1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demek تَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getirberi,gel,beri getir,haydi!هَلُّمَ !
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getir beri,beri getir !هَلُمَّ : تَعَالْ !
eskiden beri,öteden beriعَلَي أُسِّ الدَّهْرِ اي من القديم
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
bir kameri ayının son gecesiyle günü veya ilk gecesiyle günü,ayın güneşten ayrılması münasebetiyle kameri ayının son gecesi veya günü,muaf ve beri olmak,kayıt ve hüküm altında olmamak,beri,suçsuz,beri,azade,medhalsizبَرَاءٌ و يقال أنا بَرَاءٌ مِنْهُ اي بَرِئٌ
her ayın ilk günü ve son günü ki ay güneşten beri olduğu için tesmiye olundu,her ayın ilk veya son gecesidir,bir kameri ayının son gecesiyle günü veya ilk gecesiyle günü,ayın güneşten ayrılması münasebetiyle kameri ayının son gecesi veya günü,muaf ve beri olmak,kayıt ve hüküm altında olmamak,beri,suçsuz,beri,azade,medhalsizبَرَاءٌ و يقال أنا بَرَاءٌ مِنْهُ اي بَرِئٌ
sana diyorum,beri gel,sana söylüyorum beri gel,gelsene,tez ol!هَيْتَ لَكَ : هَلُّمَ و أَقْبِلْ !
berat,berilik,beri olmak,beri olmaklık,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,şifa bulmak,kurtulmak,ihtar,ultimatom,beraet,aklanma,uzaklık,suçsuz olmak,günahsızlık,suçsuzlukt,nesneden vazgeçmek,hasta sıhhata yüz tutmak,şifa bulmak,ihtar,beri olmak,kabahat ve zan ve şüpheden azadelik istisna,imtiyaz,bir imtiyaz teveccühünü içeren ferman,mazeret,itimatname,ultumatom,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat verilen buyrultu veya tezkireبَرَاءَةٌ (ج) بَرَاآتٌ و بَرَوَاتُ : بُرُؤٌ ، أَمْرٌ سُلْطَانِيٌّ صَادِرٌ فِي الوِسَامِ و الوَظَائِفِ الشَّرْعِيَّةِ كَالخِطَابَةِ و الإِمَامَةِ و التَّدْرِيسِ و التَّوْلِيَةِ عَلَي الوَقْفِ و الإِمْتِيَازِ ، سَلاَمَةٌ مِنَ العَيْبِ ، خُلُوٌّ مِن الذَّنْبِ أَوِ الدَّيْن أَوْ نَحْوِهِما ، إِجَازَةٌ ، مَنْشُورٌ، رِسَالَةٌ أَوْ شَهَادَةٌ كَانَ السُّلْطَانُ العُثْمَانِيُّ يُعْطِيهَا مَنْدُوبِي الدُّوَلِ تَثْبِيتاً لَهُمْ فِي مَنَاصِبِهِمْ فِي الدَّوْلَةِ العَلِيَّةِ
kurtulmak,halas bulmak,beri ve azade olmak,ilişiği kesmek,suçsuz ve medhalsiz olmak,beri olmak,sağalmak, hasta iyilkeleşmek,yara iyi olmak,ifaket bulmak,şifa bulmak,ayılmak,hastalıktan kalkmak,yara iyi olmakبَرِئَ ـَـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً و بَرُؤَ ـُـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً مِنْ
ziyadesiyle temiz pak olmak,her nevi teşbih ve temsilden arınmak,hali ve beri olmak,uzak olmak,temizlenmek,Allah münezzeh olmak,arınmak,Allah bütün noksanlardan ve ayıplardan uzak,münezzeh ve beri olmak,her nevi teşbih ve temsilden arınmak,hali ve beri olmak,uzak olmakتَقَدَّسَ : تَقَدُّساً
aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm etmek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,beraatine hüküm vermek,beri kılmakبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ
hastalıktan yeni kalkmış,halis,hali,fariğ,boş,zan ve şüphelerden azade,beri,bir nesneden müteberri ve zimmet ten hali olan kişi,masum,suçsuz,günahsız,arı,beri,temiz,hür,uzak,borçsuz,aklanmış temize çıkmış,beraat etmiş,arı,ırak,kurtulmuş,muaf olan,hastalıktan sağalmış,iyileşmiş,dürüst olmuş kişiبَرِئٌ (ج) بِرآءٌ و بَرِئؤُن و بُرْءآء و أَبْرِيَاءُ ، بُرَاءٌ و بِرَاءٌ و أَبْرَاءٌ (مث) بَرِيئَةٌ (ج) بَرِيْئَآتٌ و بَريَّاتٌ : ناقه ، خالص ، خالي من ، فارغ، بَعِيدٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيمِ " وَأَذَانٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الأَكْبَرِ أَنَّ اللَّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ " و يقال أنت برئٌ منهو أصبح فلان بارئا و بريئا من مرضه اي سالما و في الاساس حق علي البارئ أن يؤدي شكر البارئ
kurtulmak,halas bulmak,beri ve azade olmak,ilişiği kesmek,suçsuz ve medhalsiz olmak,beri olmak,sağalmak, hasta iyilkeleşmek,yara iyi olmak,yara onulmak,bitişmek,şifa bulmak,ilgi kesmek,uazaklaşmak,ifaket bulmak,şifa bulmak,ayılmak,hastalıktan kalkmak,yara iyi olmakبَرِئَ ـَـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً و بَرُؤَ ـُـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً مِنْ
beriهُنَا ، مُنْذُ
beriهنا ، مذ ، منذ ، بعد ، قريباً
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvin,layık kılmak,misafire ehlen ve sehlen veyahut hoş geldiniz sefa geldiniz demek,yetenekli kılmak,ehlileştirmek,ehliyetli kılmak,lyık görmek,insanlı kılmak,evlendirmekتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,ilzam etmek,gerektirmek,gerekli kılmak,bağlayıcı kılmak,bağlı kılmak,lazım kılmak,mecbur etmek,icbar etmek,zorunlu kılmak,muarazada hasmı susturmak,münazaa ve bahiste galebe çalmak,zorlamak,sıkmakأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvinتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,bağlayıcı kılmak,ilzam etmek,kandırmak,icbar etmek,zorunlu kılmak,gerektirmek,gerekli kılmak,lazım kılmak,mevbur etmekأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
rüşen ve aydın kılmak,aydınlandırmak,aydınlık etmek,parlak kılmak,aydınlattırmak,münevver kılmakإِضَائَةٌ (ج) إِضَائَاتٌ
bir kimseyi bir şeye kadir ve muktedir kılmak,muktedir etmek,mümkün kılmak,kudretli kılmak,güçlü kılmakأَقْدَرَ : إِقْدَاراً عَلَي ، هُ
sevmek,sevgi beslemek,değerli kılmak,aziz kılmak,hürmet ve izzet etmek,galip eylemek,izaz etmek,galip kılmak,hürmet ve ikram etmek,ağırlamak,aziz kılmak,güçlü kılmak,değerli kılmak,hayvanın gebe ve doğurması güç olmak,üstün getirmek,takviye etmekأَعَزَّ : إِعْزَازاً ، هُ و يُقَال
say edip çalıştığı şeye nail ederek birinin işini rast getirmek,birinin delil ve hüccetini musip kılmak,uydurmak,muvaaffak kılmak,birbirine muvafık,uygun kılmak,tevfik,başarı,şans,uzlaştırma,barıştırma,uyuşturma,uydurma,başarı,tevfik,devran,kombinasyon,muvaffak kılmak,başarılı kılmak,başarı,tevfik,ilham,irşadتَوْفيقٌ (ج) تَوْفِيقَاتٌ : نَجَاحٌ ، إلْهَامٌ ، إِرْشَادٌ، حَظٌّ
arka,yardımcı kılmak,taş atmak,yaver kılmak,desteklemek,destek,kuvvet vermek,yardım etmek,yaver kılmak,yar kılmak,arka,yardımcı kılmak,taş atmakرَدَأَ ـَـ رَدْأً
meyil ettirmek,eğik kılmak,mail kılmak,eğdirmek,eğik etmek,kılmak,mail kılmak,iki şey arasında tereddüt etmekمَيَّلَ : تَمْيِيلاً ، هُ
mümkün kılmak,kudretli kılmak,imkan sağlamak,güçlendirmek,muhkem kılmak,imkan vermek,yerleştirmek,edebilmek,berkleştirmek,yaptırmak,kaftanı makine ile dikmekمَكَّنَ : تَمْكِيناً فِي ، لِ، هُ
ücretsiz çalıştırmak,zelil etmek,boyun eğdirmek,teshir etmek,hizmetine vermek,musahhar kılmak,emrine amade kılmak,seferber etmek,musallat etmek,başına sarmak,musahhar kılmak,emrine amade kılmakسَخًّرَ : تَسْخِيراً عَلَي ، هُ
tamim,genelge,umumileştirmekkamulaştırmak,genelleştirmek,sirkü,umumi kılmak,her hususta cari ve her bir ferdi şamil kılmak,birinin başına sarık sarmak ve birini kavmine reis ve hakim kılmakتَعْمِيمٌ (ج) تَعَامِيمُ و تَعْمِيمَاتٌ
basmak,çiğnemek,çiğnetmek,hazırlamak,horlamak,aşağılamak,basıp düzlemek,basıp düz ve mülayim kılmak,önsüzü bast etmek,düz mülayim kılmak,yol açıp düz ve maniden ari kılmak,hemvar kılmak,alçak etmekhazırlamak,önsöz merkezinde gereği gibi yerleştirip çökermekyazmak,yazmak,aşağılamakوَطَّأَ : تَوْطِئةً ، هُ
tamim,genelge,umumi kılmak,her hususta cari ve her bir ferdi şamil kılmak,birinin başına sarık sarmak ve birini kavmine reis ve hakim kılmak,genelleştirmek,sarık giydirmek,köpüklenmekتَعْمِيمٌ (ج) تَعَامِيمُ و تَعْمِيمَاتٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
aklamak,berat etmekتَبْرِئَةُ السَّاحَةِ
aklamak,tebrie etmek,berat etmekإِبْرِئَةٌ : تَبْرِئَةٌ
usandırmak,bıktırmak,birine of demek,gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demek,kızmak,öfkelenmekأَفَّفَ : تَأْفِيفاً ، بِ ، عَلَي ، هُ
tüf demek,tü,tüh demek;yuh ! sus! vazgeç sende ! demekتَفَّفَ : تَتْفِيفاً
gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demek,darlanmak,of of demekتَأَفَّفَ : تَأَفُّفاً بِ
bir işe şayan,ehil ve müstahak görünmek,yetenekli,ehliyetli kılmak,evlendirmek,alkışlamak,hoş geldin demek,birine ehlen ve sehlen demek,hoş geldin demekأَهَّلَ : تَأْهِيلاً ، لِ ، هُ
gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demekأَفَّ ـُـ أَفّاً
babam sana feda olsun,demek,çocuk baba demek,adam çabuklamak,süratli gitmekبَأْبَأَ : بَأْبَئَةً و بِئْبَائاً ، بِ ، هُ
Allah bana yeterdir demek,basbiyellah demekحَسْبَلَ : حَسْبَلَةً
sabahın yahut akşamın hayırlı olsun demek,hoş ve neşeli olun demek,selamlamak,selam durmak,tazim etmekوَعَمَ ـِـ وَعْماً
hoş geldin demek,hoş beş etmek,hoş geldin demek,merhaba demek,karşılamakتَرْحِيبٌ (ج) تَرْحِيبَاتٌ بِ
prizma,neşredilmiş,açılmış,yayılmış,yayınlanmış,neşir olunmuş,tuğralı berat,feman,menşur,biçilen,hüccet,padişah fermanı,işleri dağınık olan,açılan,bıçkı ile biçilmiş tahta,odun,prizma,biçme,menşur,dağınık,yaygın,dirilmiş,yayınlanmış,yayın,yayılan,neşredilmiş,açılmış,berat,fermen,broşür,beyanat,tamim,sirküler,genelge,emirمَنْشُور (ج) مَنَاشِيرُ و مَنْشُورَاتٌ
aklamakتبرئة ، براءة ، تبييض ، تنظيف
aklamakتبرئة، إبراء ، تبييض ، تصفية ، تنقية ، تنظيف ، تطهير
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
aklamak,tebrie etmek,berat etmekإِبْرِئَةٌ : تَبْرِئَةٌ
ondurmak,iyi etmek,hasta iyi olmak,iyileştirmek,borçtan kurtamak,ibra,ibra etmek,kurtarma,suçsuz çıkarmak,berat ettirmek,tebrieإِبْرَاءٌ (ج) إِبْرَاءَاتٌ : تَبْرِئَةٌ، حَلٌّ
muafiyet,masumiyet,suçsuzluk,korunmuşluk,bağışıklılık ihtar,ültimatom,beratبَرَاءَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beraet,aklanma,uzaklık,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,şifa bulmak,kurtulmak,ihtar,ultimatom,suçsuz olmak,günahsızlık,suçsuzluk,muaf ve beri olmak,bulaşık ve giriftar olmamak,beden sağlığı,miriden verilir bir nevi imtiyaz senedi,masumiyet,günahsızlık,suçsuzluk,berat,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,kurtulmak,hasta sıhhata yüz tutmak,şifa bulmak,ihtar,beri olmak,kabahat ve zan ve şüpheden azadelik istisna,imtiyaz,bir imtiyaz teveccühünü içeren ferman,berat,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat veren buyrultu veya tezkere bir haktan vazgeçiş,mahrumiyet,nesneden vazgeçmek,ultimatom,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat,bir nevi miriden verilen imtiyaz senedi,patentبَرَاءَةٌ (ج) بَرَاآتٌ و بَرَوَاتُ : بُرُؤٌ
aklamak,berat etmekتَبْرِئَةُ السَّاحَةِ
berat,berilik,beri olmak,beri olmaklık,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,şifa bulmak,kurtulmak,ihtar,ultimatom,beraet,aklanma,uzaklık,suçsuz olmak,günahsızlık,suçsuzlukt,nesneden vazgeçmek,hasta sıhhata yüz tutmak,şifa bulmak,ihtar,beri olmak,kabahat ve zan ve şüpheden azadelik istisna,imtiyaz,bir imtiyaz teveccühünü içeren ferman,mazeret,itimatname,ultumatom,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat verilen buyrultu veya tezkireبَرَاءَةٌ (ج) بَرَاآتٌ و بَرَوَاتُ : بُرُؤٌ ، أَمْرٌ سُلْطَانِيٌّ صَادِرٌ فِي الوِسَامِ و الوَظَائِفِ الشَّرْعِيَّةِ كَالخِطَابَةِ و الإِمَامَةِ و التَّدْرِيسِ و التَّوْلِيَةِ عَلَي الوَقْفِ و الإِمْتِيَازِ ، سَلاَمَةٌ مِنَ العَيْبِ ، خُلُوٌّ مِن الذَّنْبِ أَوِ الدَّيْن أَوْ نَحْوِهِما ، إِجَازَةٌ ، مَنْشُورٌ، رِسَالَةٌ أَوْ شَهَادَةٌ كَانَ السُّلْطَانُ العُثْمَانِيُّ يُعْطِيهَا مَنْدُوبِي الدُّوَلِ تَثْبِيتاً لَهُمْ فِي مَنَاصِبِهِمْ فِي الدَّوْلَةِ العَلِيَّةِ
aklamaتبرئة ، براءة ، تبييض ، تنظيف
para aklamaغَسِيلُ الأَمْوَالِ
para aklamaتنظيف الأموال ، تبييض او غسل الأموال
aklama kağıdıمضبطة براءة الذمة
para aklama davasıقضية غسيل الأموال
para aklama yeriمَغْسَلَةُ الأَمْوَالِ
şifa vermek,ondurmak,iyileştirmek,hastalıktan kurtarmak,borçtan kurtarmak,berat ettirmek,aklatmak,ibra etmekأَبْرَأَ : إِبْرَاءً مِنْ ، هُ
suçsuzlukبراءة من التهمة ، براءة الذمة ، براءة من الإثم و الذنب ، ، عدم إرتكاب ذنب ، معصومية ، عصمة ، نزاهةعن الخطأ ، براءة من العيوب
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
yasanın hükmü,kanun hükmüحُكْمُ القَانُونِ
prizma,neşredilmiş,açılmış,yayılmış,yayınlanmış,neşir olunmuş,tuğralı berat,feman,menşur,biçilen,hüccet,padişah fermanı,işleri dağınık olan,açılan,bıçkı ile biçilmiş tahta,odun,prizma,biçme,menşur,dağınık,yaygın,dirilmiş,yayınlanmış,yayın,yayılan,neşredilmiş,açılmış,berat,fermen,broşür,beyanat,tamim,sirküler,genelge,emirمَنْشُور (ج) مَنَاشِيرُ و مَنْشُورَاتٌ
hüküm,yönetim,iktidar,karar,şu nesne şöyledir diye kesip atmak,kadının hükmü gibi ve şu nesne şöyle olsun diye emr etmek pdiahn hükmü gibive bir maddeye karar veren yahut davayı fasıl eden kelam veya o kelamı havi olan nesneحُكْم (ج) أَحْكَامٌ
beratبراءة ، أمر سلطاني
beratبَرَاةٌ : بَرَاءَةٌ
beratبَرَاءَةٌ ، أَمْرٌ سُلْطَانِيٌّ صَادِرٌ فِي الوِسَامِ و الوَظَائِفِ الشَّرْعِيَّةِ كَالخِطَابَةِ و الإِمَامَةِ و التَّدْرِيسِ و التَّوْلِيَةِ عَلَي الوَقْفِ و الإِمْتِيَازِ
Berat gecesiلَيْلَةُ البَرَاءَةِ
berat kararıحكم البراءة ، قرار التبرئة
berat kararıحُكْمُ البَرَاءَةِ
berat vermekإعطاء البراءة إحسان البراءة
berat gecesiليلة البراءة ، ليلة النصف من شعبان
berat (ar)البراءة : تستعمل في اللسان العثمانيّ في الأمر السلطانيّ الصادر في الوسام و الوظائف الشرعيّة كالخطبة و الإمامة و التدريس و التولية علي الوقف و الإمتياز فيقال في البراءة التي للوسامات براءة عالية و التي للوظائف براءة شريفة ، منشور (ج) مناشير ، يافتة ، تبرئة
berat gecesiلَيْلَةُ البَرَاءِةِ ، لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ
berat gecesiليلة النصف من شعبان
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
şifa vermek,ondurmak,iyileştirmek,hastalıktan kurtarmak,borçtan kurtarmak,berat ettirmek,aklatmak,ibra etmekأَبْرَأَ : إِبْرَاءً مِنْ ، هُ
ondurmak,iyi etmek,hasta iyi olmak,iyileştirmek,borçtan kurtamak,ibra,ibra etmek,kurtarma,suçsuz çıkarmak,berat ettirmek,tebrieإِبْرَاءٌ (ج) إِبْرَاءَاتٌ : تَبْرِئَةٌ، حَلٌّ
ayırmak,istisna,istisna etmekإِسْتثْنَاءٌ (ج) إِسْتِثْنَاءَاتٌ
aklamak,berat etmekتَبْرِئَةُ السَّاحَةِ
aklamak,tebrie etmek,berat etmekإِبْرِئَةٌ : تَبْرِئَةٌ
hastayı iyi etmek,hastalıktan kurtarmak, beri ve azade etmek,borçtan vesair şeyden kurtarmak, ayın birinci gecesine veya birinci gününe girmekسَأْسَأَةٌ : سَأْسَاءٌ
beraet,aklanma,uzaklık,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,şifa bulmak,kurtulmak,ihtar,ultimatom,suçsuz olmak,günahsızlık,suçsuzluk,muaf ve beri olmak,bulaşık ve giriftar olmamak,beden sağlığı,miriden verilir bir nevi imtiyaz senedi,masumiyet,günahsızlık,suçsuzluk,berat,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,kurtulmak,hasta sıhhata yüz tutmak,şifa bulmak,ihtar,beri olmak,kabahat ve zan ve şüpheden azadelik istisna,imtiyaz,bir imtiyaz teveccühünü içeren ferman,berat,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat veren buyrultu veya tezkere bir haktan vazgeçiş,mahrumiyet,nesneden vazgeçmek,ultimatom,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat,bir nevi miriden verilen imtiyaz senedi,patentبَرَاءَةٌ (ج) بَرَاآتٌ و بَرَوَاتُ : بُرُؤٌ
borçtan korkan kapısını küçük açsın,borçtan korkan kapısını küçük açarمَنْ خَافَ الدَّيْنَ إِقْتَصَدَ
aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm etmek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,beraatine hüküm vermek,beri kılmakبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ
berat,berilik,beri olmak,beri olmaklık,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,şifa bulmak,kurtulmak,ihtar,ultimatom,beraet,aklanma,uzaklık,suçsuz olmak,günahsızlık,suçsuzlukt,nesneden vazgeçmek,hasta sıhhata yüz tutmak,şifa bulmak,ihtar,beri olmak,kabahat ve zan ve şüpheden azadelik istisna,imtiyaz,bir imtiyaz teveccühünü içeren ferman,mazeret,itimatname,ultumatom,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat verilen buyrultu veya tezkireبَرَاءَةٌ (ج) بَرَاآتٌ و بَرَوَاتُ : بُرُؤٌ ، أَمْرٌ سُلْطَانِيٌّ صَادِرٌ فِي الوِسَامِ و الوَظَائِفِ الشَّرْعِيَّةِ كَالخِطَابَةِ و الإِمَامَةِ و التَّدْرِيسِ و التَّوْلِيَةِ عَلَي الوَقْفِ و الإِمْتِيَازِ ، سَلاَمَةٌ مِنَ العَيْبِ ، خُلُوٌّ مِن الذَّنْبِ أَوِ الدَّيْن أَوْ نَحْوِهِما ، إِجَازَةٌ ، مَنْشُورٌ، رِسَالَةٌ أَوْ شَهَادَةٌ كَانَ السُّلْطَانُ العُثْمَانِيُّ يُعْطِيهَا مَنْدُوبِي الدُّوَلِ تَثْبِيتاً لَهُمْ فِي مَنَاصِبِهِمْ فِي الدَّوْلَةِ العَلِيَّةِ
ayrışım,çözülmek,dağılmak,bozulmak,şart ve istisna ile yemin etmek,yoldan geldikten sonra yolun arızası sebebiyle mizaçsız ve alil olmakتَحَلُّلٌ (ج) تَحَلُّلاَتٌ
yokuş yahut yokuşa çıkan yol,dağ yahut dağ yolu,iki ön diştir gerek aşağıda gerek yukarıda olsun,ikisi altta ve ikisi üstte olan dört ön dişin beheri,iltizama ve kiraya verilen hurmalıkta sahibinin istisna edip kendi için sakladığı ağaç,istisna,azaptan müstesna olan şehitler gürühüثَنِيَّةٌ (ج) ثَنَايَا و يقال سَلَكُوا ثَنِيَّةً و يقال أيضا حلف يمينا ليس فيها ثَنِيَّةٌ و يقال أيضا الشهداء ثَنِيَّةُ الله في الخلق
prizma,neşredilmiş,açılmış,yayılmış,yayınlanmış,neşir olunmuş,tuğralı berat,feman,menşur,biçilen,hüccet,padişah fermanı,işleri dağınık olan,açılan,bıçkı ile biçilmiş tahta,odun,prizma,biçme,menşur,dağınık,yaygın,dirilmiş,yayınlanmış,yayın,yayılan,neşredilmiş,açılmış,berat,fermen,broşür,beyanat,tamim,sirküler,genelge,emirمَنْشُور (ج) مَنَاشِيرُ و مَنْشُورَاتٌ
kaideden hariç etmek,kural dışı tutmak,hariç tutmak,istisna,müstesna,kural dışı,şaz,genel hükümden çıkarmak,bir hükmü öncesindekinden ayırmak ve inşaallah demek,sena eylemek,bir nesneyi bir diğer nesneden çıkarmak,muafiyet,müstesna etmek,iki kat etmek,birإِسْتِثْنَاءٌ (ج) إِسْتِثْنَاءَاتٌ يُقال الإسْتِثْنَاءَاتُ لاَ تُخِلُّ بِالقَاعِدَةِ و أَمَّا الإِسْتِثْنَاءُ فِي النَّحْوِ فَهُو إِخْرَاجُ الشَّيْئ مِنَ الحُكْمِ الَعَامِّ او مِنَ القَاعِدَةِ العَامَّةِ بِإحْدَي الأَدَوَاتِ نَحْو
kaçıp kurtulma zamanı değil,kurtuluş yolu yoktur,zaman kurtulma zamanı değildirلاَتَ حِيْنَ مَنَاصٍ
halas olmak,halas etmek,kurtulmak,serbest bırakmak,boşanmak,salıvermek,kurtarmak,boşanıp gitmek,bir şeyi özlemekأَفْلَتَ : إِفْلاَتاً إِلَي ، بِ، مِنْ ، هُ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
ırkçılığın pençelerinden kurtulmaتحرر او تخلص من براثن العنصرية
savaştan kurtulma mecalini bulmadıأَلْحَمَهُ القِتَالُ : لَمْ يَجدْ مِنْهُ مَخْلَصاً
kaçacak yer,sığınak,kaçma,kurtulmaمَهْرَبٌ (ج) مَهَارِبُ : مَفَرٌّ
derin uçurum,bataklık,dağlarda bayır aşağı inen içinden çıkılması güç dere,derin çukur,varta,tehlike,çıkmaz,girdab,mutlaka halas ve necat bulması güç olan şey,mutlaka halas ve necat bulması güç olan şey,mutlaka halas ve necat bulması güç olan şey,dilem,ikilem,müşkil durum,gömülgen balçık yer,varta,girdab,mutlaka halas ve necat bulması güç olan şey,çıkmaz,dilem,ikilem,müşkil durum,gömülgen balçık,derin çukur,bela,çıkmaz,varta,derin çukur yer,tehlikeli yer,kurtulması zor iş,çamurlu batak yer,yolu olmayan düz yer,anüsوَرْطَةٌ (ج) وَرَطَاتٌ و وِرَاطٌ و أَوْرَاطٌ
kurtulma,safi ve halis olmak,temiz olma,iç temizliği,sadakat,hülüsخُلُوصٌ
bir suçtan sıyrılıp kurtulma,temize çıkma,zimmetten azadelik,zimmetsizlik,beraatizimmet,sorumsuzlukبَرَاءَةُ الذِّمَّةِ
bir suçtan sıyrılıp kurtulma,temize çıkma,zimmetten azadelik,zimmetsizlik,beraati zimmet,sorumsuzlukبَرَاءَةُ الذِّمَّةِ
halas bulmakتخلص من ،
halas (ar)خلاص ، نجاة
halas bulmuş,kurtulmuşمُفْلَحٌ
kurtarmak,halas vermekإِسْتِنْفَازٌ
kurtuluş,halas,necatمَنْجَاةٌ (ج) مَنَاجٍ
bu zaruridir,bunu yapmamak olmaz,bunu elbette yapacaksınلاَ بُدَّ مِنْ ذَلِكَ
bunu duymuştum,bunu duymuş oldumقَدْ سَمِعْتُ هَذَا
bunuبوني: ضمير منصوب علي المفعولية
bunu al !خُذْ هَذَا !
bunu yazdımكَتَبْتُ هَذَا
bunu gördümرأيت هذا
bunu seçerimأختار هذا
bunu istemezdiلَمْ يَكُنْ يُرِدُ ذَلِكَ
bunu istemezdiلَمْ يَكُنْ يُرِيْدُ ذَلِكَ
al bunu !خذ هذا !
bunu yazdımكتبت هذا
götür bunu !شِل هذا !
bunu kaça satarsın ?بِكَأَيِّن تَبِيعُ هَذا ؟
bunu tez yap !إِعْمَلْ هَذَا بالسُّرْعَةِ !
sakın bunu yapma !إِيَّاكَ أَنْ تَفْعَلَ هَذَا !
tahdit,hudut tayin etmek,nihayetini malum etmek,sıfatı lazimesini tayin etmek,hadbeyan etmek,sınırlama,tahdit etmek,belirlemek,belirtmek,sınırlamak,had beyan etmek,keskinletmek,had beyan etmek,bir şeyin haddini ve sınırını beyan etmek,keskinleştirmek,sivriltmek,bilemek,tespit,tespit etmekتَحْدِيدٌ (ج) تَحْدِيدَاتٌ ، تَثْبِيتٌ
rapor,takrir,tebliğ,söylemek,kararlaştırmak,zikir ve beyan etmek,beyan için kaleme alınan kelam,inha ve muhkem kılmak,onaylamakتقْرِيرٌ (ج) تَقَارِيرٌ و تَقْرِيرَاتٌ
ilmi beyan,beyan ilmi,teşbih,istiare,kinaye,mecaz vesaire gibi hususlardan bahseden belagat ilmiعِلْمُ البَيَانِ
ifade,anlatım,anlatmak,beyan,beyan etmek,söylemek,bildirmek,belirtme,fayda verme,fayda tutmak,elçilik,elçilikle gelmek,elçilikle gönedermek,mal vermekإِفَادَةٌ (ج) إِفَادَاتٌ : وِفَادَةٌ
vasıflamak,bir sıfat ve alamet beyan etmek,betimlemek,nitelemek,sıfatlanmak,alaimini tadad ve beyan etmek,sıfatını zikir ve irat etmek,vasıflamak,bir sıfat ve alamet beyan etmek ,betimlemek,tavsif,deskripsiyonتَوْصِيفٌ (ج) تَوْصِيفَاتٌ
bir şeyi açıklamak,izah etmek,beyan etmek,yorumlamak,tefsir etmek,açığaçıkarmak,izah ve teviletmek,beyan etmek,yorumlamak,Kuran-ı Kerimi tefsir etmek,açığa çıkarmakفَسَّرَ : تَفْسِيراً ، هُ
hal ve durumunun açıklamasını istemek,nitelemesini istemek,hal ve sıfatının beyan edilmesini istemek,nitelemek,bir kimseden bir şeyi beyan etmesini,vasıf etmesini istemek,ilaç reçetesini yamak istemek,delikanlı çocuk hizmet çağına ermek,إِسْتَوْصَفَ : إِسْتِيْصَافاً
özür dilemek,özür sahibi olmak,mazeret beyan etmek,özür beyan etmek,suçundan vaz geçilmek için bir sebep göstermek,bahane etmek,özür ve mani ve bahane irad edip kusurunun af olunmasını talep etmek,özrünün kabulunu istemek,kendini savunmk,şikayet etmek,resإِعْتَذَرَ : إِعْتِذَاراً إِلَي ، عَنْ ، لِ ، هُ
Kuranı kerim ve hadis şerifleri açıklamak,mana vermek,tevil etmek,kelime yahut ibarenin ömanasını açmak üzere telif olunan kitabı mutebere,tefsir etmek,şerh,açıklama,beyan,tevil,tefsir,izah,yorum,şerh,açıklama,beyan,tevil,tefsir,izah,yorumتَفْسِيرٌ (ج) تَفَاسِيرُ و تَفْسِيرَاتٌ
sabah yeri gereği gibi ağarıp açılmak,beyan etmek,açık söylemek,erte aklığı zahir olmak,beyan etmek,açık söylemek,erte aklığı zahir olmakفَصْحٌ
Beyan ilmi,ilmi beyan,statament ilmiعِلْمُ البَيَانِ : عِلْمٌ يُرَادُ بِهِ إِيْرَادَ المَعْنَي الوَاحِد بِطُرُقٍ مُخْتَلِفَةٍ فِي وُضُوحِ الدِّلاَلَةِ عَلَيْهِ أَي أَنَّ هَذِهِ الطُّرُقُ يَخْتَلِفث بَعْضُهَا عَنِ البَعْضِ الأخَر فِي وُضُوحِ دِلاَلَتِهَا عَلَي المَعْنَي الوَاحدِ فَيَكُونُ هَذَا أَوْضَحُ مِنْ ذَاكَ
açıkça söylemek,beyan etmek,ilan etmekm,ikrar ve itiraf etmek,yüksek sesle söylemek,beyan etmek,ilan etmek,ikrar ve itiraf etmek,açığa vurmakصَارَحَ : صِرَاحاً و صُرَاحاً ومُصَارَحَةً
ayan beyanواضح جدا ، بشكل واضح ، بصورة جلية ، ظاهر ، واضح و بين جدا ، عيان بيان أي واضح تمام الوضوح
yalan beyanبَيَانٌ كَاذِبٌ
ateşin beyanخطيب مصقع
nesih eden,kopya eden,çeken,kaldıran,iptal eden,yazan,bozan,nesih eden,iptal eden,yok eden,suretini çıkaran,transkripsiyon yazan,kitaptan yazıları nakil eden,aktaranنَاسِخٌ (ج) نُسَّاخٌ
Arapça kelimeyi irap eden,açıklayan,beyan eden,izah eden,ifade eden,izhar edici olan,irap edenمُعْرِبٌ (ج) مُعْرِبُونَ : مُظْهرٌ، مُوضِحٌ
tavsiye eden,ısmarlayan,nasihat eden,musi,vasiyet eden,ısmarlayıcı,tavsiye eden,vasiyet eden,sipariş eden,ısmarlayuıcıمُوصِيٌ
imha eden,tahrip eden,yerle bir eden,helak eden,muhrip,yıkanمُدَمِّرٌ
zalim, zulüm eden,azgın,asi,adil imama muhalefet edici,zinakar,zina eden,isteyen,tecavüzkar,haktan ayrılıp serkeşlik eden,zülüm ve gadreden,itaattan ayrılıp isyan edenبَاغِيٌّ (ج) بُغَاةٌ وبَغْيَانٌ : طَالِبٌ ، ظَالِمٌ ، عَاصِيٌ ، مُتَعَدِّيٌ
müsamaha eden,göz yuman,izin veren,cömertlik eden,hoşgörülü olan,helal edenسَامِحٌ
muhasip,sayman,doğru yola gidici zat,vücüdü ne iri ve nede arık olan adam,tutumlu,idareli,iktisat eden,tasarruf eden,ekonomist,idareli,iktisat eden,tasarruf eden,ekonomist,muktesit,orta yollu,ılımlı,mutedil,iktisat eden,iktsat eden,tutumlu,orta yolluمُقْتَصِدٌ (ج) مُقْتَصِدُون و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
tahsis eden,temyiz ve ifrat eden,ayıran,ayırtan,tayin edenمُخَصِّصٌ
yanılan,suçlu,hata eden,isabet etmeyen,yanlışlık eden,kasıtsız yanlış yola sülük eden,hatakarمُخْطِئٌ : مخطئ في الإدارة و مصيب في العقل
açıkça haraket eden,alenen rezil eden,tüküren münasebetsizlik edenمُبَصِّقٌ
şiir söyleyici,nâzım,koşukçu,nizama koyucu,planlayan,tanzim eden,düzenleyen,nazm eden,şair,dizen,organize edenنَاظِمٌ
ziyade boyun eğen,tevazu eden,itat eden,boynu çökük kişi,zillete razı olan,eğilen,pek hüşü ve hudu edenأَخْضَعُ (ج) خُضْعٌ (م) خَضْعَاءُ : مَنْ كَانَ فِيه ِ إِنْحِنَاءٌ ، رَاضِيٌ بالذُلِّ
bir şeye doğru sür...at eden,acele eden,acele eden,buru ile kıvranan,doğum sancısı çekerمُؤَاضٌّ
tamirci,tamir eden,düzelten,ağdukları onarıcı kimse,reformcu,onaran,düzeltmen,düzelten,tashih eden,reformistıslah eden,nişadırمُصْلِحٌ (ج) مُصْلِحُون
reklamcı,bildiren,ilan eden,duyuran,afişe eden,açıklayan,duyuran,aşikare eden,Kürtçesi eku diyardike u eşkere dikeمُعْلِنٌ (ج) مُعْلِنُون
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
söylemek,zan,zan etmek,iddia,istek,tamah,sanmak,saymak,iddia etmek,iddia,sav,zan,itikat,sanı,hile,bahane,sözde sebep,söylemekزَعْمٌ (ج) مَزَاعِمُ
sanı,zan,şek,yakin,zan etmek,san,töhmet,şüphe,kuşku,zanetme,düşünme,tahmin,sanmak,sezmek ve kişinin seziği,güman,zan,san,töhmet,sezme, şüphe,kuşkuzanetme,düşünme,kuşku,sezmek,zan etmek,sanmak,tahayyül etmek,gümanظَنٌّ (ج) ظُنُونٌ و أَظَانِينُ : شَكٌّ ، يَقينٌ
sanan,zan edici,hayal eden,vahim olan,vehimlenen,kuruntulanan,zan edici,mütevehhimمُتَوَهِّمٌ
kuruntuya dalmak,hayal etmek,yanlış anlamak,sanmak,kuruntulanmak,hayal etmek,tasarlamak,vehim etmek,zan ve şek üzere olmak,vehimlenmek,korkmak,hayallamak,kuruntuya düşmek,zan ve güman etmek,korkup havf etmek,zan etmek,hayal etmek,tasavvur etmek,ummakتَوَهَّمَ : تَوَهُّماً
baskın zan, kuvvetli zanظَنٌّ غَالِبٌ
tahmin etmek,oranlamak, bir nesne hakkında zan ve his etmek yahut vehim ile söz söylemek,nesneyi oranlamak ve tasımlamak,zann ile ölçmek,tahmin,zan etmek,zan ile söylemek, bir nesne hakkında zan ile his etmek yahut vehim ile söz söylemek,nesneyi oranlamak ve tasımlamak,zann ile ölçmek, tahmin,zayıf delil üzere hüküm ve kıyas etmek,tahmin etmekتَخْْمِينٌ (ج) تَخْمِينَاتٌ
zan etmiyorumلاَ أَظُنُّ
iyi zanحُسْنُ ظَنّ
zan etmekظن ، تظنّنٌ ، حسبان ، محسبة ، زعم ، فرض ، إعتبار ، تخمين ، إرتياء
zan ediciمُتَظَنٌّ
zan altındaتحت الظن ، تحت النهمة
zan yeriمَظَانٌّ
kötü zanسُؤُ ظَنّ
zan,gümanهُوءٌ : ظَنٌّ و تقول وقع ذلك في هُوئي و في هُوئي اي في ظَنّي
zan (ar)ظنّ (ج) ظنون ، تخمين ، زعم ، ريبة ، مراء ، تهمة
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
onu bir kabahattan dolayı kınadı,levm ve tevbih ettiأَثْرَبَهُ و عَلَيْهِ : وَبَّخَهُ و لاَمَهُ
bir kabahattan dolayı levm ve tevbih etmek,kınamak,hayvan içyağı çok olmakأَثْرَبَ : إِثْرَاباً عَلَي ، هُ
başa kakmak,kınamak,ayıplamak,azarlamak,çirkinleştirmek,azarlamak, başa kakmak,kabahatini yüzüne vurmak,bir kabahattan dolayı levm ve tevbih etmek,katlamak,bükmek,devşirip toplamak,karıştırmak,fesat ilka etmek,içyağını çıkarmakثَرَّبَ : تَثْرِيباً
günah ve kabahattan rücü edip Cenab- ı Hakka yönelmek,geri dönmek,Allaha tövbe etemek,yaptığına pişman olmak,günah işlemekten vaz geçmek,pişman olmak,nadim olmak,günahını itiraf etmekle affını dilemek,Cenab- ı hak günahkarın tövbesini kakül ve günahını affetmekتَابَ ـُـ تَوْباً و تَوْبَةً و مَتَاباً و تَابَةً و تَتْوِبَةً إلي ، مِنْ
günah ve kabahattan rücü edip Cenab- ı Hakka yönelmek,geri dönmek,rücü etmek,Allaha tövbe etemek,tövbeyi kabul etmek,yaptığına pişman olmak,günah işlemekten vaz geçmek,günahını itiraf etmekle affını dilemek,Cenab- ı hak günahkarın tövbesini kakül ve günahını affetmek,yaptığına pişman olmak,nadim olmakتَابَ ـُـ تَوْباً و تَوْبَةً و مَتَاباً و تَابَةً و تَتْوِبَةً إلي ، عَلَي ، مِنْ ، عَنْ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getirberi,gel,beri getir,haydi!هَلُّمَ !
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getir beri,beri getir !هَلُمَّ : تَعَالْ !
eskiden beri,öteden beriعَلَي أُسِّ الدَّهْرِ اي من القديم
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
bir kameri ayının son gecesiyle günü veya ilk gecesiyle günü,ayın güneşten ayrılması münasebetiyle kameri ayının son gecesi veya günü,muaf ve beri olmak,kayıt ve hüküm altında olmamak,beri,suçsuz,beri,azade,medhalsizبَرَاءٌ و يقال أنا بَرَاءٌ مِنْهُ اي بَرِئٌ
her ayın ilk günü ve son günü ki ay güneşten beri olduğu için tesmiye olundu,her ayın ilk veya son gecesidir,bir kameri ayının son gecesiyle günü veya ilk gecesiyle günü,ayın güneşten ayrılması münasebetiyle kameri ayının son gecesi veya günü,muaf ve beri olmak,kayıt ve hüküm altında olmamak,beri,suçsuz,beri,azade,medhalsizبَرَاءٌ و يقال أنا بَرَاءٌ مِنْهُ اي بَرِئٌ
sana diyorum,beri gel,sana söylüyorum beri gel,gelsene,tez ol!هَيْتَ لَكَ : هَلُّمَ و أَقْبِلْ !
berat,berilik,beri olmak,beri olmaklık,suçsuzluk,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek,şifa bulmak,kurtulmak,ihtar,ultimatom,beraet,aklanma,uzaklık,suçsuz olmak,günahsızlık,suçsuzlukt,nesneden vazgeçmek,hasta sıhhata yüz tutmak,şifa bulmak,ihtar,beri olmak,kabahat ve zan ve şüpheden azadelik istisna,imtiyaz,bir imtiyaz teveccühünü içeren ferman,mazeret,itimatname,ultumatom,bir şahıs veya şeyin mürür ve tedavülüne ruhsat verilen buyrultu veya tezkireبَرَاءَةٌ (ج) بَرَاآتٌ و بَرَوَاتُ : بُرُؤٌ ، أَمْرٌ سُلْطَانِيٌّ صَادِرٌ فِي الوِسَامِ و الوَظَائِفِ الشَّرْعِيَّةِ كَالخِطَابَةِ و الإِمَامَةِ و التَّدْرِيسِ و التَّوْلِيَةِ عَلَي الوَقْفِ و الإِمْتِيَازِ ، سَلاَمَةٌ مِنَ العَيْبِ ، خُلُوٌّ مِن الذَّنْبِ أَوِ الدَّيْن أَوْ نَحْوِهِما ، إِجَازَةٌ ، مَنْشُورٌ، رِسَالَةٌ أَوْ شَهَادَةٌ كَانَ السُّلْطَانُ العُثْمَانِيُّ يُعْطِيهَا مَنْدُوبِي الدُّوَلِ تَثْبِيتاً لَهُمْ فِي مَنَاصِبِهِمْ فِي الدَّوْلَةِ العَلِيَّةِ
kurtulmak,halas bulmak,beri ve azade olmak,ilişiği kesmek,suçsuz ve medhalsiz olmak,beri olmak,sağalmak, hasta iyilkeleşmek,yara iyi olmak,ifaket bulmak,şifa bulmak,ayılmak,hastalıktan kalkmak,yara iyi olmakبَرِئَ ـَـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً و بَرُؤَ ـُـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً مِنْ
ziyadesiyle temiz pak olmak,her nevi teşbih ve temsilden arınmak,hali ve beri olmak,uzak olmak,temizlenmek,Allah münezzeh olmak,arınmak,Allah bütün noksanlardan ve ayıplardan uzak,münezzeh ve beri olmak,her nevi teşbih ve temsilden arınmak,hali ve beri olmak,uzak olmakتَقَدَّسَ : تَقَدُّساً
aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm etmek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,beraatine hüküm vermek,beri kılmakبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ
hastalıktan yeni kalkmış,halis,hali,fariğ,boş,zan ve şüphelerden azade,beri,bir nesneden müteberri ve zimmet ten hali olan kişi,masum,suçsuz,günahsız,arı,beri,temiz,hür,uzak,borçsuz,aklanmış temize çıkmış,beraat etmiş,arı,ırak,kurtulmuş,muaf olan,hastalıktan sağalmış,iyileşmiş,dürüst olmuş kişiبَرِئٌ (ج) بِرآءٌ و بَرِئؤُن و بُرْءآء و أَبْرِيَاءُ ، بُرَاءٌ و بِرَاءٌ و أَبْرَاءٌ (مث) بَرِيئَةٌ (ج) بَرِيْئَآتٌ و بَريَّاتٌ : ناقه ، خالص ، خالي من ، فارغ، بَعِيدٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيمِ " وَأَذَانٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الأَكْبَرِ أَنَّ اللَّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ " و يقال أنت برئٌ منهو أصبح فلان بارئا و بريئا من مرضه اي سالما و في الاساس حق علي البارئ أن يؤدي شكر البارئ
kurtulmak,halas bulmak,beri ve azade olmak,ilişiği kesmek,suçsuz ve medhalsiz olmak,beri olmak,sağalmak, hasta iyilkeleşmek,yara iyi olmak,yara onulmak,bitişmek,şifa bulmak,ilgi kesmek,uazaklaşmak,ifaket bulmak,şifa bulmak,ayılmak,hastalıktan kalkmak,yara iyi olmakبَرِئَ ـَـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً و بَرُؤَ ـُـ بَرَاءَةً و بَرَاءً و بُرُوءاً مِنْ
beriهُنَا ، مُنْذُ
beriهنا ، مذ ، منذ ، بعد ، قريباً
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
işe bedel verilen karşılık,kiralama akdi,kiraya verme,vakfa verilen kira ve ameleye verilen ücret,kira,fayda ve kiraya vermek,beladan kurtarmakإِجَارَةٌ (ج) إِجَارَاتٌ: كِرَاءٌ ، إِيْجَارٌ
veri,verilmiş,verilen,ita olunan,muta,verilen şeyمُعْطَي (ج) مُعْطَيَاتٌ
evlenen kadına verilen ağırlık,başlık,mihir,kahinlere verilen ücret,bahşiş,helvalık,hediyeحُلْوَانٌ
ücret,para,kira bedeli,karşılığı alınan veya verilen şey,bedel,gündelik,hak,ayakteri,emek,emeğe mukabil verilen akçe ve emsali,sevapأُجْرَةٌ (ج) أُجُور (جج) أُجُورَاتٌ و أُجَرٌ و أُجُرَاتٌ و أُجَرَاتٌ : ثَوَابٌ ، كِرَاءٌ
rehin,ipotek etmek,mortgage,tutu,borç için verilen teminat,ödünç veya ariyet alınan para yahut eşyaya karşı verilen şey,nesne yerinde durup ayrılmamak,tutu,ipotek,borç için verilen teminat,ödünç veya ariyet alınan para yahut eşyaya karşı verilen şey,karşılık,kefilرَهْنٌ (ج) رِهَانٌ
gıpta,imrenme,sevinç,azizlik,iyi hal,bir kimsenin nimetini görüp günülemek,Hırıstiyan din adamlarına verilen lakap,unvan,mesudiyet,önrenme,patriklere verilen lakap,saygı ifadesi,hazretغِبْطَةٌ ، حَضْرَةٌ ، حُسن الحال
paranın verilmesi için verilen yazılı emir,çek,poliçe,bir paranın ödenmesi için verilen yazılı emirسُفْتَجَةٌ (ج) سَفَاتِجُ : بُولِيصَةٌ
bir iş karşılığında verilen şey,ücret,ayakteri,maaş,bahşiş,mükafat,bedel olarak cihada gönderilen adama verilen ücret,bedel-i şahsi ücreti,ücret,ayakteri,maaş, bahşiş,mükafatجُعْلٌ (ج) أَجْعَالٌ و جُعُولٌ: أُجْرَةٌ : جعالة ، جِعَالٌ : جَعِيلٌ
vasiyet,vasilik,vesayet,velilik,vefatından sonra yerine getirilmek üzere verilen tasarruf hakkı,vefatından sonra yerine getirilmek üzere verilen tasarruf hakkıوِصَايَةٌ (ج) وَصَايَا
ödünç,kredi,borç vermek,parmak ucuyla dokunmak,ödünç vermek,borç almak,ölmek,karz,ödünç verilen şey,borç vermek,parmak ucuyla dokunmak,ödünç verilen şey,ödünç alma veya verme,sındı ile kumaş kesmek,biçmek,ölmek,kılıçقَرْضٌ (ج) قُرُوضٌ :إقراض
verilen notدرجة ممنوحة
verilenممنوح ، موهوب ، معطي ، متاح ، الذي أعطي
kabiliyetli,vergili,becerikli,mevhibeli,bağışlanmış,melekeli,meleke sahibi,mevhibe sahibi,yetenekli,bağış olarak verilen,mevhup,bağış olarak verilen,çocuk,melekeli,meleke sahibi,bağışlanmış,mevhibe sahibi,yetenekliمَوْهُوبٌ (ج) مَوْهُوبُون
sunulan,verilenمُتَاحٌ
verilen tekliflerعروض مقدمة
hüküm etmek,hüküm sürmek,tahakküm etmek,kumanda etmek,hakim olmak,hüküm ve zabıtlık takınmak,tekebbür ve taazzum etmek,hüküm etmek,kontrol,kumanda,tahakkümتَحَكّمٌ (ج) تحَكَّمَاتٌ
davayı fasıl ve kaza eylemek,hüküm etmek,hüküm,karar,buyurmak,emirحُكْمٌ
onun lehinde hüküm verdi,lehine hüküm ettiقَضَي لَهُ
onun lehine hüküm verdi,hüküm ettiحَكَمَ لَهُ
hüküm, iktidar, yönetim,hüküm etmek, yargılamakحُكْم (ج) أَحْكَامٌ
mevzui hüküm,esasa ilişkin hükümحُكْمٌ مَوْضُوعِيٌّ
şartlı hüküm,şarta bağlı hükümحُكْمٌ مَشْرُوطٌ
kader,yazgı,kaza,hüküm,takat,miktar,ilahi hüküm,önceden,önceden takdir edilen,yazılanقَدَرٌ (ج) أَقْدَارٌ
hüküm,karar,emir,buyruk,karar,iktidar,yönetim,yargı,idare,kanaat,görüş,yargılama,hüküm etmek,otoriteحُكْمٌ (ج) أَحْكَامٌ ، أَمْرٌ ، قَضَاءٌ ، قَرَارٌ ، سُلْطَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kadar,miktar,kader,ölçü,hüküm,hüküm,kadar,meblağ,yekünمِقْدَارٌ (ج) مَقَادِيرُ: قَدْرَ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ " اللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ الأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ "
hüküm etmek,emr etmek,buyurmak,kesin,gerekli,hükümحَتْمٌ (ج) حُتُومٌ
kader,yazgı,takdir,önceden,önceden takdir edilen,yazılan,kaza,hüküm,takat,miktar,ilahi hükümقَدَرٌ (ج) أَقْدَارٌ ، مَكْتُوبٌ ، مَصِيرٌ
hüküm etmek,yönetmek,hüküm vermek,yargılamak,aleyhine karar vermek,mahkum etmek,yönetmek,hüküm vermek,yargılamak, idare etmekحَكَمَ ـُـ حُكْماً ب، عَلي ، فِي ، لِ
Aleyhinde hüküm ısdar olunmuş olan,aleyhinde hüküm verilmiş olan,mahkumun aleyhiمَحْكُومٌ عَلَيْهِ
kaza,yargı,olay,hüküm etmek,yargılamak,ölmek,becermek,ilçe,kadılık,hüküm,dava,sorun,hakimlik,kadılık,yargıçlık,karar,dava,sorun,vaktinde yapılmayan herhangi bir şeyi sonradan yapmak,hüküm vermek,idam,infaz,icra,eda,yerine getirme,yok etme,ölüm ve geçinmek iş bitirmek,becermek,ödemek,hüküm,kaza,hüküm,ilçe,eda,yargı,yargılama,mıuhakeme etme,ödemek,kaza,yargı,kadılık,ilçe,yargıçlık,idam,infaz,icra,yerine getirme,yok etme,ölüm ve geçinmek iş bitirmek , ödemek , hüküm etmek etmek,muhakeme etmek,yargılamak,öldürmek,ölmekقَضَاءٌ (ج) أَقْضِيَةٌ : حُكْمٌ ، قَرَارٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
istikrar,sukün,sebat,karar bulmak,karar tutmak,kararlaşmak,ber karar olmak,gülümsemek,parlamak,koklamak,karar ve sebat üzere olmak,sabit ve üstüvar olmakإِسْتِقْرَارٌ (ج) إِسْتِقْرَارَاتٌ : سُكُونٌ ، ثُبُوتٌ
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getirberi,gel,beri getir,haydi!هَلُّمَ !
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getir beri,beri getir !هَلُمَّ : تَعَالْ !
bir yerde kalmak,bir yerde yerleşip karar bulmak,karar kılmak,ikamet etmek,karar tutmak,kararlanmak,kararlaşmak,yerleşmek,iskan etmek,oturtmak,kararlaştırmak,yerleşmek,dinlenmek,bir yerde durmak,sakin ve sabit olmak,karar kılmak,berkarar olmak,kurulmakإِسْتَقَرَّ : إِسْتِقْرَاراً بِ ، عَلَي ، فِي
istikrar,karar bulmak,karar tutmak,kararlaşmak,orurmak,yerleşmek,sukün,sebatإِسْتِقْرَارٌ (ج) إِسْتِقْرَاراتٌ
karar kılmak, karar tutmak, kararlanmak, kararlaşmak, yerleşmek, iskan etmek, oturtmak, kararlaştırmakإِسْتَقَرَّ : إِسْتِقْرَاراً
eskiden beri,öteden beriعَلَي أُسِّ الدَّهْرِ اي من القديم
def ve men eylemek,bir yerde karar eylemeyip öte beri gelip gitmek,insanın dudağı susuzluktan veya başka arızadan naşi kuruyup tepsirmek,beden arıklayıp mehzul olmak,gündüz bitip hemen bir lema ve bakiyye kalmak,bir kimsenin benzi bozulmak,bitki solmakذَبٌّ ، دفع ، منع
bir kameri ayının son gecesiyle günü veya ilk gecesiyle günü,ayın güneşten ayrılması münasebetiyle kameri ayının son gecesi veya günü,muaf ve beri olmak,kayıt ve hüküm altında olmamak,beri,suçsuz,beri,azade,medhalsizبَرَاءٌ و يقال أنا بَرَاءٌ مِنْهُ اي بَرِئٌ
her ayın ilk günü ve son günü ki ay güneşten beri olduğu için tesmiye olundu,her ayın ilk veya son gecesidir,bir kameri ayının son gecesiyle günü veya ilk gecesiyle günü,ayın güneşten ayrılması münasebetiyle kameri ayının son gecesi veya günü,muaf ve beri olmak,kayıt ve hüküm altında olmamak,beri,suçsuz,beri,azade,medhalsizبَرَاءٌ و يقال أنا بَرَاءٌ مِنْهُ اي بَرِئٌ
hüküm,karar,emir,buyruk,karar,iktidar,yönetim,yargı,idare,kanaat,görüş,yargılama,hüküm etmek,otoriteحُكْمٌ (ج) أَحْكَامٌ ، أَمْرٌ ، قَضَاءٌ ، قَرَارٌ ، سُلْطَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ana ağaçtan ayrılıp ayrıca kök salmış hurma fidanı,insan ve hayvan sağrısı,geri çevrilmesi mümkün olmayan şey,kati karar,kesin kararبَتِيْلَةٌ (ج) بَتَائِلُ : يقال هو علي بتيلة من رأيه
son karar,nihai kararقَرَارٌ نِهَائِيٌّ
karar buldu,karar tuttuإِسْتَنامَ : إِسْتَقَرَّ
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvin,layık kılmak,misafire ehlen ve sehlen veyahut hoş geldiniz sefa geldiniz demek,yetenekli kılmak,ehlileştirmek,ehliyetli kılmak,lyık görmek,insanlı kılmak,evlendirmekتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,ilzam etmek,gerektirmek,gerekli kılmak,bağlayıcı kılmak,bağlı kılmak,lazım kılmak,mecbur etmek,icbar etmek,zorunlu kılmak,muarazada hasmı susturmak,münazaa ve bahiste galebe çalmak,zorlamak,sıkmakأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvinتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,bağlayıcı kılmak,ilzam etmek,kandırmak,icbar etmek,zorunlu kılmak,gerektirmek,gerekli kılmak,lazım kılmak,mevbur etmekأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
rüşen ve aydın kılmak,aydınlandırmak,aydınlık etmek,parlak kılmak,aydınlattırmak,münevver kılmakإِضَائَةٌ (ج) إِضَائَاتٌ
bir kimseyi bir şeye kadir ve muktedir kılmak,muktedir etmek,mümkün kılmak,kudretli kılmak,güçlü kılmakأَقْدَرَ : إِقْدَاراً عَلَي ، هُ
sevmek,sevgi beslemek,değerli kılmak,aziz kılmak,hürmet ve izzet etmek,galip eylemek,izaz etmek,galip kılmak,hürmet ve ikram etmek,ağırlamak,aziz kılmak,güçlü kılmak,değerli kılmak,hayvanın gebe ve doğurması güç olmak,üstün getirmek,takviye etmekأَعَزَّ : إِعْزَازاً ، هُ و يُقَال
say edip çalıştığı şeye nail ederek birinin işini rast getirmek,birinin delil ve hüccetini musip kılmak,uydurmak,muvaaffak kılmak,birbirine muvafık,uygun kılmak,tevfik,başarı,şans,uzlaştırma,barıştırma,uyuşturma,uydurma,başarı,tevfik,devran,kombinasyon,muvaffak kılmak,başarılı kılmak,başarı,tevfik,ilham,irşadتَوْفيقٌ (ج) تَوْفِيقَاتٌ : نَجَاحٌ ، إلْهَامٌ ، إِرْشَادٌ، حَظٌّ
arka,yardımcı kılmak,taş atmak,yaver kılmak,desteklemek,destek,kuvvet vermek,yardım etmek,yaver kılmak,yar kılmak,arka,yardımcı kılmak,taş atmakرَدَأَ ـَـ رَدْأً
meyil ettirmek,eğik kılmak,mail kılmak,eğdirmek,eğik etmek,kılmak,mail kılmak,iki şey arasında tereddüt etmekمَيَّلَ : تَمْيِيلاً ، هُ
mümkün kılmak,kudretli kılmak,imkan sağlamak,güçlendirmek,muhkem kılmak,imkan vermek,yerleştirmek,edebilmek,berkleştirmek,yaptırmak,kaftanı makine ile dikmekمَكَّنَ : تَمْكِيناً فِي ، لِ، هُ
ücretsiz çalıştırmak,zelil etmek,boyun eğdirmek,teshir etmek,hizmetine vermek,musahhar kılmak,emrine amade kılmak,seferber etmek,musallat etmek,başına sarmak,musahhar kılmak,emrine amade kılmakسَخًّرَ : تَسْخِيراً عَلَي ، هُ
tamim,genelge,umumileştirmekkamulaştırmak,genelleştirmek,sirkü,umumi kılmak,her hususta cari ve her bir ferdi şamil kılmak,birinin başına sarık sarmak ve birini kavmine reis ve hakim kılmakتَعْمِيمٌ (ج) تَعَامِيمُ و تَعْمِيمَاتٌ
basmak,çiğnemek,çiğnetmek,hazırlamak,horlamak,aşağılamak,basıp düzlemek,basıp düz ve mülayim kılmak,önsüzü bast etmek,düz mülayim kılmak,yol açıp düz ve maniden ari kılmak,hemvar kılmak,alçak etmekhazırlamak,önsöz merkezinde gereği gibi yerleştirip çökermekyazmak,yazmak,aşağılamakوَطَّأَ : تَوْطِئةً ، هُ
tamim,genelge,umumi kılmak,her hususta cari ve her bir ferdi şamil kılmak,birinin başına sarık sarmak ve birini kavmine reis ve hakim kılmak,genelleştirmek,sarık giydirmek,köpüklenmekتَعْمِيمٌ (ج) تَعَامِيمُ و تَعْمِيمَاتٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
usandırmak,bıktırmak,birine of demek,gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demek,kızmak,öfkelenmekأَفَّفَ : تَأْفِيفاً ، بِ ، عَلَي ، هُ
tüf demek,tü,tüh demek;yuh ! sus! vazgeç sende ! demekتَفَّفَ : تَتْفِيفاً
gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demek,darlanmak,of of demekتَأَفَّفَ : تَأَفُّفاً بِ
bir işe şayan,ehil ve müstahak görünmek,yetenekli,ehliyetli kılmak,evlendirmek,alkışlamak,hoş geldin demek,birine ehlen ve sehlen demek,hoş geldin demekأَهَّلَ : تَأْهِيلاً ، لِ ، هُ
gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demekأَفَّ ـُـ أَفّاً
babam sana feda olsun,demek,çocuk baba demek,adam çabuklamak,süratli gitmekبَأْبَأَ : بَأْبَئَةً و بِئْبَائاً ، بِ ، هُ
Allah bana yeterdir demek,basbiyellah demekحَسْبَلَ : حَسْبَلَةً
sabahın yahut akşamın hayırlı olsun demek,hoş ve neşeli olun demek,selamlamak,selam durmak,tazim etmekوَعَمَ ـِـ وَعْماً
hoş geldin demek,hoş beş etmek,hoş geldin demek,merhaba demek,karşılamakتَرْحِيبٌ (ج) تَرْحِيبَاتٌ بِ
aklamakتبرئة ، براءة ، تبييض ، تنظيف
aklamakتبرئة، إبراء ، تبييض ، تصفية ، تنقية ، تنظيف ، تطهير
hürmet,ikram ve azim etmek,ululamak,tebcil etmek, birine evet (بَجَل)demek yahut elverir demekبَجَّلَ : تَبْجِيلاً
para aklamakتبييض الأموال ، غسل او تنظيف الأموال
para aklamakتَبْيِيضُ الأَمْوَالِ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
ondurmak,iyi etmek,hasta iyi olmak,iyileştirmek,borçtan kurtamak,ibra,ibra etmek,kurtarma,suçsuz çıkarmak,berat ettirmek,tebrieإِبْرَاءٌ (ج) إِبْرَاءَاتٌ : تَبْرِئَةٌ، حَلٌّ
pak ve beriyül zimmet kılmak,beri olmak,aklanmak,temize çıkmak,uzak olmakتَبَرُّؤٌ (ج) تَبَرُّؤَاتٌ
ibra senediوثيقة الإبراء
ibra senediسَنَدُ إِبْرَاءٍ
ibra senediوَثِيقَةُ الإِبْرَاءِ
aklanmakبراءة من الدعوي ، إبيضاض ، مخالصة، تصفي ، تطهّر ، تبرئ
ibra,ondurmak,onultmakإِبْرَاءٌ
bir kimseden beri olmak,aklanmak,kurtulmak,özür dilemekإِمَّخَي : إِمِّخَاءً
bir kimseden beri olmak,aklanmak,kurtulmak,özür dilemekإِمْتَخَي : إِمْتِخَاءً
bir kimseden beri olmak,aklanmak,kurtulmak,özür dilemekأَمْخَي : إِمْخَاءً إِلَي ، مِنْ
aklamak,tebrie etmek,berat etmekإِبْرِئَةٌ : تَبْرِئَةٌ
şifa vermek,ondurmak,iyileştirmek,hastalıktan kurtarmak,borçtan kurtarmak,berat ettirmek,aklatmak,ibra etmekأَبْرَأَ : إِبْرَاءً مِنْ ، هُ
buğuz,adavet,kin ve düşmanlık etmek,kızmak,birinin hakkını itiraf edip vermek ve aklanmak,düşman olmakشَنَأَ ـَـ شَنْأً و شِنْأً و شُنْأً و شَنْأَةً و شَنْآناً و شَنَآناً و مَشْنَأً و مَشْنَأَةً و مَشْنُؤَةً بِ ، هُ
dürüst olmuş kişi,hastalıktan yeni kalkmış,halis,hali,fariğ,boş,zan ve şüphelerden azade,bir nesneden müteberri ve zimmet,yaratmak,hasta sıhhat ve ifaket bulmak,günahsız,aklanmış temize çıkmış,beraat etmiş,arı,beri,temiz,hür,uzak,borçsuz,yara onulup bitmek ve hasta iyi olmak ,iyileşmek,sıhhat bulmak,halas bulmak,kurtulmak,şifa bulmak,sağalmak,hasta sağalmak,bir nesneden beri ve bizar olmak aklanmak,temize çıkmak ,şifa bulmak,kurtulmak,beraat,suçsuzluk ,masumiyet,muafiyet,nesneden vazgeçmek ve kurtulmak ,hasta sıhhata yüz tutmak,ihtar,ultimatomبُرْءٌ : بَرْءٌ : بُرُؤٌ : بَرَاءَةٌ : خلق :
zimmet (ar)ذمة (ج) ذمم ، دين
mali zimmetذِمَّةٌ مَالِيَّةٌ
zimmet defteriدَفْتَرُ الذِّمَّةِ
zimmet defteriدفتر الذمة ، دفتر الديون و المطلوبات
ehli zimmet (ar)أهل الذمة ، غير مسلمين ، نصاري
ona zimmet aldıأَذَمَّ لَهُ عَلَيْهِ : أَخَذَ لَهُ الذِّمَّةَ
zimmi,zimmet altında olanذِمِّيٌّ (ج) ذِمِّيُّون
ahit,söz,zimmet,cıvar,komşulukذِمٌّ ، عَهْدٌ ، جِوَارٌ
ehl-i zimmet,zimmi,haraç güzarأَهْلُ الذِّمَّةِ (ج) أَرْبَابُ الذِّمَّةِ
zimmet,akit,ahit,garanti,güven,eman,vicdan,borçذِمًّةٌ (ج) ذِمَمٌ
onun hakkını tamamen eda edip ibray-ı zimmet ettiشَنَأَ بِحَقِّهِ شَنِئَ : أَقَرَّ و أَعْطَاهُ و تَبَرَّأَ مِنْهُ
onun hakkını tamamen eda edip ibray-ı zimmet ettiشَنِئَ بِحَقِّهِ : أَقَرَّ و أَعْطَاهُ و تَبَرَّأَ مِنْهُ
bir suçtan sıyrılıp kurtulma,temize çıkma,zimmetten azadelik,zimmetsizlik,beraati zimmet,sorumsuzlukبَرَاءَةُ الذِّمَّةِ
cizye,ehli zimmet ve müskirattan alınan vergi,arazi vergisi,haraç,bedel-i askeri,ceza etmekجِزْيَةٌ (ج) جِزْيً و جِزْيٌ و جِزَاءٌ
ahid,güven,zimmet,eman,güven,ziyafet,yemekذِمَّةٌ : مَأْدُبَةٌ ، أمَانٌ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
kötülüklerden beri kılmakتنزيه ، تقديس
harç ve masraftan beri kılmakتبرئة من المصاريف
pak ve safi kılmak,bulanıklıktan ve karışıklıktan hali ve beri kılmak,elemek,tasfiye etmek,süzmek,tasfiye etmek,arıtmak,eleme,tasfiye,durulaştırmaتَصْفِيَةٌ (ج) تَصْفِيَاتٌ
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvin,layık kılmak,misafire ehlen ve sehlen veyahut hoş geldiniz sefa geldiniz demek,yetenekli kılmak,ehlileştirmek,ehliyetli kılmak,lyık görmek,insanlı kılmak,evlendirmekتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
pak ve beriyül zimmet kılmak,beri olmak,aklanmak,temize çıkmak,uzak olmakتَبَرُّؤٌ (ج) تَبَرُّؤَاتٌ
bağlamak,ilzam etmek,gerektirmek,gerekli kılmak,bağlayıcı kılmak,bağlı kılmak,lazım kılmak,mecbur etmek,icbar etmek,zorunlu kılmak,muarazada hasmı susturmak,münazaa ve bahiste galebe çalmak,zorlamak,sıkmakأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getirberi,gel,beri getir,haydi!هَلُّمَ !
gel,koş,yaklaş,beri gel,beri getir beri,beri getir !هَلُمَّ : تَعَالْ !
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvinتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,bağlayıcı kılmak,ilzam etmek,kandırmak,icbar etmek,zorunlu kılmak,gerektirmek,gerekli kılmak,lazım kılmak,mevbur etmekأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm etmek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,beraatine hüküm vermek,beri kılmakبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ
rüşen ve aydın kılmak,aydınlandırmak,aydınlık etmek,parlak kılmak,aydınlattırmak,münevver kılmakإِضَائَةٌ (ج) إِضَائَاتٌ
bir kimseyi bir şeye kadir ve muktedir kılmak,muktedir etmek,mümkün kılmak,kudretli kılmak,güçlü kılmakأَقْدَرَ : إِقْدَاراً عَلَي ، هُ
sevmek,sevgi beslemek,değerli kılmak,aziz kılmak,hürmet ve izzet etmek,galip eylemek,izaz etmek,galip kılmak,hürmet ve ikram etmek,ağırlamak,aziz kılmak,güçlü kılmak,değerli kılmak,hayvanın gebe ve doğurması güç olmak,üstün getirmek,takviye etmekأَعَزَّ : إِعْزَازاً ، هُ و يُقَال
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
kişinin gönlüne bir ağır nesne gelmekle tasalanmak,devenin kulağı tozuna basılan damga,bizar,bizar,usanık,bıkkın adamمَلاَلَةٌ : مَالُولَةٌ ، ذُو المَلَلِ ، مَجْفُوٌّ
aciz kılmak,güçsüzleştirmek,ihtiyarlatmak,sakatlamak,kuvvetten düşürmek,can sıkmak,bezdirmek,bizar etmek,sıkıştırmak,zayıflatmak,can sıkmak,bezdirmek,bizar etmek,sıkıştırmaksakatlamak,kuvvetten düşürmek,zayıflatmakعَجَّزَ : تَعْجِيزاً
bizar (far)ملاّل ، سؤوم
bizar (far)معفي ، ضجر ، مالّ ، زعلان ، هزيمة ، عتاهة ، ملالة ، ذو ملل ، مجفو ، ذو كلال ، مشؤوم ، سؤوم، محتقن
bizarمَجْفُوٌّ
bizarذُو المَلَلِ
bizar olmakملل
bizar etmekتعجيز
bizar olmakملل ، سآمة
bizar,bıkmış olanمَالٌّ
bizar,usanan,şefkatsizسَؤُومٌ
bıktırmak,usandırmak,bizar etmekآجَمَ : إِيْجَاماً مِنْ
onun canı sıktı,bıktırdı,bizar eylediأَمْذَلَهُ : أَضْجَرَهُ
halkı kendinden bizar eden,bıktırıp usandıranأَجُومٌ
filanı ondan bıktırdı,usandırdı,bizar ettiآجَمَ فلاناً مِنْه
müsveddeyi temize çekmek,temize çıkarmak,tebyiz,beyazlatmak,temize çekmek,aklamak,ağartmak,beyaz etmek,badana yapmak,bir yzaının suretini pak kağıt üzerine layıkıyla yazmak,tebyizتَبْيِيضٌ (ج) تَبْيِيضَاتٌ
terbiye etmek,temize çıkarmak,aklamak,ileri kılmak,suçsuzluğuna,temizliğine hükmetmekبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
pak ve beriyül zimmet kılmak,beri olmak,aklanmak,temize çıkmak,uzak olmakتَبَرُّؤٌ (ج) تَبَرُّؤَاتٌ
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvin,layık kılmak,misafire ehlen ve sehlen veyahut hoş geldiniz sefa geldiniz demek,yetenekli kılmak,ehlileştirmek,ehliyetli kılmak,lyık görmek,insanlı kılmak,evlendirmekتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,ilzam etmek,gerektirmek,gerekli kılmak,bağlayıcı kılmak,bağlı kılmak,lazım kılmak,mecbur etmek,icbar etmek,zorunlu kılmak,muarazada hasmı susturmak,münazaa ve bahiste galebe çalmak,zorlamak,sıkmakأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
şayan kılmak,evcilleştirmek,insanlaştırmak,insanlı kılmak,evlendirmek,ehlileştirmek,evcilleştirmek,ehil kılmak,yetiştirmek,yetkili ve yetkin kılmak,selamlamak,formasyon,tekvinتَأْهِيلٌ (ج) تَأْهِلاَتٌ
bağlamak,bağlayıcı kılmak,ilzam etmek,kandırmak,icbar etmek,zorunlu kılmak,gerektirmek,gerekli kılmak,lazım kılmak,mevbur etmekأَلْزَمَ : إِلْزَاماً ، هُ
aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm etmek,kurtarmak,beri ve azade etmek,bir şüphe ve kahattan beri etmek,medhali olmadığını ispat etmek,borçtan kurtarmak,hastayı iyi etmek,aklamak,temize çıkarmak,beraat ettirmek,suçsuz olduğuna hüküm vermek,beraatine hüküm vermek,beri kılmakبَرَّأَ : تَبْرِئَةً مِنْ ، هُ
rüşen ve aydın kılmak,aydınlandırmak,aydınlık etmek,parlak kılmak,aydınlattırmak,münevver kılmakإِضَائَةٌ (ج) إِضَائَاتٌ
bir kimseyi bir şeye kadir ve muktedir kılmak,muktedir etmek,mümkün kılmak,kudretli kılmak,güçlü kılmakأَقْدَرَ : إِقْدَاراً عَلَي ، هُ
sevmek,sevgi beslemek,değerli kılmak,aziz kılmak,hürmet ve izzet etmek,galip eylemek,izaz etmek,galip kılmak,hürmet ve ikram etmek,ağırlamak,aziz kılmak,güçlü kılmak,değerli kılmak,hayvanın gebe ve doğurması güç olmak,üstün getirmek,takviye etmekأَعَزَّ : إِعْزَازاً ، هُ و يُقَال
yazıyı ve hesabı temize çekmek,kurtarmak, kurtuluş,yazmak,kaleme almak,köle, kul ve cariye azat etmek,hür kılmak, özgürleştirmek,yazıyı ve hesabı beyaza çekmek,yazıp beyan etmek,testir etmek,kayıt etmek,deftere geçirmekتَحْرِيرٌ (ج) تَحْرِيرَاتٌ ، إِنْقَاذٌ ، كِتَابَةٌ
say edip çalıştığı şeye nail ederek birinin işini rast getirmek,birinin delil ve hüccetini musip kılmak,uydurmak,muvaaffak kılmak,birbirine muvafık,uygun kılmak,tevfik,başarı,şans,uzlaştırma,barıştırma,uyuşturma,uydurma,başarı,tevfik,devran,kombinasyon,muvaffak kılmak,başarılı kılmak,başarı,tevfik,ilham,irşadتَوْفيقٌ (ج) تَوْفِيقَاتٌ : نَجَاحٌ ، إلْهَامٌ ، إِرْشَادٌ، حَظٌّ
arka,yardımcı kılmak,taş atmak,yaver kılmak,desteklemek,destek,kuvvet vermek,yardım etmek,yaver kılmak,yar kılmak,arka,yardımcı kılmak,taş atmakرَدَأَ ـَـ رَدْأً
çıkarmak,kefen soymak,gömülü nesneyi kazıp çıkarmak,sin açmak,mezar açmak,kefen soymak,kuyu ve kabiri boşaltmak,ölüyü soymak,kefen soymak,çıkarmak,örtülü ve gömülü şeyi açmak,çoluk çocuğu için kazanmak,oku attığı hedefe vurmamak,eşmek,deşelemek,ölüyü mezardan kapıp çıkarmak,yerde hazine bulmak,çıkarmak,sırrı yaymak,ifşa etmek,ailenin rızkını kazanmakنَبَشَ ـُـ نَبْشاً لِ ، عَنْ ، هُ
meydana çıkarmak, zahir ve aşikar etmek, fazil ve ilim ve şecaat gibi ev safta akrana faik olmak, akranı geçmek, at diğerlşerini geçip ilerlemek, at binicisini maceradan kurtarıp selamete çıkarmakبَرَّزَ : تَبْريزاً
açmak,sürmek,nefiyetmek,sürgüne göndermek,çıkarmak,boşaltmak,çıkartmak,kovmak,sürmek,askeri bozmak, kırmak ve çeri sınmak,pası çıkarmak,nefiy etmek,sürgüne göndermek,tahliye etmek,bir halkı memleketinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak ve askeri sımakإِجْلاَءٌ (ج) إِجْلاَءَاتٌ: إِخْلاَءُ :تَخلِيَةٌ
çangur çungur etmek,takırdamak,gürültülü ses çıkarmak,zincir vesaire ses çıkarmak,para ve madeni eşya ses çıkarmak,para ve madeni eşya ses çıkarmakصَلَّ ـُِـ صَلِيلاً
boşaltmak,çıkartmak, kovmak,sürmek,bir halkı memlekinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak,askeri bozmak,kırmak ve çeri sınmak,pası çıkarmak,boşaltma,tahliye etmek,tahliye,tahliye etmek,düşmanı bir yerden çıkarmak,sürmek,sürgün etmekإِجْلآءٌ : إِخْلآءٌ
ilimde akranlarına üstün gelmek,üstün olmak,meydana çıkarmak,zahir ve aşikar etmek,fazil ve ilim ve şecaat gibi ev safta akrana faik olmak,akranı geçmek,at diğerlşerini geçip ilerlemek,at binicisini maceradan kurtarıp selamete çıkarmakبَرَّزَ : تَبْريزاً
kabuğunu soymak,çıkarmak,sıyırmak,çekirge yemekten karnı ağrımak,eski elbise giymek,istemiyerek vermek,dükkandaki malı saymak,tüylerini yolmak,pamuğu atmak;kınından çıkarmak,kıtlık yeri bitkisiz ve çıplak bırakmak,silahtan tecrit etmek,boşaltmak,soymak,elbisesini çıkarmakجَرَّدَ : تَجْرِيداً مِنْ ، هُ
ilimde akranlarına üstün gelmek,üstün olmak,meydana çıkarmak,izhar etmek,beyan etmek,göstermek,zahir ve aşikar etmek,fazil ve ilim ve şecaat gibi ev safta akrana faik olmak,akranı geçmek,at diğerlşerini geçip ilerlemek,at binicisini maceradan kurtarıp selamete çıkarmakبَرَّزَ : تَبْريزاً ، عَلَي ، هُ
bir halkı memleketinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak ve askeri kırmak,bozmak,çeri sınmak,uzaklaştırmak,göçetmek,kovmak,çıkmak,düşmanı bir yerden çıkarmak,sürmek,ihraç etmek,tahliye etmek,gidermek,dışarı etmek,kovmakأَجْلَي : إِجْلاَءً مِنْ ، عَنْ ...
arıtmak,temizletmek, zekat vermek,temizlemek,tavsiye etmek,tezkiye,malının zekatını vermek,çıkarmak,çıkarmak,tezkiye,övmek,zikir ve sena etmek,ıslah etmek,ayıplardan hali ve beri kılmak,tezkiyeتَزْكِيَةٌ (ج) تَزْكِيَاتٌ : مَدْحٌ ، تَطْهِيرٌ
kesbi kemalden sonra ustad çıkarmak,dışarı çıkarmak,meydana çıkarmak,hadisi şerifin rivayetini göstermek,mezuniyet,mezun etmek,çıkartmakتَخْرِيجٌ (ج) تَخْرِيجَاتٌ
açık ve vazıh olmak,ayan beyan olmak,izah etmek,açıktan anlatmak,birşeyin açıklanmasını istemek,meydan çıkarmak,zahir ve aşikare olmak,bir şeyin aşikare olmasını istemek,zahir eylemek,aşikareye çıkarmakإِسْتَبَانَ : إِسْتِبَانَةً
darmadağın etmek,bir nesneye dikkatle bakmak,bir şeyi keşif ve istihraç etmek,dağıtmak,karıştırmak,koparmak,kaldırmak,çıkarmak,açmak,ayırmak,darmadağın etmek,bir nesnenin aşağısını yukarı döndürmek,dağılmak,karışmak,açıp çıkartmak,silkip atmak,karıştırmak,bulandırmak,dağıtmak,dikkat ve ihtimamla bakıp teftiş etmek,alt üst edip dağıtmak,tefrik etmek,ayırmak,dışarıya çıkarmak,eşmek,karıştırıp aramak,darmadağın etmek,diriltmek,karıştırmak,koparmak,kaldırmak,çıkarmak,açmak,silkip atmak,bulandırmak,yıkıp altını üstüne getirmek,keşif ve istıhraç etmek,meydana çıkarmak,darmadağın etmek,darmadağın olmakبَعْثَرَ : بَعْثَرَةً ، هُ و في القرآن الكريم
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
bir şeyden netice,sonuç,anlam çıkarmak,anlamak,sonuç çıkarmak,sonuca varmak,delillerden hareket ederek hükme varmak,üretmek ve imal etmek istemekإِسْتَنْتَجَ : إِسْتِنْتَاجاً
beri kılmak ve beridir demek,aklamak,berat etmek,aklama,berat,tebrie,suçsuzluk hükmü,berat etmek,berat,istisna,borçtan kurtulma,halas bunu beyan eden sened,bir zan ve kabahattan beri bulunduğuna verilen hüküm ve karar,beri kılmak ve beridir demek,aklamak tebrie,ibra,aklanmak,beriyül zimmet kılmak,beri ve bizar kılmak,temize çıkarmak,ve beridir demekتَبْرِئَةٌ (ج) تَبْرِئَاتٌ : إِبْرِئَةٌ و يقال بَرَّأَكَ منه تَبْرِئَةً اي جعلك بَرِيئا منه
usandırmak,bıktırmak,birine of demek,gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demek,kızmak,öfkelenmekأَفَّفَ : تَأْفِيفاً ، بِ ، عَلَي ، هُ
tüf demek,tü,tüh demek;yuh ! sus! vazgeç sende ! demekتَفَّفَ : تَتْفِيفاً
gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demek,darlanmak,of of demekتَأَفَّفَ : تَأَفُّفاً بِ
bir işe şayan,ehil ve müstahak görünmek,yetenekli,ehliyetli kılmak,evlendirmek,alkışlamak,hoş geldin demek,birine ehlen ve sehlen demek,hoş geldin demekأَهَّلَ : تَأْهِيلاً ، لِ ، هُ
gam ve sıkıntıdan of demek,usanç,bezginlikten of demekأَفَّ ـُـ أَفّاً
babam sana feda olsun,demek,çocuk baba demek,adam çabuklamak,süratli gitmekبَأْبَأَ : بَأْبَئَةً و بِئْبَائاً ، بِ ، هُ
Allah bana yeterdir demek,basbiyellah demekحَسْبَلَ : حَسْبَلَةً
sabahın yahut akşamın hayırlı olsun demek,hoş ve neşeli olun demek,selamlamak,selam durmak,tazim etmekوَعَمَ ـِـ وَعْماً
hoş geldin demek,hoş beş etmek,hoş geldin demek,merhaba demek,karşılamakتَرْحِيبٌ (ج) تَرْحِيبَاتٌ بِ
hürmet,ikram ve azim etmek,ululamak,tebcil etmek, birine evet (بَجَل)demek yahut elverir demekبَجَّلَ : تَبْجِيلاً
birine babam sana feda olsun manasıyla ( بأبي أنت) demek , yeni söylemeğe başlayan çocuk babasına (بأبأ ) baba demek , konuşurken ba ( باء )harfini tekrarlamakبَأَبَأَ : بَأْبَأَةً و بِئبَاءً
birine babam sana feda olsun manasıyla ( بأبي أنت) demek,yeni söylemeğe başlayan çocuk babasına (بأبأ ) baba demek,konuşurken ba ( باء )harfini tekrarlamakبَأَبَأَ : بَأْبَأَةً و بِئبَاءً بِ ، لِ ، هُ
hoş geldin demek,merhaba demek,bollatmak,bollamak,genişletmek,geniş tutulmak,bollatmak,bollamak,genişletmek,geniş tutulmak,merhaba demek,hoş geldin demek,hoş karşılamak,ululamakرَحَّبَ : تَرْحِيباً بِ ، هُ
inlemek,inilti,inleyiş,inildeme,ah demek,sızlama,ıkılma,inleyiş,ah demekأَنِينٌ : صَوْتٌ مُنْبَعِثٌ مِنَ الإِْنسَانِ اَوِ الحَيْوَانِ مِنْ أَلَمٍ أَوْ حَسْرَةٍ
birine peder demek,birine babam sana feda olsun,kurban olsun demek,baba çağırmak veya peder nazarıyla bakmakأَبَّي : تَأْبِيَةً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid