1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bir şeye benzetmek,benzemek,benzeşmek,kıyas etmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir şeye benzetmek,benzemek,benzeşmek,kıyas etmek مَاثَلَ : مُمَاثَلَةً بِ ، هُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
bir şeye girip yerleşmek,sabit olmak,bir şeye alamek,im yapmakأَرَسَّ : إِرْسَاساً
bir şeye eliyle dokunmak,el sürmek,ellemek,ilişmek,ihtiyaç bir şeye zorlamak,birine hastalık veya ihtiyarlık gelmek,cima etmekمَسَّ ـُـ مَسّاً و مَسِيساً و مِسِّيْسَي
geceye yaklaşmak,bir şeye alçalmak,tavşancıl bir şeye çullanmak için kanatlarını toplamak,develeri kendine yaklaştırmak,kavim toplanmak,parmaklarına veya eline vurup büzülmekأَكنَعَ : إِكْنَاعاً إِلَي
bir yerde oturmak,kalmak,durmak,bir şeye yapışmak,etrafını kuşatmak,elbiseye yama vurmak,bir şey bir şeye binmekلَبَدَ ـُـ لُبُوداً بِ
avcı avdan mahrum ve yoksun oldu,avcı bir şeye isabet etmedi,bir şeye vurmadıأَرْجَأَ الصَّائِدُ : لَمْ يُصِبْ شَيْئاً
bir şeye bir şeye lehimle yapıştırdı,yamadıأَلْحَمَ الشَّيْئَ بالشَّيْئِ
edası lazım olan şeyi mdetmek,borçlu kılmak,ödetmek,bir şeye müptela olmak,bir şeye düşkün olmak,hırslı olmak,aşık olmakأَغْرَمَ : إِغْرَاماً بِ
sebep,neden,gerekçe,bahane,vesile,çare,neden,bilmek,duymak,yol,ip,başka şeye ulaştıran herşey,akrabalık,sevgi,başka şeye ulaştıran her şeyسَبَبٌ (ج) أَسْبَابٌ و يقال السَّبَبُ كالفَاعِلِ
bir kimseyi bir şeye teşvik edilmek,devam ettirilmek,bir şeye meraklandırmak,taktırmak,astırmak,bir yerde sabit olmak,bağlı kılmak,ilzam ve mülzem kılmakأَلْذَمَ : إِلْذَاماً بِ ، هُ
bir şeye gücü yetmek,kudret,güç,kuvvet,takat,servet,zenginlik,başa çıkmak,kuvvet,enerji,bir şeye güç yetme ve varlık,takat,güç,yetenek,zor,güç yetmeklik,enerji,bir şeye güç yetmek,varlık,takat,servet,zenginlikقُدْرَةٌ (ج) قُدُرَاتٌ : طَاقَةٌ
her şeye uyan akma olan adam ,suyun hepsini içip somurmak,her şeye uyan akma olan adam,kapama meşhur giysi,kaftanكَمْعٌ
bir şeye bir şeye karıştırdıإِخْتَلَطَ الشَّيْئُ بالشَّيْئِ : إِمْتَزَجَ بِهِ
kavmin ittifakı,bir şeyi bir şeye bahusus kılmak,terim,ıstılah,örf,adet,her kişi muradını eda edecek sözü kelecisi ve her taifenin kanunu, uslubu ve buyurtusu,barışmak,bir şeye isim takmak üzere uyuşmak,uzlaşmak,fen ve ilimde manayı mahsusa ile istimal olإِصْطِلاَحٌ (ج) إِصْطِلاَحَاتٌ
bir şeye gönlü takılıp düşkün ve tutkun olmak,hırslanmak,hırslı olmak,meraklı olmak,bir şeye düşkün ve haris olmak,istekli olmakتَوَلَّعَ : تَوَلُّعاً بِ
bir şeye meyil edip yönelmek,birinin izinde gitmek,kast etmek,yönelmek,bir şeye yaklaşmak,ona meyletmek,ondan uzaklaşmak,meyletmek,uzaklaşmak,bir şeye meyil edip yönelmek,kast etmek,birinin izinde gitmekنَحَا ـُـ نَحْواً إِلَي
bir şeye benzetmek,benzemek,benzeşmek,kıyas etmekمَاثَلَ : مُمَاثَلَةً بِ ، هُ
benzeşmek,birbirine benzemek,andırmak,benzetmekشَابَهَ : مُشَابَهَةً، هُ
kolay fark olunmak derecede benzeşmek,şüphelenmek,benzemek,şek ve şüphe,reyb,irtiyab,karışık,muhtelit,benzemek,iltibasإِشْتِبَاهٌ (ج) إِشْتِبَاهَاتٌ :إِلْتِبَاسٌ، مُخْتَلَطٌ
bir nesneye benzemek,birbirine benzemek,benzeşmek,müşabih ve müşakil olmak yumuşak ve kolaylıkla muamele eylemekمُضَاهَاةٌ : مُضَاهَئَةٌ : مُشابَهَةٌ
benzeşmek,birbirine benzemekتَمَاثَلَ : تَمَاثُلاً
birbirine benzemek,benzeşmekتَشَابَهَ : تَشَابُهاً
birbirine benzemek,benzeşmekتَضَاهَي : تضَاهِياً
okşamak,benzeşmek,birbirine benzemek,benzerlik,müşabehet,andırmakمُشَابَهَةٌ (ج) مُشابهَاتٌ
bir nesneye benzemek,benzeşmek,müşabih ve müşakil olmak yumuşak ve kolaylıkla muameleeylemekمُضَاهَئَةٌ : مُضَاهَاةٌ : مُشَابَهَةٌ
e,a göre,nisbetle,bakarak,kıyas ederek,bir dereceye kadar,kıyas ederekبالنِّسْبَةِ إِلَي ، لِ
benzeşmek,biribirine benzeşmekإشَّابَهَ : إِشِّيبَاهاً
benzeşmek,birbirine benzeşmekإشَّابَهَ : إِشِّيبَاهاً
ölçülmek,kıyas üzere olmak,kiyas üzerine cari olmak,kiyasa uygun olmakإِنْقَاسَ : إِنْقِيَاساً
temsil,temsil etmek,sentez,asimlasyon,bir şeyi yerinden alı koymak,benzemek,analoji,örneklendirmek,asimle etmek,kitap basmak,emsal nakil etmek,misillü gerek lafzen ve gerek cismen bir nesnenin aynını ve mislini yapmak,teşbih edip benzetmek,,canlandırma,oynamak,örnek verme,özümleme,asimilasyon,temsil etmek,sentez,özümleme,temsilcilik,benzeştirmek,örneklendirmek,asimle etmek,kitap basmak,emsal nakil etmek,misillü gerek lafzen ve gerek cismen bir nesnenin aynını ve mislini yapmak,teşbih edip benzetmekتَمْثِيلٌ (ج) تَمْثِيلاَتٌ ، ضَرْبُ الأَمْثَالِ ، تَشْخِيصٌ
gerdanlık takmak,yansılamak,taklit etmek,kılıç kuşanmak,bir makam,mansıba geçmek,işi üstenlemek,yüklenmek,benzetmek,taklidini yapmak,öykünmek,yansılamak,benzetmek,bir kimseyi örnek tutmak,kuşanmak,bir göreve atmak,rütbe vermek,nişan takmak,görev,iş üstlenmek,gerdanlık takmak,kılıç kuşanmak,bir makam,mansıba geçmek,yüklenmek,taklit etmek,aynını yapmak,yansılamak,taktırmak,kuşandırmak,atamak,tayin etmek,bir kimse bir kimseye öykünmek,kılıç kuşamak,kuşanmak,yansılamak,benzetmek,boynuna geçirmek,gerdanlık olan zincir yahut sair nesne ve iltizam edip kendine borç misilli add etmek,asıla imtisal edip benzetmekقَلَّدَ : تَقْلِيداً مِنْ ، هُ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,iptal etmek,belirsiz etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر
eğilmek,bükülmek,çarpılmak,arz etmek,itmat etmek,caymak,önüne geçmek,hücüm etmek,yönelmek,yöneltmek,tevecch etmek,ikbal etmek,rağbet etmek,ıraklaştırmak,kenardan yürümekأَنْحَي : إِنْحَاءً عَلَي ، عَنْ ، لِ
almak,ahz etmek,kabul etmek,elde etmek,ele geçirmek,gafil avlamak,yakalamak,tutmak,başlamak,kapmak,tesir etmek,alıkoymak,hapis etmek,men etmek,zorlamak,öldürmekأَخَذَ ـُـ أَخْذاً وتَأْخَاذاً و مَأْخَذَاً بِ ،عَلَي ، عَنْ ، فِي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
uyandırmak,kaldırmak,uyarmak,farkına vardırmak,andırmak,tanımak,tembih etmek,ihtar etmek,nazarı dikkatini celp etmek,fark etmek,temyiz etmek,itham etmek,bir şeyi birine anlatmak,uyarmak,itham etmekأَبَّهَ : تَأْبِيهاً بِ
bir şeyi tasavvur ederken aklı başkasına gitmek,kalbe murat edilenden başka şey gelmek,yanılmak,sanmak,hayal etmek,tahayyül etmek,zan etmek,kuruntu etmek,vehim etmek,hesapta yanlışlık etmekوَهِمَ ـَـ وَهَماً فِي
tahdit,hudut tayin etmek,nihayetini malum etmek,sıfatı lazimesini tayin etmek,hadbeyan etmek,sınırlama,tahdit etmek,belirlemek,belirtmek,sınırlamak,had beyan etmek,keskinletmek,had beyan etmek,bir şeyin haddini ve sınırını beyan etmek,keskinleştirmek,sivriltmek,bilemek,tespit,tespit etmekتَحْدِيدٌ (ج) تَحْدِيدَاتٌ ، تَثْبِيتٌ
seğirtmek,hareket etmek,titremek,lerzan olmak,ihtilaç,zihni işgal etmek,ürpermek,rahatsız etmek,tedirgin etmek,taciz etmek,canını sıkmak,hareket etmekإِخْتِلاَجٌ (ج) إِخْتِلاَجَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid