1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid akibeti kötü olan,sonu kötü olan kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
akibeti kötü olan,sonu kötü olan وَخِيمُ العَاقِبَةِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
akıbeti görenناظر للعواقب ، عاقل ، ذكي
tefrikanın akıbetiعاقبة التفرقة
akibeti kötü oldu !سَاءَتْ عَاقِبَتُهُ !
diktatorun akibeti,sonuعَاقِبَةُ الدِكْتَاتُور
işin sonu,akibeti,nihayetiآخِرُ الأَمْرِ : آخِراً
bir nesnenin sonucu,akibetiغِبٌّ (ج) أَغْبَابٌ
işin sonu ve akibeti iyi olduأَعْقَبَ الأَمْرُ : حَسُنَتْ عَاقِبَتُهُ أَيْ آخِرَتُهُ و نَتِيجتُهُ
günaşırı,sonra,uzak,bir nesnenin sonucu,akibetiغِبٌّ (ج) أَغْبَابٌ
işin akibeti karışıklıktan sonra belli oldu,aşikar oldu,ortaya çıktıأَفْرَخ الأَمْرُ : وَضُحَتْ عَاقِبَتُهُ بَعْدَ إِشْتِبَاهٍ و إِلْتِبَاسٍ
hatime,son,kapanış,her işin akibeti ve gayet sonu ve tamamı,sonuç,kitabın nihayetinde olan kelam,son,encam,ahirخَاتِمَةٌ (ج) خَوَاتِمُ
bir nesne yok olmak,helak olmak,tehlike,korku,akibeti helaka sebep olacak hal yahut nesne,tehlikeتَهْلُكَةٌ
akibeti kötü olan,sonu kötü olanوَخِيمُ العَاقِبَةِ
odun demeti,havası ağır otlak,sopa,yumuşak çubuk,şiddetşi sert nesne,Hıristiyanların çan çaldıkları ağaççırpıcı tokmağı,akibeti fena,kötü,hastalıklı,sağlıksız ,eziyetli,katı,sopa ve toyka dedikleri yoğun değnek,sert,şiddetli,katı,davara otu sinmeyen mera,odun demeti,havası ağır otlak,sopa,yumuşak çubuk,şiddetşi sert nesne,Hıristiyanların çan çaldıkları ağaç,çırpıcı tokmağı,soymantıوَبِيلٌ : سَيِّئُ العَاقِبَةِ، وَخِيمٌ ، مُؤْذٍ
pek şirretli,şerrir,şerli,şeytan,iblis,habis,kötücül,kötü,kötüniyetli,bedbaht,hayırsız,huysuz,kötü,kötü niyetliشِرِّيرٌ
kötü olacak,kötü gelecek,kötü kader,cehennemبِئْسَ المَصِيرُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
hırçın,kötü huylu,geçimsiz,vahşi,huysuz,serkeş,bedbaht,kötü niyetli,terbiyesiz,kaba,hoyrat,kavgacı,kötü ahlaklı,sert,katı yer,öneği,oyun bozan,ters,telhruشَرِسٌ (م) شَرِسَةٌ
vebal,kötü akibet,mesuliyet,sorumluluk,ağırlık,yük,fesat,şiddet,sıkıntı,sıhhatsızlık,sağlığa aykırılık,kötülük,kötü akibet,vahamet,kötü netice,günah,tehlike,felaket,eziyet,zararından korkacak şeyوَبَالٌ : وَخَامَةٌ ، أَذَيً ، سُؤُ العَاقِبَةِ و فِي القرآن الكَرِيم
kötü bir şey işlemek,bir işi iyi yapmamak,kötü zanda bulunmak,yaramazlık etmek,iyilik edene yatlılık etmek,kötülük etmek,kötülük yapmak,kötü etmek,hakeret etmek,tahkir etmek,çürütmek,fenalık etmek,yaman etmek,başına fena bir hal getirmek,kemlik etmek,kötüأَسَاءَ : إِسَاءَةً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، لِ ، هُ
kötü kokulu yapmak,ağzını kötü kokutmak,kötü kokulu kılmakأَبْخَرَ : إِبْخَاراً ، هُ
kir,pislik,kötü iş veya laf,murdar yer,mezbele,fücür,çirkin iş veya kötü söz,insanlara karışmayan kötü huylu,kısakanç adam,sürüden uzak durandeve,işine ve sözüne aldırmayanقَاذُورَةٌ (ج) قَاذُورَاتٌ
bir işi fena ve kötü işlemek,işinde kötü davranmak,yalan uydurmak,devenin ayak bağını çözmek,çabuk yürümek,çabuklamak,ivmek,yalan söylemek,elbiseyi kötü dikmek,kesmek,başka şeyle karıştırmak,süratlıca sürmek,katmak,at dört nala gitmekبَشَكَ ـُِـ بَشْكاً فِي ، هُ
bir işi fena ve kötü işledi,işinde kötü davrandıبَشَكَ فِي عَمَلِهِ
yavuz, azgın ve bozuk,çapkın,kötü,talih,kötü,yaramazطَالِحٌ
fena davrandı,kötü hareket etti,kötü tasrrufta bulunduأَسَاءَ التَّصَرُّفَ
kötü,fena adam,şer,en kötü,her türlü kötülük,şeytan,kıvılcım,şer,her türlü kötülük,fenalık,fesat,şer,kötülük,fesat,şer,fenalık,şer,zarar , yaramazlık , yavuzluk ,savaş ,kötü adam ,fena adam , yaramaz kişi, zarar ziyan ve kedere sebep olan nesne,fena olmak,hastalık,hoşa gitmeyen şey,savaş,yavuzluk,kötü adam,fena adam,yaramaz kişi,pek fena,kötü,en kötüشَرٌّ (ج) شِرَارٌ و أَشِرَّاءُ و أَشْرَارٌ (م) شَرّةٌ و يَقَالٌ هَذَا الشَّرُّ و اليَرُّ : إِتْبَاعٌ
pis,kötü,kötü iş,haram,küfürرِجْسٌ (ج) أَرْجَاسٌ
kötü,yaramaz,habis olmak,kötü arkadaş ve dostlar edinmek,birine kötülük öğretip ifsat etmekأَخْبَثَ : إِخْبَاثاً ، هُ
koyunlarını arıklatmak,zayıflatmak,zaman,felek birinin halini perişan etmek,anne çocuğunu kötü beslemek,kötü gıda vermekأَحْثَلَ : إِحْثَالاً
sonu illetli olanمُعْتَلُّ الآخِرِ
sonludur,sonu olan,sınırlıلَهُ آخِرٌ : مَحْدُودٌ
kitabın sonu,ahiri olan kelam,söz,encamخَتْمَةٌ
son,bir şeyin sonu;dargınlık,gücenme;kişinin yaratılşının başlangıcı ve ecelinin sonuأَمَدٌ (ج) آمَادٌ
her nesnenin sonu,her işin sonu,ahiri,Allahın güzel isimlerinden birisi,sonraki,son,ahir,sonuncu,en son,sondaki,nihayet,had,uç,sonuncu,ahir,gaye,erek,amaç,evvelin zıddı,gaip,hazır olmayan,leim,alçak,dip,alt,hitam,sıranın kuyruğu,yolun bitişi,sonuآخِرٌ (ج) آخِرُون و أوَاخِرُ (م) آخِرَةٌ (ج) أَوَاخِرُ (م) أُخْرَي (ج) أُخْرَيَات ، نِهَايَةٌ ، خِتامٌ ، طَرَفٌ ،حَدٌّ ، غَايَةٌ ، أَسْفَلُ ويُقَالُ: أَ بَعْدَ اللهِ الآخِرُ ؟
akibeti kötü olan,sonu kötü olanوَخِيمُ العَاقِبَةِ
onlar kimselerdird ki sonu pek yakın olan hayatı ahiret karşılığında satın alırlarأُلَئِكَ الذِّينَ إِشْتَرُوا الحَيَاةَ الدُّنْيَا بالأَخِرَةِ
onlar kimselerdir ki sonu pek yakın olan hayatı ahiret karşılığında satın alırlarأُولاَئِكَ الذِّينَ إِشْتَرُوا الحَيَاةَ الدُّنْيَا بالأَخِرَةِ (آيَةٌ كَرِيمَةٌ)
sermedi,her daim olan,ebedi,ezeli,başı ve sonu olmayan daimi,baki,ölümsüz,Allahسَرْمَدِيٌّ
ecel,ölüm vakti,vade,süre,erte,vakt-i mevudun nihayeti,ömrün sonu,müddet,ömrün bitimi,mühlet,muayyen,bir vakti sonu,evvelce tayin olunmuş vakit,hayatın sonu,ölümün mukadder vakti,zaman,mukadder vakit,vakti tayin etmekأَجَلٌ (ج) آجَالٌ ، مُهْلَةٌ ، مُدَّةٌ ، زَمَانٌ ، وَقْتٌ مُعَيَّنٌ ، حُلُولُ وَقْتِ الدَّيْنِ و نَحْوِهِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gerçek,hakiki,reel,özgün,içi dışına sonu evveline uyar olan,yalan ve yapma olmayanحَقِيقِيٌّ (ج) حَقِيقِيُّون ، أَصْلِيٌّ
gerçek,hakiki,gerçeğe ait,özgün,içidışına sonu evveline uyar olan,yalan ve yapma olmayanحَقِيقِيٌّ (ج) حَقِيقِيُّون
gece sonu karanlığına girmek,gece sonu karanlığında yürümek,sabahın alaca karalığında ulaşmakأغْلَسَ : إِغْلاَساً
haftanın sonu,hafta sonuآخِرُ الأُسْبُوعِ
ayın sonu,ay sonuآخِرُ الشَّهْرِ
pek şirretli,şerrir,şerli,şeytan,iblis,habis,kötücül,kötü,kötüniyetli,bedbaht,hayırsız,huysuz,kötü,kötü niyetliشِرِّيرٌ
kötü olacak,kötü gelecek,kötü kader,cehennemبِئْسَ المَصِيرُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
hırçın,kötü huylu,geçimsiz,vahşi,huysuz,serkeş,bedbaht,kötü niyetli,terbiyesiz,kaba,hoyrat,kavgacı,kötü ahlaklı,sert,katı yer,öneği,oyun bozan,ters,telhruشَرِسٌ (م) شَرِسَةٌ
vebal,kötü akibet,mesuliyet,sorumluluk,ağırlık,yük,fesat,şiddet,sıkıntı,sıhhatsızlık,sağlığa aykırılık,kötülük,kötü akibet,vahamet,kötü netice,günah,tehlike,felaket,eziyet,zararından korkacak şeyوَبَالٌ : وَخَامَةٌ ، أَذَيً ، سُؤُ العَاقِبَةِ و فِي القرآن الكَرِيم
kötü bir şey işlemek,bir işi iyi yapmamak,kötü zanda bulunmak,yaramazlık etmek,iyilik edene yatlılık etmek,kötülük etmek,kötülük yapmak,kötü etmek,hakeret etmek,tahkir etmek,çürütmek,fenalık etmek,yaman etmek,başına fena bir hal getirmek,kemlik etmek,kötüأَسَاءَ : إِسَاءَةً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، لِ ، هُ
kötü kokulu yapmak,ağzını kötü kokutmak,kötü kokulu kılmakأَبْخَرَ : إِبْخَاراً ، هُ
kir,pislik,kötü iş veya laf,murdar yer,mezbele,fücür,çirkin iş veya kötü söz,insanlara karışmayan kötü huylu,kısakanç adam,sürüden uzak durandeve,işine ve sözüne aldırmayanقَاذُورَةٌ (ج) قَاذُورَاتٌ
bir işi fena ve kötü işlemek,işinde kötü davranmak,yalan uydurmak,devenin ayak bağını çözmek,çabuk yürümek,çabuklamak,ivmek,yalan söylemek,elbiseyi kötü dikmek,kesmek,başka şeyle karıştırmak,süratlıca sürmek,katmak,at dört nala gitmekبَشَكَ ـُِـ بَشْكاً فِي ، هُ
bir işi fena ve kötü işledi,işinde kötü davrandıبَشَكَ فِي عَمَلِهِ
yavuz, azgın ve bozuk,çapkın,kötü,talih,kötü,yaramazطَالِحٌ
fena davrandı,kötü hareket etti,kötü tasrrufta bulunduأَسَاءَ التَّصَرُّفَ
kötü,fena adam,şer,en kötü,her türlü kötülük,şeytan,kıvılcım,şer,her türlü kötülük,fenalık,fesat,şer,kötülük,fesat,şer,fenalık,şer,zarar , yaramazlık , yavuzluk ,savaş ,kötü adam ,fena adam , yaramaz kişi, zarar ziyan ve kedere sebep olan nesne,fena olmak,hastalık,hoşa gitmeyen şey,savaş,yavuzluk,kötü adam,fena adam,yaramaz kişi,pek fena,kötü,en kötüشَرٌّ (ج) شِرَارٌ و أَشِرَّاءُ و أَشْرَارٌ (م) شَرّةٌ و يَقَالٌ هَذَا الشَّرُّ و اليَرُّ : إِتْبَاعٌ
pis,kötü,kötü iş,haram,küfürرِجْسٌ (ج) أَرْجَاسٌ
kötü,yaramaz,habis olmak,kötü arkadaş ve dostlar edinmek,birine kötülük öğretip ifsat etmekأَخْبَثَ : إِخْبَاثاً ، هُ
koyunlarını arıklatmak,zayıflatmak,zaman,felek birinin halini perişan etmek,anne çocuğunu kötü beslemek,kötü gıda vermekأَحْثَلَ : إِحْثَالاً
yaratılışta mevcut olan,tiynette merkuz olan,hulki,tabii,doğal,doğuşta mevcut olan,doğuştan olan,asıl,yaradılış,sirüşt,hılkat,tabiatta olan,cibilliجِبِلِّيٌّ (م) جِبِلِيَّةٌ
kesat olan,durgun,geçmez olan,revaçsız olan,geçersiz olan,sürümsüz,hareketsiz,durgun,alı satı az olan pazarكَاسِدٌ
çok sahoş olan,fitil gibi olan,mest olan,daima sarhoş olan,ayyaş,harabatiسِكَّيرٌ : كَثِيرُ السَّكْرِ
ümitsiz olan,mahzun olan,meyüs olan,şaşkın olan hüzün ve ümitsizlikten sessiz duranمُبْلِسٌ (ج) مُبْلِسُون: بَلِسٌ
karamtık dudaklı kişi,dudağının içi kara olan kimse,ziyade yoğun ve koyu olan gölge,serin yarlı olan çocuk,etsiz olan diş eti,kanı az ve hoş olan dudakأَلْمَي (ج) لُمْيٌ (م) لَمْيَاءُ : مَنْ كَانَ بِشَفَتِهِ لَمَيً و هُوَ سُمْرَةٌ أَوْ سَوَادٌ فِي بَاطنِهُمَا يُسْتَحْسَن ، رُمْحٌ أَلْمَي : شَدِيدُ السُّمَْةِ و صُلْبٌ ، ظِلٌّ أَلْمَي : كَثِيفٌ أَسْوَدُ ، شَجَرٌ أَلْمَي : كَثِيفُ الظِّلِّ ، وَلَد أَلْمَي : بَارِيدُ الرِّيقِ ، لُثَّةٌ لَمْيَاءُ : قَلِيلَةُ اللَّحْمِ ، شَفَةٌ لَمْيَاءُ : لَطِيفَةٌ قَلِيلَة الدَّمِ
alçak soysuz olan,rezil,deni olan,mağlum ve münhazım olan,yenik olanخَاذِلٌ
kelamı veya işareti hakikatı hale mutabık olan,rastgü,efali akvaline mutabık olan ve ahir muamelesi evvel muamelesine mutabık olan,gerçek olan,sadık,muhabbeti samimi olan,doğru,doğru söyleyenصَادِقٌ (ج) صَادِقُون (م) صَادِقَةٌ و فِي القُرآنِ الكَريم
boynunda eğrilik,çarpıklık ve çöküklük olan,Arap kadınından olan oğlan çocuğu,efendi,köle,boynu yere doğru eğik olan deve,eyerinde sağa sola eğri olanأَهْنَعُ (م) هَنْعَاءُ (ج) هُنْعٌ المُنْحَنِيُ القَامَةِ ، الجَمَلُ المَائِلُ بِعُنْقِهِ إِلَي الأَرْضِ ، المَائِلُ فِي سَرْجِهِ يَمِيناً و شِمَالاً ، إِبْنُ المَرْأَةِ العَرَبِيَّةِ و المَوْلَي
bir nesne üzerinde daima eğilip aılarak meşgul olan ve müdavim olan adam,ziyade eğri olan diş,dişinin ucu eğri olanأَعْصَلُ (ج) عُصْلٌ (م) عَصْلاَءُ : المُعَوَجُّ صَلاَبَةً
alnı dar olan at,perçemin kılı hafif olan at,hızlı,tez ve çabuk olan hayvan,tez yürüyüşlü olan katır,tez yürüyen dişi deve,şiddetli esen yelأَسْفَي (ج) سُفْي (م) سَفْوَاءٌ و سَقْيَاءٌ و مِنَ الخَيلِ الخَفِيف شَعْر النَّاصِيةِ ، و مِنَ الدّوَّابِ السَّرِيع
hüküm vermekte en doğru olan kişi,ziyade hüküm ve fasıl edici olan,fıkıhta daha bilgin olan,daha muktedir olan din adamıأَقْضَي
ziyade selim ve itaatli olan,pek sağlam olan,çok güvenli,pek emin ,daha müslüman olan kimse,esen,afetlerden selim olanأَسْلَمُ (م) سُلْمَي : السَّالِمُ ، السَّلِيمُ مِنَ الآفَاتِ
asıl,yaradılış,sirüşt,hılkat,tabiatta olan,cibilli,doğuştan olan,yaratılıştan var olan,جِبِلِّيٌّ
elde eden,haiz,sahip olan,malik olan,emsalinden mümtaz olanحَائِزٌ
mahir olan,usta,keskin olan,sanatını gereği gibi bilir olanحَاذِفٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid