1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid acele etmek/peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabi تَابِعُ التَّابِعِيِّ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
acele etmek,ivmek istemek,acele ettirmek,koşturmak,tacil etmek,acele talep etmek,istical,acele,sürat,koşturmaإِسْتِعْجَالٌ (ج) إِسْتِعْجَالاَتٌ : سُرْعَةٌ ، عَجَلٌ ، عَجَلَةٌ
onu acele ettirdi,koşturdu,acele etmeye teşvik etti,acele ve sürat etmesini istediإِسْتَعْجَلَهُ : طَلَبَ عَجَلَتَهُ ، حَضَّهُ و نَشَّطَهُ و أَمَرهُ أَنْ يُسْرَعَ
hız,sürat,acele,ivmek,tezlik,koşmak,acele,çabukluk ,ivedilik,ivmek,acele etmekسُرعَةٌ ، عَجَلَةٌ
bir şeyde çalışmak,acele yapmak,süratlanmak,koşmak,ivdirmek,hızlandırmak,sürat etmek,acele etmek,ivmek ,acele etmek , çabuk davranmak ,çabuk olmakأَسْرَعَ : إِسْرَاعاً فِي
acele etmek,hızlandırmak,acele ettirmek,çabuk amel ettirmek,çabuklaştırmak,sürat etmek,acele etmek,vaktinden önürdü vermek,rütbe,aşama,mesnetتَعْجِيلٌ (ج) تَعْجِيلاَتٌ
başlamak,ivmek,acele etmek,koşmak,acele etmek, acele ile yapmak,geçmek,bir tarz ve özel durum ile hitap veya muamele etmek,girişmek,kalkışmak,teşebbüs etmekبَادَرَ : مُبَادَرَةً و بِدَاراً إِلَي ...
acele etmek,acele ettirmek,hızlandırmak,çabuk davranmak,çabuk olmak,bir şeyde çalışmak,acele yapmak,süratlanmak,koşmak,ivmek,ivdirmek,sürat etmek,süratlendirmek,tez olmak,çabuklandırmak,tezlendirmekأَسْرَعَ : إِسْرَاعا ًإِلَي ، بِ فِي
bir şeyi almakta acele edişmek,ivmek,acele etmekتَنَاهَزَ : تَنَاهُزاً
acele atılmak,acele koşmak,düşüncesizce hamle yapmak,yıkılmak,sertlik,tehevvürتَهَوُّرٌ
koşmak,acele etmek,koşturmak,acele ettirmek,yorulmak,emek çekmek,didinmek,gücünü vermekكَهَدَ ـَـ كَهْداً
acele etmek,irmek,acele ettirmek,tezletmekإِسْتَعْجًَلَ : إِسْتِعْجَالاً
yüksek yer, acele,acele etmek,ivmekوَفْزٌ (ج) أَوْفَازٌ
acil,flaş,tez,ivedilipeşin,acele eden,aceleci,acele,çabuk,şimdiki,hemen,evveli olmayan,öncesizعَاجِلٌ ، طَارِئٌ ، إِسْتِعْجَالِيٌّ ، سَرِيعٌ
ona acele etti,acele ettirdiإِزْدَهَفَهُ : إِسْتَعْجَلَهُ
çaba göstermek,acele etmek,develer taşkınlık edip bir yana dağılmak,yağmada acele etmek,ivmekإِشْمَعَلَّ : إِشْمِعْلاَلاً
peygamberimizin süt anasıحَلِيمَةُ السَّعْدِيَّة
peygamberimizin ashabını gören müslüman adamتَابِعِيُّ (ج) تَابِعِيُّون
peygamberimizin amcası olan Zübeyrin kızının adıضُبَاعَةٌ
ehl-i siyer,peygamberimizin ve bazı evliyanın siyret-i şerifelerini nakil ve beyan etmek üzere kitap telif etmiş olan ve bunlara imtisal ve inkiyad eden zevat-ı kiramأَهْلُ السِّيَرِ
sahabi,iman ederek peygamberi gören,peygamberimizin arkadaşıصَحَابِيٌّ
sahabeler,peygamberimizin arkadaşları,arkadaşlar,dostlar,ahbab,ashap,yarlarأَصْحَابٌ و في الحديث
Suffa,peygamberimizin mescidinin sonunda buluna gölgelik yere denilirdi,sofaصُفَّةٌ
peygamberimizin*أم المرتجز* ile künyelenen atlarının adı,hatunların büründükleri car*ريطة* manasınaمُلآءَةٌ (ج) مُلآءٌ : ريطة
tabii,peygamberimizin muhterem ashabını gören ve meclislerinde bulunup onların sözlerini nakil eden müslüman adamتَابِعِيُّ (ج) تَابِعِيُّون
peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabiتَابِعُ التَّابِعِيِّ
kulağının ucu kesik deve,kulağı kesik dişi deve,Peygamberimizin devesinin adıقَصْوَاءُ : إِسْمُ نَاقَةِ النَّبيِ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,iptal etmek,belirsiz etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
peygamberimizin ashabını gören müslüman adamتَابِعِيُّ (ج) تَابِعِيُّون
tabii,peygamberimizin muhterem ashabını gören ve meclislerinde bulunup onların sözlerini nakil eden müslüman adamتَابِعِيُّ (ج) تَابِعِيُّون
peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabiتَابِعُ التَّابِعِيِّ
gören göz,gören,bilen,görme duyusu,çeşm,görünen şeyبَاصِرَةٌ (ج) بَوَاصِرُ : عين و يقال خَيْرُ الغِدَاء بَوَاكِرُهُ و خَيْرُ العَشَاءِ بَوَاصرُهُ
hayız gören avrat,adet gören karı,aybaşılı kadınدَارِسٌ (ج) دَوَارِسُ
görücü,göz kuvvetiyle his edici olan,gören,bilen,bakıcı ,iyi görenبَاصِرٌ (م) بَاصِرَةٌ
görücü,göz kuvvetiyle his edici olan,gören,bilen,bakıcı ,iyi gören,anlayanبَاصِرٌ (م) بَاصِرَةٌ
peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabiتَابِعُ التَّابِعِيِّ
işkence gören,zülüm gören,ezilenمُضْطَهَدٌ : مُعَذَّبٌ
hayız gören kadın,adet gören kadın,ay başı gören kadın,hayızlı kadın,ay başılı kadınحَائِضٌ (ج) حَوَائِضُ
gören göz,bairet,gören,bilen,görme duyusu,çeşm,görünen şey,görme kuvveti,gücüبَاصِرَةٌ (ج) بَوَاصِرُ : عين ، قُوَّةُ الإبْصَارِ و يقال خَيْرُ الغِدَاء بَوَاكِرُهُ و خَيْرُ العَشَاءِ بَوَاصرُهُ
görenباصر ، بصير ، راء ، شائف
gören,bînعَارِفٌ مُتَبَصِّرٌ ، الّذِي يَتَبَصَّرُ فِي الأُمُورِ و يَعرِفُ المُهِمَّ مِنْهَا
gören gözعَينٌ بَاصِرَةٌ
gören adamرَجُلٌ بَصِيرٌ
pek görenأَبْصَرُ و فِي المَثَلِ : أبْصَرُ مِنْ عُقَابٍ و أَبْصَرُ مِنْ نِسْرٍ و أَبْصَرُ مِنَ الوَطَوَاطِ فِي اللَّيْلِ
düş görenحالم
iş görenعامل
peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabiتَابِعُ التَّابِعِيِّ
İslamcı,İslami,Müslüman,Müslüman ve İslam dinine mensup ve müteallık olanإِسلاَمِيٌّ (ج) إِسْلاَمِيُّون
Müslüman kardeşler birliği,Müslüman kardeşler cemaatıجَمَاعَةُ الإِخْوَانِ المُسْلِمِين
Müslüman (ar,far)مسلم ، محمدي ، موحد بالله ، مؤمن بالدين الإسلامي الحنيف
müslüman sosyalistإِِشْتِرَاكِيٌّ مُسْلِمٌ
Müslüman aileاُسرة مسلمة
Müslüman azınlıkأَقَلِّيَّةٌ مُسْلِمَةٌ
Müslüman çoğunlukأَغْلَبِيَّةٌ مُسْلِمَةٌ
müslüman çoğunlukأَغْلَبِيّةٌ مُسْلِمَةٌ
müslüman çoğunlukاغلبية مسلمة
müslüman çoğunlukluذَاتُ الأَغْلَبِيَّةِ المُسْلِمَةِ
Müslüman devletlerدول مسلمة
müslüman kadınمُسلِمَةٌ (ج) مُسْلِمَاتٌ
müslüman kardeşlerإِخْوَانٌ مُسْلِمُون
Müslüman toplumمجتمع مسلم
gören göz,gören,bilen,görme duyusu,çeşm,görünen şeyبَاصِرَةٌ (ج) بَوَاصِرُ : عين و يقال خَيْرُ الغِدَاء بَوَاكِرُهُ و خَيْرُ العَشَاءِ بَوَاصرُهُ
hayız gören avrat,adet gören karı,aybaşılı kadınدَارِسٌ (ج) دَوَارِسُ
görücü,göz kuvvetiyle his edici olan,gören,bilen,bakıcı ,iyi görenبَاصِرٌ (م) بَاصِرَةٌ
görücü,göz kuvvetiyle his edici olan,gören,bilen,bakıcı ,iyi gören,anlayanبَاصِرٌ (م) بَاصِرَةٌ
peygamberimizin ashabını gören müslüman,tabiyi gören tabiتَابِعُ التَّابِعِيِّ
işkence gören,zülüm gören,ezilenمُضْطَهَدٌ : مُعَذَّبٌ
hayız gören kadın,adet gören kadın,ay başı gören kadın,hayızlı kadın,ay başılı kadınحَائِضٌ (ج) حَوَائِضُ
gören göz,bairet,gören,bilen,görme duyusu,çeşm,görünen şey,görme kuvveti,gücüبَاصِرَةٌ (ج) بَوَاصِرُ : عين ، قُوَّةُ الإبْصَارِ و يقال خَيْرُ الغِدَاء بَوَاكِرُهُ و خَيْرُ العَشَاءِ بَوَاصرُهُ
görenباصر ، بصير ، راء ، شائف
gören,bînعَارِفٌ مُتَبَصِّرٌ ، الّذِي يَتَبَصَّرُ فِي الأُمُورِ و يَعرِفُ المُهِمَّ مِنْهَا
gören gözعَينٌ بَاصِرَةٌ
gören adamرَجُلٌ بَصِيرٌ
pek görenأَبْصَرُ و فِي المَثَلِ : أبْصَرُ مِنْ عُقَابٍ و أَبْصَرُ مِنْ نِسْرٍ و أَبْصَرُ مِنَ الوَطَوَاطِ فِي اللَّيْلِ
düş görenحالم
iş görenعامل
herkese uyan,birine gayretle tabi olan,uysal,uyan,taraftar,uysal,tabi,tabi olan,uyanlar,tabi olanlar,peyrev ,cemaat,topluluk,hayvanların ayaklarıتَبَعٌ (ج) أَتْبَاعٌ : تَابِعٌ *و يقال رَجُلٌ تَبِعٌ ، و يقال هم تبعه و أتباعه اي جماعته و دابّة شديدة التبع
uymak,tabi olmak,tebeiyyet ettirmek,tabi kılmak;araştırmakتَبَّعَ : تَتْبِبعاً ، هُ
boyun eğdirmek,uydurmak,tabi tutmak,tabi etmekأَخْضَعَ : إِخْضَاعاً لِ ، هُ
boyun eğdirmek,uydurmak,tabi tutmak,tabi etmekأَخْضَعَ : إِخْضَاعاً لِ
yardımcı,muin,nasır ,verecekli,medyun,uyucu,tabi,bir yaşlı ve ikisine girmiş dana,uyan,tabi olan,hizmetçi,tabi,itaat ve imtisal edici olan,peyrev,henüz anasından ayrılmamış bir yaşında tosun,boynuzlarıyla kulakları müsavi olan tosunتَبِيعٌ (م) تَبِيعَةٌ (ج) تِبَاعٌ و تَبَايِعُ : ناصر ، معين : و في القرآن
tabi olmuş,metbu,uymuş,kendisine tebeiyyet ve itaat olunan,kendine uyulan kimse çelimsşz,zayıf,kuru,nahivde irapta diğer bir kelimenin tabi olduğu kelimeمَتْبُوعٌ تَقُول كُنْ مَتْبُوعا لاَ تَابِعاً
a,e boyun eğen,tabi olan,hudu ve gönül alçaklığı ile muttasıf olan,itaat eden,tabi olan,bağlıخَاضِعٌ لِ
tabi,tabi olan,uyan,uyucu,tebeiyet edici,takip eden,ilave,ek,asıl olmayan bölüm,kısım,bende,uyuntu,itaat edici,iktida ve imtisal edici,birinin hükmü altında olan,hizmetçi,uşak ,nahivde makablinin irabına tabi olan mamül,bağlı,olan,uydu,uyuntu,peyk,mükellef,yardımcı koruyucu,devam,ek,ilaveتَابِعٌ (م) تَابِعَةٌ (ج) تَبَعٌ و تُبَّعٌ و تَبَعَةٌ و تِبَاعٌ و تَوَابِعُ
uymak,tabi olmak,birine diğerine tabi etmek,tebeiyyet ettirmek,arkasında düşüp araştırmak,teftiş,tahkik ve tetebbü etmek,okuyan okusuğunu parmakla veya diğer bir şeyle göstermekتَبَّعَ : تَتْبِيعاً
sevk olunmak,kapılmak,sürüklenmek,sürülmek,sürülüp gitmek,haydanmak,tabi ve peyrev olmak,tabi ve peyrev olmak,insiyakإِنْسِيَاقٌ (ج) إِنْسِيَاقَاتٌ
sürülmek,ardından sürülüp gitmek,sevk olunmak,haydanmak,sevk olunmak,kapılmak,sürüklenmek,tabi ve peyrev olmak,uymak,tabi olmak,münkad olmakإِنْسَاقَ : إِنْسِيَاقاً
uymak,tabi olmak,arkası sıra gitmek,takip etmek,arkadan yetişmek,ardınca gitmek,izince gitmek,uydurmak,tabi kılmak,ardı sıra getirmek,ilhaketmek,ilave etmek,kovalamak,katmakأَتْبَعَ : إِتْبَاعاً و منه قوله تعالي
seçmek,üründülemek,tercih etmek,yeğlemek,ihtiyar ve intihap etmek,bir şeyi bir şeye tabi etmek,kesb-i ehemmiyet etmek,üstün tutmak,tahsis etmek,tabi kılmak,bezi yumaşak etmekآثَرَ : إِيْثَاراً بِ ، علي ومنه قوله تعالي
yetişmek,yetiştirmek,birleştirmek,eklemek,ilhak etmek,yeriştirmek,erişmek,ulaşmak,ulaştırmak,peşine takmak,tabi kılmak,tabi kılmak,ilave etmek,sonradan katmak,çatmak,zam etmek,eklemek,içine almak,vermekأَلْحَقَ : إِلْحَاقاً بِ ، هُ
vezin ve kafiyee muvafık olarak bir kelimeyi takip eden lafz-ı mühmel ve bunu istimali ve irabın veya harekenin makabline tabi olması,itba,uydurmak,tabi kılmak,manayı takviye için önceki kelimeye denk bir kelime getirmek (كثير بثير او خبيث نبيث) gibi.إِتْبَاعٌ (ج) إِتْبَاعَاتٌ و يقال حسن بسن و كثير بثير
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid