1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid a,e,dek,a,e kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
- -
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ancak,yalnız sadece (إِنَّمَا ) manalarında ( إنَّ) ile ( مَا) dan meydana gelen,inhisar,tekit ve tayin bildiren bir edattır.cümlede zikredilen manadan başka bir görevi yoktur.a)fiil cümlesinin başına gelir. ( ) ( ) şeytan size ancak kötülüğü ve hayasızlığı emreder.b)isإِنَّمَا و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
a) iki kelimeyi birbirine bağladığı zaman kendinden önceki ifade olumsuz (menfi) veya olumsuz emir (nehy) ise lakin manasında olur ve önceki ibareyi olduğu gibi bırakır ve onun (zıddı) karşıtı olan bir manayı da kendinden sonrakine.Meslaمَا أَحْمَدُ تَاجِرٌ بَلْ صَانِعٌAhmet tacir değil,lakin sanatkardır
atmak,dövmek,vurmsak,aşikare olmak,salınarak e güzel yürümek,ansızın iş yapmak,aciz olmakkesmek,katetmek,yarmak,vurmak, işi ansızın yapmak,sırrı faş etmek üzmek,ağır gelmek,kadın naz ve eda ile ve fidan gibi kırılarak yürümek,ağır bir yük altında ezilmek yorulup aciz kalmakبَدَحَ ـَـ بَدْحاً و بُدُوحاً بِ
ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsız,ayıp,hakir,a ve değersiz olan şey,incir çekirdeğini doldurmaz,ahmak,bönتَافِهٌ (م) تَافِهَةٌ ، حَقِيرٌ قَلِيلٌ ، أَحْمَقُ
posta,e-mail,berid,postacı,on iki mil,ulak,sai,elçi,klavuz,resul,haberci,tatar,dört fersah,mesafe,iki konak arası,özel memur,menzil eştiri,beygiri,ulaklı,gidici,dört fersah,kadı hücceti ve mektubu,on iki milden ibaret mesafe ki vaktiyle iki menzil arasıydı,aslana kılavuzluk ettiği maznun olan karakulakبَرِيدٌ (ج) بُرُدٌ : قَاصِدٌ : رَسُولٌ : سَاعٍ ، مُوَرِّقٌ، تتار ، بُوسطة ، الكُتُبُ الّتِي يَأْتِي بِهَا البَرِيدُ ، ، اَلّذي يَنْقُلُ الرَّسَائِلَ، نَجَّابٌ ، سَاعِيٌ ، مُوَرِّقٌ
Allah`a inanmayan,kafir,tanımamak,örten,ateist,gavur,karanlık gece,zırh,büyük vadi,çiftçi,ekinci,gece,inkar eden,ateist,gavur,tepeden tırnağa kadar silahlanmış kişi,gizleyen,saklayan,gece,büyük nehir,deniz,karanlık,zulmet,hurma çiçeği kapçığı,yanكَافِرٌ (ج) كَافرُون وكَفَرَةٌ و كُفَّارٌ و كِفَارٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ancak,yalnız,sadece manalarında (أَنَّ )ile(مَا ) dan meydana gelmiştir,inhisar ve tayin ifade eder,cümlde fiili bir görevi yoktur a)isim cümlesinin başına gelir müminler ancak kardeştir (ayet)b)fiil cümlesinin başına gelir bilin ki,onu (Kur`an-ı) ancak Allah bilأَنَّمَا و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
yıldızlar birbirinden ayrılmak,geri dönmek,rücü etmek,def olmak,sapmak,sıgaya gelmek,çekilmek,uzaklaşmak,sarf olunmak,munsarıf olmak,yaza gelmek,yüz çevirmek,gitmek,yönelmek,çevrilmek,e doğru gitmek,kapağı atmak,salınmak,yanından savuşmak,dağılmak,savulmak,vaz geçmek,bırakmak,kelime Arapça kaide üzere münsarıf olmak,tenvinli olmak,irap kabul etmek,dağılmakإِنْصَرَفَ : إِنْصِرَافاً إِلَي ، عَنْ و يُقَالُ صَرَفْتُهُ عَنِّي فَانْصَرَفَ
bir yana doğru sapıp eğilmek,çekmek,cezb etmek,bir tarafa doğru sapıp meyil etmek,eğilmek,birinin gönlünü kendine çekmek,gönül hoiş etmek,gönlünü çelmek,gönül hoşluğunu vermek,kendi tarafına yetitirmek,çekmek istemek,kabın içndekini almak,bir şeye meyil eإِسْتَمَالَ : إِسْتِمَالَةً بِ، هُ
a) ( إنَّ) sözün başında gelir .Şüphesiz Allah mağfiret eden,acıyıcı olandır.b) (قَوْلٌ ) kökünden türemiş fiillerden sonra çok kullanılır.Doğrusu,Allah sizi bir ırmakla deneyecek dedi. c) (الّذِي )ve benzeri gibi ismi mevsullerden sonra gelen cümlelerin başında gelir.d) Evet manasında cevap edatı olur(إنَّ : نَعَمْ)إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ * و قَالَ إِنَّ اللهَ مُبْتَلِيكُمْ بِنَهَرٍ * إِنَّ قَارُونَ كَانَ مِن قَوْمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيْهِمْ وَآتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُوءُ بِالْعُصْبَةِ أُولِي الْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحِينَ
Geçmiş zaman fiilerinin sonunda: a) Zamir olarak birinci şahıs için( تُ)ikinci şahıs erkek için( تَ) kadın için (تِ ) tesniye için ( تُمَا) gelir,erkek çoğulu için (تم) ve dişi çoğulu için (تُنّ) gelir b) Sonuna da dişilik alameti olarak sakin bir ta gelir (كَتَبَتْ) gibiتَاْتِي فِيْ آخِرِ الأَفْعَالِ المَاضِيَةِ نَحْو :
sonuna kadar,sonuna dek,varıncaya dek, nihayetine kadar,ila ahirihi,ta sonuna varıncayaإِلخ : إلي آخِرِهِ او آخِرِهَا
ya,yahut,yoksa;da…da,bağ edatı,harfi atıftır a)soru hemzesinden( أ)sonra gelirse iki kelimeyi veya iki cümleyi eşit hükümlü kılar sızlansak ta,(أجَزِعْنَا أَمْ صَبَرْنَا ) sabretsek te birdir(ayet)b)iki şeyden birini tayin edimesini bildiren( أ) den sonra gelir.Yanında(أَخَالِدُ عِنْدَ أَمْ عَارِفٌ ) olan haliأَمْ أَدَاةٌ بِمَعْنَي أَوْ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ " قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ أَمْ جَعَلُوا لِلَّهِ شُرَكَاءَ "
Dostunuz tehlikeden uzaktır.Evlediği vakitten beri pek talihsizir.Kitabınız masanın üstünde değilse belki altındadır.Bu elma seninle kardeşinin arasında taksim olunacaktır.Bu çöreği hep arkadaşların meyanında taksim eyle.Evimizin arkasında ufak bir orman bulunur.Senede dört ay içinde pek şiddetli soğuk olur.Çay içildikten sonra biz efendileri çalgıya götürdük.Onun iyiliğine dair konuşmadığınız halde hiç olmazsa aleyhindede konuşmayınız.Sabah erken çıktık saat on bire yakın vardık.Üzerimde hiç para yoktu.Amcam değirmene yakın ikamet ediyor ve köprüden uzak değil.Bu kalem pek serttir,ben onunla hiç yazamam.Bende saat beşi on dakika geçmiştir.Ben o adamları sevmem,çünkü herkesin aleyhinde lakırdı söylerler.O bu gün işibitiremeyecektir,zira keyifsizdir.Siz ona emretmedikçe gitmez.Biz beyrut’a kadar gideceğiz ve belli bütün yazı orada geçireceğiz.Sen gelinceye değin şüpesiz şam’da seni bekleyeceğiz.Daha ziyade dikkat edeceğim diye söz verdiğiniz için ben seni affederim.Ben okumaya meşgul olacağım müddet eğlenebilirsin.Lakırdınızdan zannederimki yabancısınız eğer yabancıysam fakat istanbul’un yabancısı değilim.Kimki çocukluğunda öğrenmeyse büyüklüğünde mutlu halden daima mahrumdur.Kardeşimin ve babamın arasında otur.Bu sandalyeyi yanıma koyunuz.Dayızademi seviyormusunuz?daima onun aleyhindesiniz, kış esnasında neredeydiniz ? (bulundunuz) Tebrizde bulunduk , iki seneden beri annemi görmemiştim, eldivenleriniz masanın üzerinde değildiler, fakat altında idiler, benim lehimde olmayan aleyhimdedir, uykunuz mu var cemal yahut yorgunsunuz ?uykum yok lakin pek yorgunum , sizin ile oynayamam çünkü keyifsizim,eğer yarın iyi olmazsam bütün gün dışarı çıkamayacağım , eer bizi almaya gelmezseniz akşam yemeğinden sonra dışarı çıkmayacağız, beyruttan şam’a olan demiryolu bitirildi , durakta tren gelinceye dek istirahat edelimصَاحِبُكَ بَعِيدٌ عنِ الخَطَرِ، هِيَ قَلِيلَة الحَظّ مِنْ وَقْتِ زَوَاجِهَا ، إِنْ لَمْ يَكُنْ كِتَابَكُمْ عَلَي الطَّاوْلَةِ رُبَّمَا تَحْتَهَا ، هَذِهِ التُّفَّاحَةُ تُقٍمُ بيْنَكَ و بَيْنَ أَخِيكَ ، قَسِّمْهَذِهِ الكَعْكَةَ بَيْنَ كُلِّ رُفَقَاء مَدْرَسَتِك ، تُوجَدُ غَابَةٌ خَلْفَ بَيْتِنَا ، البَرْدُ قَارِسٌ جِدّا فِي أَثْنَاء أَرْبَعَةِ اشْهُرٍ فِي السَّنَةِ ، بَعْدَ شُرْب الشَّاي أَخَّذْنَا السَّادَةَ إِلَي النَّوْبَةِ ، إذَا لَمْ تَتَكَلَّمْ حَسَناً فَلاَ تَتَكَلّم ضِدَّهُ ، خَرَجْنَا بَاكِراً صَبَاحاً و صَلْنَا مِنَ السَّاعَةِ إِحْدَي عَشْرَ ، مَا كَانَ مَعِي دَرَاهِمُ قَطّ ، عَمّي سَاكِنٌ قُرْبَ الطَّاحُونِ و لَيْسَ بَعِيداً عَنْ القَنْطَرَةِ ، هَذَا القَلَمُ جَامِدٌ جِدّاً أَنَا لاَ أَقْدِرُ أَكْتُبَ بِهِ مُطْلَقاً ، السَّاعَةُ عِنْدِي خَمْسَةٌ و عَشَر دَقَائِق ، أَنَا لاَ أُحِبُّ أُولَئِكَ الرِّجَال لأَنَّهُمْ يَتَكَلّمُون فِي سِيْرَة كُلِّ إِنْسَانٍ ، هُوَ لاَ يَقْدِرُ تَخْلِيصَ الشُّغْلَ اليَوْم لأَنَّهُ مَرِيضٌ ، هُوَ لاَ يَذْهَب مَا لَمْ تَأْمُرُهُ ، سَنَذْهَب إِلَي بَيْرُوتَ رُبَّمَا نُمِْي كُلّ الصَّيْف هُنَاكَ ، إِنَّنِي بِدُونِ شَكٍّ أَنْتَظِرُكَ فِي الشَّام ( دِمِشقَ) حَتَّي تَجِئُ ، لأَجْلِ أَنَّكَ وَعَدْتَ بأَنْ أَنْتَبِهَ أكْثَرَ أُسَامِحُكَ ، بَيْنَمَا أَنَا أَقْرَأُ أَنْتَ يُمْكِنُكَ أَنْ تُسَلِّيَ نَفْسَكَ ، مَنْ نَطَقَكًَ أَظُنُّ أضنَّكَ أَجْنَبِيٌّ و لَوْ أَنَّنِي أَجْنَبِيٌّ إِلاَّ أَنَّنِي لَسْتُ غَرِيباً مِنْ مَدِينَة إِسْتَانْبُولَ ، كُلُّ مَنْ لاَ يَتَعَلَّمُ فِي الصِّغرِ يَكُونُ دَائماً مَحْرُوماص عَنِ السَّعَادَةِ ، إِجْلِسْ بَيْنَ أَبِي و أَخِي ، ضَعُوا هَذَا الكُرْسِي بِجَانِبِي ، أنتُمْ لاَ تُحِبُّون إِبْنَ عَمِّي فَإِنّكُمْ دَائماً تخَالِفُونَهُ ضِدَّهُ ، أَيْنَ كُنْتُمْ فِي مُدَّةِ الشِّتَاءِ ؟ كُنَّا فِي تَبْرِيزَ ، مَا كُنْتُ نَظَرْتُ وَالِدَتِي مُنْذُ سَنَتَيْنِ ، كُفُوفُكُمْ مَا كَانتْ فَوْقَ الطَّاوْلَةِ بَلْ تَحْتَهَا ، مَنْ لَمْ يَكُنْ لِيَ فَهُو عَلَيَّ ، هَلْ أنْتَ نَعْسَان يَا جَمَال اَمْ تَعْبَان ؟ لَسْتُ نَعْسَاناً بَلْ تَعْبَاناً جِدّاً، لاَ يُمْكِنُنِي أَنْ أَلْعَبَ مَعكُمْ لأَنَّنِي مَرِيضٌ ، إِنْ لَمْ أَكُنْ أَحْسَن غَداً فَلاَ أَخْرُجَ طُولَ النَّهًَارِ ،لاَ تَخْرُج بَعْدَ العِشَاء إِنْ لَمْ تَأْتُوا تَأْخُذُونَنَا ، السِّكَّةُ الحَدِيدِيَّةُ مِنْ بَيْرُوت إِلَي الشَّامِ تَمَّتْ ، أقْعُدُوا فِي قَاعَةِ الإِنْتِظَارِ لِحِين مَا يَقْدِمُ القِطَارُ
Tenbih:İngilizcde todo,to make fiileri Türkçede(etmek),(yapmak)kelimeleriyle beyan olunur,bunların aralarındaki,fark to do fiili el işlerinden bir işe isnat edilmeksizin belirsiz bir manaya delalet eder,do me that favour şu iyiliği bana ediniz gibi to make ona ters olarak el vesair cismani hareket ile yapılan bir fiile delalet eder “to make a table” bir masa yapmak gibi.تَنْبِيهٌ: الفِعْلان to do و to mak يعنيان في الإنجليزيةِ العَمَل او الصُّنْعِ و الفَرْقٌ بَيْنَهُمَا هُوَ أنّ الأَوّل يَدُلُّ عَلَ] حَدَث بِدٌون تَقْيِيدِهِ بِفْعلأ عَمَلِيّ كَقَوْلِكَ do me that favour أَعْنِي إعْمَلْ مَعِي هَذَا المعْرُوف وإنّ الثَّاني خَِفاً لما ذكر يَدلُ عَلَي مَا كَانَ صَادِراً عَنْ صُنْعِ عَمَل مُقْتَرِنٌ بِحَرَكَةٍ بَدَنِيّةٍ كاليَدَين و غَيْرُهُمَا نَحْو قَوْلِكَ to make a table صَنَعَ تَرِبِزَة
Benzer Kelimeler
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- بَيَانٌ (ج) بَيَانَاتٌ : إظهار ، تَوْضِيحٌ وقيل البيان الكتابة و الخط بالقلم كقوله تعالي عَلَّمَ البَيَانَ و في القرآن الكريم - إِجْلَنْبَّ : إجْلِنْبَاباً الرَّجُلُ : إِضْطَجَعَ - إشارة ذكية - إلغاء الإتفاقية - سَلاَ و فِي المَثَلِ - كانون الأول ، ديسمبر ، خلال ، أثناء - مَجْلِسُ عَسْكَرِيٌّ - أَكْسَفَ القَمَرُ الشَّمْسَ - فن التحليق ، فن الإيساء ، حلاقة ، حرفة الحلق ، مهنة الحلاق ، حلاقة ، صناعة الحلق - كالمهد - بُرٌّ (و) بُرَّةٌ - إنفصال الروح عن الجسد - إِنْتَثَلَ : إِنْتِثَالاً عَنْ ، لِ - جُدَرِيٌّ : جَدَرِيٌّ ، جَدْرِيٌّ - ضَنْيَةٌ - دَوْشَكٌ (تر) - ردف ألفي - واصلون ، أولياء ، متصوفون - بناء الجدار البشري - فِنَاءٌ (ج) أَفْنِيَةٌ و فِنَيً: سَاحَةُ الدَّارِ و فِنَي: جَوَانِبُ الدَّرِ : صَحْنُهَا - متخلف ذهنياً او ذكاءً - تخوم إيران - إتفاقية التعاون - إِجْتَاحَتِ العَوَاصِفُ الرَّمْلِيَّةُ القَاهِرَةَ - أَنْفُسُهُمْ، أنْفُسُهُنَّ - عَمَلِيَّةُ الكَحْتِ - إِغْلاَقُ المضًَانِعِ اوأَمَاكِنِ الأَعْمَالِ لأجل إِخْضَاعِ العُمَّالِ بالبَطَالَةِ - أستاذ الرياضيات ، رياضي - إِنْتَسَفَ الشَّيْئَ : إِقْتَلَعَهُ - أَضْرَعَ لَهُ مَالاَ : بَذَلَ لَهُ
ElmaWarid