1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bir amaç için kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir amaç için لِغَرَضٍ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
Dairemde bir salon, bir yemek odası, bir misafir odası, bir yatak odası, bir mutfak, tuvalet ve banyo var.في شَقَّتِي صَالُون وَغُرْفَة أَكْل وَ غُرْفَة ضُيُوف وَ غُرْفَة نَوْم وَ مَطْبَخ وَ دَوْرَةُ الْمِيَاهِ وَ حمَّام.
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
Bir bahçem var,bir evin var,bir kalemi var,bir kitap ve bir ve bir bıçağımız var,bir bıçak ve bir kalemleri varعِنْدِي جُنَيْنَةٌ، عِنْدَكَ بَيْتٌُ ، عِنْدهُ كِتَابٌ ، عِنْدَهَا قَلَمُ كِتَابَةٍ ، نَمْلِكُ كتَاباً و سِكِّيناً ، تَمْلِكُونَ جُنَيْنَةً و بَيْاً ، يَمْلِكُونَ سِكّيناً وقَلَمَ كِتَابَةٍ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
Bir kedim var,Evet var,bir atın var mı? Hayır yoktur,bir kedisi var mı ?evet var,bir baba ve bir annemiz var mı? Evet sizin var,bir kardeş ve bir kız kardeşiniz var mı ?hayır bizim yoktur,bir ev ve bir bahçeleri var mı?evet vardır,sende ne var?bende elma var,onda ne var?onda bir portakal var,bizde ne var?sizde bir at var,onların neleri vardır?bir kitap ve bir kalem ve bir bıçakları varهَلْ عنْدَي قطَّةٌ ؟ نعَمْ عِنْدَكَ، هَل ْتَمْلِكُ حُصاناً ؟ لا مَا أَمْلِكُ ، هَلْ عِنْدَهَا قِطٌّ ، نَعَمْ عِنْدَهَا، هَلْ لَنَا اَبٌ و أُمٌّ ؟ نَعَمْ لَكُمْ ، هَلْ لَكُمْ أَخٌ و َ أُخْتٌ ، لا ، لَيْسَ لَنَا ، هَلْ يَمْلِكُونَ بَيْتاً و جُنَيْنَةً ؟ نَعَمْ يَمْلِكُونَ ، مَاذا عِنْدَكَ ؟ عنْدِي تُفَّاحَةٌ ، مَاذا عِنْدَهُ ؟ عِنْدَهُ بُرْتُقَالَةٌ ، مَاذا عِنْدَنَا؟ عِنْدَكُمْ خُصَانٌ ، مَاذَا يَمْتَلِكُون ؟ يَمتَلكُونَ كِتَاباً و قَلَمَ كِتَابَةٍ و سِكِّيناً
Türkiye’de insanlar bir çok işte çalışır. Bir kısmı tüccardır, bir kısmı işçi, bir kısmı memur ve bir kısmı da çifçidir.يَعْمَلُ النَّاس فِي عَمَلٍ كَثِيرٍ فِي تُرْكِيَا. بَعْضُهُمْ تَاجِرٌ و بَعْضُهُمْ عُمَّالٌ وَ بَعْضُهُمْ مُوَظَّفٌ وَ بَعْضُهُمْ فَلَّاحٌ.
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
gaye,hedef,amaç,nişan,garaz,maksat,hizip,okla attıkları nişan ve amaç,hedef,gaye,erek,hedef,maksat,hizip,arzu,garaz,süikastغَرَضٌ (ج) أَغْرَاضٌ
Amaçهدف ، غاية
amaçهدف ، مرمي ، غرض
amaç (far)هدف ، مرمي ، غرض متقارب، هدف ، مقصد ، غاية، إشارة، نية، قصد ، أمنية ، نقطة الهدف، مرماة ،
amaç (far)هدف ، غرض يرمي إليه
hedef,amaçعُرْضَةٌ : هَدَفٌ
milli amaçهدف وطني
murdar amaçغرض مدنس ، غرض ملوث
siyasi amaçغرض سياسي
temel amaçغرض أساسي
Gaye,amaçغَرَضٌ
yüce amaçهدف سامي
amaç,hedefأَمَاجٌ : غَرَضٌ
ana amaçغرض رئيسي
askeri amaçهدف عسكري
için,yüzünden,den dolayı,yerine,dan,den dolayı,ötürü,beher,nedeniyle,hatırı için,sebebiyle,mak,mek için,bir süre için,beher : kardeşin içinلأَجْلِ ... مِنْ أَجْلِ ، لِ
için,için ki,diye,amacıyla,nedeniyle ,gayesiyle,sebebiyle,için, taki,diye : öğrenmek için sordumلِكَيْ : لِكَيْمَا : كَيْ نحو سألت لِكَي أتعلّم
Geçmiş zaman fiilerinin sonunda: a) Zamir olarak birinci şahıs için( تُ)ikinci şahıs erkek için( تَ) kadın için (تِ ) tesniye için ( تُمَا) gelir,erkek çoğulu için (تم) ve dişi çoğulu için (تُنّ) gelir b) Sonuna da dişilik alameti olarak sakin bir ta gelir (كَتَبَتْ) gibiتَاْتِي فِيْ آخِرِ الأَفْعَالِ المَاضِيَةِ نَحْو :
korkusuyla ,için,taki olmasın,maması için, memesi içinلِئَلاَّ
Cenab-ı hakka yemin ederimki,allahü tealanın hak ve mecd ve şerefi için ,billahi,allaha yeminederim,Allah için,Allahın şerefi için !بِاللّهِ
Cenab-ı hakka yemin ederimki,allahü tealanın hak ve mecd ve şerefi için ,billahi,allaha yeminederim,Allah için,Allahın şerefi için !بِاللهِ
taşın ağırlığını öğrenmek için tartmak,paranın kıymetini öğrenmek için tartmak,adamın yanında ne var ne yok bilmek için yoklamak,denemek,sınamak,tecrübe etmekرَازَ ـُـ رَوْزاً
boyun eğdirmek için devenin burnuna burunsalık geçirme veya süs için kadının burnuna halka takma;bilezik;küpe;süs için arap kadınlarının ayaklarına taktıkları bilezik,halkaبُرَةٌ (ج) بُرَيً و بَرَاتٌ و بُرُونٌ
için,neden,sebep,den dolayı,nedeniyle,hatırı için,hesebiyleلأَجْلِ، منْ أَجْلِ
şer ve fesat için hazırlanıp ika için vesile arayanمُجْظَئِرٌّ و يقال ما لك مُجْظَئِرّاً
nesnenin içini görmek için aslını öğrenmek için arasına baktıإِسْتَشَفَّ الشَّيْئَ : نَظَرَ خِلاَلَهُ
dşiş deve işemek için veya sağılmak için apışlarını açtıإِنْفَشَخَتِ النّاقَةُ : بَاعَدَتْ مَا بَيْنَ رِجْلَيْهَا لِتُحْلَبَ اَوْ لِتَبُولَ
Ben iş için gidiyorum sağlık veya gezinti için değilأَنَا مُسَافِرٌ للشُّغْلِ و لَيْسَ للصِّحَّةِ او للفُسْحَةِ
teke keçiye aşmak için yahut su içmek için çağırmakحَأْحَأَةٌ
çoban tekeyi keçiye aşmak için veya su içmek için çağırdıحَأْحَأَ : حَأْحَأْةً الراعيُ بالتيسِ : دعاه للسفاداو الشرب :
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid