1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid acele etmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
acele etmek أَرْنَفَ : إِرْنَافاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
iki nesnenin aralıpını fasıl etmek,bloke etmek,bağlamak,ayırmak,yer ayırmak,haciz etmek,el koymak,kovmak,rezervasyon,haciz etmek , el koymak ,yer ayırmak ,mani olmak , alıkoymak , engellemekحَجْزٌ (ج) حُجُوزَاتٌ
inşa etmek,yapmak,yaratmak,ihtira ve icat etmek,türetmek,meydana getirme,telif etme,şiir söylemek,kaleme almak,tahrir etmek,yazmak,bir ibareyi,bir sözü tertip etmek,imal etmek,bir nesne neşvü nema bulmak,başlamak,bir yerden çıkmak,dişi deve gebe kalmak,bir hususa yeni başlamak,kılmak,bir nesneyi yükseltmek,bir nesneyi bir kimse kendiliğinden peyda eylemek,kurmak,bina etmek,tesis etmek,i,kendinden söz doğup söylemek,oluşturmak,terbiye etmek,bir şeyi hayal ve tasavvur etmek,dilemek,bir nesne neşvu nema bulmak, bir yerden çıkmak,dişi deve gebe kalmak,yaratmak,peyda etmek,tesis etmeketmek,kurmak,yetiştirmekأَنْشَأَ : إِنْشَاءً ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kimse ardına uymak,ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmek,bir kimsenin izine uyup gitmek,peşine düşmek,peşinden gitmek,izini izlemek,sürmek,takip etmek,ardınca gitmek,ardı sıra gitmek,ihtiyar etmek,tabi olmak,uymak,seçmek,tercih etmekإِقْتَفَي : إِقْتِفَاءً ، هُ
acele etmek,ivmek istemek,acele ettirmek,koşmaya teşvik etmek,kındırmak,koşturmak,sürat etmek,birini geçmek,önünden gitmek,fikirsiz söylemek,koşturmak,ölmüş olmakإِسْتَعْجَلَ : إِسْتِعْجَالاً، بِ ، هُ
ekinin sapını dövmek,ayağıyla basmak,döven sürmek, harman etmek,döven sürmek,düzeltmek,tesviye etmek,kılıcı parlatmak,saykal vurmak,cilalamak,cima etmek,aşağılamakدَاسَ ـُـ دَوْساً و دِيَاساً و دِيَاسَةً
korumak,hıfız etmek,himaye etmek,esirgemek,korunmak,eziyetten kurtulmak,Allah kötülükten korumak,sakınmak,esirgemek,ıslah etmek,düzeltmek,bir işi onarıp düzene sokmakوَقَي ـِـ وَقْياً و وِقَايَةً و وَاقِيَةً وَ وُقِيّاً مِنْ وفِي الدُّعَاءُ نَقُولُ رَبِّ قِنَا مِنَ الزِّنَا و الرِّبَا والبَلاَء و الغَلاء و إلخ
ev,mesken,barınak ittihaz etmek,yurt edinmek,oturacak ,kendine yurt barınak,barınacak yer peyda etmek,konmak,nüzül ve ikamet etmek,kuşlar toplanmakتَأَوَّي : تَأَوِّياً (تر) ، إِلَي
bir şeyi küçümsemek,horlamak,hafif görmek,ehven görmek,tahkir etmek,hanet etmek,kötü işlem yapmak,kıymak,horlamak,hakaret etmek,aşağılamak,horsanmak,aşağılatmakإِسْتَهَانَ : إِسْتِهَانَةً بِ
yapmak,üretmek,imal etmek,sanayileştirmek,nesneyi sanatla süsleyip güzelleştirmek,düzmek,,tesis etmek,endüstrileştirmek,yapmak,tesis etmekصَنَّعَ : تَصْنِيعاً ، هُ
bir nesneyi bila nef ve bila semere telef ve istihlak etmek,kayıp etmek,yitirmek,zayi etmekتَضْيِيعٌ (ج) تَضْيِيِعَاتٌ
nişanlanmak,vaaz etmek,hutbe okumak,konuşmak,hitap etmek,hatiplik etmek,nutuk vermek,öğüt vermek,nutuk atmakخَطَبَ ـُـ خُطُوبَةً وخُطْبَةً و خَطْباً و خَطَابةً
ahd etmek,söz vermek,vaat vermek,vasiyet etmek,riayet etmek,gözetmek,korumak,kavuşmak,bilmek ,tanımak,tanımakعَهِدَ ـَـ عَهْداً و مَعْهَداً
kastetmek,gitmek,niyet etmek,istinat etmek,dayanmak,destek vurmak,vaftizlemek,kast etmek,direk,destek vurmak,düşürmekعَمَدَ ـِـ عَمْداً إِلَي
bağlamak,bağlayıcı kılmak,ilzam etmek,kandırmak,icbar etmek,zorunlu kılmak,gerektirmek,gerekli kılmak,lazım kılmak,mevbur etmekأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
rağbet etmek,kındırmak,terğip ve teşvik etmek,ayartmak,dürtmek,kındırmak,rağbet etmek,derede yatan sel selintisiحَثٌّ (ج) حُثُوثٌ : ترغيب
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- إعلان دستوري - لا ينقطع ، بلا إنقطاع ، بلا فاصلة ، بلا إنفصال ، من غير إنفكاك - سُوسٌ : سُوسَةٌ - أَمْثَالٌ - تبّال ، بائع التوابل ، منتج التوابل - مرافقون - بَائِعُ البَزِّ ، بَزَّازٌ - نَابَأَ : مُنَابَئَةً - محاط او محاصر بالجليد - أَخْلاَطُ الجِسْمِ او الجَسَدِ: دَمٌ و بَلْغَمٌ و صَفْرَاء و سُوَيْدَاء - أثاث المكتب - طيران عالميّ - مُلْحَقٌ تَعْلِيمِيٌ - إِرْهَابٌ ِقْتِصَادِيٌّ - عقيد متقاعد - حزام الأمان - قفوف ، خسارة ، تقلص ، ضمور ، تسرب - إعتناء بالشئ مثل عيونه - بستان أنيق ، بستان لطيف - أَصَابَ الهَدَفَ بالدِّقَّةِ - دَرْقَشَ : دَرْقَشَةً - فَقِيدٌ (ج) فُقَدَاءُ : مَفْقُودٌ - إِسْتِيسَاخٌ (ج) إِسْتِيسَاخَاتٌ - كُورِيٌّ (م) كُورِيَّةٌ - وَكَنَ الطَّائِرُ عَلَي بَيْضِهِ - طَعْنٌ أَرْصَعُ : طَعْنٌ تَامٌّ غَابَ كُلُّهُ فِي المَطْعُونِ - جمهورية الموز - أَشْهَرَ الشَّيْئُ : مَضَي عَلَيْهِ شَهْرٌ - إِسْتَمْطَرَهُ اَوْ مِنْهُ طَلَبَ مَعْرُوفَهُ - تَأَقَةٌ و يقال به تَاَقَةٌ اي شدة الغضب و حدة المزاج
ElmaWarid