1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ikizin eşi her birine nisbetle diğeriتِيْمٌ : تُؤْمٌ : تِئْمٌ يقال هو تِئْمُهُ
birine ganimet ve mal verdiنَفَّلَ النَّفْلَ
birine gamnimet,mal,atiye vermekأَنْفَلَ : إِنْفَالاً ، لِ ، هُ
birine malını azaltmak,hayvanı yormakأَنْفَهَ : إِنْفَاهاً لِ ، مِن
birine az bir şey verdiبَصَّ لَهُ بِيَسِيرٍ
kızartmak,birine behey eşek etmekتَحْمِيرٌ
birine boyun eğmek,itaat etmekبَزَّخَ : تَبْزِيخاً
birine şehadet ettirmek,şahit tutmakإشْهَادٌ (ج) إشْهَادَاتٌ
birine pek ukubet,işkence etmekأَنْهَكَ : إِنْهَاكاً
birine rüşvet vermek,rüşvetle kazanmakجَاعَلَ : مُجَاعَلَةً
öfkelenmek,birine ziyade gazap etmekإِسْتَحْمَشَ : إسْتِحْمَاشاً عَلَي
adım bir birine yakın olmakأَتَلاَنٌ
nesneyi emanet,depozit olarak birine verdiأَوْدَعَهُ الشَّيْئَ : أَعْطَاهُ إِيَّاهُ لِيَكُونَ عِنْدَهُ وَدِيعَةً
birine ölüme yaklaşacak derecede şiddetle vurmakأَذْمَي : إِذْمَاءً ، ه
yemek birine ağır gelip hazımsızlık yapmakأَوْخَمَ : إِيْخَاماً ، هُ
erken evlilikزَوَاجٌ مُبَكِّرٌ
erken emeklilikتقاعد مبكر
erken emeklilikتَقَاعُدٌ مُبَكِّرٌ
erken geldiجَاءَ بَدْرِي
erken aşamaمَرْحَلَةٌ مُبَكِّرَةٌ
sabah erkenغَدِيَّةٌ
erken gidinizإذهبوا مبكرين
erken hasatحَصَادٌ مُبَكِّر
erken oylamadaفي إقتراع مبكر
erken oylamaتصويت مبكر ، إقتراع مبكر
erken ölümوَفَاةٌ مُبَكَّرَةٌ
daha erkenما آن الوقت
erken muayeneكشف مبكر
erken müdahaleتَدَخُّلٌ مُبَكِّرٌ
sabahın erken saatindeفي وقت مبكر من الصباح
birine uymak,tabi olmak,takip olmak,izlemek,takip etmek,arkasından gitmek,ardınca gitmek,gerisinde gitmek,arkası sıra gitmek,muti ve tabi olmak,birinin emrine imtisal etmek,birinin mezhep veya mesleğini yahut taraftarlığını iltizam etmek,peyrev olmak,yürümek,yanından geçmek,izince gitmekتَبِعَ ـَـ تَبَعاً و تَبَاعاً و تَبَاعَةً ، هُ
sıyrılıp açılmak,bulut açılmak,dağılmak,vazgeçmek,terk etmek,bir yeri,bir işi bırakmak,gitmek,uçmak,havalanmak,uçak kalkmak,hareket etmek,koparmak,sökmek,feragat etmek,ayrılmak,yağmur sakin olmak,yağmur kesilmek,durmak,dinmek,sıtma koyu vermek,men etmek,yola çıkmak,geminin yelkenini şişirmek,yelken açmak,yelkenle gitmek,seyir etmek,kale inşa etmekأَقْلَعَ : إِقْلاَعاً عَنْ
yeni bir şey icat etmek,bulmak,türetmek,keşif etmek,sabah erken bir yere gitmek,alışık olmayan bir şey yapmak,sabahtan erken kalkmak,kızın bekaretini bozmak,izale etmek,yetişmek,idrak etmek,bir şeyi uydurmak,bir meyvenin turfandasını yemek,toplamak,almak,إِبْتكَرَ : إِبْتِكاراً عَلَي
gurbete gitmek,vatanından uzak olmak,uzak düşmek,yabancı bir memlekette yaşamak,ay,güneş batmak,kayıp olmak,uzaklaşmak,uzak olmak,pek uzağa gitmekk,kayıp olmak,gitmek,uzaklaşmak,kayıp olmak,gitmek,uzaklaşmak,gurbete gitmek,vatanından uzak olmak,uzak düşmek,yabancı bir memlekette,batmak,kaybolmak,güneş batmak yaşamakغَرَبَ ـُـ غَرْباً و غُرْبَةً و غُرْباً و غَرَابَةً
pek şiddetle yelmek,süraatle seğirtmek,bir kimsenin izine uyup ardınca gitmek,bir nesneyi tahrik eylemek,hareketli bir şeyi sakim kılmak,bir nesneyi örtüp bürümek,taşın su mecrasına yuvarlanıp düşlükte zuhur eden sesten hikayedir ki kütürdü tabir olunurدَأْدَأَةٌ : دِئأدَاءٌ
pek şiddetle yelmek,süratle seğirtmek,bir kimsenin izine uyup ardınca gitmek,bir nesneyi tahrik eylemek,hareketli bir şeyi sakim kılmak,bir nesneyi örtüp bürümek,taşın su mecrasına yuvarlanıp düşlükte zuhur eden sesten hikayedir ki kütürdü tabir olunurدِئأدَاءٌ :دَأْدَأَةٌ
bir şeyin hepsini alıp sığdırmak,kavim hepsi savaşa gitmek,bir şeyi biriktirmek,bir şeyi tamamen kesmek,koparmak,sığıştırmak,biriktirmekأَوْعَبَ : إِيْعَاباً
gitmek,at şaha kalkmak,oynamak,ayağını kaldırıp sıçramak,yelmek,koşmak,seğirtmek,sevinmek,dişini misvaklamak,göz yaşı dökmek,serap parlamak,deprenmek,bir şeriat veya sünnete uymak,ona göre amel etmek,hareket etmek,üzerinde gitmek,yolundaإِسْتَنَّ : إِسْتِنَاناً بِ
abartmak,kabartmak,artırmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,,aşırı gitmek,uğraşmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,abartmak,aşırı gitmek,,uğraşmak,büyütmek,aşırı gitmek,bir işte kusur bırakmayıp son dereceye kadar cehd ve ikdam etmekبَالَغَ : مُبَالَغَةً و بِلاَغاً فِي
bir şeyin hepsini alıp sığdırmak,sığıştırmak,kavim hepsi savaşa gitmek,bir şeyi biriktirmek,bir şeyi tamamen kesmek,koparmak,dilini kesmek,işi bitirmekأَوْعَبَ : إِيْعَاباً ، هُ
bir yerden bir yere gitmek,göç etmek,sefer,yolculuk,seyahat,uçuş,gezi,göçmek,göç,bir yerden bir yere gitmek,göç etmek,sefer,yolculuk,seyahat,uçuş,gezi,göçüşرِحْلَةٌ (ج) رِحَلاَتٌ : سفر ، سِياحة و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
aşikar eylemek,öğle vaktinde bir yere gitmek,galip etmek,ezberden okumak,izhar,izhar etmek,göstermek,meydana çıkarmak,zuhur ettirmek,zahir ve aşikare kılmak,aşikar etmek,açmak,belirtmek,beyan eylemek, öğle vaktinde bir yere gitmek,teveccüh etmek,galip etmإِظْهَارٌ (ج) إِظْهَارَاتٌ و أَظْهَرَهُ اللهُ عَلَي عَدُوِّهِ أَيْ جَعَلَهُ غَالِباً عَلَيْهِ
bir kimsenin çok olmak,yer suyu içip kanmak,ileri gitmek,ıraklaşmak,suyu akıtmak,su akmak,at aralıklı adımlarla koşmak,keler ininin köşesine gidip kayıp olmak,hakkını alıp gitmek,hakkını itiraf etmekأَمْعَنَ : إِمْعَاناً
yürek oynamak,geğirmek,bir yerden çıkmak,hoplamak,gönül bulanmak,gece karanlığı basmak,deniz kararıp karışmak,geğirmek,deniz kalkmak,bir yerdençıkmak,dalgalanmak,kalkmak,koyun boğazından ses çıkarmak,bir yerden bir yere gitmek,yer bütün nebatını çıkarmak,titsinmek,bir kere sıçramakجَشَأَ ـَـ جَشَأً و جُشُوءاً
bir adamı yahut bir hayvanı üşüttürüp helak etmek,şiddetli soğuğa girmek,dahil olmak,merkep binicisini pek süratle götürüp gitmekأَهْزَأَ : إِهْزَاءً
ise (gr)إذا ، إن ، لو ، وتأتي بمعني أما و أن
her nerede iseأَيْنَمَا كَانَ
işe hazırlandıإِسْتَنْتَلَ للأَمْرِ
her ne iseعلي أية حال ، علي كل حال ، علي اي وجه كان
geldiği iseأما كونه جاء
böyle iseإِذَا كَانَ كَذَا
böyle iseإن كان كذا ، اذا كان هكذا
geldim iseإن كنت جئت
geldiniz iseإن كنتم جئتم
gelmesi iseأما مجيئه
işe karışmakالتداخل في الشغل ، التدخل في الأمر ، تحشّر
gitmeniz iseأما ذهابكم
geldik iseإن كنا جئنا
işe karışmakتَدَاخُلٌ فِي الشّغْلِ
her kim iseاي من كان
sürat,aceleوِفَازٌ : سُرعة
acele etmekإِكْرَابٌ (ج) إِكْرَابَات: إِسْرَاعٌ
acele ileعجالة ، علي العجلة ،علي وجه الإستعجال ، مستعجلا ، سريعا ، مسرعا ، بالسرعة ، بالإستعجال ، علي جناح الإستعجال
acele üzereعلي وجه الإستعجال
acele etmemekعدم التعجل ، تأنّي
acele etmekإِنْكَاطٌ
acele etmekشُمَاصٌ : عَجَلَةٌ
acele etmekاَصْمَي : إِصْمَاءً
acele etmekخَظْرَفَ : خَظْرَفَةً
acele etme !مهلا !
acele attirdiإِسْتَوْفَضَهُ : إِسْتَعْجَلَهُ
acele etmekزَرْقَفَ : زَرْقَفَةً
acele ediniz !إسرعوا ، إستعجلوا
acele etmekدَاغَصَ : مُدَاغَصَةً
acele etmekتَعَجُّلٌ (ج) تَعَجُّلاَتٌ
bilerek inkar ve tekzip etmek,reddetme,birini bahhil,cimri,pinti ve nakes bulmak,küfran-ı nimet etmek,nankör olmakجُحُودٌ : جَحْدٌ : إِنْكَارٌ
gıyaben birini yermek,zem etmek,gıybet etmek,bir kmsenin arkasından söz söylemek,fasl etmek,hazır değilken fasıl etmek,bir kimsenin yüzünde değil arkasında,gıyabında sevmeyecek şeyler söylemek,çekiştirmek,bir kimsenin arkasından konuşmak,fenalığını söylemإِغْتَابَ : إِغْتِيَاباً ،هُ و يقَالُ
ön görmek,belirlemek,tayin etmek,metinde yer almak,yazmak,kaleme almak,yığmak,sınırlamak,nakil etmek,dökmek,ön görmek,oynatmak,eşyayı üst üste istif etmek,birini kürsüye oturtmakنَصَّ ـُـ نَصًّاً عَلَي
birini vekil etmek,vekil tayin etmek,birine işi ısmarlamak,vekalet vermek,vekil yapmak,işlerini yapmaya onu tayi yapmak,vekil kılmak,vekil nasp etmekوَكَّلَ : تَوْكِيلاً عَلَي ، فِي ، هُ
bir kimseyi bir şeyi zorlamak icbar etmek,mecbur etmek,cendereye basmak,cendereye koymak,zorla bir iş yaptırmak,birine cebir ve zorbalık isnat etmek,birini cebbar bulmak,görmek veya addetmek,saymakأَجْبَرَ : إِجْبَاراً عَلَي ، هُ
birini bulmak,raslamak,tesadüf etmek,bilmekأَلْفَي : إِلْفَاءً
birini aldatıp gadr ve hayıf etmekخَتْرٌ
cimaetmek,birini bir hüküme mecbur etmekطَعَرَ ـَـ طَعْراً
Hintleştirmek,Hintçeye çevirmek,,tatlı dil ile kişinin gönlünü almak,mülatefe edip birini kendine aşık etmek,kılıç bilemek,kusur etmek,fena sövmek,baykuş gibi çağırmakهَنَّدَ : تَهْنِيداً ، هُ
arkadaş olmak,beraber olmak,eşlik etmek,birini refik,arkadaş olmak,eşlik etmek,arkadaşlık etmek,sohbet etmek,yoldaş olmak,birine arkadaş olmak,refakat etmekرَافَقَ : مُرَافَقَةً ، هُ
eksilmek,noksan olmak,eksltmek,noksan etmek,ticarette zarar etmek,kayıp etmek,birini aldatmak,değerinden aşağı değer vermek,aldatmak,hafifsemek,noksan olmakوَكَسَ ـِـ وَكْساً
birini belalar yere çalmak,vurmak,helak etmekعَقْفَرَ : عَقْفَرَةً
birini günaha sokmak,günah işlemek,günahkar etmekآثَمَ : إِيْثَاماً ، هُ
birini bir şeye layık etmek,şayan kılmakأَحْجَي : إحْجَاءَ ، هُ
birini yorup bıktırmak,usandırmak,ısra etmek,tasalandırmakأَمَلَّ : إِمْلاَلاً عَلَين هُ
Araplar,Arap halkıأَهْلُ الضَّادِ
Medyen kavmi,halkıأَصْحَابُ الأَيْكَةِ : قَوْمُ مَدْيَنَ
mazlum Kürt halkıشَعْبٌ كُرْدِيٌّ مَظْلُومٌ
ortalığı karıştırmak,halkı birbirine düşürmek,kışkırtmak,birbirine bırakmak,aralarını açmak,tahriş etmek,taciz etmek, , tahrik etmek , tahriş etmek , teşvik etmek,,halkı ve sair hayvanı birbirine tutuşturup kındırmak,birbirine kışkırtmak,tahriş etmek,dalaştırmak,ortalığı karıştırmak,köpeği ava kışkırtmak,halkı birbirine düşürmek,tahriş etmek,dalaştırmak,tahrik etmek,teşvik etmek,birbirine bırakmak,kındırmak,aralarını açmak,taciz etmek,birbirine kındırmak,tahriş etmekحَرَّشَ : تَحْرِيشاً ، هُ
halkı tümüyle yok ettiأَبَادَ الشَّعْبَ بِأَكْمَلِهِ
halkı kırıp mal kapışmaنهب و غارة و تدمير النفوس
halkı kendine uydurup yedmeقيادة الناس ، قيادة الشعب
halkı kendine uydurup yedenقائد الناس ، قائد الشعب
kent halkı,şehir ahalisiأَهَالِيُ المَدِينَةِ
halkı mallarından çıkardı,soyduتَبَهْصَلَ القَوْمَ مِنء أَمْوَالِهِمْ
halkı ona kışkırttı,üşüştürdüأَلَّبَ عَلَيْهِ النَّاسَ : حَرَّضَهُمْ عَلَيْهِ
halkı öldürmek büyük hıyanettirقتل الشعب خيانة عظمي
halkı bomba ile vurmakضَرْبُ الشَّعْبِ بالقَنَبِلةِ
Allahı halkı,ulusu yarattıبَدَأَ اللهُ الخَلْقَ : خَلَقَهُمْ
işgal edilmiş toprağın halkıجَمَاهِيرُ الأَرْضِ المُحْتَلَّةِ
sabah akşamبِغُدُوٍّ و آصَالٍ
sabah akşamبُكْرَةً وعَشِيّاً
sabah ağarmasıتباشير الصبح
sabah akşamصَبَاحَ مَسَاءَ
sabah aydınlandıأَفْصحَ الصُّبْحُ : ظَهَرَ ضَوْؤُهُ
sabah aydınlığıبَيْضَةُ النَّهَارِ
sabah ağarırkenلدي إنفلاق الفجر
sabah ayiniقداس الصباح
sabah baskısıطبعة صباحية
sabah çağıوقت الفجر
sabah çağındaفِي وَقْتِ الفَجْرِ
sabah gazeteleriصحف الصباح
Sabah gazetesiجريدة الصباح ، جريدة صباحية
sabah gazetesiصَحِيفَةٌ صَبَاحِيَّةٌ
sabah yıldızıكَوْكَبُ الصُّبْحِ
erken evlilikزَوَاجٌ مُبَكِّرٌ
erken emeklilikتقاعد مبكر
erken emeklilikتَقَاعُدٌ مُبَكِّرٌ
erken geldiجَاءَ بَدْرِي
erken aşamaمَرْحَلَةٌ مُبَكِّرَةٌ
sabah erkenغَدِيَّةٌ
erken gidinizإذهبوا مبكرين
erken hasatحَصَادٌ مُبَكِّر
erken oylamadaفي إقتراع مبكر
erken oylamaتصويت مبكر ، إقتراع مبكر
erken ölümوَفَاةٌ مُبَكَّرَةٌ
daha erkenما آن الوقت
erken muayeneكشف مبكر
erken müdahaleتَدَخُّلٌ مُبَكِّرٌ
sabahın erken saatindeفي وقت مبكر من الصباح
kafileyi korumaya ve gözetlemeye memur,silahlı heyet,rehber,klavuz,delil,yasakçı,mürşit,delil,yasakçıبَدْرَقَةٌ : بَذْرَقَةٌ ، دليل، مرشد ،
resmi memur,resmi görevliمُوَظَّفٌ رَسْمِيٌّ
büyük memur,büyük görevliمُوَظَّفٌ كَبِيرٌ
ordu,murahhas,hususi memur,tasadan gelen uuykusuzluk,hususi gönderme,resmi gönderme,öldükten sonra tekrar dirilmek,baasبَعْثٌ ، بَعَثٌ (ج) بُعُوثٌ
bir resülün ve alel husu kainatın efendisi Hz.Muhammedin (s.a.v) min halkı hak dine davete memur olması,dirilecek yer,amil,etmen,sebep,neden,kaynakمَبْعَثٌ (ج) مَبَاعِثُ
Hz.Muhammedin soyunun defterini tutup ahval-i sairelerini zapt ve raptına memur olan zabıt,nakibüleşraf,peygamberin ehl-i beytinden olan seyyit kimseنَقِيبُ الأَشْرَافِ
memur,görevli,görevlendirilmiş,buyrulan,emir olunmuş,bir emir almış olan,tabi,itaat eden,uyan,artmış,çoğalmış olan,dölü çok olan hayvanمَأْمُورٌ (ج) مَأْمُورُونَ (م) مَأْمُورَةٌ : خير المال مهرة مَأمورة و سكة مَأْبُورة
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmakأَبْكَرَ : إِبْكَاراً
amir,buyuran,emir edici,buyurucu,ferman edici olan,işleyici,emreden,bir memleketi idare eden adam,hakim,vali,komutan,fermandar,baş memur,üst,karı koca sovuğun altıncı günüآمِرٌ (ج) آمِرُونَ و أُمَّارٌ : مُشْرِفٌ ، حَاكِمٌ ، رَئِيسٌ ، صَاحِبُ الأَمْرِ ، قَائِدُ فِرْقَةِ مِنْ فِرَقِ الجَيْشِ ، مَنْ يَطْلُبُ مِنْ شَخْصٍ إِنْشَاءَ أَمْرٍ أَوْ فِعْلٍ
haraç,vergi,öşür ve kira devşiren toplayan,evkaf icarelerini yahut haraç ve vergi toplamağa memur olan kimse,tahsildar,cabiçekirgeجَابِي (ج) جُبَاةٌ
vazifelemek,görevlendirmek,tavzif etmek,vazifelendirmek,birinevazife tayin etmek,yevmiye tayin etmek,iş ve para vermek,muayyen günlük erzaklara nail olmak,memur yapmak,ödevlendirmek,ulufe vermek,ulufelendirmekوَظَّفَ : تَوْظِيفاً ، لِ ، هُ
buyurmak,emir etmek,irade buyurmak,sipariş etmek,bir şeyin yapılmasını veya işlenmesini istemek,ferman etmek,emir vermek,hüküm etmek,amir ve vali olmak,valilik etmek,emir almak,memur olmakأَمَرَ ـُـ أَمْراً و إِمَارَةً و آمِرَةً بِ ، هُ ... و في التنزيل
çok erken gitmek,ileride olmak,bir yere veya birisine sabahleyin erken gitmek,erken davranmak,ileride olmak ,geçmek,sebk ve takaddüm etmek,namaza vaktinin evvelinde gitmek,namazı vaktin başında kılmak,birini dikerleri sabahleyin erkenden uyandırmağa memur etmek,sabahlamakبَكَّرَ : تَبْكِيراً
vali,yönetici,yöneten,idareci,hakim,egemen,hakim,egemen,yargıç,yönetici,idareci,vali,amir,hükümdar,yönetici,hüküm edici,dava faslına memur olan,kadı,zabıt,padişah ve emri nafiz ve cari olan,insanlar arasında hükmetmek için getirilen,başkan ,Allah tealaحَاكِمٌ (ج) حُكَّامٌ و حَاكِمُون : وَالٍ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
posta,e-mail,berid,postacı,on iki mil,ulak,sai,elçi,klavuz,resul,haberci,tatar,dört fersah,mesafe,iki konak arası,özel memur,menzil eştiri,beygiri,ulaklı,gidici,dört fersah,kadı hücceti ve mektubu,on iki milden ibaret mesafe ki vaktiyle iki menzil arasıydı,aslana kılavuzluk ettiği maznun olan karakulakبَرِيدٌ (ج) بُرُدٌ : قَاصِدٌ : رَسُولٌ : سَاعٍ ، مُوَرِّقٌ، تتار ، بُوسطة ، الكُتُبُ الّتِي يَأْتِي بِهَا البَرِيدُ ، ، اَلّذي يَنْقُلُ الرَّسَائِلَ، نَجَّابٌ ، سَاعِيٌ ، مُوَرِّقٌ
istemek,arzu etmek,dilemek,rağbet etmek,niyet etmek,kast etmek,sevmek,otlatmak,sevk etmekأَرَادَ : إِرَادَةً بِ ، عَلَي ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kışkırtmak,kındırmak,teşvik etmek,itmek,terğip etmek,tahrik etmek,sevk etmek,sürmek,rağbet etmekإِحْتِثَاثٌ (ج) إِحْتِثَاثَاتٌ
kışkırtmak,kındırmak,teşvik etmek,itmek,terğip etmek,tahrik etmek,sevk etmek,sürmek,rağbet etmekإِحْتَثَّ : إِحْتِثَاثاً ، هُ
Allaha itaat etmek,boyun eğmek,ibadet etmek,tapmak,kulluk etmek,kölelik etmek,hizmet etmekعَبَدَ ـُـ عِبَادَةً وعُبُودِيَّةً لِ و فِي القُرْآنِ العَظِيمِ " قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ * لاَ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ * وَلاَ أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ * وَلاَ أَنَا عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ * وَلاَ أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ * لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ"
buğz etmek,sevmemek,nefret etmek,birine düşman olmak,ayıplamak,adavet etmek,düşmanlıkla karışık buğuz etmek,kabul ve ikrar etmekشَنَأَ و شَنِئَ ـَـ شَنْأً و شِنْاً و شُنْاً و شَنْأَةً و مَشْنَأً ومَشْنَأَةً ومَشْنُؤَةً و شَنَآناً و شَنَآناً وشَنَاناً
çekişmek,mücadele etmek,münazaa etmek,münakaşa etmek,kavga etmek,bir şeyi herbiri kendi tarafına çekmek,kakışmak,ihtilaf etmek,ortutتَنَازُعٌ ، تخاصم ، تقارع ، تصادم
beklemek,bekçilik etmek,göz kulak olmak,gözetmek,korumak,siyanet etmek,gözcülük etmek,,kollamak,muhafaza etmek,esirgemek,kalecilik etmek,çalmak,uğrulamakحَرَسَ ـُِـ حَرَساً وحَرْساً و حِرَاسَةً ، هُ
peyda etmek,ihdas etmek,türetmek,yoktan var etmek,zuhura getirmek,çıkarmak,icat etmek,bir şeyi yeniden yapmak ve sonra etmekإِحْدَاثٌ (ج) إِحْدَاثَاتٌ و في العرف الإحداث إيجاد الشيئ مسبوق بالزمان
toplamak,büyütmek,ziyade etmek,artırmak,övmek,özür dilemek,tahsil etmek,biriktirmek,cem etmek,devam etmek,arkasını bırakmamak,hayatta bulunan bir adamı övmek,medih ve sena etmek ,düzeltmek,ıslah etmek,artırmak,çoğaltmak,itmam ve ikmal etmek,tamamlamak,tazim ve tekrim etmekثَبَّي : تَثْبِيَةً ، هُ
güvenmek,itimat etmek,bir şeye dayanmak,isnat etmek,kabul etmek,seçmek,üründülemek,desteklemek,inanmak,kast etmek,tasdik etmek,onaylamak,yerine getirmekإِعْتَمَدَ : إِعْتِمَاداً عَلَي ، هُ
imha etmek,tahrip etmek,yıkmak,tarumar etmek,idam etmek,yok etmek,helak etmek,imha etmek,helak ve idam etmek,tarumar ve perişan etmek,harap etmek,öldürmek,yerle bir etmek,yıkmakتَدْمِيرٌ (ج) تَدْمِيرَاتٌ و تَدَامِيرُ ٌ: محو، إهلاك: ٌومنه قوله تعالي
çok lanet etmek,eziyet etmek,işkence etmek,telin etmek,lanetlemek,azap etmekلَعَّنَ : تَلْعِيناً ، هُ
uymak,itaat etmek,teslim olmak,boyun eğmek,kabullenmek,söz dinlemek,denileni yapmak,itikat etmekkabul etmek,itiraf etmek,izan etmek,pes etmek,anlamakأَذْعَنَ : إِذْعَاناً بِ ، لِ
tez cevap vermek,kabul etmek,temsilci atamak,temsil etmek,vekil tayin etmek,davet etmek,birini bir işe çağırmak,icabet etmek,ortaya çıkmakإِنْتَدَبَ : إِنْتِدَاباً ،هُ ، لِ و يُقَالُ نَدَبَ لِكَذَا و إِلَي كَذَا فَانْتَدَبَ لَهُ
biriyle münazaa etmek,düşmanlık etmek,bozuşmak,münakaşa etmek,tartışmak,mücadele etmek,kavga etmek,çekişmek,düşmanlık etmek,biriyle münazaa etmek,dava etmek,bozuşmak,hasım olmak,muhasama etmek,birbiriyle çekişmek,düşmanlık etmek,bozuşmak,kavga etmek,muhasame edişmekخَاصَمَ : مُخَاصَمَةً و خِصَاماً مَعَ ، هُ
şu hatuna denirki gövdesi iri ve şişman oup ve asla güce yaramaz ve elinden bir nesne gelmez künde ve karan olaحُنْظُوبٌ
güzellikleri zahir kadın,isabet-i rey ve akıl ve tedbir ve ifletle mütearife olup kavmin umur ve çıkarları zımından erkeklerle görüşür ve erkekler kendisine müracaat eder olan yaşlı kadın,dağ geçidi,boğazبَرْزَةٌ
soysop,hasep,kişizadelik,bir kişinin aba ve ecdadı cihetinden fahr ve mübahat tarikiyle zikir ve tadad eylediği mehasin ve mefahire ıtlak olunur,mal,menal,din,millet,kerem,kişizadelik,soy,hasep sahibi olmak,hasep,soy,ecdattan gelen şeref ve haysiyet ve kişinin ecdat ve ensabı,kişizadelikحَسَبٌ (ج) أَحْسَابٌ
yastığa yasdanmak ve söykenmek,dayanmak,bir kimsenin esrar ve ahvalini talep ve taharri ile araştırıp vukuf ve ıttıla kaydında olmak,istihbar etmekتَحَسُّبٌ (ج) تَحَسُّبَاتٌ
şu mala denirki ona buhl ve dennet olunmıya güyaki sahibi katında mebguz ve bizzat ve hürmet olmakla gayra cüd ve ita olunaشَوَانِي
incir ve ağacı,ısırgangillerden yaprakları geniş ve dilimli bir ağaç ve bunun armut biçiminde ve büyüklüğünde,yumuşak,çekirdekleri darı şeklinde tatlı yemişiتِيْنٌ (و) تِيْنَةٌ (ج) تِيْنَاتٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kasidenin ilk beytinin sahihüssebk ve vazihülmana ve haşiw ve takidten salim, mütenasibülkısmeyn ve muktezayı makama münasip olması , ( حسن الإبتداء ) da derlerبَرَاعَةُ المَطْلَعِ
haram ve memnu olmakla asla dokunulmaz olan nesne ve ortak ve şerik ve hacıların mekkei Mükerremede giydikleri mahsus esvap ve hane ve yahut kuyu etrafında olan mesafe ve insan üzerine hıfzı vacip olup sairin dühülü men olunmak lazım gelen mahal,yer,kadın,hatun,karı,harim,kadın,kadınlar,hanımlar,evin içi,aile,çevreحَرِيمٌ : نِسَاءٌ ، حَرَمٌ
payidar,sabit,cesur,dilaver,bahadar,akıl ve tedbirde sabit ve metin,yürüyüp atlamada kuvvetli ve asla sürçmez at,sabit ve berkarar ve payidar olmakثَبِيتٌ : ثابتٌ : جسور و يقال فارس ثَبيتٌ اي جسور و رجل ثَبيت و فرس ثَبيت
ziyade ihtiyatlı ve güvenilmeye pek yakın olan,ihtiyata daha uygun,elyak,ziyade şamil ve ve havi ve muhit olan,layık ve münasip olanأَحْوَطُ : أَحْرَي ، الأَشَدُّ إحْتيَاطاً و الأَقْرَبُ إِلَي الثِّقَةِ
irilik ve yoğunluk ve sayrılık ve düşvarlık ve yalımlıkخُشْمَةٌ
tembel ve gevşek ve ahmak olmak,bön olmak,kaz kafalı olmak,özlemek,nedamettten ellerini çırpıp dövüşmek,teessüf ve telehhuf ve tahassür etmek,şaşmak,şaşa kalmak,yere düşmek,kendini kaldırıp yere atmak,başkasının yerine ve memleketini musallat olmak, şenlik ve mamuriyetten hali olmakتَبَلَّدَ : تَبَلُّداً
kutsamak,takdis etmek,tathir etmek,temiz kılmak,pak etmek,arıtmak,takdis etmek,temiz etmek,Hak teala hazretlerinin bir nevi hizmet ve ibadetine tayin ve tahsis ederek aziz ve mübarek ve mukaddes kılmak,Allahı tealayı ayıplardan ve şirkten tenzihe delalet eden tabir ile zikir ve vasıf ve itikat etmekتَقْدِيسٌ (ج) تَقْدِيسَاتٌ
ziyade sertleşmek,bir kimse haşip olmak,dirlik ve maaş hususunda darlık ve mihnete,sıkıntıya sabır ve tahammül etmek yani sıkıntı ve mücahede ile geçinmekإِخْشِيشَابٌ
dünürcü,çok nişanlayan,hitbe yani dünürlük babında mutasarrıf ve kargüzar ve o hususta pek uzman,mahir,habîr ve arif ve ona müştağil olan kimseخَطَّابٌ و يقال رجل خَطَّابٌ اي متصرف في الخطبة
aşmak,geçmek,af etmek,sollamak,ifrata kaçmak,ileri gitmek,bir şeyde bir kimseyi takaddüm edip geçmekجَاوَزَ : مُجَاوَزَةً و جَوَازاً إِلَي
başarı,devran,başarmak,zafer,kazanmak,felah,sınıfı geçmek,sınıfı geçmek,muvafakkiyet,galibiyet,ereğe varmak,üstün gelmekنَجَاحٌ (ج) نَجَاحَاتٌ
uyuz olmak,birinin hayvanları ve sürüsü uyuz olmak,birinin tarlası bozulup mahsül vermez olmak,kılıç paslanmakجَرِبَ ـَـ جَرَباً
aşmak,geçmek,adım atmak,yürümek,geçmek,nesneyi aşmak,kaftanı dikmekإِخْتَطَي : إِخْتِطَاءً
kuvvetler ilerlemekتقدم القوات
eğlenmek,alaya almak,alay etmek,bir kimseyi temaşaya ,gülünceğe,almak,ala etmek,gırgır geçmek,kala almamak,şaka etmek,mizah etmek,eğlenmek,alay etmek,gır gır geçmek,dalga geçmek,maskaraya almakسَخِرَ ـَـ سَخَراً و سَخْراً و سُخْراً و مَسْخَراً و سُخْرَةً و مَسْخَرَةً ، مِن ، هُ
geçmek,aşmak,birine uğramak,geçmek,gitmek,savuşmak,savuşmak,uzaklaşmakمَرَّ ـُـ مَرّاً و مُرُوراً و مَمَرّاً بِ ، عَلَي
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabahlamak,koşmak,ilerlemek,tandoğaren başlamak,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkendenبَكَرَ ـُـ بُكُوراً إلَي ، عَلَي ، فِي
çatlamak,yer bitki vermek,ayırmak,dağıtmak,açıklamak,açıktan konuşmak,geçmek,çölü geçmek,gece yürümek,eğilmek,ikiye yarmak,dağıtmak,parçalamak,yarılmakصَدَعَ ـَـ صَدْعاً
sürat etmek,ilerlemekإِدْرَنْفَقَ :إِدْرِنْفَاقاً
dolmak,itilmek,ilerlemekإِنْدَرَعَ : إِنْدِرَاعاً فِي
kara birlikleri ilerlemekتَقَدُّمُ الوَحَدَاتِ البَرِّيةِ
emin adımlarla ilerlemekتقدم بخطوات آمنة
dolmak,itilmek,ilerlemekإِنْدَرَعَ : إِنْدِرَاعاً
ölçüyü,tartıyı eksik tartmak,değerini düşürmek,noksan etmek,eksiltmek,eksik tartmak,ucuzlatmak,eksik vermek gadretmek,birinin hakkını yemek parmak vesaire ile göz çıkarmak,birinin eşyasını gümrüğünü almakبَخَسَ ـَـ بَخْساً ، هُ
kavmin develeri uyuz olduأَجْرَبَ القَوْمُ
kavmin develeri semirip katılaştılarأَوْكَعَ القَوْمُ : سَمِنَتْ جِمَالُهُمْ و إِشْتَدّتْ
kavmin develeri çok olduأَجْمَلَ القَوْمُ : كَثُرَتْ جِمَالُهُمْ
develeri gün ortasında suvardıأَقَالَ الجِمَالَ : سَقَاهَا فِي مُنْتَصَفِ النَّهَارِ
develeri güzel otladı,otardıقَسَّ الإِبِلَ : أَحْسَنَ رَعْيَهَا
develeri hızlı yürttü,yeldirdiإِجْلَوَذَّ بِالجِمَالِ السَّيْرُ : دَامَ مَعَ سُرْعَةٍ
develeri dağıttı,perakende ettiأَوْفَضَ الجِمَالَ : فَرَّقَهَا
develeri susuzluktan suyun etrafından dolaştıأَلاَبَ : حَامَتْ جِمَالُهُ حَوْلَ المَاءِ مِنَ العَطَشِ
adamın develeri çoğaldı,çok olduأَبّلَ الرَّجُلُ
kavmin develeri semirip tavlı olduأَقْمَأَ القَوْمُ : سَمِنَتْ إِبِلهُمْ
ben develeri topladım onlarda toplandıحَرْجَمْتُ الإِبِلَ فَاحْرَنْجَمَتْ
develeri daha gayretli yürüsünler diye haykırdıنَهَمَ الجِمَالَ نَهِيماً
kavmin develeri misvak ağacı nı otladıآرَكَ : إِيْرَاكاً القَوْمُ
develeri suya kandırdı,deveye su verdi,ثَأْثَأَ الإبِلَ ثأْثَأَةً : أَرواها
sürücü develeri şevk ve gayretle sürdüكَمَّشَ الحَادِيُ الإِبِلَ
suya kanmakري ، إرتواء
suya kandırdıأَبْضَعَ المَاءَ
suya kandırmakإشراب ، إسقاء ، نقع ، إرواء ، تبليل ، سقي، ريّ
suya ıslatmakمَيَّثَ : تَمْيِيثاً
suya götürmekإيراد
suya girmekإِسْتَحَاضَ : إسْتِحَاضَةً
suya konmuşمستحاض
suya koymakأَحَاضَ : إِحَاضَةً
suya girmekإِحْتَاضَ : إِحْتِيَاضاً
suya koymakإحاضة
suya girmekخوض،إحتياض ، إغتسال ، إستحاضة ، إستنقاع
gemiyi suya indirdimأَحْدَرْتُ السَّفِينَةَ فِي المَاءِ و حَدَرْتُهَا : أَنْزَلْتُهَا
suya bandı,battıإِنْغَسَّ : إِنْغِسَاساً فِي المَاءِ : إِنْغَمَسَ فِيْهِ
suya pek susadıغَامَ إِلَي المَاءِ
suya kanmak,düşünmekتَرَوَّي : تَرَوِّياً
tehlikeli boyutlara varmakبلوغ إلي الأبعاد الخطيرة
çağrılan yere varmakإِنْدَعَي : إِنْدِعَاءً
meram nişanesine varmakإصابة في هدف المقصود
kadın ere varmakإِنْتَكَحَ : إِنْتِكَاحاً
vasat çözüme varmakتوصل إلي الحل الوسط
sığınmak, meraya varmakأُوِيٌّ
olumlu sonuçlara varmakتوصل إلي نتائج إيجابية
bir sonuca varmakتوصل إلي نتيجة
barıçıl yollarla uzlaşmaya varmakتوصل إلي تسوية عن طرق سلمية
alınan miktarı aşağı varmakتنزيل المقدار المقبوض
sonuç çıkarmak,sonuca varmakإِسْتِنْتَاجٌ (ج) إِسْتِنْتَاجَاتٌ
derin etmek,derine varmakإِعْتَمَقَ : إِعْتِمَاقاً
derin etmek,derine varmakإِعْتِمَاقٌ (ج) إِعْتِمَاقَاتٌ
bir nesneye yakın varmakتَدَلَّفَ : تَدَلُّفاً
araştırma yoluyla neticeye varmakتوصل إلي النتيجة عن طريق البحث
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid