1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid bitki yumuşak olup solmamak,terutaze olmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
bitki yumuşak olup solmamak,terutaze olmak طَرُؤَ ـُـ طَرَاءَةً وطَرَاءً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
yumuşak,rahat,geniş,taze bitki,yaş bitki,bolرَخَاخٌ
bitki,ot çok yeşerdi,yemyeşil oldu,bitki uzadıإِغْدَوْدَنَ النَّبَاتُ : إِخْضَرَّ، طَالَ
bitki yeşerip yapraklanmak,bitki taze yaprak vermek,sallanmak,yaklamak,kiliseye hizmet etmek,kilise hizmetinde bulunmak,uçmak,havalanmakوَهَفَ ـِـ وَهْفاً و وَهِيفاً و وَهَافَةً
kültür yapmak,bitki bitirmek,bitirmek,bitki bitmesinim istemek,labaratuvarda mikrop üretmekإِسْتِنْبَاتٌ (ج) إِسْتِنْبَاتَاتٌ
kültür yapmak,bitki bitirmek,bitirmek,bitki bitmesinim istemek,labaratuvarda mikrop üretmekإِسْتَنْبَتَ : إِسْتِنْبَاتاً
kültür yapmak,bitki bitirmek,bitirmek,bitki bitmesinim istemek,labaratuvarda mikrop üretmekإِسْتِنْبَاتٌ
sucul bitki,suyu seven bitkiنَبَاتٌ مُحِبُّ لِلمَاءِ
ot,bitki,ot ve ekin bitmek,bitki,filiz vermekنَبْتٌ (و) نَبْتَةٌ
yer bitkiyi çıkartmak,yer otlanmak,çimlendirmek,bitki bitirmek,bitmek,filizlenmek,filiz vermek,filiz sürmek,bitki gelişmekأَنْبَتَ : إِنْبَاتاً ، هُ
ahmak,dangalak,ikibüklüm oluncaya dek uzayan ot,bitki,dalları uzayıp sarkan ot,bitki,uzayıp sölüpük olan elbise,kaftanأَرْعَلُ (ج) رُعْلٌ (م) رَعْلاَءُ : أَحْمَقُ ، مَا طَالَ مِنَ العشْب حَتَّي إِنْثنَي ، مَا تَدَلَّي و طَالَتْ أَغْصَانهُ مِنَ النَّبَاتِ ، مَا طَالَ و إِسْتَرْخَي مِنَ الثِّيَابِ
çok ve sık olan saç,bitki,ot,sık,gür,çok,bol,semiz,şişman,tıknaz,dolgun,yerde kök salarak uzanan bitki sapıأَثِيثٌ : أَثٌّ ، غَزِيرٌ ، سَمِينٌ ، كَثِيرٌ ، عِرْقٌ مَدَّادٌ فِي الأَرْضِ
yıldız,ot,ahter,asıl,kök,belli vakitte ödenecek taksit,muayyen vakit,taksit,ülker dedikleri çokum yıldızlar,sapsız bitki,ot,kabak gibi yere yatan bitkiنَجْمٌ (ج) نُجُومٌ و أَنْجَامٌ و أَنْجُمٌ : بَخْمٌ و فِي القُرْآنِ الكَريمِ
it eniği gözlerini açmak,yer bitki açmak,bitki çiçek açmakيَصَّصَ : تَيْصِيصاً
kibir ve ceberut göstermek,kaçırılmış fırsatı yakalamak,telafi etmek,bitki yakalamak,telafi etmek,bitki yendikten sonra filiz vermek hasta iyileşmek,düzelmekتَجَبَّرَ : تَجَبُّراً
taze yeşil ot,yeşil bitki,mera,yeşillik,yer otlanmak,yaş ot,yeşil bitkiعُشْبٌ (ج) أَعْشَابٌ يقال بالأرض عشب كثير و فِي المَثَلِ
çukur yumuşak yer,yumuşak topraklı yer,yumuşak kumdan dağ veya tepe,yumuşak ve düz ve pek mümbit yer,hazık ve mahir kılavuzبَرْثٌ (ج) بَرَاثٌ و أَبْرَاثٌ و بُرُوثٌ و بَرَارِثُ
daha yumuşak,pek yumuşak,en yumuşakأَنْعَمُ
daha yumuşak,pek yumuşak,en yumuşakأَلْيَنُ (ج) أَلاَيِنُ : لَيِّنٌُ ، الأَكْثَرُ لِيْناً
daha yumuşak,pek yumuşak,en yumuşakأَنْعَمُ مِنْ
daha yumuşak,pek yumuşak,en yumuşakأَلْيَنُ
yumuşak topraklı yer,yumuşak kumdan dağ veya tepe,yumuşak ve düz ve pek mümbit yer,hazık ve mahir kılavuzبَرْثٌ (ج) بَرَاثٌ و أَبْرَاثٌ و بُرُوثٌ و بَرَارِثُ
yumuşak topraklı yer,yumuşak,düz ve güzel olan yer,yumuşak kumdan olan dağبِرَاثٌ ، بَرْثٌ (ج) أَبْرَاثٌ و بُرُوثٌ
yumuşak topraklı yer,yumuşak,düz ve güzel olan yer,yumuşak kumdan olan dağبَرْثٌ ، بِرَاثٌ (ج) أَبْرَاثٌ و بُرُوثٌ
yumuşak bulmak,yumuşak saymak,yumuşak olmak,yumuşamak,mülayim görmek,mülayim olmakإِسْتَلاَنَ : إِسْتِلاَنَةً
yumuşak olmak,gevşek,yumuşak,seyrek,sölpük,sülpük nesne,laşka,rehavetli,gevşeklik,cıvıklık,loşرِخْوٌ
yumuşak,mülayim,düz ve yumuşak yerآنِثٌ : لَيِّنٌ
yumuşaklık,yumuşak olmak,şefkat,acıma,yumuşakغَيَدٌ
yumuşak,yumuşak döşek,hoş,rahat,pürüzsüzوَثِيرٌ : وَثِرٌ
ziyade açıcı,açırak,parmaklarının boğumu yassı ve yumuşak olan,pençelerinin mafsalları yumuşak olan kuşأَفْتَحُ
yumuşamak,yumuşak ve kolay olmak,yumuşak davranmak,sert ve haşin olmamakلاَنَ ـِـ لِيْناً و لَيَاناً و لِيْنَةً و لُيُونَةً
avukat,sıcak ülkelerde yetişen meyveli bir ağaç olup meyvesi armut şeklinde olup lezzetlidirأَفُوكَاتُو (فِر): مُحَامٍ ، شَجَرٌ مُثْمِرٌ يَكْثُرُ فِي البِلاَدِ الحَارَّةِ ثِمَارُهُ حُلْوَةٌ عَلَي شَكْلِ الإِجَّاصِ
beladir,sakız ağacı,yeşil cebe,meneviş ağacı,çitlenbik ağacına benzer bir ağaç olup kerestesi kahve rengi olup kıymetli bir ağaçtırبَلاَذُِرٌ : شَجَرٌ يَشْبه البُطْمِ خَشَبُهُ أَحْمَرُ بُنِّيٌّ ثَمِينٌ
bu zaman bir gün aleyhimize olup kederleniriz ve bir gün lehimize olup sevinirizفيوم لنا و يوم علينا و يوم نسّاء و يوم نسّ
adımı geniş olan adam,ayaklarının başı birbirine yakın olup çköeleri ırak olan kimse,uyluklarının arası geniş olup apışık ayaklı olan kişiأَفْحَجُ (ج) فُحْجٌ (م) فَحْجَاءُ : الّذِي تَدَانَتْ صُدُورُ قَدَمَيْه و تَبَاعَدَتْ عَقْبَاهُ
şahitler,tanıklar,hazır olmak,hazır olup görmek ve hazır ve mevcut olup göze görünmek ve görüp müşahade etmekشُهُودٌ
deve harın olduğundan çöküp yürümekten imtina eyledi,vücuduna kırıklık arız olup yahut bir hastalık ve illet isabet eylemekle harekete bimecal olup çöküp kaldı taki ifaket bulup yahut helak oluncaya kadarأَحَبَّ البَعِيرُ : برك فلم يثر أو أصابه كسر او مرض فلم يبرح مكانه حتي يبرأ او يموت
toprak ham kalmak,işlenmemek,yakalamak,tecrübe etmek,denemek,devenin gebe olup olmadığını anlamak için deveyi aygıra çekmek,deve aygırı dişi devenin gebe olup olmadığını koklamasından anlamakبَارَ ـُـ بَوْراً ، هُ
neşet,başlama,zuhur etmek,yeniden peyda olup hayat ve zindegani bulmak,çocuk taze büyüyüp boybos sahibi ve civan olmak,yetişmek,yükselmek,neşet,oluşum,yetişme,yetiştirme,terbiye,yeni meydana gelmek,kaynaklanmak,başlama,zuhur,yaş,taze ot,etmek,filiz,fidan,henüz boy sürmekte olup kalınlaşmamış bitki,yaş,taze ot,boy sürmek üzere olup henüz gılzat bulmamış nebat,neşet,zuhurنَشْأَةٌ ، نَشَأَةٌ و فِي القرآنالكريم
kıvam bulup köynümek ve olup kemal bulmak,meyve ve yemişler kemalini bulup pişmek,yemiş olup kemalini bulmakيُنُوعٌ
birinin göğsü soğuktan hıışrdayıp sesi kısık olmak,sahilin toprağı sert olup taş gibi katılaşmak,tulum sütten kirlenmek,erkek deve dişisine aşmaktan kesilmek,nezle olup göğsüne inmek ve sesi kısılmak,deniz kenarındaki balçık taş gibi kurumak,yabanda geceleyip yatmakجَشِرَ ـَـ جَشَراً
yemiş olup kemalini bulmak,yemiş olmakla devşirmeğe gelmek,meyve olgunlaşmak,meyve kemale ermek,kızarmak,kıvam bulup köynümek,meyve olup kemal bulmak,meyve ve yemişler kemalini bulup pişmekيَنْعٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
lazım olup gerekmek,lüzüm,iktiza,hacet,gereksinim,ihtiya,iş,rica,lazım olup gerekmek,lüzüm,iktiza,yaraç,gereksinim,lazım olan,fakirlikحَاجَةٌ (ج) حَاجَاتٌ و حَوَائِجُ و تَقولُ قَضَيْتُ كُلَّ حَاحَةٍ و دَاجَةٍ
denemek,yoklamak,tecrübe etmek,imtihan etmek,dişi deveyi gebe olup olmadığı anlamak için puğura dişi devenin gebe olup olmadığı yoklayarak koklamak,istişmam etmek,arazi işlenmemek,ham toprak halinde kalmak,bor kalmak,helak olmak,kesada uğramak,heder ve batıl olmak,boşa çıkmakبَارَ ـُـ بَوْراً و بَوَاراً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
fiil cümlesine ve ekseriya maziye nadiren muzariye dahil olup nevakit,vakta ki manasını ifade eder ve bazen şardetatı sayılıp şart ve cevap alır(إذا جاء نصر الله و الفتح ... فسبح لله .. و الليل إذا يغشي ألخ) gibi,isim cümlesine dahil olup bir şeyin ansإِذَا ، لَوْ : أَداةُ الشَّرْطِ و ظَرْفُ الزَّمَانِ و أدَاةُ الوَقْتِ و الحِيْنِ و حَرْفُ المُفَاجَأَةِ نَحْوُ
kararsız olup öte beri hareket etmek,iki nesnenin arasında mütereddid olmak,kararsızlık,kararsız olup öteberi hareket eylemek,kararsızlık,frekans,titreşme,sallanma,iki şey arasında tereddüt etmek,intizamsızlık,ikişey arasında tereddüt etmekتَذَبْذُبٌ (ج) تَذَبْذُبَاتٌ : تَرَدُّدٌ
bitki yumuşak olup solmamak,terutaze olmakطَرُؤَ ـُـ طَرَاءَةً وطَرَاءً
terutazeطَرِيٌ و جَدِيدٌ و اَخْضَرُ
nesne terutaze olduطَرَأَ ـُـ طَرَاءً و طَرَاءَةً الشَّيْئُ
bir nesne terutaze olmakطَرَاءٌ
otu terutaze iken aldıأُخْتُضِرَ العُشْبُ : أُخِذَ طَرياً غَضَّاً
Allahın onun dalını terütaze eylediأَغَنَّ اللهُ غُصْنَهُ : جَعَلَهُ نَاضِراً
Allahın onun dalını terütaze eylediأَغَنَّ اللهُ غُصْنَهُ
oğlan semiz ve terutaze olduتَرَّ ـَـ تَرَارَةً الغُلاَمُ
dalı veya bahçeyi terütaze eylediأَغنَّ الغُصْنُ أَوِ الرَّوْضُ : جَعَلَه نَاضِراً
teni terutaze ve yumuşak delikanlıمُثْعَئِدٌّ و يقال غُلاَمٌ مُثْعَئِدٌّ
terutaze,tazelik,latif,güzel,kokuبَهْكَنٌ (م) بَهْكَنَةٌ (ج) بَهَاكِنُ
otu çok ve terütaze olan bahçeأَكْسُومٌ (ج) أَكَاسِمُ و أَكَاسِيمُ : مِنَ الرِّيَّاضِ النَّدِيَةِ الكَثِيرَةِ النَّبَات
su otu terutaze eyleyip güzel kıldıأَخْضَرَ المَاءُ النَّبَاتَ : أَنْعَمَهُ و صَيَّرَهُ نَضِراً
teni terutaze ve cildi yumuşak nazik beden ve tombulca olan kadınبَضَاضَةٌ ، بَضِيضَةٌ و يقال إمْرَاَةٌ بَاضَّةٌ و بَضَاضَةٌ و بَضِيضَةٌ
teni terutaze ve cildi yumuşak nazik beden ve tombulca olan kadınبَاضَّةٌ ، بَضَاضَةٌ ، بَضِيضَةٌ و يقال إمْرَاَةٌ بَاضَّةٌ و بَضَاضَةٌ و بَضِيضَةٌ
kolaylıkla hasıl olmak,kolay olmak,gerekmek,lazım olmak,yaraşmak,yakışmak,layık olmak,merğup olmak,seza olmak,güzel olmak,iyi olmak,caiz olmakإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و يُقَالُ
üstün olmak,dahi olmak,seçkin olmak,ileride olmak,olgun olmak,usta ve uzman olmak,zahir olmakنَبُغَ ـُـ نُبُوغاً و نَبْغاً
renklenmek,boyalı olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,renkli olmak,olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
doğru ve düz olmak,bir olmak,eşit olmak,pişmek,olmak,egemen olmak,galip olmak ,üstün gelmek ,hakim olmakı ,beraber olmak,beraber olmak,düz olmak,eşit olmak,doğrulmakإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً عَلَي ...
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
dağılmak,mahv olmak,harap olmak,zail olmak,zeval bulmak,dağılıp yok olmak,perişan olmak,çekip gitmek,kayıp olmak,zayıflamakإِضْمَحَلَّ : إِضْمِحْلاَلاً
mutedil olmak,ılımlı olmak,doğru olmak,orta halde olmak,uygun olmak,düzgün ve tam olmak,doğrulmal,normalleşmek,tavını bulmakإِعْتَدَلَ : إِعْتِدَالاً و يُقَالُ عَدَّلْتُهُ فَاعْتَدَلَ أيْ قَوَّمتُهُ و اسْتَقَامَ
şeref ve asaletiyle mürüvvetli olmak,necip olmak,şerefli olmak,mert olmak,yiğit olmak,serdar olmakسَرُوَ ـُـ سَرْواً و سَرَاوَةً
renkli olmak,renklenmek,boyalı olmak,renkli olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
doğru ve düz olmak,doğru ve mutedil olmak,bir olmak,beraber olmak, ,aş ve yemiş pişmek,meyve olmak,seviyeli olmak,doğru ve eşit olmak,beraber olmak egemen olmak,galip olmak,üstün gelmek,hakim olmak,kast etmek,yönelmek,karar etmek,yerleşmek,yükselmek,çıkmaإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً إِلَي ، عَلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
pek az ve naciz olmak,ahmak ve sebükmağz olmak,arık ve zebün olmak,nesne değersiz olmak,lezzetsiz olmak, tatsız olmak,bir güne lezzetli olmamak,önemsiz olmak,tatsız olmak,naciz olmak,önemsiz,kıymetsiz,hor,hakir olmakتَفِهَ ـَـ تَفَهاً و تُفُوهاً
mert olmak,yiğit olmak,insaniyetli olmak,serdar olmak,şerefli olmak,cömert olmak,sıyırmakسَرَا ـُـ و سَرُوَ ـُـ و سَرَي ـَـ سَرْواً و سَرَاوَةً
boş olmak,batıl ve bozuk olmak,fasit olmak,hükümden düşmek,boşa gitmek,batıl olmak,hükümsüz olmak,heder olmak,zayi olmak,heba olmak,battal olmak,hükümsüz kalmak,cezasız ve intikamsız kalmak,heder olmakبَطَلَ ـُـ بُطْلاً و بُطْلاَناً و بُطُولاً
aptal olmak,bön olmak,ahmak olmak,budala olmak,aciz olmak,saf ve sade dil olmak,delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup olmakبَلِهَ ـَـ بَلَهاً و بَلاَهَةً
karışık olmak,birbirine karışmak,bir şeyin anlaşması güç,zor olmak,işkillendirmek,örtülü olmak,benzemek,işkillenmek,örtülmek,belirsiz olmak,karışık ve kapalı olmak,muğlak olmak,şüpheli ve kuşkulu olmakإِلْتَبَسَ : إِلْتِبَاساً بِ ، عَلَي ..
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid