1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmak إِسْتِهْبَابٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
dağarası,dağ yolu,iki dağ arasındaki yol,dağ arası olan dere,vadi,yemişli ağaca koydukları destekشِعْبٌ (ج) شِعَابٌ و فِي المثل
dik dağ,sarp dağ,tepesine erişilmez dağجَبَلٌ مَنِيعٌ
kır keçisi,dağ keçisi,dağ keçisinin dişisi,yaban keçisi,dağ keçisi tekesi,ulu yüksek adam,erkek yaban keçisi,dağ keçisi,sığınacak yerوَعْلٌ (ج) وُعُولٌ و أَوْعَالٌ و وِعَالٌ
yüce,yüceyer,şahika,yüksek yer,yükselen büyük bina veya dağ,yalçın dağ,yalçın kaya,çok yüksek bina veya dağ,dağ tepesiشَاهِقَةٌ (ج) شَوَاهِقُ : ذروة الجبل ، قمة الجبل
kalabalık,halk,dağ,dere,tepe,dağ eteği,orta,yanعُرْضٌ
geyik,dağ keçisi,dağ keçisinin erkeği,sığın,gavzenأَيِّلٌ ، إِيَّلٌ : ذَكَرُ الأَوْعَالِ
yüksek dağ,büyük dağ,tepe,sebat,yerleşmek,sabit hale gelmek,tutmakطَوْدٌ (ج) أطْوَادٌ
ses ve seda işitilmeyen dağ,yankısız dağجَبَلٌ أَخْرَسُ
dağ cirminden ileriye sarkan dağ burnuرَعْنٌ
sırt,tepe,dağ,arka,dağ sırtıضَهْرٌ
dağ,dağın enyüksek ve sarp yeri,iki kaya arasında veya dağ başında olan yarıkشِيقٌ
küçük dağ,kadınınboynundan memelerinin aşağısına kadar inen bir nevi süs,hışır,küçücük dağ,askı gerdanlıkمِنْجَدٌ (ج) مَنَاجِدُ
ön,dağ önü,dağ eteğiقُبْلٌ
sağır,bahadır,yiğit,yürekli,yüksek dağ,zor ve sarp dağ,dümdüz taş,itilmesi güç olan koşak adam,yıldızsız gece,yolusuz beyabanأَيْهَمُ (ج) يُهْمٌ (م) يَهْمَاءُ : أَصَمُّ ، شُجَّاعٌ ، مَنْ لاَ عَقْلَ لَهُ ولاَ فَهْم ، العَالِيُ مِنَ الجِبَالِ ، الجَبَلُ الصَّعْبُ ، الحَجَرُ الأَمْلَسُ ، الجَرِئُ الّذي لا يُسْتَطَاع دَفْعُهُ ، اللَّيْلُ الذي لا نُجُوم فِيْهِ ، البرّ الذي لا يُهْتَدَي فِيهِ ،
otsuz dağ,kel dağجَبَلٌ أَقْرَعُ أَيْ لاَ نَبَاتَ فِيْهِ
yar,sarp kayalık,uçurum,sahanlık,sarp yalı,sahil kayalığı,hendek,uçurum,nehrin dik ve sarp kenarı ki daima parçaları yıkılıp düşer,yalçın dağın yalımı,sarp tarafı,sel suyunun kazdığı yer,hendek,yar,sahanlık ,Kürtçe kendal derlerجُرْفٌ (ج) أَجْرَافٌ و جِرَفَةٌ و جُرُوفٌ و في الحديث
sert sarp ve korkulu yere düşmek,fakir düşmek,sarp yere ulaştırmak,yolu sert zor sarp veya tehlikeli bulmak,bir kimsenin malı azalmak,bir şeyi azltmak,az etmekأَوْعَرَ : إِيْعَاراً بِ
filan kimse sarp yola girdi,sarp yolda yürüdüأَوْعَثَ فُلاَنٌ
sarp yola girmek,sarp yolda yürümek,konuşmaktan aciz olmak,malı israf etmek,işi bozmakأَوْعَثَ : إِيْعَاثاً فِي
bir yolu sarp görmek ve gücürlenmek,bir yeri sarp,berk ve muhkem bulmakإِسْتِيْعَارٌ (ج) إِسْتِيعَارَاتٌ
aşılmaz,erişilmez,yenilmez,yılmaz,aşılmaz,yüce ali,kibirli,mağrur,azametli,muhteşem,dayanıklı,bağışıklı,sarp yer,kuvvetli,kuvvet ve hamiyet sahibi adam,güçlü,çaparız,sarp,çetin,zor,dayanıklı,bağışıklı,sarp yer,kuvvet ve hamiyet sahibi adam,çaparız,yenilmez,yılmazمَنِيعٌ (ج) مُنَعَاءُ
bir yer sarp ve sert olmak,sarp ve engebeli olmak,bir şey az olmak,zahmetli olmak,men etmekوَعَرَ ـِـ وَعْراً و وُعُوراً و وَعَارَةً
sarp,yokuş,engebeli,güçlük,sarplık,yokuş,sert ve sarp yer,cimri adam,korkulu yer,cimri adamوَعْرٌ (ج) أَوْعُرٌ وأَوْعَارٌ و وُعُورٌ : وَاعِرٌ
kale,hısın,sarp ve sağlam olan yer,çeri yeri,hısın,sarp ve sağlam olan yerحِصْنٌ (ج) حُصُونٌ :حِصَارٌ
sarpجَاس
sarpصَاعِبٌ
sarpحطم ، منيع ، وهدة ، جرف ، صعب المنال ، واقف الإنحدار ، قاصٍ ، صلب ، قاس ، صلب ، جاس ، قوي ، جفر ، خشن ، شديد ، عنيف ، قاصف ، حصين ، منيع، وعر ، واعر ، وعير ، صاعب ، شزن ، وعث ، صعب ، حطم ، غير ممكن الوصول إليه
sarp yolطَرِيقٌ وَعِرٌ
sarp yolطريق حطمة ، طريقة حطمة، طريق واعر
sert,sarpقَاسٍ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
yalımحد السكين ، شفرة الجارحة ، شعرة الجارحة ، ضبيب ، لهب ، لهيب ، إعتبار
yalım kara sürülmüşمطلئ بالدبق
yalım kara sürmekطلاء بالدبق
dağ gayetle sarp ve yalım olup çıkmak olmakأَمْلَعَ : إِمْلاَعاً
dağ gayetle sarp ve yalım olup çıkmaz olmak,dişi deve çabuk,hızlı geçmekأَمْلَعَ : إِمْلاَعاً
dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmakإِسْتِهْبَابٌ
rüzgarın esmesini istemek,rüzgarı kopraıp estirmek,dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmakإِسْتِهْبَابٌ
rüzgarın esmesini istemek,rüzgarı kopraıp estirmek,dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmakإِسْتَهَبَّ : إِسْتِهْبَاباً
güzel yaraşık süğlüm burunlu avrat ve katı yüce sarp ve yalım olan dağشَمَّاءُ
zor,maşakkatli,ağır,güç,düşvar ve usretli olan ve meşakkat verici olan,çetin,meşakkatli,havaya doğru uzun olup dik yukarı yalım olan dağ ki çıkılması mümkün olmaya,شَاقٌّ (م) شَاقَّةٌ : صَعْبٌ
kolaylıkla hasıl olmak,kolay olmak,gerekmek,lazım olmak,yaraşmak,yakışmak,layık olmak,merğup olmak,seza olmak,güzel olmak,iyi olmak,caiz olmakإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و يُقَالُ
üstün olmak,dahi olmak,seçkin olmak,ileride olmak,olgun olmak,usta ve uzman olmak,zahir olmakنَبُغَ ـُـ نُبُوغاً و نَبْغاً
renklenmek,boyalı olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,renkli olmak,olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
doğru ve düz olmak,bir olmak,eşit olmak,pişmek,olmak,egemen olmak,galip olmak ,üstün gelmek ,hakim olmakı ,beraber olmak,beraber olmak,düz olmak,eşit olmak,doğrulmakإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً عَلَي ...
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
dağılmak,mahv olmak,harap olmak,zail olmak,zeval bulmak,dağılıp yok olmak,perişan olmak,çekip gitmek,kayıp olmak,zayıflamakإِضْمَحَلَّ : إِضْمِحْلاَلاً
mutedil olmak,ılımlı olmak,doğru olmak,orta halde olmak,uygun olmak,düzgün ve tam olmak,doğrulmal,normalleşmek,tavını bulmakإِعْتَدَلَ : إِعْتِدَالاً و يُقَالُ عَدَّلْتُهُ فَاعْتَدَلَ أيْ قَوَّمتُهُ و اسْتَقَامَ
şeref ve asaletiyle mürüvvetli olmak,necip olmak,şerefli olmak,mert olmak,yiğit olmak,serdar olmakسَرُوَ ـُـ سَرْواً و سَرَاوَةً
renkli olmak,renklenmek,boyalı olmak,renkli olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
doğru ve düz olmak,doğru ve mutedil olmak,bir olmak,beraber olmak, ,aş ve yemiş pişmek,meyve olmak,seviyeli olmak,doğru ve eşit olmak,beraber olmak egemen olmak,galip olmak,üstün gelmek,hakim olmak,kast etmek,yönelmek,karar etmek,yerleşmek,yükselmek,çıkmaإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً إِلَي ، عَلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
pek az ve naciz olmak,ahmak ve sebükmağz olmak,arık ve zebün olmak,nesne değersiz olmak,lezzetsiz olmak, tatsız olmak,bir güne lezzetli olmamak,önemsiz olmak,tatsız olmak,naciz olmak,önemsiz,kıymetsiz,hor,hakir olmakتَفِهَ ـَـ تَفَهاً و تُفُوهاً
mert olmak,yiğit olmak,insaniyetli olmak,serdar olmak,şerefli olmak,cömert olmak,sıyırmakسَرَا ـُـ و سَرُوَ ـُـ و سَرَي ـَـ سَرْواً و سَرَاوَةً
boş olmak,batıl ve bozuk olmak,fasit olmak,hükümden düşmek,boşa gitmek,batıl olmak,hükümsüz olmak,heder olmak,zayi olmak,heba olmak,battal olmak,hükümsüz kalmak,cezasız ve intikamsız kalmak,heder olmakبَطَلَ ـُـ بُطْلاً و بُطْلاَناً و بُطُولاً
aptal olmak,bön olmak,ahmak olmak,budala olmak,aciz olmak,saf ve sade dil olmak,delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup olmakبَلِهَ ـَـ بَلَهاً و بَلاَهَةً
karışık olmak,birbirine karışmak,bir şeyin anlaşması güç,zor olmak,işkillendirmek,örtülü olmak,benzemek,işkillenmek,örtülmek,belirsiz olmak,karışık ve kapalı olmak,muğlak olmak,şüpheli ve kuşkulu olmakإِلْتَبَسَ : إِلْتِبَاساً بِ ، عَلَي ..
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmakإِسْتِهْبَابٌ
rüzgarın esmesini istemek,rüzgarı kopraıp estirmek,dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmakإِسْتَهَبَّ : إِسْتِهْبَاباً
rüzgarın esmesini istemek,rüzgarı kopraıp estirmek,dağ sarp ve yalım olmak ve sarpsınmakإِسْتِهْبَابٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid