1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birine ganimet ve mal vermek,bağışta bulunmak,yemin etmek,komutan ganimeti tüm orduya dağıtmakنَفَلَ ـُـ نَفْلاً
korkmak,bir iş birine korku ve dehşet vermek,çok korkutmak,kadının güzelliği hoşuna gitmekهَالَ ـُـ هَوْلاً ، هُ
sabretmek,herhangi bir işi sürdürmek,sabırda yenmek,üstün gelmek,birine sabır ile muamele etmekمُصابَرَةٌ (ج) مُصَابَرَاتٌ
emanet,hıyanetin karşıtı,bir şeyin korunmasın birine bırakma,Allahın kullara farz kıldığı şeyler,sorumlulukأَمَانَةٌ (ج) أَمَانَاتٌ
facire,zinakar,oruspu,kahpe kadın,birine karşı haksızlık ve kabahat eden,cani,fail,saldırganبَغُوٌّ ، فاجرة ، زانية ، جَانِيٌ ، مُعْتَدِيٌ
kutlamak,akışlamak,kutlama,tebrik,kutlu olsun demek,mübareklemek,tebrik etmek,tebrik ve istisat etmek,inşallah bu olur hayra sebep olur diye birine dua etmek,kutlamak,tebrik ve istisat etmek,inşallah bu olur hayra sebep olur diye birine dua etmek,tebrik ve istisad eylemek,kutlamakتَهْنِئٌ ، تَهْنِئَةٌ ، تَبْرِيكٌ
kıvırıp bükmek,yağmur kesilmeksizin yağmak,birine sıtma gelip devam etmek ve kuvvetlenmek,gece karanlık olmakأَغْضَنَ : إِغْضَاناً عَلَي
toplamak,biriktirmek,büyütmek,çoğaltmak,artırmak,arkasını bırakmamak,düzeltmek,hürmet,ilgi göstermek,birine karşı yardım istemekثَبَّي : تَثْبِيَةً ، عَلَي ، هُ
ikta,derebeylik,feodalizm,arazinin padişah tarafından geliri ve mülkiyeti tebaadan birine verilmesi,hapt etmek,susturmakإِقْطَاعٌ (ج) إِقْطَاعَاتٌ ، إِفْحَامٌ ، إِبْكاتٌ
birine koruyup muhafaza etmesi için emanet bırakmak,çalışma yaşı tamamlamadan görevden af etme,açığa almaإِسْتِيْدَاعٌ (ج) إِسْتِيْدَاعَاتٌ
vahiy etmek,bildirmek,işaret etmek,vahiy,ilahi emir,ilham,gizli söz,esin,esinti,ilham eylemek,vahiy etmek,bildirmek,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,kitap,kast etmek,yönelmek,vahiy,söz,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,esinوَحْيٌ (ج) وُحِيٌّ : قصد ، توجه و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sabır etmek,dayanmak,katlanmak,kefil olmak,kefil vermek,hapis etmek,men etmek,tutmak, sarsmamak,tehammül etmek,sabırlı dayanıklı olmak,sükun ve güven içinde beklemek,sebat ve devam etmek,endişelenmek,telaşlanmamak,dayanıklık göstermek,alıkoymak,geri durmak,götürü yığın yapmak,bağlamak,zorla tutmak, dayanmak,sarsmamak,sükünet ev huzur içinde beklemek,birine kefil olmak,kefalet etmek,birine kefalet vermek,birini kefil yapmak,sabırlı dayanıklı olmak,geri durmak,alıkoymak,صَبَرَ ـُـ صَبْراً و صَبَارَةً بِ ، عَلَي ، عَنْ
birine pek ukubet,işkence etmek,çiğnetmek,kırmak,yorgunluk veya hastalık bir kimseyi yorup zarar vermek,çoğaltmakأَنْهَكَ : إِنْهَاكاً ، هُ و يُقَالُ أَنْهِكُوا الشَّوَارِبَ أَيْ بَالِغُوا فِي قَصِّهَا
belinlemek,korkmak,korkuya düşmek,unutmak,yanılmak,korkak olmak,birine sığınmak,iltica etmek,sehiv yaparak yanlışlık yapmakوَهِلَ ـَـ وَهَلاً
kızmak,öfkelenmek,birine zıt yapmak,zıddını yapmak,kabı doldurmakأَضَدَّ : إِضْدَاداً ، هُ
yürümekte acele etmek,ivmek,pekhızlı yürümek,çabuk gayretli yürümek, uzağa gitmek,derine inmek,ırak olmak,uzaklaşmak,gitmek,içine girmek,sızmakأَوْغَلَ : إِيْغَالاً فِي ، هُ يُقَالُ أَوْغَلَ فِي الأَرْضِ أَيْ بَعُدَ
yürürken acele etmek,ivmek,sürat etmek,hızlı gitmek,yeri saban ile sürüp yarmak,iki dağ arasındaki yolda gitmek,apışlarını açmakأَفَجَّ : إِفْجَاجاً فِي
gece uykusu kaçmak,gitmek,bir illet sebebiyle gece uykusuz kalmak,uyuyamamak,uyanmakإِئْتَرَقَ : إِئْتِرَاقاً
bir memlekete çok gitmek,unu eleyen unu eleğin deliklerinden indirmek yani elemekأَنْبَغَ : إِنْبَاغاً
bir kimse uyku uyumaz olmak ve gözü değrel olmak,ıraklık,gelip gitmekشَقَذٌ
bir şeyin eseri,izi silinmek,gitmek,kayıp olmak,silinip yok olmak,unutulmakإِنْدَثَرَ : إِنْدِثَاراً
bir yere girmek,gitmek,kayıp olmak,düşman arkasından hücüm etmek,memlekete girmekدَقَسَ ـُـ دَقْساً و دُقُوساً
yukarı çıkarmak,yüksek yere çıkmak,ağdırmak,yükseltmek,yukarıya gitmek,aşağıya inmek,Mekkey-i Mükerremeye gitmek,imbikten çekmek,geminin yelkeni açılmak ve yel gemiyi götürmekأَصْعَدَ : إِصْعَاداً فِي ، هُ
geçmek,gitmek,kesmek,ölmek,tüymek,savuşmak,bir şeyi yerine getirmek,ayrılmak,uzaklaşmak,tüymekمَضَي ـِـ مَضْياً و مُضِيّاً و مُضُوّاً بِ ، عَلَي
açılmak,aşikar olmak,bir şeyi örtüsü kalkmak,belirmek,gam keder def olmak,gitmekإِنْكشَفَ : إِنْكِشَافاً عَنْ
bir kişi işine tez tez gitmekإِنْعَقَّ : إِنْعِقَاقاً
uymak,ardınca gitmek,ardı sıra gitmek veya gelmek,taklit etmek,imtisal etmek,takip etmekتَبِعَ ـَـ تَبَعاً , تَبَاعاً و تَبَاعَةً ، إِتَّبَعَ : إِتِّبَاعاً ، هُ
yurdunu özlemek,oynatmak,sallamak,sarılmak,düşmanını bir hamle ile bozmak,göreceği gelmek,hazırlanmak,doğrulmak,doğru gitmek,kast etmekأَبَّ ـُِـ أَبّاً و أَبَابَةً و إِبَابَةً و أَبَاباَ و أَبِيباً
gerilenmek,geriye gitmek,mürteci olmak,irtica,hayvanı satıp yerine başkasını almak,satılan hayvanın parası faydalı bir şeye sarfetmekإِرْتِجَاعٌ (ج) إِرْتِجَاعَاتٌ
acele yürümek,süratle gitmek,süratle gitmek,hareket etmekرَمَعَ ـَـ رَمْعاً و رَمَعَاناً
işe acele etti,çabukladıتَبَادَرَ إِلَي العَمَلِ : أَسْرَعَ
köpük,işe yaramayan çörçöpجُبَابٌ
işe adet edip alıştıبَسِئَ بالأَمْرِ
bir işe müptela olduمُنِيَ بِكَذَا وهو مَمْنِيٌّ بِهِ
her ne kadar ise dahiمع أن
maksadınız ne ise söyleyiniz ?مهما كان مقصودكم قولوه
işe girişti,teşebbüs ettiبَاطَشَ بِالأَمْرِ
işe girişilecek cihetten giriştiأَتَي الأَمْرَ مِنْ مَأْتَاتِهِ و مِنْ مَأْتَاهُ
işe girdi,burnunu soktuإِنْشَامَ فِي الأَمْرِ : دَخَلَ فِيهِ
bir işe yapışıp ondanayrılmadıلَذِيَ بالأَمْرِ
işe girdi,burnunu soktuإِعْتَقَمَ فِي الأَمْرِ : دَخَلَ فِيْهِ
iç işe açıldı,ferahlandıإِنْطَلَقَتِ النَّفْسُ لِلأَمْرِ : إِنْشَرَحَتْ
işe gereği gibi başladıتَأَتَّي لِلأَمْرِ
işe inanmayıp inkar ettiكَذََّبَ بالشَّيْئِ
ne ise beyan edinizبيّنوا ما هو
işe acele etti,çabukladıتَبَادَرَ إِلَي العَمَلِ : أَسْرَعَ
ırgalamak,sallamak,acele etmekأَرْقَلَ : إِرْقَالاً، هُ
kavim nesneye acele ettiتَبَادَرَ القَوْمُ الشَّيْئَ : أَسْرَعُوا إِلَيْهِ
mümkün olduğu kadar aceleبأسرع ما يمكن ، بأسرع وقت ممكن
çabuk olmak,acele konuşmakوَرْوَرَ : وَرْوَرَةً
hayvanı ivdirdi,acele ettirdiأَشْمَرَ الدَّابَّةَ : أَعْجَلَهَا
yüzünü ekşitmek, acele etmekبَسَرَ ـُـ بُسُورٌ
çarçabuk,acele ile,hemenعَلَي التَّعْجِيلِ
yürüyüşü acele ettirdi,hızlandırdıأَزْعَقَ السَّيْرَ : عَجَّلَ بِهِ
daima şerre acele ettiتَتَايَعَ فِي الشَّرِّ
yürürken koştu,acele ettiأَوْجَفَ فِي سَيْرِهِ
ey Mahmut acele etme!يَا مَحْمُودُ لاَ تَعْجَلْ !
filanca ivdi,acele ettiأَخْفَسَ فُلاَنٌ : أَسْرَعَ
kesmek,ivmek,acele etmekخَذْمٌ
deve korkudan acele ettiأَرْزَفَتِ النَّاقَةُ : أَسْرَعَتْ مِنْ خَوْفٍ
kadın kocasından ayrılmak,boşanmak,kesilmek,açık olmak,meydana çıkmak,uzaklaştırmak,kesilmek,açık olmak,meydana çıkmak,cüda olmak,birini teredip gitmek,müfarakat etmekبَانَ ـِـ بَيْناً و بُيُوناً و بَينُونَةً و بَيَاناً عَنْ
yük hayvanları,yük develeri,binek hayvanları çok olmak,develer arıklıktan ve zayıflıktan sonra semirip yolculuğa takat getirmek,develer yük hayvanları oluncaya dek terbiye ve talim etmek,birine yük hayvanı vermek,birini göçtürmekأَرْحَلَ : إِرْحَالاً ، هُ
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
sertlik,kabalık,hoyratlık,kemlik etmek,incitmek,cefa,eziyet,elbise kaba olmak,muaşerette kabalık,birini azerde ve hatırmande ve rencide kılmak,birinin gönlüne keder vermek,yere çalmak,çömlek makulesini boşaltmak için baş aşağı kapamak,nehir veya kaynayan tencere dışarı köpük atmakجَفَاءٌ : يقال جَفَأَ البُرْمة في القصعة
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
birini yuhalamakإِطْلاَقُ الشِّعَارِات و الهُتَافَاتِ ضِدَّ أَحَدٍ
birini aldatmakآرَبَ : مُؤَارَبَةً ، هُ *
birini aldatmakمُكَايَدَةٌ (ج) مُكَايَدَاتٌ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر
birini kaygılandırmak,kederlendirmekشَوْءٌ
dokuzda birini aldıأَخَذَ تُسْعَهُ
hastalık birini basmakأَرْذَي : إِرْذَي
birini zalim bulmakإِسْتَجْوَرَ : إِسْتِجْوَاراً ، هُ
birini reisi tanıttırmakأَسْوَي : إِسْوَاءً ب ، هُ
sevaplandırmak,mükafaat vermek,dua etmek,dönmek,sabah ezanında namaz uykudan hayırlıdır demekثَوَّبَ : تَثْوِيباً
kişi çırakı uyarıp yakmak,sabah içileceği içmek,kandil,lamba edinmek,yakmış olmakإِصْطِبحَ : إِصْطِبَاحاً
sabah yeri açılıp aydınlanmak,ağarmak,aydınlık vermek,aydınlatmak,yıldıramak,parlamak,belli olmakإِسْفَارٌ (ج) إِسْفَارَاتٌ : إضَاءَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bu gün sabah bakan başkanlık sarayıonda cumhurbaşkanı ile buluştu,görüştü bir araya geldiإِلْتَقَي الوَزِيرُ بِرَئِيسِ الجُمْهُورِيَّةِ فِي القَصْرِ الرئَاسِيِّ صَبَاحَ اليَوْمِ
sabah,seher,öğle vakti,sabahleyin içilen deve sütü veya diğer içecek,meşrup,bir nevi yemeجَاشِرِيَّةٌ : صباح ، سحر ، نصف نهار و يقال إصطبحنا الجاشرية
sabah açıldı,tan doğup etrafı aydınlattı,tan yeri ağardıإِنْبَلَجَ الصُّبْحُ :طَلَعَ و أَضَاءَ و أَنَارَ و أَشْرَقَ
erkenlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmekبُكُورٌ
kar vermek,fayda vermek,deveyi sabah ve gün ortasında sağmakأَرْبَحَ : إِرْبَاحاً ، ه
kesilmiş,kesilen nesne,biçilmiş,döğülmeyen harman,gece,sabah,karanlık gece,potrakصَرِيمٌ
ayın sonunda olan üç gece,ayın sabah akşam görülmemesi,ay sonuمُحَاقٌ
sabah açılmak,ağarmak,yüzü gülmek,güleryüzlü olmak,meydana çıkmak,zahir olmakتَبَلَّجَ : تَبَلُّجاً
aile,akraba,ehil,hanedan,soy,taraftar,al,akşam ve sabah yükselen sis,serap ılgım salgım,ılkım salkımآل: أَهْلٌ ، سَرَابٌ
tesvip,sevap vermek,ceza etmek,bir nesne tekrar belirmek,sabah namazının arasında (الصلاة خير من النوم )demekتَثْوِيبٌ (ج) تَثْوِيبَاتٌ والتّثويبُ الوارِدُ في السُّنَّة هو: العَوْدُ إلى الإعلام بالصلاة بعد الإعلام الأول، بقولِهِ :
genişlemek,karın büyüyüp yere yaklaşmmak,geniş olmak,yarılmak,parçalanmak,yayılmak,ay gizlenmek,sabah açılmak,ağarmak,nesne itilmekإِنْسَاحَ : إِنْسِيَاحاً
akşam ile kuşluk vakti arasında,akşamda sabahta,akşam sabah arası,çok kısaبَيْنَ عَشِيَّةٍ و ضَحَاهَا
gemiyi limana,iskeleye,kıyıya yaklaştırmak,yaklaşmak,meyil etmek,sığınmak,iltica etmek,mudara etmek,iyi muamele etmek,her gün yağlanmak,saçını sakalını taramakأَرْفَي : إِرْفَاءً إِلَي ، هُ
birini yorup bıktırmak,usandırmak,usanç vermek,ısrar etmek,yormak,aciz etmek,söyleyip yazdırmak,dikte etmek,imla etmek,uzun sürmek,ateşte pişirmekأَمَلَّ : إِمْلاَلاً عَلَي ، هُ
iddia etmek,ileri sürmek,dava etmek,suçlamak,bir söz üzere inat etmek,kendi meziyeti babında inat etmek,yalan yere dava etmek,övünmek,övünüp laf vurmak,temenni etmek,bahise girmek,taslamak,yalandan yapmak,savaş alanında ben filan oğlu filanım demek,arzu eإِدَّعَي : إِدِّعَاءً بِ ، عَلَي
tatmin etmek,teskin etmek,içini rahatlatmak,çekmek,mutmain etmek,içini rahatlatmak,güvenini tazelemek,çevirmek,sarf etmek,tasrif etmekطَمْأَنَ : طَمْأَنَةً ، هُ
savaşmak,cenk etmek,mukatele ve muharebe edişmek,lanet etmek,helak etmek,çarpışmak,dövüşmek,kavga etmek çarpışmak,muharebe etmekإِقْتَتَلَ : إِقْتِتَالاً، هُ
düzgün ve güzel konuşur olmak,fasih söylemek,izhar etmek,aşikar etmek,açıklamak,Arap şivesiyle söylemek,belirtmek,ifade etmek,anlatmak,irap etmek,Arapça kelimeninin ayıbını,nahiv kurallarını tatbik etmek,bozukluğunu gidermek,kaparo vermekأَعْرَبَ : إِعْرَاباً عَنْ ، فِي ، هُ
kanıt,delil getirmek,insanlara galip olmak,acayip şeyler getirmek,muhkem etmek,pekiştirmek,sağlamlaştırmak,sağlam etmek,usandırmak,bükmek,tazyik etmek,aciz etmek,tciz etmek,üzüm koruk olmak,imzalamak,onaylamakأَبْرمَ : إِبْرَاماً ب ، هُ
önem vermek,aldırış etmek,umurunda olmak,kayırmak,dikkat etmek,kayırmak,gözetmek,dikkatle bakıp ehemmiyet vermek,tefahür etmek,kıvanmak,övünmek,istihfaf etmek,savaş saffında cehd ve gayret etmek,çekmekبَالَي : مُبَالاَةً و بِلاَءً و بَالَةً و بَالاً بِ و يقال
vekalet,dönmek,ettiklerine pişman olmak,vekil etmek,nedamet etmek,bir hususta birinin yerine geçmek,yerine geçirmek,yerini tutmak,vekil tayin etmek,tevkil etmek,vekalet etmek,inabe etmek,dönmek,rücü etmek,tövbe etmek,pişman olmak,önem vermek,bir şeye sık sık gidip gelmekإِنَابَةٌ (ج) إِنَابَاتٌ ، وَكَالَةٌ ، رُجُوعٌ ، تَوْبَةٌ
isnat etmek,dayamak,bağlamak,atıf etmek,sabr etmek,dayamak,nispet etmek,bağlamak atıf etmek,nispet etmek,yüklemek,hamletmek,vermek,icra etmekعَزَا ـُـ عَزَاءً و عَزْواً إِلَي
almak,tutmak,kapmak,ahzetmek,,elde etmek,yapışmak,ele almak,galip gelmek,bahşiş etmek,başlamak,taahhüt etmek,benimsemek,yakalamak,tevkif etmek,mücazat ve işkence etmek,bir görüşü,reyi,fikri kabul etmek,bir ilim ve malumat,özellikle hadis ilmini birinden öأَخَذَ ـُـ أَخْذاً و تَأْخَاذاً و مَأْخَذاً بِ ، عَلَي ، فِي ، مِنْ و فِي القُرْآنِ الكَريمِ
bildirmek,ilan etmek,ilam etmek,haber vermek,duyurmak,anons etmek,beyan etmek,çağırmak,hoşuna gitmek,taaccüp ettirmek,men etmek,birinin kulağına vurmak,otlar kurumağa başlamak,ezan okumak,kulak vermek,izin vermekآذَنَ : إِيْذَاناً بِ ، هُ
alışveriş etmek,alış-verişte el tutuşturmak,bir kimsenin egemenliğini kabul etmek,tanımak,bir alım - satım işine karar verip el ele tutuşmak,muahede ve mukamele etmek,antlaşmak,sözleşmek,satmağa çıkarmak,satılı etmek,elini tutup biat etmek,tanımak tasdik etmek,arzı itaat ve tabiiyet etmek,biat olunmakبَايَعَ : مُبَايَعَةً و بِيَاعاً
arızasını tashih etmek,tamir etmek,onarmak,bozuk nesneyi ıslah etmek,mamur etmek,ömür vermek,bayındırlık,oanrım,bayındırlık,bir yeri ȃmir yani ehil ile abadan etmek,yaşatmak ,diriltmek,onarım,tamirتَعْمِيرٌ (ج) تَعْمِيرَاتٌ : ترميم
göndermek,irsal etmek,ithaf etmek,hediye vermek,yol göstermek,armağan etmek,hediye etmek,dinlendirmek,bahş etmek,hareket üzere olan nesneyi dindirip sakin kılmak,bir kimsenin belini büküp kambur kılmakإِهْدَاءٌ (ج) إِهْدَاءَاتٌ و فِي المَثَلِ
yapağı döküntüsü ve taraktan düşen kırıntısı ,akıl ve tedbirden bibehre ahmamk ve aciz adamبُقَامَةٌ و يقال هو بُقَامَةٌ
filancanın sırlarını ve ahvalini talep ve taharri ile araştırıp vukuf ve ıttıla kaydında olduتَحَسَّبَ فُلاَناً
insanın teni yumuşak ve derisi ince ve nazik ve tombulca olmak,zayıf iken semirmekبُضُوضَةٌ
fesad-ı akide ve kötü niyet cihetiyle hayır ve menfaatı olmayan adam ve kadınرَجُلٌ بُورٌ و إمرأة بُورٌ
sözü gümürdeni söylemeğe derler ki sözü işidile amma ne söylediği anlaşılmıya sinek ve arı kısmı vızırdamak ve sözü açık ve ve vazıh eylememek vech-i üzere konuşmak,vızırdı gibi gümürdenmekدَنْدَنَةٌ
uydurmak,tatbik etmek,uygulamakgök üzerine batırıp kaplamak,bulut havayı ve su yeri bürümek,birbirine ayın ve misil olup olmadığı tahkik ve tecessüs etmek,aklenkıyas ve temsil etmek,,beraber etmekتَطْبِيقٌ (ج) تَطْبِيقَاتٌ
ilim ve şecaat vesair evsafta ashap ve akranına faik olmak,tefavvuk etmek,üstün gelmek,her fazilette ve güzellikte tam ve mükemmel olmak,çıkmak,yükselmek,galebe çalmak,yenmek,galip gelmekبَرَعَ ـُـ بُرُوعاً و بَرَاعَةً و بَرِعَ ـَـ بُرُوعاً و بَرَاعَةً و بَرُعَ ـُـ بُرُوعاً و بَرَاعَةً *
hazırlık,seyrisefer ve harp makulesi,halatı,mühimatı,hazırlık,asker silahı,silah takımı,silah ve muhimmat,yat yarak,savaş ve sefer levazımı ve aletleri,yol azığı,yolculuk elbisesi,sütأُهْبَةٌ (ج) أُهَبٌ : عُدَّةٌ و إِسْتِعْدَادٌ ، لَبَنٌ و يُقَالُ أَخَذَ للأَمْرِ أُهْبَتَهُ
kav çakmak,ateşini çıkarmak için çakmağını çakmak,amalı,işleri fikir ve rüyetle rey ve tedbir etmek,düşünmek,kepçeyle ve kaşıkla aş almak,bir nesneyi tertip ve tnzim etmek,إِقْتَدَحَ : إِقْتِدَاحاً بِ ، هُ
çiyan otu,kırmızıya çalar siyah ve içi yeşil köktür ki çok ayaklı kurda benzer olmakla ( كثير الأرجل) ve(أضراس الكلب) dahi denilip malihulya ve cüzam illetlerine karşı devadır kayalarda ve taşlar arasında hasıl olurبَسْفَايِجُ (فار)
uzağı gören işlerin akibetlerini ve derinliklerini mülahaza ve tedebbur eden fikir ve iman sahibi adamشَيِّئَان
nohustzadelik,ilk olan hakkı ve keyfiyeti,en büyük çocukların ve evlatların hal,durum ve hukukuبَكُورِيَّةٌ
gam ve gussa ve humumu izale zımnında hafif ve hoş bir meşguliyete iltica etmek,eğlenmekتَفَرَّجَ : تَفَرُّجاً
gökçek,güzel ve dilber ve cemil olan,mesrur ve şadolan,sevinçli,daima şen bulnan adam,بَهِيجٌ (م) بَهِيجَةٌ ، مَسْرُورٌ ، حَسَنٌ و يقال رجل بَهِيجٌ و إِمْرَأَةٌ بَهِيجَةٌ
hiddet,şiddet,keskinlik,kuvvet ve tezlik,hücüm etmek,dövüşmek,padişahın kahr ve batşı ve satvetiسَوَدَةٌ
birinin kalbine eziyet ulaştırmak,çocuğu iyi beslemekأَسْغَمَ : إِسْغَاماً ، هُ
birinin bir şeyi takip etmesini istemek,kovalatmakإِستَتْلَي : إِسْتِتْلاَءً عَلَي ، هُ
birinin iyilik,ihsan etmesine mani olmak,engellemekتَثَفَّي : تَثَفِّيّاً ، هُ
kazandırmak,birinin say eylediği nesneyi tasarrufuna dahil etmekكَسَّبَ :تَكْسيباً
birinin adına şefaat,rica dilemek,iltimas etmekشَفَّعَ : تَشْفِيعاً لِ
dizini birinin dizine yanaştırması diz dize oturmakجَاثَا : مُجَاثَاةً
birinin ağzını koklamak,tedkik ve tecessüs etmekإِسْتِنْكَاهٌ
birinin hacetine engel olmak,bağışı azaltmak,vermemekنَكَدَ ـُـ نَكْداً
yukarı çıkmak,yükselmek,merdivene çıkmak,zirveye ulaşmak,zirveye yükselmek,ilerlemek,irtika etmekرَقِيَ ـَـ رُقِيّاً إِلَي ، عَلَي ، فِي
geçmekمَضْيَةٌ
geçmekعَبْرٌ
geçmekسُلُوفٌ
geçmekمَضْوَاءٌ
geçmekمُضَاءٌ
geçmekمرور ، عبور ، مضي ، إجتياز ، تخطي ، زوال ، فوت ، نجاح ، تقدم ، تولي ، إنتقال ، زوال ، نفوذ، مضي ، رواج العملة ، مضي ، مسابقة ، نجاح ، فوت ، نفوذ ، سلوف ، سروب ، جريان ، زوال ، مضاء ، زيادة ، فوت ، تعدي ، إجتياز ، تجاوز ، مسابقة ، حلول ، سبق ، نفوذ ، سراية ، تجاوز ، تداول ، ترقي ، تخلل ، تحول ، دخول
geri dönmek,gece suya gelmekتَأَوَّبَ : تَاَوُّباً ، تَأَيَّبَ : تَأَيُّباً ، إِئْتَابَ : إِئْتِيَاباً
hayvanın toynağı suya değip çıkardıأَمَاهَ الحَافِرُ : بَلَغَ المَاءَ و أَخْرَجَهُ
ıslanmış,suya bastırılmış,suda ıslatılanمَنْقُوعٌ (ج) مَنْقُوعَاتٌُ
kuyu kazarken acı suya yetişmekإِقْعَاعٌ (ج) إِقْعَاعَاتٌ
kaz haykırmak ve suya dalmakبَطْبَطَةٌ
adam acı,tuzlu suya geldiأَمْلَحَ الرَّجُلُ : وَرَدَ المَاءَ المِلْحَ
onu suda boğdu,suya batırdıأَغْرَقَهُ فِي المَاءِ
kuyu kazarken acı suya sataşmakإِقْعَاعٌ
yağmurdan birikmiş az suya gitmekإِثْتَمَدَ : إِثْتِمَاداً
yağmurdan birikmiş az suya gitmekإِثَّمَدَ : إِثِّمَاداً ، إِثْتَمَدَ : إِثْتِمَاداً
nebat suya kanıp yemyeşil olduإغدودن النباتُ
kazıcı yeri kazarak suya ulaştıنَهَرَ الحَفَّارُ
keten ve kendiri suya batırmakتودين الكتّان و القنّب ، إنقاع الكتّان و القنب
develer çayır yemekle suya muhtaç olmadılarأَبَِلَتْ الإِبِلُ
inci avlamak çin suya daldı,girdiغَاصَ عَلَي اللُّؤْلُؤِ
bir yerden bir yere intikal etmek,yer değiştirmek,yan üzere yatıp uzanmak,namazda karnını yukarı tutarak ve kollarını açarak secdeye varmak,yürürken ayakla toprak saçıp savurmak,caka etmek,sidiği sıçratarak işemek,cima etmekجَخَّ ـُـ جَخّاً
nesne belli,aşikar olmak,zahir olmak,aeş ışık vrmek,çıkmak,atın alınındaki beyazlık açık olmak,nesneyi örtmek,bir kimseyi bir şeye sığındırmak,iltica ettirmek,sidik birini sıkıştırmak,hayvanın toynağı kazmakta düz taşa varmakأَوْجَحَ : إِيْجَاحاً إِلَي
sabit kılmak,tesbit etmek,ispat etmek,delil getirmek,yazmak,sokmak,daldırmak,kapamak,iyice anlamak,hakikatına varmak,sağlam yapmak,gözünü bir yere dikmek,ayırmamak,suçlandırmak,suç yüklemek,eseri yüzünde belirmek,şahsiyetini ispat etmek,göstermek,saplamak,geçirmekأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً بِ ، عَلَي ، فِي، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kimsenin üzerine hamle edip üstün olmak,bir kimsenin üzerine gitmek,bir kimsenin peşine düşmek,yürümek,varmak,musallat olmak,emrine almak,yüklenmekتَسَلَّطَ : تَسَلُّطاً عَلَي
küçük günah işlemek,günah irtikap etmek,manayı bilmek,iyice bilmek,konmak,bir süre için ziyaret etmek,bülüğ çağına varmak,yemeği yemekte israf etmemek,halk birbiri üzerine bir yere konmakأَلَمَّ : إِلْمَاماً بِ
cevap,yanıt,sailin sualine cevap vermek,cevaplandırmak,yanıtlamak,çağırdıkları yere varmak,sözü kabul etmek,birinin niyazını kabül etmek,icabet etmek,icabet,kabul etmek,isticabet,karşılıkإِجَابَةٌ (ج) إِجَابَاتٌ، جَابَةٌ ، مَجُوبَةٌ ، جِيْبَةٌ ، جَوَابٌ ، رَدٌّ ، إِسْتِجَابَةٌ ، تَلْبِيَةٌ ، قَبُولٌ
işe sabah erken gitmek,erken başlamak,erken varmak,birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
bir nesneye rücü edip varmak,sair eşyalardan büsbütün kesilip o nesneye mütehassıs olmak,uymak,ikrar eylemek,yaraş mak,yakışmak,itiraf etmek,bir günahı üzerine alıp yüklenmek,geri çekmek,ikrar etmek,layık olmakبَوْءٌ : إقرار ، إعتراف ، موافقة و يُقَالُ بَاءَ بِحَقِّهِ أَيْ اَقَرَّ و بَاءَ بَغَضَبِ اللهِ و أَبُؤُ لَكَ بِذَنْبِي أَي أَعْتَرِفُ طَوْعاً أَيْ رَجَعْتُ إِلَي الإقْرَارِ بَعْدَ الإِنْكَارِ
yarılamak,yarı olmak,yarıya varmak,buçuklanmak,gün yarısı,ortası olmak,insaf beklemek,öc almak,yarı olmak,insaf etmek,kızın baş örtüsü,nezkep örtünmek,hak ve dadını tamamen ve kamilen almakإِنْتَصَفَ : إِنْتِصَافاً مِنْ و فِي المَثَلِ
yer geniş,boş olmak,geniş etmek,genişletmek,boşaltmak,tahliye etmek,ulaşmak,varmak,vardırmak,ulaştırmak,götürmek,sırrı bildirmek,secde eden secdede elinin ayasını yere değdirmek,kadınla başbaşa etmek veya cima etmek,avrada cima ttikte ferci ile dübür arasأَفْضَي : إِفْضَاءً إِلَي ، بِ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
kazanmak,başarmak,kayıt etmek,elde etmek,almak,yapabilmek,muzaffer olmak,elde etmek,ele geçirmek,varmak,bulmak,yetişmek,yenmek,müsabakalarda birinci gelmek,ihraz etmek,erişmek,galip gelmek,nail olmak,dikkatle saklamak,muhkem etmek,hıfız etmek,korumakأَحْرَزَ : إِحْرَازاً ، هُ و فِي المَثَلِ
son bulmak,sona ermek,son olmak,tamamlanmak,tükenmek,son vermek,bitmek,bitirmek,sona varmak,sonlanmak,vaz geçmek,nihayete ermek ve nehiy kabul etmek,nihayet bulmak,gayeye ermek,tükenmek,ulaşmak,geri durmakإِنْتَهَي : إِنْتِهَاءً إِلَي ، مِنْ ، عَنْ و فِي القُرْأن الكَرِيم ِ
gelmesini istemek,getirmek,öne almak,önüne geçmek,ileri varmak,ileri yürümek,ilerlemek,getirtmek,ileri geçmek,önürtmek,önde olmak,öne eylemek,hücümda birinci olmak,çok cüretli ve atılgan olmak,cesaretle ilerlemek,takdim etmekإِسْتَقْدَمَ : إِسْتِقْدَاماً مِنْ ، هُ
rüya görmek,düş görmek,erginliğe ermek,bülüğ çağına ermek,çocuk bülüğ çağına varmak,erginlik çağına ermekحَلَمَ ـُـ حُلْماً و حُلُماً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid