1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine bir bina vermek,birini evini yapmaya imkan vermek,birini karısıyla cima ettirmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine bir bina vermek,birini evini yapmaya imkan vermek,birini karısıyla cima ettirmek أَبْنَي : إِبْنَاءً ، هُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birine yaklaşmak,yakın olmak,birine azıcık su veya süt vermek,içirmek,suvarmakأَكْثَبَ : إِكْثَاباً إِلَي ، لَ ، مِنْ ، هُ
birine galebe çalıp musallat olmak,şahin galip olmak,laf vurmak,bir şeye alışıp dadanmak,birine hışımla hamle edip ahz ve kahr etmekبَزَا ـُـ بَزْواً بِ (كُر)
birine kefil olmak,kefalet etmek,birine kefalet vermek,birini kefil yapmak,şiddetli soğuk,taşlık,demir parçası,katılıkصَبَارَةٌ : كَفَالَةٌ
geri dönmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmek,birine geceleyin gelmekتَأَوَّبَ : تَأَوُّباً
koku yayılmak,yel esip hareket etmek,birine kılıçla vurmak,defetmek,savmak,damardan kan akmak,fışkırmak,birine bir şey vermek,saçı taramak,salıvermek,hayvan keskin tırnağıyla vurmakنَفَحَ ـَـ نَفْحاً و نَفَحَاناً و نُفُوحاً و نِفَاحاً
birine ortak olmak ,Cenab-ı Hakka şerik itikat etmek,birine ortak olmak,her bir kişinin payı olmakشَرِكَ ـَـ شَرْكاً و شِرْكاً و شَرِكَةً و ِشِرْكَةً و شَرَاكَةً ، هُ
birine peder demek,birine babam sana feda olsun,kurban olsun demek,baba çağırmak veya peder nazarıyla bakmakأَبَّي : تَأْبِيَةً
yalınayak,yalın ayak yürüyen,birine iyilik etmek niyetiyle halini pek soran ilim tahsili için pek çalışan ve birine işaret edip pek çok sürür ve ferah izhar eder olanحَافِي (ج) حُفَاةٌ و فِي الحدِيثِ الشَّرِيفِ
yararlandırmak ,asılandırmak,faydalandırmak,neşelendirmek,temettu ettirmek,tattırmak,menfaatlandırmak,birine bir şeyi istimal veyahut temlik ettirip kar ve menfaat vermek,menfaatlandırmak,birine bir şeyi istimalتَمْتِيعٌ (ج) تَمْتِيعاتٌ
birine güçlük,mihnet teklif etmek,birine tuğyan ve taaddi havale ve ithaf etmek,başka namazın vakti çatıncaya kadar namazı tehir etmek,güçlük,düşvarlık,kaplamak,yükletmek,yormak,bürümek,bitkinlik,canını sıkmakإِرْهَاقٌ (ج) إِرْهَاقَاتٌ
birine galebe çalıp musallat olmak,dil uzatmak,ezmak,kahr etmek,şahin galip olmak,laf vurmak,bir şeye alışıp dadanmak,birine hışımla hamle edip ahz ve kahr etmek,mağlup etmek,bozmakبَزَا ـُـ بَزْواً بِ ، هُ
birine güçlük,mihnet teklif etmek,gücü yetmediği şeyi yüklemek,birine tuğyan ve taaddi havale ve ithaf etmek,başka namazın vakti çatıncaya kadar namazı tehir etmek,canını sıkmak,kaplamak,yükletmek,yormak,bürümek,şiddet yetiştirmek,sıkıştırmak,baskı yapmaأَرْهَقَ : إِرْهَاقاً ، هُ
birine mezar yapmak,mezar kazmak,ok hedeften sapmak,dinden sapmak,kabre yarık,lahit yapmak,mücadele etmek,niza ve cidal etmek,birine boş sözler söyleyerek hakaret etmek,küfür etmek,dinsiz olmak,dinden dönmek,ateist olmak,haktan batıla sapmakأَلْحَدَ : إِلْحَاداً بِ ، عَنْ
kabul etmek,karşılamak,almak,razı olmak,birine kefil olmak,tasdik etmek,birine kefil olmak,bir şeyi kabul etmek,almakقَبِلَ ـَـ قَبُولاً و قُبُولاً و قَبَالَةً ومَقْبَلاً
yağmur suyunu bir çukura toplayıp hıfız etmek,birine malını sarfettirmek,yağmur sularını çukurda toplamak,suyu azaltmak,birinin yanındaki şeyi çekip eliboş bırakmak,kadın kesret-i cimala erkeği mecalsiz bırakmak,vermek,ata etmek,semirmek,birine malını sarfettirmek,yağmur sularını çukurda toplamakثَمَدَ ـُـ ثَمْداً و يقال إستثمدني فثمدته
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
bina,yapı,mebna,yapılmış,örülmüş bina bina,ev,temel,yapılmış bina,üzerine bina yapılan asıl ve temelمَبْنَيَ (ج) مَبَانِي
havaya doğru yükselmiş bina,yüce bina,yüksek binaمُشَيَّدٌ ومنه قوله تعالي
yapı,bina,mizac,fıtrat,heyet,bünye,yapı,bina ve şekil,tarz,suret,bina etmek,bünye,bina etmekyapı,bina,yaratılış,bir nesnenin aslı,yaratılış,fıtrat,terkip,yapının şekli,her nesnenin aslı,Kabei şerifبُنْيَةٌ : بِنْيَةٌ (ج) بُنيً و بِنيً ، مَا بُنِيَ ، خِلْقَةٌ ، فِطْرَةٌ
mebni,hiçbir şekilde son harfinin harekesi değişmeyen kelime,yapılmış,kurulmuş,bina olunmuş,bina,üzerine bina yapılan asıl ve temel,yapı,mebni,yapılmış,örülmüş bina,nahivde sonu irap kabül etmeyip bila sebep değişmez kalanمَبْنِيٌّ (م) مَبْنِيَّةٌ و قال مَبْنِيٌّ علي الفَتْحِ و عَلَي الضَّمِّ
bünye,yapı,bina,yaratılış,mizac,fıtrat,heyet,bünye,yapı,bina ve şekil,tarz,suret,bina etmek,yaratılış,bina etmekبُنْيَةٌ : بِنْيَةٌ (ج) بُنيً و بِنيً
yapı,bina,beden,beden mizacı,bina etmek,yapı yapmak,duvar örmek,kurmak,bina olunan şey,duvar,bünyan,bünyan,bina etmek,mukem yapılmış nesneبُنْيَانٌ : بِنَاءٌ : حائط و في التنزيل :
bina etmek,yapı yapmak,duvar örmek,kurmak,bünyan,bina olunan şey,yapı,duvar gibi yapı,yapı,bina,beden,beden mizacı,bünyan,bünyan,bina etmek,mukem yapılmış nesne,Kayseride Bünyan ilçesiبُنْيَانٌ : بِنَاءٌ ، حَائِطٌ ، قَضاءٌ تَابِعَةٌ لِمَدِينَةِ قَيْصَرِيَّةَ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ :
bina edici,bina yapıcı,kurucu,yaptırıcı olan,bani,inşa edenبَانِي (ج) بُنَاةٌ
antik bina,tarihi bina,anıt,abide,eserبِنَاءٌ أَثَرِيٌّ
bina edici,bina yapıcı,kurucu,yaptırıcı olan,bani,mason,duvarcı,usta,ören,örücüبَانِي (ج) بُنَاةٌ و أَبْنَاءٌ و (م) بَانِيَةٌ (ج) بَوَانٍو فِي المَثَلِ
bina,çatı,inşat,bina,yapı,yapılmış,inşaat,tesis,kurmak,yapı yapmak,bina inşa etmek,çatı,duvar temeli,bina,yapmak,çatı yapmak,inşa etmek,yapı yapmak,kurmak,yapılmış hane vesaire,cisim,beden,hasır,nahivde kelimenin sonu ilal sebebinden olmayarak değişmez bir hareke ile harekeli veya sakin olup irap kabül etmemesi,sarfta fiil çatısı,tesis etmek,kurulmuş şey,bina,dayamak,isnat etmek,kelime sonunun değişmemesi,bir hal ve hareket üzere olması,vücütبِنَاءٌ (ج) أَبْنِيَةٌ و بُنْيَانٌ (جج) أَبْنِيَاتٌ ، تَأْسِيسٌ ، إِنْشَاءٌ ، مَبْنَي ، جِسْمٌ ، و فِي الكَلاَمِ : لُزُومُ آخِر الكَلِمَةِ حالة وَاحدة و حَركة واحدة ، و فِي القُرْآنِ الكَِريمِ
bina yapmak,inşa etmek,oğulları olmak,birine iyilik yapmak,bina olunmak,yapılmak,çatılanmakإِبْتَنَي : إِبْتِنَاءً عَلَي ، هُ
bina etmek,yapı yapmak,duvar örmek,kurmak,bünyan,bina olunan şey,yapıبُنْيَانٌ
duvar sıvasıki kireç ve balçıktan olur,harç,sıva,deveye çağırıp kığırmak,bina yapmak,sıvamak,yükseltmek,bina yapmakشَيْدٌ
direk,sütün,bina,kadın doktor,tabibe,kız sünnetçisi kadın,üzüntülü,mahzun,kederli,tasalı kadın,muhkem,sağlam,bina v.s,Asiyeآسِيةٌ (ج) أَوَاسٍ : عَمُودٌ ، أُسْطُونٌ ، أُسْطُوَانَةٌ
birine bir bina vermek,birini evini yapmaya imkan vermek,birini karısıyla cima ettirmekأَبْنَي : إِبْنَاءً ، هُ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,mühlet vermek,kişiye yumuşak davranmak,süre vermek,sonraya bırakmak, tecil etmek,mühlet,süre vermek,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,katlandırmak,mühlet,süre vermek,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ
bir şeyden imtina etmek,geri durmak,avcı av tutmakta başarsız olmak,birini hacetinden geri çevirmek,birini hayırsız bulmak,cimri olmak,vermek,nesneyi uzaklaştırmak,aşındırmakأَوْجَي : إِيْجَاءً عَنْ ، هُ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,süre vermek,mühlet ve zaman vermek,tecil etmek,sonraya bırakmak,kişiye yumuşak davranmak,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,bekletmek,süre vermek,sonraya bırakmak,tacil etmemek,katlandırmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ و يُقُولُ العَرَبُ
birini naşalandırmak,öksürtmek,öksürmeye sebebiyet vermekأَسعَلَ : إِسْعَالاً ، هُ
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ َحْلاً ومُحُولاً و مِحَالاً و مِحالَةً
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ مَحْلاً ومِحَالاً
izin,destur vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermek,caiz kılmak,destur vermek,mükafaat vermek,sudan,geçmek,geçirmek,uygulamak,icra ve infaz etmek,yerine getirmekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
birini geri verilmek üzere tüyünden ve sütünden yararlanmak için dişi deveyi eyerti olarak vermekأَخْبَلَ : إِخْبَالاً ، هُ
görüşte zayıf,tutarsız ve gevşek olmak,çocuğa iyi gıda vermek,birini bir şeyden alı koymakنَأْنَأَ : نَأْنَأَةً فِي ، عَنْ
izin vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
miras bırakmak,varis kılmak,birini kendi varisi yapmak,malın faydasını birine vermek,yönetimi babadan oğula devr etmekوَرَّثَ : تَوْرِيثاً
sürgü çekmek,ödünç vermek,avans vermek,borca vermek,borç para vermek,peşin akçe vermek,selem alışverişini yapmak,malı sonra teslim almak üzere bedelini vermek,yerin alçağını ve yükseğini düzeltip beraber etmek,kadın kırkbeş yaşını geçmek أَسْلَفَ : إِسْلاَفاً إِلَي ، فِي ، هُ
birini birinin arkası sıra göndermek,birini birine imtisal ettirmek,kafiyelendirmek,uyaklandırmakتقْفِيَةٌ
birini hileye dşürmek,birini hcetinden geri çevirmekأَغَشَّ : إِغْشَاشاً ، هُ
evini süslediنَقَِشَ بَيْتَهُ
onun evini yıktıخَرَّبَ أَوْ هَدَمَ ببَيْتَهُ
evini satılığa çıkardıأَبَاعَ بَيْتَهُ
evini ona sattıبَاعَهُ دَارَهُ
evini kiremitle döşediأَقْرَعَ دَارَهُ آجُّراً : فَرَشَهَا بِهِ
evini başına yıkmakهدم بيته علي رأسه
evini barkını bırakıp terketmek,kaçmak,gitmek,ayrılmak,dağılmak,uzaklaşmak,derbeder olmak,dağılmak,evsiz barksız olmak,evini barkını bırakıp terketmek,kaçmak,gitmek,ayrılmak,uzaklaşmakتَشَرَّدَ : تَشَرُّداً
iç evini tanzim ettiرَتَّبَ بَيْتَهُ الدَّاخِلِيَّ
evini ona ipotek ettiرَهَنَهُ دَارَهُ
adam evini satlığa çıkardıأَبَاعَ الرَّجُلُ دَارَهُ
evini bilsem seni ziyaret ederimإِنْ أَعْرِفْ بَيْتَكَ أَزُورَكَ
kaç adamın evini ziyaret ettinبَيْتَ كَمْ رَجُلاً زُرْتَ ؟
evini söküp yere kadar indirdiخَفَأَ بَيْتَهُ : قوّضه فَألقاه علي الأرض
onu kendini evini yapmaya imkan verdiأَبْنَاهُ : مَكَّنَهُ أَنْ يَبْنِي بَيْتَهُ
hayvanını veya evini filana kiraya verdiأَكْرَي فُلاَناً دَابَّتَهُ او دَارَهُ
herhangi işi yapmaya çalışmak,say etmek,seğirtmek,uğraşmak,ara bozmak,yorulmak,çocuğuna kazanmak,süratli yürümek,herhangi işi yapmaya çalışmak,yorulmak,çoluk çocuğunun rızkını kazanmak,süratli yürümek,çabalamak,başarmak,işlemek,iş görmek,koşmak,say etmek,arayı bozmakسَعَي ـِـ سَعْياً و مَسْعَيً فِي
şeriat,yasa,kanun yapmak,vaaz etmek,batılı yok yola yaklaşmak,yapmaya başlamak,girişmek,yol etmek,dini açıklamak,etmek,ev cadde üstün olmak,yol açmak,yola yaklaşmak,yapmaya başlamak,yol açmak,yasamak,meşru kılmak,dini açıklamak,girişmek,yol etmekشَرَعَ ـَـ شَرْعاً و شُرُوعاً بِ ، لِ
iyilik yapmaya başladıأَخَذَ يَفْعَلُ الخَيْرَ
şöyle yapmaya başladıطَفِقَ يَفْعَلُ كَذَا
yapmaya devam ettiمَافِتِئَ
yapmaya,işlemeye başladıأَنْشَأَ يَفْعَلُ
şöyle yapmaya,işlemeye başladıأَنْشَأَ يَفْعَلُ كَذَا : شَرَعَ ، أَخَذَ
ilaç yapmaya dair kitapكتاب تركيب الأدوية
filan şeyi yapmaya başladıأَوْشَمَ يَفْعَلُ كَذَا
filanı iş yapmaya zorladıغَصَبَ فُلاَناً عَلَي الأَمْرِ
a, e..yapmaya başlamakطَفَقٌ
nesneyi kastetti,onu yapmaya çalıştıتَاقَ إِلَي الشَّيْئُ : قَصَدَهُ و هَمَّ بِفْعْلِهِ
a, e..yapmaya başlamak,girişmekطَفَقَ ـَـ طَفَقاً وطَفْقاً وطُفُوقاً
istemek,dilemek,bir işi yapmaya sevketmekشَاءَ ـَـ شَيْئاً و مَشِيْئَةً و مَشَاءَةً و مَشَائِيَةً و يَقُولُ العَرَبُ
bir işi yapmaya yönelmek,kast etmekحَدَّي : تَحْدِيَةً
mümkün kılmak,kudretli kılmak,imkan sağlamak,güçlendirmek,muhkem kılmak,imkan vermek,yerleştirmek,edebilmek,berkleştirmek,yaptırmak,kaftanı makine ile dikmekمَكَّنَ : تَمْكِيناً فِي ، لِ، هُ
güç,takat,imkan,güç yetmek,sığmak,iktidar,kuvvet,kudret,bol olmak,genişlik,imkan,iktidar,geniş olmak,iktidar,güç yetmek,sığmakوُسْعٌ : وِسْعٌ ، طَاقَةٌ و فِي القُرْآن الكَرِيمِ
her türlü imkanكل نوع إمكانية
imkan (ar)إمكان ، مجال ، فرصة
imkan dahilindeمُسْتَطَاعٌ
imkan sağlamakتوقير الإمكانيّات
imkan vermekتمكين ، تأهيل
imkan yokلاَ إِمْكَانَ
mecal,imkanمَجَالٌ
özel imkanفرصة خاصة
zayıf imkanإمكانية ضئيلة
geniş imkânإِمْكَانِيَّةٌ وَاسِعَةٌ
az imkanإِمْكَانِيَّةٌ ضَئِيلَةٌ
az imkânإِمْكَانِيَّةٌ ضَئِيلَةٌ
imkan,kudret,güçوُسْعٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
birine bir bina vermek,birini evini yapmaya imkan vermek,birini karısıyla cima ettirmekأَبْنَي : إِبْنَاءً ، هُ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,mühlet vermek,kişiye yumuşak davranmak,süre vermek,sonraya bırakmak, tecil etmek,mühlet,süre vermek,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,katlandırmak,mühlet,süre vermek,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ
bir şeyden imtina etmek,geri durmak,avcı av tutmakta başarsız olmak,birini hacetinden geri çevirmek,birini hayırsız bulmak,cimri olmak,vermek,nesneyi uzaklaştırmak,aşındırmakأَوْجَي : إِيْجَاءً عَنْ ، هُ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,süre vermek,mühlet ve zaman vermek,tecil etmek,sonraya bırakmak,kişiye yumuşak davranmak,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,bekletmek,süre vermek,sonraya bırakmak,tacil etmemek,katlandırmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ و يُقُولُ العَرَبُ
birini naşalandırmak,öksürtmek,öksürmeye sebebiyet vermekأَسعَلَ : إِسْعَالاً ، هُ
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ َحْلاً ومُحُولاً و مِحَالاً و مِحالَةً
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ مَحْلاً ومِحَالاً
izin,destur vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermek,caiz kılmak,destur vermek,mükafaat vermek,sudan,geçmek,geçirmek,uygulamak,icra ve infaz etmek,yerine getirmekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
birini geri verilmek üzere tüyünden ve sütünden yararlanmak için dişi deveyi eyerti olarak vermekأَخْبَلَ : إِخْبَالاً ، هُ
görüşte zayıf,tutarsız ve gevşek olmak,çocuğa iyi gıda vermek,birini bir şeyden alı koymakنَأْنَأَ : نَأْنَأَةً فِي ، عَنْ
izin vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
miras bırakmak,varis kılmak,birini kendi varisi yapmak,malın faydasını birine vermek,yönetimi babadan oğula devr etmekوَرَّثَ : تَوْرِيثاً
sürgü çekmek,ödünç vermek,avans vermek,borca vermek,borç para vermek,peşin akçe vermek,selem alışverişini yapmak,malı sonra teslim almak üzere bedelini vermek,yerin alçağını ve yükseğini düzeltip beraber etmek,kadın kırkbeş yaşını geçmek أَسْلَفَ : إِسْلاَفاً إِلَي ، فِي ، هُ
birini birinin arkası sıra göndermek,birini birine imtisal ettirmek,kafiyelendirmek,uyaklandırmakتقْفِيَةٌ
birini hileye dşürmek,birini hcetinden geri çevirmekأَغَشَّ : إِغْشَاشاً ، هُ
birbirlerile evlenmek,koca karısıyla sevişmek,oynaşmak,koca karısıyla çiftleşmekبَاعَلَ : مُبَاعَلَةً ، هُ
karısıyla oynaştıبَاعَلَ إِمْرَأَتَهُ
erkek karısıyla oynaştıتَبَاعَلَ المَرْءُ أَهْلَهُ
karısıyla zifafa girdiدَخَلَ عَلَي أَهْلِهِ
karısıyla cima ettiتَبَطَّنَ زَوْجَتَهُ
erkek karısıyla oynaşmakتَبَاعَلَ : تَبَاعُلاً
onu karısıyla cima ettirdiأَبْنَاهُ بِزَوْجِهِ : أَدْخَلَهُ بِهَا
adam karısıyla cima ettiشَطَأَ الرَّجُلُ إِمْرَأَتَهُ : جامعها
adam karısıyla cima etmekten iğrenip çekindiأَبَلَ الرَّجُلُ عَنْ إِمْرَأَتِهِ : إِمْتَنَعَ
adam karısıyla cima etmekten iğrenip çekindiأَبَِلَ الرَّجُلُ عنْ إِمْرَأَتِهِ
babası vefat ettikten sonra karısıyla evlenen oğulمَقْتِيٌّ
adam karısıyla cima etti,onunla oynadı,oynaştı,keyif ve alem sürdüبَاعَلَ الرَّجُلُ إِمْرَأَتَهُ : جَامَعَهَا و لاَعَبَهَا
kızmak,nefret,buğuz etme,düşmanlık,sevmemek,babası öldükten sonra babasının karısıyla evlenmeمَقْتٌ
sevmemek,buğuz ve düşmanlık etmek,düşmanlık,kızmak,nefret,babası öldükten sonra babasının karısıyla evlenmekمَقْتٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
koca eşiyle sevişmek,çiftleşmek,evlenmek,cima etmek,erkek karısıyla oynaşmak,kadın kocaya varmak,cemaat birbirlerine kız alıp vermek,birlikte oturmakبَاعَلَ : مُبَاعَلَةً و بِعَالاً و يقال بنو فلان لا يباعلون
cima,nikah,şehvet,cima lezzeti,cinsel münasebet,evlenmeبَاهَةٌ : بَاءَةٌ ، بَاهٌ ، شَهْوَةٌ
güç,kudret,evlenme,nikah,cima,cima lezzetiبَاءٌ : بَاءَةٌ : قُدْرَةٌ: نكاح ، جماع ، تَأَهّل
cima,nikah,şehvet,cima lezzetiبَاهٌ : جِمَاعٌ ، مُجَامَعَةٌ ، نِكَاحٌ ، بَاءٌ ، لَذَّةُ الجِمَاعِ ، شَهْوَةٌ
suyu akıtıp fışkırtmak,dolmak,doldurmak,kesmek,cima edip kadını meni ile doldurmak,sövmek,ödemek,ötmek,atılmak,dolmak,kesmek,kabı doldurmak,cima etmek,kavga etmek,atılmak,dolmak,kesmek,kabı doldurmak,cima etmek,kesmek,kabı doldurmak,cima etmekزَعَبَ ـَـ زَعْباً و زَعِيباً
cima,cima etmek,fiili tenasüli icra etmek çiftleşmek,birleşmekجِمَاعٌ
çok cima eden kişi,cima iştah olan kadın,şişman olup ağır ve girancan kişi,ahmak ve nadan kişiخُجَأَةٌ : كثيرالجماع
cima edip inzal olmadan gayri avrata cima edip onada inzal olmakفَهْرٌ
deve girgin olmak yani erkek devenin gönül ve nefsi dişisine çekinip ziyade arzulamak ve kükremek,şehvet,erin ve avradın şehveti yeğin olup cima arzulamak,cima şehvetinin şiddeti,libidoغُلْمَةٌ
sert,çok keskin,gamsız,çok yiyen,obur,cima kuvveti galip cima düşkün, pek neşatlı,uğradığı yerleri götürüp harap eden sel,önüne geleni alıp götüren sel,pek keskin ve muhripجُرَافٌ : أَكُولٌ و يقال رَجُلٌ جُرَافٌ و سَيْلٌ جُرَافٌ و سَيْفٌ جُرَافٌ
yer geniş,boş olmak,geniş etmek,genişletmek,boşaltmak,tahliye etmek,ulaşmak,varmak,vardırmak,ulaştırmak,götürmek,sırrı bildirmek,secde eden secdede elinin ayasını yere değdirmek,kadınla başbaşa etmek veya cima etmek,avrada cima ttikte ferci ile dübür arasأَفْضَي : إِفْضَاءً إِلَي ، بِ
deveden yükü,metaı indirmek,vurmak,cima etmek,bir şeye sürekli bakmak,elbiseyi dikmek,düğümü bağlamak,duvarı berkitmek,indirmek,vurmak,cima etmek,bir şeye sürekli bakmak,elbiseyi dikmek,burmak,bükmekحَتَأَ ـَـ حَتْأً
cimaأَبُو الحَرَكَاتِ: جِمَاعٌ
cimaبَاهٌ: جماع ، مجامعة
uzatmak,aceleyürümek,hurma yemek,gözlerini açıp arkadaşlık etmek,cima etmek,germek,uzatmak,acele yürümek,hurma yemek,gözlerini açıp arkadaşlık etmek,cima etmekمَطَا ـُـ مَطْواً
cima ettiبَاهَ المَرْأَةَ : جامعها
sonsuzlaştırmak,sonsuz kılmak,ebedileştirmek,devam ettirmek,idame ettirmek,ürkütmek,korkutmak,yabanileştirmek,vahşileştirmek,tavahhüş ettirmek,acayip ve alışılmayan bir iş yapmakأَبَّدَ : تَأْبِيداً
bir şeyi menettirmek,tiksindirmek,nefret ettirmek,çekindirmek,çektirmek,çekindirmek,imtina ettirmek,kabul ettirmek,retettirmek,imtina etmek,çekinmekآبَي : إيْبَاءً و يقال هو بحر لآ يُؤْبَي
devam ettirmek,sürdürmek,yormak,zahmet ettirmek,muhtaç etmekاَدْأَبَ : إِدْآباَ ، هُ
susturmak,iskat ettirmek,apsım etmek,süküt ettirmekإِسْكَاتٌ (ج) إسْكَاتَاتٌ
susturmak,iskat ettirmek,apsım etmek,süküt ettirmekأَسْكَتَ : إِسْكَاتاً ، هُ
tiksindirmek,çekindirmek , nefret ettirmek, imtina ettirmekآبَي : إِيْبَاءً
bir kimseyi bir şeye teşvik etmek,kındırmak,tahrik etmek,kışkırtmak,kındırmak istemek,terğip etmek,dürtmek,sevk etmek,itmek,sürmek,harekete getirmek,rağbet ettirmek,rağbet ettirmek,meyil ettirmekإِسْتَحَثَّ : إِسْتِحْثَاثاً ، هُ
develeri otlanmamış yere götürmek,ivdirmek,çabuklaştırmak,işi ivedilikle tutmak,sakındırmak,nefret ettirmek,eksiklik getirmemek,burnundan şikayet ettirmekآنَفَ : إيْنَافاً ، هُ
hareket ettirmek,harekete geçirmek,harekelendirmek,harfe hareke koymak,tahrik etmek,kımıldatmak,sarsmak,sallamak,oynatmak ,yürütmek,depretmek,tetiklemek,parmaklamak,deprendirmek,hareket ettirmek,harekete ,kımıldatmak,oynatmak,hareket ,hareket ettirmek,oynatmak,depretmek,tetiklemekettirmek,sarsmak,sallamak,hareket ettirmek,parmaklamakgeçirmek,tetiklemek,oynatmak,depretmekحَرَّكَ : تَحْرِيكاً ، هُ
isteklendirmek,rağebet ettirmek,sevdirmek,teşvik ettirmek,terğipetmek,kındırmak,rağbtlendirmek,istek getirmek,teşvik etmekرَغَّبَ : تَرْغِيباً ، هُ
bir şeyden nefret ettirmek,imtina ettirmek,men etmek,engellemek,engel olmak,mani olmakآبَي : إِيْبَاءً مِنْ ، هُ
zarar ziyan ettirmek,kayıp ettirmek,zarar ziyana sokmak,noksan etmek,teraziyi eksiltmekأَخْسَرَ : إِخْسَاراً ، هُ
ölümsüzleştirmek,ebedileştirmek,sonsuzlaştırmak,daimi kılmak,ebedi kılmak,devam ettirmek,idame etmek,ürkütmek,korkutmak,vahşileştirmek,tavahhuş ettirmek,garip ve alışılmamış iş işlemek,abideleştirmekأَبَّدَ :تَأْبِيداً
kımıldatmak,oynatmak,hareket ettirmek,harekete getirmek,kımıldatmak,depretmek,oynatmak,harekelendirmek,hareket ettirmek,tetiklemek,oynatmak,harekelendirmek,hareket ettirmek,kımıldatmak,harekete getirmek,yürütmek,teşvik etmek,azdırmak,aratmak,tahrik,ayaklandırmakتَحْرِيكٌ (ج) تَحْرِيكَاتٌ ، تَهْيِيجُ للثَّوْرَةِ
acele etmek,hızlandırmak,acele ettirmek,çabuk amel ettirmek,çabuklaştırmak,sürat etmek,acele etmek,vaktinden önürdü vermek,rütbe,aşama,mesnetتَعْجِيلٌ (ج) تَعْجِيلاَتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid