1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtida kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtida إِهْتِدَاءٌ (ج) إِهْتِدَاءَاتٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
doğru yoldan gitmek ve doğru yola sağlık ve hidayet talep etmek,doğru yolu göstermek,doğru yolu göstermeyi istemek,doğru yola hidayet etmek,doğru yolda bulunmak,doğru yol istemek,kılavuz istemekإِسْتَرْشَدَ : إِسْتِرْشَاداً لِ ، هُ تَقُولُ إِسْتَرْشَدْتُهُ فَأَرْشَدِنِي
çok doğru söyleyen,siddik,pek doğru söyler,çok doğru söyleyen,ok doğru söyleyen,pek sadık,dürüst adil olan,doğru adam,ziyade halis dost,Hz,Ebubekir,Hz.Yusufصِدِّيقٌ : كَثِيرُ الصِّدْقِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
en doğru,ziyade sevap ve doğru olan,daha doğru,pek isabetliأَصْوَبُ : أَهْدَي
doğru,doğru söylemek,gerçeklik,hakikat,gerçek,sıdık,doğruluk,dürüstlük,rast ve doğru olmakصِدْقٌ
en doğru,pek doğru,ziyade doğru ve müstakim olanأَقْوَمُ إِسْمُ تَفْضِيلٍ ) : مُسْتَقِيمٌ جِدّاً و يُقَالُ هُوَ أَقْوَمُ سِيْرَةً مِنْ فَُلانٍ أَيْ أَعْدَلُ
ergin,reşit olmak,doğru yolda gitmek,hidayete ermek,hidayete erişmek,doğru yolu bulmak,akıllı olmak,reşit olmak,doğru olmak,doğru yola girmek,doğru yoldan gitmek,doğru yolu tutmak ,ergin olmak,olgunlaşmakرَشَدَ ـُـ رُشْداً و رَشَاداً
asaya,değneğe dayanmak,mızrağı yere dikmek,saplamak,bir şeyle doğru yala girmek,doğru yolda gitmek,doğru yolu bulmakعَكَزَ ـُـ عَكْزاً عَلَي
doğru yol,doğru yola gitmek,hak,sahih,dürüst olan,hidayete ermek,doğruluk,doğru yola delalet etmek,doğru yola girmek,İslam dini,Kuran-ı Kerim,yol,yol gösterme, itaat, gündüzهُدَيً و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
doğru yoldan gitmek ve doğru yola sağlık ve hidayet talep etmek,doğru yolu göstermek,doğru yolu istemek,doğru yola hidayet etmekإِسْتِرْشَادٌ (ج) إِسْتِرْشَادَاتٌ
isabet,vakıa,yara,halet,gol,isabet etmek,değmek,bela ve zahmet erişmek,doğru varıp erişmek,doğru ve münasip iş işlemek,doğru söz söylemek,doğru hareket etmek,yetişmek,bulmak ve her nesneyi yerinden etmek,yaralanmakإِصَابَةٌ (ج) إِصَابَاتٌ : هَدَفٌ ، حَالَةٌ و فِي القُرْآَنِ الكَرِيمِ
kendine doğru çeken,çeken,çekici,cezbeden,cazib,alıcı,tıpta kan vesaire ahlatı temas ettiği yere doğru çeken ilaç,yakı,gıdayı organlara doğru çekip dağıtan kuvvetجَاذِبٌ (م) جَاذِبَةٌ و تقول قُوَّةٌ جَاذِبَةٌ
pek doğru,en doğru,ziyade doğru,ziyade muhkem ve kuvvetli olan,en çok ödeyen,kapatan,tıkayanأَسَدُّ (ج) سُدٌّ (م) سَدَّاءُ : ذُو الصَّوَابِ
doğru yolu göstermek,doğru yola,İslama delalet etmek,götürmek,iletmek,doğru yola delalet etmek,yol göstermek,matluba isal etmek,hidayet,doğru yol,islamهِدَايَةٌ
doğrultmak,doğrulamak,düzeltmek,yöneltmek,uygun görmek,tasvip etmek,doğru bulmak,sevap ve doğru add etmek,beğenmek,tensip etmek,münasip görmek,hedefe doğru çevirmek,kast etmekصَوَّبَ : تَصْوِيباً ، نَحْوَ ، هُ
doğru yolu bulmak,müslüman olmak,hidayete ermek,Hak dine girmek,İslam dinini kabul etmek,maksuda ulaştıracak yolu bulmak,doğru yolu aramak,doğru yol üzerinde durmak,yeniden doğmak,anlamak,bitirmek,إِهْتَدَي : إِهْتِدَاءً إِلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
doğru yoldan çıkıp eğri yola saşmak,sapıklık,azmak,dalalet,gizlemek,yolu şaşırma,yolu şaşırmak,sapmak,dalalet,yolu şaşırma,azgın olmakضَلاَلَةٌ
suyun menfezi ve mecrası ,su yolu künk,idrarı böbrekten mesaneye döken mecra,mecra,ark,yolun altından geçen su yolu,idrar yoluبَرْبَخٌ (ج) بَرَابِخُ (و) بَرْبَخَةٌ : مَجْرَي المَاءِ و البَوْلِ
doğru yolu bulmak,müslüman olmak,hidayete ermek,Hak dine girmek,İslam dinini kabul etmek,maksuda ulaştıracak yolu bulmak,doğru yolu aramak,doğru yol üzerinde durmak,yeniden doğmak,anlamak,bitirmek,إِهْتَدَي : إِهْتِدَاءً إِلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
idrar yolu,sidik yolu,Kürtçe rémiz derlerمَسْلَكٌ بَوْلِيٌّ
adam yolu şaşırdı,yoldan saptı,yolu kayıp etti,eğri yola girdi,gittiأَخْطَأَ الطَّرِيقَ : عَدَلَ و مَالَ عَنْهُ ضَالاًّ
su yolu,künk,sidik yoluبَرْبَخٌ (ج) بَرَابِخُ
idrar yolu,sidik yoluمَبَالٌ
idrar yolu,bevliye yoluمَجْرَي بَوْلِيٌّ ، مَسْلَكٌ بَوْلِيٌّ
yolu ve izi bilinmez yere derlerki kişi onda şaşar kancarı gideceğini bilmez,yolu bellisiz ve içinde kayıp olunanacak geniş yerمَتْيَهَةٌ
saman yolu,saman uğrusu,kehkeşan,hacılar yolu,gökأُمُّ النُّجُومِ : المَجَرَّةُ ، السَّمَاءُ
suyun menfezi ve mecrası ,su yolu künk,mecra,ark,yolun altından geçen su yolu,idrarı böbrekten mesaneye döken mecraبَرْبَخٌ (ج) بَرَابِخُ (و) بَرْبَخَةٌ
akma,cereyan,akım,akacak yer,alçağ,nehir yatağı,mecra ,yol, kanal akmak , cereyan ,su yolu,cetvel,kanal,su yolu,yatak,akış yeri,geminin yolu ve bir günde kat ettiği mesafe,kanalizasyon,menfez,nahivde el mecari irabı mahalli olan kelimelerin son harfleri,hareke,akacak ve yürüyecek yer ve zamanمَجْرَي (ج) مَجَارٍ : جَرَيَانٌ : و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
saman yolu,kehkeşan,hacılar yolu,saman uğrusuاُمُّ النُّجُومِ
silkelemek,düşürmek,hareket etmek,hareket ettirmek,ağacı sallamak,ırgalamak,düşürmek,ekinin son başağı çıkmak,kavmin azığı veya malı gitmek,sıtmaya yakalanmak,yolu izlemek,yolu hırsızlardan temizlemek,hasta iyileşmekنَفَضَ ـُـ نَفْضاً و نُفُوضاً
samanyolu,saman uğrusu,kehkeşan,gök kapısı,gök yarığı,hacılar yolu,samanlık yolu,gök kapısı,gök yarığı,Kürtçe kâdız derlerمَجَرَّةٌ (ج) مَجَرَّاتٌ : دَرْبُ التُّبَّانَةِ : بَابُ السَّمَاءِ
azmak,azgın olmak,sapmak,saptırmak,yanılmak,hata işlemek,günah işlemek,yoldan çıkmak,kötü yola sapmak,delalete düşmek,delalete düşürmekغَوَي ـِـ غَيّاً و غَوَايَةً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtidaإِهْتِدَاءٌ (ج) إِهْتِدَاءَاتٌ
bir şeyin tadını acı ve yakıcı veyahut sert bulmak veya böyle add etmek,çirkin bulmak,çirkin bulmak,çirkin ve nahoş addetmek veya bulmak,iğrenç bulmak,yaramaz bulmak,kötü görmek,tiksinmekإِسْتَبْشَعَ : إِسْتِبْشَاعاً ، هُ
bir şeyi yanına yanaştırmak,bir kimseyi kibar,nazik,narin ve kibar bulmak,latif bulmak,tatlı bulmak,hoş bulmak,sevimli bulmak,sevmekإِسْتَلْطَفَ : إِسْتِلْطَافاً
bir nesneyi iyi,güzel,gökçek bulmak,hoş bulmak,güzel bulmak,iyi bulmak,istinca etmek,eziyeti gidermek,ut ve avret yerlerini temizlemek,şarap içmekإِسْتَطَابَ : إِسْتِطَابَةً بِ ، هُ
son bulmak, bitmek,son bulmak,kapanmak,eriştirmek,hitam bulmak,,ihtitam bulmakإِخْتِتَامٌ (ج) إِخْتِتَامَاتٌ
kuvvetlenmek,sağlamlaşmak,kuvvetli olmak,kuvvet bulmak,desteklenmek,destek bulmak,metanet bulmak,iyotlaşmakتَأَيَّدَ : تَأَيُّداً
çirkin bulmak, iğrenç bulmak, yaramaz bulmak, kötü görmek, tiksinmekإِسْتَبْشَعَ : إِسْتِبْشَاعاً
bir nesneyi iyi,güzel,gökçek bulmak,hoş bulmak, iyi bulmakإِسْتَطَابَ : إِسْتِطَاباً
korkunç görmek,korkunç bulmak,korkutmak,katı bulmak,çirkin ve berbat bulmak,kötü bir işe sokmak,güç ve katı olmakأَفْظَعَ : إِفْظَاعاً ، هُ
güzel bulmak,hoş görmek,gökçek görmek,gökçek bulmak,beğenmek,iyi bulmak,doğru bulmak,güzel saymak,güzel add etmek,güzel görmek,makbul ve pesend add etmek,iyi görmek,iyi saymak,aferin demek,tahsin etmek,takdir etmek,uygun bulmak,onaylamak,tasvip etmek,tahsإِسْتَحْسَنَ : إِسْتِحْسَاناً ، هُ
rahat ve nimette daim olmak,felah bulmak,zafer bulmak,kurtulmak,necat bulmak,korkudan emin olmak,salah ve saadet kesp etmek,başarılı olmak,muvaffak olmak,selamete çıkmak,iflahإِفْلاَحٌ (ج) إفْلاَحَاتٌ : نَجَاةٌ ، خَلاَصٌ
beğenmek,hoş görmek,güzel,iyi add etmek,güzel bulmak, hoş görmek, beğenmek,bir şeyi iyi,gökçek bulmak,iyi bulmak,doğru bulmakإِسْتَحْسَنَ : إِسْتِحْسَاناً ، هُ
bir yemeği lezzetli bulmak,haz etmek,hoş bulmak,hoşlanmakإِلْتَذَّ : إِلْتِذَاذاً بِ ، هُ
fevz ve felah bulmak,zafer bulmak,kazanmak,elde etmekإِسْتَفْلَحَ : إِسْتِفْلاَحاً بِ
imtisal etmekإِيْتِمَارٌ
uymak,uyulmak,itaat,imtisal etmekإِمْتِثَالٌ (ج) إِمْتِثَالاَتٌ : طَاعَةٌ
buyruk tuttu,emre imtisal etti,uyduإِئْتَمَرَ بألأَمْرِ : إِنْسَاعَ لَهُ
ardına düşüp gitmek,uyup imtisal etmekتَبَاعٌ
izine uymak,imtisal ve iktida etmekإِئْتِثَارٌ (ج) إِئْتِثَارَاتٌ
ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmekإِقْتِفَارٌ (ج) إِقْفَارَاتٌ
mengene kendisini sıktığı için rüyi imtisal gösterip itaatkar ve münkad olduدَرْدَبَ لَمَّا عَضَّهُ الثِّقَافُ
itaat,itaat etmek,kulluk etmek,uymak,boyun eğme ,vaaz dinlemek,söze eslemek ,emre uymak,imtisal ve fermanber olmak ,,itaat etmek,boyun eğme,başeğme,vaaz dinlemek,söze eslemek,emre uymak,imtisal ve fermanber olmakطَاعَةٌ (ج) طَاعَاتٌ : لاَ طَاعَةَ لِلمَخْلُوقِ عِندَ مَعْصِيَّةِ الخَالِقِ
uymak,tabi olmak,imtisal etmek,izlemek,takip etmekإِتِّبَاعٌ (ج) إِتِّبَاعَاتٌ : : مُتَابَعَةٌ، إِقْتِدَاءٌ
tabiiyet,bağımlılık,bağlılık,tebeiyyet,tabi olmak,itaat etmek,imtisal etmek,uymakتَبَعِيَّةٌ (ج) تَبَعِيَّاتٌ
birini birinin arkası sıra göndermek,birini birine imtisal ettirmek,kafiyelendirmek,uyaklandırmakتقْفِيَةٌ
bir kimse ardına uymak,ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmekإِقْتِفَاءٌ (ج) إِقْتِفَاءَاتٌ
kast etmek,iktida ve imtisal etmek,uymakإِئْتِمَامٌ (ج) إِئْتِمَامَاتٌ ، إِقْتِدَاءٌ
boyun eğmek,gereğini yapmak,itaat,muvafakat ve mutabakat etmek,uymak,uyulmak,itaat,imtisalإِمْتِثَالٌ (ج) إِمْتِثَالاَتٌ : إِطَاعَةٌ
doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtidaإِهْتِدَاءٌ (ج) إِهْتِدَاءَاتٌ
tahlit edip karışmak,şüpheli kılmak,hile edip aldatmakتَلْبِيسٌ (ج) تَلْبِيسَاتٌ
ihtilatı nasdan mücanebet edip uzlet ve inzivayı ihtiyar etmek,tefrik edip ayırmakتَفْرِيدٌ (ج) تَفْرِيدَاتٌ
düzeltmek,taslih etmek,artıklardan temizlemek,yeniden gözden geçirmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmak,azaltıp seçmekتَنْقِيحٌ (ج) تَنْقِيحَاتٌ
giydirmek,kaplamak,tahlit edip karışmak,şüpheli kılmak,hile edip aldatmak,başka surette göstermek,gizlemekتَلْبِيسٌ (ج) تَلْبِيسَاتٌ
kalabalık,çokluk,yoğunluk,izdiham,muzamaha edip sımsıkı olmak,kalabalık edip sıkışmak,itişme,muzamaha edip sımsıkı olmak,kalabalık edip sıkışmak,çoklukإِزْدِحَامٌ (ج) إِزْدِحَامَاتٌ ، إِكْتِظَاظٌ ، زِحَامٌ ، زَحْمٌَ، كَثْرَةٌ
ona döndü,ona rücü edip vardı veya sair şeylerden büsbütün inkita edip o nesneye mütehassıs olduبَاَءَ إِليهِ : رجع او إنقطع
ona döndü,ona rücü edip vardı veya sair şey lerden büsbütün inkita edip o nesneye mütehassıs olduبَاَءَ إِليهِ : رجع او إنقطع
karışmak,karma karışık olmak,kan galebe edip kaynamak,süt çoğalmak,bir kimsenin üzerine hamle edip üstün olmak,kan tutmakتَبَيَّغَ : تَبَيُّغاً
Allaha tevekkül etmek,güvenmek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,Allaha teslim olmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamakAllaha tevekkül etmek,güvenmek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,Allaha teslim olmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamak,Allaha teslim olmak,işini Allaha bırakmak,güvenmek,yetinmek,yorulmak,güç yürümek,her hususta Allaha itimat edip güvenip bağlanmak,bütün işleri birine sipariş edip ısmarlamak,vekil olmakوَكَلَ ـِـ وَكْلاً ووُكُولاَ ووَكَالَةً إِلَي ، ب ، عَلَي
cima edip inzal olmadan gayri avrata cima edip onada inzal olmakفَهْرٌ
iplik eğirmek,kadınların sobetinden haz edip yanlarından ayrılmamak,kadınlara şaka ve latife etmek,nisvan sohbetinden haz edip latife etmekإِغْزَالٌ (ج) إِغْزَالاَتٌ
hayvana eyer vurmak,mum yakmak,nesne tezyin etmek,davarı yabana salıvermek,göndermek,salak edip boşamak,teshil edip kolaylık vermek,taramak,davarı otlamak için meraya salmak ve hatuna talak vermek,ayırmakتَسْرِيحٌ (ج) تَسْرِيحَاتٌ
ayıklamak,temizlemek,süslemek,revize etmek,yeniden gözden geçirmek,düzeltmek ,tashih etmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmak,azaltıp seçmek,üründülemek,ayırtlamak,pürüzünü ayırtlamak,tenkih etmek,temizlemek,ayıklamak,düzeltmek,tashih etmek,yeniden gözden geçirmek,kemikten ilik çıkarmak,tecessüs edip nesnenin sonuna ve hakikatına ermek,şair şiirini tımar edip ayıplarını hazf etmek,ayıklamak,umuman evaid ve ayıplarını def edip mergup kılmakنَقَّحَ : تَنْقِيحاً ، هُ
iplik eğirirken iği,kirmeni döndürmek,çevirmek,iplik eğirmek,kadınların sobetinden haz edip yanlarından ayrılmamak,kadınlara şaka ve latife etmek,nisvan sohbetinden haz edip latife etmekاَغْزَلَ : إِغْزَالاً
lütüf edip sevgi ve sevmeklik göstermek,yaltaklanmak,yağ çekmek,dalkavukluk etmek ,övmek,yağcılık etmek,göklere çıkarmak,telattuf edip arz ve izharı bendeki ve muhabbet etmek,yaltaklanmakتَمَلّقَ : تَمَلُّقاً و تِمْلاَقاً
doğru yoldan gitmek ve doğru yola sağlık ve hidayet talep etmek,doğru yolu göstermek,doğru yolu göstermeyi istemek,doğru yola hidayet etmek,doğru yolda bulunmak,doğru yol istemek,kılavuz istemekإِسْتَرْشَدَ : إِسْتِرْشَاداً لِ ، هُ تَقُولُ إِسْتَرْشَدْتُهُ فَأَرْشَدِنِي
çok doğru söyleyen,siddik,pek doğru söyler,çok doğru söyleyen,ok doğru söyleyen,pek sadık,dürüst adil olan,doğru adam,ziyade halis dost,Hz,Ebubekir,Hz.Yusufصِدِّيقٌ : كَثِيرُ الصِّدْقِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
en doğru,ziyade sevap ve doğru olan,daha doğru,pek isabetliأَصْوَبُ : أَهْدَي
doğru,doğru söylemek,gerçeklik,hakikat,gerçek,sıdık,doğruluk,dürüstlük,rast ve doğru olmakصِدْقٌ
en doğru,pek doğru,ziyade doğru ve müstakim olanأَقْوَمُ إِسْمُ تَفْضِيلٍ ) : مُسْتَقِيمٌ جِدّاً و يُقَالُ هُوَ أَقْوَمُ سِيْرَةً مِنْ فَُلانٍ أَيْ أَعْدَلُ
ergin,reşit olmak,doğru yolda gitmek,hidayete ermek,hidayete erişmek,doğru yolu bulmak,akıllı olmak,reşit olmak,doğru olmak,doğru yola girmek,doğru yoldan gitmek,doğru yolu tutmak ,ergin olmak,olgunlaşmakرَشَدَ ـُـ رُشْداً و رَشَاداً
asaya,değneğe dayanmak,mızrağı yere dikmek,saplamak,bir şeyle doğru yala girmek,doğru yolda gitmek,doğru yolu bulmakعَكَزَ ـُـ عَكْزاً عَلَي
doğru yol,doğru yola gitmek,hak,sahih,dürüst olan,hidayete ermek,doğruluk,doğru yola delalet etmek,doğru yola girmek,İslam dini,Kuran-ı Kerim,yol,yol gösterme, itaat, gündüzهُدَيً و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
doğru yoldan gitmek ve doğru yola sağlık ve hidayet talep etmek,doğru yolu göstermek,doğru yolu istemek,doğru yola hidayet etmekإِسْتِرْشَادٌ (ج) إِسْتِرْشَادَاتٌ
isabet,vakıa,yara,halet,gol,isabet etmek,değmek,bela ve zahmet erişmek,doğru varıp erişmek,doğru ve münasip iş işlemek,doğru söz söylemek,doğru hareket etmek,yetişmek,bulmak ve her nesneyi yerinden etmek,yaralanmakإِصَابَةٌ (ج) إِصَابَاتٌ : هَدَفٌ ، حَالَةٌ و فِي القُرْآَنِ الكَرِيمِ
kendine doğru çeken,çeken,çekici,cezbeden,cazib,alıcı,tıpta kan vesaire ahlatı temas ettiği yere doğru çeken ilaç,yakı,gıdayı organlara doğru çekip dağıtan kuvvetجَاذِبٌ (م) جَاذِبَةٌ و تقول قُوَّةٌ جَاذِبَةٌ
pek doğru,en doğru,ziyade doğru,ziyade muhkem ve kuvvetli olan,en çok ödeyen,kapatan,tıkayanأَسَدُّ (ج) سُدٌّ (م) سَدَّاءُ : ذُو الصَّوَابِ
doğru yolu göstermek,doğru yola,İslama delalet etmek,götürmek,iletmek,doğru yola delalet etmek,yol göstermek,matluba isal etmek,hidayet,doğru yol,islamهِدَايَةٌ
doğrultmak,doğrulamak,düzeltmek,yöneltmek,uygun görmek,tasvip etmek,doğru bulmak,sevap ve doğru add etmek,beğenmek,tensip etmek,münasip görmek,hedefe doğru çevirmek,kast etmekصَوَّبَ : تَصْوِيباً ، نَحْوَ ، هُ
doğru yolu bulmak,müslüman olmak,hidayete ermek,Hak dine girmek,İslam dinini kabul etmek,maksuda ulaştıracak yolu bulmak,doğru yolu aramak,doğru yol üzerinde durmak,yeniden doğmak,anlamak,bitirmek,إِهْتَدَي : إِهْتِدَاءً إِلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
yoldan çıkarmak,sapıtmak,yoldan sapmak,sapıtıp alarga etmekنَكَّبَ : تَنْكِيباً ، هُ
doğru yoldan ve hak dinden sapıtmak,azdırmak,yoldan çıkarmak,sapmakإِضْلاَلٌ (ج) إِضْلاَلاَتٌ
yoldan ayrılmak,doğru yoldan çıkmak,sapmak,caymakإِنْعَدَلَ : إِنْعِدَالاً عَنْ
yoldan ayrıldı,yolu tuttu,yoldan sapmadıثَكَمَ الطَّرِيقَ
su kaynağı yoldan uzak olmak,hesap darmadağın,çok ve karmakarışık olmak,yoldaşlar yoldan geçenlereden ayrı olmakأَشْغَرَ : إِشْغَاراً
sapmak,bozulmak,eğilmek,doğru yoldan çıkmak,yamulmak,bir tarafa meyil edip eğilmek,yoldan ayrılmak,çıkmak,sapmak,yamuk olmaإِنْحَرَفَ : إِنْحِرَافاً عَنْ
asî,fasık olmak,yoldan,emirden,dinden çıkmak,fasık olmak,hak yoldan çıkmak,sapmak, zina etmek,günah işlemek,nesne kabuğundan ayrılmak,emrinden çıkmak,ahlaksızlık etmek,doğru yoldan sapmak,Tanrı buyruğundan dışarı çıkmak,fasık olmak,hak yoldan çıkmak,sapmak,zina etmek,günah işlemek,nesne kabuğundan ayrılmak,emrinden çıkmakفَسُقَ ـُـ فِسْقاً و فُسُوقاً و فَسَقَ ـُِـ فِسْقاً و فُسُوقاً
haktan rücü etmek,kaçmak,hak yoldan sapmak,hak yoldan sapmak,udul etmek,caymak,dönmek,küfre meyil ve temeyyül etmek,küfür,dinsizlik,ilhat,ateizmإِلْحَادٌ (ج) إِلْحَادَاتٌ : كُفْرٌ
doğru yoldan sapmak,yoldan çıkmak,vasiyetinden caymak,hükümde hata ve günah etmek,eğilmek,fenaya saymak,göğsün bir tarafı içeri girip diğer tarafı evvelki heyeti üzere doğru kalmakla hasıl olan vucut çarpıklığıجَنَفٌ
söz kapalı,gizli,belirsiz müşkil,muğlak,mestur,anlaşılması zor olmak,mehaz derin olmak,tolerans göstermek,kılıç ete batıp içnde kayıp olmak,yerde gitmek,gezmek,yerçok çukur olmak,ev ana yoldan uzak olmak,göz yummak,,ev ana yoldan uzak olmak,غَمَضَ ـُـ غَمْضاً و غُمُوضاً و غَمَاضَةً و مَغْمضاً فِي
şer,kötülük koparmak,arbede çıkarmak,yoldan sapmak,boğuşturmak,kargaşa,karışıklık,fitne koparmak,kargaşa çıkarmak,karışıklık çıkarmak,sapmak,yoldan çıkmakشَغَبَ ـَـ شَغْباً وشَغَباً مِنْ
inatçı,direngen,serkeş,doğru yoldan sapıcı,öneğü,inat edici,muannit,direngen,serkeş,doğru yoldan sapıcı,öneğüعَنِيدٌ
uzaklaştırmak,uzak olmak,yere sırt üstü düşmek,arkası üstüne düşmek,yoldan sapmak,sürüden ayrılıp yoldan çıkmak,dorudan ayrılmak,yanlış yola sapmak,uzak olmak,yere sırt üstü düşmek,arkası üstüne düşmek,yoldan sapmak,sürüden ayrılıp yoldan çıkmak,dorudan ayrılmak,yanlış yola sapmak,uzaklaştırmak,uzak olmak,arkası üstüne düşmekشَطَحَ ـَـ شَطْحاً
kanuni yoldanعَنِ الطَرِيقِةِ النِّظَامِيَّةِ
yoldan çıkarmakأَعْدَلَ : إِعْدَالاً
doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtidaإِهْتِدَاءٌ (ج) إِهْتِدَاءَاتٌ
adam İslam milleti ile milletlendi,İslam dinine girdiإِمْتَلَّ الرَّجُلُ : دَخَلَ مِلَّةَ الإِسْلاَمِ
İslamiyat,İslam dini ile ilgili her husus,İslam dinine ait hususlarإِسْلاَمِيَّاتٌ
islam birliği,panislamizim,ittihadı İslamوَحْدَةٌ إِسْلاَمِيَّةٌ
üzüntü gitmek,sıkıntı gitmek,gam keder def olmak,gitmek,açılmakإِنْسَلَي : إِنْسِلاَءً عَنْ
bir kimsenin izine uyup gitmek,peşine düşmek,peşinden gitmek,seçmek,tercih etmek,ardınca gitmekإِقْتَفَرَ : إِقْتِفَاراً
uymak,izince gitmek,ardınca gitmek,takip gitmek,ittiba etmekإِتَّبَعَ : إِتِّبَاعاً
bir kimse ardına uymak,ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmek,bir kimsenin izine uyup gitmek,peşine düşmek,peşinden gitmek,izini izlemek,sürmek,takip etmek,ardınca gitmek,ardı sıra gitmek,ihtiyar etmek,tabi olmak,uymak,seçmek,tercih etmekإِقْتَفَي : إِقْتِفَاءً ، هُ
gizlice gitmek,uğrulayın gitmek,bir yere gizli gitmekإِذْلَوْلَي : إِذْلِيلاَءً
bir kimsenin izine uyup gitmek,ardınca gitmek,ardına düşüp gitmek,imtisal ve iktida etmek,kemik üzerindeki eti dişlerile ısırıp almakإِقْتَفَرَ : إِقْتِفَاراً
erken yapmak,erken davranmak,sabah vakti gelmek,sabah gitmek,kuşluk vaktinde gitmek, erken gitmek,öğle vakti gitmek,gitmek,gelmek,bir işi sabah vakti işlemek,olmak,meğe başlamakغَدَا ـُـ غُدُوّاً و غَدْواً و غُدْوَةً
uymak,tabi olmak,izlemek,imtisal etmek,peyrev olmak,tebeiyyet etmek,izince gitmek,ardınca gitmek,arkasında yürümek,uymak,izince gitmek, ardınca gitmek,takip gitmek,ittiba etmekإِتَّبَعَ : إِتِّبَاعاً
birine uymak,tabi olmak,takip olmak,izlemek,takip etmek,arkasından gitmek,ardınca gitmek,gerisinde gitmek,arkası sıra gitmek,muti ve tabi olmak,birinin emrine imtisal etmek,birinin mezhep veya mesleğini yahut taraftarlığını iltizam etmek,peyrev olmak,yürümek,yanından geçmek,izince gitmekتَبِعَ ـَـ تَبَعاً و تَبَاعاً و تَبَاعَةً ، هُ
doğru yol,doğru yola gitmek,hak,sahih,dürüst olan,hidayete ermek,doğruluk,doğru yola delalet etmek,doğru yola girmek,İslam dini,Kuran-ı Kerim,yol,yol gösterme, itaat, gündüzهُدَيً و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
sefer,yolculuk,seyahat,açılmak,yol,ırak yola gitmek,yola çıkmak,sefere gitmek,sefer,yolculuk,gitmek,açılmak,seyahat,sabah aydınlığı,uzak yola gitmek,yola çıkmak,sefere gitmek,ırak yola gitmek,hareket,yolcu olmak,açık saçık olmak,açılmak,açmak,parlamakسَفَرٌ (ج) أَسْفَارٌ : رحلةٌ ، سِياحَةٌ و يُقَالٌ السّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ السًّقرِ
Nasrani olmak,Hıristiyanlığı din edinmek,Hiristiyanlaşmak,Hırıstiyan olmak,Hiristiyan dinini kabul etmek,Mesihi dinini kabul etmek,imdat etmekتَنَصَّرَ : تَنَصُّراً لِ
günah ile dinini helak ettiأَوْثَغَ : إِيْثَاغاً دِيْنَهُ بالإثْمِ
filan dinini günah ile helak ettiأَوْتَغَ فُلاَنٌ ديْنَهُ بالإِثْمِ
mütedeyyin,dindar,dinini ve imanını saklayıcı kişiمُتَدَيِّنٌ
adam İslam dinini girdi,barışa girdiأَسْلَمَ الرَّجُلُ : دَخَلَ فِي الإِسْلاَمِ ، دَخَلَ فِي السِّلْمِ
doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtidaإِهْتِدَاءٌ (ج) إِهْتِدَاءَاتٌ
yahudi olmak,yahudi dinini kabulve ittihaz etmek,Yahudiliği din edinmek,Yahudileşmek,hidayete erişip salih amel işlemekتَهَوَّدَ : تَهَوُّداً
birine meyil etmek,aleyhinde bulunmak,bağnazlık etmek,fanatik olmak,sinirlenmek,sarık sarmak,dinini karşı koyu düşkün olmak,mutassıp,bağnaz olmak,bağlanmakتَعَصَّبَ : تَعَصُّباً لِ ، عَلَي
teslim olmak,boyun eğmek,baş eğmek,itaat etmek,islam dinini kabul etmek,ele vermek,hacerül esved taşını öpmek,pes etmek,kendini teslim etmek,yolu şaşmamakإِسْتَسْلَمَ : إِسْتِسْلاَماً لِ
doğru yolu bulmak,müslüman olmak,hidayete ermek,Hak dine girmek,İslam dinini kabul etmek,maksuda ulaştıracak yolu bulmak,doğru yolu aramak,doğru yol üzerinde durmak,yeniden doğmak,anlamak,bitirmek,إِهْتَدَي : إِهْتِدَاءً إِلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
makbul,kabul edilmiş,kabül olunan,kabul edilen,kabul edilir,alınan,ortaمَقْبُولٌ (ج) مَقْبُولُون (م) مَقْبُولَةٌ (ج) مَقْبُولاَتٌ : وَسَطٌ
haccı kabul olundu,haccı kabul olsun,Allah onun haccını kabul ettiبَرَّ اللهُ حَجَّهُ
muvafakat,kabul,kabul etmek,onay,anlaşmak,razı olmak,muvafakat etmek,uygunluk,kabul etmek,düzenlik eylemek,uymak,uygunluk,kabul etmek,uyuşmak,düzenlik eylemek,kabul,onayمُوَافَقَةٌ (ج) مُوَافَقَاتٌ
ahitedişmek,kabül etmek,tasdik etmek,alı satı kılığı,satış nevi,biat,hükümetini kabul edip hakim olduğunu teslim ve alenen ikrar etmek,kabül etmek,Hırıstiyanların kilisesi,kafirlerin kilisesi,havra,Yahudi mabediبَِيْعَةٌ (ج) بِيَعٌ و في القُرْآنِ الكَرِيمِ
vasiyeti kabul etmek,vasiyet etmek istemek,tavsiyeyi kabul etmek,birinin iyiliğini istemek,iyiliği için çalışmaknasihat kabul etmek,إِسْتَوْصَي : إِسْتِيصَاءً بِ و فِي الحَدِيثِ
vaaz ve nasihatı kabul etmek,öğüt dinlemek,öğüt almak,öğüdü tutmak,vaazdan hisselenmek,öğüdü kabul etmek,öğüdü kabul edip doğru yola girmek,dalaletten vaz geçmek,el çekmek,yaralanmakإِتَّعَظَ : إِتِّعَاظاً بِ
cevap,yanıt,sailin sualine cevap vermek,cevaplandırmak,yanıtlamak,çağırdıkları yere varmak,sözü kabul etmek,birinin niyazını kabül etmek,icabet etmek,icabet,kabul etmek,isticabet,karşılıkإِجَابَةٌ (ج) إِجَابَاتٌ، جَابَةٌ ، مَجُوبَةٌ ، جِيْبَةٌ ، جَوَابٌ ، رَدٌّ ، إِسْتِجَابَةٌ ، تَلْبِيَةٌ ، قَبُولٌ
özür ve bahane kabül eder olan,mazeret kabul edenعَاذِرٌ
amin,kabul et,icabet et,ya Rab kabul et,müstecap eyle !آمِينْ ! إِسْتَجِبْ لَنَا يَارَبّ
Allah Hz.İbrahimin kurbanını kabul ettiği gibi kurbanımızı kabul eylesinتَقَبَّلَ اللهُ أُضْحِيتَنَا كَمَا تَقَبَّلَ أُضْحِيَّةَ إِبْرَاهِيمَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ
kabul olunmuş,salihane,müttakiyane günahlardan,yalan ve şüpheden arınmış,kutlu,güzel,iyi,kabul edilmişمَبْرُورٌ (م) مَبْرُورَةٌ
güzel,iyi,kabul edilmiş,yalan,hıyanet,şüpheli olmayan gerçekleşmiş nesne,Allah katında kabul olunan ibadetمَبْرُورٌ
ya rabbi duamızı kabul eyle,icabet et,amin,rabbim icabet buyur,kabul et ! manasıyla dua sonlarında kullanılırآمِينُ : آمِّينُ : أَمِينُ ! ، إِسْتَِجبْ دُعَائَنَا يَا رَبِّ !
kabul etmek,kabul edip pesend add etmek,kabullenmek,,kabul edip pesend add etmek,razı olmak,kefil olmak,almak,kişi babasına benzemekتَقَبَّلَ : تَقَبّلاً مِنْ
vasiyeti kabul etmek,birinin iyiliğini istemek,nasihat kabül etmekإِسْتَوْصَي : إِسْتِيصَاءً بِ
doğru yolu bulmak,delalete imtisal edip doğru yoldan gitmek,İslam dinini kabul etmek,ihtidaإِهْتِدَاءٌ (ج) إِهْتِدَاءَاتٌ
ihtida edene aitمَهْتَدِيٌّ
mühtedi,ihtida edenمُهْتَدِيٌ و فِي القرآن الكَرِيمِ
kötü adam ihtida ettiإِهْتَدَي الشِّرِّيرُ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,iptal etmek,belirsiz etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر
eğilmek,bükülmek,çarpılmak,arz etmek,itmat etmek,caymak,önüne geçmek,hücüm etmek,yönelmek,yöneltmek,tevecch etmek,ikbal etmek,rağbet etmek,ıraklaştırmak,kenardan yürümekأَنْحَي : إِنْحَاءً عَلَي ، عَنْ ، لِ
almak,ahz etmek,kabul etmek,elde etmek,ele geçirmek,gafil avlamak,yakalamak,tutmak,başlamak,kapmak,tesir etmek,alıkoymak,hapis etmek,men etmek,zorlamak,öldürmekأَخَذَ ـُـ أَخْذاً وتَأْخَاذاً و مَأْخَذَاً بِ ،عَلَي ، عَنْ ، فِي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid