1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid ağaca su yürüyüp ağaç gelişti kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
ağaca su yürüyüp ağaç gelişti أَمَخَّ العُودُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ağaça fırçasıفرشاة الشعر
ağaca konduنَزَلَ عَلَي الشَّجَرَةِ
at ağaca sürtündüإحتكّ الفرس بالشجر
ağaca suyun yürümesiإئتدام ، جريان الماء في الأشجار
onu ağaca bağladıرَبَطَهُ بالشَّجَرَةِ أوْ إِلَي الشَّجَرَةِ
kuş ağaca konduحَطَّ الطَّائِرُ عَلَي الشَّجَرَةِ
ip ağaca sarıldıإلتفّ الحبل بالشجر
kuş ağaca konduوَقَعَ الطَّيْرُ عَلَي الشَّجَرَةِ
ağaca su yürüdüأَنْقَي العُودُ : جَرَي فِيْهِ المَاءُ
ağaca su yürüdüجَرَي المَاءُ فِي الشَّجَرَةِ
ağaca su yürüdüأَنْقَي العُودُ
ağaca çıkacak ipرَاقُولٌ
Yemişsiz ağaca taş atılmazلا يرمي بحجر الا شجرة مثمرة
ağaca besleyici su aktıأَمَجَّ العُودُ : جَرَي فِيهِ المَاءُ المُغَذِيُ
ağaca odaklanıp ormanı unuttuتركز للشجرة و نسي الغابة
su akmak,su akıtmak,su yeri yarmak,yerden kaynayıp akan suبَجْسٌ : بَجِيسٌ : يقال مَاءٌ بَجْسٌ و مُنْبَجِسٌ
şu koyunki sahibinin evinde olup sağıla,şu koyunki açlıkta,kıtlıkta kesile,şu koyunk ki hastalık olmaksızın boğazlana, şu şeyki boncuk ve benzeri şeyler çocuğa takılaتَئْمَةٌ : تَيْمَةٌ : الشَّاةُ التي تَكُونُ فِي مَنْزِلِ صَاحِبِهَا يَحْلِبُهَا ، الشَّاةُ الّتِي تُذْبَحُ فِي المَجَاعَةِ ، الشَّاةُ التِي تُذْبَحُ مِنْ غَيْرِ مَرَضٍِ، مَا يُعَلَّقُ عَلَي الوَلَدِ مِنْ خَرْزَةٍ و نَحْوِهَا
burnuna su alıp sümkürmek,temizlik için buruna su çekip geri püskürmek,burnu yıkamak için su çekmek,burna su çekip tekarar salıvermekإِسْتَنْثَرَ : إِسْتِنْثَاراً
albümin,protein,tatlı,duru ve boğazdan tez iner su,tatlı safi su,ziyade tatlı su,saf,tatlı,hafif su,yumurta akı,zülalزُلاَلٌ (كر) : آح : بياض البيض
su çoğalmak,su çoğalıp taşmak,su basmak,bollaşmak,adam bilgisiz,cahil olmakغَمُرَ ـُـ غَمَارَةً و غُمُورَةً
maşraba,su tası,su bardağı,içinde su içilen kap,suvak,köşkمَشْرَبَةٌ (ج) مَشَارِبُ
su yere sinişüp gitmek,su yere batmak,sinmek,soğulmak,su azalmak,su yere geçmekنُضُوبٌ : نَضْبٌ
su makulesi şeyler çoğalmak,su kabarmak,kaba su koymak,kırkmak,ısırmak,galip olmak,tamطَمٌّ
ersuyu,meni,su,sperma,damla,katre,duru su,berrak su,küpe,ufak ve gerçek inciنُطْفَةٌ (ج) نُطَفٌ و نِطَافٌ : و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
duru su,arı su,saf su,ab-ı zelalسَلْسَالٌ : مَاءٌ زُلاَلٌ
yeryüzünde akan su,yerden sızan su,çorak suإِمَدَّان : نَزٌّ
boğazdan kolay geçen su,bağırdan genez geçen su tatlı ve serin su,ziyade tatlı ve latif olup asanlık ile içilen suسَلْسَلٌ
safi su,gök su,mavi su,kataraktمَاءٌ أَزْرَقُ اي صَافٍ
su akmak,su akıtmak,su yeri yarmakبَجْسٌ
su fışkırmak,tulumdan su çıkmak,sızmak,buluntan su fışkırmak,akmak,damardan kan fışkırıp boşanmak,bulut çeşme gibi yağmur yağdırıp boşanmak,köpek işemek,tulumun deliğinden su fışkırıp boşanmakتَغَرَ ـَـ تَغْراً وتُغُوراً
yürüyüp dökülmeصبصاب ، إنصباب ، دفوق
süraatle yürüyüp geçtiإِنْصَلَتَ فِي سَيْرِهِ : أَسْرَعَ و سَبَقَ
çabuk yürüyüp gitmekدَفَّفَ : تَدْفِيفاً
adam süratle yürüyüp geçtiجَحْدَمَ : جَحْدَمَةً الرَّجُلُ
asmaya su yürüyüp yapraklanmaya başladıأَزْغَبَ : إِزْغَاباً الكَرْمُ : جَرَي فِيهِ المَاءُ و بَدَأَ يُورِقُ
ağavcın içine su yürüyüp aktıأَبَلَّ العُودُ : جَرَي فِيهِ المَاءُ
yerde yürüyüp gitti,gezdi,dolaştıهَوَي فِي الأَرْضِ
ağaca su yürüyüp ağaç geliştiأَمَخَّ العُودُ : جَرَي فِيهِ المَاءُ المُغَذِّي و إِبْتَلَّ ونَماَ
ağaca su yürüyüp ağaç geliştiأَمَخَّ العُودُ
sağa sola saparak yürüyüp gittiقَرَضَ فِي سَيْرِهِ
zahir olmak,baş gmstermek,belirmek,süratle yürüyüp geçmekإِنْصَلَتَ : إِنْصِلاَتاً فِي
dövmek,çarpmak,vurmak,hata etmek,yanılmak,kaçar gibi yürüyüp gitmekخَبْطٌ
gündüz yürüyüp gece konmak,gündüz yürümekآوَبَ : مُؤَاوَبَةً ، أَوَّبَ : تَأْوِيباً
bastığı yeri yoklamayarak anlamayarak ve görülmeden yürüyüp düşmek ve dweğnekle ağacın orasına burasına çarparak yaprak silkemekخَبْطٌ
üzerine lazım olmayan malayani şeylere beyhüde itiraz eden,daima belalara düşen,oynak at,giderken yanın yanın yürüyüp gah öteye gah beriye yürüyen atlarتِيْحَانٌ
meyvsi çıkan ağaç,meyve tutmuş,meyveli,meyvedar ağaç,meyvesi çok yer,meyveler,yemişler,bir cins ağaçثَمْرَاءُ و يقال شجرة ثَمْرَاءُ و أَرْضٌ ثَمْرَاءُ
pazarlamak,ağaç uzayıp baldırlanmak,ağaç kısmı özdeklenmek,ağaç uzayıp baldırlanmak,gövdelenmek,heveslendirmek,pazara sürmek,pazarlamak,ağaç uzayıp baldırlanmak,kibirden dönüp hareket ettirmekتَسْوِيقٌ (ج) تَسْوِيقَاتٌ
dal ve budakları kesilmiş ağaç, ağaç gövdesi,ağaç kütüğü,odun kütüğü omca,tomruk,ayakkabı ucu,dağın mera ve zahir tepecisi,az mal,uyuz develerin sürtüna dedikleri kütük,asıl,kökجِذْلٌ (ج) أَجْذَالٌ و جِذَالٌ و جُذُولٌ و جُذُولَةٌ و يقال له جِذْلٌ من المال و عاد إلي جِذْلِهِ اي إلي أصله
ağaç,tahta,kereste,ahşap,kuru odun,ağaç parçası,kalın kuru ağaç parçasıخَشَبٌ (ج) أَخْشَابٌ و خَشَبٌ و خُشُبٌ و خُشْبَانٌ : لَوْحٌ و يقال قطع الخشب وهو ما غلظ من العيدان
buhur ağacı,güzel kokulu ağaç,ut ki buhur olunan ağaç,hoş kokulu bir ağaç ki onunla tütsülenirlerيَلَنْجُجٌ ، يَلَنْجُوجٌ ، يَلَنْجُوجِيٌ : عُودُ البخور
ağaç,çöp,çubuk,odun,ut ağacı,koku ağacı,kopuz,saz,dar,yaş,kuru,kalın,ince,her nasıl olursa olsun tahta,kuru ağaç,kuru ağaç,ut ki buhur olunan ağaç,kopuz,ağaç,ud,yaş,kuru,kalın,ince,her nasıl olursa olsun tahtaعُودٌ (ج) أَعْوَادٌ و عِيْدَانٌ
pınar,memba,kaynak,akan,yay yapılan ağaç,akça ağaçنَبْعٌ
ağaç dalı,ağaç budağının ucundan veya bütün daldan yapılmış yayفَرْعٌ (ج) فُرُوعٌ
ağaç boylanıp uzamak,ağaç uzun ve büyük olmak,uzunluk,büyüklükبُسُوق ، طُولٌ
ağacın,ağaca ait,ağaç şeklinde,ağaçsıl,şeceri,ağaç üstünde yaşayan asalakشَجَرِيٌّ
5) Cins isimlerin tekilini göstermekte kullanılır(شَجَرٌ ) ağaç (شَجَرَةٌ)tek bir ağaçتَأتِي لإظْهَارِ مُفْرَدِ اَسْمَاءِ الجِنْسِ نَحْوِ :
yer ağaç bitirmek,ağaç yetiştirmek,ağaçlandırmakأَشْجَرَ : إِشْجَاراً
aygırlaşan,meyva tutmayan ağaç,erkek ağaçمُتَفَحِّلٌ
ulu ağaç,büyük ağaç,aşağıya sarkıtmakدَوْحٌ (وَ) دَوْحَةٌ
ağaç yetiştirmek,ağaçlandırmak,yer ağaç bitirmekإِشْجَارٌ (ج) إِشْجَارَاتٌ
ekin büyüdü,geliştiنَزِلَ الزَّرْعُ : نَمَا
ticaret gelişti,büyüdüإِزْدَهَرَتْ التِّجَارَةُ : نَمَتْ
ağaca su yürüyüp ağaç geliştiأَمَخَّ العُودُ
ağaca su yürüyüp ağaç geliştiأَمَخَّ العُودُ : جَرَي فِيهِ المَاءُ المُغَذِّي و إِبْتَلَّ ونَماَ
toplum ilerledi,kalkındı,yükseldi,geliştiإِرْتَقَي المُجْتَمَعُ : تَقَدَّم و تَرَقَّي و تَطَوَّرَ
çocuk boy bos atıp büyüdü,yetişti,geliştiنَشَأَ الطِّفْلُ : ربّي و شَبَّ
nesne yeniden peyda olup hayat ve zindegani buldu,büyüdü,gelişti,yetiştiنَشُؤَ ـُـ نَشْأً و نَشَأً و نَشْأَةً و نُشُؤاً و نَشَاءً و نَشَاءَةً ونَشْأَةً الشَّيْئُ
genç uzadı,boy aldı,boy çekti,gelişti,yiğit büyüyüp kemalini bulduإِعْتَمَّ الشَّابُّ تَمَّ و طَالَ أَيْ زَادَتْ قَامَتُهُ طُولاً و أَخَذَتْ فِي النُّمُوِّ
ekin büyüdü,gelişti,ekin kudurduزَكَا الزَّرْعُ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid