1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid devenin diye kükremesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmek,değirmen sesi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
devenin diye kükremesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmek,değirmen sesi بَغْبَغَةٌ و يقال سمعت بَغْبَغَته اي شخيره
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
devenin ağzından gelen köpük,devenin ağız suyu,devenin ağız köpüğüلُغَامٌ
devenin sütü azalmak,çekülmek,devenin hörgücünden bir şey belirmek,yazın semirmekأَقْلَصَ : إِقْلاَصاً
derenin dışarıya attığı çörçöp,buğur devenin ağzından çıkan köpük,devenin ilk yavrusu,bulut parçalarıقَزَعٌ
batan,gurup eden,yağrın,devenin iki kürek kemikleri arasındaki yeri,devenin hörgücü ile boynu arasıغَارِبٌ (ج) غَوَارِبُ و
yıkılmak,devenin hörgücü devenin sırtına yayılmak,kum bir birbirine karışıp yapışmak yapışmakإِنْدَكَّ : إِنْدِكَاكاً
adam devenin ayağını (إِبَاض) ibaz denen iple bağladı,devenin bileğini koluna bağladıتَأَبَّضَ الرَّجُلُ الجَمَلَ : ربَطَهُ بالإباضِ و هو حبل
devenin ayağı (إِبَاض) ibaz denen iple bağlandı,devenin bileği koluna bağlandıتَاَبَّضَ الجَمَلُ : رُبِطَ بالإبَاضِ
devenin ayağı (إِبَاض) ibaz denen iple bağlandı,devenin bileği koluna bağlandıتَأَبَّضَ الجَمَلُ : رُبِطَ بالإبَاضِ
devenin dişi eti yarıp çıkmağa başladı,devenin dişi bitti,çıktıبَزَغَ نَابُ البَعِيرِ
kapı gıcırtısı,pek susamış devenin,içtiği suyun karnında gürüldemesi,devenin özlemi,yeni derinin gıcırdaması;açlıktan bağırsakların gürlemesi;yüklerin gıcırtısı;açlık (mec)أَطِيطٌ
adam devenin üzerine bir nevi yuvarlak döşeme,belleme koyup üzerine bindi,devenin üzerine kisa kifl denilen çaputu koyduإِكْتَفَلَ الرَّجُلُ البَعِيرَ : وَضَعَ عَلَيْهِ الكِفْلَ أَيِ الكِسَاءَ ، جَعَلَ عَلَيْهِ كِفْلاً ثُمَّ رَكِبَ علَيْهِ
devenin ön ayağını,bileğni(إِبَاض) ibaz denen iple bağlamak,devenin ön ayağının üst tarafını alt tarafınakuvvetli ve sağlam bağlamak,adamın dizinde bulunan (نَسَأ) nese sinirine,damarına vurmakأَبَضَ ـُِـ أَبْضاً و تَأَبَّضَ ك تَاَبُّضاً ، هُ
devenin rengi boz ve kızıl oldu,devenin tüyünün rengi boz veya ak ile kara olduأَحْسَبَ البَعِيرُ
devenin gerdeninde ve dudağında olan kıllar ve devenin tüyü kavlayıp döküldükten sonra gövdesinde kalan tüy artığı,zeban avaizle ile ferkedan arasında iki tane beyaz yıldıza ıtlak olunur,avaiz kuzey kutbu yakınında dört yıldızdırذَئْبَانٌ
toprak ham kalmak,işlenmemek,yakalamak,tecrübe etmek,denemek,devenin gebe olup olmadığını anlamak için deveyi aygıra çekmek,deve aygırı dişi devenin gebe olup olmadığını koklamasından anlamakبَارَ ـُـ بَوْراً ، هُ
ah figan etmek,veyli veyli diye dava etmek,başa gelen bela,musibetten vay bana diye diye yakınmakتَوَيَّلَ : تَوَيُّلاً
başa gelen bela,musibetten vay bana diye diye yakınmakتَوَيَّلَ : تَويُلاً
için,diye,amacıyla,nedeniyle,gayesiyle,sebebiyle,ta,taki mak,mek,için,e,a kadar,sın,sin diyeكَيْ ، لِكَيْ : أَدَاةٌ تنصب المضارعَ تَقُولُ جِئْتُ كَيْ أَسْتَمِعَكَ
için,için ki,diye,amacıyla,nedeniyle ,gayesiyle,sebebiyle,için, taki,diye : öğrenmek için sordumلِكَيْ : لِكَيْمَا : كَيْ نحو سألت لِكَي أتعلّم
bir yük veya bir şey taşınırkın taşıyan kişi ağaç var ağaç var diye yolda giden gelenlere değmesin diye uyarırخَشَبَةَ خَشَبَةَ
başkasının eserlerini çalmak,benimsilemek,benimir diye iddia etmek,başkasına ait bir eseri,şiiri benimdir diye iddia etmek,intihal etmek,çalmak,bir mezhebi benimsemek,intisap emekإِنْتَحَلَ : إِنْتِحَالاً و يُقَالُ فُلاَنٌ يَنْتَحِلُ مَذْهَبَ كَذَا أَيْ إِنْتَسَبَ إِلَيْهِ
deveye bıs bıs diye çağırmak ve bes yani yeter demek,çabuk yürümek,tez gitmek ,deve bir şeye devam etmek,bir işi çabuk görmek,çabuk bitirmek,koyun ve keçi ve deveyi ( بس بس) diye çağırmak,deveye bıs bıs diye çağırmak ve bes yani yeter demekبَسْبَسَ : بَسْبَسَةً
kimseyi kınamak ve takbih etmek,ibram ve ikdam etmek,yap yap diye sıkıştırmak,ısrar etmek,yap yap diye sıkıştırmak,birini bir hacet zımnında usandırmak,direnmekإِلْحَاحٌ (ج) إِلْحَاحَاتٌ : إِصْرَارٌ عَلَي …
deveye bıs bıs diye çağırmak ve bes yani yeter demek,bir şeyi yaş etmek,kavmin arasını bozmak,fitne fesat sokmak,çabuk yürümek,tez gitmek ,deve bir şeye devam etmek,bir işi çabuk görmek,çabuk bitirmek,koyun ve keçi ve deveyi ( بس بس) diye çağırmak,deveye bıs bıs diye çağırmak ve bes yani yeter demekبَسْبَسَ : بَسْبَسَةً بِ
hüküm,yönetim,iktidar,karar,şu nesne şöyledir diye kesip atmak,kadının hükmü gibi ve şu nesne şöyle olsun diye emr etmek pdiahn hükmü gibive bir maddeye karar veren yahut davayı fasıl eden kelam veya o kelamı havi olan nesneحُكْم (ج) أَحْكَامٌ
e,a kadar,da,te,ta,taki,ıncaya kadar,olacak derecede,ya,ye kadar,hatta,için,dek,değin,diye,doğru,sın,sun diye,varıncaya kadar,lakin,e,a,için zımnında,bile,hem,üstelik,dün gece sabaha kadar uyudum,balığı başına kadar yedimحَتَّي : إِلَي ، لِ ، لِحَدِّ ، لِغَايَةِ ، لَكِن ، لأَجْلِ ، ضِمْنَ نحو نمت البارحة حَتَّي الصّباح و أَكَلْتُ السَّمَكَةَ حَتَّي رَأْسِهَا
bir kimseyi hata ettin diye hataya nisbet eylemek,hatadır ve hata etti demek,hata isnat etmek,bu nesne hatadır diye iddia etmek,yanıltmak,hatadır ve hata etti demekتَخْطِئَةٌ : تَخْطِئٌ : تَغْلِيطٌ
olmasın diyeكَيْلاَ يَكُونَ
gireyim diyeكَيْ أَدْخُلَ
bileyim diyeلأَعْلَمَ
devenin diye kükremesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmek,değirmen sesiبَغْبَغَةٌ و يقال سمعت بَغْبَغَته اي شخيره
kabus,karabasan,ağır basma,uykuda basan ağırlık,uykuda ağırlık basmakجُثَامٌ : كابوس ، ضاغوط
aslanın kükremesiهَدِيرُ الأَسَدِ
devenin kükremesiهَدِيرُ الجَمَلِ
kızmış devenin kükremesiبَهْبَاهٌ : بَحْبَاحٌ
kızmış devenin kükremesiبَحْبَاحٌ : بَهْبَاهٌ
erkek devenin kükremesiبَاْبَبَةٌ
erkek devenin kükremesiبَأْبَبَةٌ
deve kükremesi,su harıltısıقَسْطَلَةٌ : هَدِيرُ الجَمَلِ ، خَرِيرُ المَاء
aslanın kükremesi,böğürmesi,gümürmesiزَئِيرُ الأَسَدِ
devenin kükremesi,suyun çağlaması,gürültü,patırdıإِدِيدٌ : ضَجَّةٌ ، جَلَبَةٌ
hiddet ve gazabı geçmek,sükünet bulmak,yumuşamak,uykuda mışıldamak,hiddet ve gazabı geçmek,sükünet bulmak,yumuşamak,uykuda mışıldamak,püskürmek,kendini övmek,beğenmekبَخَّ ـُـ بَخّاً (تر) ، فِي
uykudaفي النوم ، نائم
uykudaفِي النَّوْمِ
uykudaفِي المَنَامِ
devenin diye kükremesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmek,değirmen sesiبَغْبَغَةٌ و يقال سمعت بَغْبَغَته اي شخيره
deveninkükremesi,sesi,değirmen sesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmekبَغْبَغَةٌ و يُقَالُ سَمِعْتُ بَغْبَغَتَهُ أَي شَخِيرَهُ
ayaklaبالقدم ، علي الأقدام ، ماشيا ، علي القدم ، راجلا
ayakla vurmakمَرْمَحٌ
ayakla vurmakضرب بالقدم
ayakla ezmekسحق بالقدم
ayakla çiğnemekثَطَأَ ـَـ ثَطْأً
ayakla basmakدَوْسٌ
ayakla basmakدوس بالقدم
ayakla tabanlamaklık,tabanlanıcılarدَاسَةٌ
halıya ayakla bastıبَغْبَغَ البِسَاطَ
ayakla çiğnemek,ezmekثَطَأَ ـَـ ثَطْاً
onu ayakla çiğnediثَطَأَهُ
nesneyi ayakla basıp çiğnediثَمَّ الشَّيْئَ
yeri ayakla bastı,çiğnediجَسَّ الأَرْضَ : وطأها
devenin diye kükremesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmek,değirmen sesiبَغْبَغَةٌ و يقال سمعت بَغْبَغَته اي شخيره
deveninkükremesi,sesi,değirmen sesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmekبَغْبَغَةٌ و يُقَالُ سَمِعْتُ بَغْبَغَتَهُ أَي شَخِيرَهُ
ayakla basmak,çiğnemek,asker çiğnemek,zapt etmekبَغْبَغَ : بَغْبَغَةً
ayakla basmak,çiğnemek,asker çiğnemek,zapt etmek,acele etmek,ivmek,deve buğ buğ baırmak,çağırmakبَغْبَغَ : بَغْبَغَةً
basmak,çiğnemekوَطْءٌ
basmak,çiğnemekجدَاسَ ـُـ دَوْساً
yere basmak,çiğnemekدَعْكَلَ : دَعْكَلَةً
bir şeyi çiğnemek,basmakوَظَبَ ـِـ وَظْباً
basıp çiğnemek,basmak,cima etmekوَطْئٌ
sertçe basmak,ayak ile çiğnemekرَهَسَ ـَـ رَهْساً
ezmek,basmak,kırmak,dövmek,çiğnemekوَهَسَ ـِـ وَهْساً
basmak,kırmak,başı yarmak,çiğnemekوَهَصَ ـِـ وَهْصاً
basmak,çiğnemek,binmek,cima etmekوَطِئَ ـَـ وَطْئاً
basmak,çiğnemek,hazırlamak,amade etmek,kolaylaştırmakوَطَأَ ـَـ وَطْأً
yayılmak,cima etmek,basmak,ayaklarıyla çiğnemekإِفْتَرَشَ : إِفْتِرَاشاً
sesi boğulmak,sesi kısalmak,sesi tutulmakadam sesi tutuldu,kısıldı,boğuk olmak,boğaz kısılmak,horuldamakبَحَّ ـَـ بَحّاً و بَحَحاً و بِحَاحاً و بُحُوحاً و بُحُوحَةً و بَحَاحَةً
geyik ve buna benzer hayvanların yavrularını isteyerek hazin hazin melemesi,bağırması,ceylan sesi,dişi deve sesi,geyik sesi,ahu sesi,ses,fasahat üzerine olmayıp anlaşılmayan sesبُغَامٌ ، صَوْتُ الغَزَالَةِ ، صَوْتُ الظَّبْيَةِ ، صَوْتُ النَّاقَةِ
soğuk,süraatli yürüyüş,hıçkırık,gürültü,ağlama sesi,gök gürleme sesi,fıkırdamak,fokurdamak,kaynamak,fokurtu,uğultu,kurşun sesi vızıltısı,gürültü,kaynamak,uğultu,çömlek,tencere ve kazan kaynarken hasıl olan avazı,sesi,cızırtı,kuşun vızıltısı,uçak motornunأَزِيْزٌ : بَرْدٌ ، بَارِدٌ : ، صَوْتُ الرَّعْدِ ، صَوْتُ الرَّصَاصِ ،صَوْتُ مُحَرِّكِ الطَّائِرَةِ ، صَوْتُ الرَّيِحِ ، صَوْتُ غَلَيَانِ و فَوَرَانِ القِدْرِ ويُقالُ فِي يَوْمِنَا أَزِيزٌ اَيْ بَرْدٌ
hışırın sesi zil sesi gibi duyuldu,zil sesi ses çıkardıأَجْرَسَ الحُلِيُ : سُمِعَ لَهُ صَوْتٌ كَصَوْتِ الجَرَسِ
deniz sesi ve lokma yutma sesi,büyük ve uzun erkek deve kuşu,deniz sesiهَيْقَمٌ : صَوْتُ البَحْرِ و صَوْتُ إِبْتِلاَعِ اللُّقْمَةِ
deveninkükremesi,sesi,değirmen sesi,uykuda hortlama,ayakla basmak,çiğnemek,zaptetmekبَغْبَغَةٌ و يُقَالُ سَمِعْتُ بَغْبَغَتَهُ أَي شَخِيرَهُ
sesi susturdu,kuvvetini kırdı,hafifletti,sesi boğduأخْمَدَ الصَّوْتَ
sesi boğulmak,sesi kısalmak,boğuk olmakبَحَّ ـَـ بَحّاً و بَحَحاً و بِحَاحاً و بُحُوحاً و بُحُوحَةً و بَحَاحَةً
kuş kanatlarının hışırtısı,sesi işidilmek,insan sesi duyulmak,hayvanları sürerken şarkı söylemek,zili çalmakأَجْرَسَ : إِجْرَاساً
atın ayağı pek yere dokunmaktan olan savt sese denir ki kütürtü ve patırtı tabir olunur,şu yoğurda ve ayrana denirki üzerine süt sağılmış ola,koyu ve ağlaz süte denir ki yoğurt gibi olur,ayak sesi,debdebe,ayaktavışı,davul sesi,koyulmuş süt,ayak sesi,ayaktavışı,davul sesi,koyulmuş sütدَبْدَبَةٌ وتقول سمعت دبدبة وهي كل صوت كوقع الحافر علي الأرض الصلبة
vaka,olay,hadise,düşüş,kuşun iniş sesi,küçük çakıl,ard arda çarpışma,kılıcın vuruş sesiوَقْعَةٌ
yılan fışırdamak,ağaç ve kanat ses etmek,at seğirtirken hışıldamak,seğirti,yürüyen at hışıldısı,yaprak sesi,hışırdamak,kuş uçarken kanadından peyda olan seda,hışırdama sesi sesi,hışırtı,kuş uçarken kanadından peyda olan sesحَفِيفٌ
kaynama sesi,fışırtı,keskinlik,şiddet ,soğuk,kendi başına devam eden hareket,tez yürüme,yel,uçak sesi,vızıltısı,ıslığı,cığırtıأَزِيزٌ
sesi kısalmak,boğuk olmak,sesi tutulmak,boğaz kısılmak,kalın ve boğunuk sesli olmak,ses boğulmakبُحُوحٌ ، بُحُوحَةٌ
derenin sesi,çağıltı sesiنَقَلَةُ الوَادِيِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid