1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmek بَجَّسَ : تَبْجِيساً ، هُ ، بَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmekبَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmekبَجَّسَ : تَبْجِيساً ، هُ ، بَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
su fışkırmak,tulumdan su çıkmak,sızmak,buluntan su fışkırmak,akmak,damardan kan fışkırıp boşanmak,bulut çeşme gibi yağmur yağdırıp boşanmak,köpek işemek,tulumun deliğinden su fışkırıp boşanmakتَغَرَ ـَـ تَغْراً وتُغُوراً
buz ve kar eriyip akmak,su akmak,fışkırmak,coşkun atılmak,sıçramak,akmakإِنْثَغَبَ : إِنْثِغَاباً
tan yeri atmak,şafak sökmek,su yerden kaynayıp akmak,erteyeri ağarmak, su akmak, fışkırmak, patlamak, atılmak, fırlamak, patlak vermek,erteyeri ağarmak,tan yeri atmak,şafak sökmek,su yerden kaynayıp akmak,fışkırmak,patlamak,atılmak,fırlamak,patlak vermek,infilak etmek,patlamak,infilak ,şafak sökmek,su yerden kaynamak,akmaketmek,akmak,fışkırmakتَفَجَّرَ : تَفَجُّراً
patlama,infilak,su çıkmak,fışkırmak,patlamak,akmak,su sıkmakإِنْفِجَارٌ (ج) إِنْفِجَارَاتٌ : سَيَلاَنٌ : دَوِيٌّ يُرَافِقُهُ إِهْتِزَازٌ عَنِيفٌ و قُوَّة
patlamak,infılak etmek,su çıkmak,fışkırmak,su fışkırıp akmak,sıçramak,şafak sökmek,bozulmak,yerden su kaynamak,akmak,düşman her taraftan üzerlerine yürümek,birinin malı çok ve ihsanı bol olmak,günahkar olmak,baskın yapmak,sabahleyin ortalık ağarmak,tan yeri açılmak,şafak sökmekإِنْفَجَرَ : إِنْفِجَاراً بِ ، عَنْ ، عَلَي، فِي
su akmak,taşmak,fışkırmakسَالَ ـِـ سَيْلاً و سَيَلاَناً
sel suyu ağzına kadar dolmak,su fışkırmak,gözden yaş,kuyudan su fişkırıp akmak,dolup taşmakبُثُوقٌ
su akmak,fışkırmak,çıkmak,oluşmakإِنْبَثَقَ : إِنْبِثَاقاً مِنْ
,fışkırmak,akmak,yarılıp açılmak,sıçramak,patlamak,infilak etmek,şafak sökmek,bozulmak,yerden su kaynamak,akmak,düşman her taraftan üzerlerine yürümek,birinin malı çok ve ihsanı bol olmak,إِنْفَجَرَ : إِنْفِجَاراً
akıtılmak,su yerden kaynayıp akmak,fışkırmak,dökülmekإِنْبَجَسَ : إِنْبِجَاساً ويُقَالُ إِنْبَجَسَ المَاءُ مِنَ السَّحَابِ و الدَّمْعُ مِنَ العَيْنِ أَيْ إِنْفَجَرَ
su ve çıban cerahati akıtılmak,akmak,fışkırmakتَبَجَّسَ : تَبَجُّساً
sel suyu ağzına kadar dolmak,su fışkırmak,gözden yaş,kuyudan su fişkırıp akmak,dolup taşmak,gözden yaş,kuyudan su fişkırıp akmak,dolup taşmakبُثُوقٌ
misk kokusu yayılmak,tencere kaynamak,yerden su çıkmak,fışkırmak,akmak,coşmakفَارَ ـُـ فَوْراً و فُؤُوراً و فَوَرَاناً
kaynayıp kabarmaفوران ، نفيط ، نزوان ، غليان
su kaynayıp akmakبَعْثَقَ : بَعَُْقَةً
deniz kaynayıp dalgalandıتَارَ البَحْرُ تَيَرَاناً
fışkırmak,kaynayıp akmakإِنْبَجَسَ : إِنْبِجَاساً ، تَبَجَسَّ : تَبَجُّساً
fışkırmak,kaynayıp akmakتَبَجَسَّ : تَبَجُّساً ، إِنْبَجَسَ : إِنْبِجَاساً
su kaynayıp yerden çıkmakتَنَبَّعَ : تَنَبُّعاً
su kaynayıp yerden çıkmakتنبع ، إنفجار ، نبوع
su yerden kaynayıp aktıتَفَجَّرَ الماءُ : سال
suyun kaynayıp aktığı yerفُجْرَةٌ (ج) فُجَرٌ
tencere kaynayıp hırıltı çıkardıغَطَّتِ القِدْرُ
tencereden su kaynayıp fışkırdıفَارَتْ القِدْرُ
yerden kaynayıp akan suبَجْسٌ : يقال مَاءٌ بَجْسٌ و مُنْبَجِسٌ
yerden kaynayıp akan suمُنْجَبِسٌ و يقال مَاءٌ مُنْجَبِسٌ
yerden kaynayıp akan suمَاءٌ مُنْجَبِسٌ
yerden su kaynayıp aktıإِنْبَجَسَ المَاءُ : إِنْفَجَرَ
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmekبَجَّسَ : تَبْجِيساً ، هُ ، بَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmekبَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
yağmur ince ince yağmak,çiselemek,gözün suyu akmak,kabın içndeki akmak,sızmakأَرَذَّ : إِرْذَاذاً
su azar azar akmak,suyu dökmek,damlamak,yarmak,akmak,birini bir ayıpla,zina ile lekelemekنَطَفَ ـُِـ نَطْفاً و نَطَفاَناً و نِطَافَةً و نُطُوفاً و نِطَافاً و تَنْطَافاً
serum,kesik sütün suyu,serum,torba yoğurdu,yaradan azıcık nesne akmak,sızmak,vücuda zerk edilen sıvı ilaç maddesi,kurut,kesik sütün suyu,tarhane,yaradan azıcık nesne akmak,sızmakمَصْلٌ (ج) أَمْصَالٌ
havuzun dibi çatlamakla suyu kaçmak,havuzun suyu taşıp akmakتَجَخَّرَ : تَجَخُّراً
yoğurdu bir keseye suyu damlasın diye koymak,malını gereksiz yere harcayıp mahv etmek,peynir suyu damlamak,yaradan az bir sıvı akmakمَصَلَ ـُـ مَصْلاً و مُصُولاً
yakmak,ateşlemek,deveye katran sürtmek,tutuşturmak,od yalınlandırmak,tulumun ve kırbanın suyu dağınık akmak,bıçak ve mızrak ve ona benzer nesnelerle vurulan yaranın kanı dağınık akmakأَشْعَلَ : إِشْعَالاً
alevlendirmek,yakmak,od yalınlandırmak,ateşlemek,ateşe vermek,tutuşturmak,tulumun ve kırbanın suyu dağınık akmak,bıçak ve mızrak ve ona benzer nesnelerle vurulan yaranın kanı dağınık akmak,develerine katran sürmekأَشْعَلَ : إِشْعَالاً ، هُ
suyu kaynağından akıtmak,fışkırtmak,akmak,açmak,yarmak,suya mecra açıp akıtmak,çıbanı delip akıtmak,mecra bulup ve delinip akmak,fışkırmaksövmek,tahkir etmek,küfür etmekبَجَسَ ـُِـ بَجْساً و بُجُوساً ، هُ
bir kimsenin çok olmak,yer suyu içip kanmak,ileri gitmek,ıraklaşmak,suyu akıtmak,su akmak,at aralıklı adımlarla koşmak,keler ininin köşesine gidip kayıp olmak,hakkını alıp gitmek,hakkını itiraf etmekأَمْعَنَ : إِمْعَاناً
peynir suyu damlamak,yaradan az bir sıvı akmakمَصَلَ ـُـ مَصْلاً و مُصُولاً
çayın ve derenin suyu taşkın olmakla iki taraftan akmakتَشْطِئٌ
buz ve kar eriyip akmak,su akmak,fışkırmak,coşkun atılmak,sıçramak,akmakإِنْثَغَبَ : إِنْثِغَاباً
ter,göz yaşı,su akmak,ağızyarı akmak,süt sağılma,ağızdan ve gözden su akmakإِنْحَلَبَ : إِنْحِلاَباً
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
kesmek,yırtmak,yarayı neşterle parçalamak,yarayı açmak,eti ayırmak,bırakmak,terk etmekوَذَرَ ـِـ وَذْراً
yarayı tedavi etmek,ilaç sürmek,yarayı tımar ettitaziyede bulunmak,başsağlığı dilemek,arayı bulmak,ıslah etmek,düzeltmek,teselli vermek,barıştırmak,uzlaştırmakأَسَا ـُـ أَسْواً و أَساً و أَسَيً
hac,hac etmek,hac farizasını yerine getirmek,yarayı mil ile açmak,hac farizasını yerine getirmek,hac etmek,Mekeyi kast ve teveccüh etmek,,yarayı mil ile açma,hacılıkحَجٌّ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
yarayı kapatmakسدّ الجراحة
yarayı temizlediنَظَّفَ الجُرْحَ
yarayı sarmaضمد
yarayı açtıوَذرَ الجُرْحَ
yarayı azdırmakإفساد الجراحة
yarayı sarmakتضميد الجرح
yarayı sıktıأَبْسَرَ القُرحَةَ : عَصَرَهَا
yarayı kanatmakإدماء الجرح
yarayı kanattıدَمَّي الجُرْحَ : أَدْمَاهُ
yarayı genişlettiأَنْهَرَ الطَّعْنَةَ : وَسَّعَهَا
yarayı uyandırmakإِيْقَاظُ الجُرْحِ
yarayı yardımبضََعْتُ الجُرْحَ : شَقَّقْتُ
güneş yeni doğmağa başlamak,tulu etmekte olmak,doğmak,sökmek,çıkmak,haccam ve baytar neşter ile damarı yarıp kan almak,devenin dişi eti yarıp çıkmakta olmakبَزَغَ ـَـ بَزْغاً و بُزُوغاً
mantar yeri yarıp çıktı,toprağı yarıp çıktıثَنَطَتِ الكَمْأَةُ الأَرْضَ
ay,yıldız,güneş yeni doğmağa başlamak,tulu etmekte olmak,doğmak,çıkmak,yarmak,şafak sökmek,haccam ve baytar neşter ile damarı yarıp kan almak,devenin dişi eti yarıp çıkmakta olmak,neşter vurmakبَزَغَ ـُـ بَزْغاً و بُزُوغاً
denizi yarıp gitmekمخر ، مخور ، شجذ البحر ، شقّ البحر
diş yarıp çıkmakبَزْغٌ
devenin azısı yarıp çıktıشَكَأَ نَابُ البَعِيرِ : شَقَأَ
devenin dişi yarıp çıktıبَقَلَ نَابُ البَعِيرِ
hayvanın azısı yarıp çıkmakشَكْأٌ : شَقْأٌ
bitki yeri yarıp çıktıثَنَطَ النَّبَاتُ الأَرْضَ و ظَهَرَ
barajı yarıp suyu aktıبَجَسَ السَّدُّ : شَقَّهُ فَسَالَ ماؤُهُ
kavmi yarıp geöip gittiأَنْفَذَ القَوْمَ
diş yarıp çıkmak,yarmak,doğmakبَزْغٌ
işkembeyi yarıp içindekini alıp attıأَفْرَثَ الكِرْشَ : شَقَّهَا و أَخْرَجَ مَا فِيْها مِنَ الفُرَاثَةِ و هِيَ الزِّبْلُ
işkembeyi yarıp içindekini alıp attıأَفْرَثَ : إِفْرَاثاً الكِرْشَ
suyu ve yarayı yarıp akıttıبَجَسَ المَاءَ و الجُرْحَ
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmekبَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
akmak,kabarmak,fışkırmak,su kaynayıp akmak,suyu ve yarayı yarıp akıtmak,sövmek,küfretmekبَجَّسَ : تَبْجِيساً ، هُ ، بَجَسَ ـُُـِـ بَجْساً و بُجُوساً
sövmek,küfretmekبَجَسَهُ بُجُوساً : سَبَّهُ و شَتَمَهُ
küfretmek,sövmek,bir şeyi kesmek,ipi koparmakسَبَّ ـُـ سَبّاً و سِبِيّبَيو فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
açmak,suya mecra açıp akıtmak,çıbanı delip akıtmak,mecra bulup ve delinip akmak,açmak,fışkırmak,akmak,akıtmak,yarmak,sövmek,tahkir etmek,küfür etmekبَجَسَ ـُِـ بَجْساً و بُجُوساً
kazanmak,yaralamak,şahidin şahadetin,çürütmek,ret etmek,sözle dokunmak,sövmek,küfretmek,cerh etmek,yapmakجَرَحَ ـَـ جَرْحاً ب ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ (وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَىٰ أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ)
şafak,ilk sabah,fecir,tan,tanyeri,ortalık ağardığı zaman,sabah çağı,fecir,sabah,tan,seher,sabah yerinin aydınlığı,akıtmakyerinin ağarması,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,akıtmak,suyu fışkırtmak,yoldan çıkaramak,meyletmek,doğruluktan sapmak,sövmek,isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,sabah vakti karnılığın açılıp ortalığını aydınlanması,yerden su fışkırıp akması,akıtmak,yarmakفَجْرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
suyu kaynağından akıtmak,fışkırtmak,akmak,açmak,yarmak,suya mecra açıp akıtmak,çıbanı delip akıtmak,mecra bulup ve delinip akmak,fışkırmaksövmek,tahkir etmek,küfür etmekبَجَسَ ـُِـ بَجْساً و بُجُوساً ، هُ
sabahlamak,gündüzlemek,gündüz çalışak,ağır davranmak,akıtmak,şişmanlamak,kan durmak,göndermek,yıkılmak,gündüze dahil olmak,girmek,genişletmek,genişletmek,ırmağı akıtmak,damarın kanı kesilmemek,kadın semirmek,şişmanlamakkanı akıtmak,sıvı madde güçlü akmak,yavaş seğirtmekأَنْهَرَ : إِنْهَاراً فِي
yalan söylemek,kötü olmak,fışkırmak,suyu fışkırtmak,yoldan çıkarmak,isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,facir olmak,zina etmek,açmak,fasık olmak,gözü yorgun olmak,zayıf olmak,haktan vazgeçip sapmak,yan çizmek,küfür etmek,sövmek,su akmak,akıtmak,kanalı geniş açmak,yalanlamak,tekzip etmek,asi gelmek,şafak sökmek,tan atmak,yerden su çıkmak,önü bağlı ve büğetli suyun önünü açıp büğedini deşip akıtmak,günaha dalmak,azmak,yarmak,kötü olmakفَجَرَ ـُـ فَجْراً و فُجُوراً و مَفْجَراً عَنْ
yalan söylemek,zina etmek,gözü yorgun olmak,zayıf olmak,haktan vazgeçip sapmak,yan çizmek,küfür etmek,sövmek,su akmak,akıtmak,kanalı genişaçmak,fasık olmak,yalanlamak,tekzip etmek,asi gelmek,isyan etmek,muhalefet etmek,şafak sökmek,tan atmakفَجَرَ ـُـ فَجْراً و فُجُوراً و مَفْجَراً عِنْ
rüzgar yağmuru akıtmak,kan akıtmak,akika kurbanı kesmek,ebeyvine zahmet etmek,rüzgar yağmuru akıtmak,akıtıp indirmek,kan akıtmak,akika kurbanı kesmek,ebeyvine zahmet etmek,acı suعَقٌّ
patlamak,su akıtmak,patlatmak,bombalamak,tefcir,su akıtmak,infilak etmek,fışkırtmakتَفْجِيرٌ (ج) تَفْجِيرَاتٌ
indirmek,inzal eylemek,indirim yapmak,tenzilat yapmak,peygambere kutsal kitap vahiy etmek,akıtmak,ağırlamak,sarkıtmak,adam erlik suyunu akıtmak,bırakmakأَنْزَلَ : إِنْزَالاً عَلَي ، عَنْ ، هُ
süt ve sidik makulesini kesret üzere akıtmak,tahrik etmek,harekete getirmek,daim ita etmek,yağmur gibi şeyler çok yağmak,sütü çokça akıtmak,idrarإِدْرَارٌ (ج) إِدْرَارَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid