1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid don ve sise karşı önlem almak (met) kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
don ve sise karşı önlem almak (met) إتخاذ التدابير ضد الصقيع و الضباب
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
donصقيع ، جمد ، جمود ، ملوبس
Donصقيع ، جمد ، جمود ، لباس أ تبان
dön !دُرْ !
donإزَارٌ
don altındaتَحْتَ الصَّقِيعِ
don dalgasıمَوْجَةُ الصَّقِيع
don dalgasıموجة الصقيع
don oluştuتَشَكَّلَ الصَّقِيعُ
Kırağı,donصَقِيعٌ
don yağıدهن لعمل الشمع
don yuyucuغاسل الملابس
Don,çamaşırملبوس
iç donتبان ، قماش داخلي ، لباس ، ثوب جواني ، سروال ، لباس
geriye dön !إلي الخلف دُرْ !
don (ar,is)سروال (ج) سراويل ، لباس العوم ، تبّان ، لباس تحتاني ، ثوب ، ملبوس ، يلمق ، صقيع ، جمد ، جمود ، جليد ، إنجماد ، دهن
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
asalet,asilazadelik,köklü ve sabit ve rasih olmak,fikir ve mülahaza ve reyde hop ve sevap olmak,ırk ve nesep sahibi olmak,vekil olmayıp kendi hukukunca amil olmak,asil ve soylu olmak,soy,necabet,zadelik,zadeganlık,asillik,soyluluk,asıllı olmak,kalite,özgأَصَالَةٌ : إِصَالَةٌ ، جَوْدَةٌ
şişe,sırça,sırçadan yapılan şişe,koku kabı,gözün karası,siyahı,kadınقَارُورةٌ (ج) قَوَارِيرُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
hasırlı şişe,sepetli şişe,damacanaدَمَجَانَةٌ
açacak,şişe ve konserve kutuları ve şişe ve teneke açacağıفَتَّاحَةٌ (ج) فَتَّاحَاتٌ
eti şişe geçirdi,dizdi,sapladı,eti kebap yapmak için şişe sapladıسَفَّدَ اللَّحْمَ
şişeزجاجة ، قارورة ، قنينة
şişeقَارُوورٌَ ، زُجَّاجةٌ ، قُنَيْنَةٌ
şişeزُجَّاجَةٌ ، قَارُورَةٌ
Şişe قِنّينة (ج) قَنانٍ
Şişeقنينة ، قارورة
şişeبَتَّةٌ : بَطَّةٌ
kapalı şişeقِنِّيْنَةٌ مَسْدُودَةٌ
şişe bardakنهاء
şişe bardakنُهَاءٌ
manyetik şişeقارُورَةٌ مَغْنَطِيسِيَّةٌ
şişe ağzıفُوهَةُ القِنِِّينَةِ
karşı gelmek,karşı koymak,karşı durmak,direnmek,karşı çıkmak,kalkışmak,direnmek,mukavamet etmekنَاهَضَ : مُنَاهَضَةً
karşı taarruz,karşı saldırı,karşı hücümهُجُومٌ مُعَاكِسٌ
yüzleşmek,yüzyüze görüşmek,yüz yüze gelmek,karşı durmak,göğüs germek,karşı karşıya gelmek,karşılaşmak,karşı durmak,göğüs germek,karşı karşıya kalmak,buluşmak,çarpışmakوَاجَهَ : مُوَاجَهَةً و وِجَاهاً
yüz çevirmek,yüzünü dönmek,baş vurmak,karşı koymak,tesadüf etmek,vuku bulmak,doğru niyetle ikdam üzere bir nesneye meşgül olmak,taarruz etmek,karşı koymak,yüz çevirmek,yüzünü dönmek,karşı koymak,önlemek,ses vermek,baş vurmak,karşı çıkmak,takarrup etmek,karşı koymak,önlemek,sesتَصَدِّيٌ (ج) تَصَدِّيَاتٌ لِ
itiraz,taan,protesto,,karşı çıkmak,karşı gelmek,karşı koymak,kabul etmemek,menetmek,yüz döndürmek,arkırı gelmek,bir işi yapmağa kalkışmak,arkırı gelmek,bir kimseyi oklayıp öldürmek,yolunu kesmek,temyiz etmekإِعْتِرَاضٌ (ج) إِعْتِرَاضَاتٌ : طَعْنٌ
karşı,karşı çıkan,muarız,muhalif,reddeden,itiraz eden,çekişenمُعَارِضٌ (ج) مُعَارِضُون
dini vecibelerinin birine karşı gelen hepsine karşı gelmiş olurمَنْ خَالَفَ إِحْدَي فَرَائِضِ الدِّيْنِ فَكَأَنَّمَا خَالَفَهَا جَمِيعاً
mukavemet etmek,direnmek,karşı durmak,dayanmak,karşı koymakقَاوَمَ : مُقَاوَمَةً لِ ، هُ
yontmak,karşı çıkmak,boy ölçüşmek istemek,karşı koymakبَرَي ـِـ بَرْياً ، لِ ، هُ
yontmak,karşı çıkmak,boy ölçüşmek istemek,karşı koymakإِبْتَرَي : إِبْتِرَاءً لِ ، هُ
karşı koymak,direnmek,karşı çıkmak,engel olmak,atmakنَابَذَ: مُنَابَذَةً
beye karşı çıktı,karşı geldi,isyan etti, ayaklandıخَرَجَ عَلَي الأَمِيرِ
a,e yüzleşmek,karşılaşmak,karşı durmak,karşı koymak,göğüs germekجَابَهَ : مُجَابَهَةً مَعَ
karşı koymak,direnmek,karşı durmak,inat etmekعَانَدَ : مُعَانَدَةً ، هُ
ona karşı çıktı,boy ölçüştü,karşı koyduبَرَي لَهُ
tertiplemek,tedbir,önlem,tedbir etmek,önlem, düzenlemek,işin sonunu fikir etmek,kul cariyeye müdbir olmak,ihtiyar olunacak sülük ve harekete karar vermek,tefekkür ile tasmim etmekتَدْبِيرٌ (ج) تَدَابِيرُ
Önlemتَدْبِيرٌ
önlemتدبير ، إجراء
önlemتدبير ، إحتراز ، إجراء
radikal önlemإجراء راديكالي
Önlem,tedbirتدبير
önlem olarakتَحَسُّباً
benzer önlemإِجْرَاءٌ مُمَاثِلٌ
koruyucu önlemإِجْرَاءٌ وِقائِيٌّ
Prosedür,tedbir,önlem,işlemإِجْرَاءٌ
İdare,tasarruf,tedbir,önlemتدبير
önceden alınan önlem darbesi,önleyici darbeضَرْبَةٌ إِسْتِبَاقِيَّةٌ
don ve sise karşı önlem almak (met)إتخاذ التدابير ضد الصقيع و الضباب
işlem,icra,önlem,tedbir,akıtmak,işletme,prosedür,formalite,uygulama,yürütme,infaz,uygulama,yapmak,prosedörإِجْرَاءٌ (ج) إِجْرَاءَاتٌ : تَدْبِيرٌ، تَصَرُّفٌ ، أَدَاءٌ
kötü tedbir,kötü önlemسُؤُ التَّدْبِيرِ
seçmek,kal etmek,saf ve güzide add etmek,almak,üründülemek,tercih etmek,temiz saymak,temizini almak,özünü almak,hepsini almak,bütününü almakإِسْتَصْفَي : إِسْتِصْفَاءً ، هُ
borç almak,kredi almak,ödünç almak,karz almak,zem ve gıybet etmekإِقْتِرَاضٌ (ج) إِقْتِرَاضَاتٌ
faydalanmak,yararlanmak,zevk almak,tat almak,neşe almak, keyif almakإِسْتَمْتَعَ : إِسْتِمْتَاعاً بِ
yerden tane almak,toplamak,devşirmek,çekmek,almak,çekmek,yerden toplamak,devşirip almak,birinin yanına ansızın uğrayıp onun yaptığını ve işlediğini görüp almak,yerden devşirmek,şuradan buradan almak,yayını almakإِلْتِقَاطٌ (ج) إِلْتِقَاطَاتٌ و فِي القرآن المَجِيد ِ
öc almak,intikam almak,hıncını çıkarmak,maktulun intikamını almak,katilden intikam almak,katili intikamen öldürmek,katletmekثَأَرَ ـَـ ثَأْراً
öc almak,intikam almak,ayıplamak,şiddetli nefes almak,cezalandırmak,intikam almak,bir şeyi acele yemekنَقَمَ ـِـ نَقْماً و نُقُوماً و تِنْقَاماً عَلَي ، مِنْ
temettu etmek,faydalanmak,istimta etmek,yararlanmak,istifade etmek,asılanmak,gönenmek,zevk almak,lezzet almak,tat almak,neşe almak,sahip olmak,eğlenmekإِسْتَمْتَعَ : إِسْتِمْتَاعاً بِ ، مِنْ و يُقَالُ تَمَتَّعَ بِكذَا و إِسْتَمْتَعَ بِهِ اَيْ يَنْفَعُ بِهِ وَ المَتَاعُ كُلُّ مَا يَسْتَمْتِعُ بِهِ اَيْ يَنْفَعُ بِهِ
selamlamak,öpmek,almak,teslim almak,devr almak,ele almak,el ile dokunmak,istilam etmek,yapışmak,yüz sürmek,el sürerek ziyaret etmek,ekşn başak vermekإِسْتَلَمَ : إِسْتِلاَماً
eyerti almak,ödünç almak,borca almak,geri vermek üzere bir şeyi istemekإِسْتَعَارَ : إِسْتِعَارَةً
ödünççe nesne istemek,ödünç olarak almak,borç almak, kredi almakإِسْتَسْلَفَ : إٍِسْتِسْلاَفاً مِنْ ، هُ
ödünççe nesne istemek,ödünç olarak almak,borç almak,kredi almakإِسْتَسْلَفَ : إٍِسْتِسْلاَفاً
kemiği çiğneyerek emmek,filanca kimseden malı almak,memedeki bütün sütü almak,elbiseyi çekip almakإِمْتَشَّ : إِمْتِشَاشَاً مِنْ
borç almak,kredi almak,ödünç almak,karz almak,zem ve gıybet etmek,birinin şöhretini,adını lekelemek,yermek,gıybet etmek,kabul etmekإِقْتَرَضَ : إِقْتِرَاضاً مِنْ
temettü,tat almak,haz almak,zevk almak,yararlanmak,faydalanmak,kendi nefsine kar ,fayda ve menfaat çıkarmakتَمَتُّعٌ (ج) تَمَتُّعَاتٌ
uğrulayın gelip bir şeyi almak,alıp kaçmak,kapmak,kapıp almak,aşırmak,çalmak,hile ile almak,zimmetine geçirmek,yolsuzluk etmekإِخْتَلَسَ : إِخْتِلاَساً
metمَدٌّ
kırışkan (met)ريح ، عاصفة لليح
kırışkan (met)ريح عاصفة
nemgin (far,met)رطب ، ندٍ ، مبلول
nem (far,met)رطب، عفن ، رطوبة ، ندي ، عطنة، نداوة ، بلل
sis (met)ضباب ، غطيطة ، ضبابة ، نمش
siroko (met)ريح جنوبية شرقية ، شَردٌ ، حَرور ، ريح حارّة
Kuzey (met)شمال
poyraz (met)ريح الشمال التي تهب بين مطلع الشمس و الشمال اي الجهة المقابلة للجنوب ، ريح السموم ،جهة الشمال ، ريح شمال شرقي ، هواء بحري ، ريح شرقي ، نكباء ، ريح الشمال وهي التي بين مطلع الشمس و الشمال اي الجهة المقابلة للجنوب ، شمائل ، جربيآء ، هواء ، ريح شماليّ ، هواء شمالي
sağanak (met)مطر مدرار ، وابل ، هتن ، همرة ، زخة مطر ، سحساح ، هجمة (ج) هجمات ، هلاب ، هلابة ، غزير ، زخة ، رخة ، رهمة ، شؤبوب ، هبة ريح ، زوبعة ، عاصف ، هتن
donma (met)جمود اِنجماد ، تجمد
lodos (met)صابئة ، ريح قبلية غربية ، ريج الجنوب ، ريح غربي جنوبي ، ريح غربي ، هواء قبلي ، ريح قبلي ، دبور ، رياح جنوبية شرقية ، ريح جنويبة غربية
elnino (met)النينو
fırtına (met)عاصفة ، إعصار ، نوء ، زوبعة ، فرتينة
popa (met)الريح التي تهب من خلف السفينة ، مؤخرة السفينة ، دبر
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid