1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid beraatine karar verdi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
beraatine karar verdi أَعْطَي قرَاراً بِبَرَائَتِهِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
beraatine karar verdiأَعْطَي قرَاراً بِبَرَائَتِهِ
hakim sanığı akladı,beraatine hüküm verdiبَرَّأَ القَاضِيُ المُتَّهَمَ
onu suçundan veya başka şeyden ötürü akladı,beraatine hüküm etti,temize çıkardıبَرَّأَهُ مِنَ التُّهْمَةِ أَوْ غَيْرِهَا : أَعْلَنَ بَرَاءَتَهُ مِنْهَا
aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm etmek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,beraatine hüküm vermek,beri kılmakبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ
istikrar,sukün,sebat,karar bulmak,karar tutmak,kararlaşmak,ber karar olmak,gülümsemek,parlamak,koklamak,karar ve sebat üzere olmak,sabit ve üstüvar olmakإِسْتِقْرَارٌ (ج) إِسْتِقْرَارَاتٌ : سُكُونٌ ، ثُبُوتٌ
bir yerde kalmak,bir yerde yerleşip karar bulmak,karar kılmak,ikamet etmek,karar tutmak,kararlanmak,kararlaşmak,yerleşmek,iskan etmek,oturtmak,kararlaştırmak,yerleşmek,dinlenmek,bir yerde durmak,sakin ve sabit olmak,karar kılmak,berkarar olmak,kurulmakإِسْتَقَرَّ : إِسْتِقْرَاراً بِ ، عَلَي ، فِي
istikrar,karar bulmak,karar tutmak,kararlaşmak,orurmak,yerleşmek,sukün,sebatإِسْتِقْرَارٌ (ج) إِسْتِقْرَاراتٌ
karar kılmak, karar tutmak, kararlanmak, kararlaşmak, yerleşmek, iskan etmek, oturtmak, kararlaştırmakإِسْتَقَرَّ : إِسْتِقْرَاراً
hüküm,karar,emir,buyruk,karar,iktidar,yönetim,yargı,idare,kanaat,görüş,yargılama,hüküm etmek,otoriteحُكْمٌ (ج) أَحْكَامٌ ، أَمْرٌ ، قَضَاءٌ ، قَرَارٌ ، سُلْطَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ana ağaçtan ayrılıp ayrıca kök salmış hurma fidanı,insan ve hayvan sağrısı,geri çevrilmesi mümkün olmayan şey,kati karar,kesin kararبَتِيْلَةٌ (ج) بَتَائِلُ : يقال هو علي بتيلة من رأيه
karar buldu,karar tuttuإِسْتَنامَ : إِسْتَقَرَّ
son karar,nihai kararقَرَارٌ نِهَائِيٌّ
bilgece karar,akıllıca kararقَرَارٌ حَكِيمٌ
ana ağaçtan ayrılıp ayrıca kök salmış hurma fidanı,insan ve hayvan sağrısı,her uzuv ki etiyle olageri çevrilmesi mümkün olmayan şey,kati karar,kesin kararبَتِيْلَةٌ (ج) بَتَائِلُ : ، إِمْرَأَةٌ بَتُول ، مِنَ الشَّجَرِ المُتَدَلَّي ، القِطْعَةُ مِنَ النَّخْلِ الّتِي إِنْفَرَدَتْ عَنْ أُمِّهَا و إِسْتَغْنَتْ عَنْهَا ، عَزِيمَةٌ قَوِيّةٌ يقال هُوَ عَلَي بَتِيلَة مِنْ رَأْيِهِ
kökünden kesmek,yormak,yorup yoldan kemek,niyeti karar,hüküm vermek,karara bağlamak,tereddütsüz hükmü çıkarmak,vermek,geceden orucu tutmağa karar vermekبَتَّ ـُِـ بَتّاً ، هُ ، أَبَتَّ : إِبْتَاتاً ، هُ
karar vermek,üzerinde olan hakkı haber vermek ve sabit kılmak,mukarrer kılmak,berkarar etmek,itiraf etmek,ikrar etmek,kararlaştırmak,yerine koymak,yerleştirmek,teslim edip inkar etmemek,serinletmek,haber vermek,evet demek,ikrar etmek,dil ile söylemek,tastik etmek,ispat etmek,tesbit etmek,yerleştirmek,kabul etmek,karar ettirmek,bir yerde karar etmek,karar ettirmek,soğuğa girmek,soğuk geçirmek,soğuk değmek,soğutmak,sovuğa girmek,sakinleşmek,itaat etmek,hoşnut etmek,itaat etmekأقَرَّ : إِقْرَراً بِ ، لِ، هُ
kararı düzeltmek,karar tashihi,tashihi karar,تَصْحِيحُ القَرَارِ
müsavat,eşitlik,düzlük,aynılık,beraber olmak,benzerlik,istikamet,doğruluk,doğru eylemek,galip olmak,bir nesneye el bulmak,gücüyle nesneye karar tutmak,karar,sebat,kemal,ekvator,temasül,itidal,istiva,itidal,kolaylıkإِسْتِوَاءٌ (ج) إِسْتِوَاءَاتٌ : مُسَاوَاةٌ ، تَمَاثُلٌ ، تَشَابُهٌ، إِسْتِقَامَةٌ ، إِعْتِدَالٌ ، سُهُولَةٌ
hüküm,yönetim,iktidar,karar,şu nesne şöyledir diye kesip atmak,kadının hükmü gibi ve şu nesne şöyle olsun diye emr etmek pdiahn hükmü gibive bir maddeye karar veren yahut davayı fasıl eden kelam veya o kelamı havi olan nesneحُكْم (ج) أَحْكَامٌ
filana yardım etti,sırt verdi,arka verdi,güç ve kuvvet verdiآزَرَ فُلاَناً : مُؤَازَرَةً : عَاوَنَهُ
organ nakline ve ekimine cevaz verdi,izin verdi,ruhsat verdiأَجَازَ نَقلَ العُضْوِ او زَرْعِهِ : سَمَحَ و جَوَّزَ و اَبَاحَ
ona borç verdi,kredi verdi,ödünç verdi,kredilendirdiأَقْرَضَهُ
ona ödünç verdi,kredilendirdi,borç verdi,kredi verdiأَقْرَضَهُ
ona ödünç verdi,veresiye verdi,borca verdiأَدَانَهُ : أَقْرضَهُ او بَاعَهُ نَسِئَةً
ona önem verdi,değer verdi,onu hatırladı,dikkat ettiأًَبَهَ بِهِ و لَهُ
onu memur yaptı,görevlendirdi,vazife,görev verdi,uufe verdiوَظَّفَهُ
onu ısrarla yordu,eziyet etti,cefa verdi,zahmet verdiبَرَّحَ بِهِ : أَتْعَبَهُ و آذَاهُ بِإلْحَاحٍ
adama sıkıntı,stres verdi,keder verdi,ıstırap çektirdiعَنَتَ الرَّجُلَ
onu ağrıttı,acıttı,incitti,elem ve keder verdi,zahmet verdiآلَمَهُ : أَوْجَعَهُ
katil maktülün yakınlarına diyet verdi,kan parası verdi,tazminat ödediوَدَي القَاتِلُ اَوْ أحَدَ ذَوِيه القَتِيلَ
onu ziyade ağrıttı,acıttı,incitti,elem ve keder verdi,zahmet verdiأَلَّمَهُ : آلَمَهُ
filana zahmet verdi,meşakkat verdi,filanı yorduأَتْعَبَ فُلاَناً
filana zahmet verdi,,meşakkat verdi,filanı yorduأَتْعَبَ : إِتْعَاباً فُلاَناً
ona az şey verdi,cüzi nesne verdiإِغْتَفَّهُ : أَعْطَاهُ شَيْئاً قَلِيلاً أَيْ يَسِيراً
Benzer Kelimeler
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid