1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bir şey galiz,kaba sert olmak,kabarmak,bir kimsenin dili tutulmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir şey galiz,kaba sert olmak,kabarmak,bir kimsenin dili tutulmak أَكْنَبَ : إِكْنَاباً عَلي ، هُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
ne şaşılacak şey,çok şaşılacak şey,hayret edici şey,ilginç şey,taaccüp edilecek şey,ne tuhaf şey!يَا لِلعَجَبِ !
hayret verici şey,ilginç şey,harika,tansık,mucize,garibe,acayip,çok hoş,tansık,şaşacak,şaşılacak şey,taaccüp olunacak şey,acibeعَجِيْبَةٌ (ج) عَجَائِبُ
ecdattan miras kalan mekremet ve övünecek şey,iyi iş ,iyilik ,övülmeye değer şey , unutulmaz şeyمَأْثَرَةٌ (ج) مآثِرُ
kötü şey,mekruh,nefret edilen şey,telef olan şeyمَتْلُوفٌ : مُكره
yaramaz şey,değersiz şey,beş para etmez şeyقُرْطُعُبٌ : شَيْئٌ تَافِهٌ
kuvvet,güç,zor,galebe,yenme,galibiyet,el,kol,acayip ve garip şey,beğenilmeyecek şey,çirkin şey,musibet,büyük bela,felaket,tehlikeliأَدٌّ : إِدٌّ : إِدَّةٌ (ج) إِدَادٌ و إِدَدٌ : قُوَّةٌ ، يَدٌ ، دَاهِيَةٌ
çok değersiz şey,önemsiz şey,pek az,az miktar,ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsız,ayıp,hakir,az,incir çekirdeğini doldurmazتَافِهَةٌ
büyük nesne,büyük acayip ve korkunç şey,bela,dahiye,yalan,münker şey,musibet,felaket,beklenmedik şeyإِدٌّ (ج) إِدَادٌ: أَمْرٌ فَظِيعٌ عَظِيمٌ ، شَيْئٌ عَظِيمٌ ،كِذْبٌ ، دَاهِيَةٌ وفِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsız,ayıp,hakir,a ve değersiz olan şey,incir çekirdeğini doldurmaz,ahmak,bönتَافِهٌ (م) تَافِهَةٌ ، حَقِيرٌ قَلِيلٌ ، أَحْمَقُ
çok şey,bol şey,bereketli şeyشَيْئٌ أَمِرٌ
acayip,tuhaf,müthiş,garip,beğenilen,çok hoş,tansık,şaşılacak nesne,taaccüp olunacak şey,ilginç şey,harika,mucize,garibe,şaşkınlığa yol açan şey,harikaعَجِيبٌ (م) عَجِيبَةٌ (ج) عَجَائِبُ ، مُدْهِشٌ
yalnız deride olan baş yarığı,maldan az şey,kan akan baş yarığı,şey,nesne,mal,ayırıp açacak şeyبَازِلَةٌ (ج) بَوَازِلُ : الجُرْحُ الّذشي يَشُقُّ الجِلْدَ و يُسِيلُ الدَّمَ ، المَالُ الّذِي يَسُدُّ الحَاجَةَ و يُقَالُ نَزَلَتْ بِيَّ نَازِلَةٌ و مَا عِنْدِي بَازِلَةٌ
ehemmiyetsiz,önemsiz,naciz,ufak,tefek,önemsiz,naciz,değersiz şey,ihtiyaç,ucuz ve adi şey,cüzi şey,az miktar,kusur,tatsızتَافِهٌ (م) تَافِهَةٌ
pis, şey,kötü şey,yaramaz şey,murdar kadın,yaramaz kadın,şeytan gibi habis karıخَبِيثَةٌ (ج) خَبَائِيثُ
sır,gizli şey,kişinin gizlediği ve sakladığı şey,giz,sır,gizli sır,orta,gizlenilen,saklanılan şey,her şeyin iyisi,özü,kök,değerli,am,yer,iyi toprakسِرٌّ (ج) أَسْرَارٌ و سِرَارٌ
gazanfer,iri arslan,,kaba,galiz,kalın, kaba cüsseli insan ve hayvanغَضَنْفَرٌ
kaba,galiz kılmakتَغْلِيظٌ (ج) تَغْلِيظَاتٌ
kaba,kalın,galizجَلَحْمَرٌ : غَلِيظٌ
sert,katı,kaba,kalın,galizغَالِظٌ (ج) غَلَظَةٌ
sert,katı,kaba,kalın,galizغُلاَظٌ : غَلِيظٌ
nesneyi sert,kaba,galiz bulduأَغْلَظ الشَّيْئَ : وَجَدَهُ غَلِيظاً
söz kaba,ağır,galiz olduبَزَمَ القَوْلُ : غَلُظَ
alçak,kısa,bodur,kaba,galizأَزْعَبُ (ج) زُعْبٌ (م) زَعْبَاءُ : لَئِيمٌ ، قصِيرٌ ، غَلِيظٌ
sözü galiz etti,kaba söylediبَزَمَ القَوْلَ
ön dişi ile ısırmak,kararlı,kesin iş,kaba söz,kesin karar,hazm,kaba söz,galiz sözبَزْمٌ : عَضٌّ بشمُقدّمِ الأَسْنَانِ ، قرار قطعيّ
ön dişi ile ısırmak,kararlı,kesin iş,kaba söz,kesin karar,hazm,kaba söz,galiz sözبَزْمٌ : قرار قطعيّ
nesne kalın,kaba ve galiz olduإِجْلَنْقَعَ الشَّيئُ : غَلُظَ
galiz,kaba,nadan,sakil,ağır natıraş kişiشَلْحَبٌ : غليظ
kaba,galiz yer,geniş,uzun yalçın kayaصَلْفَاءُ
kalın,kaba,yoğun,iri,koyu,sert,katı,galiz,kunt,şişmanغَلِيظٌ (ج) غِلاَظٌ
insanların yüz çevirip uzaklaştığı sert,katı kişi,sert tabiatlı ve yaratışlı,kaba,sert,terbiyesi kıt,cefa edici,eziyet verici,cefakarجَافِيٌ (ج) جُفَاةٌ
pek merhametsiz,ziyade katı ve sert olan,daha sert,en sert,taştan,kayalardan daha katı ve sert olanأَقْسَي : أَصْلَبُ ، أَشَدُّ قَسْوَةً و يُقَالُ
sert,şiddetli,katı,çetin,haşin,sert muamele yapan,sarp,anifعَنِيفٌ
sert,katı,sert baş ve hiç terlemez atأَحَجُّ
sert,sert huylu,kaba,haşin,hoyratخَشِينٌ (ج) خُشُنٌ
bir nesneyi sert,kaba,kalın,katı,iri bulmak,katı,sert,kaba bir nesne satın almaksert ve katı bir yere inmek,konmak,birine sert ve katı laf söylemek,koyulatmakأَغْلَظَ : إِغْلاَظاً فِي ، لِ
atın toynağı,tırnağı sert olmak,sertleşmek,nesne katı,sert ve yoğun olmakإِسْتَوْقَحَ : إِسْتِيْقَاحاً
sert olmak,sertleşmek,sert,katı,kalın,kaba,iri,yoğun,haşin olmakخَشُنَ ـُـ خُشُونَةً و خَشْنَةً و خَشَانَةً
sert toprak,sert yerأَرْضٌ صُلْبَةٌ
geri kalan,artık,döküntü,güçlü,kuvvetli,atılgan deve,sert ve kalın nesne,sert ve şiddetli olan,tomrukصَبْصَابٌ
bir nesne kalın, yoğun,kaba,sert,katı,iri,olmak,sertleşmek,sert ve katı davranmak,ekin başakları kalınlaşıp tane vermekغَلَظَ ـُِـ غِلَظاً و غَلْظَةً و غِلْظَةً و غُلْظَةً وغِلاَظَةً
bir nesne kalın,yoğun,kaba,sert,katı,iri,olmak,sertleşmek,sert ve katı davranmak,ekin başakları kalınlaşıp tane vermekغَلَظَ ـُِـ غِلَظاً و غَلْظَةً و غِلْظَةً و غُلْظَةً وغِلاَظَةً
şiddetli,sert ve kuvvetli olanlar,katı ve sert davrananlar,bahadırlar,peygamberimiz ve beraberindeki halifeleriأَشِدَّاءُ و فِي القُرْآن
sert taşlı ulu dağ,yoğun ve sert olan her nesne,sert,direşt ve haşin şey,haşin,azim büyük dağ,ağaçtan ve kerestenden bina olunmuş olan,her nesne ki yoğun ve haşin olaأَخْشَبُ (ج) أَخَاشِيبُ : جَبَلٌ عظِيمٌ غَلِيظُ الحِجَارَةِ
cimrilik edip vermemek,pilçler semirip anaç olmak,atın toynağı,tırnağı sert olmak,sertleşmek,nesne katı,sert ve yoğun olmakإِسْتَوْكَحَ : إِسْتِيْكَاحاً
gizlendikten sonra meydana çıkmak,birine görünmek,gelini süslendirmek,ortaya çıkmak,belirmek,kabarmak,bariz olmak,kabarmak,zahir olmak,ortaya çıkmak,zahir olmak,belirmek,kabarmak , bariz olmakبَرَزَ ـُـ بُرُوزاً و بَرَزَ ـَـ بَرَزاً إِلِي ، لِ
tümsek ve çıkıntılı olmak,yara şişip kabarmak,dışarı çıkmak,çıkıntı olmak,çıkıntılı yapmak,tümsek ve çıkıntılı olmak,yara şişip kabarmak,bir nesne yerinden ayrılmadan çıkmak,yükselmek,şişmek,yara şişmek,meme tomurcuklanmak,cariye ergin olmakنَتَأَ ـَـ نَتْأً و نُتُوءاً بِ ، عَلَي
bir şey galiz,kaba sert olmak,kabarmak,bir kimsenin dili tutulmakأَكْنَبَ : إِكْنَاباً عَلي ، هُ
gizlendikten sonra meydana çıkmak,birine görünmek,gelini süslendirmek,ortaya çıkmak,belirmek,kabarmak,bariz olmak,kabarmak,zahir olmak,dışarı çıkmak,zuhur etmek,düello için ortaya çıkmak,sivrilmekبَرَزَ ـُـ بُرُوزاً و بَرَزَ ـَـ بَرَزاً إِلِي ، لِ (تر)
tüyleri kabarmak,diken diken olmak,ürprmek,titrmek,yünü kabarmakإِقْشَعَرَّ : إِقْشِعْرَاراً
bir nesne fasid ve tebah olmakla yıpranmış elbise gibi pare pare dökülür olmak,et kemikten sıyrılıp ayrılmak,bir uzuv şişip kabarmakتَذَيُّوءٌ
bir nesne yukarı domalıp şişip kalkmak,domalmak,bedende çıkan sivilce ve çıban ve yerden henüz toprağı silkip çıkmak üzere olan nebat gibi,bir kimse üzerine ansızın çıkagelmek,yara şişip kabarmak,kız veya oğlan baliğ olmak,bir nesne yerinden ayrılmadan çıkmakنَتْأٌ : نُتُؤٌ
dikilmek,ayak üstüne durmak,yükselmek,yüksek olmak,kabarmak,dinlenmek,hasmına galip olmakإِزْلأَمَّ : إِزْلِئْمَاماً
kabarmak ,açığa çıkmak,meydana çıkmak,zahir olmak,aşikare olmak,dışarı çıkmak,çıkış,belirleme,belirgin olmak,kabartı,rölyefبُرُوزٌ : ظهور ، خروج
bir nesne yukarı domalıp şişip kalkmak,domalmak,bedende çıkan sivilce ve çıban ve yerden henüz toprağı silkip çıkmak üzere olan nebat gibi,bir kimse üzere ansızın çıkagelmek,yara şişip kabarmak,kız veya oğlan baliğ ,çıkıntı,çıkıntılı olmak,tümselti,domaltı,domalmak,kabarmaolmak,çıkıntı,tümselti,tomaltı,kabarma,domalmak,çıkıntılı olmakنُتُؤٌ : نَتْأٌ :
kabarmak,açığa çıkmak,meydana çıkmak,zahir olmak,aşikare olmak,dışarı çıkmak,çıkış,belirleme,belirgin olmak,kabartı,kabartma,rölyef,baş göstermeبُرُوزٌ : ظهور ، خروج
hiddetlendirmek,öfkelendirmek,öfkelenmek,hiddetten kabarmak,gece pek karanlık olmak,kızmak,kin bağlamak,gece kararmak,öfkeden dudaklarını aşağı sarkmak,yüzünü buruturup durmak,ziyade öfke etmek,öfkeden şişmek,kabarmak,kızmak,surat asmak,burutmak,kin bağlamakبَرْطَمَ : بَرْطَمَةً ، هُ (تر)
kusmak,sıçramak,su kabarmak,yükselmek,yukarı çıkmak,kısa olmak,kısalmak,dudak tepsermek,dudak yukarı çekilip buruşmak,büzülmek,çekilmek,kusmak,sıçramak,su kabarmak,yükselmekقُلُوصٌ (كُر)
yükselmek,yüce olmak,kabarmak,irtifa yükselti,yükseklik,kalkmak,çıkmak,fırlamak,yüce ve yüksek olmak,yücelmek,artmak,artışإِرْتِفَاعٌ (ج) إِرْتِفَاعَاتٌ : رِفْعَةٌ ، صُعُودٌ ،عُلُوٌّ ، إِزْدِيَادٌ
asılmak,ilişmek,ilgilenmek,takılmak,ait olmak,raci olmak,ilişkili olmak,asılmak,yapışıp ilişmek,bağlı olmak,bir nesne diğer bir nesne ile tek nesne olmayıp aşağısında veyahut bir yanında vaki olarak ona bittişik ve müstenit olmak,muhabbet etmek,bir kimseye karabet yahut diğer bir müşareket münasebetiyle best ve bend olmakتَعَلَّقَ : تعَلُّقاً بِ
bunalmak,bir kimsenin aklı zayıf olmak,yaşlılık bir kimsenin fikrini,görüşünü zayıflatmak,sözde ve görüşte hta etmek,yalan söylemek,birii yalanlamak,tekzip etmek,bir kimsenin fikrine hatadır demek,çürütmekأَفنَدَ : إِفْنَاداً فِي ، هُ
bir kimsenin üzerine hamle edip üstün olmak,bir kimsenin üzerine gitmek,bir kimsenin peşine düşmek,yürümek,varmak,musallat olmak,emrine almak,yüklenmekتَسَلَّطَ : تَسَلُّطاً عَلَي
bir kimsenin malı az olmak,bir kimsenin atasını,vergisini azaltmak,birini aşırı derecede yormakأَوْتَحَ : إِيْتَاحاً ، لِ ، هُ
ekin saplı olmak,yerde kamış olmak,bir kimsenin develeri sudan iğrenip terk etmek,bir kimsenin ırzına sövmekأَقْصَبَ : إِقْصَاباً ، هُ
gıybet etmek,çekiştirmek,bir kimsenin arkasından konuşmak,fenalığını söylemek,bir kimsenin yüzünde değil arkasında,gıyabında sevmeyecek şeyler söylemekإِغْتَابَ : إِغْتِيَاباً ، هُ
devenin ve sair hayvanın azı dişi sürüp çıkmak,bir kimsenin başını yarmak,başının saçlarını tarak ile tarayıp iki tarafa bölüp dağıtmak,bir kimsenin tepesine vurmak,dokunmakشُقُؤٌ : شَقْأٌ
bir kimsenin ömrü ,yaşı uzun olmak,bir kimsenin rızkı bol ve çok olmak,bir kimse kötü,çirkin yürmekأَمْتَي : إِمْتَاءً
Huri kızları ki erleri dışında hiç kimsenin yüzlerine bakmazlar,yığıcılar gözü yani huri kızları ki erlerinden başka bir kimsenin hergiz yüzüne bakmayıcılarقَاصِرَاتُ الطَّرْفِ
deri kaba olmak,sertleşmek,bir kimsenin sakalı çıkmak,bir kimsenin bedeni iri ve kaba olmakإِسْتَعْلَجَ : إِسْتِلاَجاً
devenin ve sair hayvanın azı dişi sürüp çıkmak,hayvanın azısı yarıp çıkmak,bir kimsenin başını yarmak,başının saçlarını tarak ile tarayıp iki tarafa bölüp dağıtmak,bir kimsenin tepesine vurmak,dokunmakشَقْأٌ : شُقُؤٌ : شَكْأٌ
felaket,afet,musibet,bela,facia,matem,bir kimsenin malından bir nesneye isabet eylemek yani onun bir miktar malına nail olmak vechiyle noksan eriştirmek,bir kimsenin hayır ve menfaatine nail olmak,eksiltmekرُزْءٌ (ج) أَرْزَاءٌ : مُصِيبَةٌ ، مَأْتَمٌ ، نَقْصٌ
malikiyet,sahiplik,rububiyet,besleyicilik,hüdalık,hüküm,krallık,ahit,misak,söz,bir küme ok,şu ipe denir ki onunla ok desteleri sarılıp bağlanır, ok sardıkları bez parçası,yufka meşin parçası denirki kumar okları çıkaran kimsenin eline sararlar taki saldıkta sevdiği kimsenin okunu nişanıyla bölüرِبَابَةٌ : مَالِكَيَّةٌ ، عَهْدٌ، مِيْثَاقٌ و يُقالُ طَالَتْ مَرْتَبَتُهُ و رِبَابَتُهُ أيْ مَمْلَكَتُهُ و يُقَالُ اَيْضاً بَيْنهُمَا ربَابَةٌ اَيْ عَهْدٌ و مِيْثَاقٌ
kuyruğunu salı vermeyip izini basarak kovalamak,bir kimsenin izine basarak peşine düşmek,kuyruğunu salıvermeyerek ardına düşmek,bir kimseyi suçlu bulmak,bir kimsenin ardından gitmek, peşinden gitmek,takip etmekإِسْتَذْنَبَ : إِسْتِذْنَاباً
burnun yere sürtmek,zorlamak,horlamak,aşağılamak, mecbur etmek, bir kimsenin burnunu topa sürdürmek,horlamak,tahkir etmek,zelil etmek,kakıtmak,kızdırmak,bir kimsenin burnunu toprağa sürtmekأَرْغَمَ : إِرْغَاماً ، هُ
gıyaben birini yermek,zem etmek,gıybet etmek,bir kmsenin arkasından söz söylemek,fasl etmek,hazır değilken fasıl etmek,bir kimsenin yüzünde değil arkasında,gıyabında sevmeyecek şeyler söylemek,çekiştirmek,bir kimsenin arkasından konuşmak,fenalığını söylemإِغْتَابَ : إِغْتِيَاباً ،هُ و يقَالُ
çocuk acizlik ve dili tutulduktan sonra dili açıldı,fasih olduأَذْرَبَ الوَلَدُ : فَصُحَ لِسَانُهُ بَعْدَ اَنْ حُصِرَ و عجَز
dili damağına yapımış,ağzı dili kurumuş,susuz musuz,sinek vızıltısıعَطْشَان نَطْشَان
sığır dili,öküz dili denilen otلِسَانُ الثَّوْرِ
pepe,dili tutuk,dili tutulmuş,peltekأَلْكَنُ (ج) لُكْنٌ (م) لَكْنَاءُ : مَنْ ثَقُلَ لِسَانُهُ أَوْ كَانَ لاَ يُقِيمُ العَرَبِيَّةَ لِعُجْمَةِ لِسَانِهِ
anahtar dili,kilit diliلِسَانُ المِفْتَاحِ
nutuk ve kelama muktedir olmayan,dilsiz,pek suskun,dili tutulmuş olan,dili bağlı olan,acem,Arap olmayan kişi,ebkem,yabancı,ecnebi,Arapça bilmez,boş olmayıp ses vermeyen,som,kapalı,belirsiz,gizliأَبْهَمُ (ج) بُهْمٌ و بُهُمٌ : (م) بَهْمَاءُ ، أَبْكَمُ ، أصمت ، أعجم
fasih dilli,açık ve düzgün dilli,düzgün konuşan,dili yüğrük talakatli,dili fasih,açık olan,söz ebesiفَصِيحُ اللِّسَانِ : ذَلِقٌ ، طَلِقٌ
kırmak,deveyi su içerken azarlamak,konuşmada hızlı olup çabuk söylerken dili burkulmak,konuşmada hızlı olup çabuk söylerken dili burkulmak,kırmakهَتْهَتَ : هَتْهَتَةً
yakmak,acıtmak,dil ve acı sözlerle incitmek,güneş yakmak,dili ile sözü ile onu incitmek,sokmak,bir şeyi ateş yakmak,güneş yakmak,dokunmak,dili ile sözü ile onu incitmek,sokmakلَذَعَ ـَـ لَذْعاً بِ
hukuk diliلغة الحقوق
hukuk diliلُغَةُ الحُقُوقِ
Hollanda Diliاللغة الهولندية
hayvan diliلسان الحيوان
haritaların diliلغة الخرائط
Hamitik diliلغة حامية
ay tutulmak,güneş tutulmak,ay yer küresi gölgesine tutulup karanlık olmakإِنْخَسَافٌ (ج) إِنْخِسَافَاتٌ
sidik tutulmak,idrar tutulmakأُسْرٌ
ay tutulmak,güneş tutulmak,ay yer küresi gölgesine tutulup karanlık olmak,yer batıp içindeki ve üzerindeki ile birlikte kayıp olmak,yere geçmek,göz kör olmak,gözden mahrum olmak,kuyu yıkılmakإنْخَسَفَ : إِنْخِسَافاً
tutulmakتعرض للتحرش الجنسي
tutulmakإنكساف للشمس ، إنخساف للقمر ، خسوف القمر، كسوف الشمس ، خسوف القمر ، إنحجاب ، إنمساك ، إنحباس ، إنحجاز ، إعتقال ، إنقباض ، توقف ، إنتشاب ، إبتلاء ، إنجذاب ، إصابة بِ ، نشب ، نيل الإعجاب ، إنوخاذ
nefesler tutulmakإِحْتِبَاسُ الأَنْفَاسِ
sidik tutulmakأُسْر
güneş tutulmakكسوف
dil tutulmakإعتقال اللسان
tutuklamak,tutulmakإِعْتِقَالٌ (ج) إِعْتِقَالاَتٌ
nefes tutulmakإحتباس النفس
boğaz tutulmakبحّ
nefesler tutulmakإحتباس الأنفاس
nefesi tutulmakإنحباس النفس
sidiği tutulmakإِعْتَقَي : إِعْتِقَاءً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid