1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birine bir şeyi uzatmak,kibirlenmek,kurt avını başını kaldırarak tutmakإِزْدَمَّ : إِزْدِماَاماً إِلَي
aldırmak,tutturmak,deveyi vbağlamak,sütü ekşitmek,birine büyü,shir yapmakأَخَّذَ : تَأْخِيذاً ،هُ
şefkat,merhamet ,ziyade acımak,esirgeme,yumuşaklık,inayet,birine acıyıp esirgemekشَفَقَةٌ
birine şin gerek şeylerini hazırlamak,bir şery devam etmek,sürmekأَوْهَبَ : إِيْهَاباً لِ
birine tükürüğümü boğazında durdurmak,yutkunamayacak derecede mahzun ve kedernak etmekأَجْرَضَ : إِجْرَاضاً ، هُ
yetişip geçmek,takip ettirmek,ardınca göndermek,birine bırakmak,havale etmekأَتْلَي : إِتْلاَءً عَلَي ، عِنْدَ ، هُ و يَقُولُ العَرِبُ
birine ölüm haberini vermek,getirmek,anmak,kusurlarını herkese anlatmak,koşmakنَعَي ـِـ نعْياً و نَعِيّاً و نَعَيَاناً إِلَي ، لِ
asılmak,takılmak,hile ile birine günah,cünha azv ve isnat etmek,bir işi layıkıyla yapmayıp başta savma etmek,hile ile birine günah,cüha azv ve isnat etmek,bir işi layıkıyla yapmayıp başta savma etmekتَعَلَّثَ : تَعَلُّثاً بِ
zorlamak,aya,aynaya çil,leke düşmek,birine aşık olmak,çok sevmekكَلِفَ ـَـ كَلَفاً بِ
asılmak,takılmak,hile ile birine günah,cünha azv ve isnat etmekتَعَلُّثٌ (ج) تَعَلُّثَاتٌ
öne geçmek,ilerlemek,ürkmek,dağılmak,birine şer,kötülük peyder pey gelmekإِسْتَنْعَي : إِسْتِنْعَاءً بِ
yazı öğretmek,birine kaside yazdırmak,birini yazar bulmak,tulumun ağzını bağlamakأَكْتَبَ : إِكْتَاباً ، هُ
bidadlık,zülüm,nahak olan iş,birine öfkeli veya alay ederek bakmakظِلاَمٌ
facire,zinakar,oruspu,kahpe kadın,birine karşı haksızlık ve kabahat edenبَغُوٌّ ، فاجرة ، زانية
ağlamaya teşvik etmek,ayartmak,ağlamasını istemek;ağlatmak,birine ağlatacak iş yapmakإِسْتَبْكَي : إِسْتِبْكَاءً ، أَبْكَي : إِبْكَاءً ، هُ
vaktinde veya emsalinden evvel yetişen meyve vesaire,turfanda,sairlerinden evvel meyve veren ağaç,bahar başlarında yağan yağmur,başı eğrilip bükülmüş kamış,erkenبَكِيرٌ : بَاكُورٌ
mest veya sarhoş olan kimse,sabah vaktinde içki içmeğe başlayan kimse,müdavim,içkiye düşkün kimse,ayyaş,erken,bekri,önce,Bekire ait ve mensup,BekirliBekirciبَكْرِيٌّ : سَكْرَي
bir işte acele edip yarışmak,bir şeyi süratle almak,acele etmek,çabuk davranmak,erken işe başlamak,çabuk koşmakإِبْتَدَر : إِبْتِدَاراً
deveyi erken suya eriştirmek için gece sürüp yürütmek,kılıca kın yapmak,gebe hayvanın doğumu yakın olmak,yaklaşmak,torumun ön dişleri çıkma zamanı gelmek,bir kabın dolmasını yakın etmek,yakınlaştırmakأَقْرَبَ : إِقْرَاباً
bir şeyin evvelini elde etmek,icat etmek,yeni bir şey ortaya koymak,kadın ilk doğumunda erken doğurmak,birine erkenden gitmek,yemişi turfanda yemek,kızın kızlığını izale etmekإِبْتَكََ : إِبْتِكَاراً عَلَي ، هُ
deveyi erken suya eriştirmek için gece sürüp yürütmek,kılıca kın yapmak,gebe hayvanın doğumu yakın olmak,yakın olmak,yaklaşmak,torumun ön dişleri çıkma zamanı gelmek,bir kabın dolmasını yakın etmek,yakınlaştırmak,kesp etmek,gebe hayvanın doğurma vakti yaklaşmak,yaramaz olmakأَقْرَبَ : إِقْرَاباً
uzaklaşmak,ayrılmak,gitmek,dağıtmak,gitmekزَاخَ ـُـ زَوْخاً
gurbete gitmek,vatanından çıkıp gitmekإِغْتِرَابٌ (ج) إِغْتِرَابَاتٌ
bir yerden başka bir yere göç etmek,göç,seyahat,azimet,göç etmek,ölmek,gitmek,ayrılış,ayrılmak,yolculuk,yük devesi,binek devesiرَحِيلٌ
kalkmak,kalkınmak,harekete gelmek,elle almak,itmek,bir vilayetten öbür vilayete gitmekنَوْضٌ
göğüs kemiği,anlatmak,rivayet etmek,bir kimsenin ardınca gitmek,hikaye,kıssa,izقَصَصٌ
sel bir bataklıkta akmak,kavim toplanmak,soymak,çıkarmak,toplamak,kovmak,çalışmak,gitmekحَفَشَ ـِـ حَفْشاً
kast etmek,yönelmek,azim etmek,adaletle hüküm etmek,kast etmek,ifrat etmek,dilemek,yönelmek,kaside söylemek,niyet etmek,doğrulamak,arzu etmek,istemek,bir tarafa doğru gitmek orta,azim etmek,adaletle hüküm etmek,olmak,ifrat etmek,kast etmek,dilemek,ona doğru yönelmek,orta olmak, gitmek ,yönelmek, niyet etmek, doğrulamak , arzu etmek ,istemek ,bir tarafa doğru gitmek istemekقَصَدَ ـُِـَـ قَصْداً و مَقْصَداًً إِلَي ، لِ ، فِي
deveye,ata çıplak binmek,yapıldak ve eyersiz ata binmek,at çıplak iken binmek,bir belaya çatmak,yalnız başına yerde gezmek,gitmek,çirkin bir iş yapmak,işlemekإِعْرَوْرَي : إِعْرِيْرَاءً
deveye,ata çıplak binmek,yapıldak ve eyersiz ata binmek,at çıplak iken binmek,bir belaya çatmak,yalnız başına yerde gezmek,gitmek,çirkin bir iş yapmak,işlemekإِعْرِيْرَاءٌ
akşam vakti yola çıkmak,yani karanlığın başında gitmek,yürümek,gece uzaktan ateşi görüp aydınlanmak için ona doğru gitmekإِعْتَشَي : إِعْتِشَاءً بِ
bir şeyi kolay ve akıcı kılmak,hurma ağacının çöplerinin kökleri gitmek,yok olmakأَسلَسَ : إِسْلاَساً
tasarımlamak,tasarlamak,azim etmek,kılıç eti kesip kemiği dahi kesmek,tez geçip gitmek,kararlı olmak,gitmek,karar vermek,azm etmek,niyet etmek,planlamak,kesmek,kararlaştırmak,tasarlamak,kararlı olmak,ısrar etmek,gitmekصَمَّمَ : تَصْمِيماً عَلَي ، هُ
bir nesnenin ardına düşüp gitmek,izlemek,izini sürmek,ensesine,kafasına vurmak,izini takip etmek,ensesinden kesmek,tercih etmek,yeğlemek,silmek,gidermek,bir kimseye kötü isnatlar yaparak iftira etmek,karalamak,çamur atmak,suçlamakقَفَا ـُـ قَفْواً و قُفُوّاً
batıya dühül etmek,mağrip semtine gelmek,batıya gelmek,batıya gitmek,gurbate düşmek,garip ve tuhaf bir şey yapmak,tuhaf bir söz söylemek,haruklade garip,tuhaf bir şey yapmak,bir garip ve nadir nesne peyda etmek,göç etmek,göçmek,pek çok gülmek,süratle koşmأَغْرَبَ : إِغْرَاباً بِ ، عَلَي ، فِي ، هُ و يُقَالُ
batıya dühül etmek,batıya gelmek,batyıya gitmek,garip ve tuhaf bir şey yapmak,tuhaf bir söz söylemek,göç etmek,garip olmakأَغْرَبَ : إِغْرَاباً
işe ehil olduتَأَهَّلَ لِلأَمْرِ
işe devam edenمواظب
işe azim eylediأَكْمَي عَلَي الأَمْرَ : عَزَمَ عَلَيْهِ
işe azm ettiأَثِرَ عَلَي الأَمْرِ
işe erken başladıبَاكَرَ الأَمْرَ
işe bağlı kaldıإِرْتَهَنَ بالأَمْرِ : تَقَيَّدَ بِهِ
işe hazırlıksız yakalandıأُفْتِلَتَ بِأَمْرٍ بِهِ قَبْلَ أَنْ يَسْتَعِدَّ لَهُ
işe çabuk ol !إِلَي الأَمْرِ ، عَجِّلْ إِلَيْهِ!
işe karar verdiقَرَّرَ فِي الأَمْرِ
işe başlamadan önceقبل البدء في العمل
insanların işe yaramayanlarıبُشَارُ النَّاسِ
işe isticabet ettiإِنْتَدَبَ للأَمْرَ : إِسْتَجَابَ لَهُ
işe ilişti,dokunduإِسْتَهْدَفَ للأمْرِ : تَعَرَّضَ لَهُ
işe ara verdiبَطَّلَ العَمَلَ : قَطَعَهُ
bu işe bakılmadıما إلتفت لهذا الأمر
acele etti,koştuإِنْسَرَحَ : أَسْرَعَ
onu acele ettirdiآزَفَهُ : أَعْجَلَهُ
onu acele ettirdiإِسْتَعْجَلَهُ
yürüyüşünde acele ettiأرْغَفَ الرَّجُلُ : أَسْرَعَ فِي سَيْرِهِ
yürümekte acele ettiأَسْرَعَ فِي السَّيْرِ :عَجِلَ
yürümekte acele etmekإِهْرَنْمَعَ : إِهْرِنْمَاعاً
yürümede acele ettiأَغَارَ: عَجَلَ فِي المَشْيِ
yürümede acele ettiإِخْتَضعَ فِي سَيْرِهِ : أَسْرَعَ فِيْهِ
acele etmek,çabuklamakإِئْتَرَّ : إِئْتِرَاراً
acele etmek,çabukolmakوَشِزَ ـِـ وَشْزاً
vaatte acele ettirdiنَجَزَ بالوَعْدِ
acele ecele gitmekذهاب إلي الأجل بالعجلة
acele etmek,ivdirmekأَنْكَظَ : إِنْكَاظاً ، عن ، هُ
acele etmek,kaçmakعَجْلٌ
acele etmek,koşmakهَسَعَ ـَـ هَسْعاً
çamura düşmek,yerde çamur çok olmak,atın toynağı çamura erişmek,su azalmak,yapmur yeri ıslatmak,çamur etmek,çamurlatmak,rüzgar çiy getirmek,birini bir kusurla kirletmek,ayıba bulaştırmak,birine eziyeti çok etmek,ayıplamak,kınamak,hor görmek,tepeden bakmakأَرْزَغَ : إِرْزَاغاً ، هُ
kavim diz üstüne çöküp savaşmak,atı aşırı seğirtmek,birini yere çalıp döşü altına koymak,birine küfür etmek,sövmek,ırzına dokunmakإِبْتَرَكَ : إبْتِرَاكاً
tedavi etmek,otamak,otalamak,taziyede bulunmak,baş sağlığı dilemek,aralarını bulmak,düzeltmek,birini diğerine örnek yapmak,nümune göstermek,önder kılmakأَسَا ـُـ أَسْواً و أساً و اَسَيً بَيْنَ ، هُ
birini arkadan ayıplayan,halkı çok ayıplayan,çekiştiren,iftira eden,birini arkadan ayıplayanهَمَّازٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ivdirmek,acele ettirmek,teşvik etmek,kındırmak,kışkırtmak,inek buzağılamak,buzağıluı olmak,birini işten geri durdurmak,geri çevirmekأَعْجَلَ : إِعْجَالاً، عَلَي ، هُ
iki nesneden birini seçmek,seçim hakkı vermek,ihtiyar etmek,nesnenin intihap ve ihtiyarını muhayyer kılmak,birine ihale etmek,nesnenin intihap ve ihtiyarını muhayyer kılmak,birine ihale etmek,seçenekli kılak,muhayyer bırakmakخَيَّرَ : تَخْيِيراً بَيْنَ
itaat etmek,iyilik etmek,doğru söylemek,duası kabul olmak,iyilik etmek,itaat etmek,ihsan eylemek,boyun eğmek,iyilik etmek,yeminde sadık olmak,yemini doğru çıkmak,yemin doğru olmak,sözünde doğru olmak,itaat ve inkiyad etmek,iyilik etmek,itaat etmek,yeminde sadık olmak,yemini doğru çıkmak,yemin doğru olmak,iyi,doğru olmak,sözünde doğru olmak,itaat ve inkiyad etmek,iyilik etmek,itaat etmek,doğru söylemek,duası kabul olmak,ihsan eylemek,boyun eğmek,birini sözle veya işle mağlup ve mülzim etmek,ana babasına ve sair akrabaya bakmak,kendilerine karşı olan vazifeleri ifa etmek,ihsan edip muhabbet göstermek,rahmet ve şefkat etmek,koyun ve keçi sürüsünü sürmek,güdmekبَرَّ ـُِـ بِرّاً و مَبَرَّةً و بَرّاً و بَرَارَةً و بُرُوراً إِلَي ، فِي ، هُ
birini işkence yoluyla baş aşağı çevirmek,zina eden erkek ile kadını arka arkaya bir hayvana bindirip yüzlerini karaladıktan sonra teşekür etmekجَبَّهَ : تَجْبيهاً و يقال جَبَّهُوا الزَّانِين
keçeyi su içine daldırtmak,atın yelesi uzun olmak,yemeğin tadı hoş olmak,birini kabahatinden dolayı tutuklayıp sonra af etmekأَعْرَفَ : إِعرَافاً ، هُ
tehlikeye düşürmek,yerinden atmak,yardan uçurmak,israf edip telef etmek,irtikaba teşvik etmek,gümrah ve asi olmak,birini tehlikeye düşürmek,uzaklaştırmak,malı israf etmek,çarçur etmek,saçıp savurmak,yerinden atmak,yardan uçurmak,israf edip telef etmek,irtikaba teşvik etmek,gümrah ve asi olmakوَدَّرَ : توْدِيراً
birini sevmemek,buğuz etmek,terk etmek,et ve benzerini tavada kavurmak,tavada kızartmak,kavurma yapmak,başına vurmak,ondan nefret etmek ve bırakmak,tavada kızartmak,kavurma yapmak,küsmek,başına vurmak,ondan nefret etmek ve bırakmakقَلَي ـِـ قِلْياً و قَلاَءً و مَقْلِيَةً
kötü söz söylemek,fuhuş söylemek,yaramaz söz sçylemek,felek,sıkıntılar,mihnetler birini helek etmekأَخْني : إِخْنَاءً علَي ، فِي
fidye vererek esaretten kurtarmak,mal,para karşılığında birini esaretten kurtarmak,feda etmekفَدَي ـِـ فَدَيً و فِدَيً و فِدَاءً مِنْ
koşmak,yarış yapmak,yapmağa çabuklamak,çabuklamak,sürat etmek,birini bir şeyde geçmek,bir işe girişmekبَادَرَ : مُبَادَرَةً و بِدَاراً إِلَي ، فِي
kişinin hayrı azalmak,yeri kazan kimse pek sert yere varmak,yıl kurak olmak,yağmur az olmak,birini bir işten men etmekأَكْدَي : إِكْدَاءً
bedevi,çöl sakini,sahralı,çöllü,kırlı,evde oturmayıp çölde,kırda,derede ve dağda oturan,dolaşıcı olan,bedevi,çöl sakini,çöl halkı,çöl adamı,sahranişin,sahralı,çöllü,kırlı,beriyyede ve sahrada olan halkبَدَوِيٌّ (ج) بَدْوٌ
koca yahut karı,ev halkı,eş,zevc,zevce,kral,gök ve güneş tanrısı,Baal,er,ere varmak,dost,arkadaş,sahip,put,Rab,malik,karı ile koca,sulamaya muhtaç olmayan hurmalık ve ekin vesaire,bahçe ve tarla suvarmak için miriye verilen haraç,hurma ağacının erkeği,ağırlık,siklet,alıklık,aciz kalmak,şaşırmak,Baal,Allah,tanrıبَعْلٌ (ج) بِعَالٌ و بُعُولٌ و بُعُولَةٌ : زَوْجٌ ، زَوْجَةٌ ، أَهْلُ البَيْتِ : صَاحِبٌ و يقال هو بَعْلَهُ و في القرآن الكريم
halkı daima maskaralığa alıp hezil ve istihza eden kimse,insanlarla daima gırgır geçen,çok alay eden kimse,dalga geçen,insanlarla daima gırgır geçen,alay eden kimseهُزَأَةٌ : كثير الإستهزاء و يقال رجل هُزَأَةٌ اي يَهْزَأُ بالناسِ
frekans,titreşim,ihtizaz,mütereddit olmak,salıntı,havada avize ve muallak olan nesne öteberi hareket eylemek,sallanmak,ehil ve müteallıkatı ve müsteciratı himayet eylemek,halkı rencide eylemek,bir şeyi tahrik eylemek,tenasül aleti,haye,taşak,mahfelere ziynet için astıkları avize ve püskül,saçak,lisan,dil,frekans ,titreşme,sallanma,titreşim,ihtizaz,salıntı,mütereddit olmak,ikircinlikذَبْذَبَةٌٌ (ج) ذَبَاذِبُ (ج) ذَبْذَبَاتٌ : تردد و يقال تَذَبْذَبَ ذَبَاذِبُ الهَوْدَجِ اي تنوس في الهواء
kışkırtmak,tahrik etmek,biribirine düşürmek,kışkırtıp birbirine düşürmek,kışkırtmak,köpekleri birbirinin üzerine sürmek,dalaştırmak,birbirine bırakmak,aralarını açmak,tahrik etmek,birbirine düşürmek,kışkırtmak,birbirine bırakmak,aralarını açmak,kışkırtıp birbirine düşürmek,halkı ve sair hayvanı birbirine tutuşturup kındırmakهَرَّشَ : تَهْرِيشاً مِنْ
Er,erkek,eş,koca,karı,zevç,zevce,karı ile kocadan her biri,koca yahut karı,ev halkı, İlyas peygamberin kavminin putlarının adı, tanrı,evlenmek,sahip, kral,gök ve güneştanrısı,Baal,put, kral,gök ve güneş tanrısı,Kenanilere göre büyük tanrı,İlyas peygamberin kavminin putlarının adı,Rap,efendi, ere varmak,dost,arkadaş,sahip,malikkökü yerden sulanıp suya ihtiyacı olmayan hurma ağacı,suyu kendine çeken yer,yılda bir kez yağmur düşen yüksek yer,zayıfık,hayret,ağırlık,sıklet,acizlik,sulamaya muhtaç olmayan hurmalık ve ekin vesaire,kendiliğnden biten ve sulanan hurma ağacının erkeği,bahçe ve tarla suvarmak için miriye verilen haraçبَعْلٌ (ج) بِعَالٌ و بُعُولٌ و بُعُولَةٌ : زَوْجٌ ، زَوْجَةٌ ، أَهْلُ البَيْتِ : صَاحِبٌ ، سَيِّدٌ ، رَبُّ الشَّيْئِ ، مَالِكُهُ ، مِنَ الأَرَاضِي الّتِي تُسْقِيهَاالأَمْطَارُ لاَ مِيَاهُ الرَّيِّ و يقال هو بَعْلَهُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
hane sakinleri,ev halkı,aile,familya,erbap,sahip,ehil,eş,sahip,erbab,aşiret,kabile,akraba,hısım,cemaat,taife,topluluk,millet,zevce,karı,layik,müstehak,şayan,sezaver ,müktedir,tabi,mensub,dost,bir kimsenin yakınları,akrabaları,ailesi,karısı,zevcesi,halk ,ehil,ahali,erbab,familya,ehil,mensup ve müteallık olan,mahir ve usta olan,sakin olan,ehl-i beyt,hane ve adama menusup,alışık,evcil,aile fertleri,ahali,iç,bir yerde sakin olan,karı ve kocadan her biri,bir kimsenin aşiret ve akrabası ve evladı,iyali,familyası,kabilesi,mahir ,ustad,sanatkar,değerli,yetenekli,muktedir,becerikli,ehliyeli,halk,hısım,erbabأَهْلٌ (ج) أَهْلُون و أَهَالٍ و آهَال و أَهْلاَتٌ : خلق ، طائفة و فِي القُ{ْآنِ الكَرِيمِ
sabahleyin, sabah vaktinde,erkenden,alessabahعَلَي الصَّبَاحِ ، بَكَراً
sabah erken kalkan,erkenci,seherhizبَكِرٌ : بَكَرٌ و يقال بَكِرٌ فِي حَاجَتِهِ
sabah oplmak,seher vaktinde gitmekأَسْحَرَ : إِسْحَاراً
sabah iştahsız bir halde kaldımأَصْبَحْتُ مُؤْتَثِئاً
sabah erken davranmak,acele etmekبَكِرَ ـَـ بَكَراً
sabah erken davranmak,acele etmekبَكِرَ ـَـ بَكَراً إِلَي
sabah erken kalkan,erkenci ,seherhizبَكِرٌ : بَكَرٌ و يقال بَكِرٌ فِي حَاجَتِهِ
o bana sabah akşam geliyorهُوَ يَأْتِينِي صَبَاحَ مَسَاءَ
o bana sabah akşam gelirهُوَ يَأْتِنِي صَبَاحَ مَسَاءَ
sabah aydın ve esen olsun,günaydın !عِمْ صَباحاً !
erken vakit,erkenden,sabahleyin,yarın sabahبُكْْرَةٌ (ج) بُكَرٌ ، بَاكِرٌ و فِي القُرْلآن الكَرِيمِ
sabah akşam Allahı tespih etti,yücelttiسَبَّحَ اللهَ بِالعَشِيِّ وَ الإِبْكَارِ
deveyi sabah ve gün yarısı sağdıأَرْبَحَ النَّاقَةَ : حَلبَهَا غُدْوَةَ و نِصْف النَّهَارِ
erken vakit,erkenden,sabahleyin,yarın sabahبَاكِرٌ ، بُكْْرَةٌ (ج) بُكَرٌ
sabah aydın ve esen olsun,günaydın !أَنْعَمَ اللهُ صَبَاحَكَ أَيْ جَعَلَهُ ذَا نُعُومَةٍ و لِيْنٍ و خَيْرٍ
vaktinde veya emsalinden evvel yetişen meyve vesaire,turfanda,sairlerinden evvel meyve veren ağaç,bahar başlarında yağan yağmur,başı eğrilip bükülmüş kamış,erkenبَكِيرٌ : بَاكُورٌ
mest veya sarhoş olan kimse,sabah vaktinde içki içmeğe başlayan kimse,müdavim,içkiye düşkün kimse,ayyaş,erken,bekri,önce,Bekire ait ve mensup,BekirliBekirciبَكْرِيٌّ : سَكْرَي
bir işte acele edip yarışmak,bir şeyi süratle almak,acele etmek,çabuk davranmak,erken işe başlamak,çabuk koşmakإِبْتَدَر : إِبْتِدَاراً
deveyi erken suya eriştirmek için gece sürüp yürütmek,kılıca kın yapmak,gebe hayvanın doğumu yakın olmak,yaklaşmak,torumun ön dişleri çıkma zamanı gelmek,bir kabın dolmasını yakın etmek,yakınlaştırmakأَقْرَبَ : إِقْرَاباً
bir şeyin evvelini elde etmek,icat etmek,yeni bir şey ortaya koymak,kadın ilk doğumunda erken doğurmak,birine erkenden gitmek,yemişi turfanda yemek,kızın kızlığını izale etmekإِبْتَكََ : إِبْتِكَاراً عَلَي ، هُ
deveyi erken suya eriştirmek için gece sürüp yürütmek,kılıca kın yapmak,gebe hayvanın doğumu yakın olmak,yakın olmak,yaklaşmak,torumun ön dişleri çıkma zamanı gelmek,bir kabın dolmasını yakın etmek,yakınlaştırmak,kesp etmek,gebe hayvanın doğurma vakti yaklaşmak,yaramaz olmakأَقْرَبَ : إِقْرَاباً
yaymak,belli etmek,beyan etmek,ifşa etmek,neşretmek,ilan etmek,duyurmak,yayılmakأَشَاعَ : إِشَاعَةً ، هُ
tartışmak,münakaşa etmek,bozuşmak,itiraz etmek,karşı koymak,düşmanlık etmek,buğuz etmekشَاحَنَ : مُشَاحَنَةً
temizlemek,arıtmak,tenzih etmek,dezenfekte etmek,pak etmek,yıkamak,arı etmek,paklamakطَهَّرَ : تَطْعِيراً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
doğrulum,meyil etmek,söykenip dayanmak,yönelmek,itimat etmek,kast etmek,taarruz etmekإِنْتِحَاءٌ (ج) إِنْتِحَاءَاتٌ
hiyanet etmek,kalleşlik etmek,aldatmak,hıyanet etmek,haksızlık etmek,çalmak,hata etmek,dolandırmak,çalmak,yalan söylemek,görüşünde hata etmek,akıl karışmakأَلَسَ ـِـ أَلْساً فِي ، هُ
arkadaşlarıyla aralarında söz verilmiş şeylerin en nefislerini kendisi için seçmek,intihap etmek,başlamak,azm ve teşebbüs etmek,ardında gitmek,takip etmek,tercih etmek,seçmek,ihtiyar etmek,intihap etmek,yeğlemek,takdim etmekbir şeyi yapmağa başlamakأَثِرَ ـَـ أَثَراً و أَثراً و أَثَرَةً و أُثْرَةً و أُثْرَي عَلَي ، لِ ، هُ
halel vermek,halele giriftar etmek,bozmak,ihlal etmek,halel getirmek,ihlal etmek,arızalandırmak,bir şeyde kusur etmek,bırakmak,terk etmek,deveyi tuzlu olmayıp tatlı olan ottan otarmak,kesmek,fkir olmak,muhtaç olmak,fakir etmekأخَلَّ : إِخْلاَلاً بِ ، هُ
iddia,sav,iddia etmek,dava etmek,bir söz üzere inat etmek,kendi meziyeti babında inat etmek,yalan yere dava etmek,övünmek,laf vurmak,temenni etmek,bahis,zan,sanı,hüccet,töhmet,şikayet,gösteri,taslamak,savcılıkإِدِّعَاءٌ (ج) إِدِّعَاءَاتٌ ، زَعْمٌ ، حُجَّة ، تهْمَةٌ ، شَكْوَي ، إِظْهَارٌ
korkutmak,oynatmak,onarmak,ıslah emek,gidermek,izale etmek,yıkmak,tediirgin etmek,taciz etmek,rahatsız etmek,azarlamak,deprendirmekهَادَ ـِـ هَيْداً
birini kendi hal ve rehinde serbest bırakmak,lanet etmek,nefret etmek,ilenç vermek,terk etmek,ihmal etmekبَهَلَ ـَـ بَهْلاً
söz ile başa kakmak,azarlamak,tevbih etmek,levm etmek,tekdir etmek,paylamak,tehdit etmek,serzenişte bulunmak,kınamakوَبَّخَ : تَوْبِيخاً ، هُ
ibadet etmek,ilahlaşmak,ilah olmak,tapınmak,kulluk etmek,ubudiyet etmek ,uluhiyet davarını etmek,ilahlar tanrılar sırasına geçmekتَأَلَّهَ : تَأَلُّهاً
konuşmak,söyleşmek,söz söylemek,tekellüm etmek,takip etmek,hikaye etmek,kendi efkarını alamatı melfuza vasıtasıyla izhar etmekتَكَلَّمَ : تَكَلٌّماً بِ ، مَعَ ، عَنْ ، عَلَي ، فِي ، مِنْ
inkar etmek,ret etmek,esirgemek,vermemek,yalanlamak,kaçınmak,nefret etmek,hor görmek,küçümsemek,hakaret etmek,alay etmek,küfran-ı nimet etmek,nimete şükür etmemek,hakkı inkar etmek,hakaret etmek,alay etmek,inkar etmek , reddetmek ,esirgemek , vermemek , yalanlamak , kaçınmak , nefret etmek , hor görmekغَمَطَ ـُِـ غَمْطاًً
ısrar etmek,direnmek,kınamak ve takbih etmek,sıkı ile istemek,ısrarla yalvarıp rica etmek,bulut devamlı yağmur yağdırmak,ayakkabı parmağa vurmak,bir şeye devam etmek,binek hayvanı yorulmakla geri kalmak,zülüm etmekأَلَحَّ : إِلْحَاحاً فِي ، عَلَي
bünye ve yapısı bozuk ve muhtelif yakışıksız ve endamsız olan kimseمُشَيَّأٌ و يقال رجل مُشَيَّأٌ اي المختلف الخلق المختلّ
kızın teni yumuşak ve derisi ince ve nazik ve tombulca olduبَضَّتِ الجَارِيَةُ
deve ve koyun işlerinde maharet ve ustalık,develerin çoğalması,yeşil ve taze otأَبَلٌ : إِبَالَةٌ
adam işte ve görüş ve fikirde katı,sert olup ced ve say etti,çalıştıإِسْتَمْعَزَ : إِسْتِمْعَازاً الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ او الرَّأْيِ : صَلُبَ و جَدَّ
rey ve tedbirde sıst ve çolpa ve sülpük olmak,zayıflık,acizlik,ifsat,karıştırmakرَهْيَأَةٌ : شَطْيَأَةٌ و يقال بِهِ رَهْيَأَةٌ اي ضعف و تَوانٍ عَجْزٌ قال الشاعر: قد علم المرهيئون الحمقى، * ومن تحزى عاطسا، أو طرقا والرهيأة
buğuz ve adaveti ziyade şiddetli olan,pek buğz ve nefret ve adavet edenأَبْغَضُ و فِي الحَدِيثِ
deve ve koyun kısmının bakım ve tımarında ziyade mahir ve usta olan kimseآبَِلٌ : أَبِلٌ : صَاحِبُ الإِبِلِ و فِي المَثَلِ : آبَلٌ مِنْ مَالكِ بِنْ زَيْد مَناَة و آبَل مِنْ حُنَيْف الحَنَاتِمِ
kısa boylu kadın,aza ve endamı dernekli,ve tıknaz ve topaç olan bodurبُهْتُرٌ : بُهْتُرَةٌ (ج) بَهَاتِرُ (تر) : بُحْتُرٌ : قَصِيرُ القَامَةِ و يقال إمرأة بُهْتُرٌ و بُهْتُرَةٌ
padişahın hem nişin ve nedim ve hassa ve mukarrabı olan kimse ,mabeyinciler gibiحَبَأٌ (ج) أَحْبَاءٌ : يقال هو من أحباء الملك اي من جلسائه و خواصه
at kuyruğunun kılını kesmek,kıl yolmak,hücüm ve istihza ve zem ve şetim etmekهَلَّبَ : تَهْلِيباً
kısa boylu kadın,aza ve endamı dernekli, ve tıknaz ve topaç olan bodurبُهْتُرٌ : بُهْتُرَةٌ (ج) بَهَاتِرُ : بُحْتُرٌ و يقال إمرأة بُهْتُرٌ و بُهْتُرَةٌ
koyun ve kuzu ve keçi ve deve misillü hayvanlar,ayın menzillerinden bir menzilبِهَامٌ : سَفْدُ البِهَامِ
insanın ve davarın boyunları büküntülerinden arız olan nasırlığa ve kuruluğa ve katılığa denirجُسْئَاةٌ : يقال في معطفه جسئاة اي يبس
sığır ve koyun ve keçi ve geyik gibi boynuzla hayvanlarda boynuyla vurup süsmekنَطْحٌ
şiddet ve sıkıntıya sabır ve tahammül eden,endamı tam güzel ve cins deveبِرْعِيسٌ : بِرْعِسٌ و يقال ناقة بِرْعِس و بِرْعِيسٌ
atılmak,işe ikdam etmek,şecaatli olmak,öktemlik etmek,yiğit ve cesur olmak,bir şey çin sebat ile çalışmak,atılmak,öne geçmek,öne almak,ikdam etmek,atılmak,öne geçmek,öne almak,yemin etmekأَقْدَمَ : إِقْدَاماً عَلَي
fakir olmak,vücüdü sert,haşin ve pek olmak,elbiseyi yırtmak,parçalamak,dağıtmak,bozmak,sıkıştırmak,acımak,boynu ince olmak,kakmak,dövmek,yırtmak,parelemek,dağıtmak,fesh ve ilga etmek,sıkışmak,izdiham olmak,sıkıştırmak,tazyik etmek,birinin kibir ve gururunu kırmak,burnunu kırmak,birinin boynunu kırmak,kalabalık etmek,kakmak,fakir olmak,yoksul olmakبَكَّ ـُـ بَكّاً وبَكَّةً ، هُ
birinin üzerine suç atmakإتهام ، تهمة
birinin gözünü çapaklı etmekأَرْمَصَ : إِرْمَاصاً
birinin gözüne sürme sürmekتَكْحِيلٌ (ج) تَكْحِيلاَتٌ
birinin nasihatını kabul etmekإِنْتِصَاحٌ (ج) إِنْتِصَاحَاتٌ
birinin pazusunu tutup kaldırmakإِعْتَضَدَ : إِعْتِضَاداً
birinin canını sıkmak,gücendirmekأَهْنَقَ : إِهْنَاقاً ، هُ
birinin başını bedeninden ayıranمُبْيِنٌ : مُبِيْنٌ
birinin burnunu toprağa sürdürenمُرَاغِمٌ
boğmak,birinin boğazını sıkmakجَرَضَ ـُـ جَرْضاً
birinin burnunu toprağa sürdürmekمُرَاغَمَةُ الأَنْفِ
can çıkmak,helak olmak,yok olmak,boş,batıl,hükümsüz olmak,sıkıntıdan ezilmek,ok hedefi aşmak,batıl zail olmak,geçmek,silinmek,mahvolmak,geçmek,telef olmak,ölmek,uçmak,kayıp olmak,kemiğe ilik dolmak,boş,batıl ,hükümsüz olmak,sıkıntıdan ezilmek,okhedefi aşmak,batılzail olmakزَهَقَ ـَـ زَهْقاً وزُهُوقاً
birinin bir gözünü kör etmekأَبْخَقَ : إِبْخَاقاً ، هُ
birinin dili dolaşmak,iyi söyleyememekتَتَعْتَعَ : تَتَعْتَعَةً و يقال تكلم فما تتعتع
hayırsız olmak,hayrı azalmak,şiddetli bir iş yapmak,kavmin develeri semirip katılaşmak,iş metin,sağlam olmak,nesneyi metin yapmak,sağlam kılmak,bir işte katı olmak,kabı sağlamlaştırmak,muhkem yapmakأَوْكَعَ : إِيْكَاعاً فِي ، هُ
dizüstü oturmak,diz çökmek,dizleri üzerinde oturmak,develeri toplamak,biriktirmek,diz üzere oturmak,ayak tırnaklarının uclarıyla basarak durmak,diz üstüne düşmek,diz çökmek,dizüstü oturmak,çökmek,toplamak,biriktirmekجَثَا ـُـ جَثْواً و جُثُوّاً
sabahları develeri suvaran,sabah içikisini içiren,sabahlayan,taze yeni,sabah gelen,açık,aşikar,belli,taze yiyecek ve meyya,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,sabah,açık,aşikar,belli,taze,yiyecek ve meyve,sabah gelen,taze,yeniصَابِحٌ : بَيِّنٌ
kürek çekmek,kesmek,iki eliyle vurmak,gök kar yağdırmak,kar yağmak,kürek çekmek ,iki eliyle vurmak,gök,bulut kar yağdırmak,kar yağmak,kat etmek,kollarını sallayarak ve ellerini birbirine vurarak süratle yürümek,deveci develeri sürerken söylediği şarkıyı aralık aralık kesmek,geyik adımlarını kısa kısa atarak yürümekجَدَفَ ـِـ جَدْفاً و يقال الحَادِيُ يَجْدِفُ
elbiseyi suya bandırdı,ıslattıأَنْقَعَ الثَّوْبَ فِي المَاءِ : تَرَكَهُ فِيْهِ حَتَّي ذَابَ و إِنْحَلَّ
elbiseyi suya bandırdı,ıslattıأَنْقَعَ الثَّوْبَ فِي المَاءِ
doyrulmuş,sulanmış,suya kandırılmışمُشْرَبٌ
adam suya kandı,doyduبَضَعَ مِنَ المَاءِ بَضْعاً و بُضُوعاً و بِضَاعاً و بِضَاعَةً الرَّجُلُ
eşek suya yakın olduوَدَقَ العَيرُ إلى الماءِ
filan kimseyi suya kandırdıأَبْضَعَ المَاءُ فُلاَناً
filan yalnızca suya geldiأَمْلَحَ فُلاَنٌ
filan yuzluca suya geldiأَمْلَحَ فُلاَنٌ
adam suya girdi,daldıإِخْتَاضَ : إِخْتِيَاضاً الرَّجُلُ المَاءَ :دَخَلَهُ
adam suya battı,bandıإِغْتَمَسَ الرَّجُلُ : إِنْغَمَسَ
gemiyi suya karşı ziftlediقَيَّرَ السَّفِينَةَ ضِدَّ المَاءِ
havuz edinmek,suya girmekإِحْتَاضَ : إِحْتِيَاضاً
hayvanı,davarı suya sürdüأَشْرَعَ الدَّابَّةَ إِلَي المَاءِ : سَاقَهَا
atı suya daldırdı,soktuأَخَاضَ الفَرَسَ : أَدْخَلَهُ فِي المَاءِ
ilaçlı,hassasiyetli suya girdiإِحْتَاضَ فِي المَاءِ الدَّوَائِيِّ
yasak ve memnu kılmak,nihayete varmak,isal ve tebliğ etmek,bir şeyi menetmek,yasak ve memnu kılmak,nihayete varmak,isal ve tebliğ etmek,birine bir haberi ulaştırmak,bir şey sona ermek,bir şeyi menetmek,birine bir haberi ulaştırmak,bir şey sona ermekنَهَّي : تَنْهِيَةً إِلَي ، عَنْ ، هُ
erişmek,varmak,yetişmek,ulaşmak,gelmek,bulmak,bilmek,kendisine ulaşmak,olgunlaşmak,kemale ermek,büluğe ermek,erginleşmek,yara artmak,büyümek,بَلَغَ ـُـ بُلُوغاً ، هُ (تُر)
Allah alemi güzel yaratmak,halk etmek,yoktan varmak,yalan düzmek,elbise veya deri eskimek,eski olmak,çürümek veya işlemeden önce ölçmek,bilmek,oranlamakخَلَقَ ـُـ خُلوقَةً وخَلْقاٌ و خَلَقا ًوخُلُوقاً
yol izlemek,takip etmek,uygulamak,varmak,çıkmak,yol etmekإِنْتِهَاجٌ (ج) إِنْتِهَاجَاتٌ
uzanıp yatmak,yer değiştirmek,bir yerden diğer yere intikal etmek,yürürken ayakla toprak saçma,toz kaldırmak,namaz kılarken karnını yukarı tutarak ve kollarınıda açarak secdeye varmakجَخَّ ـُـ جَخّاً بِ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
hızlandırmak,ivdirmek,yangını,şer ve fitneyi körüklemek,kavmin aralarını açmak,ifsat etmek,hayvanı sürmek,seğirtmek,seğirttirmek,sürat ettirmek,hızlandırmak,süratlandırmak,bir hususta anlaşmaya varmakأَوْضَعَ : إِيْضَاعاً فِي ، بَيْنَ
gelmesini istemek,getirmek,öne almak,önüne geçmek,ileri varmak,ileri yürümek,ilerlemek,getirtmek,ileri geçmekإِسْتَقْدَمَ : إِسْتِقْدَاماً مِنْ
delil getirmek,delil göstermek,delil istemek,sonuç çıkarmak,sonuca varmak,ip ucu getirmekإِسْتَدَلَّ : إِسْتِدْلاَلاً بِ
bir şeyin künh ve hakikatına varmak,asıl ve hakikatına vasıl ve vakıf olmakإِكْتِنَاهٌ (ج) إِكْتِنَاهَاتٌ
biribiriyle yarışmak,karşılıklı yarışmak,ileri varmak,ileri gelmekتَسَابَقَ : تَسَابُقاً إِلَي
başa kakmak,ellerini dizlerine veya yere koyup rükü veya sücüd varmak,bila bedel vermek,caba etmek,beleş vermek,ücretsiz vermekجَبَّي : تَجْبَيَةً
ilerlemek,ilerlenmek,ileriye geçmek,ileri yürümek,ileri varmak,ileri geçmek,takaddüm,,terakkiتَقَدُّمٌ (ج) تَقَدُّمَاتٌ : تَرَقِّيٌّ
yol izlemek,takip etmek,uygulamak,varmak,çıkmak,yol etmek,aramak,talep etmekإِنْتَهَجَ : إِنْتِهَاجاً
yer geniş,boş olmak,genişletmek,boşaltmak,ulaşmak,varmak,vardırmak,ulaştırmak,götürmek,sırrı bildirmek,secde eden secdede elinin ayasını yere değdirmek,kadınla başbaşa etmek veya cima etmekأَفْضَي : إِفْضَاءً إِلَي
bir işe lüzümü vecihi ile başlamak,muvafakat etmek,uyuşmak,hazırlanmak,yoluna girmek,vuku bulmak,cereyan etmek,varmak,çıkmak,meydana gelmek,sonuçlanmak,kast etmek,iyi davranmakتَأَتَّي : تَأَتِّياً عَنْ ، لِ ، مِنْ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid