1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak, kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak, بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
erken gelenin işi asan biter geç kalanın işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
nakış işi,işleme,iğne işiشُغْلُ الإِبْرَةِ : تَطْريز
işi kolay ve sühületli add etmek,işi kolay bulmak,müshil olmakإِسْتَسْهَلَ : إِسْتِسْهَالاً ، هُ
Erken gelenin işi asan biter geç gelenin işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
tacirin işi iyi gitti,işi yolunda gittiأَنْفَقَ التَّاجِرُ
işi tek başına yalnız kaldı,işi kimseden yardım istemeden tek başına yaptıإِفْتَاتَ فِي الأَمْرِ: إِسْتَبَدَّ فِي الأَمْرِ و تَفَرَّدَ
sağlamlaştırmak,işi sağlam ve muhkem etmek,yaptığı işi hakkını vermek,bir nesneyi berkitmek,sabit etmek,mükemmel yapmak,pekiştirmek,iyice bilmek,güzelce öğrenmek,iyi yapmakأَتْقَنَ : إِتْقَاناً ومنه قوله تعالي
geçmek,savuşmak,bir şeyden bazı iyilikler,güzellikler gitmekle kusurlu,ayıplı ve noksanlı olmak,işi kimseye danışmadan yapmak,işi kimseden yardım istemeden yapmak,yalnız başına işlemek,önürtmek,söz uydurmakإِفْتَاتَ : إِفْتِياتاً بِ ، عَلي ، فِي ، هُ
akıllı,zeki,tatlı sözlü,mahir,usta,becerikli,eli her işe yakışan,işi beceri ile başaran,işi yakışığı üzere işler olan uz ve çiredest üstad,mahir,usta,becerikli,eli her işe yakışan,işi beceri ile başaran,işte uta olanلَبِيقٌ : لَبِقٌ
infak etmek,harcamak,sarfetmek,azık ve nafaka vermek,beslemek,geçindirmek,tüketmek,yiyeceği bitmek,fakir düşmek,malını sarf etmek,bitirmek,satacağı değer kazanmak,tacirin işi iyi gitmek,işi yolunda olmakأَنْفَقَ : إِنْفَاقاً عَلَي و فِي المَثَلِ
işi küçümsedi,işi kolay saydı,kolay add etti,kolay buldu,ehven gördü,hafifsedi,hafif gördüإِسْتَهَانَ بالأَمْرِ : إِسْتَسْهَلَهُ
işi şiddetle ele almak,tutmak,sert davranmak,bilmediği halde yapmak,toplantıyı terk emek,istememek,bir şeye nefret etmek,bir işi bilgisi olmadan yapmak,meclisten ayrılııp başka yere gitmekإِعْتَنَفَ : إِعْتِنافاً
iğne işi,nakış,nakış işi,işlemeشُغْلُ الإِبْرَةِ : تَطْرِيزٌ
işi ehline ver,işi ehline bırak !أَعْطِ القَوْسَ بَارِيهَا
itimat etmek,temin etmek,işi sağlam tutmak,emin bir şekilde işi ele almak,bir kimseden belge,vesika,senet almak,istemek,kapıyı sıkı bağlamak,malı sıkı korumakإِسْتَوْثَقَ : إِسْتِيْثَاقاً مِنْ
gece ile gitmek,gece yürümek,gece yürütmek,gece götürmek,bir şeyi söküp atmakأَسْرَي : إِسْرَاءً بِ
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,gece vakti saldırmak,hücüm etmek,şebhün,musiki nağmelerinden biri,beyat makamıبَيَاتٌ : اَلهُجُومُ لَيْلاً ، نَغَمٌ مِنْ أَنْغَامِ المُوسِيقِيَ و يُقَالُ البَيَاتُ وَقْعُ البَلاَءِ مِنَ الأَعْدَاءِ لَيْلاً و يُقَالُ أَيْضاً جَاءَهَا بَيَاتاً اَيْ لَيْلاً
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,şebhün,musiki nağmelerinden biriبَيَاتٌ
gece uyumak ve gece tün (gece ) namazı kılmakهَجْدَةٌ
gece boyunca,geceliğin,gece yarıları,gece saatleriآنَاءَ اللَّيْلِ
zamanlar,vakitler,demler,saatler,gece yarısına doğru olan saatler,gece vakti,gece boyuncaآنَاءٌ جَمْعُ أَنَيً: سَاعَاتٌ و يُقَالُ سَافَرْتُ آنَاءَ اللَّيْلِ و أَطْرَافَ النَّهَارِ
dünkü akşam veya gece,dün akşam,dün,dün gece,geçen gece,dünkü gün gecesi,Araplar zeval vaktine dek ( الليلة) yani bu gece ve zevalden sonra (البارحة ) yani dün veya akşam tabirlerini kullanırlar(البارحة الأولي) dün değil evvelki gece,بَارِحَةٌ (البارحة) : بَارِح : أَقْرَبُ لَيْلَةٍ مَضَتْ و في المثل : ما أشبه الليلة بالبارحة الأولي و فِعْلَةٌ بَارِحَةٌ أَيْ لَم تَقَعْ قَصْدٌ و صَوَاب
gece uyummamak , uykusuz olmak , uyuyamamak,uyanık kalmak,uyumak,gece uyumamak,yatmamak,uykusuz olmak,uyuyamamak,gece uykusu kaçmak,gece oturmak,uyanık kalmak,gece misafir olmak,uyanık kalmak,gece uykusu kaçmakسَهِرَ ـَـ سَهَراً عَلَي
gece ile gitmek,gece sefer etmek ve gece sefer ettirmek,yürütmek,tesyir etmek,göndermek,çekirge yumurtlamak vakti gelip çatmakإِسْرَاءٌ (ج) إِسْرَاءَاتٌ : تَسْيِيرٌ و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
dünkü akşam veya gece,dün akşam,dün,dün gece,Araplar zeval vaktine dek ( الليلة) yani bu gece ve zevalden sonra (البارحة ) yani dün veya akşam tabirlerini kullanırlar(البارحة الأولي) dündeğil evvelki geceبَارِحَةٌ (البارحة) : بَارِح و في المثل : ما أشبه الليلة بالبارحة الأولي
gece uyanıldıkta teheccüd namaz kılmak,gece namazı kılmak,ibadet için uyumamak,gece uyumak,uyanık durmak,uyumaktan sakınmak,uykudan çekinmek,sakınmak,içtinap etmek,uyanmak,uyumakتَهَجَّدَ : تَهَجُّداً
yedirip içirmek,kurt gece bir şeyler yemek için aramak,gece dolaşmak,gece dolaşıp yiyecek bir şey aramak,görüp gözetmek,malını idare etmek,gece dolaşmak,gece dolaşıp yiyecek bir şey aramak,görüp gözetmek,malını idare etmek,gece gezmek,dolaşmak,bekçilik etmekعَاسَ ـُـ عَوْساً و عَوَسَاناً و عِيَاسَةً
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
gece sohbeti,gece vakti latife ve hikaye söylemek,müsamereمُسَامَرَةٌ (ج) مُسَامَرَاتٌ
ecel,ölüm vakti,vade,süre,erte,vakt-i mevudun nihayeti,ömrün sonu,müddet,ömrün bitimi,mühlet,muayyen,bir vakti sonu,evvelce tayin olunmuş vakit,hayatın sonu,ölümün mukadder vakti,zaman,mukadder vakit,vakti tayin etmekأَجَلٌ (ج) آجَالٌ ، مُهْلَةٌ ، مُدَّةٌ ، زَمَانٌ ، وَقْتٌ مُعَيَّنٌ ، حُلُولُ وَقْتِ الدَّيْنِ و نَحْوِهِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
meyvanın toplanacak vakti gelmek,ölecek vakti gelip çatmak,boğazlamak için koyun vermekأَجْزَرَ : إِنْجِزَاراً ، هُ
istihkak vakti,hakediş vakti,vadeوقْتُ الإِسْتِحْقَاقِ
namaz vakti,dua vaktiمَوْقِتُ الصَّلاَةِ
namaz vakti,dua vaktiمَوْعِدُ الصَّلاَةِ
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
vakit gelip çatmak,vakti gelmek,zaman gelmek,çağ gelmek,vakti olmak,yorulmak,bitkin hale gelmekآنَ ـِـ أَيْناً
bir nebat ve mahsül ve sairenin vakti gelmesi,bir şeyin vakti gelip çatması,yetişme,olma,kemal bulmak,idrak,son derece,gayeأَنَيً : إِنيً
ekinin biçilmesi vakti yakınlaşmak,yakın olmak,ekinin biçilme vakti gelmek,biçilecek kadar olmakإِسْتَحْصَدَ : إِسْتِحْصَاداً
hurma ağacının meyvei kesilip toplanacak vakti gelmek,devenin boğazlanacak vaktii gelmek,ihtiyar adamın ölecek vakti gelip çatmak,birine boğazlanacak koyun vermek,boğazlamak,kesmek,boğazlatmakأَجْزَرَ : إِجْزَاراً
hurmanın kesim vakti gelmek,kurumak,birinin koyun ve keçilerinin kırkım vakti gelmek,ihtiyar adamın vefatı yaklaşmak,birine koyun ve keçi kırpıntısı vermekأَجَزَّ : إِجْزَازاً
ekinin biçilmesi vakti yakınlaştı,yakın oldu,ekinin biçilme vakti geldi,ekin biçime geldi,biçilecek kadar olduإِسْتَحْصَدَ الزَّرْعُ : حَاَنَ لَهُ أَنْ يُحْصَدَ
kuşluk vaktine girmek,kuşluğa girmek,uzaklaşmak,kuşluk vakti olmak,kuşluk vaktinde yapmağa,işlemeğe başlamak,gündüz vakti işlemek,ermek,uzaklşamak,kuşluk namazı kılmak,açıklamak,meydana çıkarmak,yapmakأَضْحَي : إضْحَاءً
vakti kayıteden alet,vakti yazan aletآقِتٌ
aydın,ışıklı ve munevver kılmak,aydınlatmak,tenvir,sabahın aydın vakti,nurlandırmak,,ağaç çiçeklenmektenvir,tenvir etmek,sabahın aydın vaktiتَنْوِيرٌ (ج) تَنْوِيرَاتٌ
bir nesneyi hazırlamak ve tertip eylemek,amade etmek,tertip ve tehyie etmek,hazır ve müheyye kılmakتَوْبِئَةٌ : تَعْبِئَةٌ
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
bir yerde sabit ve payidar eylemek,her nesneyi yerli yerine vaz ve ispat eylemek,tertip etmek,sıralamak,dizmek,tertip etmek,tertiplemek,sıralamak,düzeltmek,düzenlemek,sıraya koymak,tasnif etmek,sınıflandırmak,dizmek,tanzim etmek,planlamak,aranjman yapmak,durdurmakرَتَّبَ : تَرْتيباً ، هُ
tertip,sıra,tertip etme,düzenlemek,dizmek,sıralamak,sıralama,düzen,tanzim etmek,düzetmek,her lafzı yerli yerine ispat eylemek,düzene koymak,düzen,tertip etmek,sıralamak,dizmek,bir yerde sabit ve payidar eylemek,her nesneyi yerli yerine vaz ve ispat eylemek,düzenlemek,dizmek,sıralamak,düzene koymak,tertip etmekk,sıraya koymak,tanzim etmek,tertip etmek,tedarik edip hazır ve müheyya kılmak,sıralama,sıra,düzetmek,her lafzı yerli yerine ispat eylemek,yerli yerinde etmek,çeki düzen verme,sıralamak,dizmek,bir yerde sabit ve payidar eylemek,her nesneyi yerli yerine vaz ve ispat eylemekتَرْتِيبٌ (ج) تَرْتِيبَاتٌ ، تَنْظِيمٌ
yapmak,tertip etmek,iyilik etmek,sanat işlemek,düzmek,adam yetiştirmek,iyilik talep etmek,bir iş için birisini ihtiyar etmek,yapmak,sentezle birleştirmek,üründülemek,adam ve çırak yetiştirmek, dostlar için yemek ve ziyafet tertip etmekإِصْطِنَاعٌ (ج) إِصْطِنَاعَاتٌ : إِسْتِصْنَاعٌ
tasnif,sınıflandırmak,tasnif etmek,tertip etmek,öbeklendirme,sınflandırma,sıraya koymak,kategori,sınıflandırmak,dercelendirmek,akreditasyon,sınıflandırmak,sınıf sınıf tanzim etmek,yeniden kitap tertip etmek,telif etmek,tasnif etmek,öbeklendirmek,sıraya koymakتَصْنِيفٌ (ج) تَصَانِيفُ و تَصْنِيفَاتٌ
dizmek,birbiri üzerine nizamla istif etmek,tertip etmek,yığmak,istiflemek,,tertip etmek,istif etmek,istiflemek,dizmek,yığmakنَضَّدَ : تَنْضِيداً ، هُ
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
bir tertipدفعة واحدة ، مرة واحدة
yeni tertipدفعة جديدة
tertip (ar)ترتيب ، تنظيم ، تدبير، نسق ، تنضيد ، صف، دفعة ، مرّة
zayıf tertipضَعِيفُ البُنْيَةِ ، نَحِيفُ الجِسْمِ خِلْقَةً
tertip etmekتَرتيب ، تنظيم ، غقد ، إعداد ، تنسيق ، تدبير ، رصّ ، تصنيف ، توبويب ، تسوية ، نظام ، نسق ، تنضيد ، صف ، تهيئة
tertip üzereمرتبا ، منتظما ، بنظام
tertip komitesiلجنة منظمة ، لجنة التنظيم
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
ücret,sevap,mesubet,tedbir,akıl,ecir,rey,iyi tedbir,hesap,saymak,tadad,sayış,iyi tedbir,hesap etmek,sanmakحِسْبَةٌ (ج) حِسَبٌ : ثواب ، أَجْرٌ و يقال فَعَلَ ذَلِكَ حِسْبَةً اَي أَجْراً و هُوَ حَسَنُ الحِسْبَةِ اي حَسَنُ التَّدْبِيرِ
güç,kuvvet,kudret,hile,azap,ikap,helak,tedbir,şiddet,mücadele etmek,hilekar davranmak,yarışmak,güç,tedbir,cezaمِحَالٌ : قُوَّةٌ ، مَكْرٌ ، عَذَابٌ و في القرآن الكريم
tertiplemek,tedbir,önlem,tedbir etmek,önlem, düzenlemek,işin sonunu fikir etmek,kul cariyeye müdbir olmak,ihtiyar olunacak sülük ve harekete karar vermek,tefekkür ile tasmim etmekتَدْبِيرٌ (ج) تَدَابِيرُ
gücü yetmek,kadir olmak,ölçmek,muktedir olmak,büyüketmek,muktedir kılmak,sıkıştırmak,kadir kıymetini bilmek,vermek,düşnmek,tedbir etmek,hüküm etmek,hazırlamak,tedbir almak,rızkı bölmek,büyük etmek,sıkıştırmak,bakmakقَدَِرَ ـُِـَـ قَدْراً و قُدْرَةً و مَقْدِرَةً و مَقْدَرَةً ومِقْدَاراً و قَدَارَةً و قُدُورَةً و قُدُوراً و قِدْرَاناً و قَدَاراً و قِدَاراً عَلَي
bir şeyi uzunlamasına kesmek,dilmek,dilim dilim etmek,bir şey yarılmak,ikiye bölünmek,bir işi planlamak,tedbir ve temyiz etmek,tedbir ve temyiz etmek,umuru kesip biçmekإِقْتَدَّ : إِقْتِدَاداً ، هُ
görüş ve tedbir ifsat oldu,görüş ve tedbir fasit ve bozuk olduفَسَخَ الرَّاْيُ
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
cezai tedbirتَدْبِيرٌ عِقَابِيٌّ
cezai tedbirإِجْرَاءٌ عِقَابِيٌّ
ihtiyati tedbirتَدْبِيرٌ إِحْتِيَاطِيٌّ
iyi tedbirحُسْنُ التَّدْبِيرِ
iyi tedbirحسن تدبير ، تدبير صائب، تدبير حسن
ihtiyati tedbirإِجْرَاءٌ تَحَوُّطِيٌّ
geçici tedbirإِجْرَاءٌ مُؤَقَّتٌ
caydırıcı tedbirإجراء رادع
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,gece vakti saldırmak,hücüm etmek,şebhün,musiki nağmelerinden biri,beyat makamıبَيَاتٌ : اَلهُجُومُ لَيْلاً ، نَغَمٌ مِنْ أَنْغَامِ المُوسِيقِيَ و يُقَالُ البَيَاتُ وَقْعُ البَلاَءِ مِنَ الأَعْدَاءِ لَيْلاً و يُقَالُ أَيْضاً جَاءَهَا بَيَاتاً اَيْ لَيْلاً
gece ile gitmek,gece sefer etmek ve gece sefer ettirmek,yürütmek,tesyir etmek,göndermek,çekirge yumurtlamak vakti gelip çatmakإِسْرَاءٌ (ج) إِسْرَاءَاتٌ : تَسْيِيرٌ و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
geri dönmek,avdet etmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmek,geceleyin suya girmekإِئْتَابَ : إِئْتِيَاباً
yedirip içirmek,kurt gece bir şeyler yemek için aramak,gece dolaşmak,gece dolaşıp yiyecek bir şey aramak,görüp gözetmek,malını idare etmek,gece dolaşmak,gece dolaşıp yiyecek bir şey aramak,görüp gözetmek,malını idare etmek,gece gezmek,dolaşmak,bekçilik etmekعَاسَ ـُـ عَوْساً و عَوَسَاناً و عِيَاسَةً
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
geri dönmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmek,geceleyin suya girmekتَأَيَّبَ : تَأَيُّباً
geri dönmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmekتَأَيَّبَ : تَأَيُّباً
geri dönmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmekتَأَوَّبَ : تَأَوُّباً
gece dolaşmak,gezmek,kolculuk etmek,aramak,talep etmek,kazanmak,şehrin etrafını gece vakti hırsızlardan korumak için dolaşmakإِعْتَسَّ : إِعْتِسَاساً
geri dönmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmek,birine geceleyin gelmekتَأَوَّبَ : تَأَوُّباً
gece ile gitmek,gece yürümek,gece yürütmek,gece götürmek,bir şeyi söküp atmakأَسْرَي : إِسْرَاءً بِ
gece uyanıldıkta teheccüd namaz kılmak,gece namazı kılmak,ibadet için uyumamak,gece uyumak,uyanık durmak,uyumaktan sakınmak,uykudan çekinmek,sakınmak,içtinap etmek,uyanmak,uyumakتَهَجَّدَ : تَهَجُّداً
gece yürümek,gece gitmek,ziyaret etmek,akmak,içine geçmek,bir şeyden bir şeye geçmek,sirayet etmek,bulaşmakسَرَي ـِـ سُرْياً و سَريةً و سُرْيَةً و سَرَايَاناً و سِرَايَةً و مَسْرَيً
akşam,gece,gece vakti,bir kimseye hoşlanmayıp dargın,gamkin olacak iş etmek,kemlik ve kötülük eylemekمَسَاءٌ (ج) أَمْسِيَةٌ
süt ile kılıç,süt ile su yağ ile süt,ekmek ile su,buğday ile su,ekmek ile akşam,gençlik ile semizlik,iki ay yahut iki günأَبْيَضَان : لَبَنٌ و مَاءٌ ، لَبَنٌ و شَحْمٌ ، خُبْزٌ و مَسَاءٌ و شَهْرَان ، يَوْمَان و يقال لا يشرب إلاّ الأَبْيَضَين اي اللبن و الماء و يقال إجتمع للمرأة الأبيضان اي الشباب و السمن و يقال أيضا ما رأيته مذ الأبيضين اي اليومين و النهارين او الشهرين
çevgen yahut eğri ağaç veya gelberi nesne ile bir şeyi çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmek,kanca ile çekmek,kötü beslenmek,gıdasızlıkحَجْنٌ
Ebrehe fil ile Amerika ve İsrail filolar ile Ruslar bombalar ile Eset varillerle Müslümanlara saldırdı Rabbim onların üzerine Ebabil kuşunu gönderecekهَاجَمَ أَبْرَهَةُ عَلِي المُسْلِمين َ بالفِيلِ و الأَمَرِيكَا و إِسْرَائِلُ بالأَسَاطِيلِ و الرُّوسُ بالقَنَابيلِ و الأَسَدُ بالبَرَامِيلِ و رَبِّي سَيُرْسِلُ عَلَيْهِمْ طَيْرَ الأبَابِيلِ
Allah dileği ile,isteği ile,iradesi ileبِمَشِيئَةِ اللهِ
altın ile safran,et ile şarap,ekmek ile etأَحْمَرَان : ذَهَبٌ و زَعْفَرَان ، لَحْمٌ و خَمْرٌ ، خُبزٌ و لَحْمٌ
Hükema demişler:Eğer ab-ı hayat mesela yüz suyu ile satılırsa akıl almaz,zira hürmet ile ölmek hakaret ile yaşamaktan daha iyidir.قَالَ الحُكَمَاءُ مَثَلاً إذَا بِيْعَ مَاءُ الحَيَاةِ بِمَءِ المُحْيا فالعارِفُ لاَ تَشْتَرِ مِنْهُ شَيْئاً لأَنَّ المَوْتَ بالعِزِّ خَيْرٌ مِنَ الحَياةِ بالذُّلِّ
acı iki şey,fakirlik ile yaşlılık,yaşlılık ile hastalık,açlık ile çıplaklık,fakirlik ile ihtiyarlık yahut ihtiyarlık ile hastalık,acı darıأَمَّرَان : فَقْرٌ و هَرَمٌ ، هَرَمٌ و مَرَضٌ ، جُوعٌ و عُرْيٌ
kötü beslenmek,gıdasızlık,kanca ile çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmekحَجْنٌ : سوء الغذاء
e,a ile,la,le,başbaşa,ile,beraberlik ifade eden edat,ile beraber,bitrlikte,maa,ce,ca,vaktinde,bakmıyarak,maaمَعَ ، بِ و يُقَالُ فُلاَنٌ كَرِيمٌ وَهُوَ بَعْدَ هَذَا أَدِيبٌ اَيْ مَعَ هَذَا
insan ile cin,insan kısmı ile cin taifesi,insanlar ile cinler,ins ile cinثَقَلاَن : إنس و جِنٌّ و في القرآن
posta ile para gönderen ile alacak olanın adları ve para miktarı yazılıp para ile yatırılan kağıt,havalename,poliçe,havale,çekبُولِيصَةٌ (ج) بَوَالِيصُ: بُولِيجَةٌ : أَجِيلَةٌ
bir kimseyi bir şeye razı etmek,kadının başını baş örtü ile örttürmek,dağın başına çıkmak,birine kılıç,kamçı ile vurmak,yüzünü peçe ile örtmekقَنَّعَ : تَقْنِيعاً
akrep ile kara yılan,su ile hurma,su ile sütأَسْوَدَان : التَّمْرُ و المَاءُ ، الحِيَّةُ و العَقْرَبُ ، المَاءُ و اللَّبَنُ
iç yağı ile gençlik,uyku ile nikah,yemek ile nikahأَطْيَبَان : شَحْمٌ و شَبَابٌ ، نَوْمٌ ، أَكْلٌ ، نِكَاحٌ
ziyade acı iki şey:fakirlik ile ihtiyarlık yahut ihtiyarlık ile hastalık,acı darı,kötülük ile büyük iş,açlıkأَمَرَّان : فَقْرٌ و هَرَمٌ ، هَرَمٌ و مَرَضٌ و حَاجَةٌ ، شَرٌّ و أَمْرٌ عَظِيمٌ و يُقَالُ َّاقَ مِنْهُ الأَمَرّين اَيْ الشَّرَّ و الأَمْرَ العَظِيمَ
ilk baskı,birinci baskıطَبْعَةٌ أُولَي
baskı,basınç,pres,kısmak,basmak,sıkıştırmak,sıkmak,basınç,baskı yapmak,kısmak,ezmek,sıkışıklıkضَغْطٌ (ج) ضُغُوطٌ و( جج) ضُغُوطَاتٌ ، وَطْأَةٌ
baskıمعصرة ، مكبس ، ملزمة
baskıضغط ، قمع ، وطأة ، طبع ، طبعة ، ملزمة ، مكبس ، مكبسة ، آلة الضغط ، ضغطة ، وطأة ، كبسة ، دوسة ، تضييق ، تجد ، إستبداد ، تعسف ، كبت ، معصرة ، مضايقة
ilaveli baskıطَبْعَةٌ مُزَيَّدَةٌ
eski baskıطَبْعَةٌ قَدِيمَةٌ
diplomatik baskıضغط دبلوماسي
dijital baskıطبعة ديجيتال
dijital baskıطِبَاعَةٌ رَقَمِيَّةٌ
ciltli baskıطَبْعَةٌ مُجَلَّدَةٌ
son baskıآخِرُ طَبْعَةٍ
yeni baskıطَبْعَةٌ جَدِيدَةٌ
birinci baskıطبعة أولي ، طبع أول
baskı tarihiتأريخ الطبع
yoğun baskıضَغْطٌ مُكَثَّفٌ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,iptal etmek,belirsiz etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر
eğilmek,bükülmek,çarpılmak,arz etmek,itmat etmek,caymak,önüne geçmek,hücüm etmek,yönelmek,yöneltmek,tevecch etmek,ikbal etmek,rağbet etmek,ıraklaştırmak,kenardan yürümekأَنْحَي : إِنْحَاءً عَلَي ، عَنْ ، لِ
almak,ahz etmek,kabul etmek,elde etmek,ele geçirmek,gafil avlamak,yakalamak,tutmak,başlamak,kapmak,tesir etmek,alıkoymak,hapis etmek,men etmek,zorlamak,öldürmekأَخَذَ ـُـ أَخْذاً وتَأْخَاذاً و مَأْخَذَاً بِ ،عَلَي ، عَنْ ، فِي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
uyandırmak,kaldırmak,uyarmak,farkına vardırmak,andırmak,tanımak,tembih etmek,ihtar etmek,nazarı dikkatini celp etmek,fark etmek,temyiz etmek,itham etmek,bir şeyi birine anlatmak,uyarmak,itham etmekأَبَّهَ : تَأْبِيهاً بِ
bir şeyi tasavvur ederken aklı başkasına gitmek,kalbe murat edilenden başka şey gelmek,yanılmak,sanmak,hayal etmek,tahayyül etmek,zan etmek,kuruntu etmek,vehim etmek,hesapta yanlışlık etmekوَهِمَ ـَـ وَهَماً فِي
tahdit,hudut tayin etmek,nihayetini malum etmek,sıfatı lazimesini tayin etmek,hadbeyan etmek,sınırlama,tahdit etmek,belirlemek,belirtmek,sınırlamak,had beyan etmek,keskinletmek,had beyan etmek,bir şeyin haddini ve sınırını beyan etmek,keskinleştirmek,sivriltmek,bilemek,tespit,tespit etmekتَحْدِيدٌ (ج) تَحْدِيدَاتٌ ، تَثْبِيتٌ
seğirtmek,hareket etmek,titremek,lerzan olmak,ihtilaç,zihni işgal etmek,ürpermek,rahatsız etmek,tedirgin etmek,taciz etmek,canını sıkmak,hareket etmekإِخْتِلاَجٌ (ج) إِخْتِلاَجَاتٌ
hakkını ödemek,soymak,yaranın kabuğu kalkarak sulanmak,düşmanı yaralayıp öldürmek,kırmak,geçirmek,çıbanın başını yahut zarını koparmak,düşmanı yaralayıp,öldürüp kırmak,yara iyileşmeden kabuğunu almakنَكَأَ ـَـ نَكْأً فِي
can düşmanıعدو لدود ، خصم ألدّ ، عدو الإنسان
din düşmanıعدوّ الدين
düşmanı kovduكَرَدَ الْعَدُوَّ إِذَا طَرَدَهُ
düşmanı püskürttüأرجع العدو القهقري
düşmanı ezdiسَحَقَ العَدُوَّ
insanlığın düşmanıعَدُوُّ الإنْسَانِيَّةِ
insanların düşmanıعدو الناس
düşmanı gözetenرَاقِبُ العَدُوِّ
düşmanı püskürdüأَرْجَعَ العَدُوَّ القَهْقَرِي
düşmanı kahrettiبَكَسَ ـُـ بَكْساً الخَصْمَ : قَهَرَهُ
düşmanı öldürdüقَضَي عَلَي العَدُوِّ : قَتَلَهُ
düşmanı korkuttuأَخَافَ العَدُوَّ
düşmanı bozduهَزَمَ العَدُوَّ
düşmanı aldatmakخِدَاعُ العَدُوِّ
gece ile gitmek,gece yürümek,gece yürütmek,gece götürmek,bir şeyi söküp atmakأَسْرَي : إِسْرَاءً بِ
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,gece vakti saldırmak,hücüm etmek,şebhün,musiki nağmelerinden biri,beyat makamıبَيَاتٌ : اَلهُجُومُ لَيْلاً ، نَغَمٌ مِنْ أَنْغَامِ المُوسِيقِيَ و يُقَالُ البَيَاتُ وَقْعُ البَلاَءِ مِنَ الأَعْدَاءِ لَيْلاً و يُقَالُ أَيْضاً جَاءَهَا بَيَاتاً اَيْ لَيْلاً
gecelemek,gece,gece kalmak,gece baskını,şebhün,musiki nağmelerinden biriبَيَاتٌ
gece uyumak ve gece tün (gece ) namazı kılmakهَجْدَةٌ
gece boyunca,geceliğin,gece yarıları,gece saatleriآنَاءَ اللَّيْلِ
zamanlar,vakitler,demler,saatler,gece yarısına doğru olan saatler,gece vakti,gece boyuncaآنَاءٌ جَمْعُ أَنَيً: سَاعَاتٌ و يُقَالُ سَافَرْتُ آنَاءَ اللَّيْلِ و أَطْرَافَ النَّهَارِ
dünkü akşam veya gece,dün akşam,dün,dün gece,geçen gece,dünkü gün gecesi,Araplar zeval vaktine dek ( الليلة) yani bu gece ve zevalden sonra (البارحة ) yani dün veya akşam tabirlerini kullanırlar(البارحة الأولي) dün değil evvelki gece,بَارِحَةٌ (البارحة) : بَارِح : أَقْرَبُ لَيْلَةٍ مَضَتْ و في المثل : ما أشبه الليلة بالبارحة الأولي و فِعْلَةٌ بَارِحَةٌ أَيْ لَم تَقَعْ قَصْدٌ و صَوَاب
gece uyummamak , uykusuz olmak , uyuyamamak,uyanık kalmak,uyumak,gece uyumamak,yatmamak,uykusuz olmak,uyuyamamak,gece uykusu kaçmak,gece oturmak,uyanık kalmak,gece misafir olmak,uyanık kalmak,gece uykusu kaçmakسَهِرَ ـَـ سَهَراً عَلَي
gece ile gitmek,gece sefer etmek ve gece sefer ettirmek,yürütmek,tesyir etmek,göndermek,çekirge yumurtlamak vakti gelip çatmakإِسْرَاءٌ (ج) إِسْرَاءَاتٌ : تَسْيِيرٌ و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
dünkü akşam veya gece,dün akşam,dün,dün gece,Araplar zeval vaktine dek ( الليلة) yani bu gece ve zevalden sonra (البارحة ) yani dün veya akşam tabirlerini kullanırlar(البارحة الأولي) dündeğil evvelki geceبَارِحَةٌ (البارحة) : بَارِح و في المثل : ما أشبه الليلة بالبارحة الأولي
gece uyanıldıkta teheccüd namaz kılmak,gece namazı kılmak,ibadet için uyumamak,gece uyumak,uyanık durmak,uyumaktan sakınmak,uykudan çekinmek,sakınmak,içtinap etmek,uyanmak,uyumakتَهَجَّدَ : تَهَجُّداً
yedirip içirmek,kurt gece bir şeyler yemek için aramak,gece dolaşmak,gece dolaşıp yiyecek bir şey aramak,görüp gözetmek,malını idare etmek,gece dolaşmak,gece dolaşıp yiyecek bir şey aramak,görüp gözetmek,malını idare etmek,gece gezmek,dolaşmak,bekçilik etmekعَاسَ ـُـ عَوْساً و عَوَسَاناً و عِيَاسَةً
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
gece sohbeti,gece vakti latife ve hikaye söylemek,müsamereمُسَامَرَةٌ (ج) مُسَامَرَاتٌ
basmak,çiğnemek,çiğnetmek,hazırlamak,horlamak,aşağılamak,basıp düzlemek,basıp düz ve mülayim kılmak,önsüzü bast etmek,düz mülayim kılmak,yol açıp düz ve maniden ari kılmak,hemvar kılmak,alçak etmekhazırlamak,önsöz merkezinde gereği gibi yerleştirip çökermekyazmak,yazmak,aşağılamakوَطَّأَ : تَوْطِئةً ، هُ
basıp düzlemek ve önsözü bast etmek,hazırlık k,basıp düz ve mülayim kılmak,hazırlık,önsüzü bast etmek,düz mülayim kılmak,yol açıp düz ve maniden ari kılmak,hemvar kılmak,alçak etmekتَوْطِئَةٌ (ج) تَوْطِئَاتٌ
basıp zaptetmekإستيلاء
basıp yıkmakتوصيم
şiddetle basıp çiğnemekضَهْتٌ
yola ayak basıp yürümekإِلْتَحَبَ : إِلْتِحَاباً
yola ayak basıp yürüdüإِلْتِحَبَ الطَّرِيقَ : وَطِئَهُ و سَلَكَهُ
nesneyi ayakla basıp çiğnediثَمَّ الشَّيْئَ
nesneye ayakla basıp çiğnediثَمَّمَ الشَّيْئَ
askeri basıp etrafını çevirmekكبس
ayağı ile basıp çiğnemekتَوَطُّؤٌ
filanı ansızın basıp yere yatırdıبَأَشَ فُلاَناً
basıp çiğnemek,basmak,cima etmekوَطْئٌ
iş başında iken basıp tutmakأخذ عند الصنيعة مغافصةً، أخذ عند العل
yere ayağı ile basıp çiğnediوَطَّأَ الأَرْضَ : دَاسَهَا
kişisel eşya,zati eşya,özel eşyaأَشْيَاءٌ ذَاتِيَّةٌ أَوْ شَخْصِيَّةٌ
güzel yaşamak,faydanılacak bütün mal ve eşya,menfaatlı şey,meta,eşya,bagaj,mal,kumaş,meta,kullanılan şey,satılacak şey,öteberi,eşyaمَتَاعٌ (ج) أَمْتِعَةٌ
meta,kumaş,yararlanacak her şey,alet,fayda,eşya,bagaj,edinilmek istenen bütün eşya,yemek eşyası,mal,alet gibi,güzel yaşamak,faydalanılacak bütün mal ve eşya,faydalı şey,ev kumaşı,öteberi,kullanılan,satılacak şeyمَتَاعٌ (ج) أَمْتِعَةٌ (جج) أَمَاتِعُ و أَمَاتِيعُ : بَتَاعٌ
hazine,mahzen,mağaza,depo,ambar,ardiye,dükkan,bagaj,kiler,eşya deposu,eşya deposu,مَخْزَنٌ (ج) مَخَازِنُ
çeşitli eşya,muhtelif eşyaأَشْيَاءٌ مُتَنَوِّعَةٌ
kıymetli eşya,değerli eşyaحَوَائِجُ قَيِّمَةٌ
meta,bagaj,edinilmek istenen bütün eşya,yemek eşyası,mal,alet gibi,,kumaş,yararlanacak her şey,alet,fayda,eşya,bagajمَتَاعٌ (ج) أَمْتِعَةٌ (جج) أَمَاتِعُ و أَمَاتِيعُ
mal,yük,bizaa,ilim,maldan büyük pay,ticaret malı,eşya,yük,ilim,bizaa,ticaret malı,eşyası,mal,eşya, bilgi,sermaye,ticaret malı,eşyası,fayda,ası,az şey,eşya,yük,bir yere gönderdikleri meta,az şeyparçaبِضَاعَةٌ (ج) بَضَائِعُ : سِلْعَةٌ : أَصْلُ المَالِ ، رَأْسُ المَالِ : مال ، سلعة متاع ، علم ، شيئ قليل وفي القرآن الكريم
alıntı,görüntü,buluntu, yerde bulunan nesne,eşya,başak,madendeki altın parçaları,yerden kaldırılan buluntu,yerde bulunan nesne,eşyaلَقْطَةٌ (ج) لَقَطَاتٌ
meta,ceyiz,eşya,elbise,yağmurun şiddeti,bulutta ki yağmur sikleti,ağırlığı,yükü,akın günü dökülüp düşen eşya,nefis,zat,öz,kendi,bulutunun taşıdığı yağmur,nebat,ot, bitki,kesretle dökülen yağmur,sağanak,yağmur yağdıran bulut,bulut içindeki yağmurبَعَاعٌ : متاع ، جهاز ، ثَوْبٌ و يُقَالُ أَلْقَي السَّحَابث بَعَاعَهُ أَيْ مَطَرَهُ
arazi,toprak,köy,ekin ekecek yer,yurt,yermezra,işletilen toprak,kazançlı,faydalı iş,mal,eşya,çiftlik,mal,meta,tarla,kayıp olmak,yabani hurma ve üzüm,helak olmak,faydalı iş,mal,eşyaضَيْعَةٌ (ج) ضِيَاعٌ : كفر ، قرية
çangur çungur etmek,takırdamak,gürültülü ses çıkarmak,zincir vesaire ses çıkarmak,para ve madeni eşya ses çıkarmak,para ve madeni eşya ses çıkarmakصَلَّ ـُِـ صَلِيلاً
kıymetli eşyaأشياء ثمينة ، أمتعة ثمينة
hediyelik eşyaتحفية
kayıp eşyaأَشْيَاءٌ مَفْقُودَةٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
sefer aletlerini,savaş mühimmatını ve silahlarını tedarik edip hazırlanmakتَأَهَّبَ : تَأَهُّباً لِ و فِي الحَدِيثِ
sefer aletlerini,savaş mühimmatını ve silahlarını tedarik edip hazırlanmakتَأَهَّبَ : تَأَهُّباً لِ
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
seçmek,kal etmek,saf ve güzide add etmek,almak,üründülemek,tercih etmek,temiz saymak,temizini almak,özünü almak,hepsini almak,bütününü almakإِسْتَصْفَي : إِسْتِصْفَاءً ، هُ
borç almak,kredi almak,ödünç almak,karz almak,zem ve gıybet etmekإِقْتِرَاضٌ (ج) إِقْتِرَاضَاتٌ
faydalanmak,yararlanmak,zevk almak,tat almak,neşe almak, keyif almakإِسْتَمْتَعَ : إِسْتِمْتَاعاً بِ
yerden tane almak,toplamak,devşirmek,çekmek,almak,çekmek,yerden toplamak,devşirip almak,birinin yanına ansızın uğrayıp onun yaptığını ve işlediğini görüp almak,yerden devşirmek,şuradan buradan almak,yayını almakإِلْتِقَاطٌ (ج) إِلْتِقَاطَاتٌ و فِي القرآن المَجِيد ِ
öc almak,intikam almak,hıncını çıkarmak,maktulun intikamını almak,katilden intikam almak,katili intikamen öldürmek,katletmekثَأَرَ ـَـ ثَأْراً
öc almak,intikam almak,ayıplamak,şiddetli nefes almak,cezalandırmak,intikam almak,bir şeyi acele yemekنَقَمَ ـِـ نَقْماً و نُقُوماً و تِنْقَاماً عَلَي ، مِنْ
temettu etmek,faydalanmak,istimta etmek,yararlanmak,istifade etmek,asılanmak,gönenmek,zevk almak,lezzet almak,tat almak,neşe almak,sahip olmak,eğlenmekإِسْتَمْتَعَ : إِسْتِمْتَاعاً بِ ، مِنْ و يُقَالُ تَمَتَّعَ بِكذَا و إِسْتَمْتَعَ بِهِ اَيْ يَنْفَعُ بِهِ وَ المَتَاعُ كُلُّ مَا يَسْتَمْتِعُ بِهِ اَيْ يَنْفَعُ بِهِ
selamlamak,öpmek,almak,teslim almak,devr almak,ele almak,el ile dokunmak,istilam etmek,yapışmak,yüz sürmek,el sürerek ziyaret etmek,ekşn başak vermekإِسْتَلَمَ : إِسْتِلاَماً
eyerti almak,ödünç almak,borca almak,geri vermek üzere bir şeyi istemekإِسْتَعَارَ : إِسْتِعَارَةً
ödünççe nesne istemek,ödünç olarak almak,borç almak,kredi almakإِسْتَسْلَفَ : إٍِسْتِسْلاَفاً
ödünççe nesne istemek,ödünç olarak almak,borç almak, kredi almakإِسْتَسْلَفَ : إٍِسْتِسْلاَفاً مِنْ ، هُ
kemiği çiğneyerek emmek,filanca kimseden malı almak,memedeki bütün sütü almak,elbiseyi çekip almakإِمْتَشَّ : إِمْتِشَاشَاً مِنْ
borç almak,kredi almak,ödünç almak,karz almak,zem ve gıybet etmek,birinin şöhretini,adını lekelemek,yermek,gıybet etmek,kabul etmekإِقْتَرَضَ : إِقْتِرَاضاً مِنْ
temettü,tat almak,haz almak,zevk almak,yararlanmak,faydalanmak,kendi nefsine kar ,fayda ve menfaat çıkarmakتَمَتُّعٌ (ج) تَمَتُّعَاتٌ
uğrulayın gelip bir şeyi almak,alıp kaçmak,kapmak,kapıp almak,aşırmak,çalmak,hile ile almak,zimmetine geçirmek,yolsuzluk etmekإِخْتَلَسَ : إِخْتِلاَساً
taze hurma,hurma koruğu,ham veya henüz olgunlaşmamış hurma,her şeyin tazesi,şu hurma ki henüz yarı pişmiş olan,hurma koruğu,hurma koruğu,taze hurma,besleme,beslengi,evlatlıkبُسْرٌ (ج) بِسَارٌ و فِي المَثَلِ الكُرْدِيِّ
hurma kesilirken düşeni,kesilirken yere düşen hurma,kesilmiş hurma,kesinti,hurma kesiminden sonra budak başlarında kalıp sonradan kesilen başak hurma,buğday ve arpa kesmiğiجُرَامَةٌ و يقال هَذِهِ جُرَامَةُ نخْلِكَ
yaş hurma,hamca hurma,yeni sararmağa başlamış olan alaca hurma koruğu ki(خلال) ile(بسر) haletleri arasındadır,bir cins tatlı su balığı,yaş hurma,hamca hurma,kuru hurma,hanya balığı,şaşkınlık,ahmaklıkبَلَحٌ (و) بَلَحَةٌ : ثَمضرُ النَّخْلِ الأَخْضَرِ غَير النَّاضِجِ
şu hurma ki henüz yarı pişmiş olan,hurma koruğu,hurma koruğu,taze hurma,besleme,beslengi,evlatlıkبُسْرٌ (ج) بِسَارٌ و فِي المَثَلِ الكُرْدِيِّ
taze hurma temr denilecek hadde varmak,iyice olmak,hurma ağacı meyve tutmak veya meyvesi yetişip taze hurma derecesine gelmek,hurma yedirmek,kurutmak,eti doğrayıp kurutarak pastırma etmekتَمَّرَ : تَتْمِيراً
yaş hurma,hamca hurma,kuru hurma,hanya balığı,şaşkınlık,ahmaklıkبَلَحٌ
küçük hurma fidanı,hurda hurma fidanları,hurma ağacının küçüreği,ufağıأَشَاءٌ (و) أَشَاءَةٌ (تص) أُشَيْئٌ و أُشَيٌّ : صِغَارُ النَّخْلِ
taze hurma,yaş hurma,olgun hurmaرُطَبٌ (ج) أَرْطَابٌ
taze hurma , yaş hurma, olgun hurmaرُطْبٌ
hurma vermek,hurma yedirmek,hurma yemekتَمَرَ ـُِـ تَمْراً
kabile,oymak,dövülmüş hurma ile sütten ibaret yemek,bir bölük hurma ağacı,bir miktar hurma,Basra yakınında bir şehir adıأُبُلَّةٌ : قَبِيلَةٌ
bir cins hurma,dalları ve meyvesi çok hurma ağacıجُدَامِيٌّ و يقال نَخْلٌ جُدَامِيٌّ
aşı tutmayan fena ve kemter hurma,uzun hurma ağaçlarıشَأْشَاءٌ : شِيْصٌ
fidan,henüz dikilmiş hurma fidanı,yeni çıkan hurmaغَرِيسَةٌ (ج) غَرَائِسُ و غِرَاسٌ
hurma yaprağından mamül hurma sepetiki kazevi tabir olunurدَوْخَلَةٌ
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
daha fazla,fazla,ziyade,büyük,bir hayli,بِمَزِيدٍ مِنْ
türemiş,artmış,artırılan,ziyadeli,artmak,artırmak,fazla,daha fazla,bir hayli,mezidمَزِيدٌ (ج) مَزِيدَاتٌ ، زِيَادَةٌ
et fazla pişmekten dağıldı,gereğinden fazla piştiهَرِأَ ـَـ هَرَأً اللّحْمُ
ilave,ek,zam,artık,fazla,prim,ardala,yol üzerine atılan fazla şey,insan hayatta oldukça başıdırعِلاَوَةٌ (ج) عَلاَوَي و عَلاَوَاتٌ : رَأْسُ الإِنْسَانِ مَادَامَ عَلَي عُنُقِهِ
et gereği gibi pişip yıpradı,et kemklerden ayrılacak şekilde fazla pişti,et fazla pişip parçalandıهَرِئَ اللَّحْمُ : تَهَرَّأَ : نَضُجَ حتي يتفسخ
artırmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,abartmakbir vasıf ve tarifte had ve hakkikatın ötesine geçmek,herhangi bir şeyi gereğinden fazla ve aşırı bir şekilde yapmakمُبَالَغَةٌ (ج) مُبَالَغَاتٌ
kusür,fazla,ziyade,artık,dan,den,ziyade,yukarı,küsür,artık,fazla,ziyade,yüksek,birden üçe kadar olan,on,yirmi,otuz,yüz,bin gibi sayılardan sonra kullanılırنَيِّفٌ ، زِيَادَةٌ و تَقُولُ تِسْعَةُ عُمَّالٍ و نِيِّف
iş,yük veya borç ona ağırlık,sıklet vermek,meşakkat ve zorluk getirmek,belini bükmek,taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek,fazla ağırlık,siklet ve sıkıntı vermekhavuzu doldurmakأَبْهَظَ : إِبْهَاظاً،هُ
böyle,böylece,bunca,bu kadar,onun gibi,üstelik,bundan fazla,bunun gibi,şunun gibi,onun gibi,böyle,şöyle,üstelik,bundan fazla,böyleceكَذَلِكَ : مِثْلَ ذَلِكَ
abartmak,kabartmak,artırmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,,aşırı gitmek,uğraşmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,abartmak,aşırı gitmek,,uğraşmak,büyütmek,aşırı gitmek,bir işte kusur bırakmayıp son dereceye kadar cehd ve ikdam etmekبَالَغَ : مُبَالَغَةً و بِلاَغاً فِي
fazla değilليس أكثر
fazla eşyaأمتعة زائدة
fazla bağajأمتعة زائدة
gereğinden fazlaأكثر من اللازم
fazla kiloوَزْنُ زَائِدٌ
ağaç dallarını budamakتشذيب أغصان الأشجار ، شذب أغصان الأشجار ، عضد الأشجار
ağaç dallarını kesmekعضد الأشجار ، شذب أغصان الأشجار ، تشذيب أغصان الأشجار
artık dallarını kesmekتشذيب الأغصان الزائدة
asmanın dallarını budadıشَحَّلَ الكَرْمَ
ağaçların fena dallarını kesmekتشذيب الأغصان الزائدة
ayıtlamak,ayırtlamak,asmanın dallarını budamakشَحَّلَ : تَشْحِيلاً
ağaç dallarını birbirine sarmaştırıp giriştirmekتلفيف الأغصان ، تشبيك الأغصان
hurma ağacının artık dallarını kesti,budadıبَيَّتَ النَّخْلَ
kovmak,taş atmak,kuyuyu taşla örmek,azarlamak,kovmak,men etmek,yazmak,kuyuyu taşla örmek,bağcı asmanın yaramaz dallarını budayarak ıslah etmek,sabır etmek,bağcı asmanın yaramaz dallarını budayarak ıslah etmek,sabır etmek,atıp vurmakزَبَرَ ـُِـ زَبْراً و مَزْبَراً
ağaç dallarını bahçenin duvarı üzerine yayılıp yapıştırmakبسط أغصان الشجر علي الحائط
binayı kurmak,keresten evyapmak,taht yapmak,asmanın dallarını ağaç üzerine koymak,çardak yapmakعَرَشَ ـُِـ عَرْشاً و عُرُوشاً
bahçıvanların keke ve gelberi tabir ettikleri ucu eğri ağaçki onunla ağacın dallarını eğip meyve koparırlar,çevgen,kekeمِعْصَالٌ
bir cins sarı kuştur ki yuvasını ağaç dallarını asılı bir şişe şeklinde yapar,kelebek kuşu,uz kuş,iskete kuşuتَنُّوطٌ : تُنَوِّطٌ (ج) تَنَانيطُ
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
organ kesmek,dibinden kesmek,eksik kesmekبَتَرَ ـُـ بَتْراً ، هُ
cüppe giymek,kesmek,koparmak,nesneyi kökünden kesmek,kat etmekإِجْتَبَّ : إِجْتِبَاباً
çalışmak,bir şeyi kesmek,ayırmak,birbiri arkasına gelmek,kesmekحَسَمَ ـِـ حَسْماً
dibinden kesmek,kol,bacak kesmek,kesip eksik bırakmakبَتَرَ ـُـ بَتْراً ، هُ
dibinden kesmek,kesip eksik bırakmak,kol,bacak kesmekبَتَرَ ـُـ بَتْراً
kesmek,kökünden kesmek,parçalamak,kırmak,meyva toplamak,koşmak,sürat etmekجَذَّ ـُـ جَذّاً فِي
solungaçı kesmek,dilin kökünü ,gırtlağını kesmek,bir kimsenin gırtlağından tutmakغَلْصَمَ : غَلْصَمَةً
bir şeyi uzunluğuna kesmek,yırtmak,yarmak,mesafe kat etmek,eti,deriyi uzunlamasına kesmekقَدَّ ـُـ قَدّاً و فِي القُرآنِ الكَِريم
süratle kesmek,kesilmek,kat etmek,bilhassa el kesmek,cüzzam,yani miskin illetine uğramakجَذَمَ ـُِـ جَذْماً
çocuğu sütten kesmek,ayırmak,ipi kesmekفَطَمَ ـِـ فَطْماً
sözü kesmek,balta ile kesmekبَلَتَ ـِـ بَلْتاً ، هُ
çok kesmek,burnunu kesmek,çocuğu fena beslemek, nebatatı neşvünemadan geri bırakmak,birine (جَدْعاً لَهُ ) deyip beddua etmekجَدَّعَ : تَجْدِيعاً، هُ
hac menasiklerinden olarak ihrama girerken tırnak ve bıyıkları kesmek ve baş ve koltuk altını tıraş etmek,kesmek,kirlenmek,önemsemek,kirlenmek,tıraş etmek,kesmek, önemsemekتَفِثَ ـَـ تَفَثاً و في القرآن الكريم
paniğe kapılmak,korkutmak,tehdit etmek,dolmak,hörgücü uzun dilimler şeklinde kesmek,kabı doldurma,khörgücü kesmek,boynunu kırmak,boyunu düzeltmekرَعَبَ ـَـ رَعْباً و رُعْباً
suyu akıtıp fışkırtmak,dolmak,doldurmak,kesmek,cima edip kadını meni ile doldurmak,sövmek,ödemek,ötmek,atılmak,dolmak,kesmek,kabı doldurmak,cima etmek,kavga etmek,atılmak,dolmak,kesmek,kabı doldurmak,cima etmek,kesmek,kabı doldurmak,cima etmekزَعَبَ ـَـ زَعْباً و زَعِيباً
budamakتَشْذِيبٌ
budamakقَنَبَ ـِـ قَنْباً
budamakإِجْتِزَامٌ (ج) إِجْتِزَامَاتٌ
budamakتقليم أغصان الأشجار، ، تشذيب ، قص ، قضب ، تقضيب ، حذف ، إختصار ، تخضيل ، خضد ، زبر ، جرم ، تشفية ، تشحيل ، قطع الغصون الزائدة
budamak,kesmekإِقْتَضَبَ : إِقْتِضَاباً
bağ budamakتشذيب أشجار الكرمة في فصل الربيع ، تقليم أشجارالعنب ، تشذيب او تقليم الكرمة
ağacı budamakتقليم الشجر
asmayı budamakتقضيب الكرمة ، تشذيب الكرم
dalları budamakتقليم الأغصان
budamak,kesmek,kırmakخَضَدَ ـِـ خَضْداً
çok kesmek,budamakتَقْضِيبٌ
kesmek,budamak,yontmakقَلَمَ ـِـ قَلْماً
budamak,kesmek,kırkmakشَذَّبَ : تَشْذِيباً
ağaç dallarını budamakتشذيب أغصان الأشجار ، شذب أغصان الأشجار ، عضد الأشجار
tırnak kesmek,budamak,yonmakتَقْلِيمٌ (ج) تَقْلِيمَاتٌ : تَشْذِيبٌ : قَصٌّ
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
bir nesneyi hazırlamak ve tertip eylemek,amade etmek,tertip ve tehyie etmek,hazır ve müheyye kılmakتَوْبِئَةٌ : تَعْبِئَةٌ
bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek , düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak , hurma ağacnını fazla dallarını kesmek , budamak , kararlaştırılmak , tertip ve tanzim olunmak,بَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
bir yerde sabit ve payidar eylemek,her nesneyi yerli yerine vaz ve ispat eylemek,tertip etmek,sıralamak,dizmek,tertip etmek,tertiplemek,sıralamak,düzeltmek,düzenlemek,sıraya koymak,tasnif etmek,sınıflandırmak,dizmek,tanzim etmek,planlamak,aranjman yapmak,durdurmakرَتَّبَ : تَرْتيباً ، هُ
tertip,sıra,tertip etme,düzenlemek,dizmek,sıralamak,sıralama,düzen,tanzim etmek,düzetmek,her lafzı yerli yerine ispat eylemek,düzene koymak,düzen,tertip etmek,sıralamak,dizmek,bir yerde sabit ve payidar eylemek,her nesneyi yerli yerine vaz ve ispat eylemek,düzenlemek,dizmek,sıralamak,düzene koymak,tertip etmekk,sıraya koymak,tanzim etmek,tertip etmek,tedarik edip hazır ve müheyya kılmak,sıralama,sıra,düzetmek,her lafzı yerli yerine ispat eylemek,yerli yerinde etmek,çeki düzen verme,sıralamak,dizmek,bir yerde sabit ve payidar eylemek,her nesneyi yerli yerine vaz ve ispat eylemekتَرْتِيبٌ (ج) تَرْتِيبَاتٌ ، تَنْظِيمٌ
yapmak,tertip etmek,iyilik etmek,sanat işlemek,düzmek,adam yetiştirmek,iyilik talep etmek,bir iş için birisini ihtiyar etmek,yapmak,sentezle birleştirmek,üründülemek,adam ve çırak yetiştirmek, dostlar için yemek ve ziyafet tertip etmekإِصْطِنَاعٌ (ج) إِصْطِنَاعَاتٌ : إِسْتِصْنَاعٌ
tasnif,sınıflandırmak,tasnif etmek,tertip etmek,öbeklendirme,sınflandırma,sıraya koymak,kategori,sınıflandırmak,dercelendirmek,akreditasyon,sınıflandırmak,sınıf sınıf tanzim etmek,yeniden kitap tertip etmek,telif etmek,tasnif etmek,öbeklendirmek,sıraya koymakتَصْنِيفٌ (ج) تَصَانِيفُ و تَصْنِيفَاتٌ
dizmek,birbiri üzerine nizamla istif etmek,tertip etmek,yığmak,istiflemek,,tertip etmek,istif etmek,istiflemek,dizmek,yığmakنَضَّدَ : تَنْضِيداً ، هُ
yapmak,inşa etmek,bir işi gece yapmak,işlemek,kararlaştırmak,gece baskını yapmak,tedbir almak,bir işi gece vakti tertip ve tedbir etmek,gece ile baskı etmek,düşmanı gece basıp eşya ve mühimmatını almak,hurma ağacnını fazla dallarını kesmek,budamak,kararlaştırılmak,tertip ve tanzim olunmakبَيَّتَ : تَبْيِيتاً و في القرآن الكريم
bir tertipدفعة واحدة ، مرة واحدة
yeni tertipدفعة جديدة
tertip (ar)ترتيب ، تنظيم ، تدبير، نسق ، تنضيد ، صف، دفعة ، مرّة
zayıf tertipضَعِيفُ البُنْيَةِ ، نَحِيفُ الجِسْمِ خِلْقَةً
tertip etmekتَرتيب ، تنظيم ، غقد ، إعداد ، تنسيق ، تدبير ، رصّ ، تصنيف ، توبويب ، تسوية ، نظام ، نسق ، تنضيد ، صف ، تهيئة
tertip üzereمرتبا ، منتظما ، بنظام
tertip komitesiلجنة منظمة ، لجنة التنظيم
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
düzenlemek,tanzim etmek,örgüt,teşkilat,tanzim etmek,dizmek,örgütlemek,organize etmek,örgüt,teşkilat,organizasyon,tanzim,dizmek,tanzim ,düzene sokmak,organize etmek,sırasına koymak,organize etmekتَنْظِيمٌ (ج) تَنْظِيمَاتٌ
düzgün,organize olmuş,organize edilmiş,düzenli,tanzim olunmuş,münazzam,sistematik,düzenli,tanzim olunmuş,örgütlüمُنَظَّمٌ
ölüyü diriltmek,ihya etmek,canlandırmak,hayat vermek,hayata getirmek,perişan olanı tanzim etmek,fakir olanı refah ve gınaya nail etmek,yaşatmak,can vermek,perişan olanı tanzim etmek,fakir olanı refah ve inayete nail etmekإِحْيَاءٌ (ج) إِحْيَاءَاتٌ : إِنْعَاشٌ ، مَنْحُ الحَيَاةِ ، إِعْطَاءُ الحَيَاةِ
tanzim (ar)تنظيم ، ترتيب ، تنسيق ، وضع الشيئ في النظام
idari tanzimتَنْظِيمٌ إِدَارِيٌّ
tanzim edenمنظم ، مرتب
tanzim tarihiتأريخ التنظيم
tanzim etmekتنظيم ، ترتيب ، تنسيق ، إعداد ، تدبير، تكوين، تشكيل ، توفيق ، تسوية ، إصلاح
tanzim komitesiلجنة منظمة ، لجنة تنظيمية
tanzim komitesiلَجْنَةٌ تَنْظِيمِيَّةٌ
tanzim köprüsüقَنْطَرَةُ غَمَا
ölüyü diriltmek,ihya etmek,canlandırmak,hayat vermek,hayata getirmek,perişan olanı tanzim etmek,fakir olanı refah ve gınaya nail etmek,yaşatmak,can vermek,perişan olanı tanzim etmek,fakir olanı refah ve inayete nail etmek,yaşatmak,Allah rızası için vucüdaأَحْيَ : إِحْيَاءً ، هُ
defter tanzim etmekتنظيم الدفتر
trafiği tanzim etmekتنْظِيمُ المُرُورِ
evrakları tanzim etmekتَرْتِيبُ الأَوْرَاقِِ
yasaklamak,men etmek,geri durmak,zecir olunmak,çekinmek,nehiy olunmak,engel olunmak,kovmak,bağırmakإِزْدَجَرَ : إِزْدِجَاراً بِ ، هُ
çekilmek,çekinmek,içtinap emek,ayrılmak,yalnızlaşmak,uzakaşmak,tecrit olunmak,izole olunmak,yalnızlaşmak,uzakaşmak,tecrit olunmak,izole olunmak,yan çizmekتَعَزَّلَ : تَعَزُّلاً مِنْ
düzelmek,ayarlanmak,disiplinli olmak,zapt ve rapt olunmak,takviye ve tahkim olunmak,zapt olunmakإِنْضبَطَ : إِنْضِبَاطاً
yemek hazım olunmak,midede mahv olunmak,meyve ağaçtan düşüp ezilmekإِنْهِضَامٌ (ج) إِنْهِضَامَاتٌ
çekilmek,çekinmek,içtinap emek,ayrılmak,yalnızlaşmak,uzakaşmak,tecrit olunmak,izole olunmakتَعَزُّلٌ (ج) تَعَزُّلاَتٌ
ayrılmak,yalnızlaşmak,uzakaşmak,tecrit olunmak,izole olunmakإِنْعَزَلَ : إِنْعِزَالاً عَنْ
ayrılmak,yalnızlaşmak,uzakaşmak,tecrit olunmak,izole olunmakإِنْعَزَلَ : إِنْعِزَالاً
sindirilmek,yemek hazım olunmak,midede mahv olunmak,meyve ağaçtan düşüp ezilmek,sinmekإِنْهَضَمَ : إِنْهِضَاماً
bir yere çekilmek,cemaattan ayrılmak,çekinmek,yan çizmek,yalınızlaşmak,uzaklaşmak,tecrit olunmak,izole olunmakإِعْتَزَلَ : إِعْتِزَالاً
mağfiret olunmak ,yarlıganmak , af olunmakإِغْتَفَرَ : إِغْتِفَاراً
zecir olunmak,men olunmak,yasaklanmakإِنْتَهَمَ : إِنْتِهَاماً
bir nesne bir nesneye koşulmak,eklenmek,katılmak,kapanmak,alınmak zam olunmak,çapraşmak,ilave olunmak,toplanmak,inzimamإِنْضِمَامٌ (ج) إِنْضِمَامَاتٌ : إِجْتِمَاعٌ
bir yere gelmek,yumuşaklık göstermek,yara olunmak,levm ve zemmi kabul etmek,levm olunmak,toplanmak,itaatli olmakإِلْتِيَامٌ (ج) إِلْتِيَامَاتٌ : إِجْتِمَاعٌ
kurulmak,tesis olunmak,kökleşmek,temelleşmek,temel tutmak,temellenmek,yerleşmek,esaslaşmak,esalanmak,yapılmak,inşa olunmak,temeli atılmak,temeli konulmakتَأَسَّسَ : تَأَسُّساً
günah ve kabahatı örtüp af etmek,mağfiret olunmak,yarlıganmak,af olunmak,çok ve yaygın olmakإِغْتَفَرَ : إِغْتِفَاراً لِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid