1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birine şarkı okumak,söylemek,tarap ve teğanni eylemek,ırlatmakهَكَّمَ : تَهْكِيماً
ona emniyet,emanet etti,birine bir şey hususunda güvendiأَمِنَهُ و عَلَيْهِ
çocuk birine uydu,tabi oldu,izinde gitti,örnek aldıتَأَسَّي الوَلَدُ : إِقْتَدَي
şergir olmak,birine zarar ve ziyan etmek kaydından dolaşmakتَحَكُّكٌ (ج) تَحَكُّكَاتٌ
birine Allah akşamını hayırlı etsin veya nasıl akşamladın demekمَسَّي : تَمْسِيَةً
sabırda yenmek,üstün gelmek,birine sabır ile muamele etmekصِبَارٌ
birini küfür ve sövgüye uğratmak,birine iş kolay olmakإِسْتَسَبَّ : إِسْتِسْبَاباً لِ
birine ( جعلت فداك) yani sana kurban olayım demek (جعفل) gibiجَعْلَفَ : جَعْلَفَةً
yarayı bağlayıp sarmak,onarmak,düzeltmek,birine zillet,alçaklık nisbet etmekلأمَ ـَـ لأْماً
nesnenin parçaları birikip toplandı,cem olundu,devşirildi,bir birine çatıldıإِنْجَمَعَ الشَّيْئُ : إِنْضَمَّتْ أَجْزَاؤُهُ
ölümünden sonra sahip olmak şartıyla birine arazi veya ev verdiأَرْقَبَهُ دَاراً او أَرْضاً : جَعَلَهَا لَهُ رُقْبَي فَإنْ مَاتَ أَحَدُهُمَا كَانَتْ لِلْحَيِّ
ölümünden sonra sahip olmak şartıyla birine arazi veya ev vermekأَرْقَبَ : إرْقَاباً ، هُ
bir şeyi ezilinceye dek çiğnemek,birine birşeyden çok miktarda vermekهَثَمَ ـِـ هَثْماً لِ
birine yumuşak ve rikkatengiz bir sesle lakırdı söylemek,mülayemetle söyleşmekبَاغَمَ : مُبَاغَمَةً ، هُ
yemek veya içecek birine ağır gelip hazımsızlık yaptı,hazımsızlığa uğrattıأَسْنَقَهُ الطَّعَامُ او الشَّرَابُ : أَتْخَمَهُ : ثَقُلَ عَلَيْهِ
bir nesneye ivişmek ve seğirdişmek,işe erken başlamak,koşmakإِبْتِدَارٌ
sürat eylemek,ivmek,birbirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmakبِدَارٌ : مُبَادَرَةٌ ، سُرْعَةٌ
erkenlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmekبُكُورٌ
erken gelenin işi asan biter geç kalanın işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
kadın çocuğunun günleri dolmadan eksik ve erken doğurmak,eksik yapmak,bozmakخَدَجَ ـُِـ خَدْجاً و خِدَاجاً
erte,sabah,erkenlemek,ertelemek,erken kalkıp çıkmak,güneş doğuncaya dek sabah vaktiإِبْكَارٌ : بُكُورٌ : إِصْبَاحٌ و منه قوله تعالي
ağaç erken meyve verdi,turfanda verdiبَكَرَ الشَّجَرُ : عَجَّلَ بالثَّمَرِ
Bedri,Bedirli,Bedir gazasında hazır bulunmuş olan sahabinin her birisi,kış mevsiminden evvelce yağan yağmur ( بدريّ الغيث),semiz deve yavrusu,erken,erkenciبَدْرِيٌّ (ج) بَدْرِيُّون و قُلْتُ يَا بَدْرِيُّ تَعَالْ بَدرِي أَيْ بَاكِراً
sahura kalkmak,sabah erken kalkmak,sahurda yemek,sahura ulaşmak,aklını almak,sihir yapmak,سَحَرَ ـَـ سُحُوراً
sabahleyin içilen nesne;sabahlatılan içki,sabah vakti içilen şarap,sabah erkenden sağılan süt,erken,sabuhصَبُوحٌ و أَتَيْتُهُ ذَا صَبُوحٍ أَيْ بُكْرَةً
bir iş erkenden işlemek,gmrmek,bir kimseye erkenden varmak,erken gelmekغَادَي : مُغَادَاةً
Erken gelenin işi asan biter geç gelenin işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
sabah erken kalkan,erkenci,seherhiz,vaktinde veya emsalinden evvel yetişen meyve vesaire,turfanda,sairlerinden evvel meyve veren ağaç,بَكِرٌ ، بَاكُورٌ ، بَكُورٌ : قَوِيٌّ ٌَادِرٌ عَلَي البُكُورِ
girişim,insiyatif,bir şeye sürat etmek,önürtmek,başlama,sürat eylemek,ivmek,biribirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmak,ayrılmakمُبَادَرَةٌ (ج) مُبَادَرَاتٌ ، مُغَادَرَةٌ
er,erken,erte,sabah vakti,şafak ile güneşin doğduğu vakit arası,sabahın ilk vakti,günün evveli,yarın,şafak ile güneşin doğduğu vakit arasında ki zaman,sabah namazından gün doğunca olan zaman,günün evveli,yarın,erte,sabahın ilk vakti,er,erken,sabah,sabah namazından gün doğunca olan zaman,şafak ile güneşin doğduğu vakit arasındaki zamanغُدْوَةٌ (ج) غُداً و غُدْْوٌ
bir yeri veya bir adamın kuraklık veya kıtlığa musab görmek,kıtlığa musab olmak,kuraklığa uğrayıp mahsülat vermemek,yıl kurak gitmekأَجْدَبَ : إِجْدَاباً
göç ettirmek,göçürmek,öğle vakti bir yere gitmek,tehcir etmekهَجَّرَ : تَهْجِيراً
bir kimseyi ihsan için istemek,kavim otu biteklerinde aramaya gitmekإِنْتَجَعَ : إِنْتِجَاعاً
yönelmek,yüzünü bir yere çevirmek,gitmek,yüz vermek,kast etmekإِتَّجَهَ : إِتِّجَاهَاً لِ ، إِلَي
uymak,tabi olmak,ardınca gitmek,bir kimsenin işlediğini,yaptığını yapmakإِقْتَدَي : إِقْتِدَاءً بِ
gelmek,ileri gitmek,rağbet etmek,yaklaşmak,rağbet etmek,bir işi yapmaya devam etmek,mahsul bol olmak,birisinin gözünün karasını şaşı eylemek,yapışmak,sağlam tutmak,yönelmek,önüne almak,bir kimse cahilken alim olmak,bir şeye başlayıp devam etmek,dönmek,baأَقْبَلَ : إِقْبَالاً إِلَي ، بِ ، عَلَي
işi şiddetle ele almak,tutmak,sert davranmak,bilmediği halde yapmak,toplantıyı terk emek,istememek,bir şeye nefret etmek,bir işi bilgisi olmadan yapmak,meclisten ayrılııp başka yere gitmekإِعْتَنَفَ : إِعْتِنافاً
gece yürümek,gece gitmek,ziyaret etmek,akmak,içine geçmek,bir şeyden bir şeye geçmek,sirayet etmek,bulaşmakسَرَي ـِـ سُرْياً و سَريةً و سُرْيَةً و سَرَايَاناً و سِرَايَةً و مَسْرَيً
helak olmak,bozulmak,fasit olmak,mütekebbirane yürümek,yorulup aciz kalmak,şek ve şüphe etmek,ölmek,vefat etmek,kanmak,hazil olmak,arık olmak,aşiret reisi ahiretini çölde bırakıp kendisi kasaba ve köyde iskan etmek,nam ve nişan işitilecek bir tarafa gitmek,kişi başını sallaya sallaya süraatle gitmekبَيْقَرَ : بَيْقَرَةً
korkup bir işten vazgeçmek,medhuş ve mütehayyir olmak,şaşmak,ürküp kaçmak,bir işte aciz kalmak,becermek,arka taraf dönmek,dönüp arkaya bakmak ,geri dönmek,birbirini iterek gitmek,itişmek,akmak,korkudan titremekإِثْبَجَرَّ : إِثْبِجْرَاراً
gecenin sonunda gitmek,gece başında yürümek,gecenin evvelinden sonuna varıncaya dek gitmek,gece başında yola çıkmak,gecenin sonuna doğru yani sabaha karşı yola gitmek,gecenin sonunda gitmek,gece başında gitmek yani akşamdan kalkıp sabaha dek yürümekإِدَّلَجَ : إِدِّلاَجاً
gecenin sonunda gitmek,gece başında yürümek,gecenin evvelinden sonuna varıncaya dek gitmek,gece başında yola çıkmak,gecenin sonuna doğru yani sabaha karşı yola gitmek,gecenin sonunda gitmek,gece başında gitmek yani akşamdan kalkıp sabaha dek yürümekأَدْلَجَ : إِدْلاَجاً و إِدَّلَجَ : إِدِّلاَجاً
erte tanlacak yemek yemek,erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek,erken gitmek,öğle vakti gitmeغَدْوٌ
düşmanlaşmak,hasep nesep cihetinden birbiriyle övünmek,bir husus için birden gitmekتَنَافَرَ : تَنَافُراً
gitmek,ırak gitmek,olta çalmakطَوْءٌ : ذَهَابٌ
filanı işe zorladıأَوْجَذَ فُلاَناً عَلَي الأَمْرِ : أَكْرَهَهُ عَلَيْهِ
filanı işe zorladıأَخَذَ فُلاَناً بِالأَمْرَ : أَجْبَرَهُ عَلَيْهِ
işe gücü yettiإِسْتَطَاعَ الأَمْرَ : قَدِرَ عَلَيْهِ و اَطَاقَهُ
işe hazırlandı,soyunduتَوَكَّزَ للأَمْرِ : تَهَيَّأَ
işe gücü yettiإِطَّلَعَ للأَمْرِ : قَوِيَ عَلَيْهِ
idi ise,var idi,var iseكَانَ
işe hazırlandı,soyunduأَشْمَرَ فِي الأَمْرِ : تَشَمَّرَ لَهُ و تَهَيَّأَ
işe hazırlandı,koyulduهَاءَ لِلأَمْرِ : تَاَهَّبَ لَهُ
işe gücü yettiإِسْتَقَلَّ بالأَمْرِ : أَطَاقَه
işe gücü yettiإِسْتَقْرَنَ لِلأَمْرِ
işe hazırlandı,eğildiإِحْتَفَزَ لِلأَمْرِ : تَحَفَّزَ و تَهَيَّأَ
işe güçü yettiقَوِيَ عَلَي الأَمْرِ : أَطَاقَهُ
her işe burnunu sokarدخّال الأمور
her ne kadar iseولو أن
işe gücü yettiإِسْتَقْرَنَ لِلأَمْرِ : أَطَاقهُ و قَوِيَ عَلَيْهِ
adam acele ettiأَصْمَي الرَّجُلُ : أَسْرَعَ
acele eden,koşanآفِدٌ : مُسْرِعٌ
acele etti,koştuأَلَبَ : أَسْرَعَ
onu acele ettirdiأَدْهَقَهُ : أَعْجَلَهُ
onu acele ettirdiإِسْتَوْحَاهُ : إِسْتعْجَلَهُ
acele ettirmek,ivdirmekإْرْعَافٌ
ona acele ettiبَدَرَ إِلَيْهِ
ona acele ettiأَبْكَرَ إِلَيْهِ
acele ettirmek,koşturmakآزَفَ : إِيْزَافاً
ona acele ettiبَدَرَ إِلَيْهِ : أَسْرَعَ إِلَيْهِ
acele ile gitmekإسراع السير ، تسارع ، مسارعة ، إيشاك
acele ile göndermekإرسال عجالة ، إرسال علي جناح الإستعجال ، إسراع ، تسيير سريعا
acele ile yürümekعدو بسير سريع ، مشي بخطوات التعجيل ، تفجيج
ona acele etmediإِسْتَأْتَاهُ : لَمْ يَعْجِلهُ
Acele Koli Servii.خدمات الطرود البريدية العاجلة
yürütmek,hayvanları,sürüleri çok olmak,davar sahibi olmak,ilaç birini ishal etmek,karnını sürmekأَمْشَي : إِمْشَاءً ، هُ
bir şeyin hepsini terketmek,eksik hesap etmek,birini vehme düşürmek,şüpheye düşürmek,töhmet altındatutmakأَوْهَمَ : إِيْهَاماً
yaralamak,yarmak,çelmek,cerh,cerh etmek,birini şiddetle azarlamak,şahit yalan yahut fısk töhmetinden naşi hakim onun şehadetini ve adaletini ret ve iskat etmek,düşürmek,birinin kavil ve reyini batıl ve sevap olduğunu göstererek bozup çürütmekجَرْحٌ
gelmek,hulul etmek,girmek,bir şehirden bir şehre göç etmek,iki şeyin bir olması ki,birini söylemek,diğerini söylemek olur,inmek,hulul,yerine geçmek,gelip çatmak,nüzül edip konmak,vuku bulmak,zuhur etmek,bazı kafirlerin itikadı üzere Hak Teala hazretlerinin insan ve hayvan şekline girip dünyada cismen meşhud olmasıحُلُولٌ ، دُخُولٌ ، مَدْخَلٌ
birine rızıktan nimet,bolluk isabet etmek,birini yumuşak ve güzel yaşamlı ve dirlikli kılmak,yeme,içeme ve giymede genişlemek,bolluk içinde olmak,istırahat etmek,kavmin develeri isteği vakit her gün suya gelmek,develer su yakınında kalmak,durmk,nimetlenmeأَرْفَهَ : إِرْفَاهاً ، هُ
bir şeyden azar azar almak,birini ayıplamak,mezemmet etmek,ırza noksan getirmek,eksilmek,nakıs olmakتَنَقَّصَ : تَنَقُّصاً
birini bir işten vazgeçirmek,aklına gelmek,vesveselenmek,ret etmek,bir iş kalbe gelip vesvese olmakهَجَسَ ـُِـ هَجْساًً فِي
bir kimseyi yerinde öldürmek,yaralıyı sıkıştırıp öldürülmesini tamamlamak,yok etmek,birini mızrakla vurup süratle öldürmekأَقْعَصَ : إِقْعَاصاً ، هُ
birini aramak,peşine düşmek,vurmak,sıkıntı gırtlağına dayanmak,deve buru...dan,doğum sancısından dövünmek,feryat etmek,zorlanmak,muztar kalmakإِئْتَضَّ : إِئْتِضَاضاً إِلَي ، هُ
La ilahe illah lafzı şerifini zikr etmek,korkup kıçınlarak kaçmak,birini şetim ve azar ederken vazgeçip gerilenerek apsım olmakهَلَّلَ : تهْلِيلاً
La ilahe illah lafzı şerifini zikr etmek,korkup kıçınlarak kaçmak,birini şetim ve azar ederken vazgeçip gerilenerek apsım olmakتَهْلِيلٌ (ج) تَهْلِيلاَتٌ
ariyet talep etmek,ariyet almak,müşterekleri bulunan bir keyfiyete mebni iki isimden birini diğere bedelen kelamda istimal etmekten hasıl olan macaz,ödünçleme,eğreti istemek,ariyeten talep etmek,istiare,ödünç almak,ödünçleme,eğretilme sanatıإِسْتِعَارَةٌ (ج) إِسْتِعَارَاتٌ : إِقْتِرَاضٌ و الإِسْتِعَارَةُ فِي عِلْمِ البَيَانِ هِيَ إِسْتِعْمَال اللَّفْظِ فِي غَيْرِ مَا وُضِعَ لَهُ فِي الأَسَاسِ لِشِبْه بَيْنَ المَعْنَي الأَصْلِيِّ و المَعْنَي المَجَازِيِّ نَحْو رَأَيْتُ اَسَداً يُحَارِبُ
oka gez yapmak,dişi deve yavrusuna azar aralıkla süt vermek,birini diğerine üstün tutmak,terfi ettirmek,tercih etmek,çok beğenmek,terfi ettirmek, tercih etmek, çok beğenmekفَوَّقَ : تَفْوِيقاً
men etmek,kuvvetli şekilde akmak,fışkırmak,arık açmak,birini azarlamak,öfkelendirmek,akmak,kovmak,sürmek,,akmak,ırmağı kazmak,akıtmak,süratle akmak,kuvvetli şekilde akmak,fışkırmak,kovmak,sürmek,ırmağı kazmak,akıtmak,arık açmak,birini azarlamak,öfkelendirmek,azarlamak,men etmekنَهَرَ ـَـ نَهْراً و مَنْهَراً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beden organlarından birini kesmek,kat ve hazm etmek,kurak sene otları büyütmeyip bodur ve köse komakتَجْدِيعٌ (ج) تَجْدِيعَاتٌ
dernek,toplantı yeri,insanların gündüz biriktikleri meclis,kulup,aşiret,dernek,toplantı yeri,encümen,kulüp,lokal,kişinin ailesi,aşireti,halkı,nsanların gündüz biriktikleri meclis,dernek,toplantı yeri,insanların gündüz biriktikleri meclis,kulup,aşiret,dernek,toplantı yeri,encümen,kulüp,lokal,kişinin ailesi,aşireti,halkı,nsanların gündüz biriktikleri meclis,ehil ve oturanları olan meclisنَادِيٌ (ج) أَنْدِيَةٌ و نَوَادِيُ : مَحْلِسُ
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
davar ürkmek,ürküp dağılmak,dışarı olmak,kaçmak,ürkütmek,ürkütüp kaçırmak,birinden yardım istemek,imdat istemek,seferber etmek,sevmemek,nefret etmek,ürkütmek,halkı savaşa çağırmakإِسْتَنْفرَ : إِسْتِنْفَاراً بِ ، مِنْ ، هُ
hayvan ürküp kaçmak,ürkütmek,halkı savaşa çağırmak,genel seferberlik ilan etmekusanıklık göstermek,sevmemek,nefret etmek,davar ürkmek,kaçmak,ürkmek,birinden yardım istemek,imdat istemekإِسْتَنْفرَ : إِسْتِنْفَاراً مِنْ
halkı,milleti kendine bağlamak,tabi kılmak için uğraşıpta isteğinde muvaffak olamayıp isteğinde muvaffak olamayıp kendi kendine kalmakجَذَّذَ : تَجْذِيذاً
bir nesneyi bütün dişleriyle kavrayıp şiddetle ısırmak,ipi kuvvetli bükmek,çevirmek,yıl kurak ve kıt olmak,ayrılmamak,yapışmak,yapışık olmak,vazgeçmek,yapmamak,saklamak,muhafaza etmek,aralıksız devam etmek,halkı kırıp geçirmek kökünü kazımakأَزَمَ ـِـ أَزْماً و أُزُوماً ، بِ ، عَلَي ، عَنْ هُ
birini arkadan ayıplayan,halkı çok ayıplayan,çekiştiren,iftira eden,birini arkadan ayıplayanهَمَّازٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
siyah karınca, bir nevi siyah tane,bir nevi sebze kökü,çöl halkı soyup yerler, ziyadesiyle aranlık olan gece,işlek ve açık yol,şahrah bodur bed heykel ve bi endam kişiدُعْبُوبٌ (ج) دَعَابِيبُ
Allaha and içmek,yemin etmek,bir kavmin ulusu halkı tehdit ve fenalıkta men etmek,ilan etmek,bildirmek,öğretmek,yemin etmek,bey halka yüksek sesle nezih ve tehdit etmekتَأَذَّنَ : تَأَذُناً بِ
fesat etmek,arayı bozmak,el veya mızrakla dürtmek,koğuculuk etmek,gıybet etmek,laf atmak,aleyhte bulunmak,sözleriyle halkı birbirine düşürmek,vurmak,kavmin arasını bozarak birbirine düşürmek,şeytana birine vesvese vermek,dürtmekنَزَغَ ـُِـَ نَزْغاً إِلَي
bir halkı memleketinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak ve askeri kırmak,bozmak,çeri sınmak,uzaklaştırmak,göçetmek,kovmak,çıkmak,düşmanı bir yerden çıkarmak,sürmek,ihraç etmek,tahliye etmek,gidermek,dışarı etmek,kovmakأَجْلَي : إِجْلاَءً مِنْ ، عَنْ ...
dişlerinin tümüyle ve hırsla ısırmak,devam etmek,sarılmak,at gemi azıya almak,at gemi ısırmak,halkı kırmak ve kıtlığa düçar etmek,muhkem bükmek,mülkünü muhafaza etmek,kapıyı kapamak,kapatmak,dişle veya bıçakla kesmek,bir şeyden feragat ve perhiz etmek,imsأَزَمَ ـِـ أَزْماً و أُزُوماً (تر) بِ ، عَلَي
ev,konut,mesken,yurt,zevce,od,ateş,merhamet,kül,hane,ev halkı,yurt,zevce,ateş,kül,merhametسَكَنٌ (ج) أَسْكَانٌ : مَسْكَنٌ : رَمَادٌ
boşaltmak,çıkartmak, kovmak,sürmek,bir halkı memlekinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak,askeri bozmak,kırmak ve çeri sınmak,pası çıkarmak,boşaltma,tahliye etmek,tahliye,tahliye etmek,düşmanı bir yerden çıkarmak,sürmek,sürgün etmekإِجْلآءٌ : إِخْلآءٌ
açmak,sürmek,nefiyetmek,sürgüne göndermek,çıkarmak,boşaltmak,çıkartmak,kovmak,sürmek,askeri bozmak, kırmak ve çeri sınmak,pası çıkarmak,nefiy etmek,sürgüne göndermek,tahliye etmek,bir halkı memleketinden sürüp çıkarmak ve dağıtmak ve askeri sımakإِجْلاَءٌ (ج) إِجْلاَءَاتٌ: إِخْلاَءُ :تَخلِيَةٌ
bu sabah çıkan gazetelerالصحف الصادرة هذا الصباح
sabah,gün aydınlanmak,açılmakفَصَحَ
kavme sabah içkisi içirdiصَبَّحَ القَوْمَ : سَقَاهُمْ صَبُوحاً
kavme sabah içikisi içirdimصَبَحْتُ القَوْم : سَقَيْتُهُمْ الصَّبُوحَ
bu sabah çıkan gazetelerصحف صادرة هذا الصباح ، الصحف الصادرة صباح اليوم
kavme sabah içikisi içirdimصَبَحْتُ القَوْمَ : سَقَيْتُهُمْ الصَّبُوحَ
kavim sabah yeline girdilerأَصْبَي القَوْمُ : دَخَلُوا فِي رِيْحِ الصَّبَا
kavim sabah yeline girdilerأَصْبَي القَوْمُ : دَخَلُوا فِي رِيْحِ الصَّبَا و هِيَ رِيحٌ شَرْقِيَّةٍ
sabah akşam bize gelirيَأْتِينَا صَبَاحَ مَسَاءَ
sabah veya akşam namazıصَلاَةُ البَصَرِ الفَجْرِ أَوِ المَغْرِبِ
ona sabah erken geldiإِبْتَكَرَ عَلَيْهِ : أَتَاهُ بُكْرَةً اَيْ غُدْوَةً
çok aldatan,sabah yıldızıغَرَّارٌ
sabah namazını ortalık aydınlanınca kıldıأَسْفَرَبِصَلاَةِ الفَجْرِ
sabah yolculuğuna dahil oldu,girdiأَسْفَرَ : دَخَلَ فِي سَفَرِ الصُّبْحِ
bugün sabah çıkan gazetelerin manşetleriعناوين الصحف الصادرة صباح اليوم
bir nesneye ivişmek ve seğirdişmek,işe erken başlamak,koşmakإِبْتِدَارٌ
sürat eylemek,ivmek,birbirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmakبِدَارٌ : مُبَادَرَةٌ ، سُرْعَةٌ
erkenlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmekبُكُورٌ
erken gelenin işi asan biter geç kalanın işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
kadın çocuğunun günleri dolmadan eksik ve erken doğurmak,eksik yapmak,bozmakخَدَجَ ـُِـ خَدْجاً و خِدَاجاً
erte,sabah,erkenlemek,ertelemek,erken kalkıp çıkmak,güneş doğuncaya dek sabah vaktiإِبْكَارٌ : بُكُورٌ : إِصْبَاحٌ و منه قوله تعالي
ağaç erken meyve verdi,turfanda verdiبَكَرَ الشَّجَرُ : عَجَّلَ بالثَّمَرِ
Bedri,Bedirli,Bedir gazasında hazır bulunmuş olan sahabinin her birisi,kış mevsiminden evvelce yağan yağmur ( بدريّ الغيث),semiz deve yavrusu,erken,erkenciبَدْرِيٌّ (ج) بَدْرِيُّون و قُلْتُ يَا بَدْرِيُّ تَعَالْ بَدرِي أَيْ بَاكِراً
sahura kalkmak,sabah erken kalkmak,sahurda yemek,sahura ulaşmak,aklını almak,sihir yapmak,سَحَرَ ـَـ سُحُوراً
sabahleyin içilen nesne;sabahlatılan içki,sabah vakti içilen şarap,sabah erkenden sağılan süt,erken,sabuhصَبُوحٌ و أَتَيْتُهُ ذَا صَبُوحٍ أَيْ بُكْرَةً
bir iş erkenden işlemek,gmrmek,bir kimseye erkenden varmak,erken gelmekغَادَي : مُغَادَاةً
Erken gelenin işi asan biter geç gelenin işi ters giderمن أسرع باكرا وجد شغله متيسرا و من أبطأ متأخرا وجد عمله متعسرا
sabah erken kalkan,erkenci,seherhiz,vaktinde veya emsalinden evvel yetişen meyve vesaire,turfanda,sairlerinden evvel meyve veren ağaç,بَكِرٌ ، بَاكُورٌ ، بَكُورٌ : قَوِيٌّ ٌَادِرٌ عَلَي البُكُورِ
girişim,insiyatif,bir şeye sürat etmek,önürtmek,başlama,sürat eylemek,ivmek,biribirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmak,ayrılmakمُبَادَرَةٌ (ج) مُبَادَرَاتٌ ، مُغَادَرَةٌ
er,erken,erte,sabah vakti,şafak ile güneşin doğduğu vakit arası,sabahın ilk vakti,günün evveli,yarın,şafak ile güneşin doğduğu vakit arasında ki zaman,sabah namazından gün doğunca olan zaman,günün evveli,yarın,erte,sabahın ilk vakti,er,erken,sabah,sabah namazından gün doğunca olan zaman,şafak ile güneşin doğduğu vakit arasındaki zamanغُدْوَةٌ (ج) غُداً و غُدْْوٌ
hata etmek,yanılmak,yanlış etmek,hadditecavüz etmek,atlatmak,aşmak,geçmekgünah ve kabahat etmekتَخَطِّيٌ (ج) تَخَطِّيَاتٌ
hasta ve zebun etmek,dert ve eleme düçar etmek,mahv ve harap etmek,yoğaltmak,yok etmek,ifsat etmek,bozmakأَتْبَلَ : إِتْبَالاً ، هُ
bir hususta birinin yerine geçmek,yerine geçirmek,yerini tutmak,vekil tayin etmek,tevkil etmek,vekalet etmek,inabe etmek,dönmek,rücü etmek,tövbe etmek,pişman olmak,önem vermek,bir şeye sık sık gidip gelmekأَنَابَ : إِنَابَةً إِلَي ، عَنْ ، هُ
nakz-ı adalet edip hükümde cevr etmek,zülüm etmek,bir kimseye haksızlık etmek,hadden tecavüz etmekأَشَطَّ : إِشْطَاطاً
emir ve hakim kesilmek,brylik etmek,emirlik etmek,hüküm etmek,yönetmek,musallat olmak,müşavere etmek,danışmakتَأَمَّرَ : تَأَمُّراً ، عَلَي ، هُ
düşmanlıkta,adavette inat etmek,ısrar etmek,davasından vageçmemek,sebat etmek,bir işe sarılmak,ısrarla devam etmekلَجَّ ـَِـ لَجَجاً و لَجَاجاً و لَجَجَةً فِي ، عَلَي
mesken,barınak ittihaz etmek,oturacak,barınacak yer peyda etmek,nüzül ve ikamet etmek,eve kabul etmekتَأْوِيَةٌ (ج) تَأْوِيَاتٌ
yapmak,etmek,kılmak,vaz etmek şart koymak,zannetmek,sanmak,add ve itibar etmek,beyan ve izah etmek,tebyin etmek,ilka ve ilham etmek,ittihaz ve kabul ve itikat etmek,vermek,ita etmek,almak,ahz etmek,başlamak,edilmek,kılmak,geçirmek,başlamak,yapmak,etmek,atamak,tayin etmek,koymak,sanmak,değiştirmek,getirmek,yaratmak,kılmak,yapmak,etmek,atamak,tayin etmek,başlamak,koymak,sanmak,değiştirmek,getirmekجَعَلَ : جَعْلاً و جَعَالَةً و جِعَالَةً و مَجْعَلاً (تر) و في القرآن الكريم
mutlu etmek,mesut etmek,bhtiyar etmek,mutluluk vermek,başarıya ulaştırmak,yardım etmekأَسْعَدَ : إِسْعَاداً ، هُ و اَسْعَدْتُ النَّائِحَةَ الثَّكْلَي أَيْ أَعَنْتُهَا عَلَي البُكَاءِ و النَّوْحِ
Lut kavminin fiilini irtikap etmek,erkekle cima etmek,livata etmek,oğlancılık etmekتَلَوَّطَ : تَلَوُّطاً
tartışmak,münakaşa etmek,bozuşmak,buğuz etmek,itiraz etmek,karşı koymak,düşmanlık etmekمُشَاحَنَةٌ
kesmek,budamak,terbiye etmek,temizlemek,ıslah etmek,acele etmek,akmak,gürültü etmekهَذَبَ ـِـ هَذْباً
sınamak,imtihan etmek,tecrübe etmek,denemek,gümüşü ateşte kal etmek,tasfiye etmekإِمْتَحَنَ : إِمْتِحَاناً ، هُ
meyil etmek,söykenip dayanmak,yönelmek,itimat etmek,kast etmek,taarruz etmek,doğrulmakإِنْتَحَي : إِنْتِحَاءً عَلَي ، فِي ، هُ
birbirinden nefret ve buğz etmek,adavet etmek,hay etmek,sevişmemek,buğuz etmekبَاغَضَ : مُبَاغَضَةً
bir şey ile yum tutmak,teberrü etmek,kutlu ve uğurlu saymak,berekete nail olmak,yum ve bereket addetmek,uğur saymak bir şeyle teberrük etmek,kutlu ve uğurlu saymak,kutlu ve uğurlu saymak,hissemend olmak,bir nesne teberrük ve teyemmün etmek,bir nesneyi kendi hakkında sevap ve mübarek ve meymenetli ve aziz add etmekتَبرَّكَ : تَبَرُّكاً بِ
beslengi,ve beslenmiş ve saklanmış nesne ve gözlenmiş kimse,çok suرَبَبٌ
fazilette ve güzellikte ve ilimde emsaline,akranına ve başkalarına üstün geldiبَرَعَ : فَاقَ الأخَرِين فِي الفَضِيلَةِ أَوِ الجَمَالِ أَوِ العِلْمِ أَوْ نَحْوِهَا
şüphe ve tereddüte mahal bırakmayan açık ve bedihi delil ve hüccetمَبْصَرَةٌٌ
süt ve pirinç ve ceviz ve etten oluşan bir cins yemekجُوذَابٌ (فار)
kılıç ve bıçağı bileyip yürüyen ve keskin etmek , keskinletmek ve zağlamakإِرْهَافٌ
kızamık ve çiçek çıkarmamış çocuk ve hastalık çekmiyen hayvan ve insanقُرْحَانٌ
bir kavmin reisi ve seyyidi ve şerifi,nakes ve alçak adamجَحْجَاحٌ (ج) جَحَاجِحُ و جَحَاجِحَةٌ و جَحَاجِيحُ
avradın gazel ve türkü ile hüsün ve cemalini ve nazını övmekنَسِيبٌ : نَسَبٌ
hamam tası ve susak ve sunak ve helke yani bakır çömlekصَطْلٌ
şenlik ve hareket dilemek ve ırlamakla deveyi harekete ve şevke getirmekإِسْتِطْرَابٌ
nesne mayub ve fasit olup ve cerh ve redde müstahak olduإِسْتَجْرَحَ الشَّيْئُ
bir şeyi kendi hedefi ve amaçı ve garazı ve maksadı yapmakإِغْتَرَضَ : إِغْتِرَاضاً
pek aşırı bed ve kabih ve çirkin ve yakışmaz olan şeylerشَنَائِعُ
abdest alıp yüzünü ve ellerini yıkadı ve başına ve ayaklarına meshettiتَوَضّأَ فَغَسَلَ وَجْهَهُ و يَدَيْهِ و مَسَحَ رَأْسَهُ و عَلَي خُفَّيْهِ
taç giymek,taclanmak,bir şeyi çepçevre çevirmek,ilerlemek,terakki etmek,taç giymek,gülümsemek,sonuçlanmakتَكَلّلَ : تكَلُّلاً بِ
bir dinden diğer bir dine geçmek,başka dine girmek,din değiştirmek için dinden çıkıp başka bir dine girmek,Sabii dinine girmek,diş,filiz çıkmak,belirmek,intikal etmek,geçmek,üzerine sürmek,götürmek,yüklemek,saldırmak,karşı çıkmakصَبُؤَ ـُـ صَبْأً وصَبَاءَةً وصُبُؤاً عَلَي
çekmeden çıkmak,ilerlemek,takaddüm etmek,gitmek,hücüm etmek,saldırmak,dökülmek,kopmak,kılıç kınından sıyrılıp çıkmakإِنْدَلَقَ : إِنْدِلاَقاً و يُقَالُ ضَرَبَهُ فَانْدَلَقَتْ أَقْتَابُ بَطْنِهِ
deve kükremek,bulut gürlemek,deve korkudan acele etmek,hızlanmak,deveyi yürümeye kındırmak,teşvik etmek,ilerlemekأَرْزَفَ : إرْزَافاً إِلَي
bir şey diğer bir şeye girip çıkmak,delip geçmek,nüfuz etmek,geçerli olmak,yerine getirmek,geçerli olmak,bitişmek,ulaşmak,icra etmek,nüfuz etmek,yerine getirmek,içine geçmekنَفَذَ ـُـ نَفْذاً و نُفُوذاً ونَفَاذاً فِي ، إِلَي ، مِنْ ، عَنْ
yaymak,döşemek,açmak,sermek,basmak,yassılatmak,sevindirmek,uzun uzun anlatmak,uzatmak,açmak,üstün tutmak,arz etmek,sunmak,sevindirmek,içine almak,beyan ve ifade etmek,genişletmek,mesrur etmek, açmak, içine sığdırmak,almak,istiap etmek ,tercih ve tafdil etmek,birinin mahcubiyetini veya teklifli muamelesini defile laubaliyane muamele ile sevk etmek cesaret vermek, birinin özrünü kabul etmek ,mazur görmekبَسَطَ ـُـ بَسْطاً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kesmek,ara vermek,geçmek,mesafe almak,yol almak,kat eylemek,kat etmek,dolaşmak,gezmek,delmek,ara vermek, yola koyulmak,seyahat etmek,kuyunun suyu kesilmek,azalmak,kurumak,kuş yol almak,meyve toplamak,arkadaşı,terk etmek,görüşmemek,namazı bozmak,ırmağın bir tarfından diğer tarafına geçmekقَطَعَ ـَـ قَطْعاً و مَقْطَعاً و تِقْطَاعاً و قُطُوعاً و قِطَاعاً و قَطَاعاً و قَطْعَةً و قَطِيعَةً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
koşmak,süratle gitmek,atlamak,zıplamak,sıçramak,yalan söylemek,ilerlemek,toplamak,yalan söylemek,yara onulduktan sonra azmak,eklemek,ilave etmekزَرَفَ ـُـ زَرْفاً و زَرِيفاً إِلَي
birinin mübarezesine çıkmakبَاجَّ : مُبَاجَّةً و تقول بَاجَجْتُهُ فَبَجْجْتُهُ
birinin kulağına fısıldamakأَكَتَّ : إِكْتَاتاً فِي
birinin yakın akrabasıنَافِرَةٌ
birinin ayağını kaydırmakجَرَّجَ : تَجْرِيجاً
birinin işini bitirmekتَنْوِيَةٌ (ج) تَنْوِيَاتٌ
birinin işini bitirmekنَوَّي : تَنْوِيَةً
birinin adını istemekإِسْتَسْمَي: إِسْتِسْمَاءً ، هُ
yer taze ot peyda etmek,delikanlının yüzünde yeni tüy peyda etmek,hayvanlara iyi bakıp tımar etmek,çoban develeri otlamağa koyu vermekبَقَّلَ : تَبْقِيلاً
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
develeri yoldan sapmalarına engel olmak için hap hap diye çağırmak,davet etmek,bağırmak,seslenmek,teşvik ve teklif eylemek,korkutmak,çoban develere bağırıp hap hap demekأَهَابَ : إِهَابَةً بِ ، هُ
ekin saplı olmak,yerde kamış olmak,bir kimsenin develeri sudan iğrenip terk etmek,bir kimsenin ırzına sövmekأَقْصَبَ : إِقْصَاباً ، هُ
develeri terutaze çayır otlamakla su içmekten ikna ve iktifa ettirdim,deveyi çayır yedirmekle sudan kifayet ve kanat ettirdimاَجْزَأْتُ الإبلَ بالرطبِ عن الماءِ : أقنعتُها
damlatmak,damzırmak,bir yeri ud ağacı ile buhurlamak,bir kimseyi yanı üzerine yıkmak,develeri katara dizmek,süzdürmek,imbikten çekmek,suyu damıtmak,damla damla akıtmak,bir çizgi üzerine koymak,katarlaştırmakقَطَّرَ : تَقْطِيراً ، هُ
terk etmek,ihmal etmek,boş vermek,savsaklamak,terketmek,boşlamak,bırakmak,ıskalamak,kullanmamak,önem vememek,bir harfi noktasız etmek,hali üzerine bırakmak,baştan savmak,develeri çobansız, başı boş bırakmak,yazıyı noktalamamakأَهْمَلَ : إِهْمَالاً ، هُ
diz çökmek,dizleri üzerinde oturmak,düşmek,develeri toplamak,diz çökmek,diz üzere oturmak,ayak tırnaklarının uclarıyla basarak durmak,diz üstüne düşmekجَثَأَ ـَـ جِثَاءً و جُثُوءاً
kavim yedi olmak,gebe hayvan gebeliğinin yedinci ayında doğurmak,bir şeyi yedi yapmak,yedi kılmak,birinin develeri yedinci günde suya gelmek,sürü kurt düşmek,yolda veya yerde canavarlar çok olmak,birine canavar eti yedirmekأَسْبعَ : إِسْبَاعاً ، هُ
deveyi durdurmak için çağırmak,ey demek,develeri teskin için ey demek,çağırmakيَأْيَأَ : يَأْيَأَةً و يَأْيَاءً بِ
develeri zekat tahsildarından kaçırmak,ekini olmadan evvel satmak,saklamak,gizlemek,kayıp etmek,çok mantar hasıl etmek,bir tepenin arkasından ve buna benzer yerden ansızın zuhur etmek,çıkıvermek,bir şeyi veresiye pahalı satıp sonra peşin akçe ile ucuz almأَجْبَي : إِجْبَاءً و في الحديث
birine rızıktan nimet,bolluk isabet etmek,birini yumuşak ve güzel yaşamlı ve dirlikli kılmak,yeme,içeme ve giymede genişlemek,bolluk içinde olmak,istırahat etmek,kavmin develeri isteği vakit her gün suya gelmek,develer su yakınında kalmak,durmk,nimetlenmeأَرْفَهَ : إِرْفَاهاً ، هُ
yük hayvanları,yük develeri,binek hayvanları çok olmak,develer arıklıktan ve zayıflıktan sonra semirip yolculuğa takat getirmek,develer yük hayvanları oluncaya dek terbiye ve talim etmek,birine yük hayvanı vermek,birini göçtürmekأَرْحَلَ : إِرْحَالاً ، هُ
kuyu kazılacak yer,kuyu kenarı kuyudan çıkarılan toprak,kuyudan su çeken adamın durduğu yer,kuyunun etrafı ve içinden çıkıp yanında tepe teşkil eden toprak develeri sulamak için bir gün evvelden havuzda biriktirilen su,birikmiş su,havuzجَبَيً (ج) أَجْبَاءٌ و يقال إِسْقِ إبلي من جَبَي حَوْضك
her taraftanüşüşüp toplanmak,birikmek,koşmak,acele etmek,dönmek,avdet etmek,aralıksız yağmur yağmak,sürekli yağmak,develeri toplayıp götürmek,erkek merkep önüne dişisini katıp şiddetle kovalamak,toplamak ve yığmak,cem etmek,her taraftan gelmek,sürmek,sevk etmek,filiz vermek,yaranın dışı iyi olmak,ikamet etmek,ret etmekأَلَبَ ـُِـ أَلْباً إِلَي ، هُ
onu suya batırdı,boğduغَرَّقَهُ فِي المَاءِ : أَغْرَقَهُ
suya dönüştürmek,hidrolize etmekتَمْيِيهٌ (ج) تَمْيِيهَاتٌ
suya bandı,daldı,çimdiإِنْعَفَسَ فِيالمَاءِ : إِنْغَمَسَ فِيْهِ
suya bandı,daldı,çimdiإِنْغَمَسَ فِي المَاءِ
suvarmak,suya kandırmak,söndürmekأَرَاضَ : إِرَاضَةً و فِي الحَدِيُثِ الشَّرِيفِ
suya yakın olan köyبِرْغِيلٌ
soğuk suya girip serinlediتَبَرَّدَ فِي المَاءِ
suya mecra açıp akıttıبَجَسَ المَاءُ
salınarak yürümek,suya ıslatmakزَكٌّ
suya dalma,batma,yutmaغَطْسٌ
suya dalmak,batırmak,bandırmakغَمْسٌ
suya dalmak,batırmak,bandırmakقَمْسٌ
suya dalmak,gömlek giymekتَقَمَّصَ : تَقَمُّصاً فِي
kavim suya birlikte geldilerتَوَارَدَ القَوْمُ المَاءَ
adam gece suya geldiآبَ الرَّجُلُ المَاءَ
bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmekبَاه ـِـ بَيْهاً لِ و يقال ما بهت اي ما فهمت
azla iktifa edip geçinmek,çok az yemek yemek,yetinmek,zorlukla varmak,zahmet çekmek,bir yere ulaşmak,yara şiddetlenmek,azmakتَبَلَّغَ : تَبَلُّغاً ، بِ ، هُ
birinin ardınca gitmek yahut gelmek,bir nesneyi geri bırakmak,sonraya bırakmak,namazdan sonra duaya oturmak,takip etmek,koğuşturmak,yorumlamak,takip etmek,izlemek,iz sürmek,ardından varmak,takip,ardından varmak,birinin ardınca gitmek yahut gelmek,bir nesneyi geri bırakmak,sonraya bırakmak,namazdan sonra duaya oturmak,takip etmek,koğuşturmak,yorumlamakتَعْقِيبٌ (ج) تَعَقِيْبَاتٌ
araştırmak,incelemek,bir şeyin aksasına varmak,dibine darı ekmek,haber almak için gayetle say etmek,ziyade aramak,cid ve cehd etmekإِسْتِقْصَاءٌ (ج) إِسْتِقْصَاءَاتٌ
birinin burnuna vurmak,içine girilen su burna kadar çıkmak,buruna varmak,hayvan henüz otlanmamış meraya girip çiğnemek,kimsenin girişmediği bir işe teşebbüs etmekأَنَفَ ـُِـ أَنْفاً
akın etmek,hücum etmek,hücuma geçmek,saldırıya başlamak,saldırı,düzenlemek,su katmak,karıştırmak,hamle etmek,üzerine varmak,ayırmakشَنَّ ـُـ شَنّاً عَلِي
ümidini kesmek,ümitsiz olmak,ümitsizliğe düşmek,kadın kısır olmak,kısır olma çağına varmakيَئِسَ ـَـ يَأْساً و يَآسَةً مِنْ
hasta halini sormak,ziyaret etmek,hastanını hatırını sormağa varmak,ziyaret etmek,poliklinikعِيَادَةٌ (ج) عِيَادَاتٌ
oğlancağı memeden ayırmak , yormak ve ıssız susuz çöle varmak ve kuluncağın memeden ayrılacakl zamanı olmakإِفْلاَءٌ
ıraklamak,ıraklaştırmak,uzaklaştırmak,uzak etmek,diskalifiye etmek,dışlamak,bir işin,bir şeyin sonuna ulaşmak,varmakأَقْصَي : إِقْصَاءً عَنْ ، هُ
kişinin hayrı azalmak,yeri kazan kimse pek sert yere varmak,yıl kurak olmak,yağmur az olmak,birini bir işten men etmekأَكْدَي : إِكْدَاءً
bir iş erkenden işlemek,gmrmek,bir kimseye erkenden varmak,erken gelmekغَادَي : مُغَادَاةً
iç yüzü araştırmak,dibe,derine varmak,bir kimsenin ağzını koklamak,nefesini koklamak,teneffüs etmek,he etmek istemekإِسْتَنْكَهَ : إِسْتِنْكَاهاً ، هُ و فِي الأَسَاسِ إِسْتَنْكَهْتُ الشَّارِبَ اَيْ شَمَمْتُ فَمَهُ
ziyaret,gezi,ziyaret etmek,sora varmak ki hal ve hatır sormaya gitmek,,görüşmeğe gitmek,görmek,göretزِيَارَةٌ (ج) زِيَارَاتٌ ، مزار
başarı,devran,başarmak,zafer,kazanmak,felah,sınıfı geçmek,sınıfı geçmek,muvafakkiyet,galibiyet,ereğe varmak,üstün gelmekنَجَاحٌ (ج) نَجَاحَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid