1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birine yaklaşmak,yakın olmak,birine azıcık su veya süt vermek,içirmek,suvarmakأَكْثَبَ : إِكْثَاباً إِلَي ، لَ ، مِنْ ، هُ
birine galebe çalıp musallat olmak,şahin galip olmak,laf vurmak,bir şeye alışıp dadanmak,birine hışımla hamle edip ahz ve kahr etmekبَزَا ـُـ بَزْواً بِ (كُر)
birine kefil olmak,kefalet etmek,birine kefalet vermek,birini kefil yapmak,şiddetli soğuk,taşlık,demir parçası,katılıkصَبَارَةٌ : كَفَالَةٌ
geri dönmek,rücü etmek,birine gece gitmek,gece ziyaret etmek,birine geceleyin gelmekتَأَوَّبَ : تَأَوُّباً
koku yayılmak,yel esip hareket etmek,birine kılıçla vurmak,defetmek,savmak,damardan kan akmak,fışkırmak,birine bir şey vermek,saçı taramak,salıvermek,hayvan keskin tırnağıyla vurmakنَفَحَ ـَـ نَفْحاً و نَفَحَاناً و نُفُوحاً و نِفَاحاً
birine ortak olmak ,Cenab-ı Hakka şerik itikat etmek,birine ortak olmak,her bir kişinin payı olmakشَرِكَ ـَـ شَرْكاً و شِرْكاً و شَرِكَةً و ِشِرْكَةً و شَرَاكَةً ، هُ
birine peder demek,birine babam sana feda olsun,kurban olsun demek,baba çağırmak veya peder nazarıyla bakmakأَبَّي : تَأْبِيَةً
yalınayak,yalın ayak yürüyen,birine iyilik etmek niyetiyle halini pek soran ilim tahsili için pek çalışan ve birine işaret edip pek çok sürür ve ferah izhar eder olanحَافِي (ج) حُفَاةٌ و فِي الحدِيثِ الشَّرِيفِ
yararlandırmak ,asılandırmak,faydalandırmak,neşelendirmek,temettu ettirmek,tattırmak,menfaatlandırmak,birine bir şeyi istimal veyahut temlik ettirip kar ve menfaat vermek,menfaatlandırmak,birine bir şeyi istimalتَمْتِيعٌ (ج) تَمْتِيعاتٌ
birine güçlük,mihnet teklif etmek,birine tuğyan ve taaddi havale ve ithaf etmek,başka namazın vakti çatıncaya kadar namazı tehir etmek,güçlük,düşvarlık,kaplamak,yükletmek,yormak,bürümek,bitkinlik,canını sıkmakإِرْهَاقٌ (ج) إِرْهَاقَاتٌ
birine galebe çalıp musallat olmak,dil uzatmak,ezmak,kahr etmek,şahin galip olmak,laf vurmak,bir şeye alışıp dadanmak,birine hışımla hamle edip ahz ve kahr etmek,mağlup etmek,bozmakبَزَا ـُـ بَزْواً بِ ، هُ
birine güçlük,mihnet teklif etmek,gücü yetmediği şeyi yüklemek,birine tuğyan ve taaddi havale ve ithaf etmek,başka namazın vakti çatıncaya kadar namazı tehir etmek,canını sıkmak,kaplamak,yükletmek,yormak,bürümek,şiddet yetiştirmek,sıkıştırmak,baskı yapmaأَرْهَقَ : إِرْهَاقاً ، هُ
birine mezar yapmak,mezar kazmak,ok hedeften sapmak,dinden sapmak,kabre yarık,lahit yapmak,mücadele etmek,niza ve cidal etmek,birine boş sözler söyleyerek hakaret etmek,küfür etmek,dinsiz olmak,dinden dönmek,ateist olmak,haktan batıla sapmakأَلْحَدَ : إِلْحَاداً بِ ، عَنْ
kabul etmek,karşılamak,almak,razı olmak,birine kefil olmak,tasdik etmek,birine kefil olmak,bir şeyi kabul etmek,almakقَبِلَ ـَـ قَبُولاً و قُبُولاً و قَبَالَةً ومَقْبَلاً
yağmur suyunu bir çukura toplayıp hıfız etmek,birine malını sarfettirmek,yağmur sularını çukurda toplamak,suyu azaltmak,birinin yanındaki şeyi çekip eliboş bırakmak,kadın kesret-i cimala erkeği mecalsiz bırakmak,vermek,ata etmek,semirmek,birine malını sarfettirmek,yağmur sularını çukurda toplamakثَمَدَ ـُـ ثَمْداً و يقال إستثمدني فثمدته
işe sabah erken gitmek,erken başlamak,erken varmak,birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
sabah erken gitmek,erkenden bastırmak,erken işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
erken,erken vakit,sabah,erkenden,sabahleyin,sabah erken kalkan,bakirبَاكِرٌ (م) بَاكِرَةٌ
erken,erken vakit,sabah,erkenden ,sabahleyin,sabah erken kalkan,bakirبَاكِرٌ (م) بَاكِرَةٌ ، بَدْرِي ، عَاجِلاً ، قَوَام
birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmak,işe sabah erken gitmek,بَاكَرَ : مُبَاكَرَةً
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabahlamak,koşmak,ilerlemek,tandoğaren başlamak,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkendenبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إلَي ، عَلَي ، فِي
erken,erken kalkan,erken davrananمُبَكِّرٌ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,çok erken gitmek,ileride olmakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
günaydın,sabahın hayırlı olsun demek,sabahleyin gelmek,erken sağılan süt ve sabahleyin içki içirmek,sabah erken koşmak,bindirmek,gece yürütülüp sabah erken istenilen yere ulaştırmak,suya götürmek,sabahleyin gelmek,sabahlatmakصَبَّحَ : تَصْبِيحاً
Erken uyumak erken uyanmak insanı sağlıklı , servetli ve hikmet sahibi yaparالنوم مبكرا او الإستيقاظ مبكرا يجعلان الإنسان ذا صحة و حكمة
ona erken davrandı,saahleyin erken gittiبَكَّرَ عَلَيْهِ
erte tanlacak yemek yemek,erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek,erken gitmek,öğle vakti gitmeغَدْوٌ
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkenden başlamak,çabuk olmak,gitmek,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemekبَكَرَ ـُـ بُكُوراً
erken davranmak,takaddüm etmek,gün ağırırken ve güneş doğmadan önce çıkmak,erken gitmek,işe erkenden başlamakبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إِلَي ، فِي
erken uyudu ve erken kalktıنَامَ مُبَكِّراً و نَهَضَ مُبَكِّراً
bir kimse ardına uymak,ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmek,bir kimsenin izine uyup gitmek,peşine düşmek,peşinden gitmek,izini izlemek,sürmek,takip etmek,ardınca gitmek,ardı sıra gitmek,ihtiyar etmek,tabi olmak,uymak,seçmek,tercih etmekإِقْتَفَي : إِقْتِفَاءً ، هُ
bir kimsenin izine uyup gitmek,peşine düşmek,peşinden gitmek,seçmek,tercih etmek,ardınca gitmekإِقْتَفَرَ : إِقْتِفَاراً
günahkar bulmak,günahkar,suçlu add etmek,saymak,kuyruğu hizasında olmak,bir kimseyi suçlu bulmak,bir kimsenin ardından gitmek,peşine düşmek,peşinden gitmek,bir kimsenin kuyruğunu salıvermeyip izini basarak gitmek,düşmek,bir iş tamam olup serencam bulmak,tإِسْتذْنَبَ : إِسْتِذْنَاباً
gizlice gitmek,uğrulayın gitmek,bir yere gizli gitmekإِذْلَوْلَي : إِذْلِيلاَءً
bir işe,bir yola girmek,gitmek,koyulmak,sülük etmek,bir tutup gitmek,dühül etmek,açılmak,ipliğe dizilmek,geçirilmekإِنْسَلَكَ : إِنْسِلاَكاً فِي ...
bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,ayrılmak,terketmek,geniş yere,çöle varmak,yerini terk edip yabana gitmek,uzak ve hali yerlere gitmek,zail olmak,geçmek,ortadan kalkmak,meydana çıkmak,aydınlanmak,bir yerden savuşup gitmek,bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,bir yerden savuşupبَرِحَ ـَـ بَرَحاً و بُرُوحاً و بَرَاحاً عَنْ
bir kimsenin izine uyup gitmek,ardınca gitmek,ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmek,kemik üzerindeki eti dişlerile ısırıp almakإِقْتَفَرَ : إِقْتِفَاراً
bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,ayrılmak,geniş yere,çöle varmak,yerini terk edip yabana gitmek,uzak ve hali yerlere gitmek,zail olmak,ortadan kalkmak,meydana çıkmak,bir yerden savuşup gitmek,bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,bir yerden savuşup gitmek,ayrılmak,geniş yere,çöle varmakبَرِحَ ـَـ بَرَحاً و بُرُوحاً و بَرَاحاً
gitmek,varmak,seyir etmek,ihtiyar etmek,itikat etmek,geçip gitmek,gidermek,götürmek,iletmek,gidiş,depart,Arap eyyamından,vakalarından maruf bir gündürki bir vakıya müştemildir,bir kabile adıذَهَابٌ
günah,suç,kabahat,kusur,bir nesnenin kuyruğundan tutmak ve kuyruğuna dokunmak,vurmak,bir kimsenin ardına düşüp izinden ayrılmayarak gitmek,kuyruğunu salıvermeyerek gitmekذَنْبٌ (ج) ذُنُوبٌ و (جج) ذُنُوبَات : إثم و فِي المَثَلِ
saldırmak,hücüm etmek,ipi eğirmek,bükmek,gece baskın etmek,akın yapmak,bir yere ılgar edip gitmek ve il basmak ve akın etmek,ivmek,acele etmek,süratle gitmek,çabuk yürümek,yerde gitmek,dört nal gitmak,ilgar gitmek,alçak bir yere inmek,dibine varmak,ipi saأَغَارَ : إِغارَةً و غَارَةً و مَغَارَةً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، هُ و فِي المَثَلَ
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
bir şeyin etkisinden kalmak,izinden gitmek,peşinden gitmekإِئْتَثَرَ : إِئْتَثَاراً مِنْ
kuyruğunu salı vermeyip izini basarak kovalamak,bir kimsenin izine basarak peşine düşmek,kuyruğunu salıvermeyerek ardına düşmek,bir kimseyi suçlu bulmak,bir kimsenin ardından gitmek, peşinden gitmek,takip etmekإِسْتَذْنَبَ : إِسْتِذْنَاباً
yürümek,ilerlemek,gezmek,gitmek,kayıp olmak,bir kimsenin ardınca gitmekفَاصَ ـِـ فَيْصاً
adam işe sarıldı,işe ısrarla devam etti,işe sebat etti,işe bağlı kaldıأَفْلَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : لَجَّ فِيهِ ، لاَزَمَهُ
işe atıldı,işe koyuldu,işe koştu,geçtiإِنْدَفَعَ فِي الأَمْرِ : مَضَي
işe geldi,işe ikbal etti,işe rağbet ettiإِنْمَي : إِنْمِيَاءً عَلَي الأَمْرِ
vartaya yahut müşkil işe düşmek,belaya uğramak,bir işe adı,parmağı karışmak,parmağı olmak,zor işe düşmek,vartaya düşmek,çıkmaza girmekتَوَرَّطَ : تَوَرُّطاً فِي
işin hakkında geldi,işe hakim etti,işe gücü yettiإِسْتَمْكنَ مِنَ الأَمْرِ و تَمَكَّنَ و قوِيَ عَلَيْهِ
her işe karışan ve her işe aklı eren,becerikli,işin kurduأُثْقُوبٌ (ج) أَثَاقِيبُ و يقال رجل أُثْقُوبٌ
Dost bin ise azdır düşman bir ise çoktur( at.s)ألف صاحب قليل و عدو واحد كثير
kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbiniona yatırdıوَطَّنَ نَفْسَهُ عَلَي الأَمرِ و لهُ
dost bin ise azdır düşman bir ise çokturأَلْفُ صَاحِبٍ قَلِيلٌ و عَدُوٌّ وَاحِدٌ كَثِيرٌ
işe hazurlandı,işe ellerini kollarını sıvayıp say ve gayret etti,çalıştıإِنْشَمَرَ للأَمْرِ : تَهَيَّأَ لَهُ
bir işe devam etmek,işe alışıp ayrılmamak üzere üzerinde durmakوَظَبَ ـِـ وُظُوباً عَلَي
filan kimse kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbini ona yatırdıأَوْطَنَ فُلاَن نَفْسَهُ عَلَيهِ اَوْ لَهُ
işe bila mülahaza saldırıp girmek,bir işe kendini pervasızca atmak,kör gibi atılmakإِنْقَحَمَ : إِنْقِحَاماً
işe devam etti,işe yapışıp ayrılmadıثَبَتَ عَلَي الأَمْرِ
işe devam etti,işe alışıp ayrılmadıوَظَبَ عَلَي الأَمْرِ وُظُوباً
acele etmek,ivmek istemek,acele ettirmek,koşturmak,tacil etmek,acele talep etmek,istical,acele,sürat,koşturmaإِسْتِعْجَالٌ (ج) إِسْتِعْجَالاَتٌ : سُرْعَةٌ ، عَجَلٌ ، عَجَلَةٌ
onu acele ettirdi,koşturdu,acele etmeye teşvik etti,acele ve sürat etmesini istediإِسْتَعْجَلَهُ : طَلَبَ عَجَلَتَهُ ، حَضَّهُ و نَشَّطَهُ و أَمَرهُ أَنْ يُسْرَعَ
hız,sürat,acele,ivmek,tezlik,koşmak,acele,çabukluk ,ivedilik,ivmek,acele etmekسُرعَةٌ ، عَجَلَةٌ
bir şeyde çalışmak,acele yapmak,süratlanmak,koşmak,ivdirmek,hızlandırmak,sürat etmek,acele etmek,ivmek ,acele etmek , çabuk davranmak ,çabuk olmakأَسْرَعَ : إِسْرَاعاً فِي
acele etmek,hızlandırmak,acele ettirmek,çabuk amel ettirmek,çabuklaştırmak,sürat etmek,acele etmek,vaktinden önürdü vermek,rütbe,aşama,mesnetتَعْجِيلٌ (ج) تَعْجِيلاَتٌ
başlamak,ivmek,acele etmek,koşmak,acele etmek, acele ile yapmak,geçmek,bir tarz ve özel durum ile hitap veya muamele etmek,girişmek,kalkışmak,teşebbüs etmekبَادَرَ : مُبَادَرَةً و بِدَاراً إِلَي ...
acele etmek,acele ettirmek,hızlandırmak,çabuk davranmak,çabuk olmak,bir şeyde çalışmak,acele yapmak,süratlanmak,koşmak,ivmek,ivdirmek,sürat etmek,süratlendirmek,tez olmak,çabuklandırmak,tezlendirmekأَسْرَعَ : إِسْرَاعا ًإِلَي ، بِ فِي
bir şeyi almakta acele edişmek,ivmek,acele etmekتَنَاهَزَ : تَنَاهُزاً
acele atılmak,acele koşmak,düşüncesizce hamle yapmak,yıkılmak,sertlik,tehevvürتَهَوُّرٌ
koşmak,acele etmek,koşturmak,acele ettirmek,yorulmak,emek çekmek,didinmek,gücünü vermekكَهَدَ ـَـ كَهْداً
acele etmek,irmek,acele ettirmek,tezletmekإِسْتَعْجًَلَ : إِسْتِعْجَالاً
yüksek yer, acele,acele etmek,ivmekوَفْزٌ (ج) أَوْفَازٌ
acil,flaş,tez,ivedilipeşin,acele eden,aceleci,acele,çabuk,şimdiki,hemen,evveli olmayan,öncesizعَاجِلٌ ، طَارِئٌ ، إِسْتِعْجَالِيٌّ ، سَرِيعٌ
ona acele etti,acele ettirdiإِزْدَهَفَهُ : إِسْتَعْجَلَهُ
çaba göstermek,acele etmek,develer taşkınlık edip bir yana dağılmak,yağmada acele etmek,ivmekإِشْمَعَلَّ : إِشْمِعْلاَلاً
zelil kılmak,alçaklatmak,alçatmak,hor ve zelil etmek,horlamak,aşağılamak,tahkir etmek,küçük düşürmek,tepeden bakmak,birini zelil,alçak bulmak,kahr etmek,boynunu eğdirmek,kibirini kırmak,burnunu yere sürtmek,sürtürmek,,itibarsız kılmak,birini fikrinden gerأَذَلَّ : إِذْلاَلاً ، هُ
helak etmek,kökünden sökmek,çıkarmak,kesilmek,eksilmek,birini ölüm tutmak,yakalamak,hastalık birini zayıflatmak,arıklatmakإِخْتَرَمَ : إِخْتِرَاماً ، هُ
koymak,vaz etmek,bırakmak,yapmak,doğurmak,yerleştirmek,geçirmek,atmak,kopmak,uydurmak,vaz etmek,vücuda getirmek,alçalmak,birini zelil etmek,telif etmek,kaldırmak,yerleştirmek,takmak,bırakmak,doğurmak,atmak,birini zelil etmek,doğurmak,telif etmek,kaldırmakوَضَعَ ـَـ وَضْعاً و مَوْضَعاً و مَوْضِعاً و مَوْضُوعاً عَلَي ، مِن ، عَنْ ، هُ
tez cevap vermek,kabul etmek,temsilci atamak,temsil etmek,vekil tayin etmek,davet etmek,birini bir işe çağırmak,icabet etmek,ortaya çıkmakإِنْتَدَبَ : إِنْتِدَاباً ،هُ ، لِ و يُقَالُ نَدَبَ لِكَذَا و إِلَي كَذَا فَانْتَدَبَ لَهُ
itimat etmek,güvenmek,emanet etmek,emin olmak,emin kılmak,güvenilir saymak,emin edinmek,birini emin bilmek,emniyet ve güvenmek,temin kılmak,birini güvenilirsaymak,add etmek,güvenilir kılmakإِئْتَمَنَ : إِئْتِمَاناً و يقال لاَيُؤْتَمَنُ اي لاَ يُعْتَمَدُ
iptal etmek,kaldırmak,ilga etmek,kırmak,bozmak,lağv etmek,mahrum etmek,birini ümitsiz eylemekأَلْغَي : إِلْغَاءًَ
birini kendi hal ve rehinde serbest bırakmak,lanet etmek,nefret etmek,ilenç vermek,terk etmek,ihmal etmekبَهَلَ ـَـ بَهْلاً
birini yorup bıktırmak,usandırmak,usanç vermek,ısrar etmek,yormak,aciz etmek,söyleyip yazdırmak,dikte etmek,imla etmek,uzun sürmek,ateşte pişirmekأَمَلَّ : إِمْلاَلاً عَلَي ، هُ
mülazemet etmek,ayrılmamak,bir şeye devam etmek,boynuna sarılmak,birini yakından takip etmek,arkadaş olmak,yanında bulunmak,ayrılmamak,refakat etmek,beraberinde gitmek,eşlik etmek,arkadaşlık etmek,devamlı yanında bulundurmakلاَزَمَ : مُلاَزَمَةً و لِزَاماً ، هُ
birine yardım etmek,birini sevmek,idare etmek,işini üzerine almak,tanzim etmek,düzenlemekوَلِيَ ـِـ وِلاَيَةً و وَلاَيَةً عَلَي
bir şeyden imtina etmek,geri durmak,avcı av tutmakta başarsız olmak,birini hacetinden geri çevirmek,birini hayırsız bulmak,cimri olmak,vermek,nesneyi uzaklaştırmak,aşındırmakأَوْجَي : إِيْجَاءً عَنْ ، هُ
birini kendi hal ve rehinde serbest bırakmak,lanet etmek,nefret etmek,ilenç vermek,terk etmekبَهَلَ ـَـ بَهْلاً
iptal etmek,lağv etmek,kaldırmak,ilga etmek,nahivte iki mefülünü geçişli kılan efal-i kulubte lafzan va mahallen amilin amelini iptal etmek,batıl etmek,kaldırmak,kırmak,lağv etmek,mahrum etmek,birini ümitsiz eylemek,bozmakأَلْغَي : إِلْغَاءًَ
aşk birini eritip helak etmek,hastalık vücuda yayılıp,ifat etmek,bozmak,düşürmek,teşvik etmek,kındırmak,itmekأَحْرَضَ : إِحْرَاضاً ، هُ
parmakla birini göstermek,parmakla alay dercesine yererek işaret etmek,parmaklamak,iki parmağı arasından bir kabı diğerine boşaltmak, tavuğun yumurtası olup olmadığını parmağını karnına sokmak yoklamak,parmağını bir şeyin içine sokmak,böbürlendirmek,kibirli kılmak,dokunmak,karışmak,çalmak,aşırmak,birini nimete gark etmek,karıştırmakصَبَعَ ـَـ صَبْعاً وصَبَعاً و مَصْبَعَةً ب ، عَلَي ، فِي
genizden konuşmak,seslenmek,halkı sözleriyle kışkırtmak,yaygara koparmak,damardan kan fışkırmak,nara atmak,bağırmak,muhalefet etmek,halkı sözleriyle kışkırtmak,yaygara koparmak,damardan kan fışkırmakنَعَرَ ـَِـ نَعْراً و نَعِيراً و نُعَاراً و نُعَاراً و نَعَارَةً
boğaz,sakalını yıl fena giderek halkı felakete uğratmak,yaratmak,tıraş olmak,yülümek,kesmek,traş etmek,kılı almak,yülümek,kesmek,kılı almak,yolmak,yıl fena giderek halkı felakete uğratmak,حَلْقٌ (ج) أَحْلاَقٌ و حُلُوقٌ ،حُلْقُومٌ ، حَنْجَرَةٌ ، ، كَشْطٌ ، إِزَالَةُ شَيْئٍ عَنْ شَيْئٍ
Yemen halkıأَهْلُ اليَمَنِ
halkı kışkırtmakتحريك الفساد بين الناس ، تحريض الناس
halkı kurtarmakإنقاذ الشعب
halkı selamlıyorيحي الشعب
halkı seyrekleştirmekقلل زحمة الناس
halkı sömürdüإِسْتَغَلَّ الشَّعْبَ
halkı topladıأَلَّبَ القَوْمَ : جَمَعَهُمْ
halkı bilinçlendirmekتَحْسِيسُ الشَّعْبِ
halkı bastırmakقَمْعُ الشَّعْبِ
halkı aldattıأَفَكَ النَّاسَ
ev halkıعائلة ، أهل البيت
ev halkıأهل ابيت ، آل البيت
daire halkıخدم و حشم ، أتباع و لواحق ، خدمة و تبعة ، خيل و حشم
sabah içileceği içmek,kandil,lamba edinmek,yakmış olmak,kişi çırakı uyarıp yakmak,sabah şerbeti içmek,sabuh yani sabah badesini içmek,sabah içkisini içmek,sabah şerbeti içmekإِصْطَبَحَ : إِصْطِبَاحاً
öğle yemeği,sabah yemeği,kuşluk yemeği,sabah yiyecek şey,sabah aşı,azık,gıda ,besin,yiygi,sabah kahvatısı,Kürtçe taşte ve firafvin derlerغَدَاءٌ (ج) أَغْدِيَةٌ و في القرآن
sabah görünen ve yağmur yağdıran bulut,sabah yağmuru,sabah yemeğiغَادِيَةٌ (ج) غَوَادٍ
eerte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveli,güneş doğuncaya kadar sabahبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
seher,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,yarmak,tan,sabah aklığı,tan yeri ağarmak,şafak,sabah,tan,sabah yerinin aydınlığı,suyu fışkırtmak,yoldan çıkararak isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,karanlığın aydınlanması,şafak,ilk sabah,sabah çağı,akıtmakفَجْرٌ
sabah akşam,sabah vakti,sabah gitmekغُدُوٌّ و آصَالٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
şafak ile güneşin doğduğu vakit arasındaki zaman,sabah namazından gün doğunca olan zaman,sabah erken,günün evveli,sabah vakti,sabah erken,günün evveli,sabah vakti,sabah namazından gün doğunca olan zamanغَدَاةٌ (ج) غَدَوَاتٌ
sabah yenilecek veya içilecek şeyi yedi,içti,sabah badesini içti,sabah şerbeti içtiإِصْطَبَحَ : تَنَاوَلَ الصَّبُوحَ أَيء مَا يُؤْكَلُ أَوْ يُشْرَبُ صَبَاحاً
sabah ile akşam,sabah namazı ile ikindi namazları,günün iki serin vakti,sabah ile akşam,ay çiçeği,üşümekبَرْدَانٌ : صَبَاحٌ و مَسَاءٌ ، صلاة الفجر و العصر
sabah ile akşam,sabah namazı ile ikindi namazları,günün iki serin vakti,sabah ile akşam,ay çiçeği,üşümekبَرْدَانٌ ، أَبْرَدَان : صَبَاحٌ و مَسَاءٌ ، صلاة الفجر و العصر
bir kimsenin kötülüklerini,rezilliklerine ortaya çıkaran,rezil rüsvay eden,rezil rüsvay edici,utandırıcı,yüz kızartıcı,sabah,tan,sırrı ifşa eden,sabah,sabah vaktiفَاضِحٌ : صَباحٌ
şafak,ilk sabah,fecir,tan,tanyeri,ortalık ağardığı zaman,sabah çağı,fecir,sabah,tan,seher,sabah yerinin aydınlığı,akıtmakyerinin ağarması,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,akıtmak,suyu fışkırtmak,yoldan çıkaramak,meyletmek,doğruluktan sapmak,sövmek,isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,sabah vakti karnılığın açılıp ortalığını aydınlanması,yerden su fışkırıp akması,akıtmak,yarmakفَجْرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkenden başlamak,çabuk olmak,gitmek,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemekبَكَرَ ـُـ بُكُوراً
gündüzün başlangıcı,sabah,sabah vakti,tan ağarama zamanıأُصْبُوحَةٌ (ج) أَصَابِيحُ ، صَبَاحٌ ، أَوَّلُ النَّهَارِ
gündüzün başlangıcı,sabah,sabah vakti,tan ağara zamanıأُصْبُوحَةٌ ، صَبَاحٌ ، أَوَّلُ النَّهَارِ
işe sabah erken gitmek,erken başlamak,erken varmak,birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
sabah erken gitmek,erkenden bastırmak,erken işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
erken,erken vakit,sabah,erkenden,sabahleyin,sabah erken kalkan,bakirبَاكِرٌ (م) بَاكِرَةٌ
erken,erken vakit,sabah,erkenden ,sabahleyin,sabah erken kalkan,bakirبَاكِرٌ (م) بَاكِرَةٌ ، بَدْرِي ، عَاجِلاً ، قَوَام
birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmak,işe sabah erken gitmek,بَاكَرَ : مُبَاكَرَةً
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabahlamak,koşmak,ilerlemek,tandoğaren başlamak,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkendenبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إلَي ، عَلَي ، فِي
erken,erken kalkan,erken davrananمُبَكِّرٌ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,çok erken gitmek,ileride olmakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
günaydın,sabahın hayırlı olsun demek,sabahleyin gelmek,erken sağılan süt ve sabahleyin içki içirmek,sabah erken koşmak,bindirmek,gece yürütülüp sabah erken istenilen yere ulaştırmak,suya götürmek,sabahleyin gelmek,sabahlatmakصَبَّحَ : تَصْبِيحاً
Erken uyumak erken uyanmak insanı sağlıklı , servetli ve hikmet sahibi yaparالنوم مبكرا او الإستيقاظ مبكرا يجعلان الإنسان ذا صحة و حكمة
ona erken davrandı,saahleyin erken gittiبَكَّرَ عَلَيْهِ
erte tanlacak yemek yemek,erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek,erken gitmek,öğle vakti gitmeغَدْوٌ
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkenden başlamak,çabuk olmak,gitmek,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemekبَكَرَ ـُـ بُكُوراً
erken davranmak,takaddüm etmek,gün ağırırken ve güneş doğmadan önce çıkmak,erken gitmek,işe erkenden başlamakبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إِلَي ، فِي
erken uyudu ve erken kalktıنَامَ مُبَكِّراً و نَهَضَ مُبَكِّراً
onu sabah erken arkadaşlarını uyandırmağa memur ettiأَبْكَرَهُ عَلَي أَصْحَابِهِ
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,sabahlamakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,çok erken gitmek,ileride olmakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
emin,sekreter,güvenilir,sekreter,müdür,kalbinde korku ve endişe olmayıp rahat ve asude olan,mevsuk ve mutemet olan,emanettar,bir nevi rütbeli mutemet memur,inamlı,emniyetli,müdür,korkusuz,korkmaz,şayan-ı emniyet,kuvvetli,sağlam,herkese emniyet eden,vekil,memur ,nazır,vezir,hakan,belediye başkanı,doğru,koruyucu,hafız,Cebrail,müdür,Hz.Muhammetأَمِينٌ (ج) أُمَنَاءُ : مُسْتَقِيمٌ ، مَوْثُوقٌ بِهِ ، الّذِي يَحْفَظُ الوُدَّ و يَقُومُ باِلعُهُودِ عَلَي أَتَمِّ وَجْهٍ ، مُطْمَئِنٌّ ، حَافِظُ السِّرِّ و القَيِّمُ عَلَي الأَوْرَاقِ و الوثَائِقِ و المُرَاسَلاَتِ و المُعَامَلاَتِ ، سَكْرَتِيرٌ ، مُدِيرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sözleşmeli memurموظف بالعقد
gezici memurمأمور غير متمكن
memur maaşlarıرَوَاتِبُ المُوَظَّفِين
nöbetçi memurموظف مناوب
yetkili memurموظف مسؤول
profesyonel memurمُوظَّفٌ مُحْتَرِفٌ
sivil memurمُوَظَّفٌ مَدَنِيٌّ
askeri memurموظف عسكري
aramağa memurمأمور كشف الأحوال ، مستكشف الحال
adli memurمُوَظَّفٌ شَرْعِيٌّ
memur zammıزِيَادَةُ المُوَظَّفَين
memur (ar)مأمور ، موظف ، مكلف ، حريّف
sivil memurموظف مدني
memur hakın hizmetindedirالموظف تحت خدمة الشعب
çabuk yürümek,süratle gitmek,kaçıp saklanmak,yorulmak illah ve ibram ve ısrar etmek,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,tacil ve istical etmek,pusuya girmek,ileri geçmek,öne geçmek,takaddüm etmek,bakmakبَاصَ ـُـ بَوْصاً فِي ، مِنْ ، هُ و فِي المَثَلِ
takaddüm etmekتقدم ، ترقي ، سبق ، إرتقاء
geçmek,ileri olmak,sebk ve takaddüm etmekتَأَيَ ـَـ تَأْياً
sabk ve takaddüm etmek,öne geçmek,buyurmakتَوْعِيزٌ (ج) تَوْعِيزَاتٌ
sabk ve takaddüm etmek,öne geçmek,buyurmakوَعَّزَ : تَوْعيزاً
çekmeden çıkmak,ilerlemek,takaddüm etmek,gitmek,hücüm etmek,saldırmak,dökülmek,kopmak,kılıç kınından sıyrılıp çıkmakإِنْدَلَقَ : إِنْدِلاَقاً و يُقَالُ ضَرَبَهُ فَانْدَلَقَتْ أَقْتَابُ بَطْنِهِ
çabuk yürümek,süratle gitmek,kaçıp saklanmak,yorulmak illah ve ibram ve ısrar etmek,ileri geçmek,sebk ve takaddüm etmek,tacil ve istical etmek,pusuya girmekبَاصَ ـُـ بَوْصاً
sunmak,ilerlemek,başa geçmek,takaddüm etmek,öne geçmek,vermek,vermek,baş vurmakileri gitmek,ileri geçmek,ileri vaki olmak,ilerlemek,vermek,öne geçmek,atılgan olmak,yaklaşmak,üstün gelmek,gelişmek,devametmek,tazyik etmekyanaşmak,takdim etmek,sunmak,ileri gitmek,terakki etmek,başa geçmek,takaddüm etmek,öne geçmek,vermek,ileri gitmek,huzuruna çıkmak,yanaşmak,takdim etmek,ileri geçmek,ileri vaki olmak,ilerlenmek,ileriye geçmek,ileri yürümek,ileri varmak,atılgan olmak,yaklaşmak,üstün geتَقَدَّمَ : تَقَدُّماً إِلَي ، بِ ، علي ، فِي
derinin dikişini sökmek,delmek,delinmek,geçmek,takaddüm etmekثَئِيَ ـَـ ثَأْياً
yarışta ve koşuda ödül almak,ileri geçmek,takaddüm etmekتَسْبِيقٌ (ج) تَسْبِقَاتٌ
ileri,öne geçmek,takaddüm etmek,önce gelmek,çabuk olmakسَبْقٌ
ileri olmak,sebk ve takaddüm etmek,öne geçmek,erkenlemekتَبَكَّرَ : تَبَكُّراً
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
erken davranmak,takaddüm etmek,gün ağırırken ve güneş doğmadan önce çıkmak,erken gitmek,işe erkenden başlamakبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إِلَي ، فِي
takaddüm etmek,önce geçmek,ikdam ve gayret ve şecaati çok olmak,getirtmek,önürtmek,öne almak işçi getirmekإِسْتِقْدَامٌ (ج) إِسْتِقدَامَاتٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
gelmesini istemek,getirmek,öne almak,önüne geçmek,ileri varmak,ileri yürümek,ilerlemek,getirtmek,ileri geçmek,önürtmek,önde olmak,öne eylemek,hücümda birinci olmak,çok cüretli ve atılgan olmak,cesaretle ilerlemek,takdim etmekإِسْتَقْدَمَ : إِسْتِقْدَاماً مِنْ ، هُ
sunmak,ilerlemek,başa geçmek,takaddüm etmek,öne geçmek,vermek,vermek,baş vurmakileri gitmek,ileri geçmek,ileri vaki olmak,ilerlemek,vermek,öne geçmek,atılgan olmak,yaklaşmak,üstün gelmek,gelişmek,devametmek,tazyik etmekyanaşmak,takdim etmek,sunmak,ileri gitmek,terakki etmek,başa geçmek,takaddüm etmek,öne geçmek,vermek,ileri gitmek,huzuruna çıkmak,yanaşmak,takdim etmek,ileri geçmek,ileri vaki olmak,ilerlenmek,ileriye geçmek,ileri yürümek,ileri varmak,atılgan olmak,yaklaşmak,üstün geتَقَدَّمَ : تَقَدُّماً إِلَي ، بِ ، علي ، فِي
ilerlemek,ileri geçmek,geçmiş olmak,öne geçmekأَوِلَ ـَـ أَوَلاً
hilafet,ardıllık,silsile,vekalet,birinin yerine geçmek,halifelik ,birinin yerini tutmakخِلاَفَةٌ
gelmesini istemek,getirmek,öne almak,önüne geçmek,ileri varmak,ileri yürümek,ilerlemek,getirtmek,ileri geçmekإِسْتَقْدَمَ : إِسْتِقْدَاماً مِنْ
ilerlemek,ilerlenmek,ileriye geçmek,ileri yürümek,ileri varmak,ileri geçmek,takaddüm,,terakkiتَقَدُّمٌ (ج) تَقَدُّمَاتٌ : تَرَقِّيٌّ
geçmek,ilerlemekتَبَكَّرَ : تَبَكُّراً
at yürümekte öne geçmek,ilerlemekإِسْتَنَاعَ : إِسْتِنَاعَةً فِي
at yürümekte öne geçmek,ilerlemekإِسْتِناعَةٌ : تَقَدُّمُ الفَرَسِ فِي السَّيْرِ
koşmak,birbirinin önüne geçmek,yarışmak,geçişmek,ilerlemekسَابَقَ : مُسَابَقَةً و سِبَاقاً
ivmek,ivdirmek,öne geçmek ,ilerlemek,zürafa satın almakأَزْرَفَ : إِزْرَافاً
öne geçmek,ilerlemek,acele etmek,hızlandırmak,ivdirmek,ivmek,zürafa satın almakأَزْرَفَ : إِزْرَافاً فِي
öne geçmek,ilerlemek,ürkmek,dağılmak,birine şer,kötülük peyder pey gelmekإِسْتَنْعَي : إِسْتِنْعَاءً بِ
yürümek,geçmek,adım atmak,gitmek,ilerlemek,sökmek,kökünden koparmak,ikamet etmek,durmakجَحَا ـُـ جَحْواً ، بِ ، هُ
develeri semirtti,tavlandırdı,develeri satın aldı,malik olduأَبَّلَ الإِبْلَ : سَمَّنَهَا
develeri henüz otlanmamış meraya götürdü,develeri burunsallıktan burunlarından şikayet ettirdiآنَفَ الإِبْلَ
develeri hoş ve yumuşakça sürdü,bes bes diye develeri çağırdı,bağırdıأَبَسَّ الجِمَالَ : سَاقَهَا بِلِينٍ و لُطْفٍ و صَاحَ بِهَا قائِلاً بِسْ بِسْ
develeri hoş ve yumuşakça sürmek,bes bes diye develeri çağırdı,bağırmakأَبَسَّ : إِبْسَاساً بِ
bir kimsenin develeri çok olmak,deve edinmek,develeri bakım ve tımarla semirtmek,tavlandırmak,bir kimse karısından yüz çevirmek,yabani hayvan yaş ot ile yretinmekأَبَّلَ : تَأْبِيلاً
develeri katarladıأَقْطَرَ الجِمَالَ : قَرَّبَ بَعْضَهَا إِلَي بَعْضٍ عَلَي نَسَقٍ
develeri topladımجَمَعْتُ الإِبِلَ
develeri dağıttıنَدَّدَ الإِبْلَ
develeri dağıttıأَنَدَّ الجِمَالَ : فَرَّقَهَا
develeri bağladıأَشْرَبَ الجِمَالَ : قَيَّدَهَا
develeri katranlamakقطرنة الإبل
develeri topladıجَثَي الإِبِلَ : جَثَا
develeri topladıجَثَا الإِبِلَ : جَثَي
develeri susadıأَشْرَبَ : عَطِِشَتْ جِمَالُهُ
develeri sürdüقَثَّ الإِبْلَ
bir iş erkenden işlemek,gmrmek,bir kimseye erkenden varmak,erken gelmekغَادَي : مُغَادَاةً
erkendenبَكَراً ، علي الصَّبَاحِ
erkendenباكرا
erkenden yattıنام مبكراً
erkenden gelirimأجئ مبكراً
ona erkenden gittiإِبْتَكَرَ عَلَيْهِ
er,erken,erkendenمُبَكِّراً
erkenci,sabah erkenden kalkanبَاكِرٌ ، بَاكِرَةٌ ، بَكِرٌ ، بَكْرٌ ،
erkenci,sabah erkenden kalkanبَكِرٌ ، بَكْرٌ ، بَاكِرٌ ، بَاكِرَةٌ
adam işe erkenden başladıبَكَرَ الرَّجُلُ فِي العَمَلِ
sabahleyin, sabah vaktinde,erkenden,alessabahعَلَي الصَّبَاحِ ، بَكَراً
erken,er,erkenden,sabahtan,acilenبَاكِراً ، بُكْرَةً
erken vakit,erkenden,sabahleyin,yarın sabahبَاكِرٌ ، بُكْْرَةٌ (ج) بُكَرٌ
erken vakit,erkenden,sabahleyin,yarın sabahبُكْْرَةٌ (ج) بُكَرٌ ، بَاكِرٌ و فِي القُرْلآن الكَرِيمِ
erken davranmak,takaddüm etmek,gün ağırırken ve güneş doğmadan önce çıkmak,erken gitmek,işe erkenden başlamakبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إِلَي ، فِي
suya dalmak,suya batırmak,suya atmak, batıp çıkmakقَمَسَ ـُِـ قَمْساً
suya daldı,suya battı,suya girdiإِرْتَمَسَ فِي المَاءِ : إِنْغَمَسَ فِيهِ
suya dalmak,suya batmak,suya banmakإِغْتَمَسَ : إِغْتِمَاساً
yere atmak,hafifçe vurmak,sıtmaya yakalanmak,suya batırmaak,suya bandırmak,ıslatmakمَغَثَ ـَـ مَغْثاً
suya daldırışmak,iki kişi birbirini suya daldırmakتَغَاطَسَ : تَغَاطُساً
bir nesneyi suya koyup ıslatmak,suya bandırmak,suda bekletmek,kanmak,susuzluğunu kesmek,içkiyi lıkır lıkır içmek,su birikmek,toplanmak,sürekli haykırmak,ses çınlamak,suya ıslatmak,sürekli haykırmak,ses çınlamak,yükselmek,bir nesneyi suya koyup ıslatmak,suya batırmak , ıslatmak,bandırmak,suda bekletmekنَقَعَ ـَـ نَقْعاً و نُقُوعاً و نَقِيعاً
suya banmak,suya dalmak,çimmek,batmakإِنْغَمَسَ : إِنْغِمَاساً فِي
develeri ekşi otlaktan tatlı otlağa çıkardı yahıut suya götürüp içirdikten sonra otlatıp tekrar suya götürdüنَدَّي الإِبْلَ
bir nesneyi suya koyup ıslatmak,suya bandırmak,suda bekletmek,bibiri ardınca çağırmak,buruna fiske vurmakأَنْقَعَ : إِنْقَاعاً
suya dalmak,suya dalıp gitmekإِرْتِمَاسٌ (ج) إِرْتِمَاسَاتٌ
suya dalmak,suya dalıp gitmekإِرْتَمَسَ : إِرْتِمَاساً فِي
suya kanmak,suya kanıklık,sulamaرَيٌّ : سَقْيٌ
suya ıslatmak,suya bastırmak,yumuşatmakوَدَّنَ : تَوْدِيناً هُ
suya bastırma,suya bandırılıp ısalatılmış şey,lezzetli su,tatlı su,kokulu boyaنُقُوعٌ
bir nesneyi suya koyup ıslatmak,suya bandırmak,suda bekletmek,buruna fiske vurmak,gömmek,süslemek,atmak,bozmak,sütü soğutmak,birini kandırmak,boğazlamak,durmadan bağırmakأَنْقَعَ : إِنْقَاعاً فِي ، هُ
kuvvet,güç,salabet,yetişmek,varmak,varmak,ricat etmek,geri dönmekآدٌ (ج) أُدُدٌ :قُوَّةٌ ، أَيْدٌ ، صَلاَبَةٌ
girmek,acele etmek,varmak,koşup gelmek,çabuk olmak,varmak,ulaşmak,ulaştırmakوَلَبَ ـِـ ولْباً ووُلوباً
büluğ,ergenlik,ulaşmak,erişmek,yetişmek,baliğ olmak,varmak,dayamak,ermek,dayanmak,ergen olmak,varmak,değmek,yetişkin olmak,hastalık,maraz yaklaşmak,bulmak,ermek,varmak, bulmak,yetişkin olmak,akil ve baliğ olmak,varmak,değmek,büyümek,yetişkin olmak,buluğ etmek,yetişmek,yaklaşıp çatmak,kemal bulmak,erkeğin erkekliği kamil olmak,delikanlı veya kız akıllı olmak,ergenlik,rüşt,ergen olmakبُلُوغٌ : سنُّ الرُّشْدِ، وُصُولٌ
hastalık,maraz yaklaşmak,bulmak,ermek,varmak,büluğ,ergenlik,ulaşmak,erişmek,yetişmek,baliğ olmak,varmak,dayamak,ermek,dayanmak,ergen olmak,varmak,değmek,yetişkin olmak, bulmak,yetişkin olmak,akil ve baliğ olmak,varmak,değmek,büyümek,yetişkin olmak,buluğ etmek,yetişmek,yaklaşıp çatmak,kemal bulmak,ermek,şu kadarı bulmak,şu kadar baliğ olmak,erginlik yaşına girmek,erginlik,bülüğ,idrakبُلُوغٌ : سنُّ الرُّشْدِ ، وُصُولٌ ، إِدْرَاكٌ
bir şeyden netice,sonuç,anlam çıkarmak,anlamak,sonuç çıkarmak,sonuca varmak,delillerden hareket ederek hükme varmak,üretmek ve imal etmek istemekإِسْتَنْتَجَ : إِسْتِنْتَاجاً
gelinlik yaşına varmak,kız cimaa salahiyet kertesine baliğa olmak,gelinlik yaşına varmakإِرْطَاءٌ (ج) إِرْطَاءَاتٌ
sona varmak,sona ermek,son bulmak,nihayet bulmak ,sonuna ulaşmak,varmakتَنَاهَي : تَنَاهِياً عَنْ
varış,geliş,varmak,gelmek,erişip ulaşmak,varma,varmak,ulaşmak,yetişmek,geliş,kavuşma,ermek,erişmek,varış,vusul,ortam,merkezوُصُولٌ
biribiriyle rağbet edişmek,rekabet etmek,bir hususta rekabet etmek,yarışmak,ileri varmak,ileri varmakتَنَافَسَ : تَنَافُساً فِي
delil getirmek,delil göstermek,delil istemek,sonuç çıkarmak,sonuca varmak,ip ucu getirmek,delil aracılığıyla anlamak,sonuca varmak,netice çıkarmak,yol göstermesini talep etmekإِسْتَدَلَّ : إِسْتِدْلاَلاً بِ ، عَلَي و يُقَالُ إِْتَدَلَّ بالعَالَمِ عَلَي وُجُودِ الصَّانِعِ و بالأَثَرِ عَلَي المُؤَثِّرِ
dalmak,derin gitmek,bir şeyin derinliğine varmak,genişleyip derinleşmek,pek zengin olmak,pek alim olmak,ilimlerin iç yüzüne varmak,geniş bilgi sahibi olmak,deniz gibi genişlemek,deniz gibi derinleşmekتَبَحَّرَ : تَبَحُّراً
bir şeyin künh ve hakikatına varmak,asıl ve hakikatına vasıl ve vakıf olmak,bir şeyin iç yüzünü bilmek,bir şeyin gerçeğine ulaşmak,sonuna varmak,إِكْتَنَهَ : إِكْتِنَاهاً و يُقَالُ عِنْدِي مِنَ السُّرُورِ لاَ يَكْتنِهِ الوَصْفُ
gelmek,varmak,hazır olmak,zuhur etmek,işlemek,yapmak,irtikap etmek,bitirmek,zaman geçmek,mürür etmek,olmak,bulunmak,varmak,uğramak,zuhur etmek,bulunmak istila etmek,doğurmak,dünyaya getirmek,gidermek,alıp götürmek,helak etmek,cima etmek,karıyla yatmakأَتَي ـِـ أَتْياً و إِتْيَاناً و إِتْيَانَةً و أُتِيّاً و مَأْتَاةً و مَأْتَي و إِتِيّاً بِ (تُر) وَيُقَالُ
yoldan gelmek,girmek,ulaşmak,varmak,dönmek,avdet etmek,ayak basmak,girmek,razı olmak,hoşnut olmak,bir işe yönelmek,kast etmek,ulaşmak,varmak,dönmek , avdet etmek,geçmekقَدِمَ ـَـ قُدُوماً و قِدْمَاناً و مَقْدَماً إِلَي ، عَليَ ، مِنْ
yetişmek,erişmek,bülüğ çağına varmak,balığ olmak,olmak,kemale etmek,son dereceye ulaşmak, yetişmek , erişmek,büluğa ermek,dayanmak,gelmek,olgunlaşmak,varmak,illet kesb-i iştidat etmek,haber ve havadis vasıl olmak,duyulmak,mihnet ve meşakkatin son derecesine düçar olmakبَلَغَ ـُـ بُلُوغاً و في القرآن
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid