1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid acele etmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
acele etmek أَرْنَفَ : إِرْنَافاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ayıklamak,temizlemek,süslemek,revize etmek,yeniden gözden geçirmek,düzeltmek ,tashih etmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmak,azaltıp seçmek,üründülemek,ayırtlamak,pürüzünü ayırtlamak,tenkih etmek,temizlemek,ayıklamak,düzeltmek,tashih etmek,yeniden gözden geçirmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmakنَقَّحَ : تَنْقِيحاً ، هُ
izin,destur vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermek,caiz kılmak,destur vermek,mükafaat vermek,sudan,geçmek,geçirmek,uygulamak,icra ve infaz etmek,yerine getirmekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
yalan söylemek,yemin etmek,kılıcı çıkarmak,tıraş olmak,rendelemek,kazmak,yüzmek,soymak,kuş terslemek,vurmak,çalmak,kılıcı çekmek,yalan söylemek,yemin etmekجَلَطَ ـَِـ جَلْطاً
kazanmak,elde etmek,galip gelmek,ele geçirmek,yenmek,üstün gelmek,becermek,başarmak,şerden kurtulmak,necat bulmak,galip olmak,elde etmek,nail olmakفَازَ ـُـ فَوْزاً و مَفَازاً و مَفَازَةً ب ، عَلَي ، مِنَ ، فِي
birbirini desteklemek,tutmak,kaplamak,ihata etmek,a,e ile çevirmek,kuşatmak,bitki birbirini sarmak,birbirine dolaşmak,bitki birbirini sarıp kuvvetlenmek,kuvvetlendirmek,takviye etmek,bitkiler kuvvetlenip birbirine sarmaşmak,sarılmakأَزَرَ ـُِـَـ أَزْراً بِ
bildirmek,bilmek,tabi olmak,yetişmek,erişmek,yetmek,telafi etmek,anlamak idrak etmek,idrak,bilinç,şuur,akıl,sezmek,seziş,kuyu kazarken katı sarp yere erişmek,idrak,anlamak,anlayış,algıإِدْرَاكٌ (ج) إِدْرَاكَاتٌ
birinin şahit olup şehadet eylemesini talep etmek,şehit olmak,bir kimseden tanıklık dilemek ve tanık tutunmak,şahit istemek,şahit tutmak,şahitliğe davet etmek,şahitliğe getirmek,tanık göstermek,şahitlikإِسْتِشْهَادٌ (ج) إِسْتِشْهَادَاتٌ : إِقْتِبَاسٌ
helak olmak,yok olmak,adam ihtiyarlamak,zayıflamak,merkebin sırtı yağır olmak,omuzların arasında yağlı olan yere eyer vurmaktan yara açılmak,yok etmek,helak etmek,kesmek,zarar,ziyana uğramakتَبَّ ـِـ تَبّاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kimseyi fitneye uğratmak,fitneye düşmek,bir şey kalbe hoş gelip şaşmak,azdırmak,saptırmak,yakmak,vaz geçirmek,eritmek,işkence etmek,sınamak,imtihan etmek,fitneye düşürmek,cezbetmek,çekmek,aklını çelmek,büyülemek,meftun olmakفَتَنَ ـِـ فَتْناً و فُتُوناً و فِتْنَةً
sırrı gizlemek,gizlice söylemek,gizlice konuşmak,sırrı söylemek,sevindirmek,sırrı izhar etmek,aşikar etmek,bildirmek,ulaştırmak,götürmekأَسَرَّ : إِسْرَاراً إِلَي ، بِ ، هُ و فِي القُرْأنِ الكَرِيمِ
kışkırtmak,koparmak,yeltmek,teşvik etmek, bir kimseyi bir işe teşvikle kızdırıp kındırmak,bir işe teşvik etmek,dürtüştürmekحَضٌّ
tarlayı ekmek,ekini yetiştirmek,yeri ekmek,yeri ekmek için sürmek,nakil etmek,bitirmek,geliştirmek,nakil etmek,aşılamakزَرَعَ ـَـ زَرْعاً و زِرَاعَةً
ekin,ekin ekmek,harman,tarla,çocuk,tarlaya tohum saçmak,ekmek,nakil etmek,döşemek,nakil,nakil etmek,plantasyonزَرْعٌ (ج) زُرُوعٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
tazminat ödemek,tazmin etmek,telafi etmek,bedel koymak,karşılamak,bedelini ödemek,karşılık ödemek,taviz vermek,tazminat vermekعَوَّضّ : تَعْوِيضاً
oyun oynamak,oyuncak oynamakalay etmek,faydasız iş yapmak,çalmak,hile yapmak,faydasız iş yapmak,alay etmek,eğlenmekلَعِبَ ـَـ لَعْباً و لِعْباً و لَعِباً و تَلْعَاباً بِ ، فِي ، عَلَي
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- بَذُو الرَّجُلُ : أَتَي بالفَاحِشِ القَبِيحِ مِنَ الكَلاَمِ - صَفْحٌ : عفو - سَرِيَةِ إِنْشَاءِ الخُطُوطِ الثَّقِيلَةِ - باب الشقة - حصان - عذاب ، إيذاء ، عتاب ، تكدير ، أذي ، مؤاخذة ، توبيخ ، تعزير ، شتم ، لوم ، عتب ، أذية ، نقيصة ، تأنيب ، زجر ، تثريب ، ملامة ، تحقير ، تقريع ، تلويم ، إذلال ، أذية ، تكدير ، نقيصة ، إستمقار ، تثريب ، شتام ، زاد ، مؤنة، ذخيرة ، تعب ، مشقة ، مرض ، ألم ، لسعة ، بغض ، غم ، ضرب - جَمَلٌ أَقْعَسُ أَيْ مَائِلُ الرَّأْسِ و الظَّهْرِ و العُنْقِ - لا تنسانا - مِحْفَظةُ جَيْبٍ - مِجْرَفَةٌ : جُرَّافَةٌ - ماء الزهر - تَخَلَّصَ : تَخَلُّصاً مِنْ - دف من آلات العزف - عدم الإستقرار - أَصْعَبُ الأَشْيَاءِ - أَبُو النَّظَارَةِ : ذُو نَظَّارَة : لابس النظارات - غمنة المركب ، جمل ، حبل المركب - نَصْرَانِيٌّ (ج) نَصَارَي و نَصْرَانِيُّون - مَكْيٌ - مركز العمل ، مجمع العمل - ثَوَّرَ : تَثْوِيراً عَنْ ، هُ - تَنَاضَلَ : تَنَاضُلاً القَوْمُ - مشاكل المدينة - بَاتٌّ : ضعيف ، أَحْمَقُ ، سَكْرَان - تَعَامِيٌ (ج) تَعَامِيَاتٌ - إِقْتَثَمَ المَالَ : أَخَذَهُ و جَمعَهُ - رحلة زرقاء - أَمَّا هُوَ فَغِنِيٌّ جِدّاً - أَقَامَ مأَدُبَةَ غَدَاءِ عَلَي شَرَفِهِ - إِفْرَازُ الأَصْوَاتِ
ElmaWarid