّ عَلَيْهِ بالأَذَي : دَامَ عَلَي إِيْذَائِهِ
adet edinmek,işte çalışmak,çabalamak,bir şeyden ayrılmayarak devam etmek,sebat etmek,emek çekmek,gayret etmek,didinmek,işe devam etmek,davarı şiddetli sürmekدَأَبَ ـَِـ دَأْباً و دَأَباً و دُؤُوُباً عَلَي ، فِي
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,iptal etmek,belirsiz etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر
eğilmek,bükülmek,çarpılmak,arz etmek,itmat etmek,caymak,önüne geçmek,hücüm etmek,yönelmek,yöneltmek,tevecch etmek,ikbal etmek,rağbet etmek,ıraklaştırmak,kenardan yürümekأَنْحَي : إِنْحَاءً عَلَي ، عَنْ ، لِ
almak,ahz etmek,kabul etmek,elde etmek,ele geçirmek,gafil avlamak,yakalamak,tutmak,başlamak,kapmak,tesir etmek,alıkoymak,hapis etmek,men etmek,zorlamak,öldürmekأَخَذَ ـُـ أَخْذاً وتَأْخَاذاً و مَأْخَذَاً بِ ،عَلَي ، عَنْ ، فِي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
uyandırmak,kaldırmak,uyarmak,farkına vardırmak,andırmak,tanımak,tembih etmek,ihtar etmek,nazarı dikkatini celp etmek,fark etmek,temyiz etmek,itham etmek,bir şeyi birine anlatmak,uyarmak,itham etmekأَبَّهَ : تَأْبِيهاً بِ
bir şeyi tasavvur ederken aklı başkasına gitmek,kalbe murat edilenden başka şey gelmek,yanılmak,sanmak,hayal etmek,tahayyül etmek,zan etmek,kuruntu etmek,vehim etmek,hesapta yanlışlık etmekوَهِمَ ـَـ وَهَماً فِي
tahdit,hudut tayin etmek,nihayetini malum etmek,sıfatı lazimesini tayin etmek,hadbeyan etmek,sınırlama,tahdit etmek,belirlemek,belirtmek,sınırlamak,had beyan etmek,keskinletmek,had beyan etmek,bir şeyin haddini ve sınırını beyan etmek,keskinleştirmek,sivriltmek,bilemek,tespit,tespit etmekتَحْدِيدٌ (ج) تَحْدِيدَاتٌ ، تَثْبِيتٌ
seğirtmek,hareket etmek,titremek,lerzan olmak,ihtilaç,zihni işgal etmek,ürpermek,rahatsız etmek,tedirgin etmek,taciz etmek,canını sıkmak,hareket etmekإِخْتِلاَجٌ (ج) إِخْتِلاَجَاتٌ
gündüzün başlangıcı,sabah,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,kandil alevi,ateşi,yakışık,güzel,erte,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,gündüzün başlangıcı,sabah vakti,tanağarma zamanı,erte,tan,gündüzün yarısından evvel vakti,sabah,gündüz,ortalıkصَبَاحٌ : أُصْبُوحَةٌ و في المثل
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
gündüzünفي النهار ، نهارا ، وقت النهار
gündüzün uzantısıبَيَاضُ اليَوْمِ : طُولُهُ و يُقَالُ ظَلَّ يَعْمَلُ بَيَاضَ يَوْمِهِ أَيْ طُولِهِ
gündüzün uzantısıبَيَاضُ اليَوْمِ
gündüzün başlangıcıنَحْرُ النَّهَارِ
gündüzün başlangıcıصَدْرُ النَّهَارِ
gündüzleyin,gündüzünنَهَاراً
gündüzün yazdıظِلَّ يَكْتُبُ
gündüzün ve geceleyinنَهَاراً وَ لَيْلاً
gündüzun kuşlık vakti yükseldiإِزْلأَمَّ النَّهَارُ : إِرْتَفَعَ ضُحَاهُ
gündüzün tozu çok olduقَتَمَ النَّهَارُ : كَثُرَ فِيْهِ القَتَامُ
gündüzün sıcaklığı arttı,şiddetlendiتَأَجَّمَ النَّهَارُ : إِشْتَدَّ حَرُّهُ
gündüzün sıcağı şiddetlendi,arttıتَوَهَّجَ النّهَارُ : إِشْتَدَّ
gündüzün tümü ve aklığıأَدِيمُ النَّهَارِ : كُلُّهُ او بَيَاضُهُ
devam,sürmek,devam etmek,devam,istidamet,beka,daim olmak,istimrarإِسْتِمْرَارٌ (ج) إِسْتِمْرَارَاتٌ : دَوَامٌ ، بِلاَ إِنْقِطَاعٍ ، إسْتِدَامَةٌ، بَقَاءٌ
daim olmak dilemek,devam,devam etmek,sürmek,baki olmak,devam talep etmek ve acele etmemek,daimlik,beka,zevalsızlık,süreklilik,bekaإِسْتِدَامَةٌ (ج) إِسْتِدَامَاتٌ : بَقَاءٌ ، دَوَامٌ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
bir şey devam etmek, sürmek, becermek, durmak,sabit olmak,bir işe devam etmek,işten ayrılmamak,borç vacip olmakوَصَبَ ـِـ وُصُوباً عَلَي
birine şin gerek şeylerini hazırlamak,bir şery devam etmek,sürmek,saymak,vermek,bağışlamak,devam etmek,ele geçirebilecek durumda olmak,muktedir olmak,saymakأَوْهَبَ : إِيْهَاباً لِ
beklemek,bakmak,nazar etmek,gözetmek,hıfız etmek,merhamet etmek,kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak,fazla gelip kalmak,arta kalmak,baki kalmak,devam etmek,sebat etmek,بَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً و قَلَ الطَّبِيبُ
bir şeye özellikle içki ve uyuşturucu maddelere bağımlı olmak,alışmak,tiryakisi olmak,müptela olmak,düşkün olmak,devam etmekأَدْمَنَ : إِدْمَاناً بِ ، عَلَي
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
gelmek,ileri gitmek,rağbet etmek,yaklaşmak,rağbet etmek,bir işi yapmaya devam etmek,mahsul bol olmak,birisinin gözünün karasını şaşı eylemek,yapışmak,sağlam tutmak,yönelmek,önüne almak,bir kimse cahilken alim olmak,bir şeye başlayıp devam etmek,dönmek,baأَقْبَلَ : إِقْبَالاً إِلَي ، بِ ، عَلَي
devam etmek,durup ayrılmamak,devam,mesai,daim olmak,devamlılık,süreklili,ardı arkası kesilmeyiş,ayrılmamak,resmi mesai saati,çalışanın iş yerinde geçireceği vakit,kalıcılıkدَوَامٌ : إِسْتِمْرَارٌ
bir şey devam etmek,sabit olmak,bir işe devam etmek,işten ayrılmamakوَصَبَ ـِـ وُصُوباً عَلَي
yerinde durmak,bir kol üzerinde devam etmek,karşı gelmek,karşı koymak,yapışıp ayrılmamak,devam etmek,karşı gelmek,karşı koymak,mukavemet etmek,kalmak,durmak,suçu sabit olmak,suçlu bulunmak,gerçekleşmek,sağlam ve muhkem olmakثَبَتَ ـُـ ثَبَاتاً و ثُبُوتاً عَلَي ، عِنْدَ
tamamen doldurmak,dolmak,akmak,daimi olmak,devam etmek,yeşermek,sürmek,ağaç kuruduktan sonra yeşermek,devam etmek,kapıyı,gediği kapatmak,sed etmek,elbiseyi yamamak,رَدَمَ ـُـ رَدْماً
sakin olmak,sessiz olmak,dinmek,devam etmek,durgunlukسُجُوٌّ : سُكُونٌ : دَوَامٌ
kalmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,sürmek,devam etmekبَقِيَ ـَـ بَقَاءً و فِي القُْآنِ الكضرِيمِ
beklemek,bakmak,nazar etmek,gözetmek,hıfız etmek,merhamet etmek,kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak,fazla gelip kalmak,arta kalmak,baki kalmak,devam etmek,sebat etmek,بَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً و قَلَ الطَّبِيبُ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak ,fazla gelip kalmakبَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً
kalmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,sürmek,devam etmekبَقِيَ ـَـ بَقَاءً و فِي القُْآنِ الكضرِيمِ
hayvan ürküp kaçmak,güre olmak,yabanileşmek,vahşileşmek,tavahhuş etmek,bir yerde durmak,ikamet etmek,oturmak,kalmak,sabit olmak,ayrılmamak,karar etmek,şair şiirinde manası bilinmeyen garip,tuhaf ve çetin lafızlar kullanmak,daimi olmak,baki olmak,beka bulmأَبَدَ ـُِـ أُبُوداً بِ
kalmak,daimolmak,kendi halinde kalmak,kalma,kalım,baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,daim olmak,kalım baki olma,devam,ebediyet,sonsuzluk,niteliğini bilmek için vermeye nazar etmek,bakmak,bekleyip yol gözlemekبَقْيٌ : بَقَاءٌ ، نَظَرٌ و يُقَالُ بَقَيْتُهُ أَي نَظَرْتُهُ و تَرَقَّبْتُهُ
hayvan ürküp yabanileşmek,yabancıllaşmak,vahşilenmek,vahşileşmek,tavahhuş etmek,ürküp kaçmak,firar etmek,kızmak,öfkelenmek,gazaba gelmek,bir yerde ikamet etmek,beklemek,durmak,şair şiirinde manası anlaşımaz güç,meçhul,garip lafız ,ibare ve kelemeler kullanmak,sahipsiz ve ıssız kalmak,baki ve daim olmak,beka bulmakأَبَدَ ـَِـُ أُبُوداً
beka,kalım,kalmak,baki olmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmak,ömür,hayatبَقَاءٌ : بَقْيٌ ، ثَبَاتٌ ، إِستِمْرَارٌ ، دَوَامٌ ، خُلُودٌ
durmak,ikamet etmek,paydar ve baki olmakتَبَنَّكَ : تَبَنُّكاً بِ
durmak,ikamet etmek,paydar ve baki olmakتَبَنًَّكَ : تَبَنُّكاً و يقال تَبَنَّكَ فِي عِزِّهِ
arta kalmak,bırakmak,baki etmek,devam ettirmekتَبَقَّي : تًَبَقِّياً
kendi halinde kalmak,kalma,kalım,baki olma,devam,sürmek,ebediyet, sonsuzluk,daim olmak,kalım baki olma,devam,ebediyet,sonsuzluk,niteliğini bilmek için vermeye nazar etmekبَقْيٌ : بَقَاءٌ
durmak,faaliyetten kalmak,kesiklik,ılıklık,ılıcalık,gevşeklik,halsizlik,zayıflık,fütur,durmak,faaliyetten kalmak,kesiklikفُتُورٌ
durmak,kalmak,ikamet etmekأَبَنَّ : إِبْنَاناً ، بِ ، بَنَّ ـِـ بَنّاً
durmak,kalmak,ikamet etmekبَنَّ ـِـ بَنّاً ، أَبَنَّ : إِبْنَاناً ، بِ
geride kalmak,gerilemek,sonraya kalmak,geri kalmak,geç kalmak,gecikmek,eğleşmek,sona kalmak,eğleşmek,sona kalmak,rötar yapmakتَأَخَّرَ : تَأخُّراً عَنْ
geride kalmak,gerilemek,sonraya kalmak,geri kalmak,geç kalmak,gecikmek,eğleşmek,sona kalmak,eğleşmek,sona kalmak,rötar yapmakتَأَخَّرَ : تَأخُّراً عَنْ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
geç kalmak,geri kalmak,sonraya bırakmak,ertelemek,sona almak,gerilenmek,geride kalmak,sonraya kalmak,tehir etmek,sona kalmak,sona bırakmak,gecikmekإِسْتَأْخَرَ : إِسْتِئْخَاراً عن ..
bir şeyden hoşlanmayıp iğrenmek,tiksinmek,korku,öfke ve endişeden konuşmamak,göğsüne vurmak,sessiz kalmak,suskun kalmak,susmak,sessiz kalmak,suskun kalmakوَجَمَ ـِـ وَجْماً و وُجُوماً
bir yerde devam üzere mukim olmak,o yeri belde ve memleket edinmek,ittihaz etmek,yurt tutmak,yerleşmek,harekete muktedir olamamak ,dermansız kalmak,hareketsiz kalmak,dermansız kalmak,bir yerde ikamet etmek,hareketsiz kalmak,dermansız kalmakبَلَدَ ـُـ بُلُوداً بِ و قال الشاعرُ
bir yerde eğlenip kalmak,oturup kalmak,adam oğullarına yiyecek toplamak,aramak,geri kalmak,tehir etmek,balarısı bal yapmakتَأرَّي : تَأَرِّياً بِ ، عَنِ ، هُ
bir yerde devam üzere mukim olmak,bir yeri belde ve memleket edinmek,ittihaz etmek,yurt tutmak,yerleşmek,harekete muktedir olamamak ,dermansız kalmak,hareketsiz kalmak,dermansız kalmak,bir yerde ikamet etmek,hareketsiz kalmak,dermansız kalmakبَلَدَ ـُـ بُلُوداً بِ و قال الشاعرُ
yalan söylemek,ansızdan çıka gelmek,bir şeyi almak,tutmak,şaşmak,galebe etmek,hayret etmek,şaşırtmak,dehşete düşürmek,affalamak,şaşa kalmak,şaşmak,dehşet içinde kalmak,donakalmak,renk soluk ve donuk olmak,dehşet içinde kalmak,şaşkın olma,şaşa kalmak,dona kalmak,kızmış devenin kükremesiبَهِتَ ـَـ و بَهَتَ ـُـ و بَهُتَ ـُـ بَهْتاً و في القرآن
kalmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmakبَقَاءٌ : بَقْيٌ يُقاَلُ فِي الدُّعَاء البقاء لله وحده
nabız atmak,kaymak,geri kalmak,gecikmek,geri kalmak,arkada kalmakأَزَحَ ـَِـ أُزُوحاً
beklemek,bakmak,nazar etmek,gözetmek,hıfız etmek,merhamet etmek,kalmak,beka bulmak,daimi olmak,durmak,eski halinde olmak,baki olmak,devam etmek,sürmek,yaşamak,ber hayat bulunmak,artmak,fazla gelip kalmak,arta kalmak,baki kalmak,devam etmek,sebat etmek,بَقَي ـِـ بَقَاءً و بقْياً و بَقِيَ ـَـ بَقَاءً و بَقْياً و قَلَ الطَّبِيبُ
beka,kalım,kalmak,baki olmak,temelleşmek,kalım baki olma,devam,sürmek,ebediyet,sonsuzluk,kalmak,var olmak,daimi olmak,beka,devamlılık,evvelki hal üzere kalmak,bozulmamak,değişmemek,ölmemekevvelki hal üzere kalmak,beka,kalım,daim olmak,kalmak,temelleşmek,ölümsüzlük,var olmak,ömür,hayatبَقَاءٌ : بَقْيٌ ، ثَبَاتٌ ، إِستِمْرَارٌ ، دَوَامٌ ، خُلُودٌ
kalmak,baki kalmak,geri kalmakتَلِيَ ـَـ تَلَيً مِنْ ، لِ
affalamak,şaşa kalmak,şaşmak,dehşet içinde kalmak,donakalmak,renk soluk ve donuk olmak,dehşet içinde kalmak,şaşkın olmakبَهُتَ ـُـ بَهْتاً و بَهَتاً
öksüz olmak,yetim olmak,yetim kalmak,anasız babasız kalmak,yalınız kalmakيَتِمَ ـَِـ يُتْماً و يَتْماً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid