1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid altın kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
altın دَخْدَارٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Tembih :İngilizcede çok isimler sıfat makamında kullanılır (a gold watch) bir altın saat,(a silk gown ) bir ipek fistan cümlelerinde olduğu gibiتَنْبِيه : الأَكْثَرُ مِنَ الَسْمَاء يَقَعُ نَعتاً فِي الإِنْجِليزِيّةِ نَحو قَوْلِكَ سَاعَةُ ذَهَبٍ , ثَوْبُ حَرِيرٍ
peşin verilen,bozuk ve kötü olmayan para,gümüş veya altın para,nakit,sağ akçe,eleştiri,tenkit,kritizm,bir yazıyı eleştirmek,peşin vermek,dokunmakنَقْدٌ (ج) نُقُودٌ و قُلْتُ
bir adamı bir yere göndermek için çağırıp tahrik ve teşvik etmek,maden içinden az altın bulunmak,atı teşvik edip neşata getirmek,sözü araştırıp toplamakإِِسْتَوْشَي : إسْتِيْشَاءً
altın ve gümüş ve cevher ile tezyinetmek,bezemek,süslemek,kelamı kıta kıta olan elfazı nazir nazirine sureten ve mananen muvafık etmekle tezyin etmek,tezyin,arayişتَرْصِيعٌ (ج) تَرْصِيعَاتٌ : تحلية و يقال تاج مرصّع بالجواهر اي المحلي بها
gözler,çeşmeler,başı belli adamlar,söz sahipleri,kardeş,anne ve babaları bir olan kardeşler,önde gelenler,altın ve akçeler,ayan,bir kavmin ileri gelenleri,bir beldenin ileri gelenleri,ulularıأَعْيَانٌ : أَشْرَافُ القوْمِ ، الإِْوَةُ مِنْ أَبٍ وَاحِدٍ و أُمٍّ وَاحِدَةٍ
alıntı,görüntü,buluntu, yerde bulunan nesne,eşya,başak,madendeki altın parçaları,yerden kaldırılan buluntu,yerde bulunan nesne,eşyaلَقْطَةٌ (ج) لَقَطَاتٌ
taze kuzu derisinden yapılmış tulum,bin veya on bin dirhem yahut yedi bin dinarı havi keçe,büyük veyuvarlak ve keskin olan göz, noksansız parlak ve rüyeti keskin göz (عَيْنٌ بَدْرَةٌ ),altın çıkınıبَدْرَةٌ (ج) بِدَرٌ و بُدُورٌ
kırmızı,kıpkırmızı,al,kızıl,kıpkızıl,kırmızı renkli,kızıl olan,kızılbenizli kişi,kızıl ve renge boyanmış nesne,al,ahmer,ak,beyaz,silahsız kimse,Kürtçede sor derler,ahmer,altın,safran,düzgün,kızıl adam,şarap,içki,etأَحْمَرُ (ج) أَحَامِرُ و حُمْرٌ و حُمْرَانُ و أَحَامِيرُ و أَحَامِرة (م) حَمْرَاءُ ، أَبْيَضُ، أَعْزَلُ : المصْبُوغُ بالحُمْرَةِ ، الذَّهَبُ ، الزَّعْفَرَانُ ، نَبِيذٌ و فِي الحَدِيثُ
zengin,bay,başkasına muhtaç olmayan,varlıklı,Allah,bir şeyde başkasına muhtaç olmıyon,gani,ihtiyaçsızvarlıklı,servetli,servet sahibi,para pul sahibi,altın gümüş babası,bay,Allah,Ganiغَنِيٌّ (ج) أَغْنِيَاءُ : غَيْرُ مُحْتَاجٍ ، ثَرِيٌ و فِي القُرْآنِ الحَكِيمِ
alacalamak,atı yürütmek için çevken ile veya ona benzer bir nesne ile vurmak,malı çoğalmak,malından almak,hurmanın ilk yemişi belirmek,madenden biraz altın bulunmak,nesneyi çıkarmak,nesneyi bilmek,ilaç birine şifa vermek,iyileştirmek,yerin biraz bitkisi çıkmakأَوْشَي : إِيْشَاءً فِي ، هُ
yer sulak olmak,sulandırmak,bir madeni altın ve gümüşle yaldızlamak,yaldız çekmek,kamufle etmek,hakkı batılla karıştırmak,sözü süsleyip püsleyip batılı hak göstermek,çok su koymakla sulu kılmak,sulamak,sulandırmak,sıvılaştırmak,sıvıya dönüştürmek,sahte yaldız vurmak,suale muhalif haber ihbar etmekمَوَّهَ : تَمْوِيهاً عَلَي ، هُ
akça kavak,mızrak edinilen bir ağaç,kadeh,içki,şarap,sücü,altın,gümüş,at ve koyuna uğrayan bir hastalık ki gözlerin kıllarını döker,çamur veya su kokusu,havuz ile kuyu arasında dökülen su,diş nurlu ve taze olmak ve yıldırayık,parlak olmakغَرَبٌ
yaldız,altın,boya,cila,tila,oje,katran,cila,perdah,yaldız,boya,çamur gibi sıvanan şey,sıva,yakı,çamur gibi sıvanan şey,badana,müselles şarap,şerbet,kuzu ve oğlakların ayaklarına bağlanan ipطِلاَءٌ
bir yazıyı eleştirmek,seçmek,para,nakit,eleştiri,tenkit,peşin verilen,bozuk ve kötü olmayan para,gümüş veya altın para,eleştirmek,kritizm,eleştiri,eleştirmek,kuş burnuyla vurmak,peşin vermek,bir yazıyı eleştirmekنَقْدٌ (ج) نُقُودٌ و فِي المَثَل: الوَقْتُ نَقْدٌ
taze kuzu derisinden yapılmış tulum,bin veya on bin dirhem yahut yedi bin dinarı havi keçe,büyük ve yuvarlak ve keskin olan göz,noksansız parlak ve rüyeti keskin göz (عَيْنٌ بَدْرَةٌ ),altın çıkını,kese,surra,bütün kuzu derisi,oğlak derisiبَدْرَةٌ (ج) بِدَرٌ و بُدُورٌ : مِسْكُ السَّخْلَةِ ، كِيْسٌ تُوضَعُ فِيْهِ كَميَّةٌ مِنَ الدَّرَاهِمِ تَخْتِلِفُ ، كَمِيَّةٌ كَبِيرَةٌ مِنَ النُّقُودِ ، عَشْرَةُ آلاَف دِرْهَمٍ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- قَارَبَ الرَّجُلُ المَرْأَة : رَفَعَ رِجْلَيْهَا لِلْجِمَاعِ - أَطْعَمَ الغُصْنَ بِغُصْنٍ آخَرَ مِنْ غَيْرِ شَجَرَةٍ وَصَلَهُ لِتَكُونَ مِنَ الغُصْنَيْنِ غًصْنٌ ثَالِثٌ يُعْطِي ثَمَراً آخَرَ - حديقة خلفية - مَسْؤوُلٌ بَعْثِيٌّ - زيارة مماثلة - مُتَصَاوِلٌ - بيوتنا بتاعنا - منخس ، مسّاس صغير - مَاءٌ آجِمٌ اي مأَْجُومٌ - أََرْضٌ مُشرِسَةٌ - وَزَّعَ الصَّفَّارَات عَلَي الأَطْفَالِ - معل ، خصي ، إستلال الخصي ، إخصاء - خطوط عامة - خَطِيبٌ (ج) خُطَبَاءُ و خَطِيبُون و رجل خَطِيبٌ اي حسن الخُطبة - مستوي إبتدائي - طريق الحرير - حطم، كسور ، كسارات ، مقطعات - أَسْمِدَةٌ كِيميَاوِيَّةٌ - لَعِبَ فِي الرِّمَالِ - أَرْمَدَ : إِرْمَاداً - لِتْرٌ - أَقْصي، أرْوَعُ - إستخدام الكمامات - أَطْلَقَ الصَّارُوخَ فِي الفَضَاءِ مِنَ المَرْكَزِ او القَاعِدَةِ - ممثل - مُتَنَكِّرٌ - أَمَازَ الشَّيْئَ : مَازَهُ - لأْمَ الشَّيْئَ : أَصْلَحَهُ - قِنْفَخْرٌ - نصل أو سنان السهم ، نبلة
ElmaWarid