1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid açtığı zaman,açtığında/dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısı عَطْشَان نَطْشَان
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
açtığı vakitteحِيْنَ فَتَحَ
açtığı zamandaلَمَّا فَتَحَ
açtığı zaman,açtığındaإِذْ فَتَحَ
eğer açsa , açtığı zamandaإِذَا فَتَحَ
sabanın açtığı iz,arkتَلَمٌ (ج) أَتْلاَمٌ
sabanın yerde açtığı ark,hendekتَلَمٌ (ج) أَتْلاَمٌ
su yolu,selin açtığı nehir,çekmeceجَارُورٌ
su olurken akarken yere açtığı çukurثِبجَارَةٌ
oluk suyunun döküldüğü yerde açtığı çukurثِبْجَارَةٌ
oluk suyunun döküldüğü yerde açtığı çukurثِنْجَارٌ : ثِنْجَارَةٌ
içinde havuzu bulunan bahçe,yağmur suyunun açtığı çukurثَجَّةٌ (ج) ثَجَّاتٌ
yar,yalçın dağın yalımı,sarp tarafı,sel suyunun açtığı yar,sahnlıkجُرْفٌ (ج) جِرَفَةٌ و أَجْرَافٌ و أَجْرُفٌ و يُقَالُ فُلاَنٌ يَبْنِي َلَي جُرْفٍ هارٍ
yer yarığı,karık,çukur,kabartma çizgi,sabanın açtığı iz,kırışık,tahta veya maden üstüne kazılan ufak olukأُخْدُودٌ (ج) أَخَادِيدُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gedmek,çentmek,bir nesnenin ağzını yahut kenarını diş diş etmek,çatlatmak,gedik,çentik,saban demirinin yerde açtığı yolثَلْمٌ (ج) أَثْلاَمٌ
açtığı zaman,açtığındaإِذْ فَتَحَ
dili geçmiş zaman kipiصيغة الفعل الماضي الشهودي
zaman,vakit,süre,ınca,ince,dığında,dığı,diğinde,bazen,zaman zaman,ara sıra,ne zaman,ne vakit,iken derken,halde,vakitteحِيْنَمَا
zaman,müddet,bir parça zaman,süre,kısa veya uzun zamanمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ
olduğu vakitte,zaman,vaktaki,vakit,süre,ınca,ince,dığında,dığı,diğinde,bazen,zaman zaman,ara sıraحِيْنَ
şart edatı,çünkü,için,zaman,vakit,eğer,vaktaki,o vakit,bu zamanda,madem ki,çünkü,için,zaman,olduğu zaman,ne zaman,birden,derkenإِذْ : أَدَاةُ الشَّرْطِ :إِذْ ذَاكَ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir nesnenin zaman,bir süre,bir müddet,kısa veya uzun zaman,müddet,bir parça zaman,süre,vakit,zaman,esnada, müddette,vakitte vaktinde,savaş esnasında ölmüştürمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ : فِي أَثْنَاءَ نحو : مَاتَ مُدَّةَ الحَرْبِ
zaman geçmesi,zaman aşımı,müruru zamanمُرُورُ الزَّمَانِ
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
çocuk acizlik ve dili tutulduktan sonra dili açıldı,fasih olduأَذْرَبَ الوَلَدُ : فَصُحَ لِسَانُهُ بَعْدَ اَنْ حُصِرَ و عجَز
sığır dili,öküz dili denilen otلِسَانُ الثَّوْرِ
pepe,dili tutuk,dili tutulmuş,peltekأَلْكَنُ (ج) لُكْنٌ (م) لَكْنَاءُ : مَنْ ثَقُلَ لِسَانُهُ أَوْ كَانَ لاَ يُقِيمُ العَرَبِيَّةَ لِعُجْمَةِ لِسَانِهِ
dığı zaman,dığı vakit,ince,ınca,ken,hemen,her ne zaman,zaman,iken,ne zaman,ne vakitعِنْدَمَا
bir kere,bazen,kimi zaman,bazen,defalarca,bir çok kez,zaman zaman,gibi,olarakتَارَةً ، مَرَّةً ، اَحْيَاناً
vakit,çağ,zaman,belirsiz bir zaman,hengam,bir vakit,....dığın vakit,......dığın zaman,az veya çok zaman,olduğu vakit,vaktaki,çağ,müddet,ölmek,ne vakit,ne vakitki,ne zaman,olduğu vakit,o vakit,bu esnada,vaktinde,esnasında,az veya çok zaman,olduğu ,çağ,müddet,hin,belirsiz bir zaman حِيْنٌ (ج) أَحْيَانٌ و أَحَايينُ : وقت و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
harfleri ta ve mime çaldırarak veya dilini daima damağına dokundurarak söylemekتَمْتَمَ : تَمْتَمَةً و تمْتَاماً و يقال فُلان يتمتم الكلام
harfleri ta ve mime çaldırarak veya dilini daima damağına dokundurarak lakırdı eden,peltek,kekemeتَمْتَامٌ (م) تَمْتَامَةٌ و يقال رَجُلٌ تَمْتَامٌ و إمْرَأَةٌ تَمْتَامَةٌ
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
ağzı geniş kuyu,ağzı büyük kadın,ağzı yayvan mızrak yarasıفَوْهَاءُ
ağzı bozuk,pis ağızlı,kötü dilli,sövücü,ağzı zifirliبَذِئٌ (م) بَذِيئَةٌ
ağzı pis, ağzı bozuk,dili uzun olan kimseذَرِعٌ
dili zehir,kötü sözlü,ağzı bozuk,ağzı pisبَذِئٌ (ج) أَبْذِيَاءُ (م) بَذِيئَة
ağzı su ile çalkamak,ağzı yıkamak,ağızda çalkalamak,mazmaza etmekمَضْمَضَةٌ
ağzı pis,bedzeban,ağzı çelikli,acı söyleyenبَذِئُ اللِّسَانِ
ısırmamak veyahut bir şey yememek için ağzı bağlı olan hayvan,ağzı esnekliمَكْعُومٌ
dili zifirli,ağzı pis,bedzeban,ağzı çelikli,dilazar kimse ,ağzıbozuk,fuhuş sözlü,acı söyleyen,telhguبَذئُ اللسَّانِ ، ذُو سَفَهٍ فِي كَلاَمِهِ
krater,yanardağ ağzı,volkan ağzıفُوهَةُ البُرْكَانِ
ağzı kötü kokan,ağzı kötü kokma hastalığına tutulanأَبْخَرُ (م) بَخْرَاءُ (ج) بُخْرٌ
çağıldamak,ağzı dar bir kabın,ağzı aşağı doğru suya dikilip dolarken çıkardığı lak lak sesini taklit etmek,fıkırdamak,kaynamak,adam durmadan konuşmak,sözü saçıp dağıtmak,gecezelik yapmakبَقْبَقَ : بَقْبَقَةً ، هُ
ağzı gedilmiş kılıç,gedikli kılıç,ağzı çentilmiş kılıçأَفَلُّ و يُقَالُ سَيْفٌ أَفَلُّ أَيْ فِي حَدِّهِ إِنْكِسَارٌ
edebe mugayir lakırdı söyleyen,bedzeban,ağzı bozuk,küfürbaz,sayıp sövücü,karalayıcı,boşboğaz,pis ağızlı,edepsiz,terbiyesiz kimse,hayasız,utanmaz,çirkef ağızlı,ağzı çelikli,dilazar kimse,ağzıbozuk,fuhuş sözlü,acı söyleyen,telhgu,merası olmayan yerبَذِئٌ (ج) أَبْذِيَاءٌ (م) بَذِيَّةٌ ، بَذِيئَةٌ ، فَاحِشٌ فِي كَلاَمِهِ يُقَالُ فُلاَنٌ بَذِئُ اللِّسَانِ
ağzı bozuk olmak,küfürbaz olmak ,edepsizce söylemek,biedebane lakırdı etmek,bedzeban olmak,ağzı bozuk olmak,küfürbaz olmak,kötü söz söylemekبَذُؤَ ـُـ بَذْءأً و بَذَاءً و بَذَاءَةً و بَذِئَ ـَـ بَذَاءَةً و بَذاوَةً
çocuk acizlik ve dili tutulduktan sonra dili açıldı,fasih olduأَذْرَبَ الوَلَدُ : فَصُحَ لِسَانُهُ بَعْدَ اَنْ حُصِرَ و عجَز
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
sığır dili,öküz dili denilen otلِسَانُ الثَّوْرِ
pepe,dili tutuk,dili tutulmuş,peltekأَلْكَنُ (ج) لُكْنٌ (م) لَكْنَاءُ : مَنْ ثَقُلَ لِسَانُهُ أَوْ كَانَ لاَ يُقِيمُ العَرَبِيَّةَ لِعُجْمَةِ لِسَانِهِ
anahtar dili,kilit diliلِسَانُ المِفْتَاحِ
nutuk ve kelama muktedir olmayan,dilsiz,pek suskun,dili tutulmuş olan,dili bağlı olan,acem,Arap olmayan kişi,ebkem,yabancı,ecnebi,Arapça bilmez,boş olmayıp ses vermeyen,som,kapalı,belirsiz,gizliأَبْهَمُ (ج) بُهْمٌ و بُهُمٌ : (م) بَهْمَاءُ ، أَبْكَمُ ، أصمت ، أعجم
fasih dilli,açık ve düzgün dilli,düzgün konuşan,dili yüğrük talakatli,dili fasih,açık olan,söz ebesiفَصِيحُ اللِّسَانِ : ذَلِقٌ ، طَلِقٌ
kırmak,deveyi su içerken azarlamak,konuşmada hızlı olup çabuk söylerken dili burkulmak,konuşmada hızlı olup çabuk söylerken dili burkulmak,kırmakهَتْهَتَ : هَتْهَتَةً
yakmak,acıtmak,dil ve acı sözlerle incitmek,güneş yakmak,dili ile sözü ile onu incitmek,sokmak,bir şeyi ateş yakmak,güneş yakmak,dokunmak,dili ile sözü ile onu incitmek,sokmakلَذَعَ ـَـ لَذْعاً بِ
hukuk diliلغة الحقوق
hukuk diliلُغَةُ الحُقُوقِ
Hollanda Diliاللغة الهولندية
hayvan diliلسان الحيوان
haritaların diliلغة الخرائط
Hamitik diliلغة حامية
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
rüzgar bulutları sürüp havayı açmak,dağıtmak,kaçmak,hafif buz tabakası,eski kürk,kurumuş deri,hamam süprüntüsü,balgam,ahmak adam,deve kuşu yeleği,kurumuş deri,panik,halkın kaçıp dağılmasıقَشْعٌ
develeri susuz koydu,deveyi susuz bıraktıثَأْثَأَ الإبِلَ ثأْثَأَةً : عطّشها
susuz adam,susamış,susuz,teşneظَمْآن (م) ظَمْآنَة (ج) ظُِمَاء: عَطْشَانُ
pek susuz,daha susuzأَظْمَأُ و فِي المَثَلِ
memesi pek küçük kadın,kulağı kesik hayvan,sütü çekilmiş yahut memesi kuruşmuş dişi hayvan,büsbütün susuz çöl,susuz ovaجَدَّاءُ و يقال إمرأة جَدَّاءُ اي صغيرة الثّدي و دابة جدًّاء و شاة جدّاء و فلاة جدّاء اي قاحلة لا ماء فيها
kırık,kırılmış,zayıf,ihtiyarkurumuş ot,bitki,ot kurusu,geçen yıldan kalmış ot,kuru otlak,kuru şey,ağaçları kurumuş yer,kuru odun,kuruyup ufaklanan ot,kuruyup ufaklanan ot,kurumuş ot,bitki,ot kurusuهَشِيمٌ و فِي القرآنِ الكَرِيم
avcıların kuş tuzağına koydukları kuş,yem,ben,susuz olan davar,mostıra,susuz olan davarمِلْوَاحٌ
kurumuşقفيف ، مجفف ، متقحل ، يابس ، ناشف ، قحل ، جافّ
kurumuş ağaçقَفْلٌ
kurumuş ağaçقَفِيلٌ
kuru,kurumuşجَافٌّ (م) جَافَّةٌ : يَابِسٌ
başaklar kurumuşيبست السنابل قبل تمام النموّ
başaklar kurumuşيَبُسَتِ السّنَابِلُ قَبْلَ تَمَامِ النُّمُوِّ
bulaşıp kurumuş kanجَاسِدٌ : جَسِدٌ : جَسِيدٌ
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
bir nesnenin iyisi,hayırlısı,seçkini,güzidesi,,baş,hörgüç tepesi,hayvanların burunlarına giren bir nevi sinek,hayvana üşen sinek,üvez,üyez,sıcak günlerde hayvana üşen sinekقَمَعَةٌ (ج) قَمَعٌ و مَقَامِعُ
sivri sinek için kurup içinde yatılan cibinlik,örtü,zar,durum,örtü,üvez ve sinek girmesin diye ince bezden yaptıkları perde,göz nuru bulanmakكِلَّةٌ (ج) كِلَلٌ و هُوَ السِّتْرُ الرَّقِيق
ahmak,düzeni olmayan çoban,yavsı denen sinek,açlık,geçim sıkıntısı,yaşam hususunda kötü tedbir,zayıf ve arık koyunlar,ayak takımı,vahşi,yabani,medenyet görmemiş,canavar,bön,üvez dedikleri küçük sinek ki koyunun ve sair davarın yüzüne çokar,davara üşen ufak sinek,yavsı denen sinek,açlık,geçim sıkıntısı,yaşam hususunda kötü tedbir,zayıf ve arık koyunlar,kaba ve değersiz,ayak takımı,vahşi,iptidai,yabani,medenyet görmemiş,canavar ruhlu,ahmak,düzeni olmayan çoban,sivri sinek gibi ufak bir çeşt sinekهمَجٌ و يُقَالٌ
sinek,sinek vızıltısıخَازِبَازِ : ذُبَابٌ
sinek vızıltısı ve sinek çınırtısı,vızırdamak,çinremek,çin çin ötmek,kulak çınlamak,çangırdamak,leğen sesi,vızlama,çınlama,tınlama,çın,tın sesi,tanin,seda,ses,çıngırtıطَنِينٌ
sinekذبابة (ج) ذباب و ذبان و أذبة ، بعوضة ، بعوض ، ناموس ، يسف
sinekرُمْدٌ
sinekأَبُو حكيم : ذباب
sinekأَقْدَحُ : ذُبَابٌ
sinekأَبُو الحدرس : ذباب
sinekأَبُو جَعْفَر : ذُبَابٌ
sinek tersiخُرْءُ الذُبَابِ
sinek (zol)ذباب
sinek avlamakصَيْدُ الذُبَّان
soğuk,süraatli yürüyüş,hıçkırık,gürültü,ağlama sesi,gök gürleme sesi,fıkırdamak,fokurdamak,kaynamak,fokurtu,uğultu,kurşun sesi vızıltısı,gürültü,kaynamak,uğultu,çömlek,tencere ve kazan kaynarken hasıl olan avazı,sesi,cızırtı,kuşun vızıltısı,uçak motornunأَزِيْزٌ : بَرْدٌ ، بَارِدٌ : ، صَوْتُ الرَّعْدِ ، صَوْتُ الرَّصَاصِ ،صَوْتُ مُحَرِّكِ الطَّائِرَةِ ، صَوْتُ الرَّيِحِ ، صَوْتُ غَلَيَانِ و فَوَرَانِ القِدْرِ ويُقالُ فِي يَوْمِنَا أَزِيزٌ اَيْ بَرْدٌ
mermi vızıltısıأَزِيزُ القَذِيفَةِ
mermi vızıltısıأَزِيزُ القَذَائِفِ
sivri sinek vızıltısıطَنِينُ الذُّبَابِ
kurşun sesi vızıltısıأَزِيزُ الرَّصَاصِ
kurşun vızıltısı,sesiأَزِيزُ الرَّصَاصِ
uçak motoru sesi,vızıltısıأَزِيزُ محَُرَّكِ الطَّائِرَةِ
yel vızıltısı,cığırtısı,ıslığıأَزِيزُ الرِّيْحِ
rüzgar vızıltısı,yel sesi,avazıأزِيزُ الرِّيْحِ
fokurdamak,kaynamak,uğultu,kurşun sesi vızıltısı,cızlamak,gürültüأَزِيزٌ
askerler kurşun vızıltısı altında silah üzerinde eğitim gördüler,aldılarتَلَقَّي الجُنُودُ التَّدْرِيبَ عَلَي السِّلاَحِ تَحْتَ أَزِيزِ الرَّصَاصِ
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
kaynama sesi,fışırtı,keskinlik,şiddet ,soğuk,kendi başına devam eden hareket,tez yürüme,yel,uçak sesi,vızıltısı,ıslığı,cığırtıأَزِيزٌ
sinek,sinek vızıltısıخَازِبَازِ : ذُبَابٌ
sinek vızıltısı ve sinek çınırtısı,vızırdamak,çinremek,çin çin ötmek,kulak çınlamak,çangırdamak,leğen sesi,vızlama,çınlama,tınlama,çın,tın sesi,tanin,seda,ses,çıngırtıطَنِينٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid