900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid burun ucu kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
burun ucu رَأْسُ الأَنْفِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
burun,burun içi,burun deliğiمَُِنْخَرٌ (ج) مَنَاخِرُ
burnun ortasında olan perde,burun direği,burun ucuعَرْتَمَةٌ
burun inceliği ve burun direğinin uzunluğu,hurma ağacıقَنَا
burun direği,burun bölüklerinin aralıklarında olan perdeوَثَرَةٌ وهي حجاب ما بين المنخرين
burun direği,burun deliklerini biribirinden ayıran perdeوَتِيرَةُ الأََنْفِ : الفاصِلُ بَيْنَ المَنْخَرَيْنِ
burun,burun ucudağın zirvesi,mızrakرَاعِفٌ (ج) رَوَاعِفُ
gözün karası burun ucu üzerine gelmek,burun tarafına eğrilmek,gözünün karası şaşı olmakإِقْبَالَّ : إِقْبِيلاَلاً
küçürek burun,kısa burunأَنْفٌ أَكْزَمُ
burun içi ,burun deliğiمِنْخَارٌ
burun kemiği,burun direğiقَصَبَةُ الأُنْفِ : عَظْمُهُ
burun,burun yumuşağı,burnun yumuşak kısmı,yumuşak mızrakمَارِنٌ (ج) مَوَارِنُ
burun,burun deliğiمَنْخُورٌ
burun direği,burun ucu ile bıyık arası,parmak arasında olan dericik,kulağın yukarsında olan kıkırdak kısım,kulak kıkırdağı,parmaklar arasında olan deri,dil altında olan sinir,zar kıvrımı,dil altı siniri,hayvan sırtı siniri,kirişlemesi olan ev,burun deliği ucu,kulak kıkırdağı , parmaklar arasında olan deri , dil altında olan sinir , zar kıvrımı,zeker içinde bir damardırوَتَرَةٌ (ج) وَتَرٌ و وَتَرَاتٌ : غُضروف الأذن : جلدة بين الأصابع ، عصبة تحت اللسانِ
burunلَخَّةٌ
burunمِخْطَمٌ (ج) مَخَاطِمُ
ağaç dalının ucu,dilin ucu,ince tarafıعَذَبَةٌ (ج) عَذَبَاتٌ
güneşin bir yanı,tarafı,kaşı,boynuzu,ucu,güneş doğuşundan evvel zuhur eden kenarı,ucuحاجِبُ الشَّمْسِ: جانبٌ منها حين تَطْلُع.قَالَ الرَّاجزُ * يَصِفُ حِمارَ وَحْشٍ * يُبَادِرُ الآثارَ أَنْ تَؤُوبَا* وحَاجِبَ الجَوْنةِ أَنْ يَغِيبَا
bez,keten ve pamuktan dokunan giyimlik,ev eşyası,silah,meme başı,ucu,encik,hayvan memesi ucuبَزٌّ (ج) بُزُوزٌ و أَبْزَاز و بِزَازٌ
iğne,ibre,dirsek ucu,şiş,uç,boynuz ucu,at vesair hayvanların ayaklarından topuklarına kadar olan sinir,zehirli böcek iğnesi,neşteriإِبْرَةٌ (ج) إِبَرٌ
coşkun sel suyu,kuyruğunun ucu ak olan kuş,kulaklarının uçları ak olan at,kuyruğunun ucu ak koyun,alnı veya kuyruğunun ucu ak olan at,أَصْبَغُ (ج) صُبْغٌ (م) صَبْغَاءُ مِنَ الخَيْلِ المُبْيََّ النَّاصِيَة أَوء أَطْرَاف الأُذْنِ ، مِنَ الطَّيْرِ و الشَّاءِ المُبْيَضُّ الذَنَب ، أَعْظَمُ السُّيُول
azı dişinin yeni çıkmış ucu,dişin çıktığı taraf,azı dişi çıkarken ucuأنْفُ النَّابِ : طَرَفهُ حين يَطْلُع
bizlengeç,mahmuz,mihmaz,ucu sivri,demirli,ügendire,başçivili değnek,ucu sivri küçük dmir,dürtmekle kullanılan şeyمِهْمَزٌ : مِهْمَازٌ
hasır,davara örk ettikleri uzun ip ki bir ucu davarın ayağına ve bir ucu dahi ağaca veya kazığa bağlı olaطَلِيلٌ (ج) أَطِلَّةٌ
badire,dargınlık,hiddet ve gazaptan südür eden hata,hazırcevaplık,bediha,kılıç ucu,kına yaprağı,her bitkinin en evvel çıkan ucu,yemen safrasının taze ve ala cinsi,omuz ile boyun arasındaki etler,meme başının altında olan etcağız,ok demreninin ucu,işaret,gösterge,badire,bilbedahe ve bila teklif söylenen söz,kelam,cünha,suç,hata,zelle,kabahat,gösteriبَادِرَةٌ (ج) بَوَادِرُ : ... ظهرت بادرة البنات...
gözün ucu dar olmak,elbiseyi kabaca dikmek,teyellemek,gözün ucu dar olmakteyellemek,yamasız dikmek,daraltmak,bir şey etrafında dönmeketrafında dolaşmak,sıkılmak,üzülmeحَاصَ ـُـ حَوْصاً و حِيَاصَةً
badire,dargınlık,hiddet ve gazaptan südür eden hata,hazırcevaplık,hazır cevaplık yolunda bedahatle ve teklifsizce söylenen smz,keyfiyet,birden bire zuhura eden hal,hiddet,keskin kılıcın yüzü,ucu,boyun çemberinin köşesi,tezlik,,bediha,kılıç ucu,kına yaprağı,her bitkinin en evvel çıkan ucu,yemen safrasının taze ve ala cinsi,omuz ile boyun arasındaki etler,meme başının altında olan etcağız,ok demreninin ucu,işaret,gösterge,badire,bilbedahe ve bila teklif söylenen söz,kelam,cünha,suç,hata,zelle,kabahat,badire,işaret,gösteri,öfke halindeki saçma,çirkin söz,parlayıp sönen kızgınlık,بَادِرَةٌ (ج) بَوَادِرُ مَا يَظْهَرُ مِنَ الإِنْسَانِ مِنْ خَطَأٍ أَوْ نَحْوِهِ فِي سَاعَاتِ الغَضَبِ ، غَضْبَةلٌ سَرِيعَةٌ ، كَلِمَةٌ قَبِيحَةٌ ، مَا يسرعُ بِهِ الإِنْسَانُ مِنْ قَوْلٍ اَوْ فِعْلٍ خَيْراً أَوْ شَرَّاً ، مِنَ النَّبَاتِ أَوَّلُ مَا يَخْرُجُ مِنْهُ ، مِنَ السَّهْمِ طَرَفَهُ مِنْ جِهَةِ النَّصْلِ ، لُحْمَةٌ مَا بَيْنَ المَنْكِبِ و العُنُقِ : ... ظهرت بادرة البنات... و يُقَالُ فُلاَنٌ حَارُّ النَّوَادِرِ و حَادُّ البَوَادِرِ ...
sütten kesilmemiş oğlan veya kız çocuğu,erkek çocuk,çocuk,sabi,küçük çocuk,oğlan,gözbebeği,kulak yumuşağının alt yanında olan kemik,kolun ağzı,ayağın ucu;çene kemiklerinin ucu,çırak,acemi oğlan,yağmur damlacıklarıصَبِيٌ (ج) صِبْيَةٌ و صَبْيَةٌ و صُبْيَةٌ و صِبْيَان و صُبيَانٌ وصِبْوَانٌ و صُبْوَانٌ و صِبْوَةٌ و أَصْبٍ و أَصْبِيَةٌ (م) صَبِيَةٌ (ج) صَبَايَا
burnunun ucu sivri ortası çökük kimse,burnunun ucu yukarıya doğru kalkık kimse,burnu pek yassı olan,burnu pek basık ve kısa olan kimse,aslan,tasgiri (خُنيس) tirأَخْنَسُ (ج) خُنْسٌ (م) خَنْسَاءُ (تَصْ) خُنَيْسٌ : مَنْ تَأخَّرَ أَنْفُهُ عَنْ وَجْهِهِ مَعَ إِرْتِفَاعِ فِي الأَرْنَبَةِ ، أَسَدٌ
oda,çardak,otağ,hücre,hane,köşk,bölüm,kısım,merkez,masa,yedinci gök,devenin boynuna geçirdikleri ucu,yedinci gök,devenin boynuna geçirdikleri ucu ilmikli ip,bir bölük saç,azıcık süt,bir avuç sütغُرْفَةٌ (ج) غُرَفٌ و غُرُفَاتٌ و غِرَافٌ و في القرآن الكريم ... وهم فِي الغُرُفَاتِ آمِنُون...وَمَا أَمْوَالُكُمْ وَلا أَوْلاَدُكُم بِالَّتِي تُقَرِّبُكُمْ عِندَنَا زُلْفَى إِلَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَأُولَئِكَ لَهُمْ جَزَاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِي الْغُرُفَاتِ آمِنُونَ ...
ufuk,zaman yahut mekan-ı vahitte nazara münkaşif olan yer ile gök arasında görünen ve birbirine ittisal eyledikleri dairedir,gözün görebildiği yer,ufuk,gök ucu,kıyı,gök kenarı,feleğin kenarı,çevren,gök ucu,kıyı,taraf,nahiye,köşe,kenar,dört cihet,görüş sıأُفُقٌ : أُفْقٌ (ج) آفَاقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم ... و لَقَدْ رَآهُ بالأُفُقِ المُبِينِ ... : الخطُّ الّذِي عِنْدَهُ يَنْتَهِي إِمتِدَاد البَصَرِ و الّذِي عِنْدَهُ تبْدُو السَّمَاءُ و كَاَنَّهَا مُتَّصِلَةٌ بالأَرْضِ أَوِ بالبَحْرِ ، : جَانِبُ ، طَرَفُ ا
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid