1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid derin,uzak,uzun kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
derin,uzak,uzun uzadıya olan yol عَمِيقٌ (م) عَمِيقَةٌ و منه قوله تعالي
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
miskal,ağırlık ölçüsü,vezin,dirhem,bir nevi tartıyirmi kırat ağırlığında olan ağırlık ölçümü,bir nevi tartı,tartmak için kullanılan dirhemlik,ağırlık miktarı,tartılacak şeye göre bir dirhem ile bir dirhemin yetmişten ya yetmiş iki arpa tanesinden veya yirmi kırattan ibaret vezin,ağırlık,uzakمِثْقَالٌ (ج) مَثَاقِيلُ و في القرآن الكريم " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا " و " وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَى بِنَا حَاسِبِينَ " و يقال ألقي عليه مثاقيله اي ذخائره
fer,branş.bölüm,yan,at koşup geçene verilen ödül,şube,kol,budak,kısım,üst,yukarı,asıl olmayan,yararlı mal,tam ve uzun olan saç,ağaç dalı,ağaç budağının ucundan veya bütün daldan yapılmış yay,tepe,zirve,dal,kol,budak,tomurcuk,şube,dal,fer,yukarı çıkmak,şube,dal,budak,kol,fer,branş.bölüm,kısım,üst,yukarı,asıl olmayan,yararlı mal,tam ve uzun olan saç,ağaç dalı,ağaç budağının ucundan veya bütün daldan yapılmış yay,yan,at koşup geçene verilen ödül,meydana gelen,değnek ile başına vurmakفَرْعٌ (ج) فُرُوعٌ ، أَفْرُعٌ : ذرْوَةٌ ، شُعْبَةٌ
bitki,ot uzayıp çok olmak,çok uzun olmak,birbirine sarılmak,sarmaş dolaş olmak,yerin otu birbirine sarılmak,bitişmek,kavimin sayısı çoğalmakإِئْتَصَرَ : إِئْتِصَاراَ
kabarma,med,sel,çok su,mesafe,uzatmak,çekmek,memleketlere göre değişen bir nevi ölçek,Iraklılara göre iki ritil say sığan ölçek yaklaşık on sekiz litrelik ölçek,müd,yarım kilelik ölçek,uzamak,döşemek,uzun üstün,مُدُّ (ج) مُدُدٌ و أَمْدَادٌ و مِدَادٌ و مِدَدَةٌ : إِرْتِفَاعٌ ، تَطْوِيلٌ
açan,yayan,rızkı yayıcı,döşeyen,döşeyici ve bir nesneyi tevsi edici,genişletici,yayıcı,mücerret,müellef ve mürekkep olmayan,basit olan,Allah,istediği adam rızkını bast ve tevsi eden cenab-ı hak,açan,yayan,basit,elini açık tutan meradan uzak bulunan su,pek yüğrük deveبَاسِطٌ (من أسماء الله الحسني) : بَسِيطٌ :
ev ırak olmak,uzak olmak,gurbete çıkmak,ülkesinden savaş nedeniyle kaçmak,kaçkın olmak,kuyunun suyu azalmak,bitmek,tükenmek,uzaklaşmak,göçmek,göçetmek,kaçmak,terketmek,tüketmek,bitirmek,kuyunun suyu çok azalmak,uzaklaşmak,göç etmek,kaçmak,kuyunun suyu azalmakنَزَحَ ـَـ نَزْحاً و نُزُوحاً مِنْ ...
kapı ile ev arasında olan uzun yer üstü örtük olsun gerek olmasın,iki kapı araası,koridor,antre,dehliz,giriş,kanal,kapalı geçit,dehliz,iki duvar arası geçit,sazak,sofaدِهْلِيزٌ (ج) دَهَالِيزُ
göğsü çıkık,göğsü kambur,sırtı içeri giren kimse,göğsü dışarı çıkmış olan kişi,uzun,sarp,erişilmez,sabit,eğri başlı,eğri belli,eğri sırtlı,eğri boyunlu,beli rahat olan atأَقْعَسُ (ج) قُعْسٌ (م) قَعْسَاءُ : مَنْ خَرَجَ صَدْرُهُ و دَخَلَ ظَهْرُهُ خِلْقَةً، المَنِيعُ ، ثَابتٌ ، ثَابِتَة ، طَوِيلٌ ، مَائِلُ الرَّأْسِ و الظَّهْرِ و العُنْقِ و تَقُولُ إِذَا رَأَيْتَ أَبْكَارَ العَسَا و عَجَائِزَ قَعْسَاء فَقُلْ لَعاً و تَعَساً
yüz yahut yanak etsiz ve oval olmak,söbü olmak,yumuşak,düz ve pürüzsüz olmak,olmak,uzün ve söbü yüzlü veya yanaklı olmak,أَسُلَ ـُـ أَسَالَةً و أَسِلَ ـَـ أَسَلاً
ince,ince şey,kıymetsiz şey,ufak,hassas,un,dakik,doğru,dakik,nazik,ufak,un,ince,uzun,hayrı az kişiدَقِيقٌ (ج) دَقَائِقُ و دِقَاقٌ و أَدقةٌ
nesne uzun,yüksek olmak,bir şey güzel ve gökçek olmak,güzel ve gökçek çocuklar dünyaya getirmek,bir şeyi çok yapmak,bileğinde şikayet etmekأسْنَعَ : إِسْنَاعاً
kadife,uzun uzadı sık ağaçlık,hayaban,cadde,bulvar,tüylü kumaş,ot biteği olan kalınca yer,şu alçarak durucu olan ot biteği kalınca yerخَمِيلَةٌ (ج) خَمَائِلُ: مُخَمَّلٌ
büyük gözlü,gözü geniş ve büyük olan,geniş uzun ve enli olan şeyأَنْجَلُ (ج) نُجْلٌ و نِجَالٌ (م) نَجْلاَءُ
hastalıktan yeni kalkmış,halis,hali,fariğ,boş,zan ve şüphelerden azade,beri,bir nesneden müteberri ve zimmet ten hali olan kişi,masum,suçsuz,günahsız,arı,beri,temiz,hür,uzak,borçsuz,aklanmış temize çıkmış,beraat etmiş,arı,ırak,kurtulmuş,muaf olan,hastalıktan sağalmış,iyileşmiş,dürüst olmuş kişiبَرِئٌ (ج) بِرآءٌ و بَرِئؤُن و بُرْءآء و أَبْرِيَاءُ ، بُرَاءٌ و بِرَاءٌ و أَبْرَاءٌ (مث) بَرِيئَةٌ (ج) بَرِيْئَآتٌ و بَريَّاتٌ : ناقه ، خالص ، خالي من ، فارغ، بَعِيدٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيمِ " وَأَذَانٌ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الأَكْبَرِ أَنَّ اللَّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ " و يقال أنت برئٌ منهو أصبح فلان بارئا و بريئا من مرضه اي سالما و في الاساس حق علي البارئ أن يؤدي شكر البارئ
yazmak,tastir etmek,duvar çatlamak,tan,sabah yayılmak,faş olmak,intişar etmek,duvarda yarık genişlemek,uzun olmak,dağılmak,saçılmak,perakende olmak,sermek,sıyırmak,hızla kılıcı çekmek,uçuşmak,kuş uçurtmak,dişi hayvan erkeğin isteğine hazır hale gelmekإِسْتَطَارَ : إِسْتِطَارَةً
Benzer Kelimeler
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid