1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid adam malını çoluk çocuğuna sarf etti,harcadı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
adam malını çoluk çocuğuna sarf etti,harcadı أَنْفَقَ الرَّجُلُ مَالَهُ عَلَي عِيَالِهِ : صَرَفَهُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
uzun boylu iri adam,ahmak adam,kötü ahlakı adam,fena adamبِرْشَاعٌ : بِرْشِعٌ
uzun boylu iri adam,ahmak adam,kötü ahlaklı adam,fena adamبِرْشِعٌ ، بِرْشَاعٌ
fasık,abdestsiz,sapkın,imansız,azgın,ahlaksız,günahkar,itaat çemberinin dışına çıkan,hakkın emrini tutmayan,abdestsiz,sapkın,fasık adam,hak yoldan çıkan adam,zinakar adam,kafir adam,fasık adam,hak yoldan çıkan adam,zinakar adam,kafir adamفَاسِقٌ (ج) فُسَّاقٌ و فَسَقَةٌ و فَاسِقُون و فِي القُرْآنِ
varlıklı adam,zengin adam,servet sahibi hali vakti iyi olan adamرَجُلٌ مُوسِرٌ اي مُيَّسَرٌ
şirretli,hilekar,mütekebbir,mağrur,kibirli,mekruh,iğrenç,menfur adam,yaramaz adam,habis adamبِرْدِيسٌ : بِرْدِسٌ
adam ansızın zuhur edip bastı,adam şer ve husumet peyda etti,adam yalan söylediبَاقَ الرَّجُلُ
puhu kuşu,erkek baykuş,tüyleri dökülmüş çakır,baykuşa benzer küçürek bir kuştur ki ahmak,akılsız kimseyi ona benzetirler,serseri adam,zayıf güçsüz adam,pek hafif mizaçlı hoppa adam,zayıf güçsüz adam,sebükmağzبُوهٌ : طَائِرٌ يَشْبَهُ البُومَ أَصْغَر مِنْهُ ، بُومٌ ، ذَكَرُ البُومِ ، الصَّقْرُ الّذِي سَقَطَ رِيْشُهُ
şirretli,habis,hilekar ,mütekebbir,mağrur,kibirli,mekruh,iğrenç,menfur adam,yaramaz adam,habis adamبِرْدِسٌ : بِرْدِيسٌ
adam bir şeye başladı,adam nesneyi ilk önce yaptıبَدَأَ الرجُلُ الشّئَ : إبتدأ: فعله إبتداء اي قدمه في الفعل:
büyük adam,yaşlı,şerefli,şahsiyetli adam,saygı değer,uluبَجِيلٌ ، مُبَجَّلٌ ، بَجَالٌ يُقَالُ فُلاَنٌ بَجِيل نَجِيلٌ أَيْ أَصِيلٌ
adam sırtı üzerine yattı,adam arka üstü yatıp uyuduإِسْلَنْقَي الرَّجُلُ : نَامَ عَلَي ظَهْرِهِ
büyük adam,yaşlı,şerefli,şahsiyetli adam,saygı değer,uluبَجَالٌ ، بَجِيلٌ ، مُبَجَّلٌ
büyük adam,yaşlı,şerefli,şahsiyetli adam,saygı değer,uluمُبَجَّلٌ ، بَجِيلٌ ، بَجَالٌ
dişlerini temiz tutmamaktan ağzı fena kokan adam,bedhuy adamرَجُلٌ بَشِعٌ
kalın kafalı kaba cahil ve bedmanzar adam,ağır adamبَلَنْدَمٌ : رَجُلٌ ثَقِيلٌ و قال الشّاعرُ
bir kimsenin malını yemek,almak,yiyecek istemek,birinin malını gaspetmekإِسْتَأْكَلَ : إِسْتِئْكَالاً ، هُ يقال فلان يَسْتَأْكِلُ الفُقَرَاءَ
adam malını çok vermekle malını yok ettiبَرَّضَ الرَّجُلُ : اَفْنَي مَالَهُ فِي العَطَاءِ
malını israf etti,çarçur ettş,savurdu,malını aşırı biçimde sarf etti,harcadıأَوْعَثَ فِي مَالِهِ : أَسْرَفَ ، بَالَغَ فِي إِنْفَاقِهِ
ifsat etmek,abes yere malını sarf etmek,çarçur etmek,malını gereksiz yere harcamak,malını hayırsız yere,boş yere harcamak,mahv etmek,kadın çocuğunu bir et parçası şeklinde doğurmak,koyunun bütün sütünü sağmak,avrat karnındaki uşağı,oğlanı bir aylık iken düşürmek,azası belirmeden düşürmekأَمْصَلَ : إِمْصَالاً
helak etmek,gebertmek,öldürmek,malını heder etmek,satmak,malını satmakأَهْلَكَ : إِهْلاَكاً
öldürmek,helak etmek,malını heder etmek,mahv etmek,gebertmek,malını heder etmek,satmak,sarf edip bitirmek,tüketmek,telef etmek,mahve etmekأَهْلَكَ : إِهْلاَكاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
avrat karnındaki uşağı bir şik aylık iken düşürmek,malını hayırsız yere ,boş yere harcamak,çarçur etmek,ifsat etmek,malını gereksiz yere harcamak,mahv etmek,kadın çocuğunu bir et parçası şeklinde doğurmak,koyunun bütün sütünü sağmakأَمْصَلَ : إِمْصَالاً
yağmur suyunu bir çukura toplayıp hıfız etmek,birine malını sarfettirmek,yağmur sularını çukurda toplamak,suyu azaltmak,birinin yanındaki şeyi çekip eliboş bırakmak,kadın kesret-i cimala erkeği mecalsiz bırakmak,vermek,ata etmek,semirmek,birine malını sarfettirmek,yağmur sularını çukurda toplamakثَمَدَ ـُـ ثَمْداً و يقال إستثمدني فثمدته
malını çoğalttıإِسْتَثْمَرَ مَالَهُ : كَثَّرَهُ
malını övdüأَطْنَبَ فِي بِضَاعَتِهِ
Malını övüyorيُطْنِبُ فِي بِضَاعَتِهِ
malını dağıttıبَقَّ مَالَهُ : فَرَّقَهُ
malını dağıttıبَقَّقَ مَالَهُ : فَرَّقَّهُ
malını bıraktıأَرْمَثَ فِي مَالِهِ : أَبْقَاهُ
malını rayiçli bulduأَنْفَقَ : وَجَدَ بِضَاعَتَهُ رَائِجَةً
jurnal etmek,ihbar etmek,ispiyonculuk etmek,birinin çoluk çocuğu,malı çoğalmakk,yalan söylemek,gammazlık etmek,iftira etmek,bühtan etmek,kara atmak,ihbar etmek, ispiyonculuk etmek,birinin çoluk çocuğu,malı çoğalmak,elbiseye nakış işlemekوَشَي ـِـ وَشْياً وَ وِشَِايَةً بِ ، إِلَي
gammaz,nemmam,koğuculuk eden,yalancı,dedikoducu,jurnalcı,ispiyoncu,dokumacı,altın basan,çoluk çocuğu çok olan,jurnalcı,ispiyoncu,dokumacı,altın basan,çoluk çocuğu çok olan,nakkaş,süsleyen,nakışlayan,koğucuوَاشِي (ج) وُشَاةٌ ، مُزَخْرِفٌ
çolukكلمة إتباع لا تأتئ إلا مع جوجق
çoluk çocukأَوْلاَدٌ و عِيَالٌ
çoluk çocukأهل البيت ، أهل الدار ، أولاد و عيال ، نسيلة ، عائلة ، عيال وليدات
aile,çoluk çocukوِئْلَةٌ : عَائِلَةٌ ، أُسْرَةٌ
aile,çoluk çocukكَلٌّ : عِيَالٌ
çoluk çocuk sahibiصاحب الأولاد و العيال
adamın çoluk çocuğuبَيْتُ الرَّجُلِ : عِيَالُهُ
çoluk çocuğu çoğaldıأَعْوَلَ : كُثُرَ عِيَالُهِ
çoluk çocuğu çoğaldıأَعْيَلَ : كَثُرَ عِيَالُهُ
çoluk çocuğunun rızkını kazandıإِمْتَرَشَ لِعِيَالِهِ : إِكْتَسَبَ لَهُمْ
çoluk çocuğu için kazandıنَبَشَ لِعِيَالِهِ : إِكْتَسَبَ
çoluk çocuğu çok olduأَدَعَّ : إِدْعَاعاً : كَثُرَ دَعَاعُهُ اَيْ عِيَالُهُ الصِّغَار
çoluk çocuğunun rızkını kazandıإِحْتَرَفَ لِعِيَالِهِ : إِكْتَسَبَ
yeğen,Kürtçe erkek kardeşin çocuğuna xarze ve kız kardeşinin çocuğuna da biraze derlerيَگن (تر) : إِبنُ او بِنْتُ الأَحِ او الأُخْتِ
kadın evlenmeyip çocuğuna acıyıp oturduأَشْبَلَتْ المَرْأَةُ عَلَي اَوْلاَدِهَا : حَنتْ عَلَيْهِمْ بَعْدَ زَوْجِهَا ولَمْ تَتَزَوَّجْ
kadın çocuğuna kendi sütünü eözirdiأَمْغَلَتِ المَرْأَةُ وَلَدَهَا : أَرْضَعَتْهُ المَغْلَ و هُوَ لَبَنُهَا
bir adam çocuğuna daye tutmakإِظْطِئَارٌ (ج) إِظْطِئَارَاتٌ
çoluk çocuğuna nafakayı bolltan kimseمُخْصِمٌ : مُخْصِبٌ
çoluk çocuğuna nafakayı bolltan kimseمُرْسِغٌ : مُخْصِبٌ
filan kimse çoluk çocuğuna nafaka,kumanya verdiتَمَوَّنَ فُلاَنٌ
emzirmek,emmek,soğurmak,kadın çocuğuna süt vermekأَمْلَجَ : إِمْلاَجاً ، هُ
anne çocuğuna şefkat ve sevgi duydu,hissettiوَلَهَتِ الأُمُّ إِلَي وَلَدِها
adam malını çoluk çocuğuna sarf etti,harcadıأَنْفَقَ الرَّجُلُ مَالَهُ عَلَي عِيَالِهِ : صَرَفَهُ
adam kendisine ve ailesine,çoluk çocuğuna baskı yaptı,sıkıştırdıأَحْتَرَ عَلَي نفْسِهِ اَوْ عَلَي أَهْلِهِ : ضَيَّقَ
ucuzluk ve bolluk yer,döllendiren,çoluk çocuğuna nafakayı bolltan kimseمُخْصِبٌ : مُرْسِغٌ و يقال بَلَدٌ مُخْصب و خَصيب و مِخَصاب
kadın çocuğuna şefkat edip ere varmayıp kendi hali üzerinde kalıp dul oturduحَدِبَتِ المَرْأَةُ : لم تتزوج وأَشْبَلَتْ عَلَي وَلَدِهَا
dişi asalan yavru doğurmak,eğilmek,kadın evlenmeyip çocuğuna acıyıp oturmak,acımak,şefkat etmekإِشْبَالٌ (ج) إِشْبَالاَتٌ
çoluk çocuğuna nafaka vermek,kumanya vermek,gerekli gıda maddesini temin etmek,biriktirmekتَمَوَّنَ : تَمَوُّناً
yönlendirmek,yöneltmek,sarf getmek,geri çevirmek,sarf,sarf etmek,harcamak,bozmak,sarf etmek,sapıtmak,kambiyo,para bozma,hile ile aldamak,mübadele,tövbe,lağım,günahtan dönmek,harcamak,sarf etmek,bozmak,harçamak,sarf etmek,tulumdan su serpilip akmak,boşlamak,kambiyo,para bozma,para bozmak,,hile ile aldamak,çevirmek,değiştirmek,men etmek,kambiyo,şanj,geri döndürmek,mübadele,saptamak,savmak ,sarf ilmi,tövbe,geri döndürmek, bir tamsayıkı kesri bileşik kesir haline getirmekصَرْفٌ (تر) : تَوْجِيهٌ ، تَقُولُ العَرَبُ
sarf bilgisi,sarf ilmi,morfolojiعِلْمُ الصَّرْفِ
yaramaz yere sarf etmek,lüzümsüz yere sarf etmek,yersiz nesne ve söz harcetmek,israf,malını beyhude yere çarçur etmek,beyhüde yere sarf etmek,sarfetmek,boş yere harcamak,savurganlık etmek,haddi tecavüz etmek,haddi aşmak,إِسْرَافٌ (ج) إِسْرَافَاتٌ : تَبْذِيرٌ
tenvin alan,çekilen,sarfolunan,sarf edilen,her türlü harekeyi kabul eden,çekilen,giden,tenvin alan,sarf olunan,sapmış,işten alı konmuşمُنْصَرِفٌ
kusmak,istifrağ etmek,harcamak,tüketmek,sarf etmek,tükenmek,kuvvette boş eylemek,artıklardan boş olmak,tasarruf eylemek,dökmek,sarf etmek,sonuna varmak,yapabileceğini yapmakإِسْتَفْرَغَ : إِسْتِفْرَاغاً فِي و قَالَ أَخْطَلُ فِي شَعْبِي
kendi arzusu ile harcamak,sarf etmek,vermek,iş görmek,bol bol bahş etmek,vermek,bol bol vermek , harcamak , sarf etmek , bahş etmek , tüketmek,cömertlikle ve sahavetle vermek,bollukla ve hüsnü iradetle vermek,sarf ve istimla etmek,sarfetmek,harcamak,vermek,bağışlamak,gönlüyle getirmek,esvabı hizmet vaktinde ve gündelik olarak giymek,bol bol vermek,bahş etmek,tüketmekبَذَلَ ـُِـ بَذْلاً ، هُ
meşakkatle çalışmak,kuvvet,kudret,kabiliyet,güç,çaba,cehd,emek,potansiyel,takat,gayret,eziyet,uğraş,uğraşmak,var kuvvetini sarf etmek,zahmet,eziyet,yorgunluk,elinden geldiği kadar çalışmak,var kuvvetini sarf etmek,çabalamak,zorluk,meşakkatجُهْدٌ : جَهْدٌ (ج) جُهُودٌ : قُدْرَةٌ ، مَشَقَّةٌ ، طَاقَةٌ ، قُوَّةُ الكَهْرِبَاءِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
cömertlikte bahşiş vermek,kendi arzusu ile harcamak,sarf etmek,iş görmek,ita ve ihsan etmek, kendi arzusu ile harcamak,bağışlamak,sarfetmek,harcamak,harcama ,sarf etme,tüketme ,bol bol verm,kerem , ata , ihsan , bir şeyin vakt-i hacette sarf olunmak (فرس له بذل)üzere hıfız ve siyaneti bazılar bu ikinci manayı kabul etmeyip misal getirilen tabirin aslı(فَرَس له صون و بذل) istediği vakit şaklar istediği vakit gösterir cevheri var bir at demekبَذْلٌ : بَذْلٌ : إعطاء ، إحسان، كَرمٌ ، صرف ، خرج
sarf bilgisiعلم الصرف
sarf alıştırmalarıتَمْرِينَاتٌ صَرْفِيَّةٌ
sarf olunmakتلف
sarf (ar)صرف ، بذل ، إنفاق ، خرج ، إستعمال
yeni sarfصَرْفٌ جَدِيدٌ
sarf kaideleriقواعد صرفية
sarf malzemeleriمُسْتَلْزَمَاتُ الصَّرْفِ
çabasını,gücünü,emeğini sarfetti,harcadı,tüketti,sarf-ı makdiret etti,çabasını sarfetti harcadıبَذَلَ جُهْدَهُ او مَجْهُودَهُ
çaba harcadı,sarf ettiبَذَلَ جُهْدَهُ
çaba sarf etti,harcadıإِسْتَبْذَلَ الجُهْدَ : بَذَلَهُ و صَرَفَهُ
malını israf etti,çarçur ettş,savurdu,malını aşırı biçimde sarf etti,harcadıأَوْعَثَ فِي مَالِهِ : أَسْرَفَ ، بَالَغَ فِي إِنْفَاقِهِ
adam malını sarf etti,harcadıأَنْفَقَ الرَّجُلُ مَالَهُ : صَرَفَهُ
çaba harcadı,sarf etti,gösterdiبَذَلَ الجُهْدَ
yoğun çaba harcadı,sarf ettiبَذَلَ الجُهْدَ المُكَثَّفَةَ
bütüngücünü,emeğini harcadı,sarf etti,kullandıإِسْتَفْرَغَ مَجْهُودَهُ : بَذَلَ مَقْدُورَهُ
adam malını çoluk çocuğuna sarf etti,harcadıأَنْفَقَ الرَّجُلُ مَالَهُ عَلَي عِيَالِهِ : صَرَفَهُ
malını israf etti,çarçur ettş,savurdu,tedbirsiz harcadıأَوْعَبَ فِي مَالِهِ : أَنْفَقَهُ مِنْ غَيرِ مُبَالاَة و تَدِبِير
adam çaba sarf etti,çaba harcadı,gayret ettiإِجْتَهَدَ الرَّجُلُ : بَذَلَ وُسْعَهُ
malı harcadıإِسْتَنْفَقَ : إِسْتِنْفاقاً المَالَ : أَنْفَقَهُ
onu harcadıصَرَّفَهُ
zamanını harcadıصَرَفَ وَقْتَهُ
ona para harcadıأَضْرَعَ لَهُ مَالاَ : بَذَلَ لَهُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid