1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birine erken gitmek,bir işe acele etmek,birini halkı sabah erken uyandırmağa memur etmek,takaddüm ve sebketmek,geçmek,ilerlemek,birinin develeri erkenden suya varmak أَبْكَرَ : إِبْكَاراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
zayıflatmak,arıklatmak,zebunlatmak,birine bir şey bağışlamakأَنْحَلَ : إِنْحَالاً ، هُ
ateşten bir şule vermek,birine ilim öğretmekأَقْبَسَ : إِقْبَاساً ، هُ
birine kin tutmak,buğuz etmek,yağmur tutulmakإِحْتَقَدَ : إِحْتِقَاداً عَلي
birine koca,eş olmak,nikah ile almakإِسْتِبْعَالٌ (ج) إِسْتِبْعَالاَتٌ
yazı yazıp hangisi güzel diye birine gösterdilerتَخَايَرُوا بِاْلخَطِّ
yemek birine ağır gelip hazımsızlık yapmak,bıktırmakأَتْخَمَ : إِتْخَاماً
maldan az şey bağışlamak,birine bağış vermekنَوَّلَ : تَنْوِيلاً
birbirini gücendirmek,birine kızmak,öfkelenmek,kızdırmak,darıltmak,hiddetlendirmekغَاضَبَ : مُغَاضَبَةً ، هُ
deveyi sağmak,birine sabrederek arzu etmeksizin çalışı vermekإِهْتَشَمَ : إِهْتِشَاماً
talep ettiği şeyde yardım etmek,birine kadını evlendirmekأَلْمَسَ : إِلْمَاساً ، ه
yalanlardan arıtarak birine doğru ve gerçek haberi anlatmakنَاصَعَ : مُنَاصَعَةً
bir fiili birine isnat etmek,şöyle dedi demekتَقْوِيلٌ (ج) تَقْوِيلاَتٌ
birinin yüzüne,çehresine vurmak,birine şerefte üstün gelmekوَجَهَ ـِـ وَجْهاً
birine halef olmak,mücazat ve azap vermek,cezalandırmakإِعْقَابٌ (ج) إِعْقَابَاتٌ
onu bir işi birine sipariş yaptı,havale ettiأَبْسَلَهُ ، لَهُ و بِهِ
erken uyarı sistemleriأنظمة الإنذار المبكر
erken uyarı sistemleriأَنْظِمَةُ الإِنْذَارِ المُبَكِّرِ
erken seçim kararıقرار الانتخاب المبكر
ondan önce erken davrandıبَاكَرَهُ : سَابَقَهُ فِي التَّبْكِيرِ
ona sabahleyin erken gittiبَاكَرَهُ
ona sabah erken geldiإِبْتَكَرَ عَلَيْهِ : أَتَاهُ بُكْرَةً اَيْ غُدْوَةً
deprem erken uyarı sistemiنظام إنذار مبكر لزلازل
erken meyva veren ağaçبَاكُورٌ ، بَاكُورَةٌ
filana sabah erken geldiبَكَّرَ فُلاَناً : أَتَاهُ بُكْرَةً
erken davranan kişi,ergenقَالِمٌ (ج) قَلاَمَةٌ
erken yaşta işe başlamakالبدء في العمل في السن المبكرة
sabahın erken saatlerinden beriمنذ ساعات الصباح المبكرة
erken,er,erkenden,sabahtan,acilenبَاكِراً ، بُكْرَةً
tarama ve erken teşhis merkeziمَرْكَزُ التَّمْشِيطِ و التَّشْخِيصِ المُبَكِّرِ
ona sabahleyin erken gitti,geldiبَاكَرَهُ : اَتَاهُ بُكْرَةً
uymak,tabi olmak,arkası sıra gitmek,takip etmek,arkadan yetişmek,ardınca gitmek,izince gitmek,uydurmak,tabi kılmak,ardı sıra getirmek,ilhaketmek,ilave etmek,kovalamak,katmakأَتْبَعَ : إِتْبَاعاً و منه قوله تعالي
heder,boşa giden,batıl,sakıt şey,boşa giden,batıl,sakıt şey,nafile,bir şeye yaramaz,faydasız,abes,yoğa gitmek,yoka,araya gitmek,heder olmakهَدَرٌ و يُقَالُ ذَهَبُ دَمُه او سَعْيُهُ هَدَراً اي بَاطِلاً
def ve men eylemek,bir yerde karar eylemeyip öte beri gelip gitmek,insanın dudağı susuzluktan veya başka arızadan naşi kuruyup tepsirmek,beden arıklayıp mehzul olmak,gündüz bitip hemen bir lema ve bakiyye kalmak,bir kimsenin benzi bozulmak,bitki solmakذَبٌّ ، دفع ، منع
sertlikle ve tekdirle karşılamak,yüzüne bağırmak,terslemek,kesmek,kat etmek,birinin ötesine berisine şiddetle ve mükerreren vurmak,bir şeyin tekmilini vermek,bir tarafa gitmekبَكَعَ ـَـ بَكْعاً و يقال ما أدري أين بكع اي بقع
hareket etmek,ırgalanmak,sallanmak,şimşek parlamak,su çıkarmak,yerde gitmek,bir vilayetten öbür vilayete gitmek,hareket etmek,ırgalanmak,sallanmak,yerde gitmek,gecikmek,su çıkarmak,şimşek parıldamak,nesne oynamak,şimşek parlamak,nesne oynamakنَاضَ ـُـ نَوْضاً
erkenlemek,erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,çabuk olmak,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemek,sabah erken çıkmak,güneş henüz doğmadan çıkmak,gitmek,erkenlemek,erken davranmak,birine veya bir yere erken gitmek,işe erkenden başlamak,çabuk olmak,gitmek,ilerlemek,sabah erken uyanmak,sabah gelmek,sabah işlemekبَكَرَ ـُـ بُكُوراً
bir yerde oturup yazlamak, yazlığa gitmekإِصْطِيَافٌ
bir şeye doğru gitmek,davet etmekنَزَعَ ـَـ نِزَاعاً و نُزُوعاً إِلَي
yazlığa gitmek, bir yerde oturup yazlamakإِصْطَافَ : إِصْطِيَافاً
yönelmek,yüzünü bir yere çevirmek,gitmekإِتَّجَهَ : إِتِّجَاهَاً لِ ، إِلَي
taşınmak,gezmk,dolaşmak,göçmek,intikal etmek,ölmek,geçmek,intikal etmek,sıçramak,gitmek,taşımak,bir yerden bir yere kalkmakإِنْتَقَلَ : إِنْتِقَالاً إِلَي ، مِنْ
keder,sıkıntı vermek,üzmek,sıkmak,ıstırap çektirmek,bir kimse yerde süaratle gitmek,yürümek,bir kimseye iş ağır ,zor gelmek,dişi deve yavrusunu özlemek,deve böğürmekأَدَّ ـُِـ أَدّاً فِي ، هُ
süraatle yürümek,gitmek,çok hareket etmek,depretmek,kımıldanıp durmak,kaçmak,firar etmek ,hayvanı şiddetle sürmek,iyi bakıp ıslah etmek,şiddetle sarsıp sallamak,bir şeyi bir adamdan gasp etmek,bir şeyi elinden atıp rağbet etmemekبَزْبَزَ : بَزْبَزَةً ، هُ
gitmek,bir yerden geçmek,aşmak,atlatmak,atlamakإِجْتَازَ : إِجْتِيَازاً بِ ، هُ
sızmak,akmak,bir taraf doğru gitmek,geçmekسَرَبَ ـُـ سُرُوباً
işe çalışanساعي إلي الأمور ، مقدام
işe başlamakبدأ العمل
işe başlamakمباشرة العمل ، عزم ، تشبث ، تصدي ، بدء و شروع في العمل
işe başlamadanقبل البدء في العمل
işe başladımبَدَأْتُ بالأَمْرِ
ben iseأما أنا
işe başladıإِفْتَرَعَ الأمْرَ : إِبْتَدَأَهُ
işe bakmazلا يروج الشغل ، يتباطأ
işe bakmakإشتغال
işe bakıldıنُظِرَ فِي الأَمْرِ
işe bakmazلاَ يُرَوِّجُ الشُّغْلَ ، يَتَبَاطَأُ
işe başladıأَقْبَلَ عَلَي العَمَل : أَخَذَ فِيْهِ
işe baktıإِرْتَأَي الأَمْرَ : نَظَرَ فِيهِ
işe başladıأَخَذَ فِي الأمْرِ اَوْ أَخَذَ يفْعَلُهُ : بَدَاَ فِيهِ ، شَرَعَ فِيهِ
işe başladıإِبْتَدَأَ الأمْرَ و بِهِ : بَدَاَهُ و شَرَعَ فِيهِ
ivmek,acele etmekمَزْعٌ
ivmek,acele etmekزَرْفٌ
ivmek,acele etmekحَفْدٌ
ivmek,acele etmekحَفَدٌ
ivmek,acele etmekوَزِيفٌ
ivmek,acele etmekمَشْكٌ
ivmek,acele etmekبُدُرٌ
çabuklukla,acele ileعَلَي الإِسْتِعْجَالِ
ivmek,acele etmekهُزُوعٌ
ivmek,acele etmekقُزُوعٌ
ivmek,acele etmekغِشَاشٌ
adam acele ettiأَزِجَ الرَّجُلُ :أَسْرَعَ
ivmek,acele etmekنََكِظَ ـَـ نَكَظاً
ivici,acele edenشِمِّيرٌ
ivici,acele edenحَقَّادٌ
birini bir büyük adamın yanında yermek,kovuculuk,fesatçılık etmek,geçmekأَبَثَ ـُِـ أَبْثاً عَلَي
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ َحْلاً ومُحُولاً و مِحَالاً و مِحالَةً
başlamak,bozmak,kast ve azma etmek,altüstü etmek,karıştırmak,güneş karı,dert vücüdü eritmek,üzmek,gamnak etmek,süt sağmak,istemek,azim ve kast etmek,bir şeye karar verip yapmamak,hastalık birini zayıflatmak,iç yağını eritmek,sütü sağmak,tasmim etmek,azmetmek,karar vermek,istemek,başlamak,bozmak,kast ve azma etmek,altüst etmek,karıştırmak,güneş karı dert vücüdü eritmek,üzmek,gamnak etmek,süt sağmak,istemek,azim ve kast etmek,bir şeye karar verip yapmamak,hastalık birini zayıflatmak,iç yağını eritmek,sütü sağmakهَمَّ ـُـ هَمّاً و مَهَمَّةً بِ
şişeyi tapa ile kapatmak,tapalamak,tapa vurmak,tapa koymak,birine bir iş isnat etmek,birini bir şeye mecbur etmekأَصْمَدَ : إِصْمَاداً
traş etmek,birinin boğazına vurmaksakalını yülümek,kesmek,havuzu doldurmak,birisini vurup boğazına isabet etmek,kavim birini boğazlamak,birinin boğazına vurmakحَلَقَ ـُِـ حَلْقاً حَلْقاً و تَحْلاَقاً
bir nesneye şiddetli düşkün olmak,haris olmak,merak sarmak,asılmak,,birini bir şeye hırslı ve düşkün eylemek,meraklandırmak,kışkırtmak,istek getirmek,teşvik etmek,hırslandırmak,hırslı etmek,teşvik etmek,أَوْلَعَ : إِيْلاَعاً بِ ، هُ
bir işi gizlemek için kıvırıp,büküp saklamak,eğmek,çevirmek,birini diğerine tercih etmek,dişi deve kuyruğunu beri öte oynatmak,borcunu ödemeyip tehir etmek,borcunu geciktirmek,oyalamak,hakkını bilerek inkar etmek,bükmek,burmak,sarmak,borcunu geciktirmek,oyalamak,kıvırmakلَوَي ـِـ لَيّاً و لِيّاً و لَيَّاناً و لَيَّاناً بِ ، عَنْ
yaymak,sermek,döşemek,açmak,insanı mesrür,neşeli eylemk,neşlendirmek,içini açmak,el uzatmak,açmak,aşırı derecede vermek,cömertlik etmek,rızkı çoğaltmak,genişletmek,sevindirmek,neşelendirmek,uzatmak,dokundurmak,şanını,ihtişamını gidermek,yok etmek,dövmek,vurmak,özür kabul etmek yahut özür göstermek,dilemek,yer kavmi istiab etmek,içine almak,kapsamak,birini diğerine tercih etmek,musallat kılmak,kılıcı kınından çekmek,sıyırmakبَسَطَ ـُـ بَسْطاً ، عَلَي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kıyamette ölülerin dirilmesi ,dirilişi,baas,haşir ve maad,gönderilen,mürsel,mebus,müfreze,elçi,uykudan uyandırmak,ölüyü diriltmek,kuvvet,sebep olmak,salmak,irsal etmek,ihya etmek,yaratmak,birini peygamber etmek,göndermek,yaratmak,gödermek,diriltmek,salmak,sürmek,sevk etmek,tahrik etmek,diriltmek,dirilme,diriliş,baas,uyandırmak,sebep olmak,kuvvet,yollamak,irsal etmek,asker müfrezesi,seriye,bölükبَعْثٌ (ج) بُعُوثٌ إِرْسَالٌ : و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
birini bir işten men etmek,alı koymak,hakkını tam vermemek,eksiltmekلاَتَ ـِـ لَيْتاً عَنْ
savaşmak,mukatele ve muharebe edişmek,çarpışmak,bir birini öldürmek,lanet etmekقَاتَلَ : مُقَاتَلَةً و قِتَالاً و قِيْتَالاً ، هُ
yarada kan durup kararmak,birini kötülükle ayıplamak,kınamak,suçlamak,itham etmekأَبَنَ ـُِـ أَبْناً بِ ، هُ
kırmak,ufatmak,söndürmek,unutmak,vazgeçmek,birini bir işten soğutmak,teskin etmekفَتَأَ ـَـ فَتْاً عَنْ
kimseyi kınamak ve takbih etmek,ibram ve ikdam etmek,yap yap diye sıkıştırmak,ısrar etmek,yap yap diye sıkıştırmak,birini bir hacet zımnında usandırmak,direnmekإِلْحَاحٌ (ج) إِلْحَاحَاتٌ : إِصْرَارٌ عَلَي …
nesne pekişmek,birini belalar kuşatmak,birini borç kuşatmakإِسْتأْرَبَ : إِسْتِئْرَاباً
halkı zülümle korkutan zalim ve bedhuy kimseأَذْعَرُ
adeti halkı kınamak ve ayıplamak olan kimseمِثْلَبٌ
halkı ve sair hayvanı birbirine tutuşturup kındırmakهِرَاشٌٌ
bir şehrin halkı kaçıp ıssız kalmak,çıkarmakشَغْرٌ (تر)
halkı ve sair hayvanı birbirine tutuşturup kındırmakتَهْرِيشٌ
yüksek sesle sağu sağıp halkı ağlaştıran avratنَائِحَةٌ
halkı teşhir ile birbirine düşüren adam,deve tabanıعُنْظُوَانٌ
halkı ve sair hayvanı birbirine tutuşturup kındırmak,ayırmakأَطَرَّ : إِطْرَاراً
kulüp,meclis,toplantı yeri,kişinin ailesi,aşireti,halkıنَادِيٌّ (ج) أَنْدِيَةٌ و نَوَادٍ
halkı birbirleri aleyhine kışkırtıp aralarını bozdu,ifsat ettiأَلَّبَ بَيْنَ القَوْمِ : أَفْسَدَ بَيْنَهُمْ
elbisesini çıkarıp kumara yatırmak,halkı mallarından çıkarmak,soymakتَبَهْصَلَ : تَبَهْصُلاً
şehir halkı devam etmekte olan savaş nedeniyle kaçtıنَزَحَ أَهَالِيُ المَدِينَةِ بِسَبَبِ الحَرْبِ الدَّائِرَةِ
adam halkı kendisine tabi etmek,isteyipte edemiyerek yalnız kaldıجَذَّذَ : تَجْذِيذاً الرَّجُلُ
filan hane halkı ile ikamet etti,çoluk çocuğu içinde durduأَخْدَرَ فُلاَنٌ مَعَ أَهْلِهِ و فِي أَهْلِهِ :أَقَامَ فِيْهِمْ
tırmalamak,çınaklamak,çırnaklamak,çaynaklamak,tahriş etmek,ortalığı karıştırmak,halkı birbirine düşürmekتَحْرِيِشٌ
sabah (ar)صبح ، بكرة ، فلق ، صباح ، باكرا ، ، غدو ، غدية (ج) غدايا ، بكرة ، ، فجر ، غداة ، غد
akşam,sabahبَرْدَان ، أَبْرَدَان
akşam sabahصباحا و مساء
çik sabahصباح باكر جدا
sabah çıkan gazetelerصحف صادرة صباحا
sabah davulunu çalmakتطبيل طبل السحر
sabah yemeği yedirmekتَغْدِيَةٌ (ج) تَغْدِيَاتٌ
sabah yemeği yedirmekتَغْدِيَةٌ
sabah yeri ağarmakطلوع الصبح ، إنفجار الصبح ، إنفلاق الفجر
sabah yakın değilmidir ?أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
sabah yakın değilmidir ?أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ ؟
erken vakit,sabahبَكَرٌ
sabah söktü,açıldıجَشَرَ الصُّبْحُ جُشُوراً
sabah ile akşamأَبْرَدَان : طَرَفا النّهَارِ و هُمَا الغَدَاةُ و العَشِيُّ
sabah ile akşamحَلْبَتَان
erken uyarı sistemleriأنظمة الإنذار المبكر
erken uyarı sistemleriأَنْظِمَةُ الإِنْذَارِ المُبَكِّرِ
erken seçim kararıقرار الانتخاب المبكر
ondan önce erken davrandıبَاكَرَهُ : سَابَقَهُ فِي التَّبْكِيرِ
ona sabahleyin erken gittiبَاكَرَهُ
ona sabah erken geldiإِبْتَكَرَ عَلَيْهِ : أَتَاهُ بُكْرَةً اَيْ غُدْوَةً
deprem erken uyarı sistemiنظام إنذار مبكر لزلازل
erken meyva veren ağaçبَاكُورٌ ، بَاكُورَةٌ
filana sabah erken geldiبَكَّرَ فُلاَناً : أَتَاهُ بُكْرَةً
erken davranan kişi,ergenقَالِمٌ (ج) قَلاَمَةٌ
erken yaşta işe başlamakالبدء في العمل في السن المبكرة
sabahın erken saatlerinden beriمنذ ساعات الصباح المبكرة
erken,er,erkenden,sabahtan,acilenبَاكِراً ، بُكْرَةً
tarama ve erken teşhis merkeziمَرْكَزُ التَّمْشِيطِ و التَّشْخِيصِ المُبَكِّرِ
ona sabahleyin erken gitti,geldiبَاكَرَهُ : اَتَاهُ بُكْرَةً
anmak,der hatır etmek,hatırlamak,önem vermek,aldırış etmek,dikkat etmek,iltifat etmek,kiymet vermek,hazırlamak,farkına varmak,kast etmek,gözüne ilişmekأَبَهَ ـَـ أَبْهاً بِ ، لِ
gelmek,varmak,hazır olmak,zuhur etmek,işlemek,yapmak,irtikap etmek,bitirmek,zaman geçmek,mürür etmek,olmak,bulunmak,varmak,uğramak,zuhur etmek,bulunmak istila etmek,doğurmak,dünyaya getirmek,gidermek,alıp götürmek,helak etmek,cima etmek,karıyla yatmakأَتَي ـِـ أَتْياً و إِتْيَاناً و إِتْيَانَةً و أُتِيّاً و مَأْتَاةً و مَأْتَي و إِتِيّاً بِ (تُر) وَيُقَالُ
zayıf ve mecalsız kılmak,iptal etmek,ihlal etmek,çiğnemek,tecavüz etmek,ayak altına almak,payimal etmek,yırtılmak,kızın kızlığı bozulmak,tecavüz etmek,dokunmakإِنْتِهَاكٌ (ج) إِنْتِهَاكَاتٌ
bir şeyi artırmak,ilave etmek,ulaştırmak,yardım etmek,ikmal etmek,vermek,azıklandırmak,ikmal etmek,bahş etmekزَوَّدَ : تَزْوِيداً بِ
divana tahrir etmek,cem edip divan etmek,yazmak,kayıt etmek,tedvin etmek,bir yere cem etmekتَدْوِينٌ (ج) تَدْوِيَنَاتٌ
israf etmek,savurganlık etmek,lüzumsuz yere harcamak,oş yere çarçur etmek,sarf etmek,sınırı aşmak,ifrat etmek ,çar çur etmek,har vurup harman savurmak,aşırı gitmek,haddi aşmak,yanılmak,gafil ve cahil olmakأَسْرَفَ : إِسْرَافاً فِي ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
getirmek,celp etmek,toplamak,şamata etmek,bağırmak,ardından çağırmak,gitsin diye haykırmak,ünlemek,atı arkasından haykırmak,toplanmak,cinayet işlemek,kazanmak,tehdit etmek,cem eylemek,yoldaşlık eylemek,deve gürültü etmek,çığıltı etmek,patırtı etmekأَجْلَبَ : إِجْلاَباً عَلَي ، لِ ، هُ
şek ettirmek,şüphede bırakmak,şüphe etmek,şek etmek,şek ettirmek,suizan beslemek,suzan etmek,rahatsız etmek,tedirgin etmek,sütü pıhtılaştırmak,yoğurt etmekأَرَابَ : إِرَابَةً ، هُ
alışveriş etmek,alış-verişte el tutuşturmak,bir kimsenin egemenliğini kabul etmek,tanımak,bir alım - satım işine karar verip el ele tutuşmak,muahede ve mukamele etmek,antlaşmak,sözleşmek,satmağa çıkarmak,satılı etmek,elini tutup biat etmek,tanımak tasdik etmek,arzı itaat ve tabiiyet etmek,biat olunmak,biat etmek,mübayaa etmek,sözleşmekبَايَعَ : مُبَايَعَةً و بِيَاعاً ، هُ
jurnal etmek,ihbar etmek,ispiyonculuk etmek,birinin çoluk çocuğu,malı çoğalmakk,yalan söylemek,gammazlık etmek,iftira etmek,bühtan etmek,kara atmak,ihbar etmek, ispiyonculuk etmek,birinin çoluk çocuğu,malı çoğalmak,elbiseye nakış işlemekوَشَي ـِـ وَشْياً وَ وِشَِايَةً بِ ، إِلَي
kındırmak,hırslandırmak,istek getirmek,teşvik etmek,kışkırtmak,ilham etmek,malı dağıtmak,üleştirmek,birbirinden ayırmak,aralarını açmak,taksim etmek,aralarını ayırmak,tefrik etmek,dağıtmak,aralarını iyi etmek,ıslah etmek,bir nesneyi gönüle bırakmak,gönül vermek,ilham etmek,teşvik etmek,aralarını ayırmak,bulmak,düzeltmek,dağıtmak,taksim etmek,üleştirmek,alıştırmak,müptela etmekأَوْزَعَ : إِيْزَاعاً بِ ، هُ
gidermek,izale etmek,götürmek,yalan söylemek,hiyanet etmek,ifsat etmek,boyun eğdirmek,helak etmek,öldürmek,canını çıkarmak,üzerine çüllanmak,yere çarpmak,ilave etmek,hoşuna gitmek,kötülüğe koşmak,söz taşımakأَزْهَفَ : إِزْهَافاً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، لِ ، هُ
eda etmek,ödemek,tediye etmek,ifa etmek,götürmek,yetiştirmek,ulaştırmak,isal etmek,ret ve teslim etmek,geri vermek,yerine getirmek,selam vermek,yemin etmek,görevini yapmak,neden olmak,sebep olmak,mucip olmakأَدَّي : تَأْدِيَةً إِلَي ، عَلَي ، هُ و فِي المَثَلِ
bir şeye titiz davranmak ona temahlık göstermek,istemek,rağbet etmek,sevmek,arzu etmek,arzu etmek,bırakmak,bilerek terk etmek,rağbet etmek,sevmek,tercih etmek,istememek,sevmemekرَغَبَ ـَـ رَغْبَةً بِ ، عَنْ ، فِي
açmak,açıklamak,kapalı olanı açıklamak,beyan etmek,anlatmak,geniş etmek,şerh etmek,keşif etmek,kesmek,anlamak,bozmak,izah etmek,doğramak,kesmek,parça parça etmek,eti parçalamak,bir şeyi açmak,genişletmek,sözü açıklamak,tefsir etmek,yarmakشَرَحَ ـَـ شَرْحاً ، هُ
yumuşak,düz,pürüzsüz,ince ve uzun,etsizce yanak,yüz,karnı gevşek ve sarkık adam,çubuk gibi doğru ve düz ve sıyrıncak olan,yüzü uzun ve söbü olan kimse,sarkıkأَسِيلُ : لَيِّنٌ ، مُسْتَوِي أَمْلَسُ
şükür ve sipas ve senayı cemil ile zikir olunan ve medihe şayeste ve seza olan,hamd olunmuş olan,pek övülmüş olan,iyi,Hamitحَمِيدٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيم
zayıf ve aciz olmak,amade ve dosdoğru olmak,hazırlanmak,düzelmek,iyi gitmek,yolunda olmak,sağlamak,iş yoluna girmek,açık ve belli olmak,doğru ve düzgün olmak,yerleşmek,sağlanmak,tesis olunmak,yol açık ve vazıh olmak,oturmakإِسْتَتَبَّ : إِسْتِتْبَاباً
gören,gösteren,bilen,gözleyen,bildiren, görmeğe alet ve vasıta olan,açık vazıh,ayan,aşikar,esvabın ve sözün ve yürüme ve hareketin ortası,mutedili,ılımlısı,çadırın iki bölüğü aralığına perde asanمُبْصِرٌ (م) مُبْصِرَةٌ و في القرآن الكريم
sütleğen,sütleğen gillerden,yaprak,sap ve köklerinde süt görünüşlü,kekre ve yakıcı bir özsin bulunan ve yedi yüze kadar türü bilinmekte olan bitki hekimlikte ve sanayide kullanılmaktadırأَصَفٌ ، كَبَرٌ ، لَصَفٌ
çabuk yürümek,süratle gitmek,kaçıp saklanmak,yorulmak illah ve ibram ve ısrar etmek,ileri geçmek,sebk ve takaddüm etmek,tacil ve istical etmek,pusuya girmekبَاصَ ـُـ بَوْصاً
a,e özel,hususi,has,mahsus,özgü,has,özel,has,hususi olan,özgü,mahsus,amm ve umumi olmayan,genel olmayan,mahsus olan,özel,kavim ve milleti arasında mümtaz ve mükerrem olan ve padişahın zatına mahsus olan ve safi ve pak olantam ayar ve hayasız olanخَاصٌّ (م) خَاصَّةٌ (ج) خَوَّاصٌ بِ
yapmak,etmek,kılmak,koymak,vazetmek,şart koymak,zannetmek,sanmak,add ve itibar etmek,beyan ve izah etmek,tebyin etmek,ilka ve ilham etmek,ittihaz ve kabul ve itikat etmek,vermek,ita etmek,almak,ahz etmek,başlamak,edilmekمَجْعَلٌ : جَعْلٌ
kılıç ve bıçak makulesi nesne keskin ve zağlı olmak,keskinlik,lisan keskin ve fasid olup daima fuhuş ve hatırşiken söylemesi haleti,yara fasid ve tebah olmakla içerisi oyulup genişlenmek,yaradan sarı su akmak,mide fasid olmak,bozulmak,mide iyi ve dürüst olmak,keskinlikذَرَابَةٌ
aza ve endamı dernekli,ve tıknaz ve topaç olan bodur,kısa boylu ve tıknaz adam,tayy kabilesinden bir taifenin adıdırki meşhur şair(أبو عبادة البحتري) bu taifeye mensupturبُحْتُرٌ : قصير
şu tenha ve hali beyabana denirki ondaa asla şenlik eseri olmayıp ve abadanlığa gayet uzak olmakla ne bir semte yol bulunup ve ne insan ve hayvan sesi işitileمُخْتَتِئَةٌ : ويَُقَالُ مَفَازَةٌ مُخْتتِئَةٌ اَيْ لاَ يَسَعُ فِيْهَا صَوْت و لاَ يُهْتَدَي
at halinden ve binicilikte anlamak,at tımarında ve bakımında usta olmak,mahir olmak,işleri bilir ve görüşü kuvvetli olmak,anlayış ve maharet sahibi olmakفُرُوسَةٌ
azat olmuş kulun kölesine ve onu kölesine denir,katı,şiddetli,arpa satıcı ve bakla satıcı ve otçuluk ve karacılık edici kimseمَاقِطٌ و يقال سَاقِطٌ بن مَاقِط بن لاَقِطٌ
pek sarp,aşılmaz,metin dağ,kale,ziyade güç ve müşkil olan ve ziyade kuvvet ve kudret ve hamiyet sahibi olanأَمْنَعُ
künde ve natıraş ve galiz ve şedid kişi,karnı büyük bodur kişi,bahil,nakes,cimri kişi,tenghuy,havsalız ve tahammülsüz kişiحُظُبٌّ : حَظِبٌ و يقال رجل حُظُبٌّ و حَظِبٌ اي قصير بطين و إمرأة حُظُبَّةٌ و حَظِبَةٌ
artmak,izdiyad bulmak,ilerlemek,yükseğe çıkmak,yükselmek,yüksek olmak,terakkiتَرَقِّيٌ (ج) تَرَقِيَّاتٌ
koşmak,acele etmek,gelmek,bukağılı yürüyüşü yürümek,bölük savaşta ilerlemekدَلَفَ ـِـ دَلْفاً و دَلَفاً و دَلِيفاً ودَلَفَاناً
hayvan bir darbeden ve vuruştan dolayı sıçramak,ürkmek,geçip ilerlemekإِنْزَهَقَ : إِنْزِهَاقاً
birinin sağından gelmek,sağ tarafa almak,sağ tarafa götürmek,sağdan başlamak,sağ tarafta durmak,birinin sağından gelmek,sağa götürmek,şehrin sağını takip etmek,birşeyi kutlu,uğurlu,mübarek kılmakيَمَنَ ـُِـ يَمْناً و يُمْناً بِ
birine bir şey yazdırmak,ve birinin bir şeyi yazmasını istemek,dikte etmek,kitabı imla istemek ve birinin söylediğini yazmak,yazdırmak,imla istemek,birinden söyleyip yazdırmasını istemekإِسْتَمْلَي : إِسْتِمْلاَءً
deve altı yaşına varmak,birinin on dört dişi düşmek,medih ile veya alel ıtlak vasıf etmek,birini övmek,medih etmek,dua etmek,evsafını zikir ve tadat etmek,yüceltmek,tazim etmek,teşekkür etmek,birinin ikincisi olmak,tekrarlamak,yeniden ve ikinci defa olaraأَثْنَي : إِثْنَاءً ، هُ ، عَلَي ، عَنْ و يقال أَثْنَي عَلَي فُلاَنٍ بالضَّرْبِ
birinin himayesinde bulunan,İslam memleketlerinde yaşayan yabancı,zimmi,güvence altına alınmış gayrı müslüm,Hırıstıyan,Yahudi,haraçgüzar,zimmet altında olan,birinin himayesinde bulunan,İslam devletinin uyruğu olan Hırıstiyan,Yahudi,haraç veren raiyyeذِمِّيٌّ (ج) ذِمِّيُون : أَهْلُ الذّمَّةِ
kendini işin içine düşünmeksizin atmak,yaklaşmak,varıp çatmak,yerde duraklamadan,konaklamadan gitmek,düşünmeden kendiniatmak,yaklaşmak,çöllerikatetmek,geçmek,dürmek,çölleri katetmek,geçmek,dürmek,bir işte önünü arkasını düşünmeksizin atılıp girişmekقَحَمَ ـُـ قَحْماً و قُحُوماً إِلَي، فِي
geceden bir parça,bir bölüm geçmek,karanlık çağına girmek,develer karanlıkta sağılmak,nesne gecikmek,nesneti geciktirmek,bir işten vaz geçmek,el çekmek,yatsı namazının vaktine dahil olmak,girmek,yavaş hareket etmek,yatsılamak,أَعْتَمَ : إِعْتَاماً عَنْ
savcılık,milletvekilliği,vekalet,acentalık,birinin yerine kaim olmak,birinin yerine vekillik yapmak,vekil olmak,temsilcilik,vekalet,niyabet,milletvekilliği,vekalet,acentalıkنِيَابَةٌ (ج) نِيَابَاتٌ
göbek şişmek,dışarı çıkmak,fırlamak,birinin karnı büyümek,içi şişmek,birinin karnı su ile dolup kanmamak,işten geri kalmak,,göbek fıtığı olmak,karnı büyük olmak,çok içmeden karnı şişmek,bir işten usanıp gevşek davranmakبَجِرَ ـَـ بَجَراً عَنْ
say edip çalıştığı şeye nail ederek birinin işini rast getirmek,birinin delil ve hüccetini musip kılmak,uydurmak,muvaaffak kılmak,birbirine muvafık,uygun kılmak,tevfik,başarı,şans,uzlaştırma,barıştırma,uyuşturma,uydurma,başarı,tevfik,devran,kombinasyon,muvaffak kılmak,başarılı kılmak,başarı,tevfik,ilham,irşadتَوْفيقٌ (ج) تَوْفِيقَاتٌ : نَجَاحٌ ، إلْهَامٌ ، إِرْشَادٌ، حَظٌّ
afif ve garazsız olmakla mevsuku rey olmak,belirgin olmak,bariz olmak,temiz ve iffetli olmak, fazıl ve şecaat ve sair iyiliklerde arkadaşlarını geçmek,at diğerlerinden ileri geçmek,at binicisini kurtarmak,selamete çıkarmakبَرُزَ ـُـ بَرَازَةً
kollarını yere sermek,yayılıp döşemek,yayılmak,secdede kollarını yere döşemek,izine uyup iktida etmek,birinin izini takip etmek,uymak,birinin namusuna halel getirecek söz söylemek,dil uzatmak,cima etmek,kuş kanadını yere yayıp uçmak,yayılıp döşetmek,yaygıإِفْتَرَشَ : إِفْتِرَاشاً ، هُ
kımıldanmak,sallanmak,harekete geçmek,hareket etmek,hareketlenmek,çalkalanmak,harekete geçmek,hareket etmek,oynamak,deprenmek,kımıldanmak,sallanmak,harekete geçmek,hareket etmek,hareketlenmek,çalkalanmak,oynamak,deprenmek,silkinmek,kımıldanmak,harekete geçmek,hareket etmek,hareketlilik,cümbüş,hareketتَحَرَّكَ : تَحَرُّكاً
develeri beş gün su içmelerini menedip sonra altıncı günde suya alınıp içtilerأَسْدَسَ : وَرَدَتْ جِمَالُه الماءَ سِدْساً
düz alçak rahat yerde yürümek,bir şeyi genişletmek,develeri ihmal etmek,malı yitirmekأَهْجَلَ : إِهْجَالاً
saldırıda atları kavmin üzerine itmek,sürmek,adam kaçmak,koşmak,atı ürkütmek,azdırmak,develeri Salı verip göndermekأَدْعَقَ : إِدْعَاقاً
develeri şiddetli sevk etmek,sürmek,gözetmek,muhafaza etmek,yürütmekحَاذَ ـُـ حَوْذاً
havuz,birikmiş su,develeri sulamak için biriken suجَبَا (ج) أَجْبَاءٌ
havuz,birikmiş su,develeri sulamak için biriken suجَابِيَةٌ (ج) جَوَابٍ
deveyi tağanni ile süren,deve sürücüsü,develeri mevval söyleyerek sürenحَادٍ (ج) حُدَاةٌ
karnı yürümek,ishal olmak,söz taşımak,birinin develeri çok olmakمَشَي ـِـ مُشَاءً
develeri beş gün su içmelerini menedip sonra altıncı günde su içmekسِدْْسٌ : أَنْ تُمْنَعَ الجِمَالُ عَنِ المَاءِ خَمٍَْةَ أَيَّامٍ ثُمَّ تُؤْخَذُ إِلَيْهِ لِتَشْرَبَ فِي اليَوْمِ المَاضِيِ
acele etmek,ivmek,seğirtmek,koşmak,çoban develeri sürü sürü havuz başına göndermekأَفَاجَ : إِفَاجَةً
acele etmek,ivmek,seğirtmek,koşmak,çoban develeri sürü sürü havuz başına göndermekإِفَاجَةٌ (ج) إِفَاجَاتٌ
hastalık bırakmak,develeri merada serbest bırakmak,ayırmak,hasta kişi sağlık ile yönelmekإِفْرَاقٌ
çoban develeri yoldan sapmalarına engel olmak için hap hap diye çağırdı,seslendi,bağırdıأَهَابَ الرَّاعِيُ بِالإِبِلِ
develeri susuz koydu,deveyi susuz bıraktıثَأْثَأَ الإبِلَ ثأْثَأَةً : عطّشها
develeri yumakça ve arkın arkın sürdüإِحْتازَ الجِمالَ : سَاقَهَا بِرِفْقٍ و لِيْنٍ
onu suya getirdiأَوْرَدَهُ المَاءَ
kavmi suya götürdüصَبَّحَ القَوْمَ المَاءَ
suya girilecek kabمستنقع ، مغسل
develer suya kandıثَأْثَأتِ الإِبلُ : رَويت *
develer suya gitmedilerأَقْهَمَتِ الجِمَالُ عَنِ المَاءِ : لَمْ تَذْهَبْ إِلَيْهِ
suya daldırmak,batırmakغَوَّصَ : تَغْوِيصاً فِي
suya daldırmak,batırmakغَتَّ ـُـ غَتّاً
onu suya daldırdıأَقْمَسَهُ فِي المَاءِ : غَمَسَهُ فِيهِ
suya dalış,batışغَطْسَةٌ
suya dalmak istemekإِسْتَغْوَصَ : إِسْتِغْوَاصاً
suya kandı,doyduأَشْرَبَ : رَوَي و شَبِعَ
deve suya kandıجَزَمَتِ الإِبْلُ
deve suya kandıقَمِرَ الإِبْلُ : رويت من الماءِ
yeri suya kandırmakإرواء الأرض ، إسقاء الأرض
büsbütün suya girmeحياض كليّ
günaha varmak,bir fiil vesilesiyle encamında günah ve vebala girmekأَحْوبَ : إِحْوًَاباً إِلَي، هُ
hastayı göre varmak ve gidegeli muradına erişmek,geri dönmek,avdet etmekعَوَدٌ
filan kılıç ile çaldı,vurdu veya kemiğe varmak sızın eti kestiخَدَبَ فُلاَناً بالسَّيْفِ : ضربه او قطع اللحم دون العظم
bayrağı dikmek,kuş kanatlarını açıp çırpınmak,şerefe erişmek,at yarışında hedefe varmakأَغْيَا : إِغْيَاءً عَلَي
koca,put,tanrı,evlenmek,er,ere varmak,alıklık,aciz kalmak,şaşırmakبَعْلٌ
araştırmak,bir nesnenin sonuna varmak,derinliğine incelemek,bela ve dargınlıktan kurtulmak,aramakتَقَصَّي : تَقَصِّياً فِي
bilinmeyen yerden çıkagelmek,inivermek,yanlarına varmak,geçmek üzere uğramak,koşsana sona doğru ulaşmakتَأَفَّقَ : تَأَفُّقاً بِ
katlanmak,bükülmek,bükünmek,buruşmak,yürüyüşte ve harekette sallanmak,temayül etmek,kıvrılmak,deve altı yaşına varmakتَثَنَّي : تَثَنِّياً
suya dalmak,dibine inmek,girmek,batmak,saldırmak,bir işin derinliğine ve hakikatına varmak,muttali olmakغَاصَ ـُـ غَوْصاً و غِيَاصاً و غِيَاصَةً و مَغَاصاً و مَغَاصَةً فِي
dağa varmak,hasis,bahil ve cimri bulmak,konuşurken zorluk çekmek,tutulmak,mecbur etmek,zor kullanmakأَجْبَلَ : إِجْبَالاً ، عَلَي ، هُ
tecavüz etmek,üzerine yüklemek,yol almak,yolun sonuna varmak,sarığa taylasan salıvermek,uçlarını kuyruk gibi sarkıtmakتَذَنَّبَ : تَذَنُّباً عَلَي
bir nesneyi su varmak,suyu vermek,su içirmek,hidrasyonإِمَاهَةٌ
bir nesneyi bir kişinin eline vermek,sağ tarfa varmakمُيَادَاةٌ
bir nesneye su varmak,suyu vermek,su içirmek,hidrasyonإِمَاهَةٌ (ج) إِمَاهَاتٌ
bir kimsenin yanına varmak,bir kimseden yanlayıp uzaklaşmak,uzaklaştırmakجِنَابٌ : مُجَانَبَةٌ : مباعدة و يقال لجّ زيد في جناب قبيح اي في مجانبة أهله
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid