1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
iki nesneden birini seçmek,seçim hakkı vermek,ihtiyar etmek,nesnenin intihap ve ihtiyarını muhayyer kılmak,birine ihale etmek,nesnenin intihap ve ihtiyarını muhayyer kılmak,birine ihale etmek,seçenekli kılak,muhayyer bırakmakخَيَّرَ : تَخْيِيراً بَيْنَ
birine ok vermekأَنْبَلَ : إِنْبَالاً ، هُ
her birine mahsusمعلق بكل واحد منهم
birine doğru döndüجَأَشَ إِلَيْهِ
birine karşı kışkırtıldıأُسْتُؤْسِدَ عَلَيْهِ
birine iyilik etmekأَيْدَي : إِيْدَاءً إِلَي ، هُ
birine komplo düzenlemekتَآمَرَ : تَآمُراً عَلَي
birine komşu olmakآصَرَ : مُؤَاصَرَةً ، هُ
birine künye takmakأَكْنَي : إِكْنَاءً ، هُ
birine künye takmakأَكْنَي : إِكْنَاءً
birine yemek yedirmekأَقْضَأَ : إِقْضاءً ، هُ
birine yardım etmekكَاهَنَ : مُكَاهَنَةً
birine boyun eğmekإِسْتَضْرَعَ : إِسْتِضْرَاعاً لِ
birine sırrını söylediبَيَّحَ بِهِ
ona korkudan birine sığındıأَلِهَ إِلَيْهِ مِنَ الخَوْفِ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,sabahlamakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
işe sabah erken gitmek,bir işe sabahtan başlamak, mübaşeret etmek,sabahleyin erken davranmakمُبَاكَرَةٌ
erken keşif,erken muayeneكَشْفٌ مُبَكِّرٌ
erken tanı,erken teşhisتَشْْخِيصٌ مُبَكِّرٌ
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
eerte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveli,güneş doğuncaya kadar sabahبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
erkenlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erken gitmek,gelmek,tan doğarken başlamakبُكُورٌ
pek erken gitmek,çok erken davranmak,çok ileride olmak,namaz vaktinden evvel camiye gitmekبَكَّرَ : تَبْكِيراً
erken,sabah erkenمُبَكِّرٌ
erken erken,seherleyinعَلَي السَّحَرِ
erte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveliبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sürat eylemek,ivmek,birbirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmak,tezlik,sürat,erken işe başlamak,acelecilikبِدَارٌ : مُبَادَرَةٌ ، سُرْعَةٌ و يُقَالُ بَدَرْتُ إِلَيْهِ أَيْ أَسْرَعْتُ إِلَيْهِ
sabah gelmek,hakkı beyan etmek,birine sabahleyin gelmek,sabahleyin içki veya sabah erken sağılan süt içirmek,sabah erken baskın vermek,basmak,sabahleyin suya götürmek,birine sabahleyin gelmek,sabahleyin içki veya sabah erken sağılan süt içirmek, sabah erken baskın vrmek,basmak,sabahleyin suya götürmekصَبَحَ ـَـ صَبْحاً
yeni bir şey icat etmek,bulmak,türetmek,keşif etmek,sabah erken bir yere gitmek,alışık olmayan bir şey yapmak,sabahtan erken kalkmak,kızın bekaretini bozmak,izale etmek,yetişmek,idrak etmek,bir şeyi uydurmak,bir meyvenin turfandasını yemek,toplamak,almak,إِبْتكَرَ : إِبْتِكاراً عَلَي
batıl,boş,heder,bir katlin intikamsız ve mücazatsız kalması,yoka gitmek,bir nesne abes yere zayi olmak,boşa gitmek,heder olmak,inkar etmekبِطْرٌ ، هَدَرٌ ، بَاطِلٌ ، يُقَالُ ذَهَبَ دَمُهُ بِطْراً اَيْ هَدَراً
taşınmak,göç etmek,dünyadan ahirete göçmek,ölmek,vefat etmek,intikal etmek,hareket etmek,geçmek,bir yerden bir yere gitmek,değiştirmek,devrolmak,değişmek,tebdili mekân etmek,bir yerden bir yere gitmek,sıçramak,sirayet etmek,bulaşmak,sıçramak,anlamak,derk etmekإِنْتَقَلَ : إِنْتِقَالاً إِلَي ، مِنْ ...
yazlığa gitmek,yazlık yere gitmek,bir yerde oturup yazlamak,yazın yazlıkta ikamet etmek,oturmak,yaz mevsimini bir yerde geçirmek,yaz günleri süresince ikamet ve iskan etmek,yazlığa gitmek,yazlığa çıkmak,yazın dinlenmek,yazlanmakإِصْطِيَافٌ (ج) إِصْطِيَافَاتٌ
yazlığa gitmek,yazlık yere gitmek,bir yerde oturup yazlamak,yazın yazlıkta ikamet etmek,oturmak,yaz mevsimini bir yerde geçirmek,yaz günleri süresince ikamet ve iskan etmek,yazlığa gitmek,yazlığa çıkmak,yazın dinlenmek,yazlanmakإِصْطَافَ : إِصْطِيَافاً بِ
çekilip uzanmak,bir tarafa doğru çekilmek,cezbolunmak,koşmak,acele etmek,bir nesnenin cazibesi kuvvetiyle o nesneye doğru çekilip münharif olmak,süratle gitmek,uzak gitmekإِنْجَذَبَ : إِنْجِذَاباً و يُقَالُ جَذَبَهُ فَانْجَذَبَ و جَذَبْتُ الحَبْلَ فَانْجَذَبَ
yarılmak,delinmek,yılın bir kısmı gitmek,geçmek,geçip gitmek,yok olmak,kesilmekإِنْخرَمَ : إِنْخِرَاماً
herhangi bir yere gitmek veya gitmek için cevaplandırılması gereken (doğum tarihi,yeri,tahsil durumu,medeni hal ve gaye gibi şeylerle ilgili)bir takım soruların bulunduğu matbu kağıt,beyanname,form,emir,buyruk,istemeإِسْتِئْمَارَةٌ ، إِسْتِمَارَةٌ (ج) إِسْتِئْمَارَاتٌ
gitmek,kaybolmak,bir yere gitmekطَهَسَ ـَـ طَهْساً
barınmak,konmak,çekilip oturmak,iskan etmek,meyil ve teveccüh etmek,bir yere doğru gitmek,kondurmak,unutturmak,acımak,eve gitmek,bir nesne yerine gelmek,sığınmak,iltica etmek,inmek,konmakأَوَي ـِـ أَوْياً و أَوِيّاً و إِوِيّاً و إِوَاءً إِلَي
çekilmek,uzanmak,cezbolunmak,bir nesnenin cazibesi kuvvetiyle o nesneye doğru çekilip münharif olmak,süratle gitmek,uzak gitmek,incizapإِنْجِذَابٌ (ج) إِنْجِذَابَاتٌ
pek sokulmak,girmek,girişmek,sıvışmak,derinliğine inmek,ilerlemek,sızmak,pek ırak gitmek,bir işe pek dalmak,sızmak,girmek,ıraklaşıp gitmek,girmek,sızmak,uğraşmak,meşğul olmakpek ırak gitmek,bir işe pek dalmakتَوَغَّلَ : تَوَغُّلاً فِي
Şiileştirmek,ardınca gitmek,uğurlamak,yollamak,arkasınca gitmek,giden misafir yahut yola çıkan kimse ile beraber bir miktar mesafe yürümek,teşyiتَشْيِيعٌ (ج) تَشْيِيعَاتٌ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,çok erken gitmek,ileride olmakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
bir şeye karar vermek,tereddüt etmek,birisinin yanına sık sık gitmek,gelip gitmekتَرَدَّدَ : تَرَدُّداً إِلَي
bir kimsenin izine uyup gitmek,nesneyi azar azar takip etmek,izlemek,ardınca gitmekتَقَفَّرَ : تَقَفُّراً
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela oldu,işe cidden koyulduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : جَدَّ و لَجَّ فِيْهِ بِرَغْبَةٍ و إِهْتِمَامٍ
işe hazırlandı,işe paçalarını sıvadıشَدَّ للأَمْرِ مِئْزَرَهُ
işe sabah erken gitmek,bir işe sabahtan başlamak, mübaşeret etmek,sabahleyin erken davranmakمُبَاكَرَةٌ
işe işe güçe yetirdiوَرَّكَ علَ الأَمْرِ
işe gel,işe yönel !أَقْبِلْ عَلَيْهِ !
eğer,şayet,ise,sa,ise ,etmiş olsaydı,sa,se,saydı,seydi,olsa, olursa, olduysa: öğretmen gelseydi okulda görürdümلَوْ نحو لَوْ جاء المعلّم لرأيتُه في المدرسة
termus,içine konan şeyi olduğu gibi muhafaza eden yani soğuk ise soğuk,sıcak ise sıcak tutan kapتِرْمِسٌ : كَظِيمَةٌ
birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmak,işe sabah erken gitmek,بَاكَرَ : مُبَاكَرَةً
sürat eylemek,ivmek,birbirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmak,tezlik,sürat,erken işe başlamak,acelecilikبِدَارٌ : مُبَادَرَةٌ ، سُرْعَةٌ و يُقَالُ بَدَرْتُ إِلَيْهِ أَيْ أَسْرَعْتُ إِلَيْهِ
bir şeyin içine düşmek,içine dalmak,bir işe düşkün olmak,düşkünlük göstermek,içine çekmek,çalışıp duruşmak,bir işe koyulmak,girmek,devam ettirmekإِنْهَمَكَ : إِنْهِمَاكاً فِي
kışkırtmak,koparmak,yeltmek,teşvik etmek, bir kimseyi bir işe teşvikle kızdırıp kındırmak,bir işe teşvik etmek,dürtüştürmekحَضٌّ
bir yeri kendine vatan,yurt edinmek,yurt ve vatan edinmek,bir nesneye yürek bağlayıp onu karada kılmak,yurt tutmak,kendini bir işe alıştırmak,bir işe kara vermek,bir yere yerleştirmek,yurt,edindirmek,oturmak,yerleşmek,bir yeri kendine vatan,yurt edinmek,kendini bir işe alıştırmak,bir işe karar vermek,bir nesneye yürek bağlayıp onu karada kılmakوَطَّنَ : تَوْطِيناً بِ ، لِ ، عَلَي ، هُ
işe sabah erken gitmek,erken başlamak,erken varmak,birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
başlangıç,evvel,iptida,en evvel başlama hakkı,reis,baş,ileri gelen,akıllı reşit,civan,genç,kurban payı ,etiyle beraber kesilip ayrılmış kemik,bir işe başlamak,bir işe sair kimselerden evvel mübaşeret eyle mek,kavmin başı,ulusu,efendisiبَدْءٌ (ج) أَبْدَاءٌ و بُدُؤٌ : شروع : أول : إبتدآء :يقال لك البدْء اي لك أن تبدأ قبل غيرك ، : سيد: حصة : يقال هو بدء القوم اي سيدهم
ümeyyeye ait 1)fiili muzariyi nasb eden(üstün)okutan mastar harflerinden olup,kendinden soonra gelen cümle fail veya mübteda ise mastar,meful ise ği,ğu manasını verdirir ve fiiler şahsına göre iyelik zamirlerine bitişir 2)( )den hafiflemiş olursa yakın,kأَنْ
sürat,koşmak,çabuk yürümek,çabukluk,acele etmek,ivmek,acele etmekوَشْكٌ : أُشْكٌ : إِشْك : سرعة
acele etmek,gitmek,süratli yürümek,acele gelmek,koşarak gelmek,seğirtmekهَطَعَ ـَـ هَطْعاً و هُطُوعاً
bir şeye doğru sür...at eden,acele eden,acele eden,buru ile kıvranan,doğum sancısı çekerمُؤَاضٌّ
ayağına çabuk olmak,süratle yürümek,koşmak,acele etmek,acele gitmek,çabuk yürümek,kan akmak,acele etmek,koşmak,süratle yürümekهَرَعَ ـَـ هَرَعاً إَلَي
bir işte acele edip yarışmak,bir şeyi süratle almak,acele etmek,çabuk davranmak,erken işe başlamak,çabuk koşmakإِبْتَدَر : إِبْتِدَاراً
çabuk gitmek,acele gitmek,acele etmek,sel suyu taşları yuvarlamak,kızı bozmak,kuyuyu açmak,kapıyı sert veya tam açmak,kapamakبَلَقَ ـُـ بُلُوقاً و بَلْقاً
sürat eylemek,ivmek,ivdirmek,acele etmek,acele ettirmek,süratlandırmak,sürat etmek,çabuklandırmak,hızlandırmakإِسْرَاعٌ (ج) إِسْرَاعَاتٌ : سُرْعَةٌ
şeyi tez tez almak,acele acele yutmakتَلَقَّفَ : تَلَقُّفاً
koşmak,sürat etmek,yürümekte acele etmek,çabuk yürümek,kökünden kesmek,koparmak,söküp atmak,yürürken acele etmek,kırmak,tamamıyla dibinden kesmek,parçalamak,kırmak,kesr etmek,kökünden kesmek,koparmak,parçalamak,kırmak,yürümekte acele etmek,söküp atmak,yürürken acele etmek,kırmakجَذَّ ـُـ جَذّاً ، هُ
acele etmek,acele ile gitmek ,koşmak,sürat etmek,hızlanmak,seğirtip gitmek,hızlandırmakتَسَارَعَ : تَسَارُعاً إِلَي ...
devenin sütü eksilmek,deve sütünün azalması,namaz erkanında noksanlık,pazarın kesada uğraması,kesat,durgunluk,az uyku,kılıç,kılıcın ağzı,nümüne,örnek,acele,ivmek,acele etmek,deve sütününazalması,namaz erkanında noksanlık,pazarın kesada uğraması,az uyku,kılıcın ağzı,nümüne,örnek,acele,ivmek,acele etmek,az uyku,kesatlıغِرَارٌ (ج) أَغِرَّةٌ و يقال أتَاناَ عَلَي غِرَارٍ اي عَلَي عَجَلَةٍ و فِي المَثَلِ
kesmek,acele etmek,katetmek,kayığı kürekle yürütmek,kürek kar yağdırmak,süratle uçmak,cüce gibi ufak adımlar atarakyürümek,çabuk yürümek,koşmak,kaçmak,süratle gitmek,acele etmekجَذَفَ ـِـ جَذْفاً
kesmek,acele etmek,yalan söylemek,bir işi çabuk ve fena yapmak,üstünkörü iş yapmak,seyrek seyrek ve fena dikmek,iliştiri vermek,kesmek,devenin ayak bağını çözmek,katmak,karıştırmak,hayvanı çabuk sürmek,acele etmeksüratle yürümek,koşmak,ameli yaramaz olmak,,yalan uydurmak,deve süratle gitmek,kaftan dikmek,acele etmekبَشَكَ ـُِـ بَشْكاً
acele etmek,ivmek istemek,acele ettirmek,koşmaya teşvik etmek,kındırmak,koşturmak,sürat etmek,birini geçmek,önünden gitmek,fikirsiz söylemek,koşturmak,ölmüş olmakإِسْتَعْجَلَ : إِسْتِعْجَالاً، بِ ، هُ
süratli olma,acele etmek,araba tekeri,acele,sürat,çabukluk,iviş,ivmek,ivecenlik,yük arabası,tekerlek,lastik,tezlik,ivmek,kara balçık,kuyu çıkrığı,teker,araba,hinto,kağnı,direksiyonعَجَلَةٌ (ج) عَجَلٌ و عَجَلاَتٌ ، سُرْعَةٌ و تقول العرب :
oturtmak,kuut ettirmek,ikamet etmek,yerinde kalmak,hizmet etmek,bal koyulaşnca kaynatmak,birini işten hapis etmek,alı koymak,engellemekأَقْعَدَ : إِقْعَاداً بِ
ekşi şey dişleri kamaştırmak,ekşi şey dişleri aşındırmak,birini üzmek,kaygılandırmk,endişelendirmek,birini sözle teskin etmekأَضْرَسَ : إِضْرَاساً بِ ، هُ
birini çok koca ,ihtiyar add etmek,birini koca,ihtiyar bulmakإِسْتَهْرَمَ : إِسْتِهْرَاماً ، هُ
nakil etmek,dökmek,ön görmek,tayin etmek,sınırlamak,oynatmak,eşyayı üst üste istif etmek,birini kürsüye oturtmak,yazmak,kaleme almak,yığmakنَصَّ ـُـ نَصّاً عَلَي
itmek,ci,ma etmek,alay etmek,eğlenmek,uzaklaştırmak,def etmek,itmek,cimaetmek,birini bir hükme mecbur etmek,alay etmek,eğlenmek,maskaraya almak,vurmak,çarpmakطَعَزَ ـَـ طَعْزاً بِ
kovmak,sürmek,ısrar etmek,devam etmek,devamlı ve beraber olmak,bir şeye mülazemet edip ayrılmamak,birini kovmak,ısrar etmek,ikamet etmek,oturmakلَظَّ ـُـ لَظّاً و لَظِيظاً بِ ، عَلَي
düşman öfke ve kinle geri çevirmek,birini yere yıkmak,vurmak,kırmak,helak etmek,zelil etmek,utandırıp rezil rüsvay etmek,bir nesneden men etmek,öfkesini yutmak,içinde gizlemek,bastırmak,zelil etmek,sindirmek,zaptetmek,tutmak,şevki kırmak,kızmakfıtri temayülleri iğrenç addetmek,düşman öfke ve kinle geri çevirmek,birini yere yıkmak,vurmak,kırmak,helak etmek,zelil etmek,utandırıp rezil rüsvay etmek,rezil etmek,bir nesneden men etmek,öfkesini yutmakكَبَتَ ـِـ كَبْتاً
günahkar etmek,birisine günahar oldun demek,birini günaha nispet etmekتَأْثِيمٌ (ج) تَأْثِيمَاتٌ و قَالَ الشَّاعِرُ
birini sırdaş etmek,sırrına mahrem etmek,biriyle halisane dostluk yapmakبَاطَنَ : مُبَاطَنَةً ، هُ
susmak,şarap birini sarhoş etmek,sakin olmak,zillieti itiraf etmekأَخْذَمَ : إِخْذَاماً هُ
deve altı yaşına varmak,birinin on dört dişi düşmek,medih ile veya alel ıtlak vasıf etmek,birini övmek,medih etmek,dua etmek,evsafını zikir ve tadat etmek,yüceltmek,tazim etmek,teşekkür etmek,birinin ikincisi olmak,tekrarlamak,yeniden ve ikinci defa olaraأَثْنَي : إِثْنَاءً ، هُ ، عَلَي ، عَنْ و يقال أَثْنَي عَلَي فُلاَنٍ بالضَّرْبِ
birini bir şeye muhtaç etmek,mecbur etmek,dokundurmak,atın ayaklarında beyazlık olmakأَمَسَّ : إِمْسَاساً
memülene nail olup nesneyi itmam etmek,birini kadı nasp etmek,borcunu ödemekتَقْضِيَةٌ
itaat etmek,iyilik etmek,doğru söylemek,duası kabul olmak,iyilik etmek , itaat etmek ,ihsan eylemek , boyun eğmek,iyilik etmek,yeminde sadık olmak,yemini doğru çıkmak,yemin doğru olmak,sözünde doğru olmak,itaat ve inkiyad etmek,iyilik etmek,itaat etmek,doğru söylemek,duası kabul olmak,ihsan eylemek,boyun eğmek,birini sözle veya işle mağlup ve mülzim etmek,ana babasına ve sair akrabasına bakmak,kendilerine karşı olan görevlerini ifa etmek,yerine getirmek,ihsan edip muhabbet göstermek,merhamet ve şefkat etmek,koyun ve keçi sürüsünü sürmek,gütmek,iyi,doğru olmak,bol ihsan etmek,haccı eda etmek,Cenab-ı Hak birinin haccını kabul etmek,hac kabul olunmak,makbul ilahi olmak,birini sözle veya işle mağlup ve mülzim etmekبَرَّ ـُِـ بِرّاً و مَبَرَّةً و بَرّاً و بَرَارَةً و بُرُوراً إِلَي ..
birini sırdaş etmek,sırrına mahrem etmekبَاطَنَ : مُبَاطَنَةً
çarşı halkıأَهْلُ السُّوقِ
Cahiliye halkıأَهْلُ الجَاهِلِيَّةِ
halkı topladıجَبَي القَوْمَ
halkı yönlendirmekتوجيه الشعب
halkı yönlerdirmekتَوْجِيهُ الشَّعْبِ
Venedik halkıاَهل البندقية
Türk halkıشعب تركي
şehir halkıأَهْلُ المَدِينَةِ
şehir halkıأهل البلد ، سكنة البلدة ، سكان المدينة ، أهل المدينة
Şam halkıأَهْلُ الشَّامِ
nahiye halkıأَهْلُ النَّاحِيَةِ
Mısır halkıأَهْلُ مِصْرَ
manastır halkıأهالي الصومعة
mahalle halkıأهل المحلة
liman halkıأَهْلُ الثَّغْرِ
sabah,tan ağarmak,şafak atmak,sabah olmak,aydınlanmak,aydınlatmak,münevver etmekبَلَجَ ـُـَ بُلُوجاً و بَلْجاً
sabah kahvaltısı,bir kimseye çin sabah varmakتَصْبِيحٌ : صُبْحَةٌ ، غدَآءٌ
sabahları develeri suvaran,sabah içikisini içiren,sabahlayan,taze yeni,sabah gelen,açık,aşikar,belli,taze yiyecek ve meyya,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,sabah,açık,aşikar,belli,taze,yiyecek ve meyve,sabah gelen,taze,yeniصَابِحٌ : بَيِّنٌ
erte,sabah,erkenlemek,ertelemek,erken kalkıp çıkmak,güneş doğuncaya dek sabah vaktiإِبْكَارٌ : بُكُورٌ : إِصْبَاحٌ و منه قوله تعالي
erte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveliبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sabahlamak,sabah vakti,seher,gündüzün başlangıcı,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,sabah,sabaha girmek,erkenlemek,olmakإِصْبَاحٌ (ج) إِصْبَاحَاتٌ : صَيرورة ، إِبْكَارٌ : بُكُورٌ : صَبَاحٌ ، صُبْحٌ ، اَوَّلُ الفَجْرِ، أَوَّلُ النَّهَارِ ، و فِي القرآن الكريم : فَالِقُ الإِصْبَاحِ وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ
sabah yani yarın sabah gelجِئْ بُكْرَةً
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabahlamak,koşmak,ilerlemek,tandoğaren başlamak,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkendenبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إلَي ، عَلَي ، فِي
tanlacık yinen yemek,öz basacak kadar taam ve kızılsağı olan kara nesne,sabah kahvaltısı,şerif olmak,sabah uykusuصُبْحَةٌ : تَصْبِيحٌ
sabah içeceğine acele eden kimse;sabah içkisini içen,güzel yüzlü,güzel,yakışıkصَبْحَان (م) صَبْحَي (ج) صُبَاحَي
sabahleyin içilen nesne;sabahlatılan içki,sabah vakti içilen şarap,sabah erkenden sağılan süt,erken,sabuhصَبُوحٌ و أَتَيْتُهُ ذَا صَبُوحٍ أَيْ بُكْرَةً
gökçek,güzel yüzlü kadın,sabiha,gündüzün başlangıcı,sabah vakti,yakışık,güzel,taze,sabah,tan yeriصَبِيحَةٌ (ج) صِبَاح : أَوَّلُ النَّهَارِ
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
tan ağardı,şafak söktü,sabah yeri açılıp aydınlandı,tan açıldı,tan attı,sabah nefes aldıتَنَفَّسَ الصُّبْحُ
sabuh yani sabah badesini içmek,sabah şerbeti içmekإِصْطِبَاحٌ (ج) إِصْطِبَاحَاتٌ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,sabahlamakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
işe sabah erken gitmek,bir işe sabahtan başlamak, mübaşeret etmek,sabahleyin erken davranmakمُبَاكَرَةٌ
erken keşif,erken muayeneكَشْفٌ مُبَكِّرٌ
erken tanı,erken teşhisتَشْْخِيصٌ مُبَكِّرٌ
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
eerte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveli,güneş doğuncaya kadar sabahبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
erkenlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erken gitmek,gelmek,tan doğarken başlamakبُكُورٌ
pek erken gitmek,çok erken davranmak,çok ileride olmak,namaz vaktinden evvel camiye gitmekبَكَّرَ : تَبْكِيراً
erken,sabah erkenمُبَكِّرٌ
erken erken,seherleyinعَلَي السَّحَرِ
erte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveliبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sürat eylemek,ivmek,birbirinden ivişmek,acele etmek,erken işe başlamak,önürdü tutmak,tezlik,sürat,erken işe başlamak,acelecilikبِدَارٌ : مُبَادَرَةٌ ، سُرْعَةٌ و يُقَالُ بَدَرْتُ إِلَيْهِ أَيْ أَسْرَعْتُ إِلَيْهِ
sabah gelmek,hakkı beyan etmek,birine sabahleyin gelmek,sabahleyin içki veya sabah erken sağılan süt içirmek,sabah erken baskın vermek,basmak,sabahleyin suya götürmek,birine sabahleyin gelmek,sabahleyin içki veya sabah erken sağılan süt içirmek, sabah erken baskın vrmek,basmak,sabahleyin suya götürmekصَبَحَ ـَـ صَبْحاً
yeni bir şey icat etmek,bulmak,türetmek,keşif etmek,sabah erken bir yere gitmek,alışık olmayan bir şey yapmak,sabahtan erken kalkmak,kızın bekaretini bozmak,izale etmek,yetişmek,idrak etmek,bir şeyi uydurmak,bir meyvenin turfandasını yemek,toplamak,almak,إِبْتكَرَ : إِبْتِكاراً عَلَي
memur maaşlarını iyileştirmekتَحْسِينُ رَوَاتِب المُوَظَّفِين
kurban etmeye memurمهدي القربان
memur izin aldıنَالَ المُوَظَّفُ إِجَازَةً
memur maaşlarını vermekصرف رواتب الموظفين ، دفع رواتب الموظفين
Memur Sendikaları Konfederasyonu.اتحاد نقابات الموظفين
Memur Yardımlaşma Kesintisiإستقطاع مساعدة الموظفن
Memur Yardımlaşma Kurumu.مؤسسة مساعدة الموظفين
memure,bayan memurمُوَظَّفَةٌ (ج) مُوَظَّفَاتٌ
memure,bayan memurمَأْمُورَةٌ
amir ile memurآمر و مأمور ، رئيس و مرؤوس
amir ile memurآمِرٌ و مَأْمُورٌ
kapıkulu,memur,muvazzaf,görevliمُوَظَّفٌ و مَعْنَاهُ الأَصْلِي عَبْدُ البَابِ
amir ile memur arasındaبَيْنَ الآمِرِ والمَأْمُورِ
memur edilmiş,tabii olanمُؤَرَّسٌ (ج) مُؤَرَّسُون
amir ve memur arasındaبين الآمر و المأمور
seçmek,ihtiyar eylemek,ikram etmek,bencillik,egoizm,nefis eşyaları arkadaşlarından uzak etmekle kendi nefsi için ihtiyar etme,seçme,menfaatperestlik,fazıl,takaddümأَثَرَةٌ ، أُثْرَةٌ ، إِثْرَةٌ : أُثْرَي
aşmak,geçmek,af etmek,sollamak,ifrata kaçmak,ileri gitmek,bir şeyde bir kimseyi takaddüm edip geçmekجَاوَزَ : مُجَاوَزَةً و جَوَازاً إِلَي
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,sabahlamakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
takaddüm (ar)تقدم ، ترقي ، سبق ، إرتقاء
ilerledi,takaddüm ettiبَاصَ : تَقَدَّمَ
onu geçti,takaddüm ettiبَرَّزَ عَلَيْهِ
öncelik,kıdemlilik,üstünlük,takaddüm,ilerlemeأَسْبَقِيَّةٌ (ج) أَسْبَقِيَّاتٌ : سَبْقٌ ، تَقَدُّمٌ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,çok erken gitmek,ileride olmakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
filan onu sebk ve takaddüm eyledi,geçtiكَلَّأَ فُلاَنٌ إليهِ : تقدّم
nefis eşyaları arkadaşlarından uzak etmekle kendi nefsi için ihtiyar etme,seçme,menfaatperestlik,fazıl,takaddümأُثْرَي : أَثَرَةٌ ، أُثْرَةٌ ، إِثْرَةٌ *:
bir emir almağa amade olarak ayak duran yerinden kalkmak üzere başını uzatan,ileri geri takaddüm edenمُتَتَلَّعٌ و يقال صَارَ مُتَتَلَّعاً اي متقدّما و رأيته مُتَتَلَّعاً
bir şeyde bir kimseyi takaddüm edip geçmek,azim ettirmekأَوْعَزَ : إِيعَازاً
ileri gitme,ileri geçme,takaddüm,çıkış,seyahatفُرْطَةٌ
bir şeyde bir kimseyi takaddüm edip geçmek,haddini aşma,geçiş,çıkış,aşışمُجَاوَزَةٌ (ج) مُجَاوَزَاتٌ
ilerlemek,ilerlenmek,ileriye geçmek,ileri yürümek,ileri varmak,ileri geçmek,takaddüm,,terakkiتَقَدُّمٌ (ج) تَقَدُّمَاتٌ : تَرَقِّيٌّ
asalet,asilazadelik,köklü ve sabit ve rasih olmak,fikir ve mülahaza ve reyde hop ve sevap olmak,ırk ve nesep sahibi olmak,vekil olmayıp kendi hukukunca amil olmak,asil ve soylu olmak,soy,necabet,zadelik,zadeganlık,asillik,soyluluk,asıllı olmak,kalite,özgأَصَالَةٌ : إِصَالَةٌ ، جَوْدَةٌ
avradın gazel ve türkü ile hüsün ve cemalini ve şive ve nazını övmek,mahbubun cemalini zikir ve sena etmek,yalınlandırmakتَشْبِيبٌ (ج) تَشْبِيبَاتٌ
zengin,maldar ve gani olmak,fakir ve muhtaç iken bahş ve ita etmek,ihtiyar ve tercih etmek,tabi ve derpey kılmakإِيْسَارٌ (ج) إِيْسَارَاتٌ
ekmek iri övütülmüş undan mamül ve kaba yahut kuru ve katıksız olmak,un veya bulguru iri ve kaba övütmek,bir şeyin taravet ve revakını izale edip kurutmak,alçak ve hor ve zelil etmekجَشَبَ ـُـ جَشْباً و جَشِبَ ـَـ جَشَباً
takdir,ölçmek,oranlamak,tahmin etmek,Hak teala ezelden vuku bulacak nesneleri tayin etmek,ve bir nesnenin evsaf ve keyfiyatını tayin etmek,bir şeyin kadir ve kıymetini his ve teslim ve itiraf etmek,tertip ve tesviye etmek,vuku bulmanın vecih ve sureti ve ibarenin manasını tamam etmekiçin vakتَقْدِيرٌ (ج) تَقْدِيرَاتٌ و تَقَادِيرُ
çuval kulpuna ve çuval ağzındağı iltmeğe ve halkaya aykırı geçirdikleri ağaç ve işkelek ve dahi köstek ağacı ve işkeleği,heybenin ağzını bağlamak için odun parçasıإِشْظَاظٌ : شِظَاظٌ
çuval kulpuna ve çuval ağzındağı iltmeğe ve halkaya aykırı geçirdikleri ağaç ve işkelek ve dahi köstek ağacı ve işkeleği,heybenin ağzını bağlamak için odun parçasıشِظَاظٌ
deve ve koyun memelerinden hasıl olan siğil,deve ve inek ve koyunun memesindeki fazla ve kör emzik,ve emzik şeklinde siğil,çarpık ve artık dişثَعْلٌ ، ثُعْلٌ ، ثَعَلٌ ، ثُعَلٌ (م) ثَعْلَةٌ (ج) ثُعُولٌ و يقال بَأْسْنَانِهِ ثَعْلٌ
dibace,mukaddime,kitabın başında yazılan hamdele ve tasliye ve stayiş ve kitabın vecih ve sebebi tahririni havi olan ve mektup evveli ve yazıp tertip edici olan,yüz,vecih,yanakدِيْبَاجَةٌ
dilrûba mahbub ve mahbubeler hüsnü cemal ve şive ve naz ile bir biçareyi aşüfteedip gönlünü kapıp ve aklını uğrulamak,tırnakla yaralamak,kesmek,yarmak,yırtıcı kuş yem ve avını pençesi ile ve çınağıyla kapıp almak,aldatmakخَلْبٌ و يقال خَلَبَهُ بظفره خَلْباً اي جرحه او قطعه
önsöz,dibace,mukaddime,kitabın başında yazılan hamdele ve tasliye ve stayiş ve kitabın vecih ve sebebi tahririni havi olan ve mektup evveli ve yazıp tertip edici olan,yüz,vecih,yanakدِيْبَاجَةٌ : مُقَدِّمَةٌ
Hüzeyil biladında ve Şam ülkesinde bir yerdir,süngü,kısa mızrak,kasatura,kargı,din ve millette olan fesad ve tebahlığa,taan ve selbi mal ve taraca denir,Cuma günü (eski adıdır)حَرْبَةٌ (ج) حَرَبَاتٌ : إسم يوم الجمعة
cisim ve bedene mensup ve müteallık ,cismani,cesetsel,maddi,manevi ve ruhani olmayan,cisme ait ve müteallık,beden ve cesede müteallıkجِسْمَانِيٌّ
meşhur ve anılmaya değer fiil ve hareket,eylem,ve davranış,muvaffakiyet,zafer,fetih,böyle bir fiilin yad ve anışı,zeval bulmuş bir şeyin kalıntıları,geçmişlerden kalmış şeref ve öğünecek değerler v.s çok zaman hatıralarda kalan kıtlık ve pahalılıkأَثْرَةٌ (ج) أَثَرٌ : يقال له أَثْرَةٌ
teberrüken,saadetle hayrı ilahiye ve sevap ve mübarek ve meymenetli ve aziz add ederek…تَبَرُّكاً
halef olmak,ardıl olmak,birinin yerine halife bırakmak,birinin yerine geçmekإِسْتَخْلَفَ : إِسْتِخْلاَفاً
alay etmek,gır gır geçmek,dalga geçmek,hafife almak,meftun olmak,birinin heva ve hevesine uymak,umursamaz olmak,hayasız olmak,pervasız olmakإِسْتَهْتَرَ : إِسْتِهْتَاراً بِ
aşırı olmak,ziyade olmak,ilerlemek,öne geçmekتَفَرَّطَ : تَفَرُّطاً
nesnenin ardı,arka,geri,ard,sırt,arkasında,sonra,müteakiben,geri,arkasında,arkası,gerisi,gerisinde,birinin yerine geçmek ,babasının yerine durmak,halef,ardıl,yaramaz söz,kötü çoçuk veya söz,nesnenin ardı,arkası,gerisi,gerisinde,birinin yerine geçmek,babasının yerine durmak,halef,ardıl,göğüste olan eyeğü kemiği,kuyudan su çekmekخَلْفٌ (ج) أَخْلاَفٌ : خَلْفَ : مِنْ خَلْفُ
miğfer giymek,başa tolga koymak,birinin tarafına geçmekإِبْتَاَضَ : إِبْتِيَاضاً ، هُ
kalkmak,uyanmak,kalkınmak , ilerlemek, ayaklanmak, ilerlemekإِنْتَهَضَ : إِنْتِهَاضاً
halefi olmak,yerine geçmek veya oturmak,tahta varis olmak,takip etmek,izlemek,birinin yerini almak,yerine gelmek,bir kimsenin halifesi olmak,halife etmek,birinin yerini almakخَلَفَ ـُـ خِلاَفَةً و خِلِّيْفَي و مَخْلَفاَ
deprenip kalkmak,yola ve sefere çıkmak,gitti,kalkmak,uyanmak,kalkınmak,ilerlemek,ayaklanmak,ilerlemek,başlamak,şru etmek,hareket emekإِنْتَهَضَ : إِنْتِهَاضاً ، لِ ، إلَي ، هُ
birine uymak,tabi olmak,takip olmak,izlemek,takip etmek,arkasından gitmek,ardınca gitmek,gerisinde gitmek,arkası sıra gitmek,muti ve tabi olmak,birinin emrine imtisal etmek,birinin mezhep veya mesleğini yahut taraftarlığını iltizam etmek,peyrev olmak,yürümek,yanından geçmek,izince gitmekتَبِعَ ـَـ تَبَعاً و تَبَاعاً و تَبَاعَةً ، هُ
halife istemek,halife eylemek,halife kılmak,halife etmek,birinin yerine halife bırakmak,birinin yerine geçmek,kendi kendine halife tayin etmek,halef etmek,makamına kaymakam etmek,kendi yerine koymak,halife seçmek,bir kimseyi ardına koymak,imam arkasında bإِسْتَخْلَفَ : إِسْتِخْلاَفاً، هُ
aşmak,ilerlemek,ileri gitmek,elden fırtmak,kusur etmek,eldin gidinceye kadar zayi etmek,süratle davranmak, çabuk olmak,takdim etmek,geçmek,ölmek,elden fırtmak,kusur etmek,eldin gidinceye kadar zayi etmek,gitmek,geçmek,ölmekفَرَطَ ـُِـ فَرْطاً و فُرُوطاً و فَرَاطَةً مِن
meydana çıkarmak, zahir ve aşikar etmek, fazil ve ilim ve şecaat gibi ev safta akrana faik olmak, akranı geçmek, at diğerlşerini geçip ilerlemek, at binicisini maceradan kurtarıp selamete çıkarmakبَرَّزَ : تَبْريزاً
yerlerine gelmek,vekil olmak,tevbe etmek,vekalet etmek,vekil olmak,yardımcı olmak,yeri tutmak,a,e vekalet etmek,vekil olmak,yardımcı olmak,yeri tutmak, geri gelmek,yaklaşmak,vekil olmak,yardımcı olmak,bir hususta birinin yerine geçmek,vekiliyardımcısı olmak,kaim olmak,sık sık gidip gelmek,Allaha dönmek,tövbe etmek,bir hususta birinin yerine geçmek,vekili,yardımcısı olmak,kaim olmak,sık sık gidip gelmek,Allaha dönmekنَابَ ـُـ نَوْباً و نَوْبَةً و مَنَاباً و نِيَابَةً عَنْ ، إِلَي ،
ilimde akranlarına üstün gelmek,üstün olmak,meydana çıkarmak,zahir ve aşikar etmek,fazil ve ilim ve şecaat gibi ev safta akrana faik olmak,akranı geçmek,at diğerlşerini geçip ilerlemek,at binicisini maceradan kurtarıp selamete çıkarmakبَرَّزَ : تَبْريزاً
atlayıp geçmek,haddi aşmak,geçmek,atlatmak,atlamak,ileri geçmek,atlatmak,tecavüz etmekتَخَطَّي : تَخَطِّياً ، هُ
develeri kovdu,sürdüشَلَّ الإِبْلَِ : طردها
develeri alıp sürdüإِنْتَشَطَ النَّشِيَطَةَ اَيِ الجِمَالَ : أَخَذَهَا و سَاقَهَا
develeri çobansız bırakmakسَاعَ ـُـ سَوْعاً
develeri çok olduمَشَي الإِبْلُهُ : كَثُرَتْ
develeri vebaya uğradıأَغَدَّتْ جِمَالَهُ الغُدَّةُ
develeri şiddetle sürdüنَبَلَ الجِمَالَ : سَاقَهَا بالعُنْفِ
develeri çok olduاَبَلَ فُلاَنٌ :كَثُرَ إِبُلُهُ
develeri ihmal ettiأَهْجَلَ الجِمَالَ : أَهْمَلَهَا
develeri katara dizdiقَطَّرَ الإِبِلَ
develeri sudan uzaklaştırdıنَزَهَ ـُـ نَزْهاً الإِبِلَ
develeri ona yaklaştırdıأَكْنَعَ إِلَيْهِ الجِمَالَ : قَرَّبَهَا
develeri kiraya koştuجَحْدَلَ الإبلَ
develeri ağıla soktuأَرَاحَ الإِبْلَ
adamın develeri çoğaldıآبَلَ الرَّجُلُ
onun develeri susadıأَكْلَبَتِ جِمَالُه : عَطِشَتْ
sabah erken gitmek,erkenden bastırmak,erken işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
sabahleyin içilen nesne;sabahlatılan içki,sabah vakti içilen şarap,sabah erkenden sağılan süt,erken,sabuhصَبُوحٌ و أَتَيْتُهُ ذَا صَبُوحٍ أَيْ بُكْرَةً
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
erken,erken vakit,sabah,erkenden,sabahleyin,sabah erken kalkan,bakirبَاكِرٌ (م) بَاكِرَةٌ
erken,erken vakit,sabah,erkenden ,sabahleyin,sabah erken kalkan,bakirبَاكِرٌ (م) بَاكِرَةٌ ، بَدْرِي ، عَاجِلاً ، قَوَام
bir şeyin evvelini elde etmek,icat etmek,yeni bir şey ortaya koymak,kadın ilk doğumunda erken doğurmak,birine erkenden gitmek,yemişi turfanda yemek,kızın kızlığını izale etmekإِبْتَكََ : إِبْتِكَاراً عَلَي ، هُ
birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmak,işe sabah erken gitmek,بَاكَرَ : مُبَاكَرَةً
işe sabah erken gitmek,erken başlamak,erken varmak,birine veya bir yere sabahleyin erken gitmek,erkenden işe başlamak,erken davranmakبَاكَرَ : مُبَاكَرَةً ، هُ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,sabahlamakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
eerte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveli,güneş doğuncaya kadar sabahبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,çok erken gitmek,ileride olmakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
erte,er,erken,sabah,yarın,günün evveli,erken vakit,sabah,sabah erken,erte,yarın,erkenden ,sabahleyin,günü,tayin olmadığı vakit,yarın sabah,günün evveliبُكْرَةٌ ، غَدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabahlamak,koşmak,ilerlemek,tandoğaren başlamak,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkendenبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إلَي ، عَلَي ، فِي
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkenden başlamak,çabuk olmak,gitmek,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemekبَكَرَ ـُـ بُكُوراً
suya batırmak,daldırmak,memlekete girip ve geçmek,ayıplamak,gezmek,hutbeyi kınamak,suya batırmak,kediye gıs gıs demekغَسَّ ـُـ غَسّاً
suvarmak,suvermek,su ile suvarmak veya suya kılavuzlamak ve yağmur ile yeri suvarmak,suya kandırmakأَسْقَي : إِسْقَاءً
suya daldırmak,batırmak,horlamak,uykuda horuldamak,horlamak,suya batırmakغَطَّ ـُِـ غَطّاً و غَطِيطاً
vurmak,hasmını susturmak,suya batırmak,gitmek,utanmak,gitmek,düşmanlık etmek,dilsiz etmek,lal etmek,suya batırmakطَسَّ ـُـ طَسّاً
deve suya kanmak,deveyi suya kandırmak,deveyi susuz koymak deve susamak,alıkoymak,sükun ve aram bulmak,dinmek bir nesneyi yerinden ayırıp ber taraf eylemek,def eylemek,ateşi söndürmek,tekeyi keçiye çekmek çağırmakثَأْثأْةٌ : إرواء : حبس : تعطيش : سكون : إطفاء
canlı ve bitkiye suvermek,su ile suvarmak veya suya kılavuzlamak ve yağmur ile yeri suvarmak,suya kandırmak,su içirmek,su yerini göstermek,ayıplamakأَسْقَي : إِسْقَاءً ، هُ
deve suya kandıktan sonra çökmek,deve suya kanıp ondan sonra çökmek,ıhmakعُطُونٌ
beyan ve izah etmek,açıklamak,anlatmak,evlendirmek,bir şeyi mal,sermaye etmek,suya kandırmak,suale cevab -ı şafi vermek,sermaye yapmak,metaı ve malı sermayeliğe vermek,sermaye olmak üzere vermek,suya kandırmakأَبْضَعَ : إِبْضَاعاً
soğumak,soğuk almak,serinlenmek,serinleşmek,soğuk suya girerek serinlemek,serinleşme,soğuk suya girerek serinlemek,soğuk almakتَبَرَّدَ : تَبَرُّداً
susamak,susuz olmak,suyun etrafında susuz dolaşmak,su etrefaında dolaşıp suya ulaşmamak,bardakla içmek,susamak,su etrefaında dolaşıp suya ulaşmamak,bardakla içmekلاَبَ ـُـ لَوْباً ولُوَاباً ولَوَبَاناً
suya dalaşmakتَغَاوَطَ : تَغَاوُطاً فِي المَاءِ
suya bastırılmışمُمَرَّثٌ
suya bastırılmışمنقوع ، ودين ، ممرث
suya basılmışمودّن
suya basılmışمُوَدَّنٌ
varılmak,ulaşmak,varmak,kavuşmak,nikah yoluyla hısımlık akrabalık kazanmak,gelmek,erişmek,varmak,nail olmak,muvaffak olmak ,kavuşmak,nikah yoluyla hısımlık akrabalık kazanmakتَوَصَّلَ : تَوَصُّلاً إِلَي
uyanmak,dikkat etmek,dikkatli olmak,farkına varmak,aklı başına düşürmek,sezmek,farkına varmak,anlamak,idrak etmek,görmek,dikkat etmek,dikkatli olmak,aklı başına düşürmekتَنَبَّهَ : تَنَبُّهاً لِ ، مِنْ ، عَلَي
varmakبلوغ ، وصول ، توصل ، إدراك ، إرتقاء ، ورودل ، مواصلة ، إنجرار ، قدوم ، ، تدلف ، زواج للبنت، لحق ، إدراك ، نيل ، حصول ، إختتام ، إنطلاق ، ذهاب ، رواح ، مجئ إلي ، إنتهاء
varmakتَدَلُّفٌ (ج) تَدَلُّفَاتٌ
hazırlanmak,silahlanmak,savutlanmak,bir işe lüzümü vecihi ile başlamak,muvafakat etmek,uyuşmak,hazırlanmak,silahlanmak,savutlanmak,yoluna girmek,vuku bulmak,cereyan etmek,varmak,çıkmak,meydana gelmek,sonuçlanmak,kast etmek,iyi davranmak,asan olmak,kolaylıkla hasıl olmak,dan,den meydana gelmek,çıkmak,sonuçlanmak,varmak,bir şeyi beklemek,ummakتَأَتَّي : تَأَتِّياً عَنْ ، لِ ، مِنْ
uykuya varmakنوم
harabe varmakإضمحلال ، مقارنة بالخراب
üzerine varmakإقتحام
varmak,erişmekتَوَصُّلٌ (ج) تَوَصُّلاَتٌ
ere varmakتزوج للنساء
tüketiciye varmakوصول إلي المستهلك
ere varmakتزوج للمرأة
üzerine varmakإصرار
el varmakإنتهاز الفرصة ، مجاسرة
sonuca varmakتوصل إلي النتيجة
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid