1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid acele etmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
acele etmek أَرْنَفَ : إِرْنَافاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
toplamak,devşirmek,cem etmek,su akmak,seyelan etmek,su akmak,toplamakبَصَعَ ـَـ بَصْعاً
kör bulmak,ama bulmak,kör saymak,kör addetmek,kör etmek,gözsüz etmekإِعْمَاءٌ (ج) إِعْمَاءَاتٌ : إِذْهَابُ البَصَرِ
mecbur olmak,muhtaç olmak,muhtaç etmek,mecbur etmek,sığındırmak,zorlamak,zorlanmakإِضْطَرَّ : إِضْطِرَاراً إِلَي ، هُ و فِي المَثَلِ
bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,bir şeye meşgul ve muvazıp olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,bir şeye meşgul ve muvazıp olmak,çalışıp duruşmakمُثَابَرَةٌ (ج) مُثَابَرَاتٌ
halefi olmak,yerine geçmek veya oturmak,tahta varis olmak,takip etmek,izlemek,birinin yerini almak,yerine gelmek,bir kimsenin halifesi olmak,halife etmek,birinin yerini almakخَلَفَ ـُـ خِلاَفَةً و خِلِّيْفَي و مَخْلَفاَ
yalnız olmak,yalıncak olmak,soyunmak,yalıncaklık,ergenlik,evli olmamak,agyardan katı alaka edip yalnız bir nesneye iştigal etmek,masivadan katı alaka edip yalnız Allaha teveccüh etmek,yönelmek,tecerrütتَجَرُّدٌ (ج) تَجَرُّدَاتٌ
tartışma,şiddetle niza ve husumet etmek,mücadele etmek,kavga,cedel,husumet,çekiş,şiddetli kavga ve münazaa,çekişme,kavga ve münazaa hususunda maharet,irileşmiş ve kemal bulmuş başak tanesi,polemikجَدَلٌ
pekiştirmek,sağlamlaştırmak,takviye ve tahkim etmek,sağlam yapmak,sıkı bağlamak,kuvvetleştirmek,okeylemek,teyit etmek,doğrulamak,palanı kolan ile çekmek,bağlamak,metanet ve istihkam bulmak,metanet ve istihkam bulmakوَكَّدَ : تَوْكِيداً
şart ettirmek,alamet etmek,develerin satılık olduğunu duyurmak,develerin bir kısmına satlığa hazırlamak,bir şeyi hafifseyip kötü,rezil ve hasiskılmak,alamet etmek,nişan ve alamet koymak,göndermek,hazırlamakأَشْرَطَ : إِشْرَاطاً إِلَي ، مِنْ
bir şeyin özetini veya özünü çıkarmak,hülasasını almak,,hülasa etmek,özetlemek,seçmek,savuşup kurtulmak,sıyrılıp çıkmak,sıvışmak,ders çıkarmak,maden vesaireyi tortu vesaireden bir şeyi kurtarmak,arıtmak,halas etmek,sonuç veya anlam çıkarmak,kendine seçmekإِسْتَخْلَصَ : إِسْتِخْلاَصاً ، هُ
telef,bozulma,çürüklük,zarar,ziyan,hasar,çürüme,bozulmak,telef olmak,ölmek,telef olmak,telef etmek,telef,faydasız istihlak etmek,tüketmek,helak,mahv,telef,bozulma,çürüklük,zarar,ziyan,hasar,çürüme,bozulma ,çürüklük,heder,batılfaydasız istihlak etmek,tüketmekتَلَفٌ : هلاك ، محو و يقال السلف تلف و ذهبت نفسه تلفا
zorbalık yapmak,kibirli olmak,kırık kemik iyileşmek,ıslah olmak,ihtiyacı def edip zengin,gani olmak,fevt edilen şeyi yerine getirmek,hasta iyileşmek,idae-i afiyet etmek, kibir ve ceberut peyda etmek,ot yenildikten sonra yeniden bitmeğe başlamak,ağaç yapraklanıp yeşermekتَجَبَّرَ : تَجَبُّراً
yalandan ibadet etmek,yalandan sofuluk etmek,sofuluk göstermek,sofuluk satmakتَعَابَدَ : تَعَابُداً
meşakkatle çalışmak,kuvvet,kudret,kabiliyet,güç,çaba,cehd,emek,potansiyel,takat,gayret,eziyet,uğraş,uğraşmak,var kuvvetini sarf etmek,zahmet,eziyet,yorgunluk,elinden geldiği kadar çalışmak,var kuvvetini sarf etmek,çabalamak,zorluk,meşakkatجُهْدٌ : جَهْدٌ (ج) جُهُودٌ : قُدْرَةٌ ، مَشَقَّةٌ ، طَاقَةٌ ، قُوَّةُ الكَهْرِبَاءِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
zayıf etmek,zayıf add etmekإِسْتِضْعَافٌ (ج) إِسْتِضْعَافَاتٌ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- مندوبية آديامان - مُتَبَغْدِدٌ (ج) مُتَبَغْدِدُون - إِسْتِيْزَارٌ (ج) إِسْتيزَارَاتٌ - قَدِمْتُ البَصْرَةَ قُدُوماً و قِدْمَاناً - تعويض ، وضع بدل - معلف ، مسمن ، مربي ، سمين - مُتَحَمِّلُ المَشَقَّةِ - صوت اللحم الملقي في الدهن الساخن - عَلِيمٌ (ج) عُلَمَاءُ : كَثِيرُ العِلْمِ - فَكِهٌ - محك - تأويل - أبناء، أولاد - أزمة غذائية - طَالَبَ المُتَظَاهِرِونَ الرَّئِيسَ بالرَّحِيلِ فَوْراً - دَمَارٌ - حَسِيب ضِرْغَام - قهر النفس - بَاحَتَ دَابَّتَهُ بالضَّرِيعِ - إِلْتَخَي : إِلْتِخَاءً - بَجْدَةٌ ، بُجْدَةٌ ، بُجُدَةٌ : عِلْمٌ ، اَهْلٌ ، دَلِيلٌ هَادِيٌ فِي الصَّحْرَاءِ ، صَحْرَاءُ ، حَقِيقَةُ الأَمْرِ ، تُرَابٌ ، أَصْلٌ ، أَسَاسٌ : كنه الأمر: يقال عنده بَجْدَةُ ذَلِك و يُقَالُ هُوَ إِبْنُ بَجْدَتِهَا اَي عَالِمٌ بالشَّيْئِ مُتْقِنٌ لَهُ و يُقَالُ أَيْضاً عِنْدَهُ بَجْدَةُ ذَلِكَ أَيْ عِلْمُ ذَلِكَ - مُمْضَي - تَأَسْبَنَ : تَاَسْبُناً - مَشْرُوعُ الأُخُوَّةِ و الإِتِّحَادِ - أَعْرِضْ نَفْسَكَ عَلَي الطَّبِيبِ - سواك (ج) سوك ، مسواك - إِسْتَوْآهُ : إِسْتَوْعَدَهُ - علم ما قبل التأريخ - إِذْنُ البَرِيدِ - وَضَعَ العَلاَمَةَ
ElmaWarid