1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bir şey devam etmek,sabit olmak,bir işe devam etmek,işten ayrılmamak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir şey devam etmek, sürmek, becermek, durmak,sabit olmak,bir işe devam etmek,işten ayrılmamak,borç vacip olmak وَصَبَ ـِـ وُصُوباً عَلَي
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
ne şaşılacak şey,çok şaşılacak şey,hayret edici şey,ilginç şey,taaccüp edilecek şey,ne tuhaf şey!يَا لِلعَجَبِ !
hayret verici şey,ilginç şey,harika,tansık,mucize,garibe,acayip,çok hoş,tansık,şaşacak,şaşılacak şey,taaccüp olunacak şey,acibeعَجِيْبَةٌ (ج) عَجَائِبُ
ecdattan miras kalan mekremet ve övünecek şey,iyi iş ,iyilik ,övülmeye değer şey , unutulmaz şeyمَأْثَرَةٌ (ج) مآثِرُ
kötü şey,mekruh,nefret edilen şey,telef olan şeyمَتْلُوفٌ : مُكره
yaramaz şey,değersiz şey,beş para etmez şeyقُرْطُعُبٌ : شَيْئٌ تَافِهٌ
kuvvet,güç,zor,galebe,yenme,galibiyet,el,kol,acayip ve garip şey,beğenilmeyecek şey,çirkin şey,musibet,büyük bela,felaket,tehlikeliأَدٌّ : إِدٌّ : إِدَّةٌ (ج) إِدَادٌ و إِدَدٌ : قُوَّةٌ ، يَدٌ ، دَاهِيَةٌ
çok değersiz şey,önemsiz şey,pek az,az miktar,ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsız,ayıp,hakir,az,incir çekirdeğini doldurmazتَافِهَةٌ
büyük nesne,büyük acayip ve korkunç şey,bela,dahiye,yalan,münker şey,musibet,felaket,beklenmedik şeyإِدٌّ (ج) إِدَادٌ: أَمْرٌ فَظِيعٌ عَظِيمٌ ، شَيْئٌ عَظِيمٌ ،كِذْبٌ ، دَاهِيَةٌ وفِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsız,ayıp,hakir,a ve değersiz olan şey,incir çekirdeğini doldurmaz,ahmak,bönتَافِهٌ (م) تَافِهَةٌ ، حَقِيرٌ قَلِيلٌ ، أَحْمَقُ
çok şey,bol şey,bereketli şeyشَيْئٌ أَمِرٌ
acayip,tuhaf,müthiş,garip,beğenilen,çok hoş,tansık,şaşılacak nesne,taaccüp olunacak şey,ilginç şey,harika,mucize,garibe,şaşkınlığa yol açan şey,harikaعَجِيبٌ (م) عَجِيبَةٌ (ج) عَجَائِبُ ، مُدْهِشٌ
yalnız deride olan baş yarığı,maldan az şey,kan akan baş yarığı,şey,nesne,mal,ayırıp açacak şeyبَازِلَةٌ (ج) بَوَازِلُ : الجُرْحُ الّذشي يَشُقُّ الجِلْدَ و يُسِيلُ الدَّمَ ، المَالُ الّذِي يَسُدُّ الحَاجَةَ و يُقَالُ نَزَلَتْ بِيَّ نَازِلَةٌ و مَا عِنْدِي بَازِلَةٌ
ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsızتَافِهٌ (م) تَافِهَةٌ
pis, şey,kötü şey,yaramaz şey,murdar kadın,yaramaz kadın,şeytan gibi habis karıخَبِيثَةٌ (ج) خَبَائِيثُ
sır,gizli şey,kişinin gizlediği ve sakladığı şey,giz,sır,gizli sır,orta,gizlenilen,saklanılan şey,her şeyin iyisi,özü,kök,değerli,am,yer,iyi toprakسِرٌّ (ج) أَسْرَارٌ و سِرَارٌ
devam,sürmek,devam etmek,devam,istidamet,beka,daim olmak,istimrarإِسْتِمْرَارٌ (ج) إِسْتِمْرَارَاتٌ : دَوَامٌ ، بِلاَ إِنْقِطَاعٍ ، إسْتِدَامَةٌ، بَقَاءٌ
bir şeyin devam etmesini,sürmesini istemek,kuş havaya yükselmek için dönerek uçmak devam etmek,sürmek,devamlılık istemek,devamını istemek,devam talep etmek,acele etmemek,aşırı gitmek,beklemekإِسْتَدَامَ : إِسْتِدَامةً فِي
daim olmak dilemek,devam,devam etmek,sürmek,baki olmak,devam talep etmek ve acele etmemek,daimlik,beka,zevalsızlık,süreklilik,bekaإِسْتِدَامَةٌ (ج) إِسْتِدَامَاتٌ : بَقَاءٌ ، دَوَامٌ
devamlı,devam eden,süren,sürekli,kesintisiz,,devam ediyorمُسْتَمِرٌّ (ج) مُسْتَمِرُّون: دَائِمٌ
daim,süren,devam eden,sürekli,devam etmesini isteyen,acele etmeyenمُستَدِيمٌ : دَائِمٌ
devam etmek,bir şeyi daima yapmak,azim, ısrar devam ,sebatمُوَاظَبَةٌ
işi devam ettirdi,sürdürdü,işe devam ettiمَضَي عَلَي الأَمْرِ : دَاوَمَهُ
devam etmek,çalışıp duruşmak,bir şeyi daima yapmak,azim,ısrar,devam,sebatمُوَاظَبَةٌ (ج) مُوَاظَبَاتٌ
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
dayanık,dayanıklık,metanel,sarsılmaz delil ve burhan,fihrist,cetvel,güvenilen,ileri gelen,devam,beka,doğrusunu anlama,inceleme,sebat,azimle devamثَبْتٌ (ج) أَثْبَاتٌ
çalışmayı sürdürdü,çalışmaya devam etti,işe devam etti,ara vermediوَاصَلَ العَمَلَ و فِيهِ : دَاوَمَ او وَاظَبَ عَلَيْهِ
adam işe devam etti,ısrarlaya işlemeye ve yapmaya devam ettiوَاظَبَ الرَّجلُ عَلَي الأمْرِ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
onu incimekte devam etti,eziyet etmeye devam ettiأَطَلَّ عَلَيْهِ بالأَذَي : دَامَ عَلَي إِيْذَائِهِ
adet edinmek,işte çalışmak,çabalamak,bir şeyden ayrılmayarak devam etmek,sebat etmek,emek çekmek,gayret etmek,didinmek,işe devam etmek,davarı şiddetli sürmekدَأَبَ ـَِـ دَأْباً و دَأَباً و دُؤُوُباً عَلَي ، فِي
sebat talep etmek,sebat ve devam etmek,sebat göstermek,acele etmeyip tenni etmek,beş ve yavaş davranmak,teenni ile hareket etmek,i müşavere fe tefahhüs etmek,bir şeyi sabit ve muhkem bulmak,sabit ve muhkem olmasını talep etmekإِسْتَثْبَتَ : إِسْتِثْبَاتاً فِي
payidar ve sabit etmek,bir şeye devam ve muvazebet etmek,kayıt ve tahrir etmek,yazmak,yerleştirmek,tuşa getirmek,tespit etmek,sabit kılmak,daimi kılmak,sürekli etmek,sabitleştirmek,oturtmak,kararlaştırmak,muhkem etmek,belirlemek,sağlamlaştırmak,berkleştirmek,berkleştirmek,tespit etmek,yerleştirmek,tesbit etmek , sabit kılmak , daimi kılmak , sürekli etmek,sabitleştirmek,oturtmak,kararlaştırmak,tuşa getirmek yerleştirmek,sağlmlaştırmak,sabitleştirmekثَبَّتَ : تَثْبِيتاً ، هُ
bir yerde oturmak,ikamet etmek,kalmak,beklemek,eğlenmek,sabit olmak,durmak,sabit olmak,eğlemekمَكَثَ ـُـ مَكْثاً و مُكْثاً و مِكْثاً و مَكَثَاً و مِكِّيْثَي و مِكِّيْثَاءً و مُكُوثاً و مُكَثاً بِ
teyit etmek,muhkem etmek,pekiştirmek,takviye etmek,sağlamlaştırmak,sabit kılmak,kuvvetlendirmekآكَدَ : إِيْكَاداً ، هُ
harmanı dövmek,teyit etmek,muhkem etmek,pekiştirmek,takviye etmek,sağlamlaştırmak,sabit kılmak,kuvvetlendirmekأَكَدَ ـُـ أَكْداً
payidar,sabit,cesur,dilaver,bahadar,akıl ve tedbirde sabit ve metin,yürüyüp atlamada kuvvetli ve asla sürçmez at,sabit ve berkarar ve payidar olmakثَبِيتٌ : ثابتٌ : جسور و يقال فارس ثَبيتٌ اي جسور و رجل ثَبيت و فرس ثَبيت
soğuk,bir yerde sabit kalıp yerleşen,tutunan,sabit,yerleşik,karar eden,sakız,soğuk,soğumuş,üşümüş,serin üşütücü,sabit,yerleşik,bir yerde sabit kalıp yerleşen,tutunanقَارٌّ
intikal etmek,taşınmak,geçmek,devrolmak,göç etmek,ölmek,vefat etmek,intikal,geçiş,taşınmak,değişmek,tebdili mekan etmek,bir yerden bir yere gitmek,sıçramak,sirayet etmek,bulaşmak,daimi ve sabit olmayan,gelecek bir aşamayı hazırlayan şeyإِنْتِقَالٌ (ج) إِنْتِقَالاَتٌ ، سِرَايَةٌ ، مِنَ العُهُودِ أَوِ الحُكُومَاتِ أَوْ نَحْوَهَا ، مَا كَانَ غَيْرَ ثَابِتٍ أَوْ دَائِمٍ ، مَا كَانَ يُمهد بِهِ لِمَرْحَلَةٍ مُقْبِلَةٍ
sabit etmekتثبيت
nesne bir yerde asla kımıldamayıp vechi sabit üzere sabit ve payidar olup durduتَرَتَّبَ الشَّيْئُ
nesne bir yerde asla kımıldamayıp vechi sabit üzere sabit ve payidar olup durduرَتَبَ الشَّيْئُ رُتُوباً ثَبُتَ و لَمْ يَتَحَرَّكْ
kökleştirmek,kaide koymak,sabit ve muhkem etmek,birinin soyunu göstermek,bir şey aslına döndürmek,asaletini ispat etmek,açıklamakأَصَّلَ : تَأْصِيلاً ، هُ
ayağa kalkmak,kalkışmak,kıyam etmek,durmak,kıyam etmek,başlamak,yükselmek,doğmak,yapmak,kopmak,dikilmek,devamlı ve sabit olmak,icra etmek,yapmak,doğrultmak,düzeltmek,düzelmek,kurulmak,doğrulmakقَامَ ـُـ قَوْماً و قَوْمَةً و قِيَاماً و قَامَةً إِلي ، بِ ، عَلَي
deve yatmak,deve dizlerini ve göğsünü yere koyup çökmek,sabit ve mukim olmak,sebat etmek,bulutun yağmuru sürekli olmak,çalışmak,cehd etmek,namazda secdeye diz çökmezden eli yeri dayamak ki menhidir,oturmak,kalmak,devam etmek,eğleşmek,ikamet etmek,gayret etmek,devamlı yamur yağmakبَرَكَ ـُـ بُرُوكاً و تَبْرَاكاً عَلَي ، فِي ، وفِي المَثَلِ
sabit ve payidar etmekأَطَّدَ : تَأْطِيداً
asılmak,ilişmek,ilgilenmek,takılmak,ait olmak,raci olmak,ilişkili olmak,asılmak,yapışıp ilişmek,bağlı olmak,bir nesne diğer bir nesne ile tek nesne olmayıp aşağısında veyahut bir yanında vaki olarak ona bittişik ve müstenit olmak,muhabbet etmek,bir kimseye karabet yahut diğer bir müşareket münasebetiyle best ve bend olmakتَعَلَّقَ : تعَلُّقاً بِ
beslemek,iyal ve evladın nafakalarına bakıp kayırmak,bir kimsenin çoluk çocuğu çok olmak,fakir olmak,yoksul olmak,düşkün olmak,haris olmak,ağlayıp çağırmakla sesini yükseltmek,bir nesneyi istemek,aramak,talep etmekأَعَالَ : إِعَالَةً
ayrılmak,bir şey diğerinden meziyetli ve üstün olmak,ayırmak,ayrılıp bir tarafa çekilmek,seçilmek,seçkin olmak,üstünlük olmak,yalnız olmakإِمْتَازَ : إِمْتِيَازاً بِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
bir kimsenin çoluk çocuğu çok olmak,düşkün olmak,haris olmak,bir şeyi aramak,talep etmek,yoksul olmak,fakir olmak,iyal ve evladın nafakalarına bakıp kayırmak,fakirlik ve sefaletإِعَالَةٌ (ج) إِعَالاَتٌ : فَقْرٌ
fakir olmak,kılsız,tüysüz olmak,kıl tüy az olmak,yer otsuz olmak,bir yere kıtlık kuarklık uğramak,bir kimsenin malını alıp fakirleştirmekأَمْعَرَ : إِمْعَاراً ، هُ
bir şey kıymetli,değerli olmak,cömert olmak,cömert ve alicenap olmak ,değerli olmak , kerim olmak,bulut çok yağmurlu olmak,bir kimse iyi ahlaklı olmak,yer bol ve bereketli ürün vermek,,cömert olmak,kerim olmak,bulut yağmur yağdırmakكَرُمَ ـُـ كَرَماً وكَرَمَةً وكَرَامَةً
sabaha girmek,sabahlamak,sabah olmak,bir nesne olmak,ortaya çıkmak,zahir olmak,kandili,ampülü yakmak,sabahleyin olmak,sabaha dahil olmak,sabaha girmek,sabaha vasıl olmak,sabaha ulaşmak,gece yarısı uyanmak,oldu,belirmek,başlamak,bir nesne olmakأَصْبَحَ : إِصْبَاحاً وَ فِي القُرْآنِ الكَرَيمِ : فَأَخَذَتهُمُ الرَّجفَةُ فَأَصبَحُوا في دارِهِم جاثِمينَ
bir şeyden ayrılmak,uzak olmak,bir şey diğerinden ayrılıp üstün olmak,seçkin,güzide ve mümtaz olmak,ayrı olmak,süper olmak,ayırmak,uzak olmak,bir şey ayrılıp diğerinden üstün olmak,imtiyaz ve intihapla tefrik etmek,ayırmakإِسْتَمَازَ : إِسْتِمَازَةً عَنْ
edası lazım olan şeyi mdetmek,borçlu kılmak,ödetmek,bir şeye müptela olmak,bir şeye düşkün olmak,hırslı olmak,aşık olmakأَغْرَمَ : إِغْرَاماً بِ
görünmek,açık,belli olmak,zahir olmak,belirmek,yeni bir fikir kalbine doğmak,yeni bir görüşü olmak,görüşü değişmek,ona öyle gelmek,çöle,badiyeye çıkmak,badiyede oturmak,bedevi olmak,sahrada sakin olmakبَدَا ـُـ بُدُوّاً و بَدَاءً و بُدْواً و بُدَاءَةً لِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
şair şiirinde beğendiğini söylemek,şair şiir söylemede fasahat üzere olmak,bir işte usta becerikli olmak,mahir ve uz olmak,harikülade bir şey üretmek,türetmek,kıymetli bir eser vücuda getirmekأَفْلَقَ : إِفْلاَقاً فِي
doğru ve düz olmak,bir olmak,eşit olmak,pişmek,olmak,egemen olmak,galip olmak ,üstün gelmek ,hakim olmakı ,beraber olmak,beraber olmak,düz olmak,eşit olmak,doğrulmakإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً عَلَي ...
ıslatmak,ıslanmak ,iyileşmek,hastalıktan kalkmak,iyi olmak,birine mübtela olmak,alaka etmek,ıslatmak,muzaffer olmak,bir mihnet ve eziyete düçar ve mübtela olmak,bir adamın sohbetine mülazım olmak,biriyle sıkı görüşmek,bilmek,tanımak,aşinası olmak,alaka etmek,mübtelası olmak,nizacı,şerrir ve gaddar ve zani olmakبَلَّ ـَِـ بَلاًّ و بَلَلاً وبَلاَلَةً و بُلُولاً
fakir olmak,muhtaç olmak,topraklanmak,toprağı çok olmak,bir yerin toprağı çok olmak,çok topraklı olmak,birinin eli tozlu topraklı olmak,eline toz toprak bulaşmak,kuru toprağın üzerine oturmak,veya yatmak ,topraklı olmak,toprağa bulaşmak,eline topraktan başka bir şeyi geçmemek,hasir ve mahrum olmakتَرِبَ ـَـ تَرَباً و مَتْرَباً و يقال تَرِبَتْ يَدَاهُ
birlik üzere amil olmak,uymak,bir olmak,adaşmak,kaynaşmak,birleşmek,tek yumruk tek yürek olmak,tek olmak,ittihat etmek ,anlaşmak,bir olmak,ittifak etmek,tek ve tenha olmak,adaşmakإِتَّحَدَ : إِتِّحَاداً بِ
adam işe sarıldı,işe ısrarla devam etti,işe sebat etti,işe bağlı kaldıأَفْلَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : لَجَّ فِيهِ ، لاَزَمَهُ
işe atıldı,işe koyuldu,işe koştu,geçtiإِنْدَفَعَ فِي الأَمْرِ : مَضَي
işe geldi,işe ikbal etti,işe rağbet ettiإِنْمَي : إِنْمِيَاءً عَلَي الأَمْرِ
vartaya yahut müşkil işe düşmek,belaya uğramak,bir işe adı,parmağı karışmak,parmağı olmak,zor işe düşmek,vartaya düşmek,çıkmaza girmekتَوَرَّطَ : تَوَرُّطاً فِي
işin hakkında geldi,işe hakim etti,işe gücü yettiإِسْتَمْكنَ مِنَ الأَمْرِ و تَمَكَّنَ و قوِيَ عَلَيْهِ
her işe karışan ve her işe aklı eren,becerikli,işin kurduأُثْقُوبٌ (ج) أَثَاقِيبُ و يقال رجل أُثْقُوبٌ
Dost bin ise azdır düşman bir ise çoktur( at.s)ألف صاحب قليل و عدو واحد كثير
kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbiniona yatırdıوَطَّنَ نَفْسَهُ عَلَي الأَمرِ و لهُ
dost bin ise azdır düşman bir ise çokturأَلْفُ صَاحِبٍ قَلِيلٌ و عَدُوٌّ وَاحِدٌ كَثِيرٌ
işe hazurlandı,işe ellerini kollarını sıvayıp say ve gayret etti,çalıştıإِنْشَمَرَ للأَمْرِ : تَهَيَّأَ لَهُ
bir işe devam etmek,işe alışıp ayrılmamak üzere üzerinde durmakوَظَبَ ـِـ وُظُوباً عَلَي
filan kimse kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbini ona yatırdıأَوْطَنَ فُلاَن نَفْسَهُ عَلَيهِ اَوْ لَهُ
işe bila mülahaza saldırıp girmek,bir işe kendini pervasızca atmak,kör gibi atılmakإِنْقَحَمَ : إِنْقِحَاماً
işe devam etti,işe yapışıp ayrılmadıثَبَتَ عَلَي الأَمْرِ
işe devam etti,işe alışıp ayrılmadıوَظَبَ عَلَي الأَمْرِ وُظُوباً
devam,sürmek,devam etmek,devam,istidamet,beka,daim olmak,istimrarإِسْتِمْرَارٌ (ج) إِسْتِمْرَارَاتٌ : دَوَامٌ ، بِلاَ إِنْقِطَاعٍ ، إسْتِدَامَةٌ، بَقَاءٌ
bir şeyin devam etmesini,sürmesini istemek,kuş havaya yükselmek için dönerek uçmak devam etmek,sürmek,devamlılık istemek,devamını istemek,devam talep etmek,acele etmemek,aşırı gitmek,beklemekإِسْتَدَامَ : إِسْتِدَامةً فِي
daim olmak dilemek,devam,devam etmek,sürmek,baki olmak,devam talep etmek ve acele etmemek,daimlik,beka,zevalsızlık,süreklilik,bekaإِسْتِدَامَةٌ (ج) إِسْتِدَامَاتٌ : بَقَاءٌ ، دَوَامٌ
devamlı,devam eden,süren,sürekli,kesintisiz,,devam ediyorمُسْتَمِرٌّ (ج) مُسْتَمِرُّون: دَائِمٌ
daim,süren,devam eden,sürekli,devam etmesini isteyen,acele etmeyenمُستَدِيمٌ : دَائِمٌ
devam etmek,bir şeyi daima yapmak,azim, ısrar devam ,sebatمُوَاظَبَةٌ
işi devam ettirdi,sürdürdü,işe devam ettiمَضَي عَلَي الأَمْرِ : دَاوَمَهُ
devam etmek,çalışıp duruşmak,bir şeyi daima yapmak,azim,ısrar,devam,sebatمُوَاظَبَةٌ (ج) مُوَاظَبَاتٌ
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
dayanık,dayanıklık,metanel,sarsılmaz delil ve burhan,fihrist,cetvel,güvenilen,ileri gelen,devam,beka,doğrusunu anlama,inceleme,sebat,azimle devamثَبْتٌ (ج) أَثْبَاتٌ
çalışmayı sürdürdü,çalışmaya devam etti,işe devam etti,ara vermediوَاصَلَ العَمَلَ و فِيهِ : دَاوَمَ او وَاظَبَ عَلَيْهِ
adam işe devam etti,ısrarlaya işlemeye ve yapmaya devam ettiوَاظَبَ الرَّجلُ عَلَي الأمْرِ
bir işi gündüzün işlemek,gündüzün olmak,kalmak,durmak ,baki kalmak,gölgesi devam etmek,gölgeli olmak,gece gündüz yapmaya devam etmek,gündüz devam etmek ,gündüzün olmak,devam etmek,kalmak,durmak,baki kalmakظَلَّ ـَِـ ظَلاًّ و ظَلاَلَةً و ظُلُولاً
onu incimekte devam etti,eziyet etmeye devam ettiأَطَلَّ عَلَيْهِ بالأَذَي : دَامَ عَلَي إِيْذَائِهِ
adet edinmek,işte çalışmak,çabalamak,bir şeyden ayrılmayarak devam etmek,sebat etmek,emek çekmek,gayret etmek,didinmek,işe devam etmek,davarı şiddetli sürmekدَأَبَ ـَِـ دَأْباً و دَأَباً و دُؤُوُباً عَلَي ، فِي
birini bir şeyle çok meşgul etmek,gafil etmek,başına iş çıkarmak,oyalandırmak,işgal etmek,oyalamak,işten alı koymak,avutmak,uğraştırmak,işten bulundurmakأَشْغَلَ : إِشْغَالاً بِ ، هُ ، عَنْ
boşaltmak,paydos etmek,tatil etmek,durdurmak,aksatmakk,kadın ziynetsiz,süssüz olmak,durdurmak,aksatmak,arızalandırmak iptal etmek,alı koymak,boşaltmak,işten güçten fariğ kılmak,işten güçten kalınan gün,tatil,paydos,Hak tealanın haşa bütün sıfatını ret ve inkar etmekتَعْطِيلٌ (ج) تَعْطِيَلاَتٌ
oturtmak,kuut ettirmek,ikamet etmek,yerinde kalmak,hizmet etmek,bal koyulaşnca kaynatmak,birini işten hapis etmek,alı koymak,engellemekأَقْعَدَ : إِقْعَاداً بِ
azil,ayırmak,izolasyon,azletme,uzaklaştırma,yalnızlaştırmak,izale etmek,azil etmek,cüda etmek,tecrit etmek,izole etmek,geri çekilme,yalıtmak,yalıtım,bir kişiyi bir işten çıkarmak,tecritعَزْلٌ
bir işten men etmek,devenin sütü azalmak,uzaklaştırmak,ırak etmek,uzak olmakأَشَصَّ : إِشْصَاصاً ، هُ
ar etmek,gayret etmek,istinkaf etmek,vaz geçmek,bir işten el çekmek,kibirlenmek,büyüklenmek,ululanmak,bir şeyden nefret edip istememekأَنَفَ ـَـ أَنَفاً و أَنَفَةً
adam işten geri kaldı,işten usanıp gevşek davrandıبَجِرَ الرَّجُلُ عَنِ الأَمْرِ : تَأَخَّرَ عَنْهُ
işten tembellik eyledi,işten ona futur geldiإِنْفَشَّ عَنِ الأَمْرِ : كَسَلَ عَنْهُ
işten tiksindi,nefret etti,işten çekildiإِشْمَأَزَّ عَنِ الأَمْرِ
vazgeçmek,grev yapmak,iraz etmek,işten el çekmek,evde ikamet etmek,bir yerde oturup kalmak,durmak,başını önüne eğmek,أَضْرَبَ : إِضْرَاباَ عَنْ ، فِي
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bir kimseyi işten uzaklaştırmak,ırak etmekأَشْحَطَ : إِشْحَاطاً ، هُ
perhizkarlık etmek,kendi nefsini zapt etmek,bir şeyi kuvvetle tutmak,yapışmak,bir işten vazgeçmek,çekinmek,sidik tutulmak,kabızlık olmakإِسْتَمْسَكَ : إِسْتِمْسَاكاً بِ ، عَلَي
birini işten alıkoyup geciktirmek,hayal kırıklığına uğratmak,azmini kırmak,canını sıkmak,üzmek ,caydırmak,ümitlerini boşa çıkarmak,işten alı koymak,dudak şişmekثَبَطَ ـُـ ثَبْطاً و ثَبَطاً
sonraya bırakmak,ertelemek,tecil etmek,tehir etmek,geciktirmek,süre vermek,sonraya bırakmak,geri bırakmak,salmak,bir süre belirlemek,vakit tayin etmek,mühlet vermek,boyun ağrısını tedavi etmek,bir işten men etmek,alıkoymak,suyu öteden beriden toplayıp birأَجَّلَ : تَأْجِيلاً ، عَنْ ، ه
çocuk annesinden ayrılmamak,yapışıp ayrılmamak,terk etmemekزَلِبَ ـَـ زَلَباً
devam etmek,durup ayrılmamak,devam,mesai,daim olmak,devamlılık,süreklili,ardı arkası kesilmeyiş,ayrılmamak,resmi mesai saati,çalışanın iş yerinde geçireceği vakit,kalıcılıkدَوَامٌ : إِسْتِمْرَارٌ
mülazemet etmek,ayrılmamak,bir şeye devam etmek,boynuna sarılmak,birini yakından takip etmek,arkadaş olmak,yanında bulunmak,ayrılmamak,refakat etmek,beraberinde gitmek,eşlik etmek,arkadaşlık etmek,devamlı yanında bulundurmakلاَزَمَ : مُلاَزَمَةً و لِزَاماً ، هُ
peşinden gitmek,izinden ayrılmamak,takip etmek,kuyruğuna yapışmak,peşinden gitmek,izinden ayrılmamakذَنَبَ ـُِـ ذَنْباً
etrafını çevirmek,sarmak,ihata etmek,arkasına düşmek,arkasından ayrılmamak,başına toolanmak,sacayağı yerini tutmak,yerini korumak,muhafaza etmek,yerinden ayrılmamak,bir kimseyi önemli bir şeye teşvik etmek,kındırmak,tencere sac ayağına konmak,etrafını sarmak,toplanmak,ayrılmakتَأَثَّفَ : تَأَثُّفاً ، هُ
etrafını çevirmek,sarmak,ihata etmek,arkasına düşmek,arkasından ayrılmamak,başına toplanmak,sacayağı yerini tutmak,yerini korumak,muhafaza etmek,yerinden ayrılmamak,bir kimseyi önemli bir şeye teşvik etmek,kındırmak,tencere sac ayağına konmak,etrafını sarmak,toplanmak,ayrılmakتَأَثَّفَ : تَأَثُّفاً ، هُ
birinin izince gitmek,izi takip etmek,sürmek,emre,yola uymak,ayrılmamak,ikamet etmek,takip etmek,bir şeye müdavemet ve muvazebet etmek,ayrılmamak,bir yerde ikamet etmek,bir yerde durmak,zahir ve ayan etmek,izah etmekثَكَمَ ـُـ ثَكْماً
ayrılmamakتِنَةٌ
ayrılmamakرُسُوٌ
ayrılmamakرَسْخٌ
ayrılmamakلحْلَحَ : لَحْلَحَةً
ayrılmamakمُلاَزَمَةٌ
ayrılmamakعَدمُ المُفَارَقَةِ
ayrılmamakعَضِيضٌ *
ayrılmamakوِطَادَةٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid