1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid acele etmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
acele etmek أَرْنَفَ : إِرْنَافاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
itiraz etmek,iki şeyin ara yerine girmekkarşı çıkmak,karşı gelmek,yolumu kesmek, bir işi yapmaya kalkışmak, bir kimsenin önüne çıkıp soymak, bir kimseyi oklayıp öldürmekإِعْتَرَضَ : إِعْتِرَاضاً لِ ، عَلَي
karışık olmak,bir şey bir şeye sarılmak,işinde ağır ve gevşek olmak,hüccet getirmekten aciz olmak,alı koymak,tutmak,hapis etmekإِلْتَاثَ : إِلْتِيَاثاً بِ ، عَلي ، عَن ،فِي
bir kimse bir kimseden bir nesnenin takdir eylemesini ve oranmasını istemek,kendine hayırlı şeyin nasip ve mukadder olmasını Allahtan niyaz etmekإِسْتِقْدَارٌ (ج) إِسْتِقْدَارَاتٌ
Allaha şirk,ortak koşmak,bir şeye iştirak ettirmek,işine ortak almak,birini bir işte ortak yapmak,dahil etmek,nalına tasma takmakأَشْرَكَ : إشْرَاكاً بِ ، فِي ، هُ
atı şaha kaldırmak,oğlan genç olmak,oğlanları genç olmak,Allah çocuğu genç eylemek,büyütmek,boylu boslu etmek,öküzün bütün dişleri bitmekأَشَبَّ : إِشْبَاباً ، هُ
ürkütmek,dehşetli kılmak,dehşetlendirmek,dehşete düşürmek,hayrete düşürmekdehşette bırakmak,şaşırtmak,şok etmek,hayran bırakmak,dehşet vermek,dehşet içinde bırakmak,aklını gidermekأَدْهَشَ : إِدْهَاشاً ، هُ
bir kimsenin hiyanet amiz olan nasihatini kabul eylemekaldatmak,aldatılmak,ortalık karışmak,bir kimsede hiyanet güman eylemek,bir kimseyi hain add etmekإغْتَشَّ : إِغْتِشَاشاً ،هُ
nüfüz,etki,tesir,içine,geçme,girme,geçmek,nüfüz etmek,işlemek,yetki,otorite,fors,işlerinde gayet usta ve keskin olan,içine geçilebilir,içinden geçmesine müsaiنُفُوذٌ
perde makulesi yırtılmak,namusa halel isabet etmek,kızın kızlığı bozulmak,perde arkası görünecek şekilde yırtılmak,rezil olmak,şerefinin ayaklar altına alınmasına göz yummak,açılmakتَهَتّكَ : تَهَتُّكاً
bir adamı bir yere göndermek için çağırıp tahrik ve teşvik etmek,maden içinden az altın bulunmak,atı teşvik edip neşata getirmek,sözü araştırıp toplamakإِِسْتَوْشَي : إسْتِيْشَاءً
sertlikle ve tekdirle karşılamak,yüzüne bağırmak,terslemek,kesmek,kat etmek,birinin ötesine berisine şiddetle ve mükerreren vurmak,bir şeyin tekmilini vermek,bir tarafa gitmekبَكَعَ ـَـ بَكْعاً و يقال ما أدري أين بكع اي بقع
peştamal giymek,kuşanmak,izar bağlanmak,peştimal,car,izar,futa gibi elbise takınmak,tutunmak,giyinmek,peştimale bürünmek,tencere şiddetli veya yavaş yavaş kaynamak,istimal etmekإِئْتَزَرَ : إِئْتِزَاراً
develeri yoldan sapmalarına engel olmak için hap hap diye çağırmak,davet etmek,bağırmak,seslenmek,teşvik ve teklif eylemek,korkutmak,çoban develere bağırıp hap hap demekأَهَابَ : إِهَابَةً بِ ، هُ
bir araya gelip birikmek,bin olmak,bin sayısına ulaşmak,düzenli,derli toplu olmak,kendine çekmek için müdara etmek,yüze gülmek,kendisine ısısndırmak,sempatisini kazanmakتَأَلَّفَ : تَأَلُّفاً ، هُ
delil ve şahit getirmek,tanık göstermek,demeç vermek,salıvermek,salmak,kovayı kuyuya,suya sarkıtmak,kötü söz söylemek,arz etmek,delil ileri sürmek,rüşvet vermekأَدْلَي : إِدْلاَءً إِلَي ، بِ ، فِي
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- إِقْسَاطٌ (ج) إِقْسَاطَاتٌ: إِزَالَةُ الجَوْرِ - تَبَرْكَعَ الرَّجُلُ - فَدَاءٌ - فَرْكَسَ : فَرْكَسَةً - أَشَفَّ : إِشْفَافاً عَلَي - عتبة الباب ، تكيّة - جَاهِيٌ : جَاهِبٌ - بِنْتٌ مُعْتَنِيَةٌ بِنَفْسِهَا - إِضْغِطْ ! - جَفْلٌ - سُوقٌ البَلاّسِين - وريقات تويجية متلاصقة - رَائِحَةُ الزَّهْرِ - بِالقُرْبِ مِنْ - أَشْهَبُ حَدِيدِيٌّ - أَخْفَقَ : إِضْطَرَبَ - أَدْنَتْ النّاقَةُ : قَرُبَ وَقْتُ وَضْعِهَا - بَدْرَقَةُ اللِّسَانِ - إِئْتَشَرَ : إِئْتِشَاراً - يَا أَبَتِ ! و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ" إِذْ قَالَ يُوسُفُ لأََبِيهِ يَا أَبَتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ " - ثَفَنَ فُلاَناً - أَوْخَفَ الخَطْمِيَّ : صَبَّ فِيه المَاءَ لِيَخْتَلِطَ - محكوك ، منقور - بَاعَلَ مُباعَلَةً و بِعَالاً و يُقَالُ هُوَ يُبَاعِلُ أَهْلَهُ أَيْ يُلاَعِبُهَا و بَيْنَهُمَا مُبَاعَلَةٌ و مَلاَعَبَةٌ و هُمَا يَتَلاَعَبُون - إِتَّخَذَتِ المَحْكَمَةُ قَرَارَ عَدَمِ التّعَقُّبِ - لا يري ، لا يظهر ، لا يعرض ، غير مرئي - كَمِينٌ (ج) كَمائِنُ : ، مَكْمَنٌ ، مَوْضِعٌ يُسْتَخْفَي فِيهِ - فن الإعلانات، صناعة الإعلانات - تَبَرْقَشَ : تَبَرْقُشاً - نِظَامٌ عرَبِيٌّ رَسْمِيٌّ
ElmaWarid