1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılık kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılık تَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birbirinin kollarını koynuna atıp sarmaşmak ve koçuşmak,birbirinin boğazına atılıp kavuşmak,sarılmakإِعْتِنَاقٌ (ج) إِعْتِنَاقَاتٌ
birbirinin kollarını koynuna atıp sarmaşmak ve koçuşmak,birbirinin boğazına atılıp kavuşmak,sarılmak,boynuna sarılmak,boğaz boğaza gelmek,günah çok olmakإِعْتَنَقَ : إِعْتِنَاقا، هُ
birbirinin boynuna sarılan,birbirinin boynuna sarıcı olanمُتَعَانِقٌ
iki nesne birbirine muhalif olmak,birbirinden ayrı ve başka olmak,çelişki,muhalefet,başkalık,fark,farklılık,muhalif olmak,tezad hasıl etmek,çelişmek,zıtlık,zıddıyet,muhalefet,çelişme,iki şeyin birbirinin zıddı olması,zıddıyet,çelişme,iki şeyin birbirinin zıddı olması,değişme,varvasyonتَبَايُنٌ (ج) تَبَايُنَاتٌ : تَنَاقُضٌ: مُبَايَنَةٌ و يقال تباين العدد و تباين الآراء
birbirinin üstün koyduجَعَلَ بَعْضَهُ فَوْقَ بَعْضِ
birbirinin üzerine sıçraşmakتَوَاثُبٌ (ج) تَوَثُبَاتٌ
birbirinin burnunu kanatmamakعدم إصابة أحد الآخر بأي أذي
birbirinin üzerine sıçramak,sıçraşmakتَوَاثَبَ : تَوَاثُباً
birbirinin elini sıkmak,tokalaşmakتَصَافَحَ : تَصَافُحاً
birbirinin izine değip gitmekَتَطَارُقٌ (ج) تَطَارُقَاتٌ
birbirinin dudaklarından öpmek,öpüşmekتَلاَثَمَ : تَلاَثُماً
çekirge birbirinin üzerine bingeşmekمُرَادَفَةُ الجَرَادِ
birbirinin başını yaralamak,kırmakشَاجَّ : مُشَاجَّةً و شِجَاجاً
birbirinin üzerine toplanmak,yığılmakتَعَكَّنَ : تَعَكُّناً
eşyaları birbirinin içine soktuأَغْمَدَ الأَشْيَاءَ : أَدْخَلَ بَعْضَهَا فِي بَعْضٍ
ardıl,birbirini izleyen,takip eden,ardışık,birbiri ardınca gelen,fasılasız,aralıksız,birbiri ardınca gelen,birbiri ardınca vuku bulan veya hasıl olan,her tarafı uygun ve müsavi olan,her ilim ve fende vukuf ve malumatı bir derecede ve müsavi olanمُتَتَابِعٌ : مُتَتَالِي و يقال فرس مُتَتَابِعُ الخَلْقِ و رجل متتابع العِلْمِ
ardınca olmak,izlemek,birbiri ardınca olmak,tabi olmak,şarkı söyleyene yüksek sesle eşlik ve refakat etmekتَاليَ : مُتَالاَةً
ardınca olmak,izlemek,birbiri ardınca olmak,tabi olmak,şarkı söyleyene yüksek sesle eşlik ve refakat etmekتَالَي : مُتَالاَةً ، هُ
birbiri ardınca gelen,fasılasız,aralıksız,birbiri ardınca gelen,ard arda,ardışık,peşi sıraمُتَتَالِيٌ
birbiri ardınca,arda arda,birbirinin ardınca olmakتَتْرَا و في القرآن
ardına gitmek,arkasından gelmek,ardınca gitmek,arka çevirmek,ardınca uymak,yüzünü döndürmek,sırt çevirmek,ardına dönmek,sonunda görmek,anlamak,tercih etmekإِسْتَدْبَرَ : إِسْتِدْبَاراً ، مِنْ ، هُ
ardınca göndermek,gitmek,ardınca uydurmak,takip etmek,izlemek,geçmek,havale etmek,bir şeyi bir şeye tabi etmek,takip ettirmek,ihale ve tavfiz etmek,taahhüt ve eman ve mühlet vermek,alacağın bir miktarını borçlunun zimmetinde bırakmakأَتْلَي : إِتْلاَءً و يُقَالُ لاَ دَرَيْتُ و لاَ أَتْلَيْتُ
uğurlamak,yollamak,ardınca gitmek,kaldırmak,yolcu etmek,geçirmek,cenazeyi uğurlamak,tevdi etmek,ardınca gitmek,kaldırmak,yolcu etmek,geçirmek,bir adamı gönderi göndermek,Şiileştirmekشَيَّعَ : تَشْيِيعاً ، هُ
uymak,tabi olmak,izlemek,imtisal etmek,peyrev olmak,tebeiyyet etmek,izince gitmek,ardınca gitmek,arkasında yürümek,uymak,izince gitmek, ardınca gitmek,takip gitmek,ittiba etmekإِتَّبَعَ : إِتِّبَاعاً
yardım etmek,dost olmak,korumak,taraftar olmak,desteklemek,taraftar olmak,sevmek,iki şeyi birbiri ardınca kılmak,,sevmek,iki şeyi birbiri ardınca kılmakوَالَي : مُوَالاَةً و وِلاَءً بَيْنَ
birbirini takip eden,izleyen,ard arda gelen,birbiri arkasından gelen,birbiri ardınca gelen,mütevatir,sık,izleyen,ard arda gelen ,biribiri arkasından gelen,birbiri ardınca gelenمُتَوَاتِرٌ : مُتَعَاقِبٌ
ardınca gitmişمقتفي
ardınca gitmekإتباع بالمعية ، رفاقة ، إقتفاء ، تبعية ، إتباع ، إقتفاء ، تتبع ، إقتصاص ، إستدبار ، تعقيب ،
ardınca (zf)عقب ، متعاقبا، تعقيبا ، في عقب ، متوالي ، بالتتابع ، بالتوالي ، خلف
birbiri ardıncaمتعاقبا ، متتابعا ، متواليا ، متلاحقا ، قطر بعد قطر ، غير منقطع ، عديم الإنقطاع ، دائم ، متوالي ، متعاقب ، متوال ، علي التوالي
iki kişi arkadaş olmak,arkadaşlık etmek,arkadaş olmak,arkadaş tutmak,eşlik yapmak,birlikte yaşamak,dost edinmek,birbirine yoldaş olmak,musahabet etmekإِصْطَحَبَ : إِصْطِحَاباً ، هُ
arkadaş olmak,beraber olmak,eşlik etmek,birini refik,arkadaş olmak,eşlik etmek,arkadaşlık etmek,sohbet etmek,yoldaş olmak,birine arkadaş olmak,refakat etmekرَافَقَ : مُرَافَقَةً ، هُ
hüsnü ülfet edip hemdem olmak,arkadaş olmak,arkadaşlık,eşlik,refakat,sahip ve yar olmak,dost olmak,sohbet,kafadarlıkصُحْبَةٌ
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
arkadaş istemek,bir şeyden faydalanmak,manfaatlanmak,yararlanmak,birbirine yoldaş arkadaş olmak,bir kimse ile yol arkadaşlığı yapmak,yoldaşlaşmak,kap dolmak,bitişmek,hacet talep etmek,dirseği üzerine dayanmak,yaslanmakإِرْتَفَقَ : إِرْتِفَاقاً بِ ، عَلَي ، مِنْ و تَقُولُ بِكَرَمِكَ أَثقُ و عَلَي سُؤْدَدِكَ أَرْتَفِقُ أَيْ أَتَوَكَّأُ
davar yavuzluk ettikten sonra yavaşlamak,yarlık ve yoldaşlık etmek,arkadaş olmak,ahbap olmakأَصْحَبَ : إِصْحَاباً لِ ، هُ
arkadaşlık etmek,arkadaş olmak,bir kimsenin yanında bulunmak,refakat etmek,eşlik etmek ,arkadaş olmak ,bir kimsenin yanında bulunmak , refakat etmek , eşlik etmek , arkadaşlık etmek,arkadaş olmak,yoldaş olmak,dost ve beraber olmak,arkadaşlık etmek,bir kimsenin yanında bulunmak,refakat etmek,eşlik etmek,arkadaşlık etmekصَحِبَ ـَـ صُحْبَةً و صَحَابَةً و صِحَابَةً ومَصْحَباً
dost,kafadar,arkadaş,doğru sözlü,gerçek dost,arkadaş,yar,candan ahbap,sevgisinde samimi olan arkadaş,doğru sözlü,gerçek dost,kafadar,arkadaşصَدِيقٌ (ج) أَصْدِقَاءُ و صُدَقَاءُ و صِدْقَان
samimi,dost,candan arkadaş,senli benli olmak,hakir ve alçak görmek,deve sağıcısına alışkın olmakبَسَاَ ـَـ بَسْئاً و بَسَاءً و بُسؤاً بِ
gizli olmak,vadiye girmek,devenin kollarını sıkı bağlamak,karnına vurmak,işin içini bilmek,vakıf olmak,içine hastalık girmek,sıtma,ateş nöbeti içine tesir etmek,geçmek,içli dışlı,samimi olmak,hususi arkadaş olmak,بَطَنَ ـُـ بَطْناً و بُطُوناً و بِطَانَةً لِ ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
iki arkadaş olmakتَزَامُلٌ
birbirne arkadaş olmakتَرَافُقٌ (ج) تَرَافُقَاتٌ
birlikte şarap içen arkadaş,hem kadeh olan kimse,arkadaş,padişah musahibi,nedim,kafadarنَدِيمٌ (ج) نِدَامٌ و نُدَمَاءُ
arkadaşlık,arkadaşlık etmek,yardımlaşmak,dostlaşmak,musahabe,birlikte olmak,arkadaş olmak,beraber oluş,musahiplikمُصَاحَبَةٌ
arkadaş olup beraber olmakإستصحاب ، ترادف
eşleşmek,eş etmek,çiftleşmek,bir birine eş olmak,çift olmak,nikah ile birbirine karı ve koca olmak,nikahla evlenmek,tehhül etmek,bir yee cem olmak,toplanmak,birbirine karışmak,birbirine yaklaşmak,birbirinden alıp vermek,birbirine benzemekإِزْدَوَجَ : إِزْدِوَاجاً
birbirine yaklaşmak,toplanmak,adımları yakın ve sıkı atarak yürümek,adımlar birbirine yakın olmak,daralmak,dar olmak,ahlakı kötü olmak,ahlaksız olmakتَآزَفَ : تَآزُفاً
birbirine müsavi ve müşabih olmak,birbirine benzemek,birbirine bila kesir taksim kabul etmekتَماثَلَ : تَمَاثُلاً
eşyalar birbirine benzemeyip çeşitli olmak,ayrı ayrı cinsten olmak,birbirine muhtelif ve muğayir olmak,başkalamakتَغَايَرَ : تَغَايُراً
birbirine karışıp sayımı mümkün olmamak,bulanmak,bulanık olmak,gece gayet karanlık olmak,pek kararmak,savaşçılar birbirine karışmak,gelip gitmek,dönmek,çoğalmak,yağmur şiddetlenmek,askerler savaşta birbirine karışmak,yel toz getirmek,bir şey öoğalıp kalabإِعْتَكَرَ : إِعتِكَاراً
taşlar vesaire dizilmek,istif olmak,kavim safta birbirine katılıp yapışmak,dişler birbirine yakın olmak,yaklaşmak,sıklaşmakإِرْتَصَفَ : إِرْتِصَافاً
bitki,ot uzayıp çok olmak,çok uzun olmak,birbirine sarılmak,sarmaş dolaş olmak,yerin otu birbirine sarılmak,bitişmek,kavimin sayısı çoğalmakإِئْتَصَرَ : إِئْتِصَاراَ
sarılmak,sarınmak,sarmaşmak,bürünmek,sarlanmak,sıklaşmak,sık sakallı olmak,gür sakallı olmak,örtülmek,yılan çöreklenmek,halkalanmak,toplanmak,çiçekler bürüm bürüm katmer katmer olmak,ziyade sıklığından birbirine dolaşmak,dürülmek,burulmak,çok olmak,bir şey etrafından toplanmak,sarmaş dolaş olmak,elbisesine bürünmek,ot birbirine girmek,sarmak,ambalajlamak,إِلْتَفَّ : إِلْتِفَافاً بِ ، فِي ، عَلَي ، حَوْلَ
karışık olmak,birbirine karışmak,bir şeyin anlaşması güç,zor olmak,işkillendirmek,örtülü olmak,benzemek,işkillenmek,örtülmek,belirsiz olmak,karışık ve kapalı olmak,muğlak olmak,şüpheli ve kuşkulu olmakإِلْتَبَسَ : إِلْتِبَاساً بِ ، عَلَي ..
birbirine uymak,birbirine uygun olmak,uyum,tevafuk,,kombinasyon,uzlaşmaتَوَافُقٌ
birbirine uymak,birbirine uygun olmak,uyum,tevafuk,,kombinasyonتَوَافُقٌ
hırsızlık yapmak,hırsız olmak,harami olmak,dişleri sık olmak,omuzları birbirine yakın olmakلَصَّ ـَـ لَصّاً و لَصَاصاً و لَصَصاً و لُصُوصِيَّةً و لَصُوصِيَّةً
bir hususta birbiriyle anlaşmak,uyuşmak,ittifak etmek,yardımlaşmak,birbirine uymak,birbirine uygun olmakتَوَافَقَ : تَوَافُقاً فِي
birbirine benzemek,birbirine müşabih olmak,uymakتَشَاكُلٌ (ج) تَشَاكُلاَتٌ
bir hususta birbiriyle anlaşmak,uyuşmak,uzlaşmak,ittifak etmek,yardımlaşmak,birbirine uymak,birbirine uygun olmakتَوَافَقَ : تَوَافُقاً فِي
herkese uyan,birine gayretle tabi olan,uysal,uyan,taraftar,uysal,tabi,tabi olan,uyanlar,tabi olanlar,peyrev ,cemaat,topluluk,hayvanların ayaklarıتَبَعٌ (ج) أَتْبَاعٌ : تَابِعٌ *و يقال رَجُلٌ تَبِعٌ ، و يقال هم تبعه و أتباعه اي جماعته و دابّة شديدة التبع
uymak,tabi olmak,tebeiyyet ettirmek,tabi kılmak;araştırmakتَبَّعَ : تَتْبِبعاً ، هُ
boyun eğdirmek,uydurmak,tabi tutmak,tabi etmekأَخْضَعَ : إِخْضَاعاً لِ ، هُ
boyun eğdirmek,uydurmak,tabi tutmak,tabi etmekأَخْضَعَ : إِخْضَاعاً لِ
yardımcı,muin,nasır ,verecekli,medyun,uyucu,tabi,bir yaşlı ve ikisine girmiş dana,uyan,tabi olan,hizmetçi,tabi,itaat ve imtisal edici olan,peyrev,henüz anasından ayrılmamış bir yaşında tosun,boynuzlarıyla kulakları müsavi olan tosunتَبِيعٌ (م) تَبِيعَةٌ (ج) تِبَاعٌ و تَبَايِعُ : ناصر ، معين : و في القرآن
tabi olmuş,metbu,uymuş,kendisine tebeiyyet ve itaat olunan,kendine uyulan kimse çelimsşz,zayıf,kuru,nahivde irapta diğer bir kelimenin tabi olduğu kelimeمَتْبُوعٌ تَقُول كُنْ مَتْبُوعا لاَ تَابِعاً
a,e boyun eğen,tabi olan,hudu ve gönül alçaklığı ile muttasıf olan,itaat eden,tabi olan,bağlıخَاضِعٌ لِ
tabi,tabi olan,uyan,uyucu,tebeiyet edici,takip eden,ilave,ek,asıl olmayan bölüm,kısım,bende,uyuntu,itaat edici,iktida ve imtisal edici,birinin hükmü altında olan,hizmetçi,uşak ,nahivde makablinin irabına tabi olan mamül,bağlı,olan,uydu,uyuntu,peyk,mükellef,yardımcı koruyucu,devam,ek,ilaveتَابِعٌ (م) تَابِعَةٌ (ج) تَبَعٌ و تُبَّعٌ و تَبَعَةٌ و تِبَاعٌ و تَوَابِعُ
uymak,tabi olmak,birine diğerine tabi etmek,tebeiyyet ettirmek,arkasında düşüp araştırmak,teftiş,tahkik ve tetebbü etmek,okuyan okusuğunu parmakla veya diğer bir şeyle göstermekتَبَّعَ : تَتْبِيعاً
sevk olunmak,kapılmak,sürüklenmek,sürülmek,sürülüp gitmek,haydanmak,tabi ve peyrev olmak,tabi ve peyrev olmak,insiyakإِنْسِيَاقٌ (ج) إِنْسِيَاقَاتٌ
sürülmek,ardından sürülüp gitmek,sevk olunmak,haydanmak,sevk olunmak,kapılmak,sürüklenmek,tabi ve peyrev olmak,uymak,tabi olmak,münkad olmakإِنْسَاقَ : إِنْسِيَاقاً
uymak,tabi olmak,arkası sıra gitmek,takip etmek,arkadan yetişmek,ardınca gitmek,izince gitmek,uydurmak,tabi kılmak,ardı sıra getirmek,ilhaketmek,ilave etmek,kovalamak,katmakأَتْبَعَ : إِتْبَاعاً و منه قوله تعالي
seçmek,üründülemek,tercih etmek,yeğlemek,ihtiyar ve intihap etmek,bir şeyi bir şeye tabi etmek,kesb-i ehemmiyet etmek,üstün tutmak,tahsis etmek,tabi kılmak,bezi yumaşak etmekآثَرَ : إِيْثَاراً بِ ، علي ومنه قوله تعالي
yetişmek,yetiştirmek,birleştirmek,eklemek,ilhak etmek,yeriştirmek,erişmek,ulaşmak,ulaştırmak,peşine takmak,tabi kılmak,tabi kılmak,ilave etmek,sonradan katmak,çatmak,zam etmek,eklemek,içine almak,vermekأَلْحَقَ : إِلْحَاقاً بِ ، هُ
vezin ve kafiyee muvafık olarak bir kelimeyi takip eden lafz-ı mühmel ve bunu istimali ve irabın veya harekenin makabline tabi olması,itba,uydurmak,tabi kılmak,manayı takviye için önceki kelimeye denk bir kelime getirmek (كثير بثير او خبيث نبيث) gibi.إِتْبَاعٌ (ج) إِتْبَاعَاتٌ و يقال حسن بسن و كثير بثير
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
arkadaşlık,arkadaşlık etmek,yardımlaşmak,dostlaşmak,musahabe,birlikte olmak,arkadaş olmak,beraber oluş,musahiplikمُصَاحَبَةٌ
yardım etmek,yardımlaşmak,birbirine arka olmak,birleşmekتَضَافَرَ : تَضَافُراً
bir hususta birbiriyle anlaşmak,uyuşmak,ittifak etmek,yardımlaşmak,birbirine uymak,birbirine uygun olmakتَوَافَقَ : تَوَافُقاً فِي
anlamdaş (gr)مترادف المعاني ، مشترك في المعني ، مرادف
Anlamdaş,eşanlamlıمرادف ، مترادف
bir hususta birbiriyle anlaşmak,uyuşmak,uzlaşmak,ittifak etmek,yardımlaşmak,birbirine uymak,birbirine uygun olmakتَوَافَقَ : تَوَافُقاً فِي
kuvvet tutmak,muhkem olmak,kuvvetlenmek,güçlenmk,yardım istemek,kola almak,yardımlaşmak,dayanışmak,itimat etmek,güvenmek,yardım görmek,beslemek,bakmakإِعْتِضَادٌ (ج) إِعْتِضَادَاتٌ
kuvvet tutmak,muhkem olmak,kuvvetlenmek,güçlenmk,yardım istemek,kola almak,kucaklamak,yardımlaşmak,dayanışmak,itimat etmek,güvenmek,yardım görmek,beslemek,bakmakإِعْتَضَدَ : إِعْتِضَاداً بِ،هُ
anlamdaş,eşanlamlı,ortak anlamlı olan,müradifمُرَادِفٌ
yardımlaşmakتعاون ، تعاضد ، إنضمام الإعانة، مقارنةالعون و النصرة ، تظاهر ، تناصر ، مقارنة الإعانة
eş anlamlı,iki anlamlı,anlamdaş,müteradif,ortak anlamı olanمُتَرَادِفٌ
toplanıp yardımlaşmakتَغَايَي : تَغَايُياً
yardımlaşmak,yardım etmekعَاوَنَ : مُعَاوَنَةً عَلَي ، هُ
bir hususta yardımlaşmakتَدَامَجَ : تَدَامُجاً
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
ibaret olmak,eczası karışımakla hasıl olmak,bileşmek,bingeşmek,terekküpتَرَكُّبٌ (ج) تَرَكُّبَاتٌ
kelime eş anlamlı olmak,bingeşmekتَرَادَفَ : تَرَادُفاً
binişmek,bingeşmek,bir nesneyi su örtmekتَدَاؤُمٌ
korkmak,titremek,kalabalık olmak,çekirge birbirinin üzerine bingeşmek,artlaşmak,üst üste binmekإِرْتَهَشَ : إِرْتِهَاشاً
üst üste koymak,binmek,binişmek,bingeşmek,birbirine bağlanmak,kenetlenmek,terkip olunup mürekkep olmakتَرَاكُبٌ (ج) تَرَاكُبَاتٌ
asılmak,ilişmek,ilgilenmek,takılmak,ait olmak,raci olmak,ilişkili olmak,asılmak,yapışıp ilişmek,bağlı olmak,bir nesne diğer bir nesne ile tek nesne olmayıp aşağısında veyahut bir yanında vaki olarak ona bittişik ve müstenit olmak,muhabbet etmek,bir kimseye karabet yahut diğer bir müşareket münasebetiyle best ve bend olmakتَعَلَّقَ : تعَلُّقاً بِ
sarmak,toplamak,dürmek,bükmek,damar bingeşmek,ağaçlar samaş dolaş olmak,savaşta iki bölüğü birbirine karıştırmak,oburcasına yemek,katmak,eklemekلَفَّ ــُـ لَفّاً ، هُ
çekirge birbirinin üzerine bingeşmek,artlaşmak,üst üste binmek,harekete geçmek,dolmak,deprenmek,çalkanmak,bela çoğalmak ve şiddetlenmek,kavim kalabalık olmakإِرْتَهَسَ : إِرْتِهَاساً
arık olmak,bir et bir kemik olmak,yaratılıştan zayıf,cılız,ince ve narin olmak, çelimsiz olmak, zayıflamakنَحُفَ ـُـ نَحَافَةً
beslemek,iyal ve evladın nafakalarına bakıp kayırmak,bir kimsenin çoluk çocuğu çok olmak,fakir olmak,yoksul olmak,düşkün olmak,haris olmak,ağlayıp çağırmakla sesini yükseltmek,bir nesneyi istemek,aramak,talep etmekأَعَالَ : إِعَالَةً
ayrılmak,bir şey diğerinden meziyetli ve üstün olmak,ayırmak,ayrılıp bir tarafa çekilmek,seçilmek,seçkin olmak,üstünlük olmak,yalnız olmakإِمْتَازَ : إِمْتِيَازاً بِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
bir kimsenin çoluk çocuğu çok olmak,düşkün olmak,haris olmak,bir şeyi aramak,talep etmek,yoksul olmak,fakir olmak,iyal ve evladın nafakalarına bakıp kayırmak,fakirlik ve sefaletإِعَالَةٌ (ج) إِعَالاَتٌ : فَقْرٌ
fakir olmak,kılsız,tüysüz olmak,kıl tüy az olmak,yer otsuz olmak,bir yere kıtlık kuarklık uğramak,bir kimsenin malını alıp fakirleştirmekأَمْعَرَ : إِمْعَاراً ، هُ
bir şey kıymetli,değerli olmak,cömert olmak,cömert ve alicenap olmak ,değerli olmak , kerim olmak,bulut çok yağmurlu olmak,bir kimse iyi ahlaklı olmak,yer bol ve bereketli ürün vermek,,cömert olmak,kerim olmak,bulut yağmur yağdırmakكَرُمَ ـُـ كَرَماً وكَرَمَةً وكَرَامَةً
kilit kelime,anahtar kelimeكَلِمَةٌ مِفْتَاح أَي دَلِيلهُ
edat,ilgeç,alet,ilgeç,avadanlık,harp aleti,silah,malzeme,takım,araç,gereç,enstrument,pusat,parça,harf,kelime,sebep,isim ile fiil maadası olan kelimeأَدَاةٌ (ج) أَدَوَاتٌ : آلَةٌ ، سَبَبٌ
kelimeكَلِمَةٌ
Kelime kelimeكلمة فكلمة
basit kelimeكلمة بسيطة ، كلمة سهلة
kilit kelimeكلمة مفتاح
kelime,sözcükبِنْتُ الشَّفَهِ : كَلِمَةٌ
Kelime,sözكلِمةٌ ، كَلاَمٌ
Kelime,sözكلمة
kelime,sözنَاغِيَة : كَلِمَةٌ
kelime (ar)كلمة ، حرف
son kelimeآخر كلمة
söz,kelime,kelamبِنْتُ الشَّفَةِ
iyi çıkmayan kelimeالكلمة التي لم تظهر بصورة جدة
anahtar kelime,sözcükكلمة مفتاح، كلمة مفتاحية
koyuna es es deyip haykırmakأُسْؤُسْ !
harar,denk,eş,çuval,yüktayı ve dengi,heybe,torba,harar,misil,eşعِدْلٌ (ج) أَعْدَالٌ و عُدُولٌ يقال هذا عدل ذاك الحمل اي نصفه
kefil,kefil olan,garantör,borcu üzerine alan,eş,denk,kefalet eden ,garantör,borcu üzerine alan,eş,benzer,boyunكَفِيِلٌ (ج) كُفَلآءُ : ضَامِنٌ
eşleşmek,eş etmek,çiftleşmek,bir birine eş olmak,çift olmak,nikah ile birbirine karı ve koca olmak,nikahla evlenmek,tehhül etmek,bir yee cem olmak,toplanmak,birbirine karışmak,birbirine yaklaşmak,birbirinden alıp vermek,birbirine benzemekإِزْدَوَجَ : إِزْدِوَاجاً
Mekkei Mükerremede bazı malum olan hudut dahilinde olan mevziyi şerifki haremullah ve haremirresül denilir ve hanelerde karılara mahsusu olan daire ve odalar,karı,hatun,eş,zevce,hanım,Mekke yöresi,harem,kutsal,mukaddes,kutsal yer,Mekke ile Medine,Muharrem,yerleşke,avlu,eş,karıحَرَمٌ (ج) أَحْرَامٌ (تث) حَرَمَان و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
Tembih : İngilizcede müfred sigası mastarın sonuna bir ‘’ s’’ ilave etmekle teşkil olunur,eğer mastar ‘’s,x,sh,z,ch’’ yahut ‘’o’’harflerinden biriyle sona eriyorsa o zaman ‘’es’’ ilave edilir .eüer sonunda ‘’y’’ ve önünde bir sesiz harf bulunan fiillerde ‘’y’’ harfi ‘’i’’ harfine dönüştükten sonra mezkur ‘’es’’ harfleri konulur.تَنْبِيهٌ : فِي الإِنْجِلِيزِيَّةِ صِيْغَةُ المُفْرَدِ الغَائِبِ مِن المَصْدَرِ بِزِيَادَة حَرْف s فِي آخِرِه و إِذَا إِنْتَهَي المَصْدَرِ بأحَدِ الحُرُوفِ s -x-sh-ch-z -o أُضِيف إِلَيْهِ es و الأَفْعَال الّتي فِي خره َ مَسْبُوقاً بِحَرْفِ ساكِن يُسْتَبْدَلُ حَرْف y بِحَرفِ i و فِي آخِرِهِ يُوضَعُ الحَرْفَان المَذْكُورَان es
eş (is)الرفيق وهو الفرد من كل مزدوج ، زوج و زوجة ، إمرأة ، حرم ، قرين ، قرينة ، ، حليلة ، مثل ، نظير ، عدل ، عديل ، رفيق ، صاحب ، مماثل ،أليف ، مثيل ، توأم ، مشابه ، مماثل ، مساو ، شفع
زوج ، مثل ، نظير ، مماثل ، معادل ، رفيق ، محبوب
رفيق ، الفرد من كلّ زوج
es !هبّ !
الزوج و الفرد من كل شيئ والرفيق
نظير
esذهن
زَوْجٌ ضِدُّ الفَرْدِ
زوج ، زوجة أحفر
eş anlamlı,iki anlamlı,anlamdaş,müteradif,ortak anlamı olanمُتَرَادِفٌ
anlamlıذو معني ، ذو مدلول ، ذات دلالة
anlamlı ziyaretزيارة ذات دلالة
anlamlı,manalıذُو مآلٍ
iki anlamlıذو المعنيين ، ذوالتورية، ذوالوجهين، مترادف
mecazi anlamlıمَجَازِيُّ لمَعْنَي
eş anlamlı sözlerأَلْفَاظٌ مُتَرَادِفَةٌ و مُتَجَانِسَةٌ
iki anlamlı olarakبالتورية، علي طريق التورية
eş anlamlı sözcüklerكلمات مترادفة
eş anlamlı operasyonlarعَمَلِيَّاتٌ مُتَزَامِنَةٌ
eş anlamlı kelimelerكَلِمَاتٌ مُتَرَادِفَةٌ
eş anlamlı (ed)مترادف
tevriyeli,iki anlamlıذُو التَّوْرِيَةِ
kelime eş anlamlı olmak,bingeşmekتَرَادَفَ : تَرَادُفاً
anlamdaş,eşanlamlı,ortak anlamlı olan,müradifمُرَادِفٌ
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
dengeli olmak,tartmak,iki şey tartılırken eşit ve dengeli olmak,tartıp almak,tartılmak,iki şey denk olmak,şiir vezne,kalıba uygun olmak,إِتَّزَنَ : إِتِّزَاناً و يُقالُ وَزَنَ المُعْطِيُ و إِتَّزَنَ العَاطِيُ كَمَا يُقَالُ نَقَدَ المُعْطِيُ و إِنْتَقَدَ الآخِذُ
eğilmek,bkülmek,iki kat olmak,iki kat olup kendine livata etmek,eğlenmek,çınmak,kırılmak,hünsa olmak,homoseksüel olmakإِنْخَنَثَ : إِنْخِنَاثاً
denkleşmek,dengeli olmak,iki taraftan ağırlık ve vezin eşit olmak,iki şey denk,eşit olmakتَوَازَنَ : تَوَازُناً
eksikli artıklı olmak,farklı olmak,iki şeyin arasını açılıp ıraklaşmak,birbirine uygun olmamak,başka türlü olmak,iki nesneden biri evsaf yahut miktar cihetiyle diğerini geçmek,ziyade olmak,birbirine benzememek,iki nesneden biri evsaf yahut miktar cihetiyle diğerini geçmek,ziyade olmakتَفَاوَتَ : تَفَاوُتاً
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
iki nesne birbirine muhalif olmak,birbirinden ayrı ve başka olmak,çelişki,muhalefet,başkalık,fark,farklılık,muhalif olmak,tezad hasıl etmek,çelişmek,zıtlık,zıddıyet,muhalefet,çelişme,iki şeyin birbirinin zıddı olması,zıddıyet,çelişme,iki şeyin birbirinin zıddı olması,değişme,varvasyonتَبَايُنٌ (ج) تَبَايُنَاتٌ : تَنَاقُضٌ: مُبَايَنَةٌ و يقال تباين العدد و تباين الآراء
araya girmek,arayere girmek,iki şey arasına girip engel olmak,mani olmak,iki nesnenin aralığına perde gibi girmekحَيْلُولَةٌ
zayıf olmak,zayıflamak,güçsüz olmak,mecalsiz,takatsız olmak,hastalanmak,sıhhatı gitmk,artmak,iki kat olmak,fazlalaşmakضَعُفَ ـُـ ضَعَافَةً و ضَعَافِِيَة ًو ضَعْفاً
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,ictinahإِجْتِنَاحٌ (ج) إِجْتِنَاحَاتٌ
iki kişi hoşnutlaşmak,rızalaşmak,iki taraftan razı olmak,uzlaşmakتَرَاضِيٌّ (ج) تَرَاضِيَاتٌ
sınmak,kırılmak,bozulmak,iki bükülmek,iki kat olmakإِخْتَنَثَ : إِخْتِنَاثاً
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,gemi karaya oturmak,yaslanmak,dayanmak,günah saymakإِجْتَنَحَ : إِجْتِنَاحاً
iki nesnenin aralığına perde gibi girmek,mani olmak,hail olmak,engel olmakحَيْلُولَةٌ
iki ayakların arası açık ve gergin olmak,dişler seyrek olmak,felç olmakفَلِجَ ـَـ فَلَجاً و فَلَجَةً
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
iki anlamlılıkنورية، إلتباس ، ترادف
Anlamdaş,eşanlamlıمرادف ، مترادف
anlamdaş,eşanlamlı,ortak anlamlı olan,müradifمُرَادِفٌ
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
dengeli olmak,tartmak,iki şey tartılırken eşit ve dengeli olmak,tartıp almak,tartılmak,iki şey denk olmak,şiir vezne,kalıba uygun olmak,إِتَّزَنَ : إِتِّزَاناً و يُقالُ وَزَنَ المُعْطِيُ و إِتَّزَنَ العَاطِيُ كَمَا يُقَالُ نَقَدَ المُعْطِيُ و إِنْتَقَدَ الآخِذُ
eğilmek,bkülmek,iki kat olmak,iki kat olup kendine livata etmek,eğlenmek,çınmak,kırılmak,hünsa olmak,homoseksüel olmakإِنْخَنَثَ : إِنْخِنَاثاً
denkleşmek,dengeli olmak,iki taraftan ağırlık ve vezin eşit olmak,iki şey denk,eşit olmakتَوَازَنَ : تَوَازُناً
eksikli artıklı olmak,farklı olmak,iki şeyin arasını açılıp ıraklaşmak,birbirine uygun olmamak,başka türlü olmak,iki nesneden biri evsaf yahut miktar cihetiyle diğerini geçmek,ziyade olmak,birbirine benzememek,iki nesneden biri evsaf yahut miktar cihetiyle diğerini geçmek,ziyade olmakتَفَاوَتَ : تَفَاوُتاً
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
iki nesne birbirine muhalif olmak,birbirinden ayrı ve başka olmak,çelişki,muhalefet,başkalık,fark,farklılık,muhalif olmak,tezad hasıl etmek,çelişmek,zıtlık,zıddıyet,muhalefet,çelişme,iki şeyin birbirinin zıddı olması,zıddıyet,çelişme,iki şeyin birbirinin zıddı olması,değişme,varvasyonتَبَايُنٌ (ج) تَبَايُنَاتٌ : تَنَاقُضٌ: مُبَايَنَةٌ و يقال تباين العدد و تباين الآراء
araya girmek,arayere girmek,iki şey arasına girip engel olmak,mani olmak,iki nesnenin aralığına perde gibi girmekحَيْلُولَةٌ
zayıf olmak,zayıflamak,güçsüz olmak,mecalsiz,takatsız olmak,hastalanmak,sıhhatı gitmk,artmak,iki kat olmak,fazlalaşmakضَعُفَ ـُـ ضَعَافَةً و ضَعَافِِيَة ًو ضَعْفاً
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,ictinahإِجْتِنَاحٌ (ج) إِجْتِنَاحَاتٌ
iki kişi hoşnutlaşmak,rızalaşmak,iki taraftan razı olmak,uzlaşmakتَرَاضِيٌّ (ج) تَرَاضِيَاتٌ
sınmak,kırılmak,bozulmak,iki bükülmek,iki kat olmakإِخْتَنَثَ : إِخْتِنَاثاً
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,gemi karaya oturmak,yaslanmak,dayanmak,günah saymakإِجْتَنَحَ : إِجْتِنَاحاً
iki nesnenin aralığına perde gibi girmek,mani olmak,hail olmak,engel olmakحَيْلُولَةٌ
iki ayakların arası açık ve gergin olmak,dişler seyrek olmak,felç olmakفَلِجَ ـَـ فَلَجاً و فَلَجَةً
birbirinin ardınca olmak,arkadaş olmak,birbirine tabi olmak,yardımlaşmak,hemraholmak,anlamdaş olmak,bingeşmek,bir kelime eş anlamlı olmak,iki anlamlılık,eşanlamlı olmak,iki anlamlılıkتَرَادُفٌ (ج) تَرَادُفَاتٌ : تتابع
iki anlamlılıkنورية، إلتباس ، ترادف
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Günün Kelimesi
Kelime Havuzu
- جَزِيرَةٌ (ج) جَزَائِرُ و جُزُرٌ و جُزْرٌ - ممكن الفهم، ممكن الإدراك ، سهل التفهم ، مفهوم ، معلوم ، مدرك ، يُفهم ، سهل الفهم - وَاسِطَةٌ (ج) وَسَائِطُ: وَسِيلَةٌ ، وَسِيطٌ ، شَفِيعٌ : - مُفْرِطٌ - تَنَازُعٌ ، تخاصم ، تقارع ، تصادم - اَعلي - مُكْتَسَبَاتٌ ثَوْرِيَّةٌ - عيادة الأسنان - أَرْخَي العِنَانَ - سُورَةُ الأَنْفَالِ - بَنَاةٌ و يقال جَارِيَةٌ بَنَاةُ اللَّحْمِ - نَفَّذَ العَمَلِيَّةَ - مُشَارٌ إِلَيْه (المُشَارُ إِلَيْهِ) - خَشْخَاشٌ - أُطْرُوفَةٌ (ج) أَطَارِيفُ : هَدِيَةٌ ، مُلْحَةٌ ، نُكْتَةٌ ، تُحْفَةٌ ، مُسْتَحْدَثٌ عَجِبٌ - عَلاَمَاتُ التَّعْذِيبِ - إشكال ، إبهام - دَخَلَ القَرَارُ حَيِّزَ التَّنْفِيذِ مُنْتَصَفَ اللَّيْلِ - وتدي ، كالوتد - شَفَقٌ أَحْمَرُ - أَضْغَانٌ جَمْعُ ضِغْنٍ - كَامِلٌ ، مُعَمَّرٌ ، مُعَبَأٌ - إِرْتِيَاعٌ (ج) إِرْتِيَاعَاتٌ - كَوَّمَ : تَكْوِيماً ، هُ - وَطَنِيٌّ - مُتَوَاضِعٌ - إِنْبَعَجَ الشَّيْئُ : إِتَّسَعَ - جَحَلَهُ - قُبَيلَ الحَصَادِ - ملعب
ElmaWarid