1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
okşamak,latife etmek,latifeleşmek,birine iyilik,şhsan etmek,efendice davranmakمُلاَطَفَةٌ (ج) مُلاَطَفَاتٌ
ona şaşakaldı,tansıdı,sabırsızlıktan çılgınlık ettı,korkudan ona birine sığındıأَلِهَ عَلَيْهِ
önlemek,engellemek,mani olmak,yasak etmek,hapis etmek,birine engel olmak,men etmek,tutuklamaaskerleri savaş düzenine sokmak,yasaklamak,men etmek,hapis etmek,kındırmak,teşvik etmek,kışkırtmak,yasak etmek,birine engel olmak,men etmek,tutuklamak,hapis etmek,mani olmak,askerleri savaş düzenine sokmak,kındırmak,teşvik etmek,kışkırtmakوَزَعَ ـَِـ وَزْعاً و وُزُوعاً و مَوْزِعاً بِ
lekelemek,bulaştırmak,çamur atmak,kirletmek,leke atmak,birine kötülük isnat etmekلَطَخَ ـَـ لَطْخاً بِ
helak etmek,ziyan ve zarara uğratmak,birine (تَبّاً ) diyerek beddua etmekتَبَّبَ : تَتْبِيباً
birini birinin arkası sıra göndermek,birini birine imtisal ettirmek,kafiyelendirmek,uyaklandırmakتقْفِيَةٌ
yavaş yürümek,bukağılı yürüyüşü yürümek,birine sözde galat ve yanlışlık ettirmekأَدْلَفَ : إِدْلاَفاً لِ ، هُ
güvercin gibi kanatlarını oynatmak,birine işler ard ard,peş peşe gelmekأَدَفَّ : إِدْفَافاً
birden gelmek,vermek,birine ecel gelmek,ölmekوَافَي :مُوَافَاةً ، هُ
birine zararı dokunmak,ziyan vermek,zarar vermekضَارَّ : مُضَارَّةً ، هُ
birine galip gelmek,üstün gelmek,yenmek,şantajإِفْتِزَازٌ (ج) إِفْتِزَازَاتٌ
birine saygı göstermek,tazim etmek,hürmet etmekإِكْتَهَي : إِكْتِهَاءً ، هُ
hibe etmede birine galip gelmek,üstün gelmekوَاهَبَ : مُوَاهَبَة
şiddetle bağırmak,ağzını bozup fahiş söz söylemek,birine hakaret etmek,aşağılamak,zelil kılmaksıkıştırmak,kavim bir şeyden açılmakأَقْعَطَ : إِقْعَاطاً عَنْ ، فِي ، هُ
miras bırakmak,varis kılmak,birini kendi varisi yapmak,malın faydasını birine vermek,yönetimi babadan oğula devr etmekوَرَّثَ : تَوْرِيثاً
bir şeyi kaldırıp taşımak,kaldırmak,götürmek,binmek,yükselmek,bitki uzanıp boylanmak,kavim bir yerden göç etmek,öfkelenmek,darılmak,kızmak,göçüp gitmek,götürmek,binmek,birine titreme tutmak,bağımsız olmak,bağımsız olmak,müstakil olmak,kendi dediğini etmekإِسْتَقَلَّ : إِسْتِقْلاَلاً بِ ، عَنْ ، فِي ، هُ و يُقَالُ وَهُوَ لاَ يَسْتَقِلُّ بِهَذَا الأَمْرِ
pek erken gitmek,çok erken davranmak,çok ileride olmak,namaz vaktinden evvel camiye gitmekبَكَّرَ : تَبْكِيراً
birbiri ardı sıra çekilip gitmek,bir üslup üzere tertip etmek,kovulmak,birbirine uymak,birbirini takip etmek,tabi olmak,kovmak,sürmek,çıkarmak,tard ve ibat ve nefiy ve icla etmek,uzaklaştırmak,uzaklaşmak,düzenli bir tarzda cereyan etmek,tek düzen üzere caإِطَّرَدَ : إِطِّرَاداً
arkası kesilmek,tamam olmak,yerine getirilmek,geçmek,bir şeyin ardı arkası gelmek,sona ermek,ölmek,ardı kesilip yok olmak,iş bitmek,bir nesne geçip tamam olup tükenmek,süre tükenmek,vade yetişmek,geçmek,gitmek,إِنْقَضَي : إِنْقِضَاءً
cümlesine yetişmek,sürmek,istiğrak,dalmak,içine almak,devam etmek,bir şeyi baştan başa kaplamak,bir şeyi bütün tutmak,istiap etmek,kavramak,gayeyi aşmak,ileri gitmek,içine almak,tecavüz etmek,aşırılığa kaçmak,hepsini işgal etmek,doldurmak,meşgul etmek,zapإِسْتَغْرَقَ : إِسْتِغْرَاقاً فِي
çabuk gitmek,acele gitmek,acele etmek,sel suyu taşları yuvarlamak,kızı bozmak,kuyuyu açmak,kapıyı sert veya tam açmak,kapamakبَلَقَ ـُـ بُلُوقاً و بَلْقاً
bir kimse doru yoldan sapmak,yıkılmak,eğilmek,meyil etmek,rast gele gitmek,zülüm etmek,insaf haddini aşmakإِعْتَسفَ : إِعْتِسَافًا عَنْ ، هُ
farklı olmak,muhtelif olmak,ayrılmak,değişmek,bir yere gelip gitmek,başka türlü olmak,başkalaşmakإِخْتَلَفَ : إِخْتِلاَفاً إِلي ، عن
üzüntü,infial,hüzün,keder,etkilenmek,üzülmek,alınmak,tessür,duygulanmak,duymak,mütessir olmak,şuur,duyu,his,heyecan,psikolojik infial,uyup ardına gitmek,izinde gitmek,iktida ve ittiba etmekتَأَثُّرٌ (ج) تَأَثُّرَاتٌ : شُعورٌ ، إِنْفِعَالٌ نَفْسَانِيٌّ
mesleği ihtiyar edip uymak,iktida etmek,tabi olmak,bir kimsenin işlediğini,yaptığını yapmak,ardınca gitmek,takip etmek,izlemekإِقْتَدَي : إِقْتِدَاءً بِ
bir kimseye aşık olup sevda ile orada burada dolanıp gezmek,yer üzerinde şaşmak,aşık olmak,başını alıp gitmekهَيْمٌ
buyruğa uymak,buyruk tutmak,boyun eğmek,gereğini yapmak,muvafakat ve mutabakat etmek,uyulmak,divan durmak,mucibince hareket etmek,bir emri dinlemek,mucibince hareket etmek,tabi olmak,baş eğmek,masal,hikaye söylemek,katili kısas eyleyip öldürmek,yerine getirmek,örnek olmak,bir şeye örnek vermek,emre itaat etmek,bir şeye bakarak aynısını yapmak,yola gitmekإِمْتَثَلَ : إِمْتِثَالاً بِ ، لِ ، مِن ، هُ
başını eğmek,burmak,bükmek,kıvırmak,büğrülemek,ot solmak,gitmek,sancak dikmek,sancak çekmek,sancak taşımak,bir kimseye esbabının bir yanını salıp işaret etmek,bağlamak,akit etmek,çevirmek,çok temennide bulunmak,ekini kurumak,solmak,alıp götürmek,inkar etmek,öldürmek,kendine almak,kapıp kaçmakأَلْوَي : إِلْوَاءً بِ و فِي المَثَلِ
heder olmak,araya gitmek,boşa gitmek,batıl etmek,heder etmek,akıtmak,dökmekهَدَرَ ـُِـ هَدْراً و هَدَراً
acele etmek,acele ile gitmek ,koşmak,sürat etmek,hızlanmak,seğirtip gitmek,hızlandırmakتَسَارَعَ : تَسَارُعاً إِلَي ...
işe dikkat etti,anadıنَبُهَ لِلأَمْرِ : فَطِنَ لَهُ
işe dikkat etti,anadıإِنْتَبَهَ لِلأَمْرِ
işe dikkat etti,anadıتَنَبَّهَ لِلأَمْرِ
işe dikkat etti,sakındıيَقِظَ إِلَي الأمْرِ
ama Zeyid ise katiptirأَمَّا زَيْدٌ فَكَاتِبٌ
işe başlayıp yapar olduلَفِقَ يَفْعَلُ كَذَا
sokulgan,her işe burnunu sokarدَخَّالُ الأُمُورِ
işe atıldı,ikdam ettiأَقْدَمَ عَلَي العَمَلِ
onu işe irşat ettiأَرْشَدَهُ إِلَي الأَمْرِ او عَلَيْهِ او لَهُ
onu işe kaldırdı,doğrulttuإِنْتَهَضهُ للأَمْرِ : أَقَامَهُ لَهُ
işe gelmedim çünkü hastaydımلم أجئ الي الشغل لأنني كنت مريضا
işe azmetti,acele ettiأَجَدَّ فِي الأَمْرِ : أَسْرَعَ
işe azmi arttı,şiddetlendiإِسْتَذْفَرَ : إِسْتِذْفَاراً بالأَمْرِ : إِشْتَدَّ عَزْمُهُ عَلَيْهِ
işe dikkat edip düşündüإِسْتَجْهَدَ : إِسْتِجْهَاداً الرّجُلُ فِي الأَمْرِ : تَنَبَّهَ لَه و تَأَمَّلَ فِيْهِ
onu işe sevk ettiأَرَادَهُ عَلَي الأَمْرِ : حَمَلَهُ عَلَيْهِ
okumakta ivmek,acele etmekإِنْقَذَمَ : إِنْقِذَاماً
onu işten acele ettirdiأَكْنَشَهُ عَنِ الأَمْرِ : أَعْجَلَهُ
onu ivdirdi,acele ettirdiأَطْلَعَهُ : أَعْجَلَهُ
onu ivdirdim,acele ettirdimأَجْهَضْتُهُ : أَعْجلْتُهُ
işi acele ile yaptıإِفْتَلَتَ الأَمْرَ : فَعَلَهُ فِي عَجَلَةٍ
süratle yürüdü,acele ettiمَلَّ فِي المَشْيِ : أَسْرَعَ
işi yapmakta acele etmekتَبَادَرَ : تَبَادُراً إِلَي
ivmek,acele etmek,inlememekأَلٌّ
işini acele ettirdi,koşturduآنَفَ أَمْرَهُ
işlerde acele etmek,çalaklıkقُبْنَةٌ
işportacı,seyyar satıcı,aceleسَرِيحٌ
işte acele etmek,işvmekبَهْكَشَةٌ
seğirtmede acele etmek,ivmekإِبْتَرَكَ : إِبْتِرَاكاً
onu tezletti,acele ettirdiأَوْفَزَ : إِيْفَازاً ، هُ : أَعْجَلَهُ
işte bekledi,acele etmediتَأَوَّنَ فِي الأَمْرِ : تَلَبَّثَ ، تَمَهَّلَ
kadın kocasından ayrılmak,boşanmak,kesilmek, açık olmak,açıklamak,ortaya,meydana çıkmak,görünmek,uzaklaşmak,uzaklaştırmak,boşanmak,kesilmek,açık olmak,meydana çıkmak,cüda olmak,birini teredip gitmek,müfarakat etmek,göçmek,genç kız evlenmekبَانَ ـِـ بَيْناً و بُيُوناً و بَينُونَةً و بَيَاناً عَنْ ، مِنْ ...
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
hastalık vesair birini ağırlaştırmakإِنْضَنَي : إِنْضِنَاءً
haberini getirecek birini saldıبَسَّ إِلَيْهِ أَوْ لَهث مَنْ يَعْرِفُ خَبَرَهُ
birini aciz,güçsüz bulmakإِسْتَعْجَزَ : إِسْتِعْجَازاً، هُ
koyunun üçte birini yediأَكَلَ نَعْجَةً ثُلُثَهَا
birini bir şeye zorlamakأَكْرَهَ : إِكْرَاهاً عَلَي
birini yanıltmak kaydında bulumakتَوَهَّلَ : تَوَهُّلاً
alışveriş yaparken birini aldatmakتَبَاخَسَ : تَبَاخُساً
yanıltmak,birini yanıltıya düşürmekأَغْلَطَ : إِغْلاَطاً
birini yıkıp yere vurmakأَكْيَسَ : إِكْيَاساً
birini hasetçi,çekememezci bulmakأَحْسَدَ : إِحْسَاداً ، هُ
bir nesnenede birini geçmekبَاهَزَ : مُبَاهَزَةً ، إِلَي ، هُ
malın dokuzda birini aldıتَسَعَ المَالَ : أَخَذَ تُسْعَهُ
sabah erken gitmek,erkenden bastırmak,erken işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
vermek,vermemek,nesil ve zürriyetten zikir ve hayırdan mahrum etmek,yoksunetmek,güneşin ışınları göründükten sonra sabah namazını kılmakإِعْطَافٌ (ج) إِعْطَافَاتٌ
güney,güney rüzgarı,kıble rüzgarı,lodos,cenup,sabah vakti güneşe doğru durup bakıldıkta sağ tarafta olan cihet ki bu beldelerde öğle vakti güneş tamam cenup cihetinde olur,şimal mukabil esen yele denir ki hala kıble yeli tabir olunur,mehebb,güney kutbu yakınında süheyle yıldızının matlaıyla süreyya matlaının aralığıdır,güney,cenup,sabah vakti güneşe doğru durup bakıldıkta sağ tarafta olan cihet ki bu beldelerde öğle vakti güneş tamam cenup cihetinde olurجَنُوبٌ (ج) جَنَائِبُ و يقال هَبَّتْ الجَنُوبُ و هي ريح تخالف الشمال مهبته من مطلع سُهيل إلي مطلع الثُّريّا
sahura kalkmak,sabah erken kalkmak,sahurda yemek,sahura ulaşmak,aklını almak,sihir yapmak,سَحَرَ ـَـ سُحُوراً
işe sabah erken gitmek,bir işe sabahtan başlamak, mübaşeret etmek,sabahleyin erken davranmakمُبَاكَرَةٌ
kahvaltı,iftarlık,sabah yemeği,oruç açacak şey,iftarlık,yaratmak,yarmak,kahvaltı,bozuklukفُطُورٌ
ikiye ayırmak,açmak,yarık,ihtilaf etmek,çatlatmak,ikiye bölmek,şimşek çakmak,ot,diş çıkmak,uzun bir çizgi halinde ağmak,tan,sabahشَقٌّ
sabah erken kalkan,erkenci,seherhiz,vaktinde veya emsalinden evvel yetişen meyve vesaire,turfanda,sairlerinden evvel meyve veren ağaç,بَكِرٌ ، بَاكُورٌ ، بَكُورٌ : قَوِيٌّ ٌَادِرٌ عَلَي البُكُورِ
tan yerinin ilk aydınlığı,sabahın ilk ışıkları,herşeyin evveli,sabahın evaili,ilk sabah açılmağa başladığı vakitتَبَاشِيرُ الصُّبْحِ او الفَجْرِ
alev almak,ateş almak,yanmak,alevlenmek,parlamak,tutuşmak,ateşlenmek,ışılamak,şulelenmek,yıldıramak,ad yalınlanıp şule vermek,sabah ağarmak,başın saçı ağarmak,sinirlenmekإِشْتَعَلَ : إِشْتِعَالاً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
mest veya sarhoş olan kimse,sabah vaktinde içki içmeğe başlayan kimse,müdavim,içkiye düşkün kimse,ayyaş,erken,bekri,önce,Bekire ait ve mensup,BekirliBekirciبَكْرِيٌّ : سَكْرَي
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
yarmak,yarık,fıtık,çatlak,iremik ve bitik olmak,sabah,kuraklık,afet,olayhadise,kasık yarığı hastalığı,geniş ve alanlı yer,iki veya daha fazla kişiler arasındaki açıklık,boşlukفَتْقٌ (ج) فُتُوقٌ : أُدْرَةٌ : أَدَرَةٌ
erkenlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erken gitmek,gelmek,tan doğarken başlamakبُكُورٌ
ordu,sabah vakti,çeşitli renkteki bükülmüş bayraklar,ip,Arap kadınların bellerine ve kollarına bağlamak için beyaz ve kırmızı renkli ipliklerdek büktükleri kaytan,koyun ve keçi karışık sürüبَرِيمٌ
birinin hakkını azaltmak,hakkını eksik vermek,hakkını eksiltmek,tenkis etmek,aldatmak,çok sıcak olmak,vaz geçirmek,hapis etmek,değerini düşürmek,nakıs kılmak,bühtan etmek,iftira etmek,hapis etmek,yemin etmek,hakkının bir miktarını yemek,işinden çevirmek,vaz geçirmek,alıkoymak,mani olmak,and vermek,yemin ettirmek,şahitliğini talep etmek,şahit olmasını teklif etmekأَلَتَ ـِـ أَلْتاً
kusur etmek,ihmal ve taksir etmek,eksik yapmak,kaybetmek,israf etmek,ihmal etmek,savsaklamak,ihmal etmek,boş vermek,yüzüstü bırakmak,savsaklamakفَرَّطَ : تَفْرِيطاً فِي
havale etmek,sipariş etmek,ayırmak, bir yıl geçmek,değişmek,sevk etmek,ısmarlamak,transfer etmek,vermek,göndermek,götürmek,nakil etmek,mümkün olmayanı söylemek,değişmek,intikal etmek,müslüman olmak,din değişmek,bir yıl geçmek,hali değimek,çelişkiye düşmekأَحَالَ : إِحَالَةً إلَي ، عَلَي
muayene etmek,test etmek,imtihan etmek,araştırmak,incelemek,bahs etmek,eşmek,toprağı kazmak,yağmur toprağı evirip çevirmek,geyik şiddetli koşmak,bir şeyin iç yüzünü öğrenmek için eşelemek,sınamak,kontrol etmek,yağmur toprağı aktarmak,açmak,yoklamak,araştırmak,aramak,incelemek,test etmek,bahs etmekفَحَصَ ـَـ فَحْصاً عَنْ ، هُ
şerait,yasa,kanun yasamak,beyan etmek,açıklamak,teşri etmek,yükseltmek,gemiye yelken yapmak,vaaz etmek,batılı yok etmek,ev cadde üstün olmak,başlamak,açmakشَرَّعَ : تَشْرِيعاً ، هُ
bereketlendirmek,bereketli olmak,bereketlenmek,bollanmak,semerelendirmek,büyümek,talep etmek,irade etmek,istemek,korkutmak,büyütmek,artırmak,çoğaltmak,heyecanlandırmak,duyguları sarsmak,hoşnut etmek,memnun etmek,sevindirmekأَرَاعَ : إِرَاعَةً ، هُ
bir şeyle daima meşgul olmak,çalışıp duruşmak,devam etmek,azimle devam etmek,sebat etmek,ısrar etmek,bir işe devam etmek,müsaberet ve müdavemet etmek,çalışıp duruşmakثَابَرَ : مُثَابَرَةً عَلَي
bir şeyi pekiştirmek,muhkem eylemek,benzerini yapmak,palanı kolanla çekip bağlamak,kast etmek,bir şeye isabet etmek,kuvvetli olmak,kuvvetli etmek,ikamet etmek,kast etmek,düğümü bağlamak,ikamet etmek,alışmakوَكَدَ ـِـ وَكْداً و وُكُوداً و مَوْكِداً
itmek,ci,ma etmek,alay etmek,eğlenmek,uzaklaştırmak,def etmek,itmek,cimaetmek,birini bir hükme mecbur etmek,alay etmek,eğlenmek,maskaraya almak,vurmak,çarpmakطَعَزَ ـَـ طَعْزاً بِ
azil,ayırmak,izolasyon,azletme,uzaklaştırma,yalnızlaştırmak,izale etmek,azil etmek,cüda etmek,tecrit etmek,izole etmek,geri çekilme,yalıtmak,yalıtım,bir kişiyi bir işten çıkarmak,tecritعَزْلٌ
konuşmak,bahsetmek,anlatmak, haber vermek, rivayet ,etmekmodernize etmek,hikaye etmek,rivayet etmek,oluşturmak,modernize etmek,yenilemek,modernize etmek,sohbet etmek,modernize etmek,haber vermek ,anlatmak,güncelleştirmekحَدَّثَ : تَحْدِيْثاً إلَي ، بِ ، لِ .عَنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
verilen emri kabul etmek,emre uymak,emri tutmak,kast etmek,buyruğu tutmak,bir şeyi görüşmek üzere toplanmak,komlo,düzen düzenlemek,tertiplemek,birbiriyle danışmak,istişare etmek,müşavere etmek,birinin aleyhine komplo hazırlamak,hıyanet etmekإِئْتَمَرَ : إِئْتِمَاراً بِ ، لِ ، هُ و في القُرْآنِ الحَكِيمِ "وَجَاء رَجُلٌ مِّنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَسْعَى قَالَ يَا مُوسَى إِنَّ الْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ إِنِّي لَكَ مِنَ النَّاصِحِينَ" و يقال إئْتَمَرْتُ مَا أَمَرْتَن
eyalet,bölge,vilayet,memleket,siyaset,hüküm etmek,vadi,idare,vadi,memleket,beylik,korumak ,hükümet etmek,valilik etmek etmek,idare etmek,yönetmek ,memleketi idare etmek,hükümet etmek,yönetmek,hükümet,bir valinin idaresi altında bulunan yer,dere,sancak,paşalık,valinin vilayeti,إِيَالَةٌ (ج) إِيَالاَتٌ : مُقَاطَعَةٌ ، حُكُومَةٌ ، قِطْعَةٌ مِنَ البِلاَدِ يَحْكُمُهَا وَاليٌ ، سياسة ، وادٍ : حفظ ، حراسة
Allaha and içmek,yemin etmek,bir kavmin ulusu halkı tehdit ve fenalıkta men etmek,ilan etmek,bildirmek,öğretmek,yemin etmek,bey halka yüksek sesle nezih ve tehdit etmekتَأَذَّنَ : تَأَذُناً بِ
zorlamak,mecbur etmek,cebir etmek,muhtaç kılmak,bir kimseyi bir nesneye mecbur ve muztar ve naçar kılmak,sığındırmak,muhtaç etmek,isnat etmek,havale etmek,ısmarlamak,tevfiz etmek,korumakأَلْجَأَ : إِلْجَاءً إِلَي ، هُ
huzur ve refahiyet ve suya kanmaklık ve eleğimsağma,gökkuşağıخُضُلَّةٌ
yürümekte ısrar ve ilhah ve ibram ve ced eylediبَاصَ : اَلَحَّ فِي السَّيْرِ و جَدَّ
hüsün ve cemal ve akıl ve kıyafete sahip kadınبَرِيعَةٌ
melamet ve ta...n ve kınama ve kınağan avratلَوْمَاءُ
Şia,kişinin etba ve ensarı,yardımcısı,başlı başına olan münferit,sınıf,grup,taife,taraftar,yakınlar,kişinin etba ve ensarı,yardımcısı,başlı başına olan münferit,etbalar,bir kimsenin müttefik ve nasırı olan etba takımı ve müstakil olan insan fırkası ve Hz.Ali ve hanedanının muhip ve mihribanı olan cemaatki acem vilayetinde kesret üzere olurشِيْعَةٌ (ج) أَشْيَاعٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيم
büyük,iri,kaba,azametli,ihtişamlı,heybetli,muhteşem,yüksek,gösterişli,lüks,ekstra,kadir ve kıymeti yüce olan büyük adam,iri ve dizman şey,belagat ve fesahatle meşhur ve mümtaz sözفَخْمٌ (ج) فِخَامٌ
insanın teni yumuşak ve derisi ince ve nazik ve tombulca olmak,zayıf iken semirmek,akmak,sulanmakبَضَّ ـَِـ بَضّاً و بِضّاً و بَضَاضَةً و بُضُوضَةً
carihalar,el ve ayak misillü insana akçe kazandırır aza ve şikari olan yırtıcı kuşlar ve hayvanlarجَوَارِحُ، كَوَاسِرُ
ona uyaraktan bir şeyi iyi ve kaliteli bulmak,görmek,cȗd ve kerem ve ihsan talep etmekإِسْتِجَادَةٌ (ج) إِسْتِجَادَاتٌ
kabih ve çirkin ve kabahat add etmekle levm ve zem edip azariş etmek,çirkinleştirmek,başa kakmakتقْبِيح (ج) تَقْبيحَاتٌ
baytar,hayvan tabibi,veteriner,nalbant,at kısmının havas ve emrazına ve tımar ve tedavisine vakıf olan kimseبَيْطَارٌ : مُعَالِجُ الدَّوَّابِ
gözün beyazının geniş ve siyahı kuşatması,aydın ve parlak ay ve zahir şey,pek güzel şahısبَرَجٌ (ج) أَبْرَاجٌ
gizlice ve hile ve sahte nezaketle bir şey istemek ve aramak,halka yanaşmak,yaklaşıp ülfet etmekتَبَلْصَقَ : تَبَلْصُقاً يقال فُلان يَتَبَلْصَقُ
insanın teni yumuşak ve derisi ince ve nazik ve tombulca olmak,zayıf iken semirmek,akmak,sulanmakبَضَّ ـَِـ بَضّاً و بِضّاً و بَضَاضَةً و بُضُوضَةً و بَضِيضاً لِ و فِي المَثَلِ
şu dişi hayvana denir ki kurumu gerimli uzunca ve gövdesi dernekli ve kunt ve muhkem olaمُطمرة
birinin bir dişini kökünden veya öndişlerinden birini kırmakأَثْرَمَ : إِثْرَاماً
birinin vekil,naip ve yardımcı olmasını istemek,istinabeإِسْتِنَابَةٌ (ج)إِسْتِنَابَاتٌ : وفِي لُغَةِ المَحَاكِمِ تَكْلِيفُ سُلْطَةٍ قَضَائِيَّةٍ مُخْتَصَّةٍ سُلْطَةً قَضَائِيَّةً أَوْ إِدَارِيَّةً أُخْرَي للقِيَامِ بِبَعْضِ الأَعْمَالِ و لاَسِيَّمَا فِي التَّحْقِيقِ او الإسْتِمَاعِ إِلَي الشُّهُودِ او اليَمِي
birinin işini sağlam yaptırmak,tutsağın elini ayağını bağlamakأَوْثَقَ : إِيْثَاقاً فِي ، بِ
cehalet kötü birinin bineğidir her kimse binerse kayar düşerالجهل مطية سؤ من ركبها زلّ
sözü birinin kulağına fısıldamak,birinden söz işitmek,dinlemekإِكْتَتَّ : إِكْتِتَاتاً
yukarı çıkmak,erişmek,yukarı çıkmak,ilerlemek,terfi etmek,terakki etmek,yükselmekإِرْتَقَي : إِرْتِقَاءً إِلَي ، فِي
içeriye geçmekنفوذ ، تخلل
boğazı geçmekإِجْتِيَازُ المَضَِيقِ
içine geçmekإجتياف ، تجوف ، نفوذ، تخلل ، تسلل ، سراية
dalga geçmekإستهتار ب
içinden geçmekوقوع في خلال ، مرور بخلال
iktidara geçmekتولي الحكم
içine geçmekإِجْتَافَ : إِجْتِيَافاً
ileri geçmekإِسْتَرْعَفَ : إِسْتِرْعَافاً
cezasız geçmekمرور بدون عقاب
kaptaki suya çakıllar atarak suyu üleşmeحُصَاةُ القَسْمِ
ot suya kanıp ziyade koyu yeşillenmekإِغْدِيدَانٌ
sususuzluğu gideren,suya kandıran,zehir,ağıنَاقِعٌ
başlamak, suya ve söze dalmak,girmekخَوْضٌ
bir şeyi suya batırıp ıslatmak,ıslanmakإِتَّدَنَ : إِتِّدَاناً
suya daldırmak,batırmak,yormak,incitmek,gizlemek,bozulmakغَتَّ ـُـ غَتّاً
onun develeri haftanın yedinci gününde suya geldilerأَسْبَعَ : وَرَدَتْ جِمَالُهُ المَاءَ سَبْعاً اَيْ فِي اليَوْمِ السّابِعِ
suya siyah ve kokmuş balçık karışmakla bozulduحَمِئَ الماءُ : خالطته الحمأةُ
tohumlamak,ekmek,baraja ve suya döl bırakmakإِسْتَزْرَعَ : إِسْتِزْرَاعاً
tarlayı kuvvetlendirmek için su salıvermek ,suya kandırmakبَرْبَصَ : بَرْبَصَةً
suya gidip çekecek kap olmamakla yüzüne bakadurduجَبَهَ المَاءَ
derenin yatağı suya dar gelip su taştıبَشِعَ الوَادِيُ : تََضَايَقَ بالمَاءِ
suya daldırmak,batırmak,yormak,incitmek,gizlemek,bozulmakأَغَتَّ : إِغْتَاتاً
çok su içen,suya kanmışinsan veya hayvanنَهْلاَن (ج) نِهَالٌ : نَاهِل
suya kanmak,mafsallar ve organlar kuvvet bulmakإِرْتِوَاءٌ (ج) إِرْتِوَاءَاتٌ
üç ayla altı yaşları arasında bulunan genç deve,genç inek,bir ile üç yaşları arasında veya dokuz yaşından aşağı olanlarda itlak olunduğu mervidir,genç deve bir defa gebe olup bir daha gebe olmayan deve, ,Bekir,bakire,bir kimseye sabahlaca varmakبَكْرٌ (م) بَكْرَةٌ (ج) بِكَار و بِكَارَةٌ و أَبْكُرٌ و بُكْرَان و في المثل صدقني سن بَكْرَةٍ
bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,ayrılmak,terketmek,geniş yere,çöle varmak,yerini terk edip yabana gitmek,uzak ve hali yerlere gitmek,zail olmak,geçmek,ortadan kalkmak,meydana çıkmak,aydınlanmak,bir yerden savuşup gitmek,bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,bir yerden savuşupبَرِحَ ـَـ بَرَحاً و بُرُوحاً و بَرَاحاً عَنْ
ağaç gülünü çıkarmak,ağaç çiçeklenmek,sıtma birine nöbet nöbet gelmek,varit olmak,hazır olmak,yaklaşmak,yakın gelmek,varmak,ulaşmak,kaynmak,başına konmak,ağaç gülvermek,sıtma tutmak, hazır olmak, varit olmak,gül renginde olmak,gülgün olmak,varit olmakوَرَدَ ـِـ وُرُوداً و مَوْرِداً عَلَي
koca yahut karı,ev halkı,eş,zevc,zevce,kral,gök ve güneş tanrısı,Baal,er,ere varmak,dost,arkadaş,sahip,put,Rab,malik,karı ile koca,sulamaya muhtaç olmayan hurmalık ve ekin vesaire,bahçe ve tarla suvarmak için miriye verilen haraç,hurma ağacının erkeği,ağırlık,siklet,alıklık,aciz kalmak,şaşırmak,Baal,Allah,tanrıبَعْلٌ (ج) بِعَالٌ و بُعُولٌ و بُعُولَةٌ : زَوْجٌ ، زَوْجَةٌ ، أَهْلُ البَيْتِ : صَاحِبٌ و يقال هو بَعْلَهُ و في القرآن الكريم
a,e ye heyet,delege göndermek,bir devletten diğerine elçi,heyet,delege olarakelçi olarak gelmek,elçilik ile gelmek,varmak,vücüt etmek,bir devletten diğerine elçi,heyet,delege olarak gelmekوَفَدَ ـِـ وَفْداً و وُفُوداً و وِفَادَةً و إِفَادَةً عَلَي ، إِلَي
geri dönmek,kurtulmak,rücü etmek,bir halden başka bir hale dönmek,idare etmek,hükümet etmek,vaz geçmek,ret etmek,yağ pıhtılaşmak,varmak,nihayet bulmak,inmek,tenezzül etmek,birinden dönmek,yüz çevirmek,kuyulatmak,pekleştirmek,valilik ve hükümet sürmek,idare etmek,hayvanlara iyi bakmak,iyi bakarak ıslah etmek,eksiltmek,güdmek,sevk etmek,olmakآلَ ـُـ أَوْلاً و مَآلاً و إِيَالاً و إِيَالةً وأَيْلاً و أَيْلُولَةً إِلَي ، عَن ، عَلَي
saldırmak,hücüm etmek,ipi eğirmek,bükmek,gece baskın etmek,akın yapmak,bir yere ılgar edip gitmek ve il basmak ve akın etmek,ivmek,acele etmek,süratle gitmek,çabuk yürümek,yerde gitmek,dört nal gitmak,ilgar gitmek,alçak bir yere inmek,dibine varmak,ipi saأَغَارَ : إِغارَةً و غَارَةً و مَغَارَةً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، هُ و فِي المَثَلَ
duyuru,bildiri,belağ,tebliğ,mesaj,açıklama,ulaştırma,yeterlik,atın uyanını uzatmak,kifayet,kifayet edecek şey,veya miktar,yetiştirme,yetişmek,tez olmak,eriştirme,mesaj,açıklama,bildirge,açıklama,bir sözü yerine ulaştırmak,isal ve tebliğ olunan,tebliğ,bir sözü birine eriştirmek,bildirişey,varmak,gelmek,fazilet,kemal,say ve mübalağa etmek,pek çalışmakبَلاَغٌ (ج) بَلاَغَاتٌ : وصول ، ورود ، كفاية ، كمال ، سعي ،مبالغة، فضيلة و في القرآن
tamam olmak,bitmek,sona ermek,nihayet bulmak,hitama ermek ,tamam olmak, bitmek,sona ermek,kemal bulmak,mükemmel olmak,tamam olup bitmek,son dereceye varmak,gitmek,kast etmek,baliğ olmak,devam etmek,sürmek,tamamlamak,itmam etmek,sağlam olmakتَمَّ ـَِـ تَمّاً و تِمّاً و تُمّاً و تَمَاماً و تِمَاماً و تُمَاماً و تَمَامَةً و تِمَامَةً
akşama dahil olmak,akşama girmek,geceye dahil olmak,geceye girmek,sarmak,varmak,akşamlamak,akşam olmak,yardım etmek,akşama ermek,akşamleyin olmak,akşam etmek,başlamak,yardım etmek,söz verip yerine getirmemekأَمْسَي : إِمْسَاءً و مُمْسَيً ، هُ و قَالَ الشَّاعِرُ
küçük günah işlemek,günah irtikap etmek,manayı bilmek,iyice bilmek,konmak,inmek,nüzül etmek,yakın olmak,yaklaşmak,bir süre için ziyaret etmek,kıs bir süre için ziyarete gelmek,bilmek,tanımak,normal yemek,bülüğ çağına varmak,yemeği yemekte israf etmemek,öğrenmek,işi fazla derinleştirmemek,erginlik çağına yaklaşmak,saç kulak yumuşağını geçmekأَلَمَّ : إِلْمَاماً بِ ، عَلَي
okumak,yazmak,dersle meşgül olmak,iki kişi beraberce ders çalışmak,dersle meşgul olmak,aralarında ders çalışmak,murafaya varmak,yek diğerine kitap okuyup ders vermek,iki kişi beraberce ders çalışmak,okumak,yazmak,mutalaa etmek,irdelemek,görüşmekتَدَارَسَ : تَدَارُساً
başını eğmek,eğilmek,ihtiyarlıktan ve zayıflıktan eğilmek,namazda belini eğmek,rükua varma,dize gelmek,diz çökmek,rukuya gitmek,ihtiyarlıktan ve zayıflıktan eğilmek,namazda belini eğmek,rükua varmak,rüküya eğilmekرَكَعَ ـَـ رُكُوعاً ومَرْكَعاً ورَكْعاً لِ
bir nesneden yanlayıp uzaklaşmak,baid olmak,sakınmak ,uzak olmak,kaçınmak ve çekinmek ve yan vermek,bir kimsenin yanına varmak, bir kimseden yanlayıp uzaklaşmak,sakınmak,kaçınmak ve çekinmek ve yan vermekمُجَانَبَةٌ ، تَجَانُبٌ
gitmek,varmak,seyir etmek,geçip gitmek,gidermek,götürmek,iletmek,gidecek yer,mezhep,yol,doktrin,ideoloji ,tavır,öğreti,ekol,tutum,gidiş,yol,doktrin,ideoloji,tavır,öğreti,ekol,tutum,gidiş,gidecek yer,gidilecek yer,gidecek yer,gidecek yol,edephane,inanç,mutakat,asıl,esas,temel,kökمَذْهَبٌ (ج) مَذَاهِبُ : طَرِيقٌ ، مَسْلَكٌ ، مَمْشَي ، أَصْلٌ ، أَسَاسٌ و يُقَالُ ذَهَبَ فُلاَنٌ مَذهَباً حَسَناً أَيْ طَرِيقاً و مَسْلَكاً و يُقَالُ اَيْضاً مَا اَدْرِي لَهُ أَيْنَ مَذْهَبُهُ أَيْ أصْلُهُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid