1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bir yerde daimi mukim ve sakin olmak,��i��it lekeleri ge��ip y��z�� g��zelle��tirmek,��illikten sonra y��z�� g��zelle��mek,bir ikamet edip ayr��lmamak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bir yerde daimi mukim ve sakin olmak,çiğit lekeleri geçip yüzü güzelleştirmek,çillikten sonra yüzü güzelleşmek,bir ikamet edip ayrılmamak بَاضَ ـُـ بَوْضاً بِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ağırlıklar,yükler,ev esbabı,sikletler,yerde gömülü olan hazineler,yerde gömülü olan ölüler,toprağın içinde medfun defineler veyahut ölüler,mevta,yerde gömülü olan hazineler,yerde gömülü olan ölüler,urubaأَثْقَالٌ و منه قوله
onula halvette,tenha yerde,boş yerde buluştu,bir araya geldiأَخْلاَهُ او بِهِ او مَعَهَ : إِجْتَمَعَ مَعَهُ فِي خَلْوَةٍ
hayvanlar yerde otlayıp yerde hiçbir otluk bırakmadıأَمْعَرَتِ المَاشِيَةُ الأَرْضَ : رَعَتْهَ فَلَمْ تَدَعْ بِهَا مَرْعَيً
kuş uçmaz,kervan geçmez yerde,tenha yerdeبَيْنَ سَمْعِ الأَرْضِ و بَصَرِهَا
yüceltmek,yükseltmek,göklere çıkartmak,şimşeğin parıltısı eve girmek,kavim seneyi bir yerde geçirmek,bir yerde bir yıl eğlenmek,üzerine bir yıl gelmekأَسْنَي : إِسْنَاءً ، هُ
her yerde,Cenab-ı Allahı her yerde bilirlerفِي كُلِّ مَحَلِّ نحو الله معروف فِي كلّ مَحَلٍّ او في كل مكان
orta yerde oturmak,ara yerde olmak,orta yerde oturmak, ortalamak,yerin ortasına oturmak,ara yere oturmakوَسَطَ ـِـ وَسَطاً و سِطَةً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir yerde kalmak,bir yerde yerleşip karar bulmak,karar kılmak,ikamet etmek,karar tutmak,kararlanmak,kararlaşmak,yerleşmek,iskan etmek,oturtmak,kararlaştırmak,yerleşmek,dinlenmek,bir yerde durmak,sakin ve sabit olmak,karar kılmak,berkarar olmak,kurulmakإِسْتَقَرَّ : إِسْتِقْرَاراً بِ ، عَلَي ، فِي
davar semirmek,deve bir yerde bereketinden dolayı kalıp semirmek,zelilve alçak olmak,kalmak,eğleşmek,bastırmak,bir yerde ikamet etmek,girmekقَمَأَ ـَـ و قَمُؤَ ـُـ قُمُؤاً و قُمُوءَةً وقَمْأً و قَمَاءً و قَمَاءَةً و قَمْأً و قَمَاءَةً و قِمْأَةً بِ
yeryüzü ziyade yeşillendi,yerde ziyadesiyle ot bitti,yerde çok ot bitti,yer çok otlandıإِعْشَوْشَبَتْ الأَرْضُ : كَثُرَ عُشْيُهُ
bir yerde çok durdurmak,alıkoymak,birine mihmandarlık etmek,misafirliğe kabul etmek,bir yerde çok vakit eğlenmek,ikamet etmek,durmakأَثْوَي : إِثْوَاءً بِ ، فِي و يُقَالُ أَنْزَلَنِي الرَّجُلُ فَأثْوَانِي ثَوَاءً حَسَناً
karar,emir,hüküm,bir yerde berkişmek,mesken,bir kimse bir yerde döllenmek,suyun toplandığı basık yer,sebat,dinlenecek yer,nakarat,eğlenmek,durmak,hüküm,bir yerde berkişmek,mesken,bir kimse bir yerde döllenmek,suyun toplandığı basık yer,sebat,dinlenecek yer,nakaratقَرَارٌ (ج) قَرَارَاتٌ
su olmayan yerde veya kuyu kazılmayan yerde kuyu kazdıإِقْتَرَحَ البِئْرَ : حَفَرَهَا فِي مَوْضِعٍ لَمْ يُحْفَرْ فِيْهِ أَوْ لاَ يُوجَدُ فِيْهِ مَاءٌ
başka yerde : bu Mahruse -i Mısır...da bulunur başka yerde yokturفِي مَحَلٍ آخَرَ نحو يوجد ذلك في مصر القاهرة و لكن لا يوجد في محلّ آخَرَ
yerde misvak ağacı bitmek,çok olmak,dal budak salıp irileşmek,bir yerde oturmak,kalmak,ikamet etmek,deve misvak ağacını otlamaktan karnı ağrımak,hasta olmakأَرِكَ ـَـ أَرَكاً
daim,süren,sürekli,kalıcı,devamlı,baki,daimi,devam eden,daimi olan,cavid,cavidan,Allahدَائِمٌ (ج) دَائِمُونَ (م) دَائِمَةٌ: مُسْتَمِرٌّ ، ، بَاقِيٌ ، أَبَدِيٌ و يَقُولُ المُسَحِّرَاتِيُّ
idam etmek,devam ettirmek,daimi etmek,daimi kılmak,sürdürmek,أَدَامَ : إِدَامَةً
ebedi ve daimi olan,daimi olan,ölmez, ölümsüz, edebi, baki, daimi, sonsuz, halit,daim, cavidan,ölmez,ebedi,ölümsüz,baki,sonsuz,baki,yaşayan,cavit,ölümsüz,baki,müebbet,ölümsüz,Halit,Halitخَالِدٌ (ج) خَالِدُون : بَاقٌِ ، مُؤّبَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
idame etmek, devam ettirmek,daimi etmek,daim etmek,devamlı etmek,baki kılmak,daimi kılmak,bir nesneyi daim etmek,devam ettirmek,sürdürmek,müdavemet etmek,ağır davranmak,durdurmak,yağmur yağmakأَدَامَ : إِدَامَةً ، هُ
daimi üyeعضو دائم
daimi sesوَحَاه : صَوْتٌ دَائِمٌ
daimi şerشر دائم ، غرام
Daimi olanمَاكِدٌ
yarı daimiشِبْهُ دَائِم
daimi olmayan üyeعضو غير دائم
daimi verişlerإعْطَاءَاتٌ دَائِمَةٌ
daimi sandalyeمَقْعَدٌ دَائِمٌ
daimi sandalyeمقعد دائم
daimi sekreterسَكْرَتِيرٌ دَائِمٌ
daimi tasaغَمٌّ دَائِمٌ
mukimمقيم ، ساكن ، قاطن
mukim olmakثَيٌّ
mukim olmakمَأْتَنٌ
mukim olmakوطن
yerde mukim olduلَكِئَ ـَـ لَكَأً بالمكانِ : أقام بِهِ
mukim olmak,durmakتُنُؤٌ : إقامة
mukim,ikamet edenلاَبِثٌ :مُقِيمٌ
mukim,ikamet edenثَاوِيٌ : مُقِيمٌ
yerde mukim olduتَلَِدَ بالمَكَانِ
kavim mukim cemaat oldularأرْثَدَ القَوْمُ : صَارُوا رِثْداً اَيْ جمَاعَةً مُقيمَةً
filan mükim olup yerleştiضَرَبَ فُلاَنٌ بِذَنَبِهِ : أقام و ثبت
mukim,ikamet eden,oturanآتِنٌ : مُقِيمٌ
bir yerde mukim olmak,dövmekلَكَأٌ
yerde mukim oldu, oturduبَنَّقَ بِالمَكَانِ
yerde sabit ve mukim olduبَرَكَ بالمَكَانِ
bir şeyin vukuundan emin olmak,sakin ve emin olmak,mutmain olmak,kararlanmak,bir kimse dönek ve sakin olmak,dölenmek,itmat ve raptı kalp edip aram ve sükünet bulmak,sakin ve emin olmak,kalp sakin olmak,gönül eğlenmek,mutmanin olmak,itminanإِطْمِئنَانٌ (ج) إِطْمِئْنَانَاتٌ
sessiz,sakin,uslu,oturan,dölek,duran,oturan,hareketsiz veya harekesiz olan,sakin olan,sakin,sessiz,uslu,dingin,popülasyonسَاكِنٌ (ج) سُكَّانٌ ، وقور ، هادئ ، مطمئن
deve misvak ağacını yemek,bir yerde sakin olmak,ikamet etmek,oturmak,eğleşmek,yaranın şişi sakin olmakأُرُوكٌ
sessiz,sakin,sönük,hareketsiz,durgun,cansız,ölü,sönük,kurak,kuru,kuru bitki,sönük,sakin,çürümüş şey,yıpranmış,çürükهَامِدٌ (ج) هَامِدُون
mesken ittihaz edip oturmak,mesken ve ev göstermek,sakin etmek,iskan,iskan etmek,oturtmak,yerleştirmek,ibate etmek,harekeli bir harfi sakin kılmak,harekeyi gidermek,almakإِسْكَانٌ (ج) إِسْكَانَاتٌ
rahat,huzurlu,kaygusuz,kararlı,sakin,üzüntüsüz,gönlü rahat,rahatlık içinde olan,huzurlu olan,sakin ve aram üzere yerleşici adam,yerleşip aram edici,kaygusuz,kararlı,sakin,üzüntüsüz,tatminkar,tatmin edici,mutmain,gönlü rahat ,rahatlık içinde ,huzurlu ,rahat,sakin ve aram üzere yerleşici adam, yerleşip aram edici,dinizمُطْمَئِنٌّ (م) مُطْمَئِنَّةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
yüregi rahat etmek,tatmin ve sakin olmak,mütmain olmak,sakin ve emin olmak,dölenmek,rahatlamak,yerleşmek,huzura kavuşmak,sakinlemek,rahat bulmak,rahatlık bulmak,alçak olmak,ikamet etmekإِطْمَأَنَّ : إِطْمِئْنَاناً إِلَي ، بِ ، فِي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
dinmek,uyumak,yatışmak,sakinleşmek,sakin olmak,sesiz olmak,uslu olmak,sessizlik,sakinlik,sükünet,asayiş,aram,sükün bulmak,kendine gelmek,sakinlik,asayiş,rüzgar,ses durmak,sakin olmak,sükün,siret,hasletهُدُؤٌ : سكون ، و يقال أتانا فلان بعد هُدْء و هَدْءةٍ و هَدِئ و مَهدئ و هُدُؤ اي حين هَدَأَ الليلُ و الرجل
aram ve karar eylemek,oturmak,sesiz olmak,sakin olmak,dinmek,hareket etmemek,hareketsizlik,durgunluk,sükûn,sessizlik,dinmek ,sakin olmak,durmak,oturmak,apsım olmak,durgunluk,hareketsizlik,hareketi olmayanسُكُونٌ
yel dinmek,sessiz, sakin,sakin olmak,sessiz olmak,uslu olmak,yatışmak,dinmek,uyumak,yavaş olmak,sakinlemek,durgunlaşmak,acısı dinmek,sakinlemek,durgunlaşmak,acısı dinmek,yatışmak,sükünet bulmak,sessiz,sakin,yavaş olmak,sakinleşmek,yatışmak,uyumak,usu olmakهَدَأَ ـَـ هَدْأً و هُدُؤاً بِ ، فِي
sakin olmak, ahmak olmak,dinmek,sakinleşmek,korkak olmak,gevşemek,sakinleştirmek,çocuğu hoşnut etmek,sakin olmak,yatışmak,ahmak olmak,korkak olmak,dinmek,sakinleşmekهَدَنَ ـِـ هُدُوناً و هَدْناً
sakin (ar)ساكن ، قاطن ، مقيم ، هادئ
sakın ha sakın !الحذر ثم الحذر
sakın !إحذر ، حذار من ، إحترز ، إحترس من، ، الحذر !
sakın !إِحْذَرْ !
kolaylıkla hasıl olmak,kolay olmak,gerekmek,lazım olmak,yaraşmak,yakışmak,layık olmak,merğup olmak,seza olmak,güzel olmak,iyi olmak,caiz olmakإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و يُقَالُ
doğru ve düz olmak,doğru ve mutedil olmak,bir olmak,beraber olmak, ,aş ve yemiş pişmek,meyve olmak,seviyeli olmak,doğru ve eşit olmak,beraber olmak egemen olmak,galip olmak,üstün gelmek,hakim olmak,kast etmek,yönelmek,karar etmek,yerleşmek,yükselmek,çıkmaإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً إِلَي ، عَلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
doğru ve düz olmak,bir olmak,eşit olmak,pişmek,olmak,egemen olmak,galip olmak ,üstün gelmek ,hakim olmakı ,beraber olmak,beraber olmak,düz olmak,eşit olmak,doğrulmakإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً عَلَي ...
aptal olmak,bön olmak,akılsız olmak,zekası zayıflamak,aptallaşmak,kaz kafalı olmak,bön olmak,aptal,kaz kafalı,kalın kafalı olmak,bön olmak,akılsız olmak,fehimsiz ve izansız olmak,kaz kafalı olmak,zekası zayıflaşmak,aptallaşmak,kaz kafalı olmak,hantal olmak,öküz olmak,zekası nakıs olmak,hayvan tahrik ve tahrişle neşata gelmemek,hissiz ve tembel olmakبَلُدَ ـُـ بَلاَدَةً و بَلِدَ ـَـ بَلاَدَةً
üstün olmak,dahi olmak,seçkin olmak,ileride olmak,olgun olmak,usta ve uzman olmak,zahir olmakنَبُغَ ـُـ نُبُوغاً و نَبْغاً
pek az ve naciz olmak,ahmak ve sebükmağz olmak,arık ve zebün olmak,nesne değersiz olmak,lezzetsiz olmak, tatsız olmak,bir güne lezzetli olmamak,önemsiz olmak,tatsız olmak,naciz olmak,önemsiz,kıymetsiz,hor,hakir olmakتَفِهَ ـَـ تَفَهاً و تُفُوهاً
renklenmek,boyalı olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,renkli olmak,olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
mübarek ve muazzez olmak,yüksek olmak,temiz olmak,bereket talep etmek ,berekete nail olmak,cenab-ı hakkın hayır ve bereketi amim ve zatı mukaddes ve münezzeh olmak,yumn ve bereket addetmek,uğur saymak,ulu olmak,yüce olmak,uğursamak,yücelmek,kutsal olmak,mübarek olmak,ulu olmak,yüce olmak,uğursamakتَبَارَكَ : تَبَارُكاً
karışık olmak,birbirine karışmak,bir şeyin anlaşması güç,zor olmak,işkillendirmek,örtülü olmak,benzemek,işkillenmek,örtülmek,belirsiz olmak,karışık ve kapalı olmak,muğlak olmak,şüpheli ve kuşkulu olmakإِلْتَبَسَ : إِلْتِبَاساً بِ ، عَلَي ..
mutedil olmak,ılımlı olmak,doğru olmak,orta halde olmak,uygun olmak,düzgün ve tam olmak,doğrulmal,normalleşmek,tavını bulmakإِعْتَدَلَ : إِعْتِدَالاً و يُقَالُ عَدَّلْتُهُ فَاعْتَدَلَ أيْ قَوَّمتُهُ و اسْتَقَامَ
dağılmak,mahv olmak,harap olmak,zail olmak,zeval bulmak,dağılıp yok olmak,perişan olmak,çekip gitmek,kayıp olmak,zayıflamakإِضْمَحَلَّ : إِضْمِحْلاَلاً
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
ulu olmak,büyük ve ulu olmak,Allah yüce münezzeh olmak,kişi göç etmek,yücelmek,şanlı olmak,yüce,azametli olmak,kudretli olmak,yaşlı ve tecrübeli olmakجَلَّ ـِـ جَلاَلاً و جَلاَلَةً
renkli olmak,renklenmek,boyalı olmak,renkli olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
boş olmak,batıl ve bozuk olmak,fasit olmak,hükümden düşmek,boşa gitmek,batıl olmak,hükümsüz olmak,heder olmak,zayi olmak,heba olmak,battal olmak,hükümsüz kalmak,cezasız ve intikamsız kalmak,heder olmakبَطَلَ ـُـ بُطْلاً و بُطْلاَناً و بُطُولاً
yağ lekeleriبقع الزيت
lekeleri çıkardıأَزَالَ البُقَعَ
lekeleri çıkardıأَزَالَ البُقعَ
lekeleri çıkarmakإزالة البقع
lekeleri gidermekإِزَالَةُ البُقَعِ
lekeleri gidermekإزالة البقع
elbiseden lekeleri çıkardıأَزَالَ البُقَعَ مِنَ الثَّوْبِ
bir yerde daimi mukim ve sakin olmak,çiğit lekeleri geçip yüzü güzelleştirmek,çillikten sonra yüzü güzelleşmek,bir ikamet edip ayrılmamakبَاضَ ـُـ بَوْضاً بِ
bir yerde daimi mukim ve sakin olmak,çiğit lekeleri geçip yüzü güzelleştirmek,çillikten sonra yüzü güzelleşmek,bir ikamet edip ayrılmamakبَاضَ ـُـ بَوْضاً
ayak kayması,tayınmak,sürçme,düşme,hata,faul,zelle,kusur,yanılma,hata,faul,zelle,kusur,sürçüş,sürçmekزَلَّةٌ (ج) زَلاَّتٌ
tirmekرتي
düşürmek,iptal etmek,iskat etmek,sözde zelle ve hata etmek,gizli olan sırrın çıkarmasına çalışmak,indirmek,kelşamda zelle ve hata etmek,ızmar olunan sırrın istihracına çalışmak,projeksiyon,iskat,çürütmekإِسْقَاطٌ (ج) إِسْقَاطَاتٌ : إنزال
zelle (ar)زلة القدم
hata ve zelle tutmak,kaydında olmakتعَنَّتَ : تَعَنُّتاً
acizlik,yorulmak,aciz olmak,sürçme,zelleفَهَاهَةٌ : فَهَةٌ ، زلّة ، عجْزٌ
acizlik,yorulmak,aciz olmak,sürçme,zelle,düşmüş parçaفَهَةٌ
badire,dargınlık,hiddet ve gazaptan südür eden hata,hazırcevaplık,bediha,kılıç ucu,kına yaprağı,her bitkinin en evvel çıkan ucu,yemen safrasının taze ve ala cinsi,omuz ile boyun arasındaki etler,meme başının altında olan etcağız,ok demreninin ucu,işaret,gösterge,badire,bilbedahe ve bila teklif söylenen söz,kelam,cünha,suç,hata,zelle,kabahat,gösteriبَادِرَةٌ (ج) بَوَادِرُ :
ağızdan kaçan söz,hata,yanlışlık,ayak kayma,sürçme,sapma,ender olan,az bulunan ,hata,yanlışlık,ayak kayma,sürçme,sapma,hata,zelle,ayın son gecesiفَلْتَةٌ (ج) فَلَتَاتٌ : زَلَّةٌ ، سَقْطَةٌ
kusur,hata,kabahat,yanılma ,kayma,hata,kayma,kayış,zelle,sürçme,kuş kanat salıp havaya uçmak,kuş kaat salıp havaya uçmak,sürçüş,sürçmek,ayak sürçüp tayınmak,hata,sürçme,kusur,هفْوَةٌ (ج) هَفَوَاتٌ
badire,dargınlık,hiddet ve gazaptan südür eden hata,hazırcevaplık,hazır cevaplık yolunda bedahatle ve teklifsizce söylenen smz,keyfiyet,birden bire zuhura eden hal,hiddet,keskin kılıcın yüzü,ucu,boyun çemberinin köşesi,tezlik,,bediha,kılıç ucu,kına yaprağı,her bitkinin en evvel çıkan ucu,yemen safrasının taze ve ala cinsi,omuz ile boyun arasındaki etler,meme başının altında olan etcağız,ok demreninin ucu,işaret,gösterge,badire,bilbedahe ve bila teklif söylenen söz,kelam,cünha,suç,hata,zelle,kabahat,badire,işaret,gösteri,öfke halindeki saçma,çirkin söz,parlayıp sönen kızgınlık,بَادِرَةٌ (ج) بَوَادِرُ مَا يَظْهَرُ مِنَ الإِنْسَانِ مِنْ خَطَأٍ أَوْ نَحْوِهِ فِي سَاعَاتِ الغَضَبِ ، غَضْبَةلٌ سَرِيعَةٌ ، كَلِمَةٌ قَبِيحَةٌ ، مَا يسرعُ بِهِ الإِنْسَانُ مِنْ قَوْلٍ اَوْ فِعْلٍ خَيْراً أَوْ شَرَّاً ، مِنَ النَّبَاتِ أَوَّلُ مَا يَخْرُجُ مِنْهُ ، مِنَ السَّهْمِ طَرَفَهُ مِنْ جِهَةِ النَّصْلِ ، لُحْمَةٌ مَا بَيْنَ المَنْكِبِ و العُنُقِ :
sonra,dan,den ,sonra,ondan sonra,henüz,daha,iken,esnasında,vaktakiبَعْدَ
sonra,dan,den,sonra,ondan sonra,henüz,daha,iken,بَعْدَ وتَقُولُ العَرَبُ : بَعْدَ القُوَّةِ ضَعْفٌ
sonra,dan,den,sonra,ondan sonra,henüz,daha,ikenبَعْدَ و تقول العرب : بَعْدَ القُوَّةِ ضَعْفٌ :
bir müddet sonra,bir zaman sonra,bir süre sonraبَعْدَ بُرْهَةٍ
sonra,ondan sonra,badehu,sümme,yine,yine,onun üzerine,ondan sonra,o zamanثُمَّ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
batmak,aşağılamak,zengililkten sonra fakir azizlikten sonra zelil olmakبَوْطٌ
batmak,aşağılamak,zengililkten sonra fakir azizlikten sonra zelil olmakبَوْطٌ (تر)
filan zenginlikten sonra fakir veya izzetten sonra zelil oldu,düştüبَاطَ فُلاَنٌ
adam zenginlikten sonra fakir veya izzetten sonra zelil oldu,düştüبَاطَ الرَّجُلُ
serveti,adı sanı batmak,aşağılamak,zengililkten sonra fakir azizlikten sonra zelil olmakبَاطَ ـُـ بَوْطاً (تر)
biraz sonra,yakında,az zaman içinde,birazdan,sonraعَمَّا قَلِيْلٍ ، عَنْ قَرِيْبٍ
dolaysıyla,ondan sonra,sonunda,sonra ikinci derecedeبِالتَّالِي
aslan ve deve bakıp sonra göz yumup sonra baktıأَلْعَفَ الأَسَدُ أَوِ الجَمَلُ : نَظَرَ ثُمَّ أَغْضَي ثُمَّ نَظَرَ
dişi deveye erkek aştıktan sonra bir süre kuyruğunu kaldırıp kendisini gebe gibi gösterdikten sonra boş çıktıكَذَّبَتْ النَّاقَةُ
tedarikten sonra,sonra tedarik etmek,sümmettedarikثُمَّ التَّدَارِك
ayak kayması,tayınmak,sürçme,düşme,hata,faul,zelle,kusur,yanılma,hata,faul,zelle,kusur,sürçüş,sürçmekزَلَّةٌ (ج) زَلاَّتٌ
düşürmek,iptal etmek,iskat etmek,sözde zelle ve hata etmek,gizli olan sırrın çıkarmasına çalışmak,indirmek,kelşamda zelle ve hata etmek,ızmar olunan sırrın istihracına çalışmak,projeksiyon,iskat,çürütmekإِسْقَاطٌ (ج) إِسْقَاطَاتٌ : إنزال
zelle (ar)زلة القدم
hata ve zelle tutmak,kaydında olmakتعَنَّتَ : تَعَنُّتاً
acizlik,yorulmak,aciz olmak,sürçme,zelleفَهَاهَةٌ : فَهَةٌ ، زلّة ، عجْزٌ
acizlik,yorulmak,aciz olmak,sürçme,zelle,düşmüş parçaفَهَةٌ
badire,dargınlık,hiddet ve gazaptan südür eden hata,hazırcevaplık,bediha,kılıç ucu,kına yaprağı,her bitkinin en evvel çıkan ucu,yemen safrasının taze ve ala cinsi,omuz ile boyun arasındaki etler,meme başının altında olan etcağız,ok demreninin ucu,işaret,gösterge,badire,bilbedahe ve bila teklif söylenen söz,kelam,cünha,suç,hata,zelle,kabahat,gösteriبَادِرَةٌ (ج) بَوَادِرُ :
ağızdan kaçan söz,hata,yanlışlık,ayak kayma,sürçme,sapma,ender olan,az bulunan ,hata,yanlışlık,ayak kayma,sürçme,sapma,hata,zelle,ayın son gecesiفَلْتَةٌ (ج) فَلَتَاتٌ : زَلَّةٌ ، سَقْطَةٌ
kusur,hata,kabahat,yanılma ,kayma,hata,kayma,kayış,zelle,sürçme,kuş kanat salıp havaya uçmak,kuş kaat salıp havaya uçmak,sürçüş,sürçmek,ayak sürçüp tayınmak,hata,sürçme,kusur,هفْوَةٌ (ج) هَفَوَاتٌ
badire,dargınlık,hiddet ve gazaptan südür eden hata,hazırcevaplık,hazır cevaplık yolunda bedahatle ve teklifsizce söylenen smz,keyfiyet,birden bire zuhura eden hal,hiddet,keskin kılıcın yüzü,ucu,boyun çemberinin köşesi,tezlik,,bediha,kılıç ucu,kına yaprağı,her bitkinin en evvel çıkan ucu,yemen safrasının taze ve ala cinsi,omuz ile boyun arasındaki etler,meme başının altında olan etcağız,ok demreninin ucu,işaret,gösterge,badire,bilbedahe ve bila teklif söylenen söz,kelam,cünha,suç,hata,zelle,kabahat,badire,işaret,gösteri,öfke halindeki saçma,çirkin söz,parlayıp sönen kızgınlık,بَادِرَةٌ (ج) بَوَادِرُ مَا يَظْهَرُ مِنَ الإِنْسَانِ مِنْ خَطَأٍ أَوْ نَحْوِهِ فِي سَاعَاتِ الغَضَبِ ، غَضْبَةلٌ سَرِيعَةٌ ، كَلِمَةٌ قَبِيحَةٌ ، مَا يسرعُ بِهِ الإِنْسَانُ مِنْ قَوْلٍ اَوْ فِعْلٍ خَيْراً أَوْ شَرَّاً ، مِنَ النَّبَاتِ أَوَّلُ مَا يَخْرُجُ مِنْهُ ، مِنَ السَّهْمِ طَرَفَهُ مِنْ جِهَةِ النَّصْلِ ، لُحْمَةٌ مَا بَيْنَ المَنْكِبِ و العُنُقِ :
zorunlu ikamet,icbari oturum,mecburi ikamet,ev hapsiإِقَامَةٌ جَبْرِيَّةٌ
ikamet etme yeri,ikamet,durma,kurulanمُقَامَةٌ ، مَقَامٌ
kavim kıra çıktılar,çölde,kırda,sahrada ikamet ettiler,oturdular,sahrada ikamet ettilerبَدَا القَوْمُ بَدْواً : أَقَامُوا فِي البَادِيَةِ
durmak,eğlenmek,yedirmek,içirmek,ikamet etmek,eğleşmek,yardım edip birinin işini görmek,yedirmek,içirmek,ikamet etmek,eğleşmekiçilecek bir şeyden evvel yemekثَمَلَ ـُِـ ثَمْلاً و ثُمُولاً ويقال مَا ثَمَلَ شَرَابَهُ بِشَيْئِ
oturmak,ikamet,ikame,ikamet etmek,oturma,kalmak,kalma,kurmak,montaj,oturum,yapmak,kılmak,kiyam etmek,isyan etmek,ayakta durmak,ihdas ve icat edip vücüda getirmek,meydana getirmek,açmak,konaklamak,oturmak,eğleşmek,barınmak,barınışإِقَامَةٌ (ج) إِقَامَاتٌ و يُقَالُ طَوَي بِسَاطَ الإقَامةِ : رَحَلَ
ayrılmamak,mülazemet etmek,beğenmek,hoşuna gitmek,öpmek,bir yerde ikamet etmek,öpmek,bir yerde kalmak,ikamet etmekلَذِمَ ـَـ لَذْماً بِ
bir şeyi pekiştirmek,muhkem eylemek,benzerini yapmak,palanı kolanla çekip bağlamak,kast etmek,bir şeye isabet etmek,kuvvetli olmak,kuvvetli etmek,ikamet etmek,kast etmek,düğümü bağlamak,ikamet etmek,alışmakوَكَدَ ـِـ وَكْداً و وُكُوداً و مَوْكِداً
birinin izince gitmek,izi takip etmek,sürmek,emre,yola uymak,ayrılmamak,ikamet etmek,takip etmek,bir şeye müdavemet ve muvazebet etmek,ayrılmamak,bir yerde ikamet etmek,bir yerde durmak,zahir ve ayan etmek,izah etmekثَكَمَ ـُـ ثَكْماً
yazlığa gitmek,yazlık yere gitmek,bir yerde oturup yazlamak,yazın yazlıkta ikamet etmek,oturmak,yaz mevsimini bir yerde geçirmek,yaz günleri süresince ikamet ve iskan etmek,yazlığa gitmek,yazlığa çıkmak,yazın dinlenmek,yazlanmakإِصْطِيَافٌ (ج) إِصْطِيَافَاتٌ
yazlığa gitmek,yazlık yere gitmek,bir yerde oturup yazlamak,yazın yazlıkta ikamet etmek,oturmak,yaz mevsimini bir yerde geçirmek,yaz günleri süresince ikamet ve iskan etmek,yazlığa gitmek,yazlığa çıkmak,yazın dinlenmek,yazlanmakإِصْطَافَ : إِصْطِيَافاً بِ
uzaklaşmak,ikamet etmek,yaklaşmak,yorulmak,yaklaşmak,ikamet etmek,deve yorulmakزَحَكَ ـَـ زَحْكاً
sakin olmak,dinmek,sessiz olmak,oturmak,kalmak,ikamet etmek,sakin olmak,hareket etmez olmak,konuşmamak, durmak,yağmur dinmek,rüzgar yavaşlamak,susmak,bir yerde ikamet etmek,hareket durmak,susmak,bir yerde ikamet ekmek,dinmek,sessiz olmak,oturmak,kalmak,eğleşmek,zavallı olmak,sessiz olmak,dinmek,eğleşmek,zavallı olmakسَكَنَ ـُـ سُكُوناً و سُكْنَي و سَكَناً فِي ...
makam,ikamet etme yeri,ikamet,durma,kurulan,oturulan yer,duruln yer,ayağın bastığı yer,topluluk,yer,durmak,duracak yer,durulacak yer,durulanyer,payda,mevki,durak tutmak,kalkılacak yer ve zaman,durmak,duracak yer,yapılan,kurulan,kalkılacak yer ve zaman,payda,makam,mevki,durak tutmakمَقَامٌ (ج) مَقَامَاتٌ ، مَخْرَجٌ و تَقولُ العرَبُ
ikamet (ar)إقامة
ikametتِنَاءٌ ، إِقَامَةٌ
düzeltmek,taslih etmek,artıklardan temizlemek,yeniden gözden geçirmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmak,azaltıp seçmekتَنْقِيحٌ (ج) تَنْقِيحَاتٌ
tahlit edip karışmak,şüpheli kılmak,hile edip aldatmakتَلْبِيسٌ (ج) تَلْبِيسَاتٌ
ihtilatı nasdan mücanebet edip uzlet ve inzivayı ihtiyar etmek,tefrik edip ayırmakتَفْرِيدٌ (ج) تَفْرِيدَاتٌ
ona döndü,ona rücü edip vardı veya sair şey lerden büsbütün inkita edip o nesneye mütehassıs olduبَاَءَ إِليهِ : رجع او إنقطع
ona döndü,ona rücü edip vardı veya sair şeylerden büsbütün inkita edip o nesneye mütehassıs olduبَاَءَ إِليهِ : رجع او إنقطع
giydirmek,kaplamak,tahlit edip karışmak,şüpheli kılmak,hile edip aldatmak,başka surette göstermek,gizlemekتَلْبِيسٌ (ج) تَلْبِيسَاتٌ
kalabalık,çokluk,yoğunluk,izdiham,muzamaha edip sımsıkı olmak,kalabalık edip sıkışmak,itişme,muzamaha edip sımsıkı olmak,kalabalık edip sıkışmak,çoklukإِزْدِحَامٌ (ج) إِزْدِحَامَاتٌ ، إِكْتِظَاظٌ ، زِحَامٌ ، زَحْمٌَ، كَثْرَةٌ
karışmak,karma karışık olmak,kan galebe edip kaynamak,süt çoğalmak,bir kimsenin üzerine hamle edip üstün olmak,kan tutmakتَبَيَّغَ : تَبَيُّغاً
iplik eğirmek,kadınların sobetinden haz edip yanlarından ayrılmamak,kadınlara şaka ve latife etmek,nisvan sohbetinden haz edip latife etmekإِغْزَالٌ (ج) إِغْزَالاَتٌ
lütüf edip sevgi ve sevmeklik göstermek,yaltaklanmak,yağ çekmek,dalkavukluk etmek ,övmek,yağcılık etmek,göklere çıkarmak,telattuf edip arz ve izharı bendeki ve muhabbet etmek,yaltaklanmakتَمَلّقَ : تَمَلُّقاً و تِمْلاَقاً
cima edip inzal olmadan gayri avrata cima edip onada inzal olmakفَهْرٌ
Allaha tevekkül etmek,güvenmek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,Allaha teslim olmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamakAllaha tevekkül etmek,güvenmek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,Allaha teslim olmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamak,Allaha teslim olmak,işini Allaha bırakmak,güvenmek,yetinmek,yorulmak,güç yürümek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamak,vekil olmakوَكَلَ ـِـ وَكْلاً ووُكُولاَ ووَكَالَةً إِلَي ، ب ، عَلَي
bir şeyi tek tek ayrı ayrı yapmak,ibadet için bir köşeye çekilmek,görüşünde tek başına kalmak,despot olmak,müstebit olmak,ihtilatı nasdan mücanebet edip uzlet ve inzivayı ihtiyar etmek,tefrik edip ayırmakفَرَّدَ : تَفْرِيداً
iplik eğirirken iği,kirmeni döndürmek,çevirmek,iplik eğirmek,kadınların sobetinden haz edip yanlarından ayrılmamak,kadınlara şaka ve latife etmek,nisvan sohbetinden haz edip latife etmekاَغْزَلَ : إِغْزَالاً
hayvana eyer vurmak,mum yakmak,nesne tezyin etmek,davarı yabana salıvermek,göndermek,salak edip boşamak,teshil edip kolaylık vermek,taramak,davarı otlamak için meraya salmak ve hatuna talak vermek,ayırmakتَسْرِيحٌ (ج) تَسْرِيحَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Blog

Çevirmenin Sesi Projesi: Trakya Üniversitesi Çeviri Topluluğu


Google Nasıl Yerelleşiyor?


Web Sitesi Yerelleştirme için 5 İpucu


Yeni Normaller: Çeviri Yapan Akıllı Maske


ÇEVBİR Dünya Çeviri Gününü Kutluyor!


Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid