1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid birinin katında hissemend olmak,makam,mertebe cah ve şans sahibi olmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
birinin katında hissemend olmak,makam,mertebe cah ve şans sahibi olmak إِحْتَظَي : إِحْتِظَاءً عِنْدَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
birinin geçimini bulandırmak,birinin hayvanlarının otlamasını men etmek,engellemek,önlemekأَنْغَصَ : إِنْغَاصاً عَلَي ، هُ
hilafet,ardıllık,silsile,vekalet,birinin yerine geçmek,halifelik ,birinin yerini tutmakخِلاَفَةٌ
birinin yemeğini azaltmak,birinin istemediğini mıhnete sıkıntıya uğratmak,aksatmak,geciktirmek,hor ve zelil etmekأَوَّقَ : تَأْوِيقاً ، هُ
yenmek,birinin boynunu veya belini kırmak,vurup berelemek,fethemek,kılınçla birinin etinin bir miktarını kesmekبَرَخَ ـِـ بَرْخاً
birinin mesleğine uyup ona sülük etmek,birinin yolunu takip etmek,izinden,yolunda gitmek,yol büyük ve açık cadde olmakإِسْتَنْهَجَ : إِسْتِنْهَاجاً
birinin mesleğine uyup ona sülük etmek,birinin yolunu takip etmek,izinden,yolunda gitmek,yol büyük ve açık cadde olmakإِسْتِنْهَاجٌ (ج) إِسْتِنْهَاجَاتٌ
birinin üstüne sıçrayıp atılmak,birinin üstüne sıçramakبَالَصَ : مُبَالَصَةً ، هُ
inceltmek,nazik kılmak,birinin kalbini yumuştmak,birinin malı azalmak,fakir düşmek,cimrilik etmek,esirgemek,üzümün kabuğu ince olup suyu çok olmak,köle edinmek,köleyi kölelikte bırakmak yani azat etmemekأَرَقَّ : إرْقَاقاً بِ،هُ
hatırlatmak,birinin hatırına getirmek,andırmak,kelimeleri eril,müzekker yapmak,birinin hatırına getirmekذَكَّرَ : تَذْكِيراً و تَذْكِيرَةً بِ
traş etmek,birinin boğazına vurmaksakalını yülümek,kesmek,havuzu doldurmak,birisini vurup boğazına isabet etmek,kavim birini boğazlamak,birinin boğazına vurmakحَلَقَ ـُِـ حَلْقاً حَلْقاً و تَحْلاَقاً
uyuz olmak,birinin hayvanları ve sürüsü uyuz olmak,birinin tarlası bozulup mahsül vermez olmak,kılıç paslanmakجَرِبَ ـَـ جَرَباً
halef olmak,ardıl olmak,birinin yerine halife bırakmak,birinin yerine geçmekإِسْتَخْلَفَ : إِسْتِخْلاَفاً
ölçüyü,tartıyı eksik tartmak,değerini düşürmek,noksan etmek,eksiltmek,eksik tartmak,ucuzlatmak,eksik vermek gadretmek,birinin hakkını yemek parmak vesaire ile göz çıkarmak,birinin eşyasını gümrüğünü almakبَخَسَ ـَـ بَخْساً ، هُ
tamah etmek,hırslanmak,birinin boğazı geniş olmkla kalın ve kaba sesle söylemek ,et yemede oburluk göstermek,deve yiyecek şey bulamayıp kemik ve köpek tersi yemek,birinin yemeğe iştahı olmamak,devenin ihtiyarlıktan dişleri dökülmekجَعِمَ ـَـ جَعَماً
birine bir şey yazdırmak,ve birinin bir şeyi yazmasını istemek,dikte etmek,imla istemek ve birinin söylediğini yazmak,bir kimse borcunu zenginler zimmetinde kılmakإِسْتِمْلاَءٌ (ج) إِسْتِمْلآَءَاتٌ و يقال إِسْتَمْلأَ فِي الدَّيْنِ إذا جعل دَيْنَهُ في ملئاء
da,de,dan,den yanında,katında,nezdinden,önünde,huzurunda,nezdinde,yanında,katında,de hemenkiلَدَي (ظ) ، عِنْدَ ، بِمُجَرَّدِ و في القرآن الكريم
in,ın,zaman,vakit,katında,yanında,nezdinde,leyin,layın,da,de,nezd,yan,yanında,yanına,yakınında,katında,nezdinde,indinde,esnasında,yan,kat,huzurعِنْدَ
bunlar katındaعند هؤلاء
Katında,nezdindeعند ، لدي
kelamcılar katındaعِنْدَ الكَلاَميينِ
nahivciler katındaعِنْدَ النُّحَاةِ
onlar katındaعند أولئك
sarfçılar katındaعَنْدَ الصَّرفِيِين
senin katındaعندك
fakihler katındaعِنْدَ الفُقَهَاءِ
Arapların katındaعند العرب
dürümünde,katında,içindeفِي طَيَّتِهِ
Allahın nezdinde,katındaعِنْدَ اللهِ
Allahın nezdinde,katındaمِنْ عِنْدِ اللهِ
bazı adam katındaعِنْدَ البَعْضِ
hissemend (far)صاحب الحصة
onun katında hissemend olduإِحْتَظَي عِنْدَهُ
birinin katında hissemend olmak,makam,mertebe cah ve şans sahibi olmakإِحْتَظَي : إِحْتِظَاءً عِنْدَ
bir şey ile yum tutmak,teberrü etmek,kutlu ve uğurlu saymak,berekete nail olmak,yum ve bereket addetmek,uğur saymak bir şeyle teberrük etmek,kutlu ve uğurlu saymak,kutlu ve uğurlu saymak,hissemend olmak,bir nesne teberrük ve teyemmün etmek,bir nesneyi kendi hakkında sevap ve mübarek ve meymenetli ve aziz add etmekتَبرَّكَ : تَبَرُّكاً بِ
birinin katında hissemend olmak,makam,mertebe cah ve şans sahibi olmakإِحْتَظَي : إِحْتِظَاءً عِنْدَ
iş,şen,şan,hal,durum,asalet,şeref,makam,mertebe,ihtiyaç,durum,şöhret,namus,ırz,nam,mahiyet,keyfiyet,hal,makam,mertebe,ihtiyaç,şan,şen,şeref,asalet,hacetشَأْنٌ (ج) شُؤُونٌ (جج) شُؤُونَاتٌ : أَمْر
dişilik,kadınlık,yumuşaklık,bir nesne yumuşak ve dişi olmak,mertebe,konak,ev,derece,mevki,makamأُنُوثَةٌ ، إِنَاثَةٌ
tehlike,helak,kadir kıymet,mertebe,makamخَطَرٌ (ج) أَخْطَارٌ ، هَلاَكٌ ، قَدْرٌ ، مَنْزِلَةٌ
mertebe,basamak,derece,sıra,rütbe,minder,yüksek makam,yerمَرْتَبَةٌ (ج) مَرَاتِبُ
cah,makam,mertebe,post,itibar,prestij,kıymet,kadir,önemجَاهٌ : منصب
yer,mekan,makam,rütbe,menzile,derece,mevki,mertebe,hüküm,nüfuz,etki,tesir,rütbe,menzile,derece,mevki,mertebe,değer,şeref,şan,vakar,yüce olma,hüküm,nüfuz,etki,tesirمَكَانَةٌ (ج) مَكَانَاتٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
mertebe issi,vecih,ileri gelen , muteber ,itabarlı, makam sahibi , mertebe issi,şöhretli kimse , dikkate değer , ileri gelen , eşraftan , tanınmış,önde gelen,muteber,itabarlı,şöhretli kimse,dikkate değer,eşraftan,tanınmış,güzel,tutarlı,isabetli ve geçerli olan,kavmin efendisi,reisi,başkanı,şeref ve makam sahibi adam,doğrken iki elleri beraber çıkan at yavrusu,ileri gelen,kavmin efendisi,reisi,başkanı,şeref ve makam sahibi adam,doğrken iki elleri beraber çıkan at yavrusuوَجِيهٌ (ج) وُجَهَاءُ : ذُو وَجَاهَةٍ
derece,not,mevki,klas,mertebe,tabaka,basamak,sınıf,kategori,rütbe,makam,şeref,ölçü,merdiven ayağı,kat,kademe,yer,pereseدَرَجَةٌ (ج) دَرَجٌ و دَرَجَاتٌ
kadir ve menzilet sahibi olmak,şan ve şeref sahibi olmak,hürmete mazhar olmak,muteber,itibarlı ve muhterem olmak,gösterişli olmak,makam sahibi olmak,şerefli,şanlı olmak,makam sahibi olmak,şerefli,şanlı olmak,muteber ve muhterem olmak,itibarlı olmakوَجُهَ ـُـ وجَاهَةً و وَجِهَ ـِـ وَجَاهَةً
yakınlık,araç,çare,vesile,taşıt,pay,rütbe,mertebe,kral yanında olan itibar,prestij,yaklaşma,mucize,vuslat,kavuşma,sebep,yakınlık,derece,makam,menzilet,bahane,Hz,Muhammedin cenneteki yeri,makamı,derecesiوَسِيلَةٌ (ج) وَسَائِلُ و وُسُلٌ: مَنْزِلَةٌ ، دَرَجَةٌ
rütbe ve makamca büyümek ,yüksek mertebe ve azimüşşan olmak olmak,kibirleşmek,tekebbür ve taazum etmek,kibirlenmek,semirip tavlanmak,büyüklenmek,ululanmakتَبَدَّخَ : تَبَدُّخاً
yön,taraf,yan,yüz,vecih,cihet,benzer,makam,bölge,yöre,makam,bölümجِهَةٌ (ج) جِهَاتٌ : وُجْهَةٌ
büyük olmak,küçük iken büyümek,makam ve mevkide büyük,ulu ve şerefli olmak,iş zor ve ağır olmakكَبُرَ ـُـ كِبَراً وكُبْرَةً و كُبَارَةً و كَبْرَةً فِي ، عَلَي
mertebe,derece,menzile,hane,basamak,rütbe,mevki makam,menzilet,rütbe,itibar,inilecek yer ve zaman,konak,ev,dinilecek yer ve zaman,menzile,hane,basamakمَنْزِلَةٌ (ج) مَنَازِلُ : مَوْقِعٌ ، مَرْتَبَةٌ رُتبة ، دَرَجَةٌ و يقال لَهُ مَنْزِلَةٌ عِنْدَ الأَمِيرِ أَيْ مَكَانٌ
adam cah cah diyerek takdir tahsin ettiجَخْجَخَ الرَّجُلُ
cah cah diyerek takdir ve tahsin etmek,kalbindekini saklamak,gizlemek,ketim etmek,çağırmak,bağırmak,bir şeyin ortasına mesela denizin enginine veya bir kalabalığın en cemiyetli yerine getirmek,yere vurmak,yıkmak,düşürmek,cima etmek,taarruz etmekجَخْجَخَ : جَخْجَخَةً إِلَي ، بِ
cah (far)منصب ، دولة ، جاه ، مقام ، رتبة ، منزلة ، قدر ، مسند
kuyu,cahبَوْدٌ : بئر
kuyu,çukur,çahبِئْرٌ (ج) آبَارٌ و بِئَارٌ و أَبْؤُرٌ و أَبْآرٌ و آبُرٌ و أَبْئَارٌ : حُفْرَةٌ ، جُبٌّ و فِي القُرْنِ الكَرِيم
çah,kuyu,çukurحَفِيرَةٌ : حُفْرَةٌ ، بِئْرٌ
kuyu,çah,çukurبِئْرٌ (ج) آبَارٌ و بِئَارٌ و أَبْؤُرٌ و أَبْآرٌ و آبُرٌ : حَفِيرَةٌ و فِي المَثَلَ
onu cah ve servet şımartıp azdırdıأَبْطَرَهُ المَالُ : جَعَلَهُ يَبْطِرُ
birini cah,makam sahibi yapmak,kılmakأجَاهَ : إِجَاهَةً
cah,makam,mertebe,post,itibar,prestij,kıymet,kadir,önemجَاهٌ : منصب
şöhret,cah,hürmet,saygı,rütbe ve şan sahibi olmak,çehrenin güzelliğiوَجَاهَةٌ
birinin katında hissemend olmak,makam,mertebe cah ve şans sahibi olmakإِحْتَظَي : إِحْتِظَاءً عِنْدَ
birinin emir ve sultan nezdinde cah ve menzileti ali olmak,ikbalde bulunmakبَهَّ ـُـ بَهّاً
medhuş ve hayran etmek,cah ve servet şımartıp azdırmak,birine takatından ziyade yük yükleyip aciz bırakmak,şımartmak,sevindirmek,neşelendirmek,hoş tabiatlıkılmak,dehşete düşürmekأَبْطَرَ : إِبْطَاراً ، هُ و يُقَالُ : وَمَا أَمْطَرَتْ السَّمَاءُ حَتّي أَبْطَرَتْ
geniş kuyu,çah,zindan gibi kullanılan susuz kuyu veya sarnış,ağaç dikmek,vesaire için kazılnış çukur,iki deriden yapılmış tulum veya dağarcık,iç,hurma çiçeğinin içiجُبٌّ (ج) أَجْبَابٌ و جِبَابٌ و جِبَبَةٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
asalet,asilazadelik,köklü ve sabit ve rasih olmak,fikir ve mülahaza ve reyde hop ve sevap olmak,ırk ve nesep sahibi olmak,vekil olmayıp kendi hukukunca amil olmak,asil ve soylu olmak,soy,necabet,zadelik,zadeganlık,asillik,soyluluk,asıllı olmak,kalite,özgأَصَالَةٌ : إِصَالَةٌ ، جَوْدَةٌ
şans,haz,hayırlınasip,baht,ikbal,talih,pay,nasip,hisse,hayırlı,devlet,baht,talih,pay,nasip,hisse,sevinç,sevinmek,mesrur olmak,nimet mesruriyeti mucip olacak nesne ,hisse,nasip,pay,behre,şansحَظٌّ (ج) حُظُوظٌ و حُظُوظَاتٌ : بخت ، نَصِيبٌ ،حِصَّةٌ و يُقَالُ لَمْ يُحالِفْه الحَظُّ اَيْ لَمْ يُسَاعِدْهُ نَصِيبٌ ،حِصَّةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
şansحظ
Şansحَظٌّ
şans eseriعن طريق الصدفة ، أثر الصدفة ، أثر الحظ
şans bolluğuوفرة الحظ
şans (fr)حظ ، بخت ، فرصة
iyi şansحَظٌّ سَعِيدٌ او طَيِّبٌ
iyi şansحظ سعيد
İyi şansحَظٌّ سَعِيدٌ
kötü şansحَظٌّ عَاثِرٌ
son şansحظ أخير
son şansآخِرُ الحَظِّ
şans meselesiمسألة الحظ
bol şansحظ وافر
bol şansحَظٌّ أَوْفَرُ
ev sahibi,yer sahibi,toprak sahibi,futbolda ev sahibi,ağaصاحِبُ الأَرْضِ (ج) أَصْحَابُ الأَرْضِ : آغَا
tez anlayan,zeyrek,fıtnat sahibi olan,ince akıllı,zeki,zekavet sahibiفَطِينٌ (ج) فُطُنٌ
imtiyaz sahibi,ayrıcalıklı,öncelikli,öncelik sahibiذُو إِمْتِيَازٍ
kabiliyetli,vergili,becerikli,mevhibeli,bağışlanmış,melekeli,meleke sahibi,mevhibe sahibi,yetenekli,bağış olarak verilen,mevhup,bağış olarak verilen,çocuk,melekeli,meleke sahibi,bağışlanmış,mevhibe sahibi,yetenekliمَوْهُوبٌ (ج) مَوْهُوبُون
erdemli olmak,fazilet sahibi olmak,güzel ahlak sahibi olmak,artmak,erdemli olmak,fazilet sahibi olmak,faziletli olmak,fazilette galip gelmekفَضُلَ ـُـ فَضْلاً و فُضُولاً
şan ve şeref sahibi,iyi ahlaklı,nazik ve kerem sahibi,çok şeyمَاجِدٌ (ج) أَمَاجِدُ
etli,et sahibi,etcil,etibor,et yiyen hayvan,et yediren adam,etle beslenen,etli,et sahibi,Kürtçe goştxor derlerلاَحِمٌ (ج) لَوَاحِمُ: آكِلُ اللحمِ : صَاحِبُ اللَّحْمِ
hanenin sahibi,ev sahibiصَاحِبُ البَيْتِ
toprak sahibi,ev sahibiصَاحِبُ الأَرْضِ
şan ve şeref sahibi olmak,iş güç sahibi olmakشَأَنَ ـَـ شَأْناً
filan şeyde basiret sahibi oldu, rey, görüş sahibi olduإِسْتَبْصَرَ فِي كَذَا
filan şeyde basiret sahibi oldu,rey,görüş sahibi olduإِسْتَبْصَرَ فِي كَذَا
çok sığır sahibi,sığır çobanı,sığırtmaç,sığır taciri,inekçi,sığırcı,inek sahibi,demirci,toprağa gömme oyunuبَقَّارٌ : رَاعِيُ الأَبْقَارِ ، صَاحِبُ البَقَرِ ، القَيِّمُ المُشْرِفُ عَلَي البَقَرِ ، حدَّادٌ
gören,görür,görücü olan,basiret sahibi olan,basiretli,basiret sahibi,bakan,gözlü,öngürülü,bina,bilen,bilici,alim,zana,vukuf ve malumat sahibi haberdar,müdrik,anlayan,her şeyi görüp bilen Allahü Teaala,anlayışlı kişi,köpekgörür,görücü olan,basiret sahibi olan,basiretli,gözlü,öngürülü,bina,bilen,alim,zana,vukuf ve malum,it,köpekبَصِيرٌ (م) بَصِيرَةٌ (ج) بُصَرَاءُ ، بَاصِرٌ ، مُدْرِكٌ ، مُطَلّعٌ ، عَلِيمٌ ، كَلْبٌ ، مُبْصِرٌ ، عَالِمٌ بالأَشْيَاءِ ، ذُو بَصِيرَةٍ ، أَعْمَي و هو من أسماء الله الحسني: عالم : كَلْبٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sağ,sağ taraf,sağ yan,ziyade meymenetli,ziyade uğurlu,ziyade uğur sahibi olan,işi sağ eli ile tutan,bereket sahibi,ziyade yumn sahibi olan,sağ tarafta olan şey,sağ eliyle iş gören,uğurlu ve bereketli olan,sağ elini kullanan,kutlu,mübarek,yümünlüأَيْمَنُ (م) يَمْنَاءُ (ج) يُمْنٌ و أَيَامِن (ج) يَمْنَاء : يَمِينٌ ، مَا كَانَ مِن جِهَةِ اليَمِين ، ذُو اليُمْنِ و البَرَكَةِ ، مِنْ يَعْمَل أَو يَكْتُب بِيَدِهِ اليُمْنَي
kolaylıkla hasıl olmak,kolay olmak,gerekmek,lazım olmak,yaraşmak,yakışmak,layık olmak,merğup olmak,seza olmak,güzel olmak,iyi olmak,caiz olmakإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و يُقَالُ
üstün olmak,dahi olmak,seçkin olmak,ileride olmak,olgun olmak,usta ve uzman olmak,zahir olmakنَبُغَ ـُـ نُبُوغاً و نَبْغاً
renklenmek,boyalı olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,renkli olmak,olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
doğru ve düz olmak,bir olmak,eşit olmak,pişmek,olmak,egemen olmak,galip olmak ,üstün gelmek ,hakim olmakı ,beraber olmak,beraber olmak,düz olmak,eşit olmak,doğrulmakإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً عَلَي ...
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
dağılmak,mahv olmak,harap olmak,zail olmak,zeval bulmak,dağılıp yok olmak,perişan olmak,çekip gitmek,kayıp olmak,zayıflamakإِضْمَحَلَّ : إِضْمِحْلاَلاً
mutedil olmak,ılımlı olmak,doğru olmak,orta halde olmak,uygun olmak,düzgün ve tam olmak,doğrulmal,normalleşmek,tavını bulmakإِعْتَدَلَ : إِعْتِدَالاً و يُقَالُ عَدَّلْتُهُ فَاعْتَدَلَ أيْ قَوَّمتُهُ و اسْتَقَامَ
şeref ve asaletiyle mürüvvetli olmak,necip olmak,şerefli olmak,mert olmak,yiğit olmak,serdar olmakسَرُوَ ـُـ سَرْواً و سَرَاوَةً
renkli olmak,renklenmek,boyalı olmak,renkli olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
doğru ve düz olmak,doğru ve mutedil olmak,bir olmak,beraber olmak, ,aş ve yemiş pişmek,meyve olmak,seviyeli olmak,doğru ve eşit olmak,beraber olmak egemen olmak,galip olmak,üstün gelmek,hakim olmak,kast etmek,yönelmek,karar etmek,yerleşmek,yükselmek,çıkmaإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً إِلَي ، عَلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
pek az ve naciz olmak,ahmak ve sebükmağz olmak,arık ve zebün olmak,nesne değersiz olmak,lezzetsiz olmak, tatsız olmak,bir güne lezzetli olmamak,önemsiz olmak,tatsız olmak,naciz olmak,önemsiz,kıymetsiz,hor,hakir olmakتَفِهَ ـَـ تَفَهاً و تُفُوهاً
mert olmak,yiğit olmak,insaniyetli olmak,serdar olmak,şerefli olmak,cömert olmak,sıyırmakسَرَا ـُـ و سَرُوَ ـُـ و سَرَي ـَـ سَرْواً و سَرَاوَةً
boş olmak,batıl ve bozuk olmak,fasit olmak,hükümden düşmek,boşa gitmek,batıl olmak,hükümsüz olmak,heder olmak,zayi olmak,heba olmak,battal olmak,hükümsüz kalmak,cezasız ve intikamsız kalmak,heder olmakبَطَلَ ـُـ بُطْلاً و بُطْلاَناً و بُطُولاً
aptal olmak,bön olmak,ahmak olmak,budala olmak,aciz olmak,saf ve sade dil olmak,delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup olmakبَلِهَ ـَـ بَلَهاً و بَلاَهَةً
karışık olmak,birbirine karışmak,bir şeyin anlaşması güç,zor olmak,işkillendirmek,örtülü olmak,benzemek,işkillenmek,örtülmek,belirsiz olmak,karışık ve kapalı olmak,muğlak olmak,şüpheli ve kuşkulu olmakإِلْتَبَسَ : إِلْتِبَاساً بِ ، عَلَي ..
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid